Küçük çocuğunuz varsa, mutlaka kendinizi kesiklerin kanamasını durdurmaya çalışırken bulursunuz. Örneğin kesilen parmağın kanamasını durdurmak için en etkili yöntem cayen biberi, Halk tabiri ile Arnavut biberi derin kesmeler durumunda bile işe yarıyor.
“Kısa sürede mucize yaratan bir madde olan biber, çoğu durumda 1 dakikadan daha kısa sürede kanamayı durdurabilir.
İşe yaramasının nedeni, cayenne (arnavut) biberinin kan basıncını dengelemek için vücutla reaksiyona girmesi, yani ekstra basınç basması, normalde olduğu gibi yara alanına yoğunlaşmayacağı anlamına gelir. Basınç eşitlendiğinde kan pıhtılaşacak. “
Yani kan basıncını düzenler ve böylece kan pıhtılaşmasını destekler. Onu harici olarak uygulayabilirsiniz. Ancak, ciddi kesintiler söz konusu olduğunda profesyonelleri ziyaret etmeniz gerektiğini unutmayın.
Ayrıca yaralanma yoluyla vücuda giren bakterileri yok eden güçlü antibakteriyel özelliklere sahip olduğu için, küçük kesiklerle oluşan enfeksiyonları hafifletir.
Evinizin İçinde Çocuğunuzu Bekleyen Tehlikeleri Tok Etmek; Bebeğinizin elde ettiği her yeni beceri bebeğiniz için yeni tehlikelere kapı açar. Bu nedenle ortaya çıkabilecek tehlikeleri önceden düşünüp gereken önlemleri almalısınız. Yuvarlanmayı öğrendiği dönemde onu kısa bir süre için yalnız bırakacağınız zaman yükseğe değil, yere yatırın. Yaklaşık iki aylık olduğunda cisimleri tutmayı becerir, üçüncü ayda ise eşyalara uzanarak kavramaya başlar. Bu nedenle çevresindeki erişebileceği eşyaların ona zarar vermeyecek ve yutamayacağı şeyler olmasına dikkat edin.
Bebeğiniz kucağınızdayken sıcak bir şey yiyip içmeyin veya taşımayın. asla sigara içmeyin! Bebeğinizi ağzında biberon ile yalnız bırakmayın; boğulma riski oldukça fazladır. Bebek arabasında, yemek masasında ve beşikte mutlaka güvenlik kemerini takın.
Küçük çocukları bebeğiniz ile yalnız bırakmayın, bebeğinizi kucaklamaya çalışırken düşürebilirler ya da oynaması için ona tehlikeli oyuncaklar veya eşyalar verebilirler. Unutmayın yaşları ne olursa olsun iki küçük çocuk yalnız bırakılmamalıdır.
Yatak Odası Tehlikelerine Karşı Alınması Gereken Önlemler Nelerdir?
Çocuğunuz zamanının önemli bir bölümünü yatak odasında geçirir. Odasını keşfe çıktığında güvende olduğundan emin olmanız gerekir. İki yaşına gelene dek yatağına yastık koymayın. Naylon örtüleri yine iki yaşına gelene kadar kullanmayın. Oyuncaklarını yatağa bağlamayın, ip boynuna dolanabilir. Büyük boyutlardaki oyuncakları yatak da bırakmayın; bu oyuncağı basamak olarak kullanabilir. Keskin kenarlı oyuncakları ve yutabileceği küçük parçalı oyuncakları en az üç yaşına gelene kadar bebeğinizden uzak tutun.
– Yatağın çevresindeki minderlerin bağcıklarını mümkün olduğunca kısa tutun ipler boynuna dolanmasın bebeğinizin.
– Yatağın yapımında kullanılan ahşabın ateşe dayanıklı olanını seçin.
– Oyuncaklarını dolabının en al gözüne yerleştirir iseniz oyuncaklarını almak için tırmanması gerekmez.
– Bebeğinizin altını yerde değiştirmelisiniz.
– Odasında ki mobilyaların köşelerinin yuvarlatılmış olmasına dikkat edin veya o hale getirin. Köşe koruyucuları ile.
– En önemli önlemlerden birisi olan pencereler için tam açılmasını engellemek için mandal kullanın.
– Elektrik prizlerinin giriş kısmını kapatıcılar ile kapatın; Bebeğinizin priz içine parmaklarını sokma riski çok yüksektir.
– Odasında bulunan radyatörleri özellikle kış aylarında havlu ile kapatın.
Çocuğunuzun odasında alacağınız önlemler sizi ve bebeğinizi olası tehlikelerden koruyacaktır.
Ağrıyan bacaklarım ve yorgun ayaklarım için ne yapabilirim? —Olanaklıysa uzun süre ayakta kalmayın. Ayağınıza uymayan papuçlar giymeyin Sık sık yalın ayak dolaşın Sık sık pabuç değiştirin. Ortopedik sandalet giyin Otururken ayaklarınızı tabureye dayayın Yattığınız zaman ayağınızı vücudunuzdan daha yükseğe uzatın —Akşam eve döndüğünüzde yere yatıp ayaklarınızı duvara, yükseğe dayayın. Böylece bacaklarınızdaki sıvıların vücuda dönüşü kolaylaşır. —Bu hareketi bacaklarınıza soğuk, ıslak havlu sararak yaparsanız çok etkili olacaktır. —Sıcak da rahatlatıcıdır, ama ayaklarınızı sıcak suya sokup oturmak pek yararlı değildir. Bu, bileklerin şişmesini artıracaktır. Sırtüstü yatın, ayaklarınızı havaya kaldırıp duvara dayayın. Bacaklarınıza sıcak bir battaniye sarın. —Sık sık varis çorabı giyin. Gece ayağımda sık sık kramplar oluyor. Bu konuda ne yapabilirim? İşte size eski, ama etkili bir tedavi: Yatmadan hemen önce bir bardak suyla birlikte bir çay kaşığı tuz yutun. Bunu yapmanın mantığı ayak ve bacaklardaki krampların vücuttaki sodyumun azalmasına bağlı olmasına dayanmaktadır. Soğuyan kaslar da kramplara neden olabileceği için yatarken çorap giymek de etkili olabilir.
Ayak bileklerinin şişmesi tehlikeli olabilir mi? Şişme bir günde kaybolursa, hayır. Ne var ki, gebelikte ayak bileklerinin şişmesi toksemi ve yüksek tansiyonun erken bir belirtisi olabilir. Gebeyken böyle bir durum olursa, özellikle yüzükleriniz gün geçtikçe ,parmaklarınızı daha çok sıkıyorsa, bu da sıvı toplanmasının bir belirtisi olabileceği için hemen doktorunuza görünün.
Özellikle sıcak havalarda pek çok kadın akşamları ayak bileklerinin şişmesinden yakınır. Genç ve sağlıklı kadınlarda bu durum hareketsizlikten ortaya çıkar. Hareket etmeyen bacaklardaki kaslar kalbe yeterli derecede kan pompalayamazlar, bu nedenle sıvılar bacaklarda ve ayaklarda göllenir. Şişkinlik sabaha kadar geçerse telaşlanacak bir şey yoktur. Geçmezse, kalbiniz, böbrekleriniz ya da karaciğerinizle ilgili bir sorun olabileceği için doktorunuza danışmansınız.
DEPREM NERELERDE OLUŞUR? Deprem, herhangi bir yerde ve herhangi bir zamanda oluşabilir Genel olarak depremlerin, kabuğu oluşturan levhaların sınırlarında oluştuğu söylenebilir Dünyanın çeşitli yerlerinde benzer nitelikte depremlerin tekrarlandığı gözlenmiştir ve buraları hep levha sınırların dadır Depremlerin yoğun olarak gözlendiği bölgeler, yeryüzünde uç ana kuşak oluşturur. 1.Kuşak (Pasifik Deprem Kuşağı):Şili’den kuzeye doğru Güney Amerika kıyıları, Orta Amerika, Meksika, ABD’nin batı kıyıları ve Alaska’nın güneyinden Aleutian Adaları, Japonya, Filipinler, Yeni Gine, Güney Pasifik Adaları ve Yeni Zelanda’yı içine alan en büyük deprem kuşağıdır. Yeryüzündeki büyük depremlerin yüzde 81’i bu kuşak üzerinde gerçekleşir. 2.Kuşak (Alpine) :Endonezya’dan (Java-Su-matra) başlayıp Himalayalar ve Akdeniz üzerinden Atlantik Okyanusu’na ulaşan kuşaktır. Yeryüzündeki büyük depremlerin yüzde 17’si bu kuşakta oluşur. 3.Kuşak (Atlantik) : Bu kuşak, Atlantik Okyanusu ortasında yer alan levha sınırı (Atlantik Okyanus Sırtı) boyunca uzanır.
Artçı Deprem Nedir ve Ne Kadar Süreyle Devam Eder?
Ana depremi izleyen daha küçük sarsıntılardır. Deprem, dünya üzerinde bilinen en büyük doğal afetlerden biridir. Özellikle insan hayatının çok fazla önemsenmediği ikinci ve üçüncü dünya ülkelerinde, yapılaşmanın denetimsizliği ve kalitesizliği yüzünden, birkaç yılda bir ciddi insan ölümlerine sebebiyet verebilmektedir. Ayrıca büyük çaptaki depremler, yaşandığı bölgelerde bazen milyarlarca dolarlık maddi hasara da neden olmaktadır. Ülkemiz de ne yazık ki ciddi deprem tehdidinin olduğu bir bölgede yer almaktadır. Bundan dolayı günümüzde depreme dayanıklı konutların inşa edilmesi çalışmaları, üzerinde hassasiyetle durulan bir konudur.
Deprem
Deprem, temel olarak yer altındaki tektonik hareketlerin yeryüzünü sallaması durumudur. Uzmanlar depremin 1 ila 90 saniye arasında sürebileceğini belirtmektedir. Kaydedilen en şiddetli deprem, 1960 yılında Şili’de meydana gelmiş ve 9,5 değerinde ölçülmüştür.
Artçı Deprem
Artçı depreme gelecek olursak; depremden sonra yer altındaki dalgalanmanın depremden daha küçük sarsıntılar halinde devam etmesidir. Bunu suya atılan bir cismin oluşturduğu tepkiye benzetebiliriz. Örneğin suya atılan büyük bir taş, suda büyük bir harekete ve dalgalanmalara neden olacaktır. Bunu depreme benzetecek olursak, taş battığı halde süreç küçük dalgalanmalar ile devam eder. Art arda birçok küçük dalgalanma oluşur. İşte bunu da artçı depreme benzetmek mümkündür. Ancak küçük sarsıntılar denmesine kanılmamalıdır. Çünkü artçı deprem, bazen ana depremden daha fazla hasarlar verebilir. Deprem esnasında yıpranan ancak yıkılmayan binalar artçı şoklarla birlikte yıkılabilir. Bundan dolayı depremde sallanan binalara bir süre girilmemesi en iyisidir. Artçı depremlerin ne kadar süreceği de ana depremin şiddetine, bulunulan yerin tektonik özelliklerine bağlı olarak değişmektedir. Bazen birkaç gün, bazen birkaç ay, bazen de yıllarca sürebilmektedir.
DEPREM REHBERİ Anadolu, bin yıllardır depremlerle sallanıyor iç Anadolu’da gördüğümüz yüzlerce yerleşim yığıntısı “Hoyuk”, güneydeki denize inmiş batık kentler, hep bu doğa olayının sonucu “Ben depremin ne zaman olacağını biliyorum” diyenlere inanıp en ufak sarsıntıda kendinizi camdan atmak yerme, ilk titremeyi hissettiğinizde daha önceden karar verdiğiniz eylem plânını uygulamak, yaşamınızı kurtarabilir Unutmayın1 insanları öldüren deprem değil, kotu yapılardır Bu yüzden standartlara uygun, yönetmeliklerde belirlenmiş R 9 üzen şiddete bile dayanıklı bir binada oturuyorsanız, belki de yapmanız gereken tek şey, kafanıza düşebilecek objelerden korunmaktır Bu yazıda, depremden korunma ile ilgili verilen bilgiler, Adana ve Marmara depremleri on-cesı, tatbikat amacıyla yıktırılan binalarda nerelerin güvenli olduğunu gösteren manken denekleri ve yine söz konusu depremlerle Yunanistan ve Tayvan depremlerinde sağ kurtulan, kurtarılan insanların bulundukları pozisyonlardan derlenmiştir Nasıl ki, birey ve kurum bazında yaşamımızın buyuk bolumunu geçirdiğimiz ev ve iş yerlerimizde yangına karşı eylem plânımız varsa veya olmalıysa, depreme karşı da olmalıdır.
EĞER ENKAZ ALTINDAYSANIZ Kıpırdayacak durumunuz varsa ve kesin bir çıkış yolu görebiliyorsanız hareketlenin. Aksi takdirde pozisyonunuzu koruyun ve sakin olun. Fazladan her çaba, size, gelecekte gerekli olacak enerjiyi ve suyu tüketecektir. Dışarıdan bir müdahale sesi duyana kadar bağırmaya çalışmayın Bu, enerjinizi zamansız tüketmenize yol açacaktır Bir ses duyduğunuzda cevap verin ve pozisyonunuzu anlatmaya çalışın ilerleyen saatlerde dışarıya ses verebilecek bir ses kaynağı yaratma yolunu bulun Tencere benzen bir metale vurulacak bıçak sapı, sert bir yüzeye vurabileceğiniz diğer sert bir cismin olup olmadığını kontrol edin Çunku saatler geçtikten sonra böyle bir şey edinme gu-cunu kaybetmiş olabilirsiniz Kurtarma ekiplerinin olay yerme ulaştıklarında bakacakları ilk yer, enkaz uzermde kabarmış bölgelerdir. Kabaran bu bölgeler, muhtemel yaşam üçgenlerinin olduğu noktalardır (buzdolabı, bulaşık ve çamaşır makinesi, çelik para kasası, demir dolap vb ) Böyle bir pozisyona sahipseniz, ilk ulaşılacak kurtarma bölgesindesiniz demektir.
DEPREMDEN SONRA Deprem sonrasında nasıl davranacağınz önemlidir.Paniğe kapılmamak, fısıltılara kulak asmamak, kurtarma çalışmalarına katılmak gerekiyor. Deprem öncesi önlemlerinizi aldınız ve depremi az ya da çok hasarla atlattınız. Bu kez, başka sorumluluklar sizi bekliyor. Ön koşul, paniğe kapılmamak, uyanık ve hızlı davranmak. Eviniz, hayatınıza zarar vermeyecek ölçüde hasar görüp sızın dışarı çıkmanıza izin veriyorsa, binayı terk etmeden önce çevrenizdeki seslere kulak verin. Bu sesler, sizden çok daha zor durumda olan insanlara ait olabilir. Sese olan yakınlığınız sayesinde binanın dışından yapılacak bir yardımdan çok daha hızlı bir şekilde göçük altındakileri hayata kavuşturabilirsiniz.
DEPREMDEN SONRA
Kalabalık mekânları boşaltırken sakin olmak, hasarı en az ölçüde atlatmak açısından önem taşır.Toplu ve düzenli hareket, bu safhada çok önemlidir. Binaların dışına çıktığınız andan itibaren de kurtarma çalışmalarına katılmak gerekir. Verebileceğiniz küçücük bir destek, bir insan hayatı: daha büyük yardımlar, birden çok insanın hayatı demektir. Felâket sonrası olası karmaşa ortamı için dikkatli olunmalı. Özellikle de söylentilere, dilden dile dolaşan deprem fısıltılarına yenileri eklememek’ ve kulak asmamalıyız. Bu tür söylentilerle. Marmara Depreminin ardından da yaşandığı gibi halkta daha büyük panik oluşturduğunu ve normal yaşamın bir türlü kazanamadığını gördük. Sükûnetinizi koruyun.Durumunuzu değerlendirin. Yaralı olup olmadığınızı belirleyin.
Bulunduğunuz yapı yıkılmamışsa, kontrollü, hızlı ve dikkatli bir şekilde binayı terk edin. Hemen ardından gelebilecek bir artçı şok, o ana kadar yıkılmamış, ancak taşıyıcı elemanlarına zarar vermiş olan binayı yıkabilir. Sarsıntı anında merdivenler, bağlantı yerlerinden ayrılmış, tavandan dökülebilecek sıva, beton parçası olabilir. Binadan ayrılırken kapıları dikkatli bir şekilde açın, bu gibi tehlikelerden sakının ve başınızı koruyun.
Deprem anında 10-15 saniye içinde bulunduğunuz binayı terk edebiliyorsanız derhal kaçın, yoksa güvenli bir yer bulun. İlk sarsıntıyı hissettiğiniz anda sakin olun. Paniğe kapılmayın. Panik, sağlıklı düşünmenizi engelleyecek, hatalı, bilinç dışı hareket etmenize yol açacaktır. Bilinçli düşünebilmek, hazırlıklarınızı felâket anında değil, daha önce yapmanıza ve plânlamanıza bağlıdır. 10-15 saniye içinde bulunduğunuz yerden bina dışına güvenli bir açık alana çıkma olanağınız ve plânınız varsa, bunu derhal önceki bölümde anılan önlemleri alarak uygulamaya koyunuz. Eğer binayı terk edemiyorsanız, daha önce belirlediğiniz yaşam üçgeni alanına gidin ve yan yatarak cenin pozisyonunu alın. Kesinlikle oradan oraya koşmayın ve ayakta durmayın Yan yatarak cenin pozisyonu almanız, ellerinizle başınızı korurken çevreyi görme ve gözlemleme şansı da verecektir. Kolon, kiriş veya duvarlar bir anda düşmeyecek, bu hareket belli bir sallantının ardından gerçekleşecektir. Bu da size son dakikada da olsa vücudunuzu koruma şansı verecektir. Herhangi bir şekilde enkaz altında ezilme durumu olduğunda vücudunuz, bu şekilde azamî korunma olanağına sahiptir. İç organlarınızın büyük bir bölümünü ve böbreklerinizden birini çalışır durumda tutabilmek için en ideal şekildir.
Deprem anında
Enkaz altında öncelikle böbreklerin iflâs ettiği bilinmelidir. Depremzedelerin kurtarılması hâlinde bile, vücudunda onanamaz hasarların oluştuğu ve bu nedenle ölüm olaylarının meydana geldiği saptanmıştır. Cenin pozisyonunun bir diğer özelliği ise, kurtarma ekiplerinin kazazedenin bulunduğu bölüme en küçük bir gedikten de olsa ulaşması hâlinde, onu bulunduğu yerden çıkartamazsa bile, elini tutmasına izin vermesidir. Saatler sonra bir dış yardımın eline dokunması sayesinde, kazazedenin beyni hızla adrenalin pompalamaya başlayacak ve onu yeniden hayata bağlayacak çok önemli bir köprü kurulmuş olacaktır. Balkona çıkmaktan, merdivenden inmekten, asansöre binmekten kaçının. Kolon ve kirişlerden de uzak durun. Bu arada, camlar kırılabilir, kitaplıklar devrilebilir, mutfak dolapların-daki tabak çanaklar dökülebilir. Bunları göz ardı etmeyin. Hazırladığınız deprem çantasına ulaşmak için zaman harcamayın. UNUTMAYIN_______________________ Eğer o an elinizin altında değilse pilli radyo, fener, konserve yiyecek ve içeceklerin bulunduğu çantaya ulaşmaya çalışmak, sakınmak ve korunmak için size gerekli olan süreyi çalabilir.
DEPREMDEN ÖNCE PLANLAMALAR Yaşadığınız / bulunduğunuz mekânı inceleyin. Korunma için bulunacağınız yeri ve muhtemel kaçış yolunu belirleyin. Eğer bulunduğunuz noktadan kendinizi 10-15 saniye içinde bina dışına çıkartacak ve güvenli bir açık alana ulaştıracak pozisyonunuz varsa, bu yolu saptayın (Bu yöntem, sadece giriş altı. giriş ve 1. katta olanlar için geçerlidir). Deprem sırasında ilk 10-15 saniye, binayı terk edebilmek açısından çok önemlidir. Daha önce yaşanan depremlerden elde edilen istatistikî verilere göre, binalarda yıkıma yol açan açan unsur, hissettiğiniz ilk sarsıntı değil, binanın rezonansa girmesidir. Bu da size, anılan sureyi kazandırmaktadır. Bu sure içinde kaçma eylemini gerçekleştirebilecek bir yöntem bulduğunuz takdirde, tatbik ederek zamanı saptayın. Böylelikle hem kesin kaçış sürenizi öğrenebilir hem de bu süreyi daha da kısaltacak yöntemler geliştirebilirsiniz. dışarı çıkmak gibi ani bir acil çıkış olanağı da yaratabilirsiniz. Bu cam, kalın ya da sekurit (sağlamlaştırılmış) olabilir. Bunu kırmak için bir yangın söndürme tüpünü kaçış yolu üzerinde bulundurabilirsiniz. Unutmayın, vücudunuzda kesiklere ve yırtılmalara yol açmayı engellemek için önce camı kendinize zarar vermeden kırmalısınız. Binayı terk ederken mutlaka başınızı, yüksekten veya tavandan düşen nesnelerden (tuğla, kiremit, avize vb.) korumalısınız. Bu aşamada yastık bir işe yaramayacak, aksine çevrenizi görmenize ve sesleri duymanıza engel olacaktır. Bir kask veya baret, bulamazsanız bir sandalye, bir tahta parçası, büyük ve kalın bir kitap işinize yarayabilir. Eğer binayı 10-15 saniye içinde terk edemiyorsanız, kesinlikle merdivenlerden, merdiven boşluklarından uzak durunuz. Asansör bir tuzaktır. Kullanmayınız. Yıkılan binalarda en yüksek oranda ölüm, bu noktalarda meydana gelmektedir. Birinci kattan daha yüksekteyse-niz, atlamayı denemeyiniz. Yaşanan depremlerde ölümle ve ciddî yaralanmalarla sonuçlanan olayların büyük bir bölümü, yüksekten atlamayla ilişkilidir. Bunun yerine yüksek binalarda yapılması zorunla olan haricî yangın merdivenlerini kullanınız. Demir konstrüksi-yondan inşa edilen bu merdivenler, binadan bağımsız olduğu için yıkım darbesinden daha zor etkilenecek ve bağlı olduğu yerden kopması hâlinde, çeperlerindeki kuşaklar nedeniyle düşme anında bir koruma alanı oluşturacaktır. Dahilî yangın merdivenleri, koruyucu bir alan yaratmayacaktır. Eğer bulunduğunuz bina, depreme dayanıklı ve bulunduğunuz mekândaki masa, çelik veya kaim masif ahşap malzemeye sahipse başınıza düşebilecek eşyalardan sizi koruyabilir. Ama tavanın çökmesi hâlinde hiçbir koruyucu özelliği olmayacaktır. Örnek: Japonya’da öğrencilerin sığındığı masa altları.
DEPREMDEN ÖNCE PLANLAMALAR
Bu masalar, aslında boğazları birleştirilmiş birer çelik kafestir. Bu özelliği nedeniyle sıralar hâlinde masa bir arada düşünüldüğünde çöken tavanı karşılayıcı ciddî bir direnç noktası oluşturmaktadır. Oysa Türkiye’de kullanılan basit Kişisel kaçış zamanı ile birilerine yardım ederek (eşiniz, çocuğunuz, iş arkadaşınız ya da bir ozurlu) kaybedeceğiniz zaman çok farklıdır. Farklı senaryolar geliştirmenizde ve süre tutarak denemenizde yarar vardır. Kapı veya cam kenarında ya da bulunduğunuz yeri 10-15 saniye içinde terk edebilecek bir mesafede iseniz, herhangi bir acil çıkış anında kullanacağınız güzergâh üzerinde size engel olabilecek saksı, masa, sandalye, koltuk, sandık ve benzeri unsurları ortadan kaldırınız. Bazı durumlarda, giriş katındaki camı kırarak tahta veya zayıf sıraların, böyle bir ağırlığı taşıyamayacağı kesindir. Bir Yaşam Üçgen Alanı yaratın. Masa, yatak altı gibi yerler yerine, ağırlık merkezi yere yakın çelik dolaplar (boyu uzunsa ve yapabili-yorsanız yana devirin), para kasaları, çamaşır ve bulaşık makineleri gibi nesnelerin yanma yatınız ve cenin pozisyonunu alın. Mutfak, iyi bir saklanma ve Yaşam Üçgeni yaratılabilecek uygun bir ortamdır. Tezgâh altında ve yanında yer alan fırın, bulaşık makinesi ve buzdolabı, bu bölümün ezilme oranını en aza indirger. Ancak, set üstü dolaplardan dökülecek tabak, çanak ve bardak gibi cisimlere karşı bir önlem alınması, rafların düşmesine engel olmak için de duvarla olan bağlantılarının sabitleştirilmesinde yarar vardır. Yaşanan depremlerden elde edilen veriler, mutfak ve banyoların en uygun yerler olduğunu göstermektedir. Çünkü enkaz altında kalındığı tadirde, bu bölümlerde hem yaşam üçgeni yaratabileceğiniz unsurlar vardır hem de patlayan borulardan sızan suyu içerek vücudunuzu crash sendromundan koruyabilme olanağı mevcuttur. Enkaz altında kalan kişileri bekleyen en ciddî tehlike, böbrek yetmezliği nedeniyle ortaya çıkan sendromlardır. Bulunmamanız gereken bir yer de kapı pervazlarıdır. Kapı pervazlarının taşıyıcı hiçbir özelliği yoktur. Çelik kapılara da güvenmeyin. Bunların da taşıyıcı özelliği olmadığı gibi, hem tehlike anında kırılması mümkün değildir hem de üzerinize devrilme riski bulunmaktadır Depreme uykuda yakalandığınız takdirde, kullanmanız gereken 10-15 saniyelik süre, bir hayli azalacaktır. Bunun için yatağınızın yanına 1 m°’lük tahta sandıklar yaptırmanız ve içlerini kitaplarla doldurduktan sonra, kaim bir iple çevresini sarmanız yararlı olabilir. Kitaplar da büyük bir ağırlık altında ezilmeyecek, sardığınız kaim ip ise sandığın patlamasına engel olacaktır. Böyle bir hazırlığınız yoksa, yatağın hemen kenarına ve yanma yan yatarak cenin pozisyonunu alın.
KARBON MONOKSİT ZEHİRLENMESİ Karbon monoksit zehirlenmesi, esneme, baş ağrısı, mide bulantısı, baş dönmesi, sersemlik, kulak çınlaması ve karın ağrısı gibi erken belirtiler verir Bu belirtileri izleyen surede, solu num yavaşlar ve bilinç kaybolur Zehirlenmiş kişi derhal açık havaya çıkartılmalı ve sıcak bir yere yatırılmalıdır. En kısa sürede bir doktor çağrılmak, mümkünse hastaya saf oksijen veya oksijen karbondioksit karışımı koklatılmalıdır. Hastanın solunumu yavaşlamış veya durmuş ise derhal yapay solunuma geçilmelidir. Ağır bir zehirlenme söz konusu ise, hemen hastaneye kaldırılmalı ve kan verilmelidir. Zehirlenme sinir hücrelerini etkileyecek derecede ise, beyinde işitme, görme, konuşma, bellek bozukluklarına neden olan geçici veya kalıcı sekeller ortaya çıkar.Karbon monoksit, renk ve koku vermediğinden, zehirlenme genellikle sinsi olur. Bu nedenle çok dikkat edilmeli, kapalı yerde, karbon monoksit çıkaran maddeler yakılmamalı, garajlarda araba çalıştırılmamalıdır.
CIVA VE CIVATA ZEHİRLENMESİ Cıva, Lâtmcedekı adıyla Hydrargyrum (Hg) sıvı şeklinde bulunan ancak -40° de katılaşan bir metaldir Hekimlikte cıvanın bir değerli bileşiklerinden Kalomel (HgCI) mushıl ve idrar sokturucu olarak, ıkı değerli bileşiklerinden Sublıme (HgCI2 ) solüsyonu % 0,1 oranında aletlerin dezenfeksıyonunda kullanılır Sarı cıva oksit, %1 oranında pomatlarda bulunur Eskiden frengi tedavisinde cıva bileşikleri çok kullanılırdı.
CIVA VE CIVATA ZEHİRLENMESİ
Metal hâlindeki cıva vücutta emılmedığmden zehirli değildir Ancak cıvanın suda eriyebilen tuzlan özellikle sublıme çok tehlikeli zehirler dendir.Yanlışlıkla veya intihar maksadıyla alındığında ağız ve boğazda şiddetli yakıcı bir ağrı, kusma, ishal, karın ağrısı ve kollaps gorulur Tedavi için hemen mide yıkanır, sut içinde dövülmüş çığ yumurta verilir Bu suretle cıva tuzlarının çökertilmesi sağlanabilir Ayrıca BAL (Dımercaprol) denilen şeleytmg ajanlar enjekte edilir.
Endüstride kullanılan organik ve inorganik cı va bıleşıklerıyle uğraşanlarda kronik cıva zehirlenmesi meydana gelebilir Kronik zehirlenmeye uğrayanlarda kilo kaybı, hâlsizlik, titreklik, böbrek yetmezliği belirtile rı gorulur Dış etlerinde iltihaplanma, tukuruk artışı ve ağız kokusu vardır Organik cıva bıleşıklerıyle olan zehirlenmelerde sınır sistemi belirtilen on plândadır Görme bozukluğu, denge kaybı, hareket ve konuşma bozukluğu başlar.Kronik zehirlenmeye neden olan sebeplerin bulunup ortadan kaldırılması gereklidir Ayrıca şeleytmg ajanlar (BAL, pemcıllamme vb ) demlen panzehirler zerkedılmek suretiyle tedaviye başlanmalıdır.