Cilt havalandırılmadıkça vücut kokuları daha da belirli olarak kendilerini duyuÂrurlar. Eskiden kadınlar üstlerine bol kıvrımları olan giysiler içlerine de az çamaşır giyerlerdi. Daha sonraları çaÂmaşır giymeÄŸe alıştılar. Eskiden çamaşır adı aldında giyilen ÅŸeyler bol dikilmiÅŸ gömlekler, geniÅŸ pantolonlardı. GünüÂmüzde ise, vücudu korumak için olduÂÄŸu kadar, vücudu desteklemek ya da sıkmak için giyilen çamaşırlar, vücuda iyice oturacak kadar dar olmaktadır. Aksi halde günün modasına uyarak bu çamaşırların üstüne giyilecek bele sıkıÂca oturan giysilerin altında çamaşırların bütün bolluklan belli olurdu. Erkeklerin giydikleri giysilere gelince, onlar da modaya uymak için gündüzleri giydikleri daracık giysiler içinde bir türlü rahat edemedikleri gibi, geceleri de dar pijamalar içinde aynı rahatsızlığı devam ettirmektedirler. Bütün bu duÂrumlarda, cilt hem havasız kalmakta hem de kan tarafından yeterince besle-nememektedir.
Aynı engeller ayaklar için de söz konusudur. Daracık ayakkabılar, gitgide boyu yükselen çizmeler, bazen bütün bacağı sıkmaktadır. Çok seyrek olarak yıkanan ama her zaman çıplak olan çingenelerin ayaklan kokmaz. Çok daha iyi bakımlı olan bazı kentlilerin ayakları da, bu pis kokularını deniz kenarında geçirilen birkaç gün sonunda kaybeder. Ayağın çıplak olmasının koku üzerinde büyük bir etkisi olduÄŸu böylece açıklanÂmaktadır.
Devamlı bir sarıp sıkma, sadece derinin saÄŸlığına zarar vermekle kalmayıp, aynı zamanda terin artmasını ve yerleÅŸmesiÂni kolaylaÅŸtırmaktadır. İnsan vücudunda bulunan 2 300 000 ter bezi, günde en az yarım litre ter salgılar; tabii bu miktar sıcak havalarda, büyük bir güç sarfedildiÄŸinde, yorulun-düğunda veya sinirli olunduÄŸunda daha da artar. Sinirlendikçe terlemenin fazlaÂlaÅŸması, sinir sisteminin doÄŸrudan doÄŸÂruya ter bezlerini etkilemesindendir. DoÄŸal olarak ter kokusuzdur. Bir kez salgılandıktan sonra, yaÄŸlı salgılarla karışır ve derinin yüzeyinde bulunan bakterilerin etkisiyle çözünür. Bu duÂrumda koltuk altları, ayaklar v.b. yerlerde olduÄŸu gibi, ter bezlerinin çok olduÄŸu yerlerden farkedilebilir bir kokuÂnun yayıldığı görülür.
