26 Mayıs 2008 Tarihinde Eklenen Konular
FLUOR. Halojen serisi (klor, brom ve iyot'un bulunduğu grup) elementlerinden biridir; kemik ve dişlerin doğal olarak bileşiminde bulunur. Günümüzde, fluor ile ilgili tartışmalardan en büyüğü, diş çürümelerinin önlenmesi için içme sularına fluor eklenip eklenmemesi konusunda yapılmaktadır. İçinde, milyonda bir oranında fluor bulunan su kullananların dişlerinin çürüme olağanlığının,fluorsuz su kullananlarınkinden daha...
FLATULANS. Mide veya barsaklarda mideye geren, karında gurultulara neden olan, dolgunluk ve rahatsızlık duygularını yaratan gaza veya anus'tan ya da ağızdan (geğirme şeklinde) hava çıkartılmasına verilen addır. Flatulans vakalarının çoğunda neden, hastanın havayı dışarı atmaya gayret etmesi sırasında hava yutmasıdır. Bu duruma yatkınlık, genellikle sindirim bozukluğundan doğ-maktaysa da, havanın yutulmasından...
FİSTÜL. Doğal bir boşlukla, vücut yüzeyi veya iki doğal boşluk arasındaki anormal geçittir. (Barsak ve deri yüzeyi ya da mesane ile barsak arası gibi). Bu durum, doğuştan olabilir bademcik bölgesiyle boyun yüzeyi arası fistüllü doğan çocuklarda olduğu gibİ veya bir kanalın tıkanması sonucu oluşabilir tükürük kanalının tıkanması sonucu tükürüğün yanak...
FİSSÜRÜN Nedeni: Ağızda, çeşitli etkenlerle, ufak fissürler belirebilir. Bunlar, ağızla birlikte devamlı hareket halinde olduklarından ve içinde bakteri bulunan tükürükle bulaştıklarından, iyileşmeleri uzun sürer. Özellikle, soğuk havalarda, ağız fissürlerine sık rastlanır. Anus fissürleri, genellikle katı ve sert dışkının, anus mukozasını yırtmasıyla oluşur. Her dışkı çıkışında, oluşmuş bir fissür yeniden açılır ve...
FİLARYAZİS. Filarya adı verilen çok küçük solucanların yaptığı bir enfeksiyondur. Bu solucanlar, 2-50 cm. uzunluğunda, kalınca bir iplik inceliğindedir. Erişkin dişi filarya'dan, kanda dağılan ve mikrofilarya adı verilen larvalar çıkar. Enfekte bir kişiyi sokan bir böcek, bu mikrofilaryaları da emer ve mikrofi-laryalar, böceğin içinde filarya haline gelirler. Şimdi, filaryaları taşıyan...
FİBROKİSTİK HASTALIK. Aralarında kistik boşluklar bulunan bağdokunun aşırı büyümesi şeklinde beliren bir hastalıktır. Pankreas'ın fibrokistik hastalığı, karışık kalıtsal bir durumdur ve hastadaki diğer anormallikler bu duruma eşlik eder. Hastalık, karaciğeri de tutar. En kötüsü, hastada devamlı olarak akciğerin stafilokok enfeksiyonu görülür ve hastanın düzenli olarak antibiyotik kullanması gerekir; buna rağmen,...
FITIK (Herni). Bir organın tamamının veya bir kısmının, normalde içinde bulunduğu vücut bölmesinden dışarı çıkmasıdır. İnsan vücudunda, baş, göğüs ve karın gibi belirli bazı bölmeler vardır. Birkaç bölmeden birden geçen önemli oluşumlar da bulunur: Kan damarları karından bacaklara, spermatik kordon karından testise, ösofagus da göğüsten karın üst bölümüne geçer. Bu...
FETUS. Ana rahminde bulunan çocuğa, insana benzer şekle gelişiyle, doğuşu arasındaki sürede verilen addır. Bu devreden önce ise, gelişmekte olan bu organizma, cenin adını alır. Yumurta, fallop borusunda (bkz.) döllenir ve ilk hafta içinde rahim boyu 12,7 mm.'yi bulur. 4'üncü hafta sonunda, cenin; virgülü andırırcasına bükülür ve üzerinde, kulak, kol...
FENİTOİN SODYUM (Eqanutin, Me-santoin). Sara vakalarında kullanılan bir antikonvülsif ilaçtır. Fenobarbiton'dan az uyku hali verir. Vakaların çoğunda, fe-nobarbiton'la bir arada kullanılır. Her iki ilacın dozu, vakanın özelliğine göre ayarlanır. Fenitoin, bazı trigeminus nev- raljisi vakalarında da yararlıdır. Tek yan etkisi, dişetlerinin kalınlaşıp, şişmesidir. FENOBARBİTON. Sara tedavisinde ve sakinleştirici olarak kullanılan...
FENİLKETONÜRİ. Fenilalanin adlı amino asit metabolizması bozukluğuna bağlı olan bir hastalıktır ve genellikle, zekâ geriliği ile birlikte görülür. Bu amino asit'in değişimi için gerekli enzimin yokluğundan, fenilalanin vücutta anormal derecede fazla miktarda bulunur. Hasta, açık renkli, sarı saçlı ve mavi gözlüdür, çünkü, fenilalanin'in renk maddesine dönüşmesi normalde olduğundan daha azdır....
İlaçların özelliklerini ve etki şekillerini inceleyen bilimdir. Çok eski çağlardan beri doktorları ilgilendiren bu bilimin alanı, günümüzde çok değişmiştir. Geçmişte, dışkı, taze ve kuru sebze, herhangi bir ölmüş organizma ve diğer bu gibi garip cisimler, ilaç yerine geçmekteydi. Kipling de, "küfte yeşeren her şey, dedelerimizce makbul ilaçtı" demektedir. Yüzyıllarca tanınan,...
