YAĞLAR
Hayvansal yağlar şunlardır: Kahvaltılık tereyağı, yemeklik tereyağı, Urfa yağı, Trabzon yağı.
Kahvaltılık tereyağı inek, manda, koyun ve keçinin sütlerinden elde edilir. Saf inek-yağları koyu sarı, manda – inek karışımı az sarı, manda, koyun ve keçi yağlan boya eklenmedikçe beyaz renkli olurlar. İnek tereyağı çok güzel tadildir. Manda yağı donukça ve tadsız, koyun ile keçi yağı ise tadsız, kokulu ve çabuk cıvıyan cinstendir. Ancak yemeklerde kullanılabilir.Urfa yağlarından, Urfa, Siverek, Diyarbakır dolaylarında yapılanlar beyaz renklidirler. Koyun sütünden elde edilirler; ağırdırlar. Kars’dan gelen Kars yağı ise sarı renkli olup kokusuzdur; inek sütünden yapılır. Trabzon yağı, Vakfıkebir ve Trabzon yağı olarak iki çeşitttir. Genellikle inek sütünden yapılan bu yağlardan Vakfıkebir yağı en güzelidir. Pilav ve makarnalara güzel tad verir. Trabzon yağı ise sarı-beyaz karışık renktedir, tadı da ağırdır.
Yağlar, E vitaminini de içerirler. Bunlar çoklu doymamış ya da tekli doymamış yağlar olabilirler. Tekli doymamış olanların çoklu doymamış olanlara nazaran kolesterol açısından daha faydalı olduğu görülmüştür. Yiyeceğin yağ sağlaması için yağlı olması gerekmez. Yağsız et zaten yağca yeterince zengindir. Tereyağı, peynir ve kızartma yağları minimum düzeyde tutulmalıdır. Soğuk kış aylarında, yaza nazaran vücut daha fazla yağa ihtiyaç duyar.
Vücudumuz kalori gibi kolesterole de ihtiyaç duyar; sadece fazla almamamız gerekir. Kendi kolesterolümüzü iki kaynaktan sağlarız: Hormon ve safra üretiminde kullanılmak üzere her gün bîr miktar salgılayan karaciğerden ve bazı yiyeceklerden.
Genellikle kolesterolün yağ olduğu düşünülür fakat değildir. Gene de kan kolesterolünün yükselmesinin ana sebebi doymuş yağlardır. Diyetsel kolesterolün ana kaynağı ise yaglı yiyecekler değildir. Yüksek kolesterol içeren başlıca gıdalar yumurta sarısı, karides, ciğer ve diğer sakatatlardır. Yüksek kan kolesterolü, damarların tıkanmasına yol acar, fakat diyetsel kolesterolün kan kolesterolüne katkıda bulunduğu konusunda herkes hemfikir değildir.
Çoğu insanda vücut, diyetteki yağın kan kolesterolü üzerinde çok büyük bir etkisi olmayacak şekilde bir balans sağlar. Burada genler büyük rol oynar. Bazı İnsanlar doğuştan fazla kan koiesterolü üretirler ve onu çok az artıran bir diyet bile kan kolesterolünü kabul edilemeyecek bir seviyeye ulaştırabilir. Ama düşük seviyede kolesterol üretenler daha az risk taşırlar.
Genler başka bir yönden daha sorumludur. Kolesterol, kan içinde lipoproteinler üzerinde taşınır. Bunlar iki çeşittir: Low-density (LDL) ve high-density (HDL). LDL’ler HDL’lere nazaran üc kat daha fazla kolesterol taşır. Dolayısıyla kanda daha yüksek LDL oranı potansiyel olarak daha fazla miktarda kolesterol anlamına gelir. LDL ve HDL oranlarını etkileyen sadece genler değildir. Egzersiz yapmak HDL’leri artırarak balans sağlamaya yardımcı olur fakat şişmanlık LDL artışına sebep olur. Başka bir faktör ise hormonal balanstır.
Metabolik rahatsızlıkların LDL oranını artırmasının sebebi de bundandır. Özellikle menopozdan önceki dönemde kadınların doğal bir korunması olduğu düşünülmektedir. Periyodik olarak kolesterol ölçtürmek, özellikle de ailede yüksek tansiyonu olan veya kalp krizi geçiren varsa yararlı olacaktır. Hatta kolesterol düşürücü ilaçlar kullanmak yerine doymuş yağlı gıdaları azaltmak gibi ufak Önlemler almak cok daha da iyi olacaktır.
Bu sayfa için yorum yazın BU SAYFAYI SIK KULLANILANLARA EKLE
|
Bu kategoriye son eklenenler
|
Bu kategorinin diğer yazıları
|









Yorum yaz