Archive for Mayıs 2008
You are browsing the archives of 2008 Mayıs.
You are browsing the archives of 2008 Mayıs.
Tabii doğuma olanak bulunmadığı ve bebeğin anne karnında ölmüş olduğu durumlarda kolayca dışarıya çıkarılabilmesi için; özel gereçler yardımıyla kesilerek parçalanması.
Bebeğin ana karnındaki ilk gelişim süreci içerisinde baş-gösteren ve hastalıklarla sonuçlanabilen değişikliklere yol açan durumları tanımlamak için kullanılan genel bir deyim. Anne ve bebeği arasındaki kan uyuşmazlığı, bazı enfeksiyon hastalıkları, çeşitli ilaçlar nedeniyle meydana gelebilir.
Kan dolaşımına, vücudun başka bir bölgesinden karışan maddeyle bir atardamarın tıkanmasıdır. Bu madde, bir kan pıhtısı parçası (kalbin hasta bir kapağından, trombuslu bir toplardamardan kopmuş olabilir), bir tümör parçası, bakteri kitlesi, yağ damlacıkları veya hava kabarcıkları olabilir. Embo-lizmin sonucu anidir ve bir doku bölümünün kanlanması durur, o doku ölüp yumuşar; bu ölen bölümün dirimsel önemi [...]
Zekâ geriliğinin en önemli ikinci derecesidir. Embesilitenin altındaki zekâ geriliği idyosi adını alır. Embesilitenin yasal olarak tanımı: “Doğuştan ya da çok erken çocukluk dönemlerinden beri varolan, idyosiliğe kadar varmayan; fakat kendilerini ya da işlerini yönetmekten yoksun olan; kişi çocuk ise, bunların öğretilmesini engelleyen zekâ geriliği”dir. Embesilite türü zekâ geriliği için bazı ülkelerde “orta derecede zekâ [...]
Su, alkol, tat verici madde veya bir ilaçtan yapılmış tatlı bir şuruptur.
Bir bileşimi oluşturan yapı maddelerinden her biri. Bu basit yapı maddeleri bir araya gelerek çeşitli bileşikler meydana getirebilme özelliğine sahiptir.
ELEKTROŞOK TEDAVİSİ (Elektro-konvülsif tedavi). 1934′te, Budapeşteli von Meduna, psikiyatride şok tedavisini uygulamaya başladı. Bu tedavide şok, ilaçla sağlanmaktaydı. Sonraları İtalyan Carletti, şoku elektrik akımıyla verme yöntemini buldu. Şok tedavisi veya diğer deyimiyle, “konvülsif tedavi”nin tarihçesi ilginçtir: Von Meduna, şizofreni ve saranın karşıt iki hastalık olduğuna inanmakta ve birinin varlığında diğerinin var olamayacağını söylemekteydi. (Bu inanç, [...]
ELEKTROMİYOGRAFİ (E.M.G.) Kas kasılması sırasında elektrik potansiyel farkları oluşur. Bunlar, elektrotlarca alınabilir ve kâğıt üzerine çizilen çizgiler, elektromiyogram adını alır.
Elektrik gücünden yararlanarak bir kimyasal eriyiğin içerisinde yer alan metallerin ayrılması ya da, yine elektrik akımından yararlanarak kılların ortadan kaldırılması (epilas-yon) anlamında kullanılan bir deyim.
Tuzlarının, iyonlarının elektrik akımı iletebilmesinden ötürü, içinden elektrik akımı geçirebilen bir eriyiktir (çözeltidir). Akımın, pozitif kutup olan anottan, negatif kutup olan ka-tota geçişi sırasında, elektrolit iyonlarına ayrılmakta ve ayrılan iyonlar, elektrotlarda birikmektedir.
ELEKTROENSEFALOGRAFİ (E.E. G.). Kafa derisi yüzeyine konan elektrotlar, beyin çalışmasından doğduğu sanılan potansiyel farklarını alabilmektedir. Bu elektrik akımlarının nasıl oluştuğu tam olarak açıklanamamaktaysa da, elde edilen şekiller, teşhise yardım edebilecek nitelikte belirli ve özeldir. Bununla birlikte, E.E.G.’nin tek başına, bütün diğer teşhis yöntemlerinin yerini alarivasyonlar kullanılır. Kaydedilen çizginin şeklinden, teşhis konur.
Elektrik akımını vücuda ileten ve vücuttan dışarıya alan plak ya da iğne biçimindeki iletken bölümler. Kalp elektrosu çekilirken elektrodlar göğüs, kol ve bacaklara yaslandırılır.
Bu kazalar, elektrik akımı ya da şimşekle oluşur ve ortaya çıkan durum, çeşitli faktörlerle bağlıdır (akımın voltajı gibi). Amperaj, voltajdan önemlidir ve alternatif akım, doğru akımdan zararlıdır. Kuru kumaşlardan geçen akım, ıslak kumaşlardan geçen veya doğrudan çıplak deriye rastlayan akım kadar tehlikeli değildir. Bütün akımlar, vücut toprağa bağlı olduğu zaman daha tehlikeli olur, kauçuk tabanlı [...]
Gebelikte, yaşlılıkta ve bacak derin toplardamarının tromboz sonucu tıkanmasıyla oluşan varis vakalarında kullanılan çoraplardır. Bu çoraplarm bacağa tam uyması gereklidir ve uzmanın bu durumu kontrol etmesi uygundur.
(Carpus). El ile önkol arasında yer alan; iki sıraya dizilmiş 8 kemikten oluşan kısım.
İnsan elinde, başparmağın, diğer parmaklarla karşılıklı iş görüp, ufak cisimleri ele alabilmesi yeteneği, insan türünün bir özelliğidir ve bunun için de el, çok duyarlı ve karışık bir alet görevini yapmaktadır. Eli temsil eden alan, insan beyninde, diğer hayvanlarda olduğundan daha geniştir ve beyinde bir bozukluğun ilk belirtilerinden biri, el parmak hareketlerinin eskisi kadar kolay olmamasıdır. [...]
Cinsel ilgi toplamak amacıyla vücudu başkalarına göstermektir. Bu, bazen cinsel organların gösterilmesi şeklinde de olabilir, bkz. Teşhircilik.
EKZANTEM;Bazı mikroplu ateşli hastalıklarda görülen deri döküntüsüdür.
Konak organizmanın iç organlarına değil de, dış yüzeyine yerleşerek yaşamını sürdüren asalak; bit ve kene gibi.
Ektoderm’e ait dokuların hakim olduğu bir vücut yapısıdır. Kas ve kemik kitlesine göre, çok fazla yüzey alanı vardır, yani kişi, çok ince, zayıf görünümündedir, bkz. Endomorf, Meso-morf.
Kılcal damarların çeperlerinden dokulara sıvı (serum) sızması. EKTODERM. Embriyon, üç ilkel tabakadan oluşur. Bunlar, ektoderm, mezoderm ve endoderm’dir. Ektoderm’den deri, sinir sistemi ve özel duyu organları oluşur.
Kalp vuruşu normal olarak düzenlidir. Sinoatrial adı verilen ve sağ kulakçıkta bulunan vuru düzenleyici, kulakçıklardan geçen bir kasılma dalgasını başlatan uyarım gönderir. Bu kasılma, sağ kulakçıkla sağ karıncık arasındaki deliği kapatan triküspit valvülün (üçlü kapakçık) yanındaki başka bir özel hücre grubu olan atriyoventriküler düğüme ulaşınca, bu düğümün özel bir kas lifleri demetinde (his demeti) başlattığı [...]
Motor sinirler (kasları oynatan sinirler) genellikle beyin kabuğundan omuriliğe uzanırlar ve omurilik içinde de kortikospi-tal veya piramidal traktus adını alan belirli yoldan (sinir lifleri demetlerinin oluşturdukları yoldan) giderler. Bu yola “piramidal” adının verilmesinin nedeni, sinir liflerinin beyin medullasmdan (bkz. Medulla) geçerken, beyin ön yüzeyinde piramit şeklinde bir çıkıntı yapmalarıdır. Piramidal yol, beyinle kaslar arası tek [...]
Damar lezyonları, beyindeki bazal gangrlionların dejenerasyonu, zehirlenmeler (karbonmonoksit) gibi nedenlere bağlı olarak meydana gelen ve kas sertliği, knordinasyonsuz hareketler, tükürük akması, diskinetik belirtilerle kendini gösteren bir grup rahatsızlık. Parkinso-nizm, bu çeşit rahatsızlıklardandır.
Beyin, üç zar tarafından kaplanmıştır. Bu zarların en dışta olanı dura materdir. Dura mater, kafatasının iç yüzüne sıkıca yapışıktır ve içinden kan damarları ve özellikle, Dura-dışı kanama, Ekstradural Kanama. şakak bölgesinde orta meninks atardamarı geçer. Şakak bölgesine gelen şiddetli bir darbe sonucu ya da kafatsı kırığını takiben kırık çizgisinin şakak bölgesine uzanması halinde bu orta [...]
Hastanın kendisini neşeli, mutlu, dertsiz ve gayet sakin hissetmesi, LSD gibi uyuşturucu madde alanlarda ve şizofreniklerde sık görülebilen bir durum.
Bakterilerce salgılanıp, bakteriden uzakta bulunan dokuları yıkan toksindir (zehirdir). Eksotoksinler, genellikle bazı özel dokulara özgüdür. Örneğin, tetanoz’da eksotoksin, sinir sisteminin motor bölümünü etkiler. Eksotoksinler, formaldehidle karıştırılıp ısı-tılırsa, zehirlilikleri yok olur, fakat antijen yapıları kalır ve böylelikle aktif bağışıklık mümkün olur. Bu işlemin uygulandığı eksotoksin, toksoid adını alır ve hastaya zerk edildiğinde, hastanın kendi antitoksinleri oluşur. [...]
Delilik nedenini şeytana bağlayan ve iyileşme için bunun kovulması gerektiğini savunan inanış. Ortaçağlarda Engizisyon mahkemeleri bu görüşe dayanarak, şeytanı kovmak için pek çok kişiyi yanarak ölüme mahkûm etmiştir. Siyah ırkta ve Afrika’nın çoğu bölgelerinde, bu çeşit inanış hâlâ hakimdir.
Göz küresinin, yuvasından dışarı doğru çıkık durumda olması hali. Guatr’ın önemli belirtilerinden biridir.
Bir hastanın, çevresindekilerin davranışlarını taklit etmesi. Genellikle şizofrenik bir belirti olarak kabul edilir.
Eklemler, oynar ve oynamaz diye sınıflandırılır. Oynamaz eklemlere kafatası kemikleri arası eklemler, dişlerle kemik arası olanlar örnek verilir. Oynar eklemlerin de yarı oynar ve oynar eklemler olarak diğer bir sınıflaması vardır. Oynar bir ekleme en iyi örnek, diz eklemidir: Burada, eklem yüzeyleri tamamen birbirine uyar. Kıkırdaklı eklem yüzleri arasında kıkırdaktan eklemlerarası yüzeyler vardır (yarım ay [...]
(Gebelik Toksemisi). İlerlemiş gebeliklerde veya hemen doğum sonrası, kadınlarda rastlanan ve yüksek kan basıncı, ödem ve idrarda protein bulunmasıyla birlikte görülen nöbetler ya da koma halidir. Bu durumun asıl nedeni bilinmemektedir. Ancak günümüzde eklampsinin bir damar uyum hastalığı olduğu anlaşılmıştır. Hasta, mümkünse, hastanede tedavi edilmeli, müsekkin verilmeli ve kendisine çok sakin bir ortam sağlanmalıdır. Hasta, [...]
Erkek eğrelti-otu kökü özü, yassı solucan enfeksiyonlarında, tedavi için kullanılır. Hasta, bu ilacı almadan önce, 48 saat aç kalır ve ilacı bir eriyik ya d& kapsül içinde aldıktan 2 saat sonra da kendisine tuzlu bir müshil verilir ve böylelikle solucan ve ilaç artıkları boşaltılır.
Bir deri hastalığıdır; deri yüzeyinde belirli bir alanın kızarması ve kaşınması ile belirgindir. Nedeni: Deriye dokunan maddelerin tahrişi, kişinin önceleri de allerjik olduğu maddelere karşı allerjik bir reaksiyon —merhemlerden, tırnak cilasına kadar her madde bu reaksiyonu doğurabilir—, bazen, var olan allerjik reaksiyona, doğrudan tahriş edici bir maddenin tahrişi de (motorin gibi) eklenebilir, hastanın allerjik olduğu [...]
Kişilik yapısının doğrudan doğruya dış ve iç ortamlarla ilgili olan bölümüdür. Bilinçsiz kişiliği kasteden psikolojik bir deyim olarak da kullanılır. Kişinin davranışları üzerinde etkilidir. Latince bir sözcük olan Ego, ben, benlik, kendilik anlamına gelir. Ego, egoizm, bencillik, id ve superego sözcükleriyle alakalıdır. Egonun, bireyi diğerlerinden ayırt eden göreceli, soyut bir varlığı vardır. Ego insanın hem [...]
(Da Costa sendro-mu). Çarpıntı, soluk kesikliği, kalp bölgesi üzerindeki ağrı vb. gibi hasta tarafından yanlış olarak kalp hastalığına yüklenen bir grup semptoma verilen addır. Genellikle psikolojik nedeni olan bu du- rum, hastaya açıklanması ve organik bir bozukluğun olmadığının anlatılması gerekir. Tedavi için, gerçekten bir kalp hastalığının var olup olmadığı araştırıldıktan sonra, hastaya bol ve kuvvetli [...]
Vücut sıvısının bir doku ya da organ içine dolmasıdır. Örneğin, diz eklemine veya plevra boşluğuna olan effüzyon gibi.
(Ephedrin). Ephedra equise-tina veya Ma Huang adlı bitkiden elde edilen bir alkaloiddir. Yüzlerce yıldan beri Çin tıbbmda yeri olan bu madde, Batı’da ancak 1930′lardan bu yana kullanılmaya başlanmıştır. Sempatomimetik bir ilaçtır, yani, otonom sinir sisteminin sempatik bölümünün çalışmasını etkiler: Kan basıncını yükseltir, kalp atışını hızlandırır, solunum yollarını ve gözbe-beğini genişletir, burun ve boğaz mukozalarını daraltır. [...]
(Trisomi E). Şiddetli akıl geriliği, büyük teşekkül bozuklukları (yüzde, ellerde, kalpte) gibi durumlarla kendini gösteren bir rahatsızlık. Çoğu zaman, çocuğun erkenden ölümüne yol açar. Nedeni kromozom yapısı bozukluğudur. Bu hastalık, E grubundan bir otosomal kromozomdaki trisomiyle alakalıdır . Sendromda şiddetli akıl geriliğiyle beraber, hastalarda birbirinden farklı kombinasyonlarla başgösteren belirgin gross fizik formasyon bozuklukları bulunur. Belli [...]
(Tokoferol). Buğday tohumu yağından elde edilen bir alkol ya da alkoller karışımıdır. Sıçanlar, E vitamini eksikliğinde kısırlaştığı halde, aynı durum insanda kanıtlanamamıştır. Ancak, âdet öncesi gerginliği gibi hormonal denge bozukluklarında E vitamini başarıyla uygulanmaktadır. -E Vitamininin Faydaları: E Vitamini çok kuvvetli bir antioksidandır. Hücre yapısının bozulmasını engeller. Yaraların iyileşmesini çabuklaştırır. Kansere karşı koruyucudur. Damar sertliğini [...]
(Pes Planus). Bebeklerde, çocukların bir çoğunda ve hiç ayakkabı giymemiş erişkinlerde görülebilen bir durumdur. Ayakkabı giyen kişilerde, ayağın iki kemeri vardır: Biri enine, diğeri de uzunlamasınadır. Düz bir yüzey üzerine basılıp elde edilen ayak izinde, ayak parmaklarının kökü ile topuk arasında, iç kısımda, bir boş alan görülür. Düztabanlıkta bu boşluk yoktur ve tüm ayak izi [...]
Düşünce akışının birdenbire kesilmesidir. Burada belirli bir dış olay ya da dalgınlık söz konusu değildir. Özellikle erken dönem şizofreninin belirgin bir bulgusudur.
(Talipes). Ayağın yukarı kaldırılamaması halidir; ayak, bilek ekleminden, gevşek bir şekilde, sarkar. Nedeni: Genellikle, ayak bileği eklemini sinirlendiren sinirlerin nevrit; veya başka hastalığı sonucu, ayak bileğinde bükme yaptıran kasların felce uğramasıdır. Düşük ayağın en kötü şekillerine neden olan hastalık, poliyomiyelit’tir (çocuk felcidir), fakat bu hastalık günümüzde seyrekleşmiştir. Nevrit nedenleri ise, alkol, tifo, difteri ve vitamin [...]
Bir gece boyunca 4-5 kez yinelenen, uyku zamanının % 25′ini kaplayan ve çelişkili uykuyla ilgili olan bir çeşit algılamadır.
İçgüdü niteliğinde olan, fizyolojik bir noksanlık ya da fazlalıktan kaynaklanan davranış etkenidir. Dürtüye eşlik eden davranış; fizyolojik dengenin yeniden kurulmasına yöneliktir.
(Sensitivite). Uyarılara karşı anormal reaksiyon verme durumudur. Örneğin, penisilin bir hastada deri döküntülerinin ortaya çıkmasına yol açarsa, o hastanın penisiline karşı duyarlı olduğu söylenir. Ayrıca, bir mikro-orga-nizmanın, kendini öldüren ya da gelişimini geciktiren ilaca karşı gösterdiği reaksiyon da duyarlık olarak adlandırılır. Örneğin, stafilokoklar, penisiline duyarlıdırlar.
Geçirdikleri ameliyatla midelerinin bir bölümü çıkarılmış olan hastaların bazılarında, ameliyattan sonra ortaya çıkan semptomların tümüne birden verilen addır. Şişkinlik, safra içeren kusma ve baygınlık gibi durumlarla özellenir. Dumping sen-dromunun en önemli özelliği, tüm bunların hasta, yemek yedikten sonra baş-göstermesidir. Aslında bütün bu uyum bozuklukları midenin büyük bir bölümünün çıkartılmış olmasına bağlıdır. Belirli bir süre sonra [...]
Dudakları ilgilendiren hastalıklar çok fazla değildir; buralarda, en çok, soğuk havalarda veya ağız hastalıklarıyla ilgili olarak beliren çatlaklara rastlanır. Genellikle kullanılan ilaçlar bu çatlakları iyileştiremezse, çatlakların gümüş nitrat ile yakılması gerekir. Herpes simplex (uçuk) —herpes-zos-ter’le karıştırılmamalıdır— kendiliğinden iyileşene kadar kollodion ile boyanıp, korunabilir. Dudakların iç yüzlerindeki yaralar ağız enfeksiyonu belirtisidir. Bunlara uygun enfeksiyon tedavisi yapılmalıdır. [...]
Gine solucanına verilen addır. Bu uzun, ince solucan infestasyonu, içinde ara konak olan enfekte su pirelerinin bulunduğu suyun içilmesiyle olur. Erişkin solucan, vücut dokuları içinden yolunu arayıp, genellikle alt bacakta yüzeye çıkar ve buradan birkaç gün süreyle yavaş yavaş bir sopaya sarılarak çıkartılır. Ağızdan, Niridazole 10 gün süreyle, vücut ağırlığının kilosu başına 25 mg. dozunda [...]
Deride, geçici olarak ortaya çıkan yeni oluşumlar ya da renk değişimidir ve genellikle enfeksiyöz, ateşli bir hastalıkta belirir. Çocuklarda görülen çeşitli döküntü tiplerinin tanıtıcı özellikleri şunlardır: Kızamık: Deride döküntü ortaya çıkmadan önce, ağız içinde beyaz lekeler belirir (Koplik lekeleri). Deri döküntüsü, ufak kırmızı noktalar halinde, kulakların arkası, alından başlayarak yüze ve aşağı gövdeye yayılır. Döküntü [...]
DOVER TOZU. Geçmişte, tıpta çok kullanılan bir ilaçtır. Bu ilaç; potasyum sülfat, % 10 afyon tuzu, % 10 da ipcacuanha karışımından yapılır. Bu toz, ateşli hastalıklar ve soğuk algınlıklarında kullanılmaktaydı ve yerini, günümüzde aspirin almıştır. DOWN SENDROMU. bkz. Mongolizm.
Bebeklerin ve yaşlıların, soğuk etkisinde kalıp, ciddi hastalık belirtileri göstermeleridir. Bebeklerde: Belirtileri: Oda ısısı 18 derecenin iyice altına düştüğü vakit, bütün bebeklerde ve özellikle erken doğan ve zayıf olanlarında, donma belirtileri görülür. Bu tür bebeklerin dış dünyaya adaptasyonlarını sağlayan Termo-regülasyon mekanizması yeterince gelişmemiştir. Böyle bir bebek, sakin ve soğuk olup, açlık belirtileri göstermez. Bebeğin rengi [...]
Tırnak dibi enfeksiyonudur. Bu bölgede enfeksiyona sık rastlanır ve zamanında yeterli tedavi uygulanmazsa, ciddi sonuçlar doğurabilir. Dolamanın tedavisi konusunda türlü görüşler vardır: Kimine göre, enfeksiyon bölgesi mümkün olduğu kadar erken yarılmalıdır, kimi de, abse iyice oluşmadan bu müdahaleye yanaşmaz. Bazıları lapa uygulamasını salık verirken, diğerleri de parmak ve elin yalnız hareketsiz tutulmasının yeterli olduğu kanısındadır. [...]
Özellikle ortopedi ve nöroloji cerrahlarınca, ameliyatlarda uygulanan bir tekniktir. Burada amaç, bu cerrahi dallarda yaranın ve komşu dokuların enfekte olması çok ciddi sonuçlar doğuracağından, ameliyat ekibi ve cerrahın ameliyat alanına mikrop bulaştırma tehlikesini azaltmaktır. Ameliyatla ilgili kişilerin hiçbiri, ne aletlerin ameliyat alanına dokunan yerlerini, ne de kullanılan dikiş, iğne, kompres ve ameliyat edilen dokuları ellemez. [...]
Dokular, vücudu oluşturan organların yapı taşlarıdır. Bağdokusu yağdokusu gibi özel dokular, aynı yönde gelişmiş ve belirli bir görevi yüklenmiş olan hücre toplantılarıdır. “Doku kültürü” ise, bir organizmadan alınmış ve yapay bir ortamda (in vitro) büyüme ve bölünmesi sağlanmış hücre topluluğuna verilen addır. DOKU AŞISI (Graft). Bir bozukluğu düzeltmek amacıyla, bir insan veya hayvandan bir dokunun [...]
Bebeklerde doğumdan sonra normalden daha zayıf zekâ, beyin hasarı, sara gibi durumlar karşımıza çıkabilir. Bunların kökeninde; çocuğun, anne karnındayken geçirdiği uzun süreli bir rahatsızlık ve akut doğum travmaları yatar. Böylece meydana gelen beyin hasarı sendromu, psikolojik açıdan da önemli özellikler taşır. DOĞUŞTAN (Konjenital). Doğuştan itibaren varolan durumları tanımlamak için kullanılan bir deyim.
Lohusalığm ilk günlerinde annede ortaya çıkan organik psikozlara giderek daha seyrek rastlanmaktadır. Fonksiyonel psikozlara ise, daha sık rastlanmaktadır. Nitekim bazı annelerde doğumdan sonra depresyon ve şizofreni gelişebilir. Doğum psikozlarının nedeni bilinmemekle birlikte, hormonal değişikliklerin ve annede eskiden beri mevcut olan gizli kalmış bir nörotik zeminin hazırlayıcı faktör rolünde oldukları kuşkusuzdur.
En sık rastlanan doğum lekesi, hemanjiyom diye adlandırılan selim bir tümördür ve doğumdan sonraki ilk yıl içinde çok çabuk büyür. Bu tümör, birçok ufak kan daman ve içi kan dolu boşluktan ibaret olup, kırmızı yada, yeni doğanda, alyuvarların yıkımı ve bunu izleyen sarılık görülür. Nedeni: Bebeğin annesi, Rh-negatif-ken, babasının Rh-pozitif olması sonucu bebeğin kendi kanında [...]
DOĞUM OLAYI. Hayvanlarda ve ilkel kabilelerde doğum, büyük bir sorun değildir. Hayvanlarda doğumun kolay olmasının nedeni, anatomik ayrımlara dayanmaktadır. İlkel kabilelerde ise, aynı özelliğin nedenlerini şöyle sıralayabiliriz: a) Daha aktif bir yaşama bağlı olarak, kasların daha iyi gelişmiş olması, b) Gebelik ve doğumun taşıdığı psikolojik anlamın farklı olması. Modern kadınların çoğu, ya bilinçaltında, doğum yapmaya [...]
DİZ ARKASI KİRİŞLERİ. İç ve dış olmak üzere iki bölümden oluşur. Bu kirişlerin kesilmesiyle, diz, sabitliğini kaybeder ve dizde bükülme yapılamaz.
DİZANTERİ. İshalle birlikte, mukus ve kan atılması ve karında sancı veya rahatsızlık duygusunun bulunması halidir. Nedeni: 1. İlk defa dizanteri basilini ayıran Japon bakteriyologu Kiyoshi Shiga’nın onuruna adlandırılan Shigella cinsi bakterilerin enfeksiyonudur. Basilli dizanteri etkenleri, Shigella dysenteriae, Shigella flexneri, Shigella sonnei veya Shigella boydii’dir. En tehlikelisi, Shigella dysenteriae olup, bunu Shigella flexneri ve Shigella sonnei [...]
Diz eklemi, vücudun en kuvvetli ve en büyük eklemlerinden biri olmakla beraber, taşıdığı yükün fazlalığından ve etkisinde kaldığı gerilimlerin çokluğundan genellikle kapasitesinin sınırında çalışmakta ve özellikle atletler ve sporcularda ciddi rahatsızlıkların yerini oluşturmaktadır. Diz de, dirsek gibi, tek eksenli bir eklemdir ve femur alt başı ile tibia’nın üst ucu arasındaki eklemdir. Dizi sabitleştiren, büyük kalça [...]
Yemek yemeyi, günümüzde normal yaşantının bir bölümü olarak kabullenmişizdir. Bu olay, özel bir şekilde hazırlanabilir ya da gelişigüzel uygulanabilir ve hastalık sağlık durumları için çok önemli sayılabilir. Bu 3 temel besin yanında, vücudun belirli miktarda vitaminlere gereksinimi vardır. (Bir eksiklik hastalığı olmadığı sürece, alınan fazla vitaminlerin hiçbir etkisi yoktur). Ayrıca, diyette, demir, manganez, kalsiyum, bakır, [...]
Çok çabuk titreşimli bir akım dokulardan geçirildiği takdirde, dokuların bu akıma karşı olan direncinden ötürü, dokular ısınır. Bu etkiden cerrahide yararlanılabilir: Geniş bir indiffe-rent elektrot, bacağa bağlanır. Diğer elektrot ise, iğne ucu şeklinde veya ince uçlu bir çift forseps halindedir. Bu ikinci elektrotun değdiği yerde yeteri kadar ısı oluşunca, değdiği yer kesilebilir veya forseps arasına [...]
Kova Burcunda doğan erkek çok yönlüdür. Onun sık sık değiştiğini de göreceksiniz. Kah iyimser, kah karamsar, kah neşeli, kah ciddi olacaktır. O sizin problemlerinizi birkaç dakika da halledebilir. Ama siz onun değişikliklerine uyarken eskisi gibi kalacaksınız. Çünkü o sizin kişiliğinize alışmıştır. Ona bir gün neşeli, bir gün dertli, bir gün düşünceli görünmeyin. Kova özgürlüğüne ve [...]
Kalp atımları sırasında; odacıkların genişlediği devredir. Bunun tersi, odacıkların kasıldığı sistol devridir; bu ad, özellikle karıncığın genişlemesi için kullanılır.
Nişastayı şekere çevirebilen ve malt’ta bulunan bir enzimdir.
Suni böbrekte yararlanılan bir olaydır. Burada, yarı geçirgen bir zardan farklı geçiş hızlarına uygun olarak, kolloidler ve kristalloidler ayrılmaktadır.
Karın ve göğüs boşluklarını ayıran kas tabakasına diyafram denir. Diyaframın kalınca dış bölümü, yanlarda alt 6 kaburga ve bunların kıkırdaklarına, önde sternum’un en alt bölümüne ve arkada da bel omurlarına yapışmaktadır. Diyaframın orta bölümü ki-rişsi yapıdadır ve dıştaki kas bölümü bu orta kiriş bölümüne bağlıdır. Diyafram kubbe şeklindedir ve dıştaki kas kasılınca, bu kubbe yassılaşmakta [...]
Kalınbarsağm inen bölümü ve pelvis içi bölümünü ilgilendiren bir olaydır; barsağın kas tabakasının yer yer zayıf olması nedeniyle, barsak iç duvarını döşeyen mukoza tabakası, içi dışkı maddeleriyle dolu çok sayıda cepsi çıkıntılar yapar. Genellikle, orta ve ileri yaşlarda görülen bu durum, tek başına bulunduğu takdirde bir komplikasyona yol açmaz. Bazen de bu divertiküller iltihaplanır ve [...]
Kalınbarsak diverti-külünün (bkz.) iltihabıdır. Belirtileri: Karnın sol alt bölümünde ağrı, ishal veya kabızlık. Bu ağrı krizleri, uzun bir süre tekrarlayabilir. Hastalık ağır ise, iltihaplı divertikül patlayıp, karın zarı iltihabına yol açabilir. (bkz. Peritonit). Fakat bu patlama bütün karın boşluğunu ilgilendirmeyebilir. Bazen iltihap, ancak komşu dokulara ve organlara yayılabilir veya dizertikül, mesane veya diğer bir barsak [...]
Boşluklu, batın içi organlarından birinin (örneğin, barsağm) duvarındaki kas tabakasının bir yerde zayıflaması sonucu ortaya çıkan mukoza tabakasından oluşmuş bir ceptir, bkz. Divertiküloz.
Genellikle, uygarlık hastalığıdır ve “”uygar” yiyecekler —fazla şekerli ve fazla yumuşak— yemek sonucu, oluşur. Bu gibi besin maddeleri, bakterilerin çoğalmasını, bunların mine tabakasını bozup, dentin tabakasına ve hattâ dişözüne girmelerini ve buraları yıkmalarını sağlar. Bu durumun belirtilerinden biri, diş ağrısıdır ve enfeksiyon ilerleyip, diş ya da dişeti absesine yol açabilir. Diş ağrısmı gidermek için alınacak [...]
İnsanda, her bir çenede 16′şar olmak üzere, 32 kalıcı diş vardır. Bunlar, çenenin her iki yarısında da şu sırayı izlerler: 2 kesici, 1 köpek, 2 küçük azı, 3 azıdişi. Kesiciler, adları üstünde, kesmeye yararlar. Özellikle et yiyen hayvanlarda gelişmiş olan köpekdişleri, yırtmak, parçalamak içindir. Küçük azılar ve azıların görevi de, öğütmektir. Bir dişin en dış [...]
Çürük bir dişin kökünde oluşan, yüzde şişkinlik ve ağrıya yol açan absedir. Abse oluşumunun başında, ağrıyı gidermek için, ılık gargara, çürük içine ilaçlı pamuk koymak, aspirin yutmak ve yanağa sıcak uygulaması gibi önlemlere başvurulabilir. En uygunu, antibiyotik kullanmak ve dişçiye gitmektir.
Üst ve altçene kemiklerine sıkıca yapışık olan ve içinde dişlerin boyun kısımlarını barındıran sert, bağdokudur. Dişeti, dişlerin allveollerini kaplayan zarla devamlılığı olan bir mukoz zarla örtülüdür.- Dişetinin türlü hastalıkları arasında, vincent anjini’ni de sayabiliriz (bkz-).
Halk arasında, bebeklerde rahatsızlık doğuran bir olay olarak kabul edilmekle birlikte, çoğunlukla bu kanı yanlıştır. Bununla birlikte, dişetinin patlaması olayının doğurduğu ağrı duygusu, bebekte iştahsızlık ve uykusuzluğa, bunların sonucu olarak da kilo kaybı ve huzursuzluğa yol açabilir. Diş çıkartmanın, deri döküntüleri, öksürük ve ishale neden olduğu şüphelidir. Burada etkenin, çocuğun ağzına giren mikroplar olması kabildir. [...]
Kesip, ayırmak fiili. Ameliyat sırasında dokuların birbirinden ayrılmasını ve ölü gövdenin üzerinde yapılan çalışmayı tanımlamakta kullanılan bir deyimdir. Bir özellik gösterebilmek üzere böyle kesilmiş, ayrılmış kısma da “disseksiyon” adı verilir.
Olmaması gereken bir yerde anormal doku gelişmesi anlamında kullanılan bir kelime.
Zaman ve yer saptanmasında güçlük duyma halidir. Zihinsel anormallik belirtisidir.
Organizma için gerekli olan maddeler arası dengenin bozulması sonucu ortaya çıkan normal dışı durumdur. Eskiden bu deyim, “organizmanın sıhhatli olması için gerekli olduğu kabul edilen vücut sıvılarının kötü durumu”nu tanımlamak için kullanılırdı.
Bu eklemde de diğer eklemlerde olduğu gibi, çıkma söz konusudur ve bu çıkık, genellikle öne ve dışa doğru olur, yani, eklemin iç kenarı açılmıştır. Çıkık dışa doğru olduğu zaman, iç taraftaki bağlar çok kuvvetli olduğundan, eklemin iç taraftaki kemik bölümlerini koparabilirler. Çıkık öne doğru olduğu zaman, yani humerus’un alt ucu öne doğru, olekra-non çıkıntısından ayrılınca, [...]
Üst kol kemiği olan humerus (pazı kemiği) ile alt kol kemiklerini oluşturan radius (önkol kemiği) ve ulna (dirsek kemiği) arasındaki eklemdir. Bu, tek doğrultuda oynayan bir eklemdir. Ra-dius’un ulna üzerinde yaptığı dönme hareketi, dirsek eklemini ilgilendirmez. Dirsek ekleminde hareket, ulna’nın kanca şeklindeki dekranon adlı çıkıntısının, hu-merus’un troklea girintisi içinde oyna-masıyla olur. Radius başındaki bir düzlem, [...]
Balıkta ve iyi pişmemiş balık yiyen insanlarda bulunabilen çok uzun bir yassı solucandır. Tedavi amacıyla, erkek eğreltiotu özsuyu, miclosamide veya dichlorophen kullanılır. Solucanın başı çıka-rılamadığı sürece, ondan kurtulmak söz konusu olamaz, bkz. Solucanlar.
Kırılma birimi. Merceklerin tanımlanmasında kullanılır; bir diyoptrilik merceğin odak uzaklığı bir metredir.