29 Mayıs 2008 Tarihinde Eklenen Konular

KARNABAHAR KULAK (Güreşçi ku­lağı). Kulağa gelen bir darbe, kulak kıkırdağıyla, kıkırdağı örten zar (perikondr) arasında, kanamaya neden olabilir. Ku­lakta, hiçbir basınç ya da hareket olma­dığında, bu duruma müdahale edilmezse, biriken kan dağılamaz ve bağdokusuna dönüşüp, kulakta şekil bozukluğuna yol açar. Bu görünümdeki kulak, karnabaha­rı andırdığından, "karnabahar kulak" adını alır. Tedavi: Oluşmuş...
KARIN YARALANMALARI. Karın ön duvarı kuvvetli bir koruyucu tabaka olması nedeniyle, günlük yaşamda, iç organları etkileyebilen ciddi karm yara­lanmalarına çok seyrek rastlanır. Bu tip yaralanmalar, daha çok trafik kazala­rında, ezilmelerde ve yüksek yerlerden düşmelerde görülür ve bu durumlarda karaciğer veya dalak parçalanabilir. Bü­yük bir kan damarının yırtılması halin­de, müdahaleye vakit...
KARIN (Batın). Gövdenin göğüs ve pel-vis bölgeleri arasındaki bölümüdür. Gö­ğüsten, bir kas bölme yapan diyafram ile ayrılmış olan karnın, alt bölümünde pelvis boşluğu ile devamlılığı vardır.. Ar­kadan, belkemiği ve alt kaburgalar ta­rafından iyice korunmuş olmakla bera­ber, ön ve yanlarda yalnız kas tabaka­ları ile yanlarda, transvers, iç ve dış oblik kaslar...
KARBONMONOKSİT. Çeşitli kaynak­lardan (örneğin, otomobil egzozlarından) çıkan öldürücü bir gazdır. Öldürücülüğü, kan hemoglobiniyle, oksijenden 200 misli fazla birleşme yeteneğinden doğar; ayrıca, dokulara oksijen verilmesini önler. Bundan ötürü, havada bolca karbonmonoksit varlığı, kanda belirli bir yo­ğunluğa ve kimyasal asfiksiye (oksijen­sizliğe) yol açar: % 0,2 tehlikeli, % 0,4 ise bir saatte öldürücü...
KARACİĞER İLTİHABI (Hepatit). Genellikle, enfeksiyöz hepatit için kulla nılan bir addır ve sarılıkla birlikte görü­len karaciğer enfeksiyonu anlamına ge­lir. Nedeni: Hastanın dışkısıyla bulaşmış yiyecekteki virüsün yaptığı bir enfek­siyondur. Buna çok benzer bir durum, kan naklinde kullanılan kan ya da se­rumla ve hasta kişide kullanılmış iğne ve şırıngalarla nakledilen ve homolog serum...
KARACİĞER HASTALIKLARI. Bu hastalıklar, özel başlıkları altında anla­tılmakla beraber (bkz. özellikle, Sarılık, Kolesistit) birkaç genellemeden söz edi­lebilir. Karaciğer, vücudun çok önemli bir organıdır. Buna rağmen, bu organın ken­di kendini yenileme yeteneği ve kara­ciğer dokusunun, gerekenden çok fazla miktarda bulunması, karaciğer hastalık­larının sonuçlarının, umulduğu kadar ağır olmamasının nedenleridir. Genellik­le, karaciğer hastalıkları, diğer...
KARACİĞER. Karaciğer, vücudun en büyük organıdır. Anatomisi: Diyaframın altında, sağda bulunan karaciğerin ön yüzünü kabur­galar örter ve üst kubbesi, altıncı ka­burgaya ulaşır. Yaklaşık olarak 1500 gr. ağırlığında, yumuşak bir organdır. Ta­nımlamada kolaylık sağlamak için dört parçaya bölünmekteyse de, aslında bir bütündür. Karaciğere kan, karın aortu­nun bir dalı olan hepatik atardamar,...
KANLANAMAMA (İskemi). Kan da­marlarının geçici daralması, ya da has­talığı sonucu, vücudun belirli bir bölge­sinin yeterli kanlanamamasıdır. Bu du­rum, kan dolaşımının genel yetmezliği sonucu ortaya çıkarsa, genel kansızlık ve ölümle sonuçlanır. Değişik dokuların, kansızlığa dayan­ma süresi farklıdır. Örneğin, beyin do­kusu, beş dakikadan fazla süren iskemi sonucu düzelemeyecek şekilde bozulur­ken, deri, bu duruma,...
KANCALI SOLUCAN. İnsanları enfek­te edebilen kancalı solucanlar, Ankylos- toma duodenale ve Necator americanus' tur. Her ikisi de ufak (10 mm. kadar uzun) olup, barsaklarda, kan emerek ya­şarlar. Nedeni: Kancalı solucanların yumur­taları barsaktan dışarı çıktıkları zaman, larva haline gelebilmeleri için, nemli, donmayan yerlere gerek vardır. Bu lar­valar, insan derisini delip, içeri girebil­diklerinden,...
KAN ZEHİRLENMESİ. Bu deyim, kanda, bakteri, bakteri toksinleri ya da enfekte maddenin bulunması halinde kul­lanılır.Nedeni: 1. Bakteryemi: Kan dolaşı­mım istila edebilecek şiddette bir bak­teri enfeksiyonunda, bu hal ortaya çıkar. 2. Septisemi: Bakteri toksinlerinin kan dolaşımına katılması halidir. 3. Piyemi: Enfekte pıhtı ya da cerahat parçacıklarının, kan dolaşımında bulun­masıdır. Belirtileri: Kıpkırmızı döküntü,...
Oldukça karma­şık bir olaydır. Aslında, dolaşımdaki fib-rinojen adlı bir madde, pıhtının çerçe­vesi olan, erimeyen fibrin'e değişir. Şim­diye kadar, pıhtı oluşumunda etkili 13 faktör bulunmuştur: Bunların hepsinin düzenli çalışması halinde, dolaşımda bu­lunan protrombin adlı faktör, zedelenen dokudan açığa çıkan ve tromboplastin adını alan maddece, trombin'e değiş­mekte, bu da fibrinojen'in fibrin'e dö­nüşmesinde...
KAN TÜKÜRME (Hemoptizi). Solu­num sisteminden (gırtlak, trakea, bronş veya akciğerler) doğan kan tükürme. Ger­çek hemoptizi, belki akciğer veremi, kal­bin valvüler hastalığı veya kalp yetmez­liği (özellikle mitral stenoz ve sol karın­cık yetmezliği), bronşektazi, pulmoner enfarktüsü (akciğerlerde bir kan pıhtısı), zatüre, bronş veya akciğerlerde tümör­ler, abse veya gangren, yaralar ve sey­rek görülen...
Sayfa başına git