2008 Yılında Eklenen Konular
TALİDOMİD Sedatif (müsekkin) ve hipnotik (uyutucu) etkili bir ilaçtır. Yüksek dozlarda dahi öldürücü olmadığından, ilk kullanılmaya başlandığında, tehlikesiz bir ilaç olduğu kabul edilmiştir. İlk olarak, 1956 yılında, Batı Almanya' da piyasaya çıktı ve iki yıl sonra, İngiltere'de kullanılmaya başlandı. Burada, "trankilizan" olarak, serbestçe kullanılabilmekteydi. 1960 yılında, talidomid' in, miksödem (tiroid yetmezliği)...
TABES DORSALİS (Lokomotor ataksi) Eski frengiyi izleyen bir merkez sinir sistemi hastalığıdır. Gerçekte, frenginin üçüncü devresinin belirtilerindendir. Nedeni: Arka kök nöronlarındaki ve içinde, beyine doğru giden duygusal liflerin yol aldığı, omurilik arka kordonlarındaki sinir liflerinin iltihaplanıp bozulmasıdır. Asıl yıkım, arka kök gan-glionlarında olup, omurilikteki dejenerasyon, buna ikincildir. Belirtileri: Tabes dorsalis, genellikle, orta yaşın...
ŞUUR KAYBI. Bilinç Kaybı. Mantıklı düşünme ve akılcı davranışlar devam ettirme yetersizliğine kafa karışıklığı denir. Kafa karışıklığını herkes yaşayabilir ancak bu durumun gerekenden fazla sürmesi (birkaç saat ya da daha fazlası) beklenmedik bir durumdur. Ajitasyon, nabızda artış, gözbebeklerinin büyümesi, titreme ve bazen halüsinasyonla görülen bilinç kaybı da (delirium) bir tür kafa karışıklığıdır....
ŞOLMOGRA (Chaulmoogra) YAĞI Asya'da yetişen bir bitki olan Taraktogenos kurzii'nin tohumlarının ezilmesiyle elde edilen uçucu bir yağdır. Geçmişte, dıştan ve içten, cüzzam tedavisinde kullanılmaktaydı. Günümüzde, sülfonlar bunun yerini almışlardır. ŞPRU. Yiyeceklerin ve özellikle yağların emiliminin yetersiz olmasıyla belirlenen bir tropikal hastalıktır. Afrika'da görülmemektedir. Nedeni: Karmaşıktır ve tam anlamıyla anlaşılmamıştır. Öne sürülen tahminlere göre,...
ŞOK Genellikle, iki şok tipinden söz edilir: Cerrahî şok ve sinirsel şok. İkinci terim, tatsız bir olay sonucu ortaya çıkan üzüntü halini tanımlar ve burada konu edeceğimiz cerrahî şoktan çok farklı bir durumdur. Cerrahî şokun özellikleri, alçak kan basıncı, soğuk, nemli, soluk bir deri ve bitkinlik durumudur. Bu tür şok, ağır...
ŞİŞMANLIK Gerçekte, şişmanlığın tek nedeni, fazla yemek yemektir. Şişmanlıkta, bezlerin çalışmasının rol oynadığı, ya da bazal metabolizmalarının fazla çalışmasından ötürü, çok yiyip, şişmanlamayanların da bulunduğu bir gerçektir. Günümüzde, şişmanlıktaki başlıca faktörlerden birinin, psikolojik olduğu kabul edilmektedir. Bazı kişilerde, özellikle şekerli yiyeceklere karşı bir alışkanlık belirir. Bunu, içki alışkanlığına benzetebiliriz. Rejim yapmak,...
ŞAŞILIK İki gözün aynı yöne bakmamasıdlr. Bu durum, göz küresini oynatan kasların, normalden az ya da fazla çalışması sonucu belirir ve nedenleri çeşitlidir. Çocuklukta beliren yakını görememe sonucu, özellikle yakma bakarken, içe doğru şaşılık ortaya çıkar. Bir gözdeki kırma bozukluğu, diğerinde olandan fazlaysa devamlı olarak daha sağlam olan göz kullanılacağından, diğer...
ŞARBON (Antraks) Hayvanlardan insana geçen, mikroplu bir hastalıktır. Çiftçiler, veterinerler, kasaplarda özellikle görülebilir. Halk arasında eski adı, şiri-pençe'dir. Hastalık nedeni, Bacillus anthracis adı verilen bir basil olup, en çok Avustralya, Rusya ve Güney Amerika'da rastlanır. Belirtileri: Dış ve iç olmak üzere, iki tip şarbon vardır. Dış şekli derideki çatlak ve yaralardan, hayvanın...
ŞANKROİD (Yumuşak şankr) Genellikle tropikal ve subtropikal bölgelerde görülen bir akut, zührevi enfeksiyondur. Nedeni: Hemophilus ducreyi adlı bir basildir. Kuluçka devri 5 gündür. Belirtileri: Dış üreme organlarında, çok çabuk cerahatlenip, yara şeklini alan bir sivilce belirir. Yara, frengideki sert tabanlı yaranın tersine, yumuşaktır ve bol miktarda, kötü kokulu akıntısı vardır. Kasık lenf bezleri...
SUNİ SOLUNUM. Bir hastanın akciğerlerini hava ile doldurmaya gayret etmeden önce, akciğere giden hava yollarının açık olması sağlanmalıdır. Bundan ötürü, boğulmak üzere olduğu tahmin edilen kişiye suni solunum uygulanma smdan önce, ağız ve boğazda tıkayıcı olabilecek bir madde bırakmamak, dili iyice öne çekmek ve başı da arkaya doğru bükmek gereklidir. Şimdi,...
SUNİ HIZ AYARLAYICI Pacemaker). Tam kalp bloklarında, atrioyentriküler nodülde (bkz. Kalp) başlayıp, sinoatrial iletici liflere giden uyarılar, normalde olduğu gibi, kulakçıklardan karıncıklara geçemez ve bundan ötürü, kulakçıklarla karıncıklar birbirleriyle ilgili olmayarak, ayrı ayrı kasılır. Karıncıklar, dakikada 30-50 kez gibi yavaş bir tempoda atar ve kalp yetmezliği belirebilir. Beyine giden kan miktarı...
SUBDURAL HEMATOM. Beyni kaplayan üç zardan biri olan dura mater'in altına kanamanın olmasıdır. Araknoid zarıyla pia mater arasına (bkz. Subaraknoid Kanama), dura dışına (bkz. Ekstradural Kanama) ve dura mater'le araknoid arasına kanama olabilir. Nedeni: Buradaki kan, daha fazla toplardamar kaynaklıdır. Başa gelen bir darbe (genellikle hafifçe bir vuruş) ya da doğum...
