KARNABAHAR KULAK

KARNABAHAR KULAK (Güreşçi ku­lağı). Kulağa gelen bir darbe, kulak kıkırdağıyla, kıkırdağı örten zar (perikondr) arasında, kanamaya neden olabilir. Ku­lakta, hiçbir basınç ya da hareket olma­dığında, bu duruma müdahale edilmezse, biriken kan dağılamaz ve bağdokusuna dönüşüp, ... DEVAMI...>>

KARIŞIM

KARIŞIM. Çeşitli ilaçların, genellikle su içinde karıştırılmasıdır. Modern eğilim, bir özel ilacın kullanılması şeklinde ol­makla beraber, bazı özel vakalar, karı­şım kullanılmasını gerektirir. Karışım ya­pılması, ayrıca mide-barsak hastalıkla­rında ve tablet yutamayan çocuklarda ve yetişkinlerde yararlı olur. ... DEVAMI...>>

KARINDA SIVI TOPLANMASI

KARINDA SIVI TOPLANMASI. Ka­rın periton boşluğu içinde sıvı birikme-sidir. Kan damarlarından sıvı sızmasına neden olan kalp, böbrek ve karaciğer hastalıklarında oluşup, karnın şişmesine neden olur. Bu sıvı birikimi çok fazlala-şırsa, parecentesis abdominis denen bir operasyonda, ... DEVAMI...>>

KARINCIK

KARINCIK (Ventrikül). Küçük odacık şeklinde kapalı bölme. Kalpte ve beyinde bulunanlar gibi. Bu Sayfayı Arkadaşlarınıza Gönderin..! DEVAMI...>>

KARINCA ASİDİ

KARINCA ASİDİ (Formik asit). Karın­ca, an, eşekarısı gibi böceklerin ısırık­larında bulunan bir maddedir. Geçmişte "doğal" maddelerin, bileşim olanlara üs­tünlüğü ve ayrıca bu maddenin bulun­duğu böceklerin aşın hareketliliği düşü­nülerek, hastaya da benzer hareket ser­bestliği verebilmek amacıyla, ... DEVAMI...>>

KARIN YARALANMALARI

KARIN YARALANMALARI. Karın ön duvarı kuvvetli bir koruyucu tabaka olması nedeniyle, günlük yaşamda, iç organları etkileyebilen ciddi karm yara­lanmalarına çok seyrek rastlanır. Bu tip yaralanmalar, daha çok trafik kazala­rında, ezilmelerde ve yüksek yerlerden düşmelerde görülür ... DEVAMI...>>

KARIN

KARIN (Batın). Gövdenin göğüs ve pel-vis bölgeleri arasındaki bölümüdür. Gö­ğüsten, bir kas bölme yapan diyafram ile ayrılmış olan karnın, alt bölümünde pelvis boşluğu ile devamlılığı vardır.. Ar­kadan, belkemiği ve alt kaburgalar ta­rafından iyice korunmuş olmakla ... DEVAMI...>>

KARDİYOSPAZM

KARDİYOSPAZM. Yemek borusuyla mide arasında yer alan sfinkter (bkz.) in kasılması. Besinlerin yemek borusun­da birikmesine yol açar. Hastanın yakın­maları psikolojik olarak değerlendirile­bilir. Bu hataya düşmemek gerekir. Bu Sayfayı Arkadaşlarınıza Gönderin..! DEVAMI...>>

KARDİYOGRAM

KARDİYOGRAM. Kalp çalışmasını saptayan alet olan kardiyografın çizdiği eğridir, Elektrokardiyogram. Bu Sayfayı Arkadaşlarınıza Gönderin..! DEVAMI...>>

KARBONTETRAKLORÜR

KARBONTETRAKLORÜR. Endüstri­de, yangın söndürücülerinde ve evlerde kuru temizlemede kullanılan, çok uçucu bir eriticidir. Buharı zehirlidir: Karın ağrısına yol açar, fakat en tehlikeli et­kisi, böbreklere zarar verip, akut yet­mezliğe yol açmasıdır. Yangın söndürü­cü olarak kullanılırken, sıcak ... DEVAMI...>>

KARBONMONOKSİT ZEHİRLEN­MESİ

KARBONMONOKSİT ZEHİRLEN­MESİ. Baş ağrısı, görme bozuklukları, uyku hali, mental konfüzyon ve koma gibi belirtilerle kendini gösterir. Kalıcı beyin hasarı oluşabilir. Mekanik solunum aracıyla saf oksijen solunumu yaptırılır. Bu Sayfayı Arkadaşlarınıza Gönderin..! DEVAMI...>>

KARASU HUMMASI

KARASU HUMMASI. Habis, tersian (falciparum) sıtması olup da, kininin te­davi edemediği birkaç kriz geçirmişlerde görülen bir durumdur. Nedeni: Tam olarak bilinmemekte­dir. Ani oluşan alyuvar yıkımı ve bun­ların renk maddesinin açığa çıkması, be­lirtilerin nedenidir. Belirtileri: Karasu humması, ... DEVAMI...>>

KARBONMONOKSİT

KARBONMONOKSİT. Çeşitli kaynak­lardan (örneğin, otomobil egzozlarından) çıkan öldürücü bir gazdır. Öldürücülüğü, kan hemoglobiniyle, oksijenden 200 misli fazla birleşme yeteneğinden doğar; ayrıca, dokulara oksijen verilmesini önler. Bundan ötürü, havada bolca karbonmonoksit varlığı, kanda belirli bir yo­ğunluğa ... DEVAMI...>>

KARBONDİOKSİT BİRİKİMİ

KARBONDİOKSİT BİRİKİMİ. Hasta­nın kanındaki karbondioksit miktarı art­tığı takdirde baş ağrısı, kas seyirmeleri, konfüzyon, halüsinasyon gibi belirtiler ortaya çıkar. Bazı vakalarda kafa içi ba­sıncının artmasına ait bulgular kendini gösterir. Tedavi, oksijen solutulması şek­lindedir. Bu Sayfayı Arkadaşlarınıza Gönderin..! DEVAMI...>>

KARBONDİOKSİT

KARBONDİOKSİT. Vücutta oksijen yakılması sonucu, dokularda karbon­dioksit oluşur. Kanla akciğerlere taşman bu gaz, verilen soluk havasıyla vücuttan atılır. Anestezide, oksijenle karbondiok­sit, solunumu uyarmak amacıyla kulla­nılır, çünkü karbondioksit fazlalığını hisseden vücut, solunumu hızlandırıp, oksijenkarbondioksit dengesini koruma­ya ... DEVAMI...>>

KARBOKSİHEMOGLOBİN

KARBOKSİHEMOGLOBİN. Karbonmonoksitle hemoglobinin birleşmesi ile meydana gelen dayanıklı bileşik. Bu du­rumda alyuvarlar, oksijen taşıma yete­neklerini yitirir. Bu Sayfayı Arkadaşlarınıza Gönderin..! DEVAMI...>>

KARANTİNA

KARANTİNA. Bulaşıcı hastalığı oldu­ğu, ya da böyle bir hastalıkla temas et­tiğinden kuşkulanılan kişilerin ayrılma­sıdır. Şiddetli bir enfeksiyon salgını olan yerden gelen ya da yolcuları arasında bulaşıcı hastalık olan gemiler de karan­tinaya alınabilir, bkz. Enkübasyon Devri.Tedavi: ... DEVAMI...>>

KARAKTER

KARAKTER. Kişiliğin başkaları tara­fından sosyal, etik ve moral kriterlerle ilgili olarak değerlendirilmesidir. Böyle­ce kişinin toplumsal ortama olan uyum derecesini yansıtır. Bu Sayfayı Arkadaşlarınıza Gönderin..! DEVAMI...>>

KARACİĞERİN YASSI PARAZİTLE­Rİ

KARACİĞERİN YASSI PARAZİTLE­Rİ. Bunlar, Clonorchis, Fasciola ve Opisthorcis olup, karaciğerde yerleşir ve safra yollarını tıkarlar. Clonorchis, özel­likle Uzakdoğu'da, çiğ balık yenen yer­lerde bulunur. Fasciola, koyun karaci­ğeri yassı parazitidir ve koyun pisliği bulaşmış sebzelerin yenmesiyle insan ... DEVAMI...>>

KARACİĞER ÖZÜ

KARACİĞER ÖZÜ. Pernisyöz anemi ve diğer makrositer anemilerin (bkz. Anemi) tedavisinde kullanılır. Zerk ha­linde uygulanır. Diğer kansızlık çeşitle­rinde yararsızdır. Bu Sayfayı Arkadaşlarınıza Gönderin..! DEVAMI...>>

KARACİĞER İLTİHABI

KARACİĞER İLTİHABI (Hepatit). Genellikle, enfeksiyöz hepatit için kulla nılan bir addır ve sarılıkla birlikte görü­len karaciğer enfeksiyonu anlamına ge­lir. Nedeni: Hastanın dışkısıyla bulaşmış yiyecekteki virüsün yaptığı bir enfek­siyondur. Buna çok benzer bir durum, kan naklinde kullanılan ... DEVAMI...>>

KARACİĞER İLAÇLARI

KARACİĞER İLAÇLARI, Kara­ciğer Hastalıkları. Bu Sayfayı Arkadaşlarınıza Gönderin..! DEVAMI...>>

KARACİĞER HASTALIKLARI

KARACİĞER HASTALIKLARI. Bu hastalıklar, özel başlıkları altında anla­tılmakla beraber (bkz. özellikle, Sarılık, Kolesistit) birkaç genellemeden söz edi­lebilir. Karaciğer, vücudun çok önemli bir organıdır. Buna rağmen, bu organın ken­di kendini yenileme yeteneği ve kara­ciğer dokusunun, gerekenden çok ... DEVAMI...>>

KARACİĞER EKSTRESİ

KARACİĞER EKSTRESİ. Kara­ciğer Özü. Bu Sayfayı Arkadaşlarınıza Gönderin..! DEVAMI...>>

KARACİĞER BÜYÜMESİ

KARACİĞER BÜYÜMESİ (Hepatome-gali). Başka organların ve/veya kendisi­nin çeşitli hastalıkları nedeniyle, kara­ciğerin kitlesinde meydana gelen artış. Normalde karaciğerin alt kenarı, sağ en alt kaburga kenarından daha aşağıya in­mez. Bu Sayfayı Arkadaşlarınıza Gönderin..! DEVAMI...>>

KARACİĞER

KARACİĞER. Karaciğer, vücudun en büyük organıdır. Anatomisi: Diyaframın altında, sağda bulunan karaciğerin ön yüzünü kabur­galar örter ve üst kubbesi, altıncı ka­burgaya ulaşır. Yaklaşık olarak 1500 gr. ağırlığında, yumuşak bir organdır. Ta­nımlamada kolaylık sağlamak için dört ... DEVAMI...>>

KARABASAN

KARABASAN (Kâbus). Korkunç düş. Sık görülür ve kişiyi fazla rahatsız eder­se; ruh hekiminin yardımı gerekebilir. Bu Sayfayı Arkadaşlarınıza Gönderin..! DEVAMI...>>

KARA DIŞKI

KARA DIŞKI (Melena). Barsak ya da midedeki kan (bkz. Ülser) veya ilaç ola­rak alınmış demir, bizmut ve bazı kırmı­zı şaraplardan ötürü oluşan kara dışkıdır. Bu Sayfayı Arkadaşlarınıza Gönderin..! DEVAMI...>>

KAPSÜL

KAPSÜL. Bir eklemi çevreleyen bağlar; bazı iç organların en dış yüzeyini kapla­yan kılıf; toz şeklindeki bazı ilaçların içine konduğu jelatinden yapılma muha­faza. Bu Sayfayı Arkadaşlarınıza Gönderin..! DEVAMI...>>

KAOLEN

KAOLEN. Toz haline getirilmiş ve ku­mundan ayrılmış, alüminyum silikattır. Yara tozu, ağızdan ishal ilacı ve kaolen lapası (kaolen, asid borik, metol salisi­lat, nane ve timol yağlan ve gliserin ka- rışımı) halinde kullanılır. Bu, en emin ... DEVAMI...>>

KANÜL

KANÜL. Vücuda bir sıvı vermek ya da vücut boşluklarında birikmiş sıvıları dı­şarıya almak amacıyla kullanılan içi boş tüp. Bazen içerisinde sivri bir mandren bulunur, böylece girişi kolaylaşır. Bu Sayfayı Arkadaşlarınıza Gönderin..! DEVAMI...>>

KANTUS

KANTUS. Gözkapaklarınm birleşme ye­rinde meydana gelen açı. İç yanda olan nazal, dış yanda olansa temporal kantus olarak adlandırılır. Bu Sayfayı Arkadaşlarınıza Gönderin..! DEVAMI...>>

KANTARİDLER

KANTARİDLER. Kurutulmuş İspanyol sineği (Cantharis vesicatoria) nin tozu­dur. İçindeki kantaridin adlı aktif mad­de, deride kabarcıklar oluşturduğundan, geçmişte, karşıt tahriş edici (bkz.) olarak kullanılmaktaydı. Günümüzde, başka maddelerle karıştırılıp, saç toniği olarak işe yaramaktadır. Çok eski yıllardan ... DEVAMI...>>

KANLANAMAMA

KANLANAMAMA (İskemi). Kan da­marlarının geçici daralması, ya da has­talığı sonucu, vücudun belirli bir bölge­sinin yeterli kanlanamamasıdır. Bu du­rum, kan dolaşımının genel yetmezliği sonucu ortaya çıkarsa, genel kansızlık ve ölümle sonuçlanır. Değişik dokuların, kansızlığa dayan­ma süresi farklıdır. ... DEVAMI...>>

KANDİDA

KANDİDA (Candida). Bir çeşit mantar. İplikçikleri olan ve bira mayasını andı­ran bir migroorganizma. İnsan vücudunun iç ve dış kısımlarında çeşitli belir­tilerle seyreden rahatsızlıklara yol açar. Bu Sayfayı Arkadaşlarınıza Gönderin..! DEVAMI...>>

KANCALI SOLUCAN

KANCALI SOLUCAN. İnsanları enfek­te edebilen kancalı solucanlar, Ankylos- toma duodenale ve Necator americanus' tur. Her ikisi de ufak (10 mm. kadar uzun) olup, barsaklarda, kan emerek ya­şarlar. Nedeni: Kancalı solucanların yumur­taları barsaktan dışarı çıktıkları zaman, larva ... DEVAMI...>>

KAN ZEHİRLENMESİ

KAN ZEHİRLENMESİ. Bu deyim, kanda, bakteri, bakteri toksinleri ya da enfekte maddenin bulunması halinde kul­lanılır.Nedeni: 1. Bakteryemi: Kan dolaşı­mım istila edebilecek şiddette bir bak­teri enfeksiyonunda, bu hal ortaya çıkar. 2. Septisemi: Bakteri toksinlerinin kan dolaşımına ... DEVAMI...>>

KAN PIHTILAŞMASI

Oldukça karma­şık bir olaydır. Aslında, dolaşımdaki fib-rinojen adlı bir madde, pıhtının çerçe­vesi olan, erimeyen fibrin'e değişir. Şim­diye kadar, pıhtı oluşumunda etkili 13 faktör bulunmuştur: Bunların hepsinin düzenli çalışması halinde, dolaşımda bu­lunan protrombin adlı faktör, zedelenen ... DEVAMI...>>

KAN TÜKÜRME

KAN TÜKÜRME (Hemoptizi). Solu­num sisteminden (gırtlak, trakea, bronş veya akciğerler) doğan kan tükürme. Ger­çek hemoptizi, belki akciğer veremi, kal­bin valvüler hastalığı veya kalp yetmez­liği (özellikle mitral stenoz ve sol karın­cık yetmezliği), bronşektazi, pulmoner enfarktüsü (akciğerlerde ... DEVAMI...>>

KAN ŞEKERİ