<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Psikoloji</title>
	<atom:link href="http://www.kadinlarsitesi.com/sayfa/saglik/psikoloji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadinlarsitesi.com</link>
	<description>Kadınlar Sitesi, Gebelik, hamilelik, doğum videoları</description>
	<lastBuildDate>Sat, 20 Mar 2010 23:53:02 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>İyi Olmak Adına  Pasifize Etmeyin</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.com/iyi-olmak-adina-pasifize-etmeyin/</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.com/iyi-olmak-adina-pasifize-etmeyin/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Nov 2009 15:33:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumkasim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik bozukluklar]]></category>
		<category><![CDATA[seçtiklerimiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.com/?p=17379</guid>
		<description><![CDATA[


 Her insan gelişimini kendi dengeleri içerisinde tamamlayarak büyür. Her birey yaşamında olan her şeyi olduğu gibi kabullendikçe, bizlerde kişilerin kendini ifade etmek için gösterdiği mücadeleyi  takdir ettiğimiz sürece dengeleri korumuş oluruz. Aksini düşündüğümüzde kişide oluşan denge bozukluğu evrene yayılacağından çevresindeki kişilere de yansımaları kaçınılmazdır.
İnsan olmanın temelinde iyilik ve yardım etme duygusu vardır. Bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her insan gelişimini kendi dengeleri içerisinde tamamlayarak büyür. Her birey yaşamında olan her şeyi olduğu gibi kabullendikçe, bizlerde kişilerin kendini ifade etmek için gösterdiği mücadeleyi  takdir ettiğimiz sürece dengeleri korumuş oluruz. Aksini düşündüğümüzde kişide oluşan denge bozukluğu evrene yayılacağından çevresindeki kişilere de yansımaları kaçınılmazdır.</p>
<p>İnsan olmanın temelinde iyilik ve yardım etme duygusu vardır. Bir insan için &#8220;iyi&#8221; addedilmek toplumda saygınlığı ve sevgiyi de beraberinde getirir. Kimi insanlar sırf başkaları tarafından &#8220;iyi&#8221; denilmesini önemsediğinden biraz da abartarak kendilerini paralayabiliyor hatta saçlarını süpürge etmesi ya da kendini adaması bir anlamda kurban etmesi kendilerince olması gerekendir. Çünkü onların tek önemsediği başkalarının kendileri hakkında ne düşündüğü daha da ilerisi ne dediğidir.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-17380" title="iyiliktaslari" src="http://www.kadinlarsitesi.com/wp-content/uploads/01/2009/11/iyiliktaslari.jpg" alt="iyiliktaslari" width="228" height="261" />Kendilerine sunulan hayatın farkında olmayarak sadece dış dünyadan aldıkları kendileri hakkında söylenen &#8220;iyi insan&#8221; sözleri, onların kendilerini iyi hissetmeleri için yeterlidir. Sonuçta bu dünyaya gözlerini yumduklarında arkalarından söylenecek bu iki kelime içindir çabaları.</p>
<p>Aslında tüm bu mücadele içinde düşünmeye fırsat bulamadıkları gibi iyi olma çabaları sırasında fark etmedikleri çok önemli bir şey var ki &#8220;iyi&#8221;nin karşıtı olan &#8220;kötü&#8221; dür. Yaşadığımız dünyada türlü zıtlıklara rağmen iyilik yaparken neyi amaçlarız? Amaç iyilik olduğu halde bize göre yaptığımız iyilik gerçekte de iyilik midir? Genelde insanların iyilik yapmaktaki amaçları farklıdır hatta bunu yaparken çoğunlukla bilincinde de değildirler.</p>
<p>En bilinen örnekle ailede anne-babaların yaptığı bir hatadır çocuklarını koruma amaçlı çocukları hakkında verdikleri kararlar. Bunu yaparken de kendi tecrübelerinin sonuçlarıyla kendilerince doğru olduğunu sandıkları düşünceleriyle çocuklarını engellemeye çalışırlar. Sormazlar onlara ne istediğini. Hiç kuşku yok ki anne-babalar sorumluluk duygusuyla en doğru kararı vererek bu şekilde davrandığını söyleyecektir. Oysaki çocuk dediğimiz birey adaylarının da kendilerini ifade etme hakkı vardır. <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/sayfa/saglik/bebek/">Çocuk</a>lara kendini ifade etme şansı tanınmadığı sürece onlardan birey olması da beklenemez. Elbette bunun olumsuz sonuçları da ileriki yaşlarda görülecek ve anlaşılacaktır.</p>
<p>Kimi aileler de en iyisini hatta kusursuz olmasını isterler. Bu yönüyle bakıldığında her şeyi kontrol etme arzusuyla baskı uygularlar. Kimseye güvenmediklerinden başkalarının yapması gerekenleri de kendileri yaparlar. Bu da bir çeşit &#8220;ben iyiyim&#8221; egosudur. İkili <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/yazi/iliskiler/">ilişkiler</a>de bu tavır ne kadar da yıpratıcıdır, daha da ileri düşünülürse kurban olan tarafın depresyona sürüklenmesi hatta alkol ya da diğer bağımlılık yapıcı maddelere yönelmesi kaçınılmaz olduğu durumlarla da karşılaşılabilir. Bu tür ilişkilerde gelişim gözlemlenemez.</p>
<p>Kimi insanlarda kendilerinden istenmediği halde yardım etme çabasındadır, kontrolsüz yardım etme girişiminde bulunabilir. Bu durumda kabul edip etmeme teredütü yaşarsınız, üstelik kendilerine borçlu olduğunuzu hissettirirler. Bu davranışı ile sizden sevginizi istiyordur. İyi görünmesi sevilme ihtiyacındandır.</p>
<p>Bilinmelidir ki dünyamızdaki her varlığın kendine has önemi ve değeri olduğu gibi  her varlık aynı güce sahiptir. Ancak önemli olan her varlık ve birey bunun ne kadar farkındadır? Aslında bunun farkına varabilmek için öncelikle gelişimini tamamlaması gereklidir. Yardım etme girişimlerinin altında yatan kişinin kendi egolarıdır. Kişiler kendilerini önemli hissetme ihtiyacı ile egolarına hizmet ederler. İyi olmak, özünde; kendini özel hissetme ihtiyacıdır.</p>
<p>İyilik yaparken başkalarının gelişimlerinin engellenmemesi gereklidir. Birey olma imkanları ellerinden alınmamalı, baskı uygulanmamalı. Pasifize edildiklerinde kendilerini ifade gelişimini tamamlayamayacağından yaratıcılıklarını kendileri de bilemezler. Sırf kendini iyi hissetme egoları ile başkalarına iyilik mi edilir kötülük mü? Anlayabilmek için düşünmeye bir dakikanızı ayırmanız yeterlidir&#8230;</p>
<p>Oysaki iyilik kime, ne zaman, ne kadar yapılmalı? İstendiğinde yapılmalı, içtenlikle karşılık beklemeden yapılmalı, hatta ihtiyacı olanlara ihtiyaçları olduğu kadarıyla yapılmalı iyilik. Aksi takdirde iyilik, iyilik olmaktan çıkar zarar verir. Hayattaki deneyimlerdir gelişimimizi sağlayan en önemli faktörler. İyilik ya da kötülük kişiye göre değişir. Tüm insanlar kendi gelişim süreçlerinde edindikleri tecrübeleriyle belirler iyi ya da kötüyü. Yardım etme çabalarıyla karşı tarafın gelişim sürecini engellemek tüm dengeleri alt üst eder.</p>
<p><strong>Aslında yardımların en büyüğü; kişileri kendi sorumlulukları ile başbaşa bırakmaktır&#8230;</strong></p>
<p></p> ]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.com/iyi-olmak-adina-pasifize-etmeyin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lohusalık Hüznü ve Depresyon</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.com/lohusalik-huznu-ve-depresyon/</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.com/lohusalik-huznu-ve-depresyon/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Sep 2009 22:26:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumeylul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[lohusalık]]></category>
		<category><![CDATA[lohusalık sorunları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.com/?p=13562</guid>
		<description><![CDATA[ Gebeliğin başlamasıyla anne adayının bedeninde gelişen değişimler doğrultusunda kadın kendini yeni yaşamına hazırlamaya başlar. Ancak bebeğin dünyaya gelişiyle birlikte anne olmak, kadının yeni yaşamında bir takım sıkıntıları da beraberinde getirerek başlamıştır. Doğum sonrasında her kadının kendini; anneliğe, bebeğine ve zorlu sürec olan yeni yaşmına alışma süresine ihtiyacı vardır. Bedeninde de değişimler söz konusudur. İşte [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gebeliğin başlamasıyla anne adayının bedeninde gelişen değişimler doğrultusunda kadın kendini yeni yaşamına hazırlamaya başlar. Ancak bebeğin dünyaya gelişiyle birlikte anne olmak, kadının yeni yaşamında bir takım sıkıntıları da beraberinde getirerek başlamıştır. Doğum sonrasında her kadının kendini; anneliğe, bebeğine ve zorlu sürec olan yeni yaşmına alışma süresine ihtiyacı vardır. Bedeninde de değişimler söz konusudur. İşte bu alışma ya da adaptasyon dönemine &#8220;<a href="http://www.kadinlarsitesi.com/lohusalik/">lohusalık</a>&#8221; denilmektedir.</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Annelik &#8211; Lohusalık Hüznü (Post Partum Blues) Nedir?</strong></span><span style="color: #ff0000;"><strong><img class="alignleft size-full wp-image-13564" title="lohusalik" src="http://www.kadinlarsitesi.com/wp-content/uploads/2009/09/lohusalik.jpg" alt="lohusalik" width="324" height="267" /></strong></span></p>
<p>Bu durum doğum sonrasındaki ilk iki haftalık dönemde ortaya çıkar ve gebeliğin, doğumun doğal sonucu olarak kabul edilir. Kadınlar arasında sıkça gözlenen bir durumdur. Genelde doğum sonrası melankolisi, lohusalık hüznü, pospartum blues yada baby blues gibi tabirlerle ifade edilir. Annenin; bebeği ve kendisi hakkındaki endişeleri, mutsuzluk, uykusuzluk, sinirlilik, yorgunluk ve ağlama isteği gibi sorunlar gözlemlenebilir. Bu sürede ailenin ilgisi ve desteği, annenin dinlendirilmesi ve bebeğin bakımına yardımcı olunması gereklidir. Genelde bir-iki hafta içerisinde kendiliğinde geçer şayet geçmiyor daha uzun sürüyor ya da şiddetli hal alıyorsa mutlaka uzman bir psikiyatriste danışılmalıdır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Doğum Sonrası Depresyonun Belirtileri Nelerdir?</strong></span></p>
<p><a href="http://www.kadinlarsitesi.com/yazi/depresyon-nedir/">Depresyon</a>, kısa süreli annelik hüznünden farklı ve daha ağır süreçtir. Doğum yapan kadınların yüzde beş yada onluk kısmında görülür. Doğum sonrasında ki ilk altı aylık dönemde ortaya çıkabilir. Belirtileri ise; uyku düzeninin bozulması -az yada fazla uyku isteği-, iştahındaki değişimler, mutsuzluk ve çökkünlük hissi, bebeğin yada kendisinin bakımında zorlanma, sinirlilik, tahammülsüzlük, endişe ve kaygı duyulması olarak sıralanabilir. Uzun süreceğinden bir uzman tarafından değerlendirilip annelik hüznünden farklı olduğu tesbit edilerek kontrollü tedaviye başlanmalıdır. Tedavi edilmediğinde düzelmesi uzun süreceğinden hayatı zorlaştırabilir. İlaç tedavisi uygulanabilir bu yüzden uzman görüşmeleri ile emzirmeye ara verilebilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Doğum Sonrası Depresyonun Nedenleri Nelerdir?</strong></span></p>
<p>Depresyona birçok şey etken olabilir. Belirlenen bazı riskleri şöyle sıralanabilir: Önceki doğumunda depresyon geçirmiş olmak, zorlu gebelik süreci, doğumun zor ve uzun süreli olması, evlilikte yaşanan sorunlar, istenmeyen gebelik, kayıp ile sonuçlanan hamilelik, sosyal desteğin yetersizliği, anne-bebek ayrılığı, sosyo-ekonomik sorunlar ve doğum öncesi oluşmuş psikolojik sorunlar denilebilir. Ayrıca doğum sonrasındaki fiziksel ve biyolojik hızlı değişim, sosyal yaşantıdaki değişimler de depresyonu başlatan etkenler arasındadır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Doğum Sonrası Psikoz (Post Partum Psikoz) Nedir?</strong></span></p>
<p>Çok sık görülmese de ciddi bir durumdur. Yine doğum sonrasındaki ilk günlerde fark edilebilir. Düşünce sistemi bozukluğu ile gerçeği değerlendiremezler. Bebeğin kendisinin olmadığını düşünür,bebeğin sağlığına dair endişeye kapılır ya da bebeğin zarar görmesinden korkar. Böylece hem kendine hemde bebeğe bakamayacak duruma gelir.</p>
<p>Bazen halüsinasyonlara da rastlanır, duygudurumunda dalgalanmalar, içe kapanma ya da taşkınlık oluşur, uyku düzeni ve beslenme de rahatsız edici boyutlarda bozulur. Annenin bebeğe ya da kendisine zarar verme gibi eğilimleri de görülebilir. Bu durumda aile yakınlarından bebeğin bakımını üstlenmeleri istenir ve annenin bir sağlık merkezine yatışı ile tedavi süreci başlatılır. Tedavinin başlamasıyla annenin davranışlarında değişim gözlense de tedaviye devam edilir, iyileşmesi uzun sürer.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.com/lohusalik-huznu-ve-depresyon/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınlarda Orta Yaş Bunalımı</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.com/kadinlarda-orta-yas-bunalimi/</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.com/kadinlarda-orta-yas-bunalimi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2009 18:02:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[bunalım]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon çeşitleri nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarda kriz]]></category>
		<category><![CDATA[orta yaşlı kadınlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.com/?p=8279</guid>
		<description><![CDATA[Kadınlarda Orta Yaş Krizi Nedir?
Dr. Ali Ayaş: Genel olarak kişinin o güne dek yaptıklarını sorgulamaya başladığı, mesleki ve sosyal anlamda rolünün durağanlaştığı, toplumsal ve mesleki işlevlerini değerlendirdiği bir dönem. Kriz adıyla anılması bu dönemin bir geçiş dönemi olması ve çatışmalı duyguların yaşanmasından kaynaklanıyor.
Orta Yaş Kadının Hangi Dönemine Den Gelir?
Dr. Ali Ayaş: insan ömrünün uzamasına bağlı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kadınlarda Orta Yaş Krizi Nedir?</strong></span></p>
<p><strong>Dr. Ali Ayaş:</strong> Genel olarak kişinin o güne dek yaptıklarını sorgulamaya başladığı, mesleki ve sosyal anlamda rolünün durağanlaştığı, toplumsal ve mesleki işlevlerini değerlendirdiği bir dönem. Kriz adıyla anılması bu dönemin bir geçiş dönemi olması ve çatışmalı duyguların yaşanmasından kaynaklanıyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Orta Yaş Kadının Hangi Dönemine Den Gelir?</strong></span></p>
<p><strong>Dr. Ali Ayaş:</strong> insan ömrünün uzamasına bağlı olarak orta yaş krizi de artık 50&#8242;li yaşlara dayandı. Başlangıcı genellikle 40lı yaşlara rastlar.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Krize En Çok Hangi Kadınlar Yakalanıyor?</strong></span></p>
<p><strong>Dr. Ali Ayaş:</strong> 40&#8242;lı yaşlardan sonrası orta yaş olarak kabul edilebilir. Bu dönemdeki birçok kadın, orta yaş krizini farklı yoğunlukta yaşar. Bazı kadınlar daha kısa sürede ve daha kolay bu durumu atlatırken bazı kadınlar da bu dönemi daha çalkantılı, uzun yaşar. Genel olarak dış görünüşe fazlaca anlam yükleyen, genç kalmayı bir zorunlulukmuş gibi algılayan kadınlarda bu süreç biraz daha sancılı yaşanıyor.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><a href="http://www.kadinlarsitesi.com/wp-content/uploads/2009/03/bunalmis1.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-13522" title="bunalmis1" src="http://www.kadinlarsitesi.com/wp-content/uploads/2009/03/bunalmis1-150x150.jpg" alt="bunalmis1" width="203" height="150" /></a>Belirtisi Nelerdir?</strong></span></p>
<p><strong>Dr. Ali Ayaş:</strong> Belirtiler 3 başlıkta incelenebilir. Birinci grupta cinselliğin kaybına ilişkin geliştirilen davranışlar var. Yaşla birlikte azalmaya veya durağanlaşmaya başlayan cinsel aktivite kişiyi mutsuzluğa ve karamsarlığa sevk edebilir. Bu durum, aslında yaşlanmaya başlayan bedenin birtakım belirtileri gibi görülebilir. Bu belirtilere direnç olarak da kişi cinselliğini daha çok kullanmaya çaba gösterebilir. Cinselliğe ve cinsel rolüne aşırı anlam yüklemiş kişiler, cinsel faaliyetlerin azalmaya başladığı bu yıllarda çevreye cinsel faaliyetlerinin sürdüğü, herhangi bir azalma olmadığı mesajını vermek isteyebilirler. Hatta ilerleyen yaşlarda kendisinden yaş olarak çok küçük bir kişiyle birlikte olarak hâlâ genç kaldığını ispat etmeyi deneyebilir, ikinci grupta bedene yönelik aşırı ilgi var. Orta yaşla birlikte daha sık görülen saç dökülmeleri, saçlarda beyazlamalar, kilo artışı, sarkma ve çatlaklar kadının moralini bozabilir. Bu belirtilere paralel olarak kadında bedenine yönelik daha yoğun bir ilgi başlayabilir. Değişen haliyle beğenilmeyeceğim düşünebilir. Bir diğer önemli belirti de kendi ihtiyaçlarına önem vermedir. Orta yaşa kadar çok yoğun olarak yaşanan dönem artık yerini daha düşük bir tempoya bırakmıştır. Bu dönemde kişi çocuk ve eşinden önce kendisini daha fazla düşünmeye başlayabilir. Planlarını Öncelikli olarak kendisi belirlemek isteyebilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Krizi Neler Tetikler?</strong></span></p>
<p><strong>Dr. Ali Ayaş:</strong> Orta yaşa kadar gerçekleştirmek istediklerini yerine getirememiş olma krizi tetikleyebilir. Örneğin <a href="http://www.kadinlarsitesi.com">kadın</a> o yaşa kadar evlilik yapmamış, çocuk sahibi olmamışsa ya da kariyerinde isteği yerde değilse krizin ortaya çıkması kolaylaşabilir. Diğer taraftan partneri ya da eşi tarafından beğenilmemek ya da eşi tarafından aldatılma da bu krizi tetikleyebüir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Depresyondan Nasıl Ayırt Edilebilir?</strong></span></p>
<p><strong>Dr. Ali Ayaş:</strong> Depresyondaki kişinin duygu durumu ve morali çevresinde olup biten mutluluk verici olaylardan pek etkilenmez. Mutlaka bu iyi olaylarda da üzülecek bir yan bulur, iştah azalması, uykusuzluk, cinsel istek azalması gibi fiziksel belirtiler depresyona mutlaka eşlik eder. Kendini suçlama, küçük görme ve intihar düşünceleri de depresyonda daha sık görülen belirtilerdir. Ayrıca depresif kişiler genelde çevresel stres yaratan olaylarla açıklanamayacak kadar derin bir keder hissederler.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Menopozla İlgisi Var mı?</strong></span><br />
<strong><br />
Dr. Ali Ayaş:</strong> Menopozda fiziksel belirtiler genelde ön plandadır. Ateş basması, terleme, çarpıntı, nefes alamama hissi, göğüste daralma ve iç sıkıntısı gibi. Orta yaş krizinde ise Ön planda olan zihinsel ve duygusal karmaşalardır. Bazen aynı yaş grubunda oldukları için menopoz ve orta yaş krizi karıştırılabüir. Bu durumda yapılacak şey kadındaki hormon profiline bakmak ve kişiyi jinekoloji uzmanına yönlendirmektir. Böylece kişinin menopozda olup olmadığı kesin olarak anlaşılabilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kadınların Böyle Bir Krizde Ortak Davranış Biçimleri Nasıl Olur?</strong></span></p>
<p><strong>Dr. Ali Ayaş:</strong> Kendileri için daha fazla harcama yapmaya başlayabilirler. Özellikle yaşlanmayı geciktirici olduğu söylenen ürünlere daha fazla rağbet edebilirler. Ya da yaşlarına uygun görülen kıyafetlerin dışına çıkmaya çalışabilirler. Örneğin daha spor kıyafetleri tercih edebilirler. Bu dönemde aldatmalar ve boşanmalar artar. Bu açıdan evlilik ilişkilerinde bazı sorunlar yaşanabilir, riskli davranışlar ve kararlar görülebilir. Hayatla ilgili bazı önemli kararlar bu dönemin sonuna ertelendiğinde ya da zorluk yaşandığında bir uzmana başvurulmasında fayda var.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Bu Dönem Nasıl Geçirilmelidir?</strong></span></p>
<p><strong>Dr. Ali Ayaş:</strong> Yaşamın gelişim aşamalarım kabullenen ve bu doğrultuda değişimi büyük bir olgunlukla<br />
karşılayan kişiler yaşla birlikte görülen fiziksel değişimleri yadsımaz. Değişime de şiddetli direnç göstermezler. Çünkü her yaş döneminin kendine has güzel yönlerinin olduğunu düşünür ve bu<br />
doğrultuda doyum sağlarlar. Bu kişiler dinç ve sağlıklı bir bedene sahip olabilmek için düzenli egzersizler yapabilir, saçlarını boyatabilir, saç ektirebilirler. Ancak genç kalmayı bir zorunluluk gibi algılamazlar. Çevreye &#8216;Ben hâlâ gencim&#8217; mesajını vermek zorunluluğunu hissetmezler; yaşlanmayı karşı yoğun kaygı ve korku duygusu duymazlar. Kendileriyle barışıktırlar, doğa ve insanlarla uyum içindedirler. Yaşla birlikte gelen değişimi de hayatın bir parçası olarak değerlendirmek gerekir. Bunun yanı sıra çeşitli aktivitelere yönelebilirler. Spor yapabilirler ve bazı hobileri deneyebilirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.com/kadinlarda-orta-yas-bunalimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel İlişkide Ağrı Hastalık İşareti Olabilir</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.com/cinsel-iliskide-agri-hastalik-isareti-olabilir/</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.com/cinsel-iliskide-agri-hastalik-isareti-olabilir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2009 18:30:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumtanesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[endometriyozis]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik bozukluklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.com/?p=8240</guid>
		<description><![CDATA[Ağrılı cinsel ilişki pek çok kadının sorunu. Tıpta disparoni olarak adlandırılan bu durum, basit bir enfeksiyondan kaynaklanabileceği gibi ciddi hastalıklara da işaret edebiliyor. Bu nedenle cinsel ilişki sırasında ağrıdan yakınan kadınların zaman kaybetmeden mutlaka bir doktora başvurmaları gerekiyor.
Prof.Dr.Fuat Demirkıran sorularınızı cevaplıyor:
Soru: Disparoni nedir?
Cevap: Kadınlarda cinsel ilişkiye genital ağrının eşlik etmesi şeklinde tamamlanıyor. ağrı genellikle vajina [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ağrılı cinsel ilişki pek çok kadının sorunu. Tıpta disparoni olarak adlandırılan bu durum, basit bir enfeksiyondan kaynaklanabileceği gibi ciddi hastalıklara da işaret edebiliyor. Bu nedenle cinsel ilişki sırasında ağrıdan yakınan kadınların zaman kaybetmeden mutlaka bir doktora başvurmaları gerekiyor.</strong></p>
<p><strong>Prof.Dr.Fuat Demirkıran sorularınızı cevaplıyor:</strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Soru: Disparoni nedir?</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Cevap:</span></strong> Kadınlarda cinsel ilişkiye genital ağrının eşlik etmesi şeklinde tamamlanıyor. ağrı genellikle vajina ya da kasık bölgesinde gelişiyor.Disparoniden yakınan kadınlar, acının verdiği korkuyla cinsel ilişkiye girmekten kaçınabiliyorlar. Hatta ağrının çok şiddetli olması vajinal kasların, ilişkiye girilmesine engel olacak kadar sıkı kasılmasına bile yol açabiliyor.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Soru: sık görülen bir sorun mu?</span></strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Cevap:</strong> </span>Disparoninin kadınlarda hangi sıklıkta görüldüğüne dair net bir bilgi vermek zor. Çünkü ilişki sırasında ağrıdan yakınan kadınların önemli bir bölümü doktora başvurmaya gerek görmüyor.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Soru: Disparoni ne zaman ortaya çıkar?</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Cevap:</span></strong> Genellikle cinsel hayata yeni başlandığı dönemde.</p>
<p>Doktora başvuran kadınlar da genellikle bu gruptan oluşuyor. Bunun nedeni bu dönemde vajinalarında darlık ya da organik bir bozukluk olabileceği endişesini taşımaları. ancak bu sorunun altında genellikle kızlık zarındaki bir sorun ya da psikolojik nedenler yatıyor. Muayene sonucunda genital organlarında organik bir sorun olmadığı tesbit edilen kadınlar bir daha bu şikayetleri yüzünden jinekoloğa başvurma gereği hissetmiyor. Oysa cinsel ilişkide ağrı geliştiğinde kadınların doktora başvurmaları, sağlıklı bir yaşam sürmeleri açısından büyük önem taşıyor.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;"><a href="http://www.kadinlarsitesi.com/wp-content/uploads/01/2009/03/agri.bmp"><img class="alignleft size-full wp-image-15820" title="agri" src="http://www.kadinlarsitesi.com/wp-content/uploads/01/2009/03/agri.bmp" alt="agri" /></a>Soru: Peki disparoni hangi sorunlara işaret ediyor?</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Cevap:</span></strong> Bu sorun bir hastalığın belirtisi olarak gelişiyor. Cinsel ilişkide ağrı yakınmalarında öncelikle genital bölgede anatomik bir bozukluk ya da enfeksiyon olup olmadığı araştırılıyor. Yapılan muayenede her iki soruna yönelik bulgu tespit edilemezse bu kez yumurtalık kisti, endometriyozis ya da yumurtalık tümörü gibi ciddi sorunların varlığına yönelik incelemeler yapılıyor. Çünkü endometriyozis ve yumurtalık kistleri cinsel ilişkide ağrıya en sık yol açan nedenleri oluşturuyor. Öyle ki endometriyozis hastalarının yüzde 70&#8242;i cinsel ilişki sırasında ağrıdan yakınıyor. Bunun yanı sıra kanser tedavisinde özellikle pelvik bölgeye uygulanan cerrahi yöntem ve radyasyon terapisi de cinsel ilişkide ağrıya yol açıyor. Bu nedenle disparoni şikayetiyle doktora en sık başvuran bir diğer grubu da kanser hastaları oluşturuyor.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Soru: Nasıl tedavi ediliyor?</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Cevap:</span></strong> Kimi vakalarda ilaç tedavi yeterli. Kimilerinde de cerrahi yönteme başvurmak gerekebiliyor. Örneğin, sorun enfeksiyondan kaynaklanıyorsa antibiyotik tedavisi yeterli gelebiliyor. eğer cinsel ilişkide oluşan ağrının nedeni yumurtalık kistleri, tümörleri, endometriyozis veya miyom olarak düşünülüyorsa genellikle laparoskopik cerrahi yöntemle sorun giderilebilir. Endometriyozisin ilaçla tedavisi de vardır. Kızlık zarı cinsel ilişki sırasında yırtılmayacak kadar kalınsa, basit bir cerrahi yönetmle hemen kesilerek sorun ortadan kaldırılıyor.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Soru: Disparoni psikolojik nedenlerden kaynaklanabilir mi?</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Cevap:</span></strong> Evet. Bu yüzden bazı disparoni vakaları kadın hastalıkları ve doğum uzmanıyla psikiyatristin ortak çalışmasını gerekli kılıyor. Cinsel ilişki, kadında çok büyük bir acı yarattığı gibi cinsel yaşamla ilgili mitler, ileride gelişebilecek disparoninin en önemli nedenini oluşturuyor. Psikolojik nedenli disparonilerde sadece sorunu olan kadını tedaviye almak yeterli gelmiyor, eşin de terapiye katılımı gerekiyor. Terapi süresi ise sorunun altında yatan faktörlere bağlı olarak değişebiliyor. Günümüzde uygulanan psikoterapi yöntemleriyle disparoni sorun olmaktan çıkıyor.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Neler yol açıyor:</span></strong></p>
<p><strong>Ağrılı cinsel ilişkinin nedenleri:</strong></p>
<p>Vajinal bölgede ya da rahimde gelişen enfeksiyonlar. Örneğin herpes simpleks enfeksiyonu (genital uçuk) ya da <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/vajinit/">Vajinit</a>,</p>
<p>Vajinada, rahimde veya yumurtalıkta gelişen kitle ve tümörler,</p>
<p>Vajinada yabancı cisimlere karşı oluşan alerjiler,</p>
<p>Endometriyozis(iç genital bölgedeki organlarda oluşan yapışıklıklar),</p>
<p>Yeterince hazır olunmadan ilişkiye girme ve buna bağlı vajinada oluşan tahriş,</p>
<p>Menopoz döneminde vajinada oluşan kuruluk,</p>
<p>Kızlık zarıyla ilgili sorunlar. Örneğin kızlık zarının yapısal olarak sert olması,</p>
<p>ender olarak görülse de doğumsal vajina kusurları. Psikolojik sorunlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.com/cinsel-iliskide-agri-hastalik-isareti-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ergenlik Psikolojisi ve Fuhuş</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.com/ergenlik-psikolojisi-ve-fuhus/</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.com/ergenlik-psikolojisi-ve-fuhus/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Jan 2009 00:13:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Genç Kızlar]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik dönem kızların sorunları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.com/?p=6170</guid>
		<description><![CDATA[Modern toplumlarda cinsel özgür­leşme hareketlerine karşın, cin­sellik hâlâ satılır ya da kiralanır bir meta olmaya devam etmektedir. A.B.D.&#8217;de savaş sonrasında yapılan araş­tırmalara göre, erkeklerin %69&#8242;u fahişeler­le ilişki kurmaktadır. Senede birkaç kez fahişelere giden erkeklerin oranı %15-20&#8242;dir. Evli olanlar içinden fahişelerle ilişki kuranların oranı ise %1,7&#8242;dir. Çeşitli toplumlarda bu konuya ilişkin olarak elde edilecek veriler, bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Modern toplumlarda cinsel özgür­leşme hareketlerine karşın, cin­sellik hâlâ satılır ya da kiralanır bir meta olmaya devam etmektedir. A.B.D.&#8217;de savaş sonrasında yapılan araş­tırmalara göre, erkeklerin %69&#8242;u fahişeler­le ilişki kurmaktadır. Senede birkaç kez fahişelere giden erkeklerin oranı %15-20&#8242;dir. Evli olanlar içinden fahişelerle ilişki kuranların oranı ise %1,7&#8242;dir. Çeşitli toplumlarda bu konuya ilişkin olarak elde edilecek veriler, bu sayılardan çok farklı değildir. Dolayısıyla erkeklerin fahişelere gitmesini açıklayacak bir takım nedenler bulunmalıdır. Bu nedenler, öncelikle erkek çocukların ergenlik dönemlerinde aran­malı, o dönemdeki bazı gelişmelerle tcmellendirilmelidir.<br />
Ergenlik çağma yani cinsel organının olgunlaştığı döneme gelen bir gencin cinsel yaşamına ilişkin olarak önünde üç olanak vardır;</p>
<p><strong>a) sıkı perhiz </strong></p>
<p><strong>b) Kendi kendine doyum (Mastürbasyon) </strong></p>
<p><strong>c) cinsel ilişki</strong></p>
<p>Dr. Wilhelm Reich&#8217;in belirttiği gibi cinsel düşüncelerin, özellikle cinsel ilişki düşüncesinin bilinçaltına itilmesi, perhizin vazgeçilmez koşuludur. Eğer bu gerçekleş­tirilirse, delikanlı çevresiyle çatışmaktan ve kendi kendini doyurmanın yol açtığı çeliş­kilerden bir süre kurtulmuş olur. Çoğu kez gençlere cinsel güdülerine gem vurmaları­nın, onların toplumsal ve zihinsel etkinlikllerini arttırmada zorunlu bir koşul olduğu telkin edilmektedir. Bu önerme, Freud&#8217;un Sublimasyon (yüceltme) adıyla bilinen ve yaygın bir şekilde kabul gören kuramıyla açıklanabilir. Gerçekte gençlerin çoğunlu­ğu kendilerini mastürbasyon yolu ile doyurduklarından bu yoldaki önermelerin pratik geçerliliği giderek kalmamaktadır. Kendi kendini doyurma (mastürbasyon), perhizin zararlarından kurtulma yolların­dan biridir. Kuşkusuz sağlıklı kişiler için, ergenlik çağının ilk çalkantılı dönemlerin­de uygulanabilecek bir cinsel davranış biçi­midir. Geçen yüzyıllarda tutucu cinsel eğitimciler, mastürbasyonun sağlık için zararlı olduğunu ilan ederek pek çok gençte korkulu düşlerin oluşmasına neden olmuşlardır. Günümüzde cinselbilim uz­manları, mastürbasyonun sağlık için hiçbir zarar taşımadığını ortaya koymuşlardır. Ancak tutucu cinsel eğitimin etkisiyle mas­türbasyon yapan kimsenin belirli bir suç­luluk duygusuna kapılması ve bu durumun nevroza yol açması olasıdır. Ne cinsel perhizin ne de kendi kendine doyumu ergenlik dönemi sorunlarına nihai çözüm getirdiği söylenemez.<br />
<a href="http://www.kadinlarsitesi.com/wp-content/uploads/01/2009/01/ergenlik.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-15506" title="ergenlik" src="http://www.kadinlarsitesi.com/wp-content/uploads/01/2009/01/ergenlik.jpg" alt="ergenlik" width="294" height="207" /></a>Gencin önündeki en sağlıklı seçenek cinsel ilişkidir. Bu, gencin ruhsal ve fiziksel varlığının devamında rol oynayan asıl cinsel etkinlik biçimidir. Cinselliği sınırla­yan, cinsel etkinliğe karşıt eğitim, gencin bu eylemi önünde dev bir engel teşkil etmektedir. Cinsel yaşamın, genel olarak bakıldığında insanların bilinçaltına itildiği görülmektedir. İleri bir sanayi uygarlığı­nın henüz oluşmadığı ve geleneksel ahlak değerlerinin hakim olduğu birçok toplum­da gençlerin cinsel yaşamı, özellikle de genç kızlarınki, kesin bir sınırlamayla karşı karşıyadır. Ataerkil bir özellik taşıyan bu ahlak yapısı genç kızların evlenme öncesindeki cinsel yaşamlarını ortadan kaldırmaktadır. Cinsel etkinlik ancak evlilikle birlikte varolabilmektedir, yani evlilik cinsel yaşamın başlangıcı sayılmaktadır. Genç kızlar üzerindeki bu sıkı ahlak denetimi, genç erkekleri de büyük ölçüde etkilemekle birlikte, onların cinsel yaşamlarının evlilik kurumuyla özdeş kılmamaktadır. Böylece erkek genç­lik, dişi gençliğin tam anlamıyla var­olmadığı bir alanda cinsel etkinliği için çıkış yolları aramaktadır. Bu cinsel etkinli­ğin, kurumlaşmış fuhuşa kanalize olması çok doğaldır. Dolayısıyle fahişelerle ilişki kurarak, yarımyamalak bir cinsel ilişki sağlamak genç erkekler arasında istisna değil, kuraldır. Bu ilişki, iki taraf açısından ayrı anlamlar taşımaktadır. Kadın için bir gelir, genç erkek içinse doyum ve öğrenme amacını gütmektedir. Bu türden ilk cinsel edimlerin, gerçek anlamda cinsellikten farklı ve sağlıksız ilişkiler olduğu açıktır. Wilhelm Reich&#8217;ın 1930&#8242;larda bulguladığı üzere, dişi gençliğin cinsel yaşama girmesi sonucu fahişeliğin gerilemesi fuhuş kurumunun süre gitmesinde belirli top­lumsal ve ahlaki değerlerin oynadığı rolü gözler önüne sermektedir. Ancak bugü­nün çağdaş toplumlarında cinsel özgürlü­ğün artışı ile birlikte gençkızların cinsel yaşama erken yaşlarda girmelerine karşın erkeklerin birçoğu halen fahişelerle ilişki kurmaktadır. Bu konunun açıklaması ise, evlilik kurumuyla yakından ilintilidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.com/ergenlik-psikolojisi-ve-fuhus/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınlar, Depresyon Nedeniniz Fazla Kilolarınız Olabilir!</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.com/kadinlar-depresyon-nedeniniz-fazla-kilolariniz-olabilir/</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.com/kadinlar-depresyon-nedeniniz-fazla-kilolariniz-olabilir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Jan 2009 21:43:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet - Fitnes]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[fazla kilo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.com/?p=6141</guid>
		<description><![CDATA[Bazen fazla kilolarımızı: &#8220;Şişmanım fakat mutluyum&#8221;, &#8220;Aslında ben böyle de güzelim&#8221;, &#8220;Ben kilolu değilim aslında, sadece balık etliyim&#8221; diyerek kendimizi kandırırız.
Aslında kilo özellikle kadınlar için depresyon sebebi olabilecek kadar önemli bir sorundur. Konunun uzmanları, fazla kilonun bayanlarda depresyonu ortaya çıkaran bir faktör olduğunu söylüyor.
Doktorlar, kilolu olup da &#8220;ben kendimle barışığım&#8221; diyen kadınların pek çoğunun doğru [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bazen fazla kilolarımızı: &#8220;Şişmanım fakat mutluyum&#8221;, &#8220;Aslında ben böyle de güzelim&#8221;, &#8220;Ben kilolu değilim aslında, sadece balık etliyim&#8221; diyerek kendimizi kandırırız.</p>
<p>Aslında kilo özellikle <a href="http://www.kadinlarsitesi.com">kadınlar </a>için depresyon sebebi olabilecek kadar önemli bir sorundur. Konunun uzmanları, fazla kilonun bayanlarda depresyonu ortaya çıkaran bir faktör olduğunu söylüyor.</p>
<p>Doktorlar, kilolu olup da &#8220;ben kendimle barışığım&#8221; diyen kadınların pek çoğunun doğru söylemediğini belirtiyorlar. <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/normal-veya-ideal-kilo-nedir/">Kilo</a> almanın <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/depresyon-cesitleri/">depresyon</a>a sebep olabileceği gibi bunun tam tersi olarak depresyonda olmanın da <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/yazi/dogum-ve-kilo-alma/">kilo alma</a>yı</p>
<p><a href="http://www.kadinlarsitesi.com/wp-content/uploads/2009/01/kilolu.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-13872" title="kilolu" src="http://www.kadinlarsitesi.com/wp-content/uploads/2009/01/kilolu.jpg" alt="kilolu" width="173" height="138" /></a></p>
<p>tetikleyeceğini söyleyen uzmanlar, kilo almanın büyük bir ihtimalle artan <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/stres/">stres</a> ya da duygusal bir sorun neticesinde meydana geleceğini belirtiyorlar. Uzman Dr. Yusuf BÜLBÜL, <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/sayfa/mutfak/yemek-tarifleri/">yemek</a> yemenin pek çok bayan için hem rahatlama hem de kızgınlık kaynağı olabileceğini, sporla arası iyi olmayan ve kilo almaya başlayan bir kadının kesinlikle bir özeleştiride bulunması gerektiğini belirtiyor. Bülbül, durumun kısa bir zaman sonra kısırdöngüye dönüşeceğini ve kilolu olma durumunu daha çok yemek yiyerek karşılık verip spor yapmaktan kaçınarak kiloların daha da artacağını belirtiyor. Depresyon neticesinde kilo alan kadınların <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/antidepresan/">antidepresan</a> hususunda dikkatli olmaları gerektiğini söyleyen Bülbül, depresyon sebebiyle ilaç alan kadınların kilolarını çok iyi takip etmeleri gerektiğini söylüyor.</p>
<p><span id="__caret">_</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.com/kadinlar-depresyon-nedeniniz-fazla-kilolariniz-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gevşeme</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.com/gevseme/</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.com/gevseme/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Sep 2008 13:22:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[gevşeme nasıl yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[kasılmayı engellemek]]></category>
		<category><![CDATA[kasları gevşetme yolları]]></category>
		<category><![CDATA[vücudun kasılması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.com/?p=4849</guid>
		<description><![CDATA[Çağımızda bazı sözcükler yeniden dilimize girmektedir. Bunlar arasında gevşeme anlamına gelen &#8220;relaxalion&#8221;da vardır. Genellikle düşünülenin tersine, bu sözcük İngilizce kökenli değil, latince kö­kenlidir. &#8220;Relaxare&#8221;den gelmekte ve gevşeme rahatlama anlamında kullanılmakta­dır.
Gevşemenin Önemi
Gevşemek. Ama neyin gevşemesi? Tüm açıklığıyla kasların tabii. Yalnızca yüz kaslarının değil bütün vücud kaslarının gevşemesi. Vücut kaslarının gevşemesinin, yüz kaslarını da gevşettiği bir gerçektir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çağımızda bazı sözcükler yeniden dilimize girmektedir. Bunlar arasında gevşeme anlamına gelen &#8220;relaxalion&#8221;da vardır. Genellikle düşünülenin tersine, bu sözcük İngilizce kökenli değil, latince kö­kenlidir. &#8220;Relaxare&#8221;den gelmekte ve gevşeme rahatlama anlamında kullanılmakta­dır.<br />
<strong>Gevşemenin Önemi</strong><br />
Gevşemek. Ama neyin gevşemesi? Tüm açıklığıyla kasların tabii. Yalnızca yüz kaslarının değil bütün vücud kaslarının gevşemesi. Vücut kaslarının gevşemesinin, yüz kaslarını da gevşettiği bir gerçektir. Öbür yandan, kasların gerilmeleri olayı, yalnızca fiziksel etkenlerden dolayı değil, aynı zamanda ruhsal etkenlerden dolayı da olur. Bunun için beynin rahatlandırılması gereklidir. Ama yalnızca tembel tembel yatağa yatıp, gevşemek için uzan­mak yetmez.<br />
<strong>Öncelikle şunları ele almak gerekir:</strong><br />
-önce derdinizi incelemek,<br />
-vücudunun ve zihninin bilincine var­mak<br />
Gevşemiş, rahatlamış, dolayısıyla daha güzelleşmiş bir yüz iniyorsanız, zaman za­man hoşunuza giden değişik şeyler yaparak, tüm dertlerinizi, sıkıntılarınızı unutmanız büyük önem taşımaktadır. Bu işler kayak, tenis, iyi bir kitap okumak olabilir.<br />
Bu, iradenize bağlı bir konudur. La Rochefoucauld&#8217;nun &#8220;Huzurunu kendinde bulamadığın zaman, onu başka yerde ara­mak boşunadır,&#8221; demesi de bu anlam­dadır.<br />
<strong>Organizmamıza Saldıranlar </strong><br />
Günlük sorunlarımızdan kurtulmak, dü­şüncelerimizden kurtulmak veya onları de­ğiştirmek gibi gereksinimler duyarız. Sürekli bir baskı altında yaşayanlar sonuçta sinir bozuklukları, dolaşım ve sindirim bozuklukları, seks veya solunum düzen­sizlikleri, uykusuzluk veya baş ağrısı gibi büyük sarsıntılar geçirebilirler.<br />
Gerçekte, sinir merkezleri her yönden hava kirliliğiyle çatışır. Bunun, genellikle, atmosferdeki karbondioksit ve katranın aşırı derecede fazla bulunmasından oluş­tuğu düşünülür. Solunumda bunlar al yuvarlarla çatışırlar.<br />
Ama başkaları da vardır, sözgelimi gü­rültü. Tüm bu etkenler çok çeşitli organik bozukluklara neden olurlar.<br />
<strong>Not:</strong><br />
Dinlenme ve gevşeme kesinlikle bir zaman kaybı değildir. Bu, sizin kuvvet kazanmanızı, sonra da iki misli daha İyi çalışmanızı sağlayacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.com/gevseme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Felaket Haline Getirme Psikolojisi</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.com/felaket-haline-getirme-psikolojisi/</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.com/felaket-haline-getirme-psikolojisi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Aug 2008 23:39:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.com/?p=4551</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Kötümser yalnız tüneli görür, iyimser tünelin sonundaki ışığı görür, gerçekçi tünelle birlikte ışığı ve de gelecek treni görür.&#8221;
                     J. Harris
Ufak hatalar gözünüzde kocaman oluyorsa, küçük kusurlar ve­ya kusur bile sayılmayacak şeyler sizin için &#8220;korkunç&#8221; geliyorsa fela­ket haline getirmeye başlamışsınız demektir. Bu yanlı bakış, kişide düşük benlik saygısına ve güven eksikliğine neden olabilir. Ellerinde egzama olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><em>&#8220;Kötümser yalnız tüneli görür, iyimser tünelin sonundaki ışığı görür, gerçekçi tünelle birlikte ışığı ve de gelecek treni görür.&#8221;</em><br />
                     J. Harris</p>
<p style="text-align: justify;">Ufak hatalar gözünüzde kocaman oluyorsa, küçük kusurlar ve­ya kusur bile sayılmayacak şeyler sizin için &#8220;korkunç&#8221; geliyorsa fela­ket haline getirmeye başlamışsınız demektir. Bu yanlı bakış, kişide düşük benlik saygısına ve güven eksikliğine neden olabilir. Ellerinde egzama olan bir hastam ellerini kimse görmesin diye dışarı çıkmıyor, sadece seanslara geliyordu. Benzer bir şekilde dört buçuktan beş alan bir çocuk niye beş alamadım diye geceleri uyuyamıyordu. işte felaket haline getirme bunları yapmaktır. Diğer bir deyişle bazı olumsuzluklar yüzünden, olumlu olanların tümünü görmeme ya da yok sayma anlamındadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.com/felaket-haline-getirme-psikolojisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hemen Sonuca Vama Psikolojisi</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.com/hemen-sonuca-vama-psikolojisi/</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.com/hemen-sonuca-vama-psikolojisi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Aug 2008 23:37:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Otuz Yaşındaki Kadın  psikolojisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.com/?p=4550</guid>
		<description><![CDATA[Düşüncelerinizi doğrulayan gerçek kanıtlar olmadığı halde he­men olumsuz bir sonuca atlıyor olabilirsiniz. Karşıdakinin düşündükleriyle ilgili tahminler yürütme ve bunların doğruluğuna inanma &#8220;he­men sonuca atlama&#8221; tarzı çarpıtmalara örnektir. Eğer çok sevdiğiniz arkadaşınız sizi birkaç gün aramadıysa ve siz &#8220;artık benimle konuş­mak ona sıkıcı geliyor olabilir&#8221; diye düşünüyorsanız onunla konuş­madan hemen sonuca atlıyorsunuz demektir. Bir başka örnek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Düşüncelerinizi doğrulayan gerçek kanıtlar olmadığı halde he­men olumsuz bir sonuca atlıyor olabilirsiniz. Karşıdakinin düşündükleriyle ilgili tahminler yürütme ve bunların doğruluğuna inanma &#8220;he­men sonuca atlama&#8221; tarzı çarpıtmalara örnektir. Eğer çok sevdiğiniz arkadaşınız sizi birkaç gün aramadıysa ve siz &#8220;artık benimle konuş­mak ona sıkıcı geliyor olabilir&#8221; diye düşünüyorsanız onunla konuş­madan hemen sonuca atlıyorsunuz demektir. Bir başka örnek diye­lim ki patronunuz size &#8220;günaydın&#8221; demedi ve siz &#8220;herhalde beni iş­ten çıkarmak istiyor&#8221; diye bir sonuca vardınız ve &#8220;madem beni işten çıkarmak istiyor o halde ben de işime önem vermem&#8221; deyip işinizi ak­satmaya başlarsanız sizi işten çıkarmayı düşünmeyen patronunuz gerçekten de sizin performansınızı beğenmemeye başlayabilir. Bu durumda da sizin düşünceleriniz doğrulanmış olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.com/hemen-sonuca-vama-psikolojisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&quot;Ya Hep Ya Hiç&quot; Psikolojisi</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.com/ya-hep-ya-hic-psikolojisi/</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.com/ya-hep-ya-hic-psikolojisi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Aug 2008 23:35:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[psikotik depresyon nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.com/?p=4549</guid>
		<description><![CDATA[Bu durum sizin kendinizi, diğer insanları ve olayları kutuplaşmış, zıt sınıflara sokma eğiliminize işaret eder. Ya bir işi çok iyi yaparsınız ya da hiç beceremezsiniz, ya her dakika yoğun olarak çalışırsınız ya da tembelsinizdir. Yaşanılan şeyler iki ayrı uçtadır, sadece siyah ya da beyaz renkler vardır, ara renkler hiç bulunmaz. Depresyondayken çoğunlukla diğerlerini beyaz, kendinizi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bu durum sizin kendinizi, diğer insanları ve olayları kutuplaşmış, zıt sınıflara sokma eğiliminize işaret eder. Ya bir işi çok iyi yaparsınız ya da hiç beceremezsiniz, ya her dakika yoğun olarak çalışırsınız ya da tembelsinizdir. Yaşanılan şeyler iki ayrı uçtadır, sadece siyah ya da beyaz renkler vardır, ara renkler hiç bulunmaz. Depresyondayken çoğunlukla diğerlerini beyaz, kendinizi siyah olarak değerlendirirsi­niz. Diğer insanlar mutlu iken, siz değilsinizdir. Diğer insanlar başa çıkarlar ama siz yapamazsınız, diğer insanlar başarılıdır, siz değilsi­nizdir. Siyah ya da beyaz düşünceler, hiçbir şeyin derecelendirilmesi­ne olanak sağlamaz. &#8220;Ben tümüyle yetersizim&#8221;, &#8220;ben tümüyle aptalım&#8221;, &#8220;ben tümüyle iticiyim&#8230;&#8221; Bu tarz düşüceler gerçekçi değildir. Çünkü insanlar ya da durumlar, çok ender olarak tek bir deyimle ifa­de edilebilir. Böyle bir düşünce tarzı aşırı mükemmeliyetçi olduğunu­zun bir ifadesidir. Kendinize koyduğunuz hedefler gerçek dışı düzey­dedir. Böyle olunca bu hedeflere ulaşamama ya da beklentileri karşılayamama durumu ile baş başa kalırsınız. Bu da insanın kazanma şansının hiç olmadığı bir oyundur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.com/ya-hep-ya-hic-psikolojisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
