Archive for Mayıs 2008

You are browsing the archives of 2008 Mayıs.

İNSAN İNSEKTİSİD

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İNSAN İNSEKTİSİD. Böcek Öldürücü.

İNORGANİK

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İNORGANİK. Bitkisel ya da hayvansal kökene dayanmayan, organik nitelik ta­şımayan.

İNOKÜLASYON

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İNOKÜLASYON. Bir bakteriyi ya da diğer bir hastalık etkenini, vücuda, bile­rek veya kaza ile aşılamaktır, bkz. Ba­ğışıklık.

İNNOMİNATA

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İNNOMİNATA. Kelime anlamı “adsız” dır. Kullanıldığı yerler: 1. Pelvis’in (le-ğen’in) iki yanını yapan kalça kemikleri için; 2. Aort’un en büyük dalı için (ar-teria innominata). Bu büyük atardamar, göğüs kemiği arkasındaki aort kavisin­den (arcus aortae’den) ayrılıp, yukarıya, arkaya ve ense köküne ilerleyip, bura­dan sağ köprücük altı ve ana karotis atardamarları’na ayrılır; 3. Vücudun sağ ve sol [...]

İNKOMPATİBİLİTE

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İNKOMPATİBİLİTE. Uyuşmazlık; ge­nellikle kan nakilleri sırasında alıcı ve verici arasında mevcut olan çeşitli fak­törlere bağlı geçimsizlik nedeniyle orta­ya çıkan reaksiyon.

İNKLÜZYON CİSİMCİKLERİ

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İNKLÜZYON CİSİMCİKLERİ. Hasta dokuların hücreleri içerisinde ortaya çı­kan çok küçük tanecikler. Genellikle vi­rüs enfeksiyonlarında görülür.

İNHİBİSYON

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İNHİBİSYON. Kuvvetli bir sinirsel ola­yın, zayıf olanım bastırmasıdır. Fizyo­lojik anlamda, vagus sinirlerinin etkisiy­le, kalp atımının yavaşlaması, örnek gös­terilebilir. Psikosomatik anlamda, endi­şeden ötürü, mide salgısının yok olma­sından ya da yüksek psikolojik düzeyde,ego’dan ötürü, anti-sosyal davranışlar­dan kaçınmaktan (bu davranışların inhi-bisyonundan) diğer bir deyimle, super-ego’dan söz edilebilir. Halk ağzında, utangaç, çekingen, duygularını belli et­mekten kaçınanların, inhibisyonları ol­duğu söylenir. [...]

İNHALASYON

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İNHALASYON. İlaçları, solunum yol­ları ve akciğerlere, gaz, buhar ya da çok ufak tanecikler halinde vermek yöntemi­dir. Bazı anestezik maddeler (azot, ok­sit, eter buharı, halotan vb.), astım ilaç­larından birkaçı ve bronş ile akciğer has­talıkları ilaçları bu yolla verilir. Özel­likle, astımda, isuprel (izoprenalin) ve disodyum kromoglikat inhalasyon yön­temiyle alınır. İsoprenaline’in, solunum yollarını genişletici etkisi kuvvetlidir, di­ğeri ise, [...]

İNGUİNAL BÖLGE

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İNGUİNAL BÖLGE. Kasık Böl­gesi.

İNFLUENZA

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İNFLUENZA. Grip.

İNFİLTRASYON

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İNFİLTRASYON. Çevreye sızma, etraf­taki dokuları ya da oluşumları istila et­me. Örneğin, kötü huylu bir tümörün civardaki dokularda yerleşmesi, oralara atlaması.

İNEKTE ÇİÇEK HASTALIĞI (ÇİÇEK AŞISI)

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İNEKTE ÇİÇEK HASTALIĞI (ÇİÇEK AŞISI). Çiçek hastalığı virüsünün az de­ğişik bir türünün, inek memesinde or­taya çıkardığı yaradır. İnekteki çiçek hastalığı virüsü, insanları çiçek hastalı­ğına karşı aşılamakta kullanılmaktadır. bkz. Aşılanma.

İNDOMETHACİN

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İNDOMETHACİN (İndometazin; Indo-cid). Romatoid artrit vakalarının, yakla­şık olarak, üçte birinde ve damla has­talığında etkili olan bir ilaçtır. Osteo-artritte, ağrı giderici olarak kullanılır. Baş ağrısı, bulantı ve kusma, baş dön­mesi, depresyon (karamsarlık) ve hatta konfüzyon, yan etkilerindendir. Bundan ötürü, bu ilaçla tedaviye, ufak dozlarla başlanıp, yavaş yavaş, üst sınır olan, günde 200 mg.’a erişilir. İlaç, yemek, [...]

İNDOL

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İNDOL. Dışkıda normal olarak bulunan ve dışkıya özel kokusunu veren madde­lerden biri olan bileşiktir.

İNANİSYON

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İNANİSYON. Vücudun, aşırı açlıktaki durumudur.

İMPULS

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İMPULS. İtici güç, güdü, uyaran an­lamlarında kullanılan bir deyim.

İMPOTENTİA EJACULANDİ

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İMPOTENTİA EJACULANDİ. Erkek­lerde cinsel temas sırasında, ejakülasyo-nun (bkz.) gerçekleşmemesi, orgazma ulaşılamaması. Bazı ilaçların, hastalıkla­rın ya da ameliyatların komplikasyonu olabilir.

İMPLANTASYON

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İMPLANTASYON. Canlı hücrelerin ya da sert maddelerin doku içerisine sokul­ması; ya da döllenme olayından sonra yumurtanın, rahime gelerek rahim du­varında yerleşmesi; yuvalanma.

İMPETİGO

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İMPETİGO. Bulaşıcı bir deri hastalı­ğıdır.

İMİPRAMİNE

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İMİPRAMİNE (İmipramin). Depresyon tedavisinde kullanılan bir ilaçtır. Etkili İmhotep adlı hekimtanrının heykelciği. olabilmesi için, 3-4 hafta alınmalıdır ve vakaların çoğunda sonuçlar başarılıdır. İlaçla, hasta normale döner ve depres­yona eşlik eden empotans (bkz.), uyku­suzluk (bkz.) ve ajitasyon (aşırı hareket­lilikle huzursuzluk) belirtileri de yok olur. İmipramine, ayrıca, Parkinson hastalı­ğında ve bir dereceye kadar da trigemi-nus nevraljisi (bkz. [...]

İMHOTEP

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İMHOTEP. Adı günümüze dek gelmiş, ilk doktordur: Üçüncü krallık devrinde (M.Ö. 600) Mısır’da yaşamış ve kendisi­ne tıp tanrısı olarak tapınılmıştır.

İMBALANS

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İMBALANS. Çeşitli dengesizlik durum­larını tanımlamak amacıyla kullanılan deyim; asit-baz dengesizliği gibi.

İMAJ

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İnsan belleğinde bulunan bir al­gının yeniden anımsanması; tasavvur.

İLYOSTOMİ

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İLYOSTOMİ. İleum’la, vücut dışı ara­sında yapay bir açıklığın yapılmasıdır. Ülseratif kolit (bkz.) tedavisinde başvu­rulan bir yöntemdir: Rektum ve kalın-barsak çıkartılıp, kalan barsak bölümü, karm yüzeyinde, karnın sağ alt bölümün­de vücut dışına açılır. Bu fikir, rahatsız edici ise de, hastaların çoğu, böyle bir ameliyat sonucu, kendilerini ülseratif ko-litli halden daha iyi hissettiklerini söy­lerler.

İL YE KEMİĞİ

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İL YE KEMİĞİ (İlium-îlyum). Pelvis (leğen) kemiklerinden biri olup, arkada, sabit bir eklemle sakrum’la birleşir, ön­de pubis’le, altta ise iskiyum’la devamlı­dır. İlye, pubis ve iskiyum, hep bir ara­da, kalça kemiği olan koksa’yı yaparlar. İki yanın kalça kemikleri bir arada, pel-vis’i (leğen’i) oluşturur. İlye’nin çıkın­tısı, son kaburgaların altında ele gele­bilir.

İLTİHABİ REAKSİYON

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İLTİHABİ REAKSİYON. Vücudun, 1. Bakteri, virüs, mantar, protozoon ve solucanlar; 2. Mekanik ve fizik etkenler (sıcak, soğuk, radyasyon, vb.); 3. Bağı­şıklık reaksiyonu (antikorların, antijenle­re karşı reaksiyonu; bkz. Allerji); 4. Kan­ser tarafından yaratılan yıkıma karşı bir korunma reaksiyonudur. Bu reaksiyon, akut ya da kronik olabilir ve şu şekil­lerde sonuçlanabilir: a) Rezolüsyon: Tamamen normale dö­nüş; b) Fibrozis: [...]

İLLÜZYON

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İLLÜZYON. Gerçek duygusal uyarıla­rın, beyin düzeyinde yanlış yorumlan­masıdır.

İLEUS

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İLEUS. Barsak Düğümlenmesi.

İLEUM

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İLEUM. İncebarsağın son beşte üç bö­lümü olup, incebarsak kesiminde jeju-num ile, aşağıda da kalınbarsakla devam­lıdır. Jejunumla ileum arası geçiş yavaştır ve belirli değildir; bundan ötürü, ince­barsağın, beşte iki jejunumla, beşte üç ileuma ayrılması, kesin değildir. İncebar- sağın gerçek uzunluğu, ölümden sonra 7-8 metre olduğu halde, canlıda, kasla­rın normal kasılması halinde 3 metre­den fazla olmadığı iddia [...]

İLEOÇEKAL KAPAKÇIK

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İLEOÇEKAL KAPAKÇIK. Diğer adı ileokolik kapakçık (ileokolik valvül) olan bu bölgede, incebarsak (ileum), kalın-barsakla birleşir. Kalınbarsağm başlan­gıç bölümü, çekum, bir cepsi oluşumdur ve karnın sağ alt bölümünde bulunur; appendiks (körbarsak) buna bağlıdır. İn­ce ve kalınbarsakların birleşme yerinde bulunan kapak, çevresi barsağm daire­sel kaslarının kalınlaşmasıyla sınırlı iki dudaktan oluşmuştur. Bu kapağın göre­vi, belirli değildir; belki de [...]

İLEİT Nedeni

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İLEİT Nedeni: Bilinmemektedir. Bazıların­ca bir çeşit antikor-antijen reaksiyonu­dur. Barsak duvarı kızarıp şişer ve kalın bir hortumu andırır, barsak kıvrımları da birbirine yapışır. Hastalık, genellikle ileum’da bulunmakla birlikte, ince ya da kalmbarsağm diğer bölgelerinde de gö­rülebilir. Belirtileri: Karın ağrısı ve ishal­dir. Genellikle hasta, apandisit teşhisiy­le ameliyat edilir ve doktor, ameliyatta iltihaplı barsak kısmını görüp, gerçek teşhisi [...]

İLEİT

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İLEİT. İleum’da (incebarsağm son üçte ikisinde) görülen yerel iltihaptır. Diğer adı, Crohn hastalığındır.

İLAÇLARA BAĞLI DEPRESYON

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İLAÇLARA BAĞLI DEPRESYON. Bazı ilaçları kullanan kimselerde, ruhsal çöküntülerin meydana geldiği görülmek­tedir; bu durum rastlantı faktörüyle açık-ianamayacak derecede sık olarak karşı­mıza çıkar. Bir rauwolfia alkaloidi (bkz.) olan rezerpin, bu ilaçların tipik örnek- lerindendir. Bu nedenle önceden depres­yon geçirmiş kimselerde bu çeşit ilaçlar, kesinlikle zorunlu olmadıkça kullanılma­malıdır.

İLAÇLAR

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İLAÇLAR (Ticarî yönü). Reçeteyle alın­ması gereken, ya da reçetesiz, herkesin alabileceği ilaçlarla ilgili çok şey yazılıp söylenmiştir. Ayrıca, ilaç firmaları hak­kında da itirazlar çok yönlüdür: 1. Oransız kazançlar sağlamaktadırlar. 2. Başarılı ilaçların fiyatları çok yüksek tutulmaktadır. 3. İlaçların etkileri, yanıltıcı şekilde an­latılmaktadır. 4. Aynı ilacın, çok çeşitli ticarî ad al­tında satılması, şaşırtıcı ve gereksizdir. 5. [...]

İLAÇ ALIŞKANLIĞI

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

1. Morfin alışkanlığı: Alışkanlık şiddet­lidir; hem organik, hem psişik alışkan­lık vardır. 2. Barbitürat ve alkol alışkanlığı: Alış­kanlık kuvvetlidir; psişik ve organik alış­kanlık vardır. 3. Kokain alışkanlığı: Alışkanlık şiddet­lidir, yalnız psişiktir. 4. Amfetamin alışkanlığı: Alışkanlık kuvvetli değildir. Psişik ve bazen de ha­fif bir organik alışkanlık vardır. 5. Hallusinogen (L.S.D.) alışkanlığı: Kuvvetli değildir, özellikle psişiktir. 6. Cannabis [...]

İLAÇ ALIŞKANLIĞI

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İLAÇ ALIŞKANLIĞI. Bir ilacı, birkaç kere kullandıktan sonra, kişide o ilaca karşı vazgeçilmez bir istek belirirse, o kişide alışkanlık oluşmuş demektir. İlaç­lar, organik, psişik ya da ikisinin karı­şımı şeklinde, alışkanlık doğurur. Dünya Sağlık Örgütünce şu alışkanlıklar tanım­lanmıştır:

IKTIYOZ

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

IKTIYOZ. Derinin kalınlaşması ve çat-lamasıyla beliren bir hastalıktır. Doğuş­tan ya da sonradan ortaya çıkabilir. Do­ğuştan olan çeşidinde, deri kurudur, pul­lanır ve bu durum dirsek ve dizlerde daha da belirli olur. Bu görünüm dışın­da, başka deri hastalıklarına yol açacak, ya da çalışmayı engelleyecek bir durum yoktur. Sonradan olanı ise, derisi kuru olan yaşlılarda görülür ve doğuştan [...]

İKTİDARSIZLIK

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İKTİDARSIZLIK (Empotans). Erkeğin cinsel birleşmede bulunamaması halidir. Nedeni, organik veya psikolojik faktör­lere dayanabilir, geçici veya devamlı ola­bilir. Nedeni: Ereksiyon olamaması, erbezlerini; tiroid bezini veya hipofizi il­gilendiren iç salgı fonksiyonu hastalıkla­rında görülebilir. Ender olarak, gergin sünnet derisi gibi yerel bozukluklar, tabes dorsalis gibi merkez sinir sistemi hastalıkları, tedavi edilmemiş şeker veya kronik alkolizm gibi genel hastalıklar [...]

İKTER

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İKTER. Sanlık.

İKLİM

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İKLİM. İklimle, sağlık durumu arasın­da, bir bağlantı vardır. Bazı iklimlerde, tropikal hastalık parazitleri çok fazla ge­lişir, bazı iklimlerde ise, yaşayamazlar. İklimin, kişilerin psişik durumlarını da etkilediği bir gerçektir, fakat bunu sağ­lık durumuyla karıştırmamahdır.

İKİZ GEBELİK

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İKİZ GEBELİK (Çoğul gebelik). İnsan türünde nadir görülür hayvanlarda geoluşur. Dolayısıyla, aynı cinsiyette olma­ları gereken bu iki bebek, aynı köken­den oluşmaları nedeniyle, tekyumurta ikizlerinin bir özelliği olan fiziksel ben­zerlik gösterirler. Birden fazla sayıdaki diğer doğum olaylarında da aynı durum geçerlidir. Üçüzleri, dördüzleri, hatta daha çok sayıdaki doğumları ya genler etkiler, ya da bu olaylar kendiliğinden [...]

İHBARI GEREKLİ HASTALIKLAR

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İHBARI GEREKLİ HASTALIKLAR. Bölge Hükümet Doktorları veya Sağlık Bakanlığına bildirilmesi yasal yönden ge­rekli olan hastalıklardır.

İĞNELEMEK

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İĞNELEMEK. Katarakta uygula­nan eski bir girişim şeklidir: Opak (ge­çirgen olmayan) maddenin akıp, gözün ön kamarasındaki sıvıyla birlikte emil­mesini sağlamak amacıyla, lens’in (mer­ceğin) iğneyle yırtılmasıdır.

İDYOSİ

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İDYOSİ. Hukukta, idyosi, “kişide do­ğuştan var olan, ya da çok erken yaşlar­da belirmiş ve kişinin en basit çevresel tehlikelerden korunmasını önleyen, zekâ geriliğidir” diye tanımlanır. Üç derece­de sınıflandırılan zekâ geriliğinin (basit zekâ geriliği, embesilite, idyosi), en alt düzeyidir ve durum çok erken yaşta bel­li olur. İdyolarda, şekil bozuklukları, felç ve çırpınma krizlerine sık rastlanır. A.B.D.’de, [...]

İDYO

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İDYO (Budala). Kendilerini olağan fizik­sel tehlikelere karşı koruyamayacak de­recede akıl yetersizliği gösteren kişiler. Genellikle I.Q. değerleri 20′nin altında bulunan kişiler bu gruba girer.

İDYOSENKRAZİ

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İDYOSENKRAZİ. Kişinin, bir ilaç ya da maddeye karşı, normale uymayan bir reaksiyonudur. Allerji bazı kişi­lerde görülen, normal kişilerde rastlan­mayan, proteine karşı bir idyosenkrazidir.

İDYOPATİK HİPOPARATİROİDİZM

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İDYOPATİK HİPOPARATİROİDİZM. Seyrek görülen ve çoğu kez ailevi nite­lik taşıyan bir durum. Kandaki kalsiyum düzeyinin aşırı düşük oluşu nedeniyle ço­cuklarda çırpınmalar, kusmalar, tetani (bkz.) görülebilir. Kalsiyum düzeyi nor­male döndürülmediği takdirde çocukta kalıcı psikolojik hasar yerleşir.

İDYOPATİK

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İDYOPATİK. Nedeni belirsiz hastalık­ları tanımlayan bir kelimedir. Örneğin,idyopatik sara, diğer bir hastalığa bağlı olmayan, gerçek epilepsidir.

İDYOGRAM

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İDYOGRAM. Bir organizmanın, kromo­zom yapısını gösteren şemadır.

İDYOGLOSİ

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İDYOGLOSİ. Bazı zekâ geriliklerinde ya da bunama düzeyindeki şizofreniler­de görülebilen, devamlı, anlamsız sesler çıkarma halidir. Belirli bazı dinsel örgüt­lerde, durum, özel bir ermişlik hali diye kabul edilir.

İDRAR YAPMAK

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İDRAR YAPMAK (Miksiyon). Mesane dolduğu zaman uyarılan refleks nedeniy­le biriken idrarın dışarı boşaltılma iş­lemi.

İDRAR TORBASI

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İDRAR TORBASI, Mesane.

İDRAR SÖKTÜRÜCÜ

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İDRAR SÖKTÜRÜCÜ (Diüretik). İd­rar miktarını artıran ilaçlardır; kalp yet­mezliği, böbrek ve karaciğer hastalıkla­rında kullanılırlar. En iyi tanınan idrar söktürücü, alkoldür; fakat alkol, sadece çok seyreltik, su gibi bir idrar yapılma­sına neden olur. Oysaki, ödem tedavi­sinde, su ile birlikte, tuzların da vücut­tan atılması gereklidir. Bu görevi yapa­bilen çok çeşitli iîaçlar vardır ve bunla­rın çoğu, thiazide grubu [...]

İDRAR KONTROLÜ

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İDRAR KONTROLÜ. Çocuklar, genel­likle 2 yaşmda, gündüzleri idrar kontro­lünü öğrenirler; 3 yaşında ise, geceleri de artık yataklarına işemezler. Bazen, normal çocuklarda, gece işemelerinin 4 veya 5 yaşlarına kadar görüldüğü olur. Aşağı yukarı, 5 yaşından sonra da bu durum sürdüğü takdirde, bir hastalık söz konusudur. Bazı çocuklar, genellikle gü­vence gereksinimi gibi, ruhsal bir rahat­sızlıktan ötürü bu [...]

İDRAR ÇIKARAMAMA

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İDRAR ÇIKARAMAMA (Anüri). Vü­cutta idrar yapılamaması halidir. Bu du­ruma, böbreklerin iş görmemesi, böbrek atardamarlarmdaki kan basıncının dü­şük olması veya üreterlerin tıkanması neden olabilir. Taş ve diğer mekanik ma­nialar derhal tedavi edilmelidir. Kronik anüri’li hastalarda bu hal düzelmediği zaman geçici bir yöntem olarak sun’i böbrek kullanılır. Tedavi edilmeyen anü­ri vakaları yaşayamazlar.

İDRAR AZLIĞI

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İDRAR AZLIĞI (Oligüri). Birim za­manda çıkarılan idrar miktarının nor­malden az olması. Böbrek hastalıkların­da (bkz. Nefrit) ve şok hallerinde belirgin şekilde görülür.

İDRAR

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İDRAR. Böbreklerce salgılanan ve üre-terler yoluyla, idrar torbasına geçip, ora­da biriken ve idrar torbasından, üretra kanalıyla dışarı atılan sıvıdır. Sağlıklı durumda, bileşimi,belirli sınırlar için­de değişmez ve idrar tahlili, hastalık teşhisinde, çok yararlı bir araçtır. İdrar numunelerine, protein, şeker reaksiyon­ları uygulanır ve özgül ağırlığı tayin edi­lir. Santrifüj sonucu toplanan sediment (tortu) mikroskop altında incelenip, için­de kırmızı [...]

İDMAN

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İDMAN. Modern toplumlarda, egzersi­zin önemi gittikçe fazla anlaşılabilmek-tedir, çünkü çalışma yaşamı çoğu zaman, oturmayı gerektirir. Bununla birlikte, bu konuya, gereğinden fazla önem vermek de doğru değildir. İdmanın, genel sağlık durumuna olan etkisi küçümsenemez. Normal bir kişi için idman, görev değil, zevk olmalıdır. Bunun ancak iki ayrıca­lığı vardır: 1. Son yıllarda, bazı doktor­lar, idmansızlıkla, koroner tromboz [...]

İDEA

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İDEA. Geçmişteki algılarla ilgili bellek bölümü. Bir hayal üzerine oluşturulur.

İÇ SALGI BEZLERİ

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İÇ SALGI BEZLERİ (Endokrin bezler). Kanalsız olup, salgılarını doğrudan kan dolaşımına akıtan bezlerdir. Salgılarını, kanallar aracılığıyla dolaşıma veren bez­lere ise, ekzokrin bezler adı verilir. İç salgı bezlerinin salgıları hormon adını alır ve büyüme, cinsel gelişme ve çalış­ma, metabolizma, zekâ ve duygusal ge­lişimin kontrolunda başlıca rolü oynar. Hormonlararası denge, yaşam için gerek­lidir. Başlıca iç salgı bezleri; [...]

İATROJEN HASTALIKLAR

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

İATROJEN HASTALIKLAR. İstenme­yerek, doktor tarafından yaratılan has­talıklardır. Örneğin, çok sık kan basın­cını ölçmek, hastada endişe doğurur. Yaygın tıbbî reklamlar, hatta tıp sözlük­leri, alıngan kişilerce okunduklarında, benzer sonuçlar ortaya çıkar. Özellikle, cinsel konularda, suçluluk duygusuyla yüklü kişilerin, zührevî hastalıklar ve akıl hastalıklarının oluşumu ve varlığına ilişkin merakları büyüktür. Doktor, bu alınganlığı bilip, ona göre davranmalıdır. Fakat, [...]

ISIRIKLAR – BÖCEK SOKMALARI

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

ISIRIKLAR – BÖCEK SOKMALARI. Köpek ısırmaları: Köpeğin kuduz olması halinde, önemlidir. Tedavi: Köpek sağlıklı ise, herhangi bir yara gibi tedavi edilir: Temizlenir, sarılır ve tetanoza karşı önlem alınır. Köpeğin kuduz olması olasılığı varsa, da­ha etraflı önlem gereklidir (bkz. Kuduz). Yılan sokmaları: Avrupa’da, yılan sok­masından olan ölüm çok seyrektir: Yak­laşık olarak, yılda 2-20 arasıdır. Kuzey Amerika’da, [...]

HYOSCYAMUS

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HYOSCYAMUS. Parasempatik sinir sis­temi etkisini önleyen bir ilaç olan hyo-scine (hiyosin) ya da scopolamine’m (sko-polamin) elde edildiği bitkidir. Bu ilaç­lar, çizgisiz kasların spazmlarından do­ğan (örneğin, idrar torbası, üreter ya da üretra spazmlarından) ağrıları geçirme­ye yarar. Mani, delirium tremens, ateşe bağlı delirium gibi zihinsel taşkınlık hal­lerinde, serebral depressif etkisinden (ya­tıştırıcı etkisinden) yararlanır, hareke­te bağlı baş dönmesi, [...]

HÜCRE ZEHİRLERİ

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HÜCRE ZEHİRLERİ (Sitotoksik mad­deler). Kanser hücreleri, normal hücre­lere çok fazla benzemekle beraber, var­olan bazı ufak farklılıklardan ötürü, be­lirli ilaçların, normal hücreleri etkile-meksizin, kanser hücrelerini öldürebil-meleri umudu, bilim adamlarını, bu yön­de çalışmaya yöneltmiştir. Halen, elde edilen sonuçlar pek başarılı değildir ve “sitotoksik” ilaçlar, kanser tedavisinde, cerrahi girişim ve ışın tedavisinden son­ra, üçüncü yeri almakta, bu iki [...]

HÜCRE

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HÜCRE. Vücut yapısının birimidir. Ba­zı ilkel organizmalar, tek hücrelidir, fa­kat en ileri yapılı hayvanlar olan meme­lilerde, çok değişik tipte, milyonlarca hücre vardır. Hücrenin incelenmesi, can­lı varlıkların fonksiyon ve kimyasının anlaşılmasının temelidir ve ışık mikros­kobunun bulunuşundan bu yana, hücre bilimi doğmuştur. Elektron mikroskobu­nun bulunmasıyla bu alandaki çalışma­lar hızla ilerlemiştir. İnsan hücreleri, çe­şitli boyut ve şekillerdedir: Sinir [...]

HUY

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HUY. Edinsel olan ve alışkanlık haline gelmiş bulunan davranış kalıbı; mizaç.

HUTCHINSON DİŞLERİ

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

Doğuştan frengiye özgü, incelmiş ve sivrilmiş ke­sici dişlerdir. Bu özelliği ilk tanımlayan doktor, Sir Jonathan Hutchinson’dan (Ölümü: 1913) adını almıştır.

Huntington Hastalığı

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HUNTINGTON HASTALIĞI (Kore Hastalığı). Mendell yasasına göre, nesil­den nesile geçen bir hastalıktır. 30-40 yaşları arasında belirip, körlüğe ve ilerle­yen zihinsel bozuklukta görülen istem­siz, düzensiz hareketlerle kendini göste­rir. Sonunda, bu hareketler, kabalaşır, hastada felç ve demans  belirir. Hastalık yavaş ilerler ve tedavisi yoktur.İleri evrelerde, hastane bakımı gerekli­dir.

HUNTER ŞANKRI

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HUNTER ŞANKRI. Frenginin birincil yarası olup, ülserli, sert bir tabanı var­dır. Yaradan, seyreltik, sulu bir sızıntı görülür. Bu yaraya adını veren, XVIII. yüzyılda yaşamış bir cerrah olan John Hunter’dir: Frenginin bulaşmasını ve ge­lişim evrelerini göstermek amacıyla, ken­disini frengi maddesi ile aşılamıştır.

HUNTER SENDROMU

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

Gargoylizm.

HUMOR

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HUMOR. Vücuttaki herhangi bir sıvı için kullanılan ortak deyim.

HUMERUS

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HUMERUS. Üst kol kemiğidir: Yukarı ucu kürek kemiğiyle, kalça eklemi tipin­deki bir eklemle, aşağı ucu da, iki önkol kemiği olan radius ve ulna ile, tek ek­senli bir eklemle, ilgilidir. Dirsekte, iç bölümde bir çıkıntı bulunur ve bunun arkasında, derinin hemen altında ulnar sinir geçer; bundan ötürü, bu bölgeye vurulunca şiddetli bir ağrı duyulur.

HORTON SENDROMU

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HORTON SENDROMU. Vücutta aşın miktar histamin serbestleşmesi nedeniy­le meydana gelen şiddetli baş ağrısı; bir çeşit migren.

HORNER SENDROMU

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HORNER SENDROMU. Boyun sem­patik sinirlerinin felci sonucu ortaya çı­kan bir grup belirtidir. Bunlar, üst göz­kapağının düşmesi, göz yuvarlağının çök­mesi, gözbebeğinin daralması ve felçli tarafta terleme yokluğudur.

HORMONLAR

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HORMONLAR. İç salgı bezlerince sal­gılanan ve kan dolaşımıyla vücudun di­ğer doku ve organlarına taşınıp, bura­ları etkileyen maddelerdir.

HORDOLEUM

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HORDOLEUM (Arpacık). Gözkapağı­nın bir yağ bezinin iltihaplanmasıdır, Arpacık.

HOMOSİSTİNÜRİ

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HOMOSİSTİNÜRİ. Homosistin adı ve­rilen aminoasidin idrara çıkarılması. Bü­yüme anomalileriyle zekâ gelişiminin ya­vaşlamasına neden olur ve hasta çoğu zarnan, daha küçük bir çocukken kay­bedilir.

HOMOGRAFT

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HOMOGRAFT. Aynı türden, bir başka kişiden alınan organ ya da dokudur.

HOMEOSTASİS

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HOMEOSTASİS. Kan şekeri düzeyi, vü­cut ısısı gibi çeşitli özelliklerin, değişen ortam koşulları karşısında değişmeksizin kalmalarına yol açan sistem ve meka­nizmaların tümünü birden tanımlamak için kullanılan deyim.

HOMEOPATİ

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HOMEOPATİ. XVIII. yüzyılın sonların­da C.H.S. Hahnemann (1755-1843) ta­rafından ortaya atılmış olan bir tıbbî düşünme sistemidir. Hahnemann, Sak­sonya’da, Meissen’de doğmuş, Leipzig ve Viyana’da tıp okumuş, Erlangen’de öğ­renimini tamamlamıştır. Leipzig’de, tıp bilimini uygulamak üzere, yerleşmiştir. Gününün tıp bilgilerini yetersiz bulan Hahnemann, 1796′da, yeni ilkesi olan “benzerlikler kanunu”nu ortaya atmıştır. Buna göre, hastalıkları tedavi etmek için, sağlam kişilerde [...]

HOMATROPİN

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

. Atropin’den elde edi­len ve gözbebeğini genişletmekte kullanı­lan bir alkaloiddir. % l’lik bir eriyiğin etkisi birkaç saatte geçer, fakat etki sü­resince görme bulanıklığı vardır. Bu ilaç bazen, oftalmoskopla göz dibini incele­mek amacıyla da kullanılır.

HODGKIN HASTALIĞI

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HODGKIN HASTALIĞI (Lenfadenom). Özellikle genç erkeklerde görülen, vü­cudun retiküler ve lenfatik dokularını tu­tan bir hastalıktır. Nedeni: Bilinmemektedir. Belirtileri: Boyundaki lenf bezle­ri, zamanla, ağrısız olarak şişer. Bunlar, yumuşak olmamakla birlikte, lastik kı­vamında, kolay hareket ettirilebilen, bir­birinden ayrı kitleler halindedir. Hastalık ilerledikçe, diğer lenf bezleri grupları da şişer ve hastada, bazen on gün kadar süren ateşli devreler [...]

HİYOİD KEMİĞİ

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HİYOİD KEMİĞİ. Dil tabanında bulu­nan, ufak U harfi şeklinde bir kemiktir. Dıştan, boynun önünde, gırtlak çıkıntısı­nın 2,5 cm. kadar üstünde, ele gelir. Genellikle, boğma vakalarında kırılır ve bu gerçekten adlî tıpta yararlanılır.

HİYALURONİDAZ

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HİYALURONİDAZ. Dokuların temel, bağlayıcı maddelerini yıkan, vücutta nor­mal olarak bulunan bir enzimdir. Hiya-luronidaz, bazen zerk edilen ilaç ve sı­vıların emilimini kolaylaştırmak amacıy­la da dıştan kullanılır.

HİSTOLOJİ

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HİSTOLOJİ. Dokuların mikroskopik ya­pısını inceleyen bilimdir, bkz. Sitoloji.

HİSTOLİZ

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HİSTOLİZ. Doku erimesi anlamında kullanılan bir deyim. Dokuların erimesi, dağılıp çözülmesi.

HİSTEROEPİLEPSİ

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HİSTEROEPİLEPSİ. İsteri ile sara ara­sı krizlerin geçirilmesidir, denir. Bunun­la birlikte, isteri ile sara tamamen ayrı iki hastalık olduğundan, böyle bir duru­mun varlığını iddia etmek güçtür. Buna rağmen, saralıların, isterik belirtiler gös­terebilecekleri, bilinen bir gerçektir.

HİSTERİ

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HİSTERİ (İsteri). Dissosiasyon (düşün­ce sisteminin organizasyon bozukluğu ve hatta yokluğu), başkalarının ve kendisi­nin çok fazla etkisinde kalmak, aslı ol­maksızın organik hastalıkları taklit eden belirtiler göstermekle ortaya çıkan bir si­nirsel rahatsızlıktır, bkz. Nevroz’lar.

HİSTEREKTOMİ

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HİSTEREKTOMİ. Rahmin çıkartılma­sı ameliyatıdır. Subtotal histerektomi’de, rahim cismi çıkartılır, fakat boyun kısmı bırakılır. Genç kadınlarda, çocuk isteyen hastalarda ve bazı miyom adı veri­len tümör (bkz.) vakalarında bu yön­teme başvurulur; total histerektomi ise, hem habis tümör, hem de bü­yük miyom vakalarında yapılan bir ameliyattır: Rahmin tümü çıkartılır. Rahimle birlikte diğer üretimle ilgili pel-vis içi organlarının (tubalar, [...]

HİSTAMİN

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HİSTAMİN. İnsanda, hayvanların ço­ğunda ve bazı bitkilerde bulunan önemli bir maddedir. Tam olarak anlaşılama­mış çeşitli farmakolojik etkileri yanı sıra, en iyi tanınan etkisi, allerji (bkz.) ve benzer durumlarla ilgilidir. Bu yüzyılın başında, kobay ve tavşanlara histamin zerk edildiğinde, anafilaktik şoku (bkz. Anafilaksi) andırır bir durumun yaratıl­dığı dikkati çekmiş ve sonraları, deriye histamin zerk edilmesi sonucu, [...]

HİRUDO MEDİCİNALİS

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HİRUDO MEDİCİNALİS. Sülük.

HİRUDİN

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HİRUDİN. Sülük adı verilen hayvancık tarafından salgılanan ve kanın pıhtılaş­masını engelleyen (bkz. Antikoagulanlar) bir madde. Böylece sülük, kan emdiği süre boyunca, ısırdığı yerde pıhtılaşma olmasına mani olur.

HİRSUTİZM

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HİRSUTİZM. Kadın vücudunda belirli bir dağılım çerçevesinde mevcut olan kıl­ların fazla miktarda olması, (bkz. Hiper-trikoz). Bu hal, çeşitli nedenlere bağlıdır. bkz. Kıllanma (kadında).

HIRSCHPRUNG HASTALIĞI ve Nedeni

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HIRSCHPRUNG HASTALIĞI ve Nedeni: Normalde, barsak duvarı içinde bulunan ve barsak kası çalışma­sını ayarlayan sinir ağının, bulunmaması halidir. Genellikle, tam rektumun üstün­deki kalınbarsak bölümü etkilenir ve bu bölümde, barsak içindekilerini ileri itmeye yarayan ritmik bir barsak hareketi olan peristalzi görülmez. Bu anormalli­ğin düzeyinde ve altında, kalınbarsak boştur, fakat üstündeki bölüm, peristaltik hareketin olmadığı bölge bir [...]

HIRSCHPRUNG HASTALIĞI

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HIRSCHPRUNG HASTALIĞI (Agan-glionik megakolon). Kalınbarsağın, ça­lışma bozukluğu sonucu, feçes’le (dışkıy­la) dolması ve aşırı şişmesi halidir.

HİPPUS

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HİPPUS. Normalde, gözbebeği, fark edil­meyecek şekilde, ritmik olarak daralıp genişler. Bu olay çok belirginleşip, abart­malı bir hal alırsa, durum “hippus” diye adlandırılır: Aydınlatma ya da uyum ko­şullarına bağlı olmaksızın, süreklidir.

HİPPOKAMPUS

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HİPPOKAMPUS. Yan ventriküllerin ta­ban kısmında yer alan bir beyin bölgesi.

HİPPOCRATES

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HİPPOCRATES (Hipokrat). M.Ö. 460 -370 yıllarında İstanköy adasında yaşa­mış ve ününü yüzyıllar sonrasına ka­dar aktarmış, eski Yunanlı bir doktor­dur. Batı’da, “tıbbın babası” diye ta­nımlanır. Bu hekim kendinden önce Mı­sır ve Uzak Şark tıbbının biriktirdiği bil­gileri derlemiş; kendi bulgu ve daha önemlisi, gözlemlerinden elde ettiği bil­gileri bunlara ilâve ederek sistemleştir-miştir. Böylece, ilk defa olarak tıbbi bilgi [...]

HİPOVOLEMİ

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HİPOVOLEMİ. Kan hacminin normale oranla düşük olması. Başlıca kanama so­nucu meydana gelen bu olay, önemli bir şok (bkz.) nedenidir.

HİPOTONİK

28 Mayıs 2008 tarihinde • • tarafından eklendi

HİPOTONİK. Osmotik basıncı, kanın osmotik basıncından daha düşük olan; ya da gerginliği (tonus) normalden daha az olan, gevşek.

.