<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Beslenme</title>
	<atom:link href="http://www.kadinlarsitesi.com/sayfa/saglik/beslenme/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadinlarsitesi.com</link>
	<description>Kadınlar Sitesi, Gebelik, hamilelik, doğum videoları</description>
	<lastBuildDate>Mon, 30 Jan 2012 11:36:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Yaşlılıkta Beslenme</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.com/yaslilikta-beslenme/</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.com/yaslilikta-beslenme/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Dec 2010 11:48:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.com/?p=22062</guid>
		<description><![CDATA[Her ne kadar yaşlanma bütün insanlarda meydana gelecek kaçınılmaz bir olay ise de, her birey aynı hızla yaşlanma belirtisi göstermez. Hatta tek bir bireyde bile çeşitli vücut dokularının yaşlanma hızı birbirinden farklıdır. Yaşlıların neden özel bir beslenme tipine gereksinimleri vardır?.. Gençler ile yaşlıların beslenmesi neden farklı olmak zorunda?.. Tüm bunları merak ediyorsanız lütfen yazımızı okumaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Her ne kadar yaşlanma bütün insanlarda meydana gelecek kaçınılmaz bir olay ise de, her birey aynı hızla yaşlanma belirtisi göstermez. Hatta tek bir bireyde bile çeşitli vücut dokularının yaşlanma hızı birbirinden farklıdır. Yaşlıların neden özel bir beslenme tipine gereksinimleri vardır?.. Gençler ile yaşlıların beslenmesi neden farklı olmak zorunda?.. Tüm bunları merak ediyorsanız lütfen yazımızı okumaya devam edin.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Yaşlanma ile beş duyumuzda birçok değişiklikler görülür. Özellikle işitme, görme, tat ve koku alma derecelerinde değişiklikler olur. Dilerseniz ilk önce yaşlılıkta işitme kaybının beslenmeyi nasıl etkilediğine bir bakalım. Yaşlılıktaki işitme kaybı yaşlının kişiliğini ve adaptasyon kabiliyetini etkiler. İşitme kaybı olan pek çok yaşlı, umuma açık yerlerde yemek yemekten, sosyal toplantılardan, yemek arkadaşları ile sohbet etmekten kaçınır. Çevresi birçok insanlarla dolu olduğu halde kendini izole edilmiş, yalnız hisseder.</p>
<p style="text-align: justify;">İleri yaşlarda presbyopia dediğimiz, göz merceğinin esnekliğini kaybetmesi sonucu, yakındaki cisimleri net görememe ile <img class="size-medium wp-image-22063 alignright" title="yaslilarda-beslenme" src="http://www.kadinlarsitesi.com/wp-content/uploads/01//2010/12/yaslilarda-beslenme-300x191.jpg" alt="" width="300" height="191" />belirginleşen görme bozukluğu başlar. Karanlığa adaptasyon yavaşlar. Yaşlılar, gençlerin görebildiği loş ışıkta, objeleri yeterli netlikte göremezler, daha çok ışığa ihtiyaçları vardır. Görmelerindeki bu yetersizlik nedeniyle pek çok yaşlı rahat, huzurlu değildir. Lokanta, kafeterya gibi az aydınlatılmış loş yerlerde yemek yemekte zorluk çekerler. Tad ve koku alma yeteneği yaşlanma ile azalır. Ancak bu durum biraz tartışmalıdır. Çünkü, bazı uzmanlar tad alma duyusunun azalışını yaşlılığın bir parçası olarak görürken, diğer bazı uzmanlar bu azalışın diğer faktörlerden yani, fazla sigara içme veya diğer bazı hastalıklardan ileri geldiğine inanmaktadırlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Yaşlılarda dildeki her <strong>&#8220;papilladaki&#8221;</strong> tad alma cisimciklerinin sayıları da azalır. İlk azalmaya başlayan tad alma cisimcikleri, tatlı ve tuzlu hissi için olanlardır. Acı ve ekşi hissi için olanlar daha sonra kaybolurlar. Tad alma cisimciklerinin azalışındaki bu sıra, bazı yaşlıların neden bütün gıdaları acı ve ekşi hissettiklerini açıklıyordur sanırız.</p>
<p style="text-align: justify;">Yaşlılarda gıdaların kokularını alabilme de belirgin şekilde azalır. Örneğin, kimi yaşlılar, kahvenin kokusunun uçtuğunu, kahvenin bayatladığını iddia ederler ve yavaş yavaş bu zevklerini de yitirirler.</p>
<p style="text-align: justify;">Eğer yaşlı kişide tad ve koku alma değişikliği oluşmuşsa, bu kişi biberin acı tadını duyar fakat o hoş kokusunu hissedemez. Bu da yaşlıların çeşitli gıdalara ilgisinin gittikçe azalmasına neden olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Sindirim kanalında yaşlanma ile meydana gelen aktüel değişiklikler, yaşlanmada birçok beslenme problemlerini de beraberinde getirir. Yaşlıların % 25&#8242;inde görülen kronik atrofik gastrit de hazımsızlık yakınmalarına ve birçok gıda çeşidinden kaçınmaya neden olur. Altmış yaşından sonra yeni mide ülseri oluşması nadir ise de, eski mide ülserlerinin nüksü sıklaşır.</p>
<p style="text-align: justify;">İleri yaşlarda kabızlık sıklıkla görülür. Bu durum laksatif alışkanlığına yol açar. <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/hemoroid-nedenleri-ve-en-son-tedavi-yontemleri/">Hemoroid</a> yakınmaları artar. Bunların kanaması anemiye sebep olur. Yaşlılar sıklıkla mide veya barsakta aşırı gaz toplanmasından ve bu gaz nedeniyle oluşan karın şişliğinden şikâyet ederler. Bundan dolayı da gaz yaptığına inandıkları besinleri almaktan sakınırlar. Örneğin taze sebze, portakal yemezler ve portakal suyu içmezler. Bu durum ise vitamin ve mineral yetersizliğine neden olabilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yaşlılarda sindirim kanalı dışındaki bazı faktörler de beslenmeyi etkilerler. Kardiyovasküler, romatizmal hastalıklar özel bir diyeti gerektirir. Ayrıca, diş kayıpları da <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/sayfa/saglik/beslenme/">beslenme</a>yi büyük ölçüde etkilemektedir. Diş kaybı nedeniyle yaşlılar bazı katı ve sert besinleri yemekten kaçınırlar. Yemek yemek sosyal bir olaydır. Yaşlı insan huzur içinde oturabilmeli, güven içinde yemeğini yiyebilmeli, yemekten sonra sohbet edebilmelidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.kadinlarsitesi.com/sayfa/saglik/">Sağlık</a>lı ve kaliteli bir yaşam, en az, yaşam süresinin uzun olması kadar önemlidir. Yaşamın anlamını, değerini veren entelektüellik, fizik güç ve bağımsızlığın devamında, alınan besinlerin miktarından çok kalitesi önemlidir. Besin kalitesinin yetersizliği, hayatı yaşanır hale getiren entelektüellik ve fizik gücün kaybına neden olur. Yeterli ve dengeli bir beslenme yaşlılığın arkadaşı olan kronik dejeneratif hastalıkların ilerlemesini geciktirir, sağlığı ve canlılığı destekler. www.kadinlarsitesi.com</p>
<p style="text-align: justify;">İleri yaşlardaki kişilerde enerji gereksinimi bazal metabolizmanın yavaşlaması, fiziksel aktivitenin azalması ve kas veriminin düşmesi gibi etkenlerle ilişkili olarak yetişkinlikteki enerji gereksinimine göre farklılık gösterir. İleri yaştaki kişilerin enerji alımına esas, vücut ağırlığının dengede tutulmasıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yaşlıların <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/sayfa/saglik/diyet-fitnes/">diyet</a>i uyarıcı olmalıdır. Sindirim salgısının artması sağlanmalıdır. Yaşlılar mukain gibi anti-asit maddeleri kullanmamalıdırlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Dilerseniz, yaşlılıkta günlük olarak neyi ne kadar yemek gerekir, bir de ona bakalım.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Günlük ortalama ekmek tüketimi dört dilimi geçmemelidir. Süt ve yoğurt ise günlük yarım kilo veya daha fazla olabilir. Peynir ortalama otuz-kırk gram civarında olmalıdır. Et kemiksiz olarak günlük yüz-yüz yirmi gram olabilir. Sebze dört yüz gram civarında, meyve ise iki yüz gram veya üstü olabilir. Yumurta dört günde bir adet, yemeklik margarin yirmi gram, bitkisel sıvıyağ on beş gram olmalıdır. Günde yirmi beş gram reçel, bal veya marmelat, yirmi gram da şeker alınabilir. Günlük bir gram kuru çaydan fazla çay alınmaması uygundur.</p>
<p style="text-align: justify;">Gayet tabii ki, bu yazdıklarımız özel diyet gerektiren bir hastalığı olmayan kişiler için geçerlidir. Verilen değerler ise ortalama olarak alınmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.com/yaslilikta-beslenme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mantarın Faydaları</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.com/mantarin-faydalari/</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.com/mantarin-faydalari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Nov 2010 20:55:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.com/?p=22049</guid>
		<description><![CDATA[Çok mantar yemek faydalı mıdır? Mantarın ülkemizde çok fazla tüketimi olmasa bile, genelde sevilen bir sebzedir. Yemeklik mantarın kimyasal yapısına ve ortalama değerlerine baktığımızda, mantarın proteğin içeriğinin diğer sebzelere göre daha fazla olduğunu görürüz. Bu durum da gayet tabii ki mantara bir ayrıcalık getirir. Aynı zamanda mantarlar insanların ihtiyaçları olan bütün elzem aminoasitleri de içermektedir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Çok mantar yemek faydalı mıdır? </strong><br />
Mantarın ülkemizde çok fazla tüketimi olmasa bile, genelde sevilen bir sebzedir. Yemeklik mantarın kimyasal yapısına ve ortalama değerlerine baktığımızda, mantarın proteğin içeriğinin diğer sebzelere göre daha fazla olduğunu görürüz. Bu durum da gayet tabii ki mantara bir ayrıcalık getirir. Aynı zamanda mantarlar insanların ihtiyaçları olan bütün elzem aminoasitleri de içermektedir. Et ve tavuğun lazım olan aminoasit puanı 98 iken, mantarınki 89, patatesinki 59, havucunki 31&#8242;dir. Genel beslenme değerine göre puan verildiğinde mantardaki gerekli aminoasit değerlerinin, sütteki elzem aminoasit değerlerine yakın olduğu gözlenmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Gerekli aminoasit içeriği bakımından mantarın zengin oluşu en çok vejetaryenlerin işine yaramaktadır. Bilindiği gibi vejetaryenler yalnızca sebze ve tahıl tükettiklerinden, yani hayvan ürünleri almadıklarından, insan beslenmesinde hayati önem taşıyan elzem <img class="alignleft size-full wp-image-22050" title="mantar" src="http://www.kadinlarsitesi.com/wp-content/uploads/01//2010/11/mantar1.jpg" alt="" width="260" height="194" />aminoasitleri de yeterince alamazlar. Bu durumda mantar bir nebze olsun vejetaryenlerin imdadına koşmaktadır. Ayrıca, mantarda <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/kalsiyum/">kalsiyum</a>, <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/fosfor/">fosfor</a>, <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/demir/">demir</a>, <a title="sodyum" href="http://www.kadinlarsitesi.com/sodyum/">sodyum</a>, <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/potasyum/">potasyum</a>, <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/magnezyum/">magnezyum</a>, B1 vitamini, B2 vitamini, Niasin ve C vitamini bulunmaktadır. Mantarda bulunan bu vitamin ve minerallerin değerleri çok yüksek olmasa bile, pek de küçümsenecek düzeylerde değildir. Ancak yapılan araştırmalarda görülmüş ki, <a title="c vitamini" href="http://www.kadinlarsitesi.com/c-vitamini-askorbik-asid/">C vitamini</a>, yabani türlerinde yani, yenmeyen zehirli türlerinde, kültür türlerine yani, yenebilen türlerine göre daha fazladır. Mantarların yenebilen kültür türlerindeki bu vitamin kayıplarının nedenleri araştırılmış ve sonuçta mantarların marketlerde uzun süre bekletilmesinden dolayı vitaminlerinin kayba uğradığı saptanmıştır. Buradan da anlaşılacağı gibi mantarların taze alınıp, uzun süre bekletilmeden tüketilmesi halinde mantarın hakkı verilmiş olacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Doğada yaklaşık olarak iki bin kadar yenilebilir mantar türü mevcuttur. Ancak, bunlardan yanlızca yirmi beş tanesinden yararlanılmaktadır. Halk arasında kayın mantarı veya istiridye mantarı diye bilinen şapkalı mantarlar, ağaç gövdesi üzerinde yetişmektedir. Bu mantar türü mutfaklarda en çok tüketilen ve sevilen türdür. Ancak bu mantar türleri çok dayanıksızdır. Dayanıksız olmasının nedeni de çok çabuk kurtlanmasındandır. Kuzu göbeği diye bilinen bir mantar türü daha vardır ki, bu da çok tüketilmektedir. Çayırlarda, otlaklarda ve orman kenarlarında, özellikle nemli iklimlerde yetişir. Mantar yemeği en çok kuzu göbeği dediğimiz mantar türünden yapılmaktadır. Bu mantar türü ülkemizde en çok Bolu yöresinde bulunmaktadır. Bu türü tanımak çok kolaydır. Açık kahverengi ve koyu renkli bal peteği şeklinde şapkası bulunmaktadır. Mantar türleri içinde bu tip şapkayı takan yanlızca kuzu göbeği mantarıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunlardan başka, içi kızıl, kanlıca veya melki, tellice gibi halk arasında bilinen ve sevilerek yenen mantarlar vardır. İçi kızıl ve kanlıca mantarları şapkalı mantarlardandır. Bolu, Kastamonu, Zonguldak, Bursa, Balıkesir, Sinop ve Ege bölgesinin birçok yerlerinde bulunmaktadırlar. Özellikle kanlıca mantarının kendine özgü bir kokusu ve aroması vardır. Tellice mantarının ise en belirgin özelliği şapkalı olmamasıdır. Rengi de yetiştiği ortama göre değişiklik göstermektedir. www.kadinlarsitesi.com</p>
<p style="text-align: justify;">Şimdiye kadar yazdıklarımız mantarın hep iyi yönleriydi. Ancak bir de mantarın öteki yüzü var. Mantarın bu öbür yüzü gerçekten korkutucu. Özellikle mantara düşkün olanların içini bir hayli karartacak nitelikte. Dilerseniz, mantarın öbür yüzünü de birlikte inceleyelim. Ormanlarda ve çayırlarda belirli mevsimlerde yetişen çok çeşitli yabani mantar türleri vardır. Bunlar arasında yenilebilen nitelikte olanların yanı sıra çok sayıda zehirli olanlar da mevcuttur. Zehirli mantarların içinde muskarin, atropin, niyosiyanit gibi maddeler bulunur. Bu maddelerin cinsine ve miktarına, yiyen bireylerin bir defada aldığı mantar miktarına ve bireyin vücut yapısının direncine göre zehirlenme olayı üç ile beş saat sonra meydana gelebildiği gibi, birkaç gün sonra da ortaya çıkabilir. Hatta arsenik içeren mantarlarda, bu maddenin karaciğerde zehir etkisi gösterecek doza ulaşana kadar birikmesiyle, kırk ile altmış gün içerisinde kalp krizi yoluyla ölüme neden olan vakalar bile meydana gelmektedir. Çok zehirli mantarların yanı sıra, daha az zehirli ve insana etkisi olmayan mantarlar da vardır. Günümüzde mantarın zehirli olup olmadığını anlamak için en iyisi içindeki maddelerin analizidir. Diğer bir yol ise, mantarın morfolojik olarak yani, şekline, görüntüsüne bakarak çok iyi tanımlanmasıdır. Bu konuda çok iyi yetişmiş uzmanlar vardır. Zehirli mantarların tehlikesi gerçekten çok büyüktür. Tüketilen mantarların içerisinde yalnızca bir tek mantarın zehirli olması bile, bazen tüm aileyi yok edebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Mantarı sıkça tüketiyorsanız ve bu tüketim kültür mantarı değilse lütfen mantarın şu niteliklerine dikkatlice bakınız. Yemeklik mantar, bütün, temiz, sağlıklı, taze görünüşlü, pörsümemiş, yabancı tat ve koku almamış olmalıdır. Kemirici hayvan ve böcek yenikli, hastalık ve parazitten zarar görmüş olmamalıdır. Aşırı nem, kimyasal madde, yabancı madde kalıntıları olmamalı, yıkanmış ise satışa uygun bir biçimde kurutulmuş olmalıdır. <a title="yemek tarifleri" href="http://www.kadinlarsitesi.com/sayfa/mutfak/">Yemek</a>lik mantarlarda sap uzunluğu şapka çapından büyük olmalıdır. Mantar çok ender durumlarda soğukta depolanmaktadır. Alışılmış olan şekli, hasattan sonraki bir gün içerisinde hemen tüketime sunulmasıdır. Taze olarak bekletmede değişik depolama ısıları uygulanmaktadır. Sıfır santigrat derecede dört-beş gün, üç santigrat derecede iki-üç gün, on beş santigrat derecede bir gün depolanabilir. Bu şekilde saklanan mantarlar taze görünüm ve lezzetlerini muhafaza ederler. Ayrıca, mantarlar derin dondurucu dediğimiz dipfrizlerde de saklanabilir. Derin dondurucularda saklama süresi oldukça uzundur. Bu yolla, yaklaşık olarak bir yıl süreyle tazeliğini koruyabilmek mümkündür. <a title="sağlık" href="http://www.kadinlarsitesi.com/sayfa/saglik/">Sağlık</a>lı mantar tüketiminde sonsuz yararlar olduğunu bir kez daha yineleyerek yazımızı sonlandıralım. Umarız, mantar sevenleri yeterince aydınlatabilmişizdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.com/mantarin-faydalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nasıl Beslenmeliyiz?</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.com/nasil-beslenmeliyiz/</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.com/nasil-beslenmeliyiz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Nov 2010 02:30:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[seçtiklerimiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.com/?p=22031</guid>
		<description><![CDATA[Bilimsel öğütlerden çok, reklamlara ve çevrenin etkisine göre yiyecek seçilmektedir. Bu yanlıştır. Yediğimiz besinleri satın alırken birçok faktörün etkisinde kalırız. Bireysel tercihlerimiz, dükkânlarda, marketlerde, lokantalarda, büfelerde gördüklerimiz, reklamlar, ana babalarımızın, dostlarımızın, komşularımızın yiyecek konusundaki tercihleri; bütün bunlar bizi etkiler. Oysa çevremizde bizi etkileyen pek çok kişi ve kurum sağlıklı beslenmenin ne olduğunu bile bilmemektedir. İşte [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bilimsel öğütlerden çok, reklamlara ve çevrenin etkisine göre yiyecek seçilmektedir. Bu yanlıştır. Yediğimiz besinleri satın alırken birçok faktörün etkisinde kalırız. Bireysel tercihlerimiz, dükkânlarda, marketlerde, lokantalarda, büfelerde gördüklerimiz, reklamlar, ana babalarımızın, dostlarımızın, komşularımızın yiyecek konusundaki tercihleri; bütün bunlar bizi etkiler. Oysa çevremizde bizi etkileyen pek çok kişi ve kurum <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/saglikli-ve-dengeli-beslenme/">sağlıklı beslenme</a>nin ne olduğunu bile bilmemektedir. İşte bu nedenden dolayı yiyecek seçerken başkalarını taklit etmek, insanı yanlış yollara götürmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Besleniyoruz da Ne Oluyor!..</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Neler olmuyor ki. Atalarımız <strong>&#8220;can boğazdan gelir&#8221;</strong> diye buyurmuşlar. Aslında fevkalade doğru bir söz. Ancak, eski çağlardan bu yana, bilim adamları, gözlemleri ve bilimsel araştırmaları ile canın boğazdan da gittiğini göstermişler. Buyrun bakalım; bir yanda atalarımız, bir yanda bilim adamları. Bizler de ortada.</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-medium wp-image-22032" title="beslenme" src="http://www.kadinlarsitesi.com/wp-content/uploads/01//2010/11/beslenme-300x148.jpg" alt="" width="300" height="148" />Canınızın her çektiği şeyi yemeden <strong>&#8220;yaşıyorum&#8221;</strong> diyebilir misiniz? Tıbbın babası sayılan Hippocrates, ondan sonra gelen Celcus, belirli besinlerin çok yenmesinin sağlığı bozduğunu, diğer bazı besinlerin de sağlık için gerekli olduğunu, belirli bir düzene göre beslenilmesi gerektiğini yirmi yüzyıl önceden bildirmişlerdir. İnsan sağlığıyla ilgilenen bilginler; oburluğun, gelişi güzel yemenin sağlığı bozduğunu keşfetmişlerdir. Hatta Türk bilgini İbni Sina, oburluğun, yani sadece haz duyma amacı ile <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/sayfa/saglik/beslenme/">beslenme</a>nin, <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/sayfa/saglik/">sağlık</a> üzerindeki zararlarını açıklayarak, bilimsel araştırmaların ışığında bugün de geçerli olan öğütlerde bulunmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Kimi bilgiç geçinen insanlar katkısız, hormonsuz, ilaçsız, arıtılmış besinlerle sağlıklı beslendiklerini savunarak böbürlenirler. Kimileri ise insanları et yiyenler, ot yiyenler şeklinde gruplaştırarak et yiyenlerin ot yiyenlerden daha üstün olduğunu ileri sürmektedirler.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Peki ama, beslenme nedir? Nasıl beslenelim?</strong></span><br />
Ot mu yiyelim, yoksa et mi yiyelim, yoksa canımız ne çekiyorsa onu mu yiyelim? diye sorabilirsiniz. Biz de yazımızda bu duruma bir nebze olsun açıklık getirmeye çalışacağız. Beslenme, açlık duygusunu bastırmak ya da sadece canının çektiklerini yemek değildir. Beslenme, insanın büyüme, gelişme, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan öğeleri alıp vücudunda kullanmasıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Bu tez nasıl gerçekleşebilir?</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;">Bu tezin gerçekleşebilmesi için, iyi bir beslenme sistemi kurmak gereklidir. Bunun için de, değişik tür besinlerin, sağlık ve temizlik kurallarına uygun olarak saklanması, hazırlanması, pişirilmesi ve bir arada tüketilmesi sağlanmalıdır. Ancak bu şekilde yeterli ve dengeli beslenme yolunda çok önemli adımlar atmış oluruz. İsterseniz &#8220;karışık beslenin&#8221; sloganımızı birkaç örnek vererek pekiştirelim.</p>
<p style="text-align: justify;">Sadece et yiyenlerin diyetlerine baktığımızda, kalsiyum ve <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/c-vitamini-askorbik-asid/">C vitamini</a>nden yetersiz beslendikleri, buna karşılık hayvansal besinleri tüketmeyip, yalnızca tahıl ve sebzelerle beslenenlerde de elzem aminoasitlerin (yağ asiti / protein) yetersiz kaldığı gözlenmektedir. Öte yandan, Amerika&#8217;da fosiller üzerinde yapılan bir araştırmada, mısır tarımının gelişimine paralel olarak insan bedeninin küçüldüğü, protein ve demir yetersizliklerinin oluştuğu gözlenmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Aynı zamanda mısır unundaki B kompleksi vitaminlerin, buğday ununa oranla çok daha düşük olması nedeniyle, mısır unu ağırlıklı beslenen insanların daha sinirli olduğu söylenmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">İnsan, kendi vücut proteinleri için gereksindiği bazı aminoasitleri diğerlerinden yapamaz. Vücudun diğer aminoasitleri kullanarak yapamadığı bu aminoasitlerin yiyeceklerle aynen ve gereksindiği kadar alınması zorunludur. İnsanlar için sayısı sekiz olduğu sanılan bu aminoasitlere elzem (esansiyel) aminoasitler adı verilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Görüldüğü gibi tek yönlü beslenme sistemi yerine, karışık beslenme sisteminin uygulanması, beslenme yetersizliklerinden doğacak sağlık sorunlarını da ortadan kaldıracaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Aslında yeryüzündeki son derece değişik beslenme tarzlarına insan bedeninin uyum sağlama yeteneği gerçekten şaşırtıcıdır. Ancak şunu da unutmamak gerekir ki, her insanın sindirim sistemi, beslenmesini etkileyen temel etkenlerden biridir.</p>
<p style="text-align: justify;">Her nedenle olursa olsun sindirim sistemi yetersiz birinin beslenme durumu, sindirim sistemi yeterli birinin beslenme durumundan kötüdür. Örneğin, midesi yeterince hidroklorik asit salgılamayan bir hastada mide enzimi pepsin yeteri kadar işlev göremez. Bunun sonucu olarak da tüm sindirim sistemi bozulur.</p>
<p style="text-align: justify;">Sindirim sırasında mide-barsak salgıları, yediğimiz besinleri etkiler. Bundan sonra sıra özümsemeye gelir. Özümseme, sindirilmiş besin parçalarının kan akımına karışması, emilmesi işlemidir. Besinler sindirilip kana karıştıktan sonra sıra, bedenin bunu yeterli kullanıp kullanamadığına gelir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bazı bireylerde metabolizma bozuklukları bedenin besini yeterince kullanamamasına sebep olabilir. Öte yandan kimi ilaçlar da temel besinlerin vücutta kötü kullanımına yol açabilir. Örneğin; yüksek tansiyon tedavisinde yararlanılan ilaçlar vücudun B 6 vitaminini kullanmasına engel olmaktadır. Ayrıca bazı besinler, başka besinlerin yeterince emilip kana karışmasını önleyebilmektedir. Örneğin; çay ve kahve, demir ile çinkonun emilip kana karışma yüzdesini azaltmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Öyle ki, kahve ve çay tiryakilerinin günlük beslenmede başkalarından daha çok miktarda demir ve çinko almaları gerekir. Bu tip örnekleri çoğaltmak mümkündür. Sağlıklı bir yaşam için metabolizmanın protein, yağ, karbonhidrat, kalori ve su ile birlikte kırk beş çeşit değişik vitamin, mineral, aminoasit ve temel yağ asitine gereksinimi vardır. İnsanın sağlıklı kalabilmesi için beslenme yolu ile bunları sürekli alması gereklidir. Aksi takdirde herhangi bir besin maddesinin eksikliği insanı hafif rahatsızlıklardan, hastalığa, hatta ölüme kadar götürebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kısacası, sağlıklı yaşamak için doğru bir beslenme kültürüne sahip olmakta ve bu kültürü benimsemekte sonsuz yararlar vardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.com/nasil-beslenmeliyiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Soya</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.com/soya/</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.com/soya/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Sep 2010 16:47:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.com/?p=21198</guid>
		<description><![CDATA[Bin bir derde deva tanımını bir yiyecek için kullanacak olsak, karşımıza soya çıkar. Kaliteli proteini, hastalıklardan koruyucu etkisi, büyümeye faydası gibi etkilerini saymaya kalkarsak hamilelikten yaşlılığa kadar her dönem ve yaşta soyayı kullanmamız gerektiği gerçeğiyle karşılaşırız. Yüksek protein değerine sahip (100 gr&#8217;ında 34 gram) olan soya fasülyesi, ayrıca omega-3 yağ asitlerini, isoflovainleri ve diyet liflerini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bin bir derde deva tanımını bir yiyecek için kullanacak olsak, karşımıza soya çıkar. Kaliteli proteini, hastalıklardan koruyucu etkisi, büyümeye faydası gibi etkilerini saymaya kalkarsak <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/sayfa/saglik/gebelik/">hamilelik</a>ten yaşlılığa kadar her dönem ve yaşta soyayı kullanmamız gerektiği gerçeğiyle karşılaşırız.</p>
<p style="text-align: justify;">Yüksek protein değerine sahip (100 gr&#8217;ında 34 gram) olan soya fasülyesi, ayrıca omega-3 yağ asitlerini, isoflovainleri ve <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/sayfa/saglik/diyet-fitnes/">diyet</a> liflerini içinde barındıran <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/sayfa/saglik/">sağlık</a>lı bir besindir.</p>
<p style="text-align: justify;">Soya fasulyesinin besin değeri ve sağlığa ne denli yararlı olduğu anlaşıldıktan sonra, birçok dünya ülkesi, <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/sayfa/saglik/beslenme/">beslenme</a> alışkanlıklarında köklü değişiklikler yapmaya başladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Son zamanlarda soya üzerine yoğunlaşan bilim adamları, bu ürünün faydalarını keşfettikçe, besin teknolojisine de ağırlık vererek tüketmeye özendirmek için alternatifler geliştirmeye çalışmaktadırlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-medium wp-image-21200" title="soya" src="http://www.kadinlarsitesi.com/wp-content/uploads/01//2010/09/soya-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" />Artık ülkemizdeki marketlerde, soya unu, soya filizi, soya sütü, fasülyesi, soya kıyması, soya eti, soya ekmeği yanı sıra soya katkılı ürünler de bulmamız mümkün.</p>
<p style="text-align: justify;">Bize düşen, sadece her gün bu ürünlerin bir veya birkaçından belli oranlarda tüketmektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yapılan araştırmalarda, soya açısından zengin bir <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/sayfa/saglik/diyet-fitnes/">diyet</a>in, uzun ve kısa süreli belleği önemli ölçüde güçlendirdiği, zihinsel esnekliğin artırılmasına katkıda bulunduğu saptanmıştır. Ayrıca,</p>
<p style="text-align: justify;">•  Soyanın LDL kolesterolü seviyesini düşürürken, HDL kolesterolü seviyesini yükselttiği, dolayısıyla da kalp sağlığını koruduğu,</p>
<p style="text-align: justify;">•  Meme iltihabı ve <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/meme-kanseri/">meme kanseri</a>nde uzun süreli kullanımlarda geriye dönüşüm sağlandığı,</p>
<p style="text-align: justify;">•  Soya sütünün düzenli kullanımının <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/tansiyon/">yüksek tansiyon</a>un aşağı çekilmesine yardımcı olduğu,</p>
<p style="text-align: justify;">•  Soyanın içinde bulunan proteinin, antienllamatuar (ağrı azaltıcı) etkisi olduğu,</p>
<p style="text-align: justify;">•  Soyadaki ferritinin, özellikle <a href="http://www.kadinlarsitesi.com">kadın</a>lar için iyi bir <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/yazi/hangi-besinlerde-demir-vardir/">demir</a> kaynağı olduğu,</p>
<p style="text-align: justify;">•  Günde iki bardak soya sütü içen erkeklerin <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/prostat-kanseri/">prostat kanseri</a>ne yakalanma olasılığının % 70 azaldığı saptanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu bilgilerin ışığı altında, günde 25 gram soya proteini alınması salık verilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.com/soya/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Limon Kabuğu</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.com/limon-kabugu/</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.com/limon-kabugu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Mar 2010 21:14:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çok okunanlar]]></category>
		<category><![CDATA[şifalı bitkiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.com/?p=18242</guid>
		<description><![CDATA[Baş ağrısı,  Saç dökülmesi, nasır, nezle tedavisinde Limon Kabuğu Botanik ve Kimyasal Özellikleri: Limon kabuğu, Citrus Limon (Rutaceae) bitkisinin meyva kabuğudur. Limon, 3-5 m. yüksekliğinde bir ağaçtır. Akdeniz bölgesinde bulunur. Limon kabuğu 2 cm. genişliğinde ve 2-3 mm. kalınlığındadır. Limonun geniş ölçüde kültürü yapılır. Limon yağı ise limon kabuğundan distilasyonla alınır. Kullanılışı: Limon kabuğu halk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Baş ağrısı,  Saç dökülmesi, nasır, nezle tedavisinde Limon Kabuğu</strong></span><br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Botanik ve Kimyasal Özellikleri:</strong></span><br />
Limon kabuğu, Citrus Limon (Rutaceae) bitkisinin meyva kabuğudur. Limon, 3-5 m. yüksekliğinde bir ağaçtır. Akdeniz bölgesinde bulunur. Limon kabuğu 2 cm. genişliğinde ve 2-3 mm. kalınlığındadır. Limonun geniş ölçüde kültürü yapılır. Limon yağı ise limon kabuğundan distilasyonla alınır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kullanılışı:</strong></span></p>
<p>Limon kabuğu halk arasında uyarıcı, midevi ve koku verici olarak kullanılır. Eski Mısır Çarşısı&#8217;nda midevi olarak çok aranan limon kabuğundan, XVII. yüzyılda Salih bin Nasrullah &#8220;Ağız kokusuna iyidir, zehirlerin zararını giderir. Kalbe kuvvet verir,&#8221; diye sözetmektedir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Limon Kabuğu Kürleri:</strong></span></p>
<p><img class="size-full wp-image-18244 alignleft" title="limon-kabugu" src="http://www.kadinlarsitesi.com/wp-content/uploads/01//2010/03/limon-kabugu.jpg" alt="" width="176" height="187" />1) Midevi ve koku verici olarak bir miktar limon kabuğu, melisa yaprağı (Folium Melissae) ve nane yaprağı (Folium Menthae) ile birlikte kaynatılır ve kaynatılmış suyu hastaya içirilir.<br />
2) <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/nezle/">Nezle</a> tedavisi için limon kabuğu kurutulur, değirmende tozedilir ve burna çekilir.<br />
3)	<a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/bademcik-iltihabi-ameliyatibogaz-anjini/">Bademcik iltihabı</a>na karşı sulandırılmış limon suyuna bir parça atıp eritilir ve bu su ile gargara yapılır.<br />
4)	<a href="http://www.kadinlarsitesi.com/bas-agrisi/">Baş ağrısı</a>na karşı yuvarlakça kesilmiş dilimler alma konup beş-on dakika bekletilir.<br />
5)	Nasırda kesilmiş limon parçası o kısma konur.<br />
6)	<a href="http://www.kadinlarsitesi.com/yazi/sac-dokulmesi/">Saç dökülmesi</a>ne karşı kaynatılmış kepek içine limon suyu eklenir ve saçlar on gün devamlı yıkanır.<br />
7) Sızılara karşı limon kabuğu sürülür.<br />
 <img src='http://www.kadinlarsitesi.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Yüz çillerine limon suyu sürülür.<br />
9) <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com/hemoroid-basur-hastaligi/">Basur</a>a karşı, bir miktar toz limon kabuğu nöbet şekeri ile karıştırılır ve günde üç kere yenir.<br />
10) Karınca ve böcekleri kaçırtıcı olarak küflenmiş limon kabuğu kullanılır.<br />
11)	Limon suyu, boğaz yaralarında yaraların üzerine tuz ile beraber sürülür.<br />
12)	Yüz derisindeki güneş yanıkları için bir miktar limon suyu, portakal suyu ile karıştırılır ve içine biraz gliserin konarak yüze sürülür.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Modern Tıptaki Yeri:</strong></span></p>
<p>Limon kabuğunun uyarıcı, midevi ve koku verici özellikleri modern tıp tarafından da kabul edilir. Droğun uçucu yağ, acı madde taşıması ona bu özellikleri verir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.com/limon-kabugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vitamin Deposu Besinler</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.com/vitamin-deposu-besinler-2/</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.com/vitamin-deposu-besinler-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Feb 2010 12:07:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.com/?p=17962</guid>
		<description><![CDATA[Bünyemiz için çok  önemli hatta olmazsa olmazı olarak nitelendirebileceğimiz ihtiyacıdır vitaminler. Doğada binlerce besinde her çeşit ihtiyacı karşılayacak vitamin mevcuttur.  Şayet bütün besinlerden orantılı olarak yenirse bedeninizin sağlıklı olması için gerekli olan ihtiyaç karşılanır. Yemeklerde besin çeşitliliğine dikkat etmelisiniz. Hangi tür vitaminlerin hangi çeşit besinlerde olduğuna bir bakalım. A Vitamini: A vitamini  göz sağlığı için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bünyemiz için çok  önemli hatta olmazsa olmazı olarak nitelendirebileceğimiz ihtiyacıdır vitaminler. Doğada binlerce besinde her çeşit ihtiyacı karşılayacak <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/vitaminler-ve-ozellikleri/">vitamin</a> mevcuttur.  Şayet bütün besinlerden orantılı olarak yenirse bedeninizin sağlıklı olması için gerekli olan ihtiyaç karşılanır. Yemeklerde besin çeşitliliğine dikkat etmelisiniz. Hangi tür vitaminlerin hangi çeşit besinlerde olduğuna bir bakalım.<br />
</strong></p>
<p><strong><img class="alignleft" title="besinler-vitamin" src="http://www.kadinlarsitesi.com/wp-content/uploads/2009/09/besinler-vitamin.jpg" alt="besinler-vitamin" width="272" height="259" />A Vitamini:</strong> A vitamini  <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/goz/">göz</a> sağlığı için çok  önemli bir yere sahiptir. A vitamini sadece göz sağlığı için değil büyüme ve gelişme için de çok önemlidir. Bu vitaminin en çok hangi besinlerde bulunduğu konusuna gelince : en çok yeşil, kırmızı,turuncu yapraklı sebzelerle süt ve süt ürünlerinde mevcuttur.</p>
<p><strong>B Gurubu Vitaminleri:</strong> B Gurubu vitaminleri enerji üretimi, iştah açma, sinir sistemiyle insan metabolizmasının doğru çalışmasına yardımcı olur.</p>
<p><strong>B Vitamini Hangi Besinlerde Vardır?</strong></p>
<p>Tahıllar, et, süt ve süt ürünleri B gurubu vitaminleri yönüyle son derece zengindir</p>
<p><strong>C Vitamini:</strong></p>
<p><strong>C Vitaminin İnsan Bünyesi İçin Faydaları Nelerdir?</strong></p>
<p>Hücre hasarınının önüne geçer, bağışıklık sistemini kuvvetlendirir ve yaraların çabuk iyileşmesini sağlar, bu nedenle C vitamini he rgün belli miktarda kesinlikle  tüketilmelidir.</p>
<p><strong>C Vitamini Hangi Besinlerde Bulunur?</strong></p>
<p>Sebze ve meyvelerin hemen hepsi, çilek, biber ve turunçgiller son derece zengin C vitamini deposudur.</p>
<p><strong>D Vitamini:</strong> Kemikleri ve dişleri kavvetlendirir. Bu vitamin için en önemli kaynak güneştir. Güneşli havalarda günlük ortalama yarım saat güneşte kalmak çok faydalıdır.</p>
<p><strong>E Vitamini:</strong> Bu vitaminin de antioksidan niteliği ön plandadır, hücre yenilenmesine yardımcı olur. Üreme hücrelerinin oluşumuna ve sinir sistemi sağlığının korunmasını sağlar. Yağlı tohumlar ve bitkisel yağlar E vitamini deposudur.</p>
<p><strong>K Vitamini:</strong> Kanın pıhtılaşmasını sağlar.  Yeşil yapraklı sebzeler ve brokolide çokça vardır.</p>
<p><strong>Bazı mineral kaynakları</strong></p>
<p><strong>İyot:</strong> Tiroit bezi işlevleri için günlük belli bir oranda tüketilmelidir. Deniz ürünleri ve iyotlu tuz kullanımına dikkat edilmelidir. Günlük ihtiyacınız için bir çay kaşığının 1/4&#8242;ü  ölçüsünde  iyot bünyemizin ihtiyacı için yeterlidir.</p>
<p><strong>Demir:</strong> Kan hücrelerinin meydana gelmesine yardımcı olduğu için önemlidir.</p>
<p><strong>Hangi Besinlerde Demir Vardır?</strong></p>
<p>Et, baklagiller, yumurta, kuru meyveler, sakatat, kuru tahıllar, tam taneli tahıllar, somon ve ton balığı ve kurutulmuş tahıllar demir bol miktarda bulunur.</p>
<p><strong>Kalsiyum:</strong> Fosfor, D vitamini, magnezyum vb vitamin ve mineraller ile beraber çalışır. D vitamininde olduğu gibi Kemik sağlığı ve dişlerin sağlıklı gelişiminde çok önemli bir yere sahiptir.</p>
<p><strong>Hangi Besinlerde Kalsiyum Vardır?</strong></p>
<p>Süt ürünleri, koyu yeşil yapraklı sebzeler, konserve balık ve kuru baklagiller kalsiyum bol miktarda bulunur.</p>
<p>Sağlıklı ve hastalıklardan uzak günler dileriz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.com/vitamin-deposu-besinler-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlık Kaynağı 5 Baharat</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.com/saglik-kaynagi-5-baharat/</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.com/saglik-kaynagi-5-baharat/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Oct 2009 13:06:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumekim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Mutfak]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.com/?p=17027</guid>
		<description><![CDATA[Günümüzde yapılan araştırmalar beş baharatın lezzetleri kadar güç veren doğal besinler olduğunu ortaya koydu. Baharatları, yiyeceklerinize ve salatanıza karıştırmak gücünüzü artırıyor, bağışıklığınızı güçlendiriyor. Tarçın; Doğal bir mikrop düşmanı olan tarçını, her gün çay kaşığının dörttebiri kadar aldığınızda, kan şekerinizi ve kolesterolünüzü düşürür. Sabah kahvenizi içerken kahve talerinin etrafını saracak kadar içeceğinize eklediğinizde tazelik hissi verir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günümüzde yapılan araştırmalar beş baharatın lezzetleri kadar güç veren doğal besinler olduğunu ortaya koydu. Baharatları, yiyeceklerinize ve salatanıza karıştırmak gücünüzü artırıyor, bağışıklığınızı güçlendiriyor.</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Tarçın;</strong></span> Doğal bir mikrop düşmanı olan tarçını, her gün çay kaşığının dörttebiri kadar aldığınızda, kan şekerinizi ve kolesterolünüzü düşürür. Sabah kahvenizi içerken kahve talerinin etrafını saracak kadar içeceğinize eklediğinizde tazelik hissi verir. Düşük kalorili bir tatlı için tarçınlı, elmalı tart yapabilirsiniz.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kekik;</strong></span> Izgarada pişirilecek tavuk, balık veya eti kekikle marine ettiğinizde mentollü ve biraz ekşimsi tadı mükemmel bir lezzet verir. Kekik, birçok sağlık uzmanının listesinde kanserden koruyucu olarak yer aldığı gibi, <img class="alignleft size-full wp-image-17028" title="baharatlar" src="http://www.kadinlarsitesi.com/wp-content/uploads/01/2009/10/baharatlar.jpg" alt="baharatlar" width="188" height="257" />uzun zamandan beri antiseptik olarak da kullanılır. Kekik yağı ağız temizliğinde tercih edilebilir. Eğer taze kekiğiniz varsa biraz zeytinyağına ekleyebilirsiniz.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Kimyon;</strong></span> Dünyanın en ünlü baharatlarından biri kırmızı biber tozunda saklanır ve başka bir kanser savaşçısıdır. Tadına doyamayacağınız lezzetler için pilav, tahıl, salatalara ekleyebilir, et yemeklerini marine edebilirsiniz. Yağlı etlerinizi kalp sağlığını koruyan mükemmel baharat kimyonla pişirebilirsiniz.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Mercan Köşk (Oregano);</strong></span> Bir elmadan kırk kat daha fazla antiokosidan içeren bu mucize bitki daha çok Ege bölgesinde yetişir. Evlerin bahçelerinde küçük saksılar içinde yetiştirilen mercan köşk bitkisini salata, omlet veya favori kurabiyelerinize ekleyebilirsiniz.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Zerdeçal;</strong></span> Hint mutfağında &#8216;Mutfağın Kraliçesi&#8217; olarak adlandırılan zerdeçal, kist, kanser, kireçlenme hatta Alzheimer&#8217;a karşı oldukça yararlıdır. Sarı çiçekleri ve köklerinden yararlanılabilen zerdeçal&#8217;dan bir tutam alarak, yaptığınız pilav, yahni veya mercimek gibi yemeklere ekleyebilirsiniz. Unutmayın, zerdeçal geçen gece anahtarı nerede unuttuğunuzu hatırlamanızı bile sağlayabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.com/saglik-kaynagi-5-baharat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gıda Takviyeleri Kullanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.com/gida-takviyeleri-kullanirken-dikkat-edilmesi-gerekenler/</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.com/gida-takviyeleri-kullanirken-dikkat-edilmesi-gerekenler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2009 01:45:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumekim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[gıda]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.com/?p=16956</guid>
		<description><![CDATA[Gıda takviyesi kullanırken dikkat edilmesi gereken ilk kural kullanılan ürünün içeriğinin gerçek ve standart olduguna emin olmaktır. Doğal ürünlere olan ilgi ve ihtiyaç arttıkça bu konuda üretim yapan üretici sayısı da hızla artmaktadır. Bitkisel ilaç üretimi serbest oldugundan yeterli özen gösterilmeden satışa çıkarılan ürünlerde içerik ve kalite açısından problemlere rastlanmaktadır. Bazen ürünün içinde yer alması [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gıda takviyesi kullanırken dikkat edilmesi gereken ilk kural kullanılan ürünün içeriğinin gerçek ve standart olduguna emin olmaktır.</p>
<p>Doğal ürünlere olan ilgi ve ihtiyaç arttıkça bu konuda üretim yapan üretici sayısı da hızla artmaktadır. Bitkisel ilaç üretimi serbest oldugundan yeterli özen gösterilmeden satışa çıkarılan ürünlerde içerik ve kalite açısından problemlere rastlanmaktadır. Bazen ürünün içinde yer alması gereken aktif içerikler yetersiz çıkmakta, bazen ise etiket bilgisinden yer alan bitkiden tamamen farklı bitkiler çıkabilmektedir.</p>
<p>Yine yapılan bazı denetimlerde içinde sağlığa zararlı maddeler olan besin takviyelerine de rastlanmaktadır. Öncelikle kullanılan ürünü çıkaran firma hakkında bilgi sahibi olmak gerekir. Yapılan bir araştırmada piyasa bulunan ürünlerin %90 dan fazlasının gerekli niteliklere sahip olmadıgı belirlenmiştir.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-16961" title="42-15200386" src="http://www.kadinlarsitesi.com/wp-content/uploads/01/2009/10/bitkisel-ilaclar1-300x206.jpg" alt="42-15200386" width="161" height="206" />Bitkisel ilaç üretilirken bitkinin yetiştirilmesi aşamasından kullanıma hazır ürün haline gelme aşamasına kadar uyulması gerkeken kurallar vardır. Her bitkinin pek çok çeşidi vardır yalnız bunlar arasında şifalı niteliği hepsinin aynı degildir. Şifalı niteliği olan bitki türünün üründe yer almış olması gerekir. Aynı zamanda bitkinin yetiştirilmesi ve toplanması aşamalarında gereken kurallara uyulmuş olması gereklidir.</p>
<p>Kısaca; bitkisel ilaç üretimininde uyulması gereken kurallara özen göstererek üreten ve standardize edilmiş içeriği olan ciddi firmaların ürünlerini tercih etmek en doğrusudur.</p>
<p>Firmanın gerekli belgelere sahip olup olmadıgına dikkat edin. Eczacılık GMP koşullarına uyan üreticileri tercih edin. Üretici tarafından sağlanacak olan bir Analiz Sertifikası (COA) isteyin. Bu belge, içindeki etken maddelerin kalitesi ve saflığı hakkında size doğru bilgiyi verecektir. Üretici sattığı besin takviyesi ilgili bu belgeyi veremiyorsa, başka bir markaya yönelin. Etiket bilgilerinin net olması gerekir. Ürünün yapay renklendirici, tatlandırıcı, şeker, glüten, nişasta ya da silikat gibi hiçbir katkı ve dolgu maddesi içermediğinden emin olun. Ayrıca üreticinin iletişim bilgilerinin etikette yer alıp almadıgını kontol edin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.com/gida-takviyeleri-kullanirken-dikkat-edilmesi-gerekenler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Oruç Tutarken de Sağlıklı Olabilirsiniz</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.com/oruc-tutarken-de-saglikli-olabilirsiniz/</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.com/oruc-tutarken-de-saglikli-olabilirsiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Aug 2009 17:47:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>kumtanesi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.com/?p=11537</guid>
		<description><![CDATA[Doğru beslenme şekilleriyle oruç tutarken zorlanmayabilirsiniz. Ramazan artık bir süre sıcak yaz dönemlerine denk gelecek. Yaz sıcaklarında da sağlıklı beslenmeye dikkat ederseniz ramazanda sağlığınız da etkilenmemiş olur. Gün içerisinde en az üç öğünle beslenirken ramazan da iki öğünle beslenme alışkanlığı olabilir yalnız ramazanda da öğünlerinizi dörde çıkarırsanız sağlığınızı korumuş olursunuz. Vücudunuzun ihtiyacı olan besinleri dört [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Doğru beslenme şekilleriyle oruç tutarken zorlanmayabilirsiniz. Ramazan artık bir süre sıcak yaz dönemlerine denk gelecek. Yaz sıcaklarında da sağlıklı beslenmeye dikkat ederseniz ramazanda sağlığınız da etkilenmemiş olur.</strong></p>
<p>Gün içerisinde en az üç öğünle beslenirken ramazan da iki öğünle beslenme alışkanlığı olabilir yalnız ramazanda da öğünlerinizi dörde çıkarırsanız sağlığınızı korumuş olursunuz. Vücudunuzun ihtiyacı olan besinleri dört öğünde alabilirsiniz.</p>
<p>Ramazan süresince, yani otuz günlük süre boyunca sahur vakitlerini ilk öğün olarak kabul edip, size enerji verecek ve susatmayacak gıdaları tüketmeye önem vermelisiniz. Protein ihtiyacı için süt, yoğurt ve yumurta tercih edilmeli, bu gıdalar gün boyu sizi tok tutacaktır. Hamur işleri ve et yemekleri sahurda ağır olmasından dolayı tavsiye edilmemektedir. Su kaybını önlemek için bol sıvı alımı da önemlidir.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-11604" title="ramazanda-saglikli-beslenme2" src="http://www.kadinlarsitesi.com/wp-content/uploads/2009/08/ramazanda-saglikli-beslenme2.jpg" alt="ramazanda-saglikli-beslenme2" width="268" height="203" />Bütün gün aç kalındığından kan şekeri seviyeleri düşer, bu yüzden iftarda hafif yemekler hazırlanmalı ve iki aşamaya bölünmeli. İlk öğünde çorba ve salata hafif olduğundan orucunuzu açarken tavsiye edilir. Yaklaşık bir yarım saat sonra ise ana yemekler ve tatlılar tüketilebilir. Tatlıda ise şerbetli değil sütlü tatlılar tercih edilmeli.</p>
<p>Üçüncü öğün de yatmadan önce sindirimi kolay gıdalar ve enerji veren türden seçilmeli. bir bardak süt, meyve ya da sebzeli sandviç uyumadan önceki üçüncü öğünde alınabilir.</p>
<p>Eğer egzersiz yapıyorsanız ramazanda da devam edebilirsiniz. İftardan sonraki sürede-yaklaşık iki saat sonra olabilir- hafif egzersizler yapabilirsiniz. Yalnız iftar ve sahur arasındaki saatlerde bol sıvı tüketimine dikkat etmelisiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.com/oruc-tutarken-de-saglikli-olabilirsiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı ve Dengeli Beslenme</title>
		<link>http://www.kadinlarsitesi.com/saglikli-ve-dengeli-beslenme/</link>
		<comments>http://www.kadinlarsitesi.com/saglikli-ve-dengeli-beslenme/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Aug 2009 01:10:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[dengeli beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarsitesi.com/?p=11411</guid>
		<description><![CDATA[Beslenme, kişinin büyüme, gelişme, sağlıklı ve dinamik bir şekilde uzun süre sağlıklı yaşaması için gerekli tüm vitamin ve minaralleri yeterli oranda alıp bünyesinde kullanması sürecine verilen isimdir. Bu bahsettiğimiz besinlerden herhangi biri tüketilmediğinde ya da olması gerekenden az veya çok tüketildiğinde, büyüme ve gelişmede birtakım sorunlar olduğu ve sağlığın bozulduğu tıbbi olarak kanıtlanmıştır. İnsanın sağlıklı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Beslenme, kişinin büyüme, gelişme, sağlıklı ve dinamik bir şekilde uzun süre sağlıklı yaşaması için gerekli tüm vitamin ve minaralleri yeterli oranda alıp bünyesinde kullanması sürecine verilen isimdir. Bu bahsettiğimiz besinlerden herhangi biri tüketilmediğinde ya da olması gerekenden az veya çok tüketildiğinde, büyüme ve gelişmede birtakım sorunlar olduğu ve sağlığın bozulduğu tıbbi olarak kanıtlanmıştır. İnsanın sağlıklı büyüme ve gelişmesi ve hastalıklara karşı korunabilmesi için sağlığın temelini oluşturan yeterli ve dengeli beslenme ayrı bir öneme sahiptir.</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Sağlıklı Beslenme İçin Şunlara Çok Dikkat Edin</strong></span></p>
<p>- Aşırı şekerden kaçının.<br />
- Saf şeke­rin enerjinin % 10&#8242;unu geçmemesi­ne dikkat edin.<br />
- Protein tüketiminin yeterli olma­sına ve önerilen gereksinmenin iki katını geçmemesine dikkat edin.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Aman Diyete Dikkat Edin!</strong></span></p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-11657" title="saglikli-ve-dengeli-beslenme" src="http://www.kadinlarsitesi.com/wp-content/uploads/2009/08/saglikli-ve-dengeli-beslenme.jpg" alt="saglikli-ve-dengeli-beslenme" width="300" height="185" />Diyetin günlük enerji, karbonhidrat, yağ ve protein değeri kadar yemek yeme sıklığı da beslenme yönünden önemlidir. Günlük alın­ması gereken yiyeceklerin bir seferde, seyrek veya sık öğün olarak tüketilmesi mgtabolizmayı çeşitli yönlerden etkilemektedir. İnsanlar üzerinde yapılan çalışmalara göre, beslenme şeklinin herhangi bir nedenle değiştirilmesi ge­çici bir zaman da olsa metabolik aksaklık ve psikolojik gerginlik yaratır. Çünkü bu durum­da <a href="http://www.yemektarifleri.info">yemek</a> yeme sıklığı, yiyeceğin miktarı, diye­tin bileşimi, barsaklardan emilimi, dokularda kullanılması ve fazlasının depo edilmesi, orga­nizmanın alıştığı düzeni bozar. Buna bağlı ola­rak vücutta çeşitli enzim ve hormonların mik­tarı değişir. Bazı enzimler ve hormonlar günde 3 öğün beslenme şekline göre daha az, bazıları ise daha fazla salgılanırlar. Günde 1 veya 2 öğün beslenme de metabolizmayı aksatır. Bu durum Öncelikle çalışanlarda sabah kahvalüsını kaçıranlar ve zayıflamak isteyen kişiler için önemlidir. Günlük enerji ve besin Öğeleri, ge­reksinmelerinin uzun aralıklarla alınması ve bir İki öğünde tüketilmesi, vücutta protein doku­sunun azalmasına, yağ dokusunun artmasına da neden olmaktadır ve bu durumda daha ileri yaşlarda kalp hastalıkları riskini arttırdığı .konu­sunda çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Uzun ara­lıklarla yemek yeme, vücut yağ ve kolesterol düzeylerini arttırarak kalp hastalıkları riskini arttırdığı gibi protein kullanım oranının da düşmesine neden olduğundan günlük protein gereksinimini yeterince karşılayamayan gruplarda bu durum daha da önem kazanmaktadır.</p>
<p>Dünyada beslenmeden kaynaklanan <a href="http://www.saglikbilimi.com">sağlık</a> so­runlarının ve besin tüketimindeki <a href="http://www.genelsaglikbilgileri.com">sağlık</a>sız yeni yönelişlerin düzeltilmesi için beslenme politi­kaları ve stratejileri konularında yayınlanan raporlarda halka sağlıklı beslenme ve besin tüke­timi konusunda öneriler yapılmaktadır.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Dengeli ve Sağlıklı Beslenme İçin İşte Size Altın Tavsiyeler</span></strong></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-11413" title="diyet3" src="http://www.kadinlarsitesi.com/wp-content/diyet3.jpg" alt="diyet3" width="494" height="219" /></p>
<p>* Yaşamınızda mantıklı bir beslenme <a href="http://www.saglikvediyet.com">diyet</a>i her daim olmalı. Kilo vermeyi yarınlara bırakmayın. Şayet çok çabuk kilo veremediyseniz, buna üzülmeyin. Çünkü çabuk kilo vermek hiç de sağlıklı değildir; ayrıca çok çabuk kilo veriseniz, yeme alışkanlıklarınızı değiştirmeniz de zora girecektir. Canınızın çektiği bir <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/sayfa/mutfak/yemek-tarifleri/tatli-tarifleri/">tatlı</a>yı yemeden ya da bisküvi paketini açmadan önce kendinize bir sual edin: Ben sahiden aç mıyım? şayet cevabınız evet açık şeklindeyse, 10 dk daha bekleyin ve bu soruyu yeniden sorun.</p>
<p>* Mutfak ihtiyaçlarınızı bir hafta önceden tespit edin ve bir kağıda yazın. Bu şekilde alışveriş yaparsanız, gerçekten ihtiyacınız olmayan ıvır zıvır şeyleri  almazsınız. Markete kesinlikle aç gitmeyin. Şayet tok karnına alışverişe giderseniz, besin değeri daha yüksek gdalar alırsınız. Böylece hem beslemenize hem de cüzdanınıza iyilik etmiş olursunuz.</p>
<p>* Yaşam biçiminizde ciddi değişiklikler yapın. Daha hareketli bir yaşam biçimini tercih edin.</p>
<p>* Elinize bir kalem bir de kağıt alın.Bu kağıda ne yediğinizi,ve ruh halinizi yazın. Şayet istememenize rağmen bir şeyler yiyorsanız, 1 dak. sonra kendinizi kontrol altına alabilirsiniz. İradeyi kullanmak, doğru ve sağlıklı <a href="http://www.kadinlarsitesi.com/sayfa/beslenme/">beslenme</a>de çok önemlidir.</p>
<p>* Hiçbir vakit niçin kilo vermek istediğinizi aklınızdan çıkarmayın. Sıkıldığınızda ya da diyet yapmaktan bunaldığınızda kadim ve zayıf resimlerinize bakın.  Zayıfladıkça vücudunuz güzel ve estetik bir şekle girdikçe kendinizi nasıl hissettiğinizi düşünün. Güzel bir vücuda kavuşmanın zamanla ve sabırla olacağını hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın.</p>
<p>* Dünyadaki hiçbir tatlı, börek, pasta kendinizi zayıf ve güzel hissetmenizden daha tatlı olabilir mi?</p>
<p>* Şu andan itibaren farkındayım ki, yememem gerekeleri yemezsem kolaylıkla zayıflayabilirim. Sürekli şu cümleyi kendi kendime tekrarlıyorum: Bunu yemeye ihtiyacım var mı, sahiden onu yemeyi istiyor muyum?</p>
<p>* Yemek yemek istemiyorsanız, yemekli mekanlardan uzak durmayı deneyin ve ilginizi başka şeylere verin.</p>
<p>* Diyelim tatildesiniz ve bir açık büfeye gittiniz, öncelikle salataya yönelin ve tabağınızı salata ile iyice doldurun. 2. defa yeniden büfeye gittiğinizde bu defa kendinizi tok hissedeceğiniz için fazla bir yemek almamış olacaksınız.</p>
<p>* Daima ölçülü olun. Tabaklarınız küçük olsun.</p>
<p>* Bol miktarda sebze ve meyve, Az yağ, bol su</p>
<p>* Yemeğe başlamadan evvel bir bardak su alın ve bu esnada diyette olduğunuzu hatırlayın: Şu anda yemek yiyorum fakat amaçladığım kilodan uzaklaşıyorum. Bu iç çatışma sizi frenleyecektir.</p>
<p>* Yemek yerken kendinizi kaybetmeyin. Yavaş ve sakin olun. Aldığınız her kaşık yemeğe dikkat edin.</p>
<p>* Yediğiniz her yemekten sonra mutlaka dişleriniz fırçalayın. Ağzınızdaki temizlik hissi 1-2 saat acıkmanıza mani olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarsitesi.com/saglikli-ve-dengeli-beslenme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

