<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Psikoloji</title>
	<atom:link href="http://www.kadinlarsitesi.com/sayfa/saglik/psikoloji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadinlarsitesi.com</link>
	<description>Kadınlar Sitesi, Gebelik, hamilelik, doğum videoları</description>
	<lastBuildDate>Mon, 30 Jan 2012 11:36:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Saç kıran</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.com/sac-kiran/</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.com/sac-kiran/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Jan 2011 21:31:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>GULSAH</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[saç dökülmesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.com/?p=22596</guid>
		<description><![CDATA[Saç kıran tıp dilinde Alopesi diye tanımlanan saç kaybı anlamına gelir. Saç kıran meydana geldiğinde, saçların tepesinde yuvarlak boş alanlar oluşmaya başlar. Saç kıran bir saç sorunu olmaktan çok bir saç hastalığıdır. Saç kıran hastalıklarında bilinmeyen bir sebeple bağışıklık sistemi kendi hücreleri yabancı bir hücre olarak algılamaya başlar ve bu hücrelere savaş açar. Akabinde kıl [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Saç kıran tıp dilinde Alopesi diye tanımlanan saç kaybı anlamına gelir. Saç kıran meydana geldiğinde, saçların tepesinde yuvarlak boş alanlar oluşmaya başlar. Saç kıran bir saç sorunu olmaktan çok bir saç hastalığıdır. </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Saç kıran hastalıklarında bilinmeyen bir sebeple bağışıklık sistemi kendi hücreleri yabancı bir hücre olarak algılamaya başlar ve bu hücrelere savaş açar. Akabinde kıl köklerinin çevresinde bulunan lenfosit isimli hücreler sitokin diye tanımlanan kimyasalları salgılarlar ve ardından bu durum saç dökülmesine sebep olur. Yenilen, içilen herhangi bir besinin saç kıran hastalığına etkisi yoktur. Ani yaşanan stres saç kıran hastalığını tetikler. Saç kıran hastalığı baş göstermeden hiçbir belirti göstermez. Genelde saç kıran meydana geldiğinde kuaförler, berberler tarafından fark edilir. Saç kıran olduğu bölgede saçın büyümesi aninde durur, saç teli kökünden ayrılır.</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-full wp-image-22614" title="sac-kiran" src="http://www.kadinlarsitesi.com/wp-content/uploads/01//2011/01/sac-kiran.jpg" alt="" width="285" height="228" />Saç kıran üç etapta gerçekleşir. Birinci etap saçlar bölgede aniden dökülür. İkinci etapta saçların döküldüğü alan git gide genişler ve açılır. Üçüncü etapta saçlar beyaz ya da gri renk almaya başlar ve bu uzun bir dönem devam eder. Akabinde bu grileşen saçların olduğu bazı bölgeler öbek öbek saç kıran olarak dökülür.</p>
<p style="text-align: justify;">Saç kıran tedavisinde, saç kıran yaygın bir hal almış ise kesin bir tedavi yöntemi yoktur. Lakin bazı kortizon içeren haplar ile PUVA isimli ışık tedavisi saç kıran hasatlığının tedavisinde kullanılmaktadır. Bunların yanında saç kıran hastalığı tedavisi için kullanılan bazı saç losyonları mevcuttur. Bu tip losyonlar saç kıran olan bölgeye sürüldüğünde, tekrar saç çıkarılması hedeflenir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Saçkıran için bitkisel tedavi</strong><br />
Saç kıran olan bölgeye traş işlemi uygulanır. Haftada en az üç defa saçlar yıkanır. 1 litre suya bir avuç kepek konulur ve kaynatılır. Kaynayan kepekli su ocaktan alınır ve ılıyınca bu su ile saç kıran olan bölgeler pamukla ya silinir ya da sık sık yıkanır. Birkaç kuru soğanın suyunu sıkın ve yarım su bardağı kadar soğan suyu elde edin. Bu soğan suyunun içine bir yemek kaşığı zeytin yağ katın ve karıştırıp bu karışımı saç kıran olan bölgeye sürün. Saç kıran olan bölgeye bir diş sarımsağı boyuna ortadan ikiye kesip, sulu tarafını iyice sürün. Üzerine zeytinyağını pamukla sürerek 2 saat bekletin ve yıkayın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.com/sac-kiran/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uykusuzluğun Nedenleri</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.com/uykusuzlugun-nedenleri/</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.com/uykusuzlugun-nedenleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Jun 2010 16:01:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk sebepleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.com/?p=20579</guid>
		<description><![CDATA[Çoğu kadın, yaşamlarının bir yerinde uyku düzensizliği yaşar; ancak, yeterince uzun bir süre uykuda kalamıyor ve uyandığınızda ken­dinizi yenilenmiş hissetmiyorsanız, doktorunu­za başvurmalısınız. Buna tıp dilinde ihsomnia denir ve iyi uyuma alışkanlıkları yerleştiren ve beynin etkinliğini azaltan ilaçlarla tedavi edilebilir. Menopoz sırasında uykusuzluk alışılmadık bir durum değildir ve migren, stres, endişe ya da depresyonun bir belirtisi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çoğu <a href="http://www.kadinlarsitesi.com">kadın</a>, yaşamlarının bir yerinde uyku düzensizliği yaşar; ancak, yeterince uzun bir süre uykuda kalamıyor ve uyandığınızda ken­dinizi yenilenmiş hissetmiyorsanız, doktorunu­za başvurmalısınız. Buna tıp dilinde <strong>ihsomnia</strong> denir ve iyi uyuma alışkanlıkları yerleştiren ve beynin etkinliğini azaltan ilaçlarla tedavi edilebilir. <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/menopoz/">Menopoz</a> sırasında uykusuzluk alışılmadık bir durum değildir ve migren, <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/stres-2/">stres</a>,  endişe ya da <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/yazi/depresyon-nedir/">depresyon</a>un bir belirtisi de olabi­lir. Bunların tümü için doktor yardımı aran­malıdır.</p>
<p>En talihsiz olanlar, kronik <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/yazi/uykusuzluk-sebepleri/">uykusuzluk</a> çe­ken, yani ya hiç uyuyamayan ya da başını yastığa koyar koymaz uyuyup çok geçmeden uyanan ve gecenin büyük bir bölümünü uya­nık geçiren kişilerdir. Bu, derin soluma ne­deniyle uyanık olunan saatlerde uyarılma yüzünden metabolizmayı etkileyebilir.</p>
<p>Bedeniniz oksijen yoksunluğu belirtileri veriyorsa (iç çekişlerle kesilen hızlı ve kısa soluk alıp verme, esneme ve solunum hızın­da düzensizlik), akciğerlerinize oksijen dol­duran derin soluk alıp verme egzersizleri du­rumunuzda iyileşme sağlayabilir. Zamanla bu tür nefes darlıkları duygusal çöküntüye ve fi­ziksel yorgunluğa yol açabilir.</p>
<p><strong>İyi bir uyku için öneriler</strong></p>
<p>Hafta sonunda bile belirli zamanlarda yatıp kalkmaya çalışın. Her gün yaklaşık aynı saatlerde yatmak ve kalkmak bedeninizi sizin iste­diğiniz gibi çalışmaya programlayabilir. Yatmadan birkaç saat öncesine kadar kafein ya da çay gibi uyancılardan uzak durun. Bunun yerine ılık, kafeinsiz bir içecek alın.  Son yemeğinizi yatmadan birkaç saat önce yiyin ve aşırı alkol alma­yın (alkol kolay uyumanızı sağlasa da sonraları rahatsızlık verir).  Yatmadan önce bazı rahatlama teknikleri deneyin. Ilık (sıcak değil) bir banyo yapın, dinlendirici müzik dinleyin ya da yoga ya da meditasyon gibi yumuşak egzersizler yapın.</p>
<p>Yatak odanızı dinlenme ve rahatlamaya uygun duruma getirin. Uyku için en iyi sıcaklık 15 ile 18°C arasındadır. Odayı olabildiğince karartın (ışık kapalı göz kapaklarından girebilir). Bu, özellikle gece şartları yaratılınca daha kolay uyuyan vardiyalı çalışan kişiler için önemlidir. Özellikle boyun ya da bel tutulmasıyla uyanıyorsanız, yatağınızın olabildiğince rahat olduğunu denetleyin. En iyisi, her 10 yılda bir yatağınızı değiştirmektir (Bu sürede ortalama 29000 saatinizi bu yatak­ta uyuyarak geçirirsiniz). Eşinizle yatıyorsanız, yatağınız birbirinizi ra­hatsız etmeden hareket edebileceğiniz kadar geniş olmalıdır. Yatağı alırken boyutlarını ikiniz de kontrol etmelisiniz.  Uykuya dalamıyorsanız, öylesine uzanıp dert etmeyin. Kalkın ve kendinizi yorgun hissedinceye kadar başka bir şey yapın ve yeniden deneyin.</p>
<p><strong>DİKKAT</strong><br />
iyi uyuduğunuzu ve doğal biçimde uyandı­ğınızı ancak kendinizi her zaman yorgun his­settiğinizi düşünüyorsa­nız, doktorunuza başvur­malısınız. Bunun, kan­sızlık (anemi), tiroit be­zinin iyi çalışmaması ya da menopoz başlangıcından kaynaklanan gece terlemeleri gibi birçok nedeni olabilir. Çalışma yerinizde ciddi bir aydınlatma ve temiz hava eksikliği varsa, so­runun kaynağı bu olabi­lir. Bu ortamda uzun süre kalmak, biyolojik saatinizi ve metaboliz­manızı etkileyebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.com/uykusuzlugun-nedenleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şizofreni</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.com/sizofreni/</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.com/sizofreni/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jun 2010 19:14:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.com/?p=20559</guid>
		<description><![CDATA[Şizofreni (duyguda yarıklık); Kişiliğin harabolması anlamında kullanılan bir terimdir. Hastanelerde yatan ruh hastalarının 1/4 şizofrenidir. Şizofreni 16 -30 yaşları arasında ortaya çıkar. Özellikleri: • Gerçekle ilişkilerini tamamen kesmişlerdir. Kurdukları düş dünyasında yaşarlar. • Duygu ve davranışları arasında tutarsızlıklar vardır. • Çevreyle ilişkilerini kesmişlerdir. Toplum kurallarını, ahlâk kurallarını umursamazlar. Bir köşede kendi içinde yaşar, içinden konuşur [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Şizofreni (duyguda yarıklık);</strong> Kişiliğin harabolması anlamında kullanılan bir terimdir. Hastanelerde yatan ruh hastalarının 1/4 şizofrenidir. Şizofreni 16 -30 yaşları arasında ortaya çıkar.<br />
<strong>Özellikleri:</strong><br />
•   Gerçekle ilişkilerini tamamen kesmişlerdir. Kurdukları düş dünyasında yaşarlar.<br />
•   Duygu ve davranışları arasında tutarsızlıklar vardır.<br />
•   Çevreyle ilişkilerini kesmişlerdir. Toplum kurallarını, ahlâk kurallarını umursamazlar. Bir köşede kendi içinde yaşar, içinden konuşur ve kendi içindeki konuşmaları dinler.<br />
•   Sakin ve ilgisizken aniden sinirlenip saldırgan davranışlar gösterir. Kısa bir süre sonra yeniden sakinleşir.<br />
•   Kişilik kaybı vardır. Kendini tanıyamaz, kim olduğunu bilemez. Kendisi­nin o olmadığını belirtir.<br />
•   Duygusal körlük vardır. Hiçbir duygusal tepki vermez. Ağlamaz, gül­mez, sevinmez, heyecanlanmaz v.b<br />
<img class="alignleft size-medium wp-image-20560" title="200316042-001" src="http://www.kadinlarsitesi.com/wp-content/uploads/01//2010/06/sizofreni-300x203.jpg" alt="" width="261" height="176" />•   İstenenin zıttı tepkiler gösterir, isteneni yapmaz, karşısındakini taklit edebilir.<br />
•   Hallisünasyon (sanrı) lar görür. Görsel, işitsel, koku, ses, dokunum hallisünasyonları gibi. Örneğin, senestetik sanrıda bacaklarının başından çıktığını görebilir.<br />
•   Hezeyanlar (sabuklama) görülür. Büyüklük hezeyanları, düşmanı olma hezeyanı, düşüncelerinin çalınması hezeyanı, gibi bunlara paralel fantaziler geliştirir.<br />
•   Organlarını kesme, intihar girişimleri görülür. Sık sık intihara başvu­rabilirler.</p>
<p>Şizofreninin çeşitli görünümleri vardır. Paranoid şizofreni de daha çok büyüklük hezeyanları gibi görünümler vardır. Katatonik şizofrenide taklit ve heykel duruşu ağırlık kazanır. Hebefrenik şizofrenide zıt tepkiler, kelime uydurma eğilimleri daha fazladır. Örneğin, hastaya ağla denildiği zaman gülmeye başlar, susması istendiğinde, sürekli ve anlamsız konuşmalar yapar. Kendince aniam verdiği kelimeler uydurabilir.</p>
<p><strong>Şizofreni </strong><strong>Tedavisi:</strong></p>
<p>Şizofreni hastalığı çağımızda tedavi edilebilir bir akıl hastalığıdır; ancak burada önemli olan nokta hastalığın ilk ortaya çıktığı anda bir uzman hekime başvurmaktır. Son yapılan araştırmalar gösterdi ki şizofreni kalıtsal bir hastalıktan ziyade çevresel faktörlere dayanıyor. Yani bu tür hastaların çoğu özellikle çocukluk dönemlerinde cinsel taciz, terk edilme, şiddet gibi travmalar yaşamış. Bu yüzden hastalık psikoterapi ve sosyal terapi yöntemiyle büyük oranda tedavi edilebilmekte hatta hasta bir yaşam boyu ilaç kullanmadan hayatını sürdürebilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.com/sizofreni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Histeri nevrozu</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.com/histeri-nevrozu/</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.com/histeri-nevrozu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jun 2010 15:41:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.com/?p=20555</guid>
		<description><![CDATA[Histeri nevrozu da denilen bu hastalık belirtileri çeşitli şekillerde ortaya çıkar. Organik hastalık belirtileriyle kolayca karıştırılabilir. Yeterince olgunlaşamamış, yaşamın sorumluluğunu üstlenecek güçte olmayan, çevrelerine aşırı bağımlı ve ilginin odak noktasında olmak isteyen insanlarda görülür. Histeri nev­rozu; • Yapısal bozukluk görülmeyen bedensel belirtiler, • Stresten kaçmak için seçici nitelik taşıma, • İçinde bulunulan hastalık durumuna karşı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Histeri nevrozu da denilen bu hastalık belirtileri çeşitli şekillerde ortaya çıkar. Organik hastalık belirtileriyle kolayca karıştırılabilir. Yeterince olgunlaşamamış, yaşamın sorumluluğunu üstlenecek güçte olmayan, çevrelerine aşırı bağımlı ve ilginin odak noktasında olmak isteyen insanlarda görülür.</p>
<p><strong>Histeri nev­rozu;</strong><br />
•   Yapısal bozukluk görülmeyen bedensel belirtiler,<br />
•   <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/stres-2/">Stres</a>ten kaçmak için seçici nitelik taşıma,<br />
•   İçinde bulunulan hastalık durumuna karşı da ilgisizlik,<br />
•   Telkine karşı açıklık belirtileri ile birlikte görülür.</p>
<p><strong>Histeri nevrozu çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir :</strong></p>
<p>-  Duyu organlarında bozukluk, baş ağrıları, sırt ağrıları gibi şiddetli ağrı duyumları alınır.Görme duyumuna bağlı; tam körlük, gece veya gündüz körlüğü, bulanık görme, bazı renkleri görmeme gibi belirtilerle ortaya çıkabilir. Psikolojik et­kinin ortadan kalkmasıyle düzelir.</p>
<p>-  Hareket organlarında bozukluk; kol, bacak gibi tek bir organın felci biçiminde ortaya çıkar. Titreme, tik, ses telleri telci gibi belirtiler de bu tür hasta­lar arasında sık gözlenir.</p>
<p>- Histeri nöbetleri, bayılma veya epilepsi (sara) nöbetleri biçiminde görülür. Nöbet sırasında bilinç tümüyle yitirilmemişîir. Bayılma sırasında zarar vermeyecek biçimde ve uygun yerlere düşme gözlenir.</p>
<p>-  İç organsal belirtileri taklit eden bozukluklarda, apandisit krizleri, sıtma nöbetleri, tüberküloz belirtileri gibi iç organlarla ilgili hastalık belirtilerinin çok başarılı taklitlerine dayanır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.com/histeri-nevrozu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nevrotik bozukluklar</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.com/nevrotik-bozukluklar/</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.com/nevrotik-bozukluklar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jun 2010 15:01:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.com/?p=20553</guid>
		<description><![CDATA[(a) Nevrotik, bozuklukların özellikleri • Nevrotik bozukluklar hafif ruh hastalıklarıdır. • Hastalık kişinin çevresine uyumunu zorlaştırır, ama hayattan tamamen koparmaz. Çalışabileceği bir işi, ailesi ve çocukları vardır. • Hastanın irade gücü zayıftır. Kararlar verip uygulamada güçlük çeker. • Kolayca etki altında kalabilir. •Uyum bozuklukları görülür. Zaman zaman çevresinden kopar. Gerçeklerden uzaklaşır. Sorunlarına gerçekçi çözümler getirmekte [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>(a) Nevrotik, bozuklukların özellikleri</strong></p>
<p>• Nevrotik bozukluklar hafif ruh hastalıklarıdır.<br />
• Hastalık kişinin çevresine uyumunu zorlaştırır, ama hayattan tamamen koparmaz. Çalışabileceği bir işi, ailesi ve çocukları vardır.<br />
• Hastanın irade gücü zayıftır. Kararlar verip uygulamada güçlük çeker.<br />
• Kolayca etki altında kalabilir.<br />
•Uyum bozuklukları görülür. Zaman zaman çevresinden kopar. Gerçeklerden uzaklaşır. Sorunlarına gerçekçi çözümler getirmekte zor­lanır veya getiremez.<br />
•Organik bir nedene dayanmayan hastalıklar ortaya çıkabilir. Ama gerçek organik bozukluklar gibi belirtiler gösterir. Örneğin, sınava hazırlanamadığı için okula gitmek istemeyen çocukta şiddetli karın ağrıları görülebilir.</p>
<p><strong>(b) Nevrotik bozukluk tipleri</strong></p>
<p><strong>Kaygı kaynaklı bozukluklar</strong><br />
Kaygı nevrozu olan birey sürekli gerilim ve üzüntü içindedir, tedirgindir. Karar verme güçlüğü çeker, kendini yetersiz bulur, kendine güveni zayıflamıştır. Kolayca çöküntüye girer. Bazı dürtüler denetim altına alınamaz. Kaygının belirli sebepleri olması gerekmez. Kaygılanma için daima bir neden bulunur.</p>
<p>Kaygı nöbetleri, belirli sürelerde görülen panik nöbetleri olarak ortaya çıkar. Bu nöbetlerde çarpıntı, nefes alma güçlüğü, aşırı terleme, bayılma duygu­su, yüz ve etlerde soluktuk ve soğukluk görülür. Nöbetlerin sıklığı hastadan has­taya değişir. Günde bir kaç nöbet olabileceği gibi birkaç ayda bir nöbet de olabi­lir.</p>
<p><strong>Kaygı nevrozunda;</strong><br />
•   Kusurlu ana &#8211; baba tutumlarının,<br />
•   Yaşamını, sürüdürecek gerekli yeteneklerin geliştirilmemiş olmasının,<br />
•   Geçmişte yaşanan sarsıcı olayların etkileri olabilir.</p>
<p>Çocuklarda görülen kaygı nevrozunun temelinde ana &#8211; babanın aşırı bek­lentileri, çocuğun bu beklentileri karşılayamayacak durumda olması rol oynar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.com/nevrotik-bozukluklar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Davranış Bozuklukları</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.com/davranis-bozukluklari/</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.com/davranis-bozukluklari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jun 2010 14:24:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.com/?p=20550</guid>
		<description><![CDATA[Normal ve Anormal Kavramlarının tanımı Normal ve anormal, günlük hayatta çok kullandığımız terimlerdir. Kelime olarak normal, doğal koşullara veya kurallara uygun anlamındadır. Anormal, normal olmayan, kural dışı demektir. Psikolojik bir terim olarak normal, herhangi bir özellik veya ölçü yönünden, çoğunluğun arasında bulun­ma, anormal ise, ortalamadan olumlu veya olumsuz yönde uzaklaşmadır. Normal, çoğunluğun durumunu belirtir. Normal [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Normal ve Anormal Kavramlarının tanımı</strong><br />
Normal ve anormal, günlük hayatta çok kullandığımız terimlerdir. Kelime olarak normal, doğal koşullara veya kurallara uygun anlamındadır.<br />
<strong>Anormal</strong>, normal olmayan, kural dışı demektir. Psikolojik bir terim olarak <strong>normal</strong>, herhangi bir özellik veya ölçü yönünden, çoğunluğun arasında bulun­ma, <strong>anormal</strong> ise, ortalamadan olumlu veya olumsuz yönde uzaklaşmadır.</p>
<p>Normal, çoğunluğun durumunu belirtir. Normal dağılım eğrisinde orta değerlerde toplanan özellikler, &#8220;normal&#8221; terimi ile belirtilir. Boy, ağırlık, zekâ, heyecanlılık, davranışlar gibi özelliklerde görülür.</p>
<p>Normalden her türlü uzaklaşma anormalliği göstermez . Örneğin, normal boydan uzun veya kısa boylu olmak, normal kilodan daha zayıf veya şişman olmak anormallik değildir. Boyda dev cüsselilik veya cücelik, kiloda aşırı derece­de şişman veya bir deri bir kemik halinde zayıflık anormalliktir. Zekâ bakımından değerlendirirsek, normalin üstünde zekâ düzeyinde olmak üstün bir özelliktir. Ancak, normalin altında ve belirgin olarak görülen zekâ geriliği (Z.B 60&#8242;ın altında olanlar) anormalliktir. O halde, normalden istenmeyen yönde ve ölçüde uzaklaşmalar, anormallik olarak değerlendirilir.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-20551" title="davranis-bozukluklari" src="http://www.kadinlarsitesi.com/wp-content/uploads/01//2010/06/davranis-bozukluklari-300x272.jpg" alt="" width="300" height="272" />Davranışlarda normallik ve anormalliği ayırdetmek daha zordur. Çünkü her zaman her yerde, her durumda normal davranışlarda bulunan insan yoktur. Her insanın zaman zaman anormal davranışlarına tanık oluruz. Zaman zaman anor­mal davranmak, o insanı anormallik kategorisine sokmaz.</p>
<p>Normal davranan insan ruhsal açıdan <a title="sağlık" href="http://www.kadinlarsitesi.com/sayfa/saglik/">sağlık</a>lı olan insandır. Gerçekleri görebilen, sorunlarını çözebilecek güçte olan, heyecansal tepkileri olay ve du­rumlara uygun, çalışmak için gerekli zihin ve beden gücüne sahip, çevresiyle uyumlu ve tutarlı ilişkiler kurabilen insandır. Varlığının anlamı ve değerinin bilin­cindedir. Bunların yanında zaman zaman anormal davranabilir.</p>
<p>Anormal insan, çoğunlukla anormal davranır. Ruh sağlığı bozulmuştur. Gerçeklerle kısmen veya tamamem ilişkisini kesmiş, hayal dünyasında yaşayan, sorunlarını çözecek güçte olmayan veya sorunlarının bile farkında olmayan, hayatının, ailesinin sorumluluğunu taşıyamayan, iş ve meslek sahibi olduğu halde bu durumlara uyum sağlayamayan insandır. Çevresiyle tam bir uyum kura­maz. Bu uyum kısmen bozulmuşsa nevrotik, tamamen bozulmuşsa psikotik olarak adlandırılır.</p>
<p><strong>Tarihsel gelişim içinde normal &#8211; anormal</strong></p>
<p>Bu kısımda da kadinlarsitesi.com olarak sizlere normal ve anormal kavramlarını tarihsel gelişim içinde anlatacağız.<strong><br />
</strong></p>
<p><strong>İlk çağlarda ruh hastalarına;</strong> Tanrının gazabına uğramış, şeytanın veya kötü ruhların esiri olmuş insanlar gözüyle baktlırdı. Tedavi biçimi de kötü ruhun veya şeytanın kovulması amacına dayanırdı. Dualar okunur, gürültü çıkarılır, kötü kokulu karışımlar içirilir, böylece kötü ruhun veya şeytanın o insanın bedeninden uzaklaşacağına inanılırdı.</p>
<p><strong>Hipokrat </strong>(M.Ö. 460 &#8211; 357), ruhsal bozuklukların doğal sebeplere bağlı ola­rak oluştuğunu belirtti. Ona göre, bedensel hastalıklar nasıl tedavi ediliyorsa ruh hastaları da tedavi edilebilir. Daha sondaki yüzyıllarda İskenderiye&#8217;deki sanator­yumlarda hastaların iç açıcı ortamlarda yaşamaları sağlanmış, eğlence ve idman programları ile hastalar iyileştirilmeye çalışılmıştır.</p>
<p><strong>Ortaçağda,</strong> ruh hastalarının tedavileri manastırlarda rahipler tarafından yapılmaya başlamıştır. Çok ağır olmayan hastalar dualar, kutsal sular ve yağlarla iyileştirilmeye çalışılmıştır. Ancak sonraları şeytanın gururu ruh hastalığının sebebi olarak görülmeye başlamıştır. Bu anlayış ruh hastalarının; kötü, kaba, çirkin dav­ranışlarla karşılaşmalarının başlangıcı olmuştur.</p>
<p><strong>15. yy da</strong> yayınlanan &#8220;Şeytan Çekici&#8221; adlı kitapta, şeytanın varlığının nasıl belirleneceği, şeytana kapılan insanların hangi işaretleri taşıdığı, bu insanların nasıl yargılanacağı açıklanır. Ruh hastaları şeytanın tutsağı sayılmış ve bunu iti­raf ettirmek için akıl almaz işkencelere maruz bırakılmışlardır. Manastırlarda zin­danlara hapsedilmişler, meydanlarda yakılmışlar, dümensiz gemilere bindirilip okyanusa bırakılmışlardır. Bu anlayışa karşı çıkanlar olsa da ya seslerini duyuramamışlar veya duyurabilenlerin eserleri yakılmış, kendileri çeşitli şekillerde ceza­landırılmışlardır.</p>
<p><strong>17.  yy ortalarında</strong> Londra&#8217;da bir manastır, VIII. Henri tarafından hastane haline getirilmiştir. &#8220;Bedlam&#8221; olarak kısaltılan bu kurumda ruh hastaları para karşılığı halka gösterilir, zararsız hastalar Londra sokaklarında dilendirilirdi. Bu tür kurumlar kısa bir sürede Avrupa ve Amerika&#8217;da yaygınlaşmıştır.</p>
<p><strong>18.  yy</strong> &#8216; a kadar ruh hastaları insanlık dışı koşullarda, cezalandırılarak, aç bırakılarak, soğuk duşlara sokularak, zorla müskil içirilerek, dilendirilerek yaşa­maya mahkûm edilmişlerdir.</p>
<p><strong>19.  yy </strong>sonlarında Philippe Pinel, bazı ruh hastaları üzerinde deney yap­mak üzere izin aldı. Ruh hastalarının hoşgörü, anlayışla tedavi edilebileceğine inanıyordu. Pinel&#8217;in araştırmaları ve uyguladığı tedavi sonunda sağlığına kavuşan ve taburcu edilen hastalar oldu.</p>
<p><strong>19.  yy </strong>da anatomi, fizyoloji, nöroloji ve kimya gibi alanlardaki bilimsel gelişmelerin ışığında, ruh hastalığına verilen anlamlar da değişti. Ruh has­talıklarının beynin yapısında ve işlevlerindeki bozukluklardan kaynaklanabileceği görüşü benimsenmeye başladı ve giderek yaygınlaştı.</p>
<p><strong>20. yy</strong> başlarında ruh hastalıklarının sadece beyindeki bozukluklara dayandırmanın yeterli olamayacağı, <a title="psikoloji" href="http://www.kadinlarsitesi.com/sayfa/saglik/psikoloji/">psikoloji</a>k ruh hastalıklarının da var olduğu görüşü ağırlık kazandı. Daha sonra Freud&#8217;un bu konudaki çalışmaları ile bilimsel temelleri atıldı.</p>
<p>Bugün artık ruh hastalıkları da herhangi bir bedensel hastalık gibi görül­mekte ve geliştirilen tedavi yöntemleri ile tedavi edilmektedir.</p>
<p>Buraya kadar yapılan açıklamalar, batı dünyasında ruh hastalığına verilen anlam ve açıklamaları verir. Doğuda, Türk &#8211; İslâm dünyasında aynı bakış görülmez. Eski çağlardan beri Türklerde davranış bozukluğu gösteren insanlar, hasta olarak görülmüştür. İslâmiyet&#8217;in kabulü bu görüşü desteklemiştir. Hiç bir zaman ruh hastası Tanrı&#8217;nın gazabına uğramış biri olarak görülmemiş ve ceza­landırılmamıştır.</p>
<p>Camilerin yanında yaptırılan <strong>&#8220;Şifahane&#8221; </strong>lerde ruh hastaları müzik, su sesiy­le, çeşitli baharatlardan oluşan macunların ilaç olarak kullanılmasıyla, sevgi ve hoşgörü ile tedavi edilmeye çalışılmıştır. Daha sonra &#8220;tımarhane&#8221; adı verilen bu şilahaneler, vakıfla yönetilmişlerdir. Fatih, Süleyrnaniye, Manisa, Toptaşı önemli tımarhanelerdir.</p>
<p>Osmanlı İmparatorluğunun zayıflaması ile hastalığa bakış değişmediği halde, hastalara bakış çok değişmiştir. Hastalar çok kötü koşullarda yaşa­mışlardır.</p>
<p>Mazhar Osman, reformcu bir bakışla Bakırköy Sinir ve Ruh Hastalıkları Hastanesini (1927) kurmuştur. Toptaşı Tımarhanesindeki hastaları buraya nakletmiştir. Modern bir anlayışla hastalara yaklaşım yeni bir çehre kazanmıştır. Bugün psikiatri kiniklerinde çağdaş düzeyde teşhis ve tedavi yapılmaktadır.</p>
<p><strong>b) Anormal davranışın nedenleri</strong></p>
<p>Anormal davranışlar, kalıtsal ve çevresel etkenlere bağlı olarak ortaya çıkarlar. Tek başına kalıtım veya tek başına çevre, ruh hastalıklarını oluşmasında yeterli olamaz. Ruh hastası anne &#8211; babanın çocukları, küçük yaşta anne &#8211; baba­dan ayrılarak iyi çevre koşullarında yetiştirildiği zaman hasta olmadıkları görülmüştür. Ama kalıtım, ruhsal dengesi bozulan insanın hangi tür ruh has­talığının tepkilerini göstereceğini belirler. Örneğin, ailede şizofreni varsa başka etkenlerin de rolüyle ortaya çıkan hastalık şizofreni, <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/paranoya/">paranoya</a> varsa paranoya olur.</p>
<p><strong>Çevresel etkenler; </strong> engellenmeler, çatışmalar, <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/stres-2/">stres</a>li bir yaşama biçimi bi­reyde birikim yaratır. Birikimler sarsıcı bir olay veya durumla dengenin bozul­masında rol oynar. Eğer, kalıtsal yatkınlık yoksa, nevrotik hastalıklar ortaya çıkabilir.<br />
<strong>Çevresel etkenlerde;</strong> kötü geçirilen çocukluk ve <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/ergenlik-cagi/">ergenlik</a> dönemleri, bozuk aile ilişkileri, düzensiz bir hayat, edinilen kötü alışkanlıklar, başarısız iş ilişkileri, arkadaşsızlık, yalnızlık gibi çeşitli yaşam olayları, insanın ruhsal dengesini bozucu rol oynar.<br />
Cinsiyete bağlı olarak, <a href="http://www.kadinlarsitesi.com">kadın</a> ve erkekte farklı tür ruh hastalıkları görülmek­tedir. Erkekler, daha çok organik çöküntü yaratan hastalıklara, yakalandıkları için ölüm oranı yüksektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.com/davranis-bozukluklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ruh Sağlığının Korunması</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.com/ruh-sagliginin-korunmasi/</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.com/ruh-sagliginin-korunmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jun 2010 11:11:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.com/?p=20547</guid>
		<description><![CDATA[Ruh sağlığının bozulması, çoğunlukla bir olaya indirgenir. Gerçekte bu, adım adım ilerleyen bir süreçtir Çocukluktan yetişkinliğe, bedensel yatkınlıktan yaşanan olayların etkilerine kadar her şey ruh sağlığının bozulmasında rol oynar. Yaşanan her olumsuz olay veya durum bir iz bırakır. Bunlar yaşam boyu birikim oluşturur. Son olay, bardağı taşıran damla görevini yapar. Ruh sağlığının korunması da bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ruh sağlığının bozulması, çoğunlukla bir olaya indirgenir. Gerçekte bu, adım adım ilerleyen bir süreçtir Çocukluktan yetişkinliğe, bedensel yatkınlıktan yaşanan olayların etkilerine kadar her şey ruh sağlığının bozulmasında rol oynar. Yaşanan her olumsuz olay veya durum bir iz bırakır. Bunlar yaşam boyu birikim oluşturur. Son olay, bardağı taşıran damla görevini yapar.</p>
<p>Ruh sağlığının korunması da bir süreç olarak düşünülmelidir. Çocukluktan itibaren bireyin aile, okul, iş gibi yakın çevresinin ve sağlıklı bir kişilik gelişiminin ruh sağlığının korunmasında önemli rolü vardır. Aile, okul, iş çevrelerinde kurulan sağlıklı ilişkiler, kişilik gelişiminde atılan olumlu adımlar olaylara gerçekçi bir bakış oluşturur, bireyin kendine güvenini güçlendirir. Güvenli insan, ruhsal bakımdan sağlıklı ve dengelidir.</p>
<p>Zaman zaman ruh sağlığını sarsacak olaylar yaşanır. Birey bunlarla başa çıkmayı, kendi kendine yetmeyi, gerektiğinde yardım istemeyi bilmelidir. Hiç bir zaman çözülmemiş sorunların yığılmasına izin verilmemelidir. Birey problemini çözecek davranışın ne olduğunu ayırdetmeli, kısa zamanda çözüme götüren davranışı seçip uygulamada beceri kazanmalıdır.</p>
<p>Ruh sağlığını korumanın diğer bir yolu <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/stres-2/">stres</a>ten mümkün olduğunca uzak durmaktadır. Kaçınamadığında en kısa yoldan ruhsal gerginlikten kurtulmak olmalıdır. Bu kurtulma gerçekçi bir bakış ve mantıksal değerlendirmeye dayan­malıdır. Bunu başarabilmek için bedensel ve psikolojik bazı beceriler kazanmalı, duruma bağlı bazı yöntemlerle günlük yaşamını kolaylaştırmalıdır. Şimdi bu yöntemleri görelim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.com/ruh-sagliginin-korunmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Strese Gösterilen Zihinsel Tepkiler</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.com/strese-gosterilen-zihinsel-tepkiler/</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.com/strese-gosterilen-zihinsel-tepkiler/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Jun 2010 23:13:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.com/?p=20496</guid>
		<description><![CDATA[Zihnin gösterdiği tepkiler; stres, bireyleri psikolojik olarak da etki­ler. Etkilenme gerginlik, korku, sıkıntı, heyecan, depresyon olarak görülebilir. Sık sık ve uzun süren stres, çeşitli psikolojik has­talıkların (nevroz, psikoz gibi) sebebi olabilir. Bugün psikolojik hastalıkların limbik sistemde meydana gelen değişmelere bağlı olduğu görüşü oldukçu yaygındır. Limbik sistem; duygu, motivasyon gibi psikolojik olaylardan sorumlu sinir sistemidir. Orta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zihnin gösterdiği tepkiler; stres, bireyleri psikolojik olarak da etki­ler. Etkilenme gerginlik, korku, sıkıntı, heyecan, <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/yazi/depresyon-nasil-bir-hastaliktir/">depresyon</a> olarak görülebilir. Sık sık ve uzun süren stres, çeşitli psikolojik has­talıkların (nevroz, psikoz gibi) sebebi olabilir. Bugün psikolojik hastalıkların limbik sistemde meydana gelen değişmelere bağlı olduğu görüşü oldukçu yaygındır. Limbik sistem; duygu, motivasyon gibi psikolojik olaylardan sorumlu sinir sistemidir. Orta beyin, beyin korteksi arasında yer alan ağsı tabakanın, bu iki merkez arasında kurduğu veya kuramadığı ilişkilere dayanır. Stresle zaman zaman bozu­lan iletişim, stresin sürmesiyle devamlılık kaza­nabilir. Bu durumda nevrotik ve psikotik bo­zukluklar gelişir.</p>
<p>Yukarıdaki açıklamalar, strese gösterilen tepkilerin sadece bedensel düzeyde olmadığını gösterir. Stres aynı zamanda beynin yapısı ve işlevleri ile de ilgilidir. Psikolojik tepkiler daha çok zihinsel olarak gösterilir.<br />
Zihnin gösterdiği tepkiler de;<br />
•   Duygusal tepkiler,<br />
•   Psikolojik tepkiler,<br />
•   Psikolojik savunma mekanizmaları olarak görülür.</p>
<p>• Duygusal tepkiler, stres yaratan durumla karşılaşıldığında görülen tepki­lerdir. (Heyecansal tepkilerde olduğu gibi). Bu tepkilerinde birey bilinçli olabilir. Stres yaratan bir durumla karşılaşan birey; ne yapması gerekliğini tasarlar, karar verir ve uygularsa bu bilinçli bir tepkidir. Ders çalışmaktan hoşlanmayan biri için bu, stres nedenidir. Kişi durumunu gözden geçirip, ne yapması gerektiğine karar verir. Çalışmak veya çalışmamak biçimindeki kararı uygulayabilir. Buradaki tepki bilinçli tepkidir.</p>
<p>İkinci bir tepki biçimi, koşullanmış tepkilerdir. İnsan hayat boyunca stres yaratan çeşitli durumlarla karşılaşır. Bazen bilinçli, bazen deneme yanılma yoluy­la tepkiler gösterir. Zamanla bu tepkiler alışkanlık haline gelir ve benzeri bir du­rumla karşılaştığında tepkisini de otomatik olarak gösterir. Örneğin, beyaz bir köpekle oynamak üzere olan çocuğa şiddetli bir zil sesi verilir. Bu olay birkaç kez tekrarlanır. Sonunda çocuk köpekten korkmaya başlar. Bu korku bütün beyaz canlılara genellenir ve her gün oynadığı bayaz tavşanını görünce de aynı tepkiyi gösterir. Burada çocuğun gösterdiği tepki koşullanmış tepkidir.<br />
Bilinçdışı duygusal tepkilerde insanın kazanmış olduğu değer yargılarının, yerleşmiş anlayışların neden olduğu vicdanını rahatsız eden, inandığı benimse­diği değerlere ters düşen durumlarla karşılışması, sebebini bilemediği kaygılar sıkıntılar ve gerginlikler yaratabilir.</p>
<p>• Stres karşısında psikolojik tepkiler, aşama aşama stresin etkisinin azalmasına bağlı olarak gelişir. Bu aşamalar şöyle sıralanabilir:<br />
-   Duygusal yüklenme aşaması,<br />
-   İnkâr aşaması,<br />
-   Zorlu düşünceler aşaması,<br />
-   Çözülme aşaması.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.com/strese-gosterilen-zihinsel-tepkiler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Stresin Vücuda Verdiği Zararlar Nelerdir?</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.com/stresin-vucuda-verdigi-zararlar-nelerdir/</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.com/stresin-vucuda-verdigi-zararlar-nelerdir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Jun 2010 21:16:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.com/?p=20494</guid>
		<description><![CDATA[Stresle midede asit salgısının artması işlevsel bir bozukluk, uzun süren stresin midede yapranmaya bağlı gastrit ve ülser oluşturması organik bir bozuk­luktur. Stres sonucu ortaya çıkan hastalıkların kendileri de artık bir stres kaynağı durumundadır. Bazı mide, kalp, solunum organlarına bağlı hastalıklar bu türdendir. Diğer taraftan stresin bağışıktık sistemini zayıflattığı araştırmalarla belirlen­miştir. Bağışıklık sisteminin zayıflaması vücudun direncini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Stresle midede asit salgısının artması işlevsel bir bozukluk, uzun süren stresin midede yapranmaya bağlı <a title="gastrit" href="http://www.kadinlarsitesi.com/gastrit/">gastrit</a> ve <a title="ülser" href="http://www.kadinlarsitesi.com/ulser/">ülser </a>oluşturması organik bir bozuk­luktur. Stres sonucu ortaya çıkan hastalıkların kendileri de artık bir <a title="stres" href="http://www.kadinlarsitesi.com/stres-2/">stres</a> kaynağı durumundadır. Bazı mide, kalp, solunum organlarına bağlı hastalıklar bu türdendir.</p>
<p>Diğer taraftan stresin bağışıktık sistemini zayıflattığı araştırmalarla belirlen­miştir. Bağışıklık sisteminin zayıflaması vücudun direncini kırar, mikroplara, soğuk havaya bağlı olarak ortaya çıkan hastalıklar kolayca organizmayı etkiler.</p>
<p>Bu konuda yapılan bir araştırmayı örnek olarak verelim. Avusluralya&#8217;da 1977&#8243;de bir tren kazası olmuştur. Bu kazada yakınlarını, eşlerini kaybedenler üzerinde çeşitli tetkikler yapılmıştır 5 hafta sonra tekrarlananan tetkikler lenf sis­temi ile ilgili işlevlerin normal koşullarda yaşayan insanlara göre 10 misli düştüğünü göstermiştir. Bu sonuç, organizmanın savaş­ma gücünün zayıflaması demektir.<br />
<strong>Lenf Sistemi:</strong> Bu sistem, kandaki akyuvarları üreten sis­temdir. Akyuvarların görevi mik­roplarla savaşmaktır.</p>
<p>Çevresel etkentere bağlı stresin, organizma üzerindeki etkilerini araştırmak üzere iki grup fare üzerinde deney yapılmıştır. Bu farelere, <a title="kanser" href="http://www.kadinlarsitesi.com/yazi/kanser-cesitleri-nelerdir/">kanser</a> yapıcı özelliği olan bir virüs aşılanmıştır.<br />
<strong>1. Grup fareler; </strong>sakin, düzenli bir ortamda<br />
<strong>2. Grup fareler,</strong> gürültülü, düzensiz ve kirli bir ortama bırakılmıştır.</p>
<p><strong>Deneyin sonucunda;</strong><br />
<strong>1. Grup farelerin;</strong> % 7&#8242;si<br />
<strong>2, Grup farelerin;</strong> % 92&#8242;si kansere yakalanmışlardır.<br />
Vücut direncinin, savaşma gücünün zayıflaması, mikrobik olan ve olmayan çeşitli hastalıklara zemin hazırlamaktadır. Bu zeminde stresin payı büyüktür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.com/stresin-vucuda-verdigi-zararlar-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zeka Nedir</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.com/zeka-nedir/</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.com/zeka-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Jun 2010 11:55:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.com/?p=20464</guid>
		<description><![CDATA[Zekâ insanın bellek, dikkat, imgelem, algılama, öğrenme, akıl yürütme özelliklerinin rol oynadığı genel bir zihinsel güçtür. Bu özelliklerin oluşturduğu bir bütünlüktür. Zekâ tek bir yetenek olarak görülmemelidir. Çeşitli özelliklerin oluşturduğu ve insanı çevresine uyum yapması için gerekli tüm kapasitesidir. Zekânın yapısıyla ilgili kuramlar; tek etmen kuramı, çift etmen kuramı, çok etmen kuramı olarak sıralanabilir. Zekâyı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zekâ insanın bellek, dikkat, imgelem, algılama, öğrenme, akıl yürütme özelliklerinin rol oynadığı genel bir zihinsel güçtür. Bu özelliklerin oluşturduğu bir bütünlüktür. Zekâ tek bir yetenek olarak görülmemelidir. Çeşitli özelliklerin oluşturduğu ve insanı çevresine uyum yapması için gerekli tüm kapasitesidir.</p>
<p>Zekânın yapısıyla ilgili kuramlar; tek etmen kuramı, çift etmen kuramı, çok etmen kuramı olarak sıralanabilir. Zekâyı tek bir yetenek olarak alan ku­ramlar tek etmenle, bir genel yetenekle çeşitli özel yeteneklerden oluştuğunu benimseyenler çift etmenle; birçok özel yeteneğin oluşturduğu bütünlük olarak görenler çok etmenle açıklamaktadırlar.</p>
<p>Bilgi işlemleme kuramında; zekâda bilginin nasıl işlendiği ve geliştiği açıklanır. Piaget&#8217;nin kuramına göre, çocukluktan yetişkinliğe, gelişme basa­maklarından geçerek gelinir ve olgunlaşıiır. Zekâyı belirleyen iki temel etken vardır: <strong>Kalıtım ve çevre.</strong> Yapılan araştırmalar kalıtımın etkisinin çevreye oranla daha güçlü olduğunu göstermektedir.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-20465" title="zeka" src="http://www.kadinlarsitesi.com/wp-content/uploads/01//2010/06/zeka.jpg" alt="" width="268" height="246" />Psikolojide ölçme, diğer alanlardan daha zordur. Bu güçlük psikolojik özelliklerin karmaşıklığından ve her özellik için ayrı ölçekler geliştirmeden kay­naklanır. Zekâyı ölçmek için testler kullanılır. Testler özel çalışmalarla geliştirilen, standardize edilen, güvenilirliği, geçerliliği hesaplanmış ve yönergesine göre uygulanan ölçme araçlarıdır. Zekâ testleri, araştırma aracı olarak kul­lanılabilirler.</p>
<p>Zekâ yönünden özel gruplara zekâ genliği ve üstün zekâlılık girmektedir. Zekâca geri olanları hayata kazandırmak, üstün zekâların kapasitelerinin geliştirilmesi amacıyla eğitim yapılmalıdır.</p>
<p>Özel yetenekler, bireyin; resim, müzik, beceri gibi konulardaki doğal ka­pasitesidir. Her insanın belirli konularda diğerlerinden daha fazla başarma gücü vardır. Bunlar testlerle ölçülebilirler.</p>
<p>Yaratıcılık ve zekânın her zaman aynı bireyde bulunması zorunlu değildir. Ama ideal olan yaratıcılık ve üstün zekânın aynı bireyde toplanmasıdır. Bu iki özelliğe birlikte sahip olanlar hem toplumlarına hem mede­niyet tarihine önemli katkıları olan bireylerdir.</p>
<p><strong>Kişilik</strong>, insanı diğerlerinden ayıran düşünüş, davranış ve çevreye uyum biçimleridir. <strong>Mizaç</strong> kişiliğin biyolojik yanını karakter kişiliğin sosyal ve ahlâki yanını oluşturur. Kişilik bu kavramları içine alan, daha geniş bir yapıya sahip­tir.</p>
<p>Kişiliğin temel etkenleri de kalıtım ve çevredir. Çevre kalıtımdan daha et­kilidir. Kişiliği açıklayan kuramlar başlangıçta onu beden yapısı veya fizyolojik etkenlere dayandırmışlardır. Zamanla çevrenin, bilinçaltının, ve çeşitli etken­lerin rollerine dikkati çekmişlerdir. Tek nedene indirgenerek açıklamanın imkânsızlığı kavranmıştır.<br />
Zekânın ölçülmesi, kişiliğin de ölçülmesinin mümkün olduğunu ortaya koymuştur. Kişiliği ölçme çalışmaları, bu konulardaki kuramlara dayanır. Ölçme araçları olarak; anketler, görüşme, değerlendirme ölçüleri ve projektif testler geliştirilmiştir.</p>
<p><strong>Ayrıca Şu sayfalarımıza da bakınız:</strong></p>
<ul>
<li><a title="Zekâ ve yaratıcı düşünme" href="../zeka-ve-yaratici-dusunme/">Zekâ ve yaratıcı düşünme</a></li>
<li><a title="Üstün Zeka" href="../ustun-zeka/">Üstün  Zeka</a></li>
<li><a title="Zeka  Nasıl Ölçülür" href="../zeka-nasil-olculur/">Zeka Nasıl Ölçülür</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.com/zeka-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

