Kadınlar Sitesi, Gebelik, hamilelik, doğum

Yazar: yonca

  • Hipotalamus

    Hipotalamus

    Bu ilaçlar sinir hastalıklarının tedavilerine yöneliktir. Bunlar beynin belirli merkezlerinde (hipotalamus) etkili olurlar. Bu merkezler aynı zamanda “açlık merkezleridir” ve vücut ağırlığını da dengelerler.
    Oragnizmanın endokrin bezleri hormonlarını salgılama­sında bir orkestra şefi görevi olan hipofiz, bu ilaçlardan etkilenir.
    Psikotrop ilaçlar familyasında bir çok değişik tip ilaç vardır.
    1) Anti depresanlar
    Bunların içinden anafronil ve Tafranil gibi bazı ilaçlar ağır depresyon vakalarında kullanılırı aktadır. Bu ilaçlar iş­tahı açar, özellikle şekere karşı bir düşkünlük yaparlar. Ay­rıca öğün aralarında atıştırılmasma neden olarak olası bir bulimiye de zemin hazırlarlar. Ensüline direnci arttırırlar.
    Bir depresyon tedavisi sırasında eğer ilaç gerekliyse, eğer hali hazırda kötü bir beslenme alışkanlığı yoksa, kilo alma riski yaratmayan Floxifal veya Parozac gibi ilaçlar tercih edilmelidir. 2) Nöroleptikler
    Bunların içinde Largactil, Melleril, Loditen ve Teralen’i sayabiliriz.
    Bu gurup ilaçlarda, öncekiler gibi açlık hissi yaratırlar veya şeker başta olmak üzere kötü glusitlerin alımına yatkınlık kazandırırlar.

    hipotalamus
    3) Trankilizanlar ve anksiyoletikler
    Kadınlar, endişeli oldukları veya belirli varoluşsal so­runlar yaşadıkları bir dönem içine girince çoğunlukla “kur­tarıcı” olarak sarıldıkları trankilizanların tuzağına düşmek­tedirler.
    Çok fazla mutsuz olma koşulu olmayan zengin ülkeler, maalesef bu “küçük mutluluk ilaçları”nm aşırı tüketiminde şampiyonluğu elden bırakmamaktadır.
    Belki de gözden kaçırılan bu menzediazepin’lerin (Le-xomil, Lysanxia, Seresta, Temesta, Tranxene, Valium, Xa-nax) bazen dikkati azaltıp, hafıza zayıflatarak kadınların işlevleri üzerinde hakimiyet kurduklarıdır.
    Bu ilaçlar da Öncekiler gibi açlık duygusu ve şekerli yi­yeceklere düşkünlük yaratırlar. ‘î:ı’Vı ‘”‘
    4) Lityum
    Nörolityum ve Teralit adı altında satılan bu grup ilaçlar, şekerli içeceklere karşı yoğun bir susuzluk yaratır. Bazen tiroid bezlerinin fonksiyonunu bozup başka bir şişmanla­ma nedeni olurlar.
    Bu ilaçların kullanımına iyice düşünülerek karar verilmelidir. İlacı kullanan hastaların kilo alımı 2 ile 30 kg ara­sında çok büyük farklılıklar göstermektedir. En büyük ris­ki obesiteye bağlı hastalıkları ortaya çıkarabilmesidir. Alı­nan kilolar, zaten kendi görüntülerinden memnun olmayan kişiler için “narsislik” olarak tolere edilemez hale gelirler. -î Ağırlaşan obesite sorunları genellikle psişik hastalıkları takib ederler ve hastanın ilaçla sıkı sıkıya bağlanmasının bir sonucudurlar. Kilo alımı nedeniyle aniden ilacı kesmek ise kişide dengesiz ve dramatik sonlara yol açar. Bazen in­tiharlar bile görülür.
    Hekimin görevi bir kefeye ilaç tedavisinin önemini, di­ğer kefeye ise ilacın yan etkilerini koyup tartmak, buna gö­re bir karara varmaktır.
    Bazı durumlarda psikiyatrik bozuklukla sonu kilo alımı ile biten tedavisi arasında bir seçim yapmak bile gerekebilir.
    Basit bir sinirlilik hali, kötü yaşanan stres veya geçici karamsarlık başka teknikler uygulanarak da atlatılabilir. Bu durumda kadının aktif olduğu yollar seçilebilir: Relaksasyon, sofroloji, yaya gibi.

  • DEPREM NERELERDE OLUŞUR?

    DEPREM NERELERDE OLUŞUR?

    DEPREM NERELERDE OLUŞUR?
    Deprem, herhangi bir yerde ve herhangi bir zamanda oluşabilir Genel olarak depremlerin, kabuğu oluşturan levhaların sınırlarında oluş­tuğu söylenebilir Dünyanın çeşitli yerlerinde benzer nitelikte depremlerin tekrarlandığı gözlenmiştir ve buraları hep levha sınırların dadır Depremlerin yoğun olarak gözlendiği bölgeler, yeryüzünde uç ana kuşak oluşturur.
    1. Kuşak (Pasifik Deprem Kuşağı): Şili’den kuze­ye doğru Güney Amerika kıyıları, Orta Ame­rika, Meksika, ABD’nin batı kıyıları ve Alas­ka’nın güneyinden Aleutian Adaları, Japonya, Filipinler, Yeni Gine, Güney Pasifik Adaları ve Yeni Zelanda’yı içine alan en büyük deprem kuşağıdır. Yeryüzündeki büyük depremlerin yüzde 81’i bu kuşak üzerinde gerçekleşir.
    2. Kuşak (Alpine) : Endonezya’dan (Java-Su-matra) başlayıp Himalayalar ve Akdeniz üze­rinden Atlantik Okyanusu’na ulaşan kuşaktır. Yeryüzündeki büyük depremlerin yüzde 17’si bu kuşakta oluşur.
    3. Kuşak (Atlantik) : Bu kuşak, Atlantik Okya­nusu ortasında yer alan levha sınırı (Atlantik Okyanus Sırtı) boyunca uzanır.

  • Fay

    Fay

    Fay: Yerkabuğunu oluşturan kayaçların bir yüzey boyunca kırılması ve oluşan iki parçanın birbi­rine göre göreceli olarak yer değiştirmesidir.

    Fay, yer kabuğunun kıvrılma çabası neticesinde sert plakaların kırılması ile ortaya çıkan kırığa denir. Aslında fay kırık olarak da bilinir. Ancak karıştırılmaması gereken bir konu vardır ki o da, çatlaklarla fay aynı şey değildir. Çatlakta kıvrılan yer kabuğunda çatlama meydana gelir ama kopmalar oluşmaz. Yani yer kabuğu iki katman halinde bölünmez. Oysa fayda yer kabuğunun ikiye bölünmesi söz konusudur. Bunu kemik kırıklarına ve çatlaklarına benzetmek mümkündür. Eğer kemik iki parçaya ayrılmışsa ortaya çıkan sonuç kırıktır. Ancak bölünme yok, sadece çatlama varsa sonuç çatlaktır. Faylar, dev tabakaları birbirinden ayıran, fark edilebilecek büyüklükte kırıklardır. Oysa çatlaklarda böyle bir durum söz konusu değildir.

    Faylar Nasıl Oluşur?

    Peki, depremlerin de sebebi olarak bilinen faylar nasıl oluşur? Yer kabuğu bilindiği üzere levhalara ayrılmıştır ve bu levhalar hareket halindedir. Levhalar birbiriyle yaklaştıklarında birbirlerinin hareketini engeller ve birbirlerine baskı yaparlar. Bu durumda oluşan devasa enerji yüzünden tabaklar kırılmaya başlar. Böylece faylar ve sonucunda deprem oluşur. Bunu mengene tarafından sıkıştırılan sert bir cisim gibi düşünebiliriz. Hangi cisim olursa olsun bir sınırı vardır ve bu sınır aşıldığında kırılacaktır. İşte fayların oluşumu da böyle meydana gelmektedir.

    Fay Türleri

    Fayları genel olarak 4 grupta toplamak mümkündür. Bunlar; normal atımlı faylar, doğrultu atımlı faylar, oblik atımlı faylar ve ters atımlı faylar olarak sıralanabilir.

    fay

  • ARTÇI DEPREM

    ARTÇI DEPREM

    Artçı Deprem Nedir ve Ne Kadar Süreyle Devam Eder?

    Ana depremi izleyen daha küçük sarsıntılardır. Deprem, dünya üzerinde bilinen en büyük doğal afetlerden biridir. Özellikle insan hayatının çok fazla önemsenmediği ikinci ve üçüncü dünya ülkelerinde, yapılaşmanın denetimsizliği ve kalitesizliği yüzünden, birkaç yılda bir ciddi insan ölümlerine sebebiyet verebilmektedir. Ayrıca büyük çaptaki depremler, yaşandığı bölgelerde bazen milyarlarca dolarlık maddi hasara da neden olmaktadır. Ülkemiz de ne yazık ki ciddi deprem tehdidinin olduğu bir bölgede yer almaktadır. Bundan dolayı günümüzde depreme dayanıklı konutların inşa edilmesi çalışmaları, üzerinde hassasiyetle durulan bir konudur.

    Deprem

    Deprem, temel olarak yer altındaki tektonik hareketlerin yeryüzünü sallaması durumudur. Uzmanlar depremin 1 ila 90 saniye arasında sürebileceğini belirtmektedir. Kaydedilen en şiddetli deprem, 1960 yılında Şili’de meydana gelmiş ve 9,5 değerinde ölçülmüştür.

    Artçı Deprem

    artçı depremArtçı depreme gelecek olursak; depremden sonra yer altındaki dalgalanmanın depremden daha küçük sarsıntılar halinde devam etmesidir. Bunu suya atılan bir cismin oluşturduğu tepkiye benzetebiliriz. Örneğin suya atılan büyük bir taş, suda büyük bir harekete ve dalgalanmalara neden olacaktır. Bunu depreme benzetecek olursak, taş battığı halde süreç küçük dalgalanmalar ile devam eder. Art arda birçok küçük dalgalanma oluşur. İşte bunu da artçı depreme benzetmek mümkündür. Ancak küçük sarsıntılar denmesine kanılmamalıdır. Çünkü artçı deprem, bazen ana depremden daha fazla hasarlar verebilir. Deprem esnasında yıpranan ancak yıkılmayan binalar artçı şoklarla birlikte yıkılabilir. Bundan dolayı depremde sallanan binalara bir süre girilmemesi en iyisidir. Artçı depremlerin ne kadar süreceği de ana depremin şiddetine, bulunulan yerin tektonik özelliklerine bağlı olarak değişmektedir. Bazen birkaç gün, bazen birkaç ay, bazen de yıllarca sürebilmektedir.

  • DEPREM REHBERİ

    DEPREM REHBERİ

    DEPREM REHBERİ
    Anadolu, bin yıllardır depremlerle sallanıyor iç Anadolu’da gördüğümüz yüzlerce yerleşim yığıntısı “Hoyuk”, güneydeki denize inmiş ba­tık kentler, hep bu doğa olayının sonucu “Ben depremin ne zaman olacağını biliyorum” diyenlere inanıp en ufak sarsıntıda kendinizi camdan atmak yerme, ilk titremeyi hissettiği­nizde daha önceden karar verdiğiniz eylem plânını uygulamak, yaşamınızı kurtarabilir Unutmayın1 insanları öldüren deprem değil, kotu yapılardır Bu yüzden standartlara uy­gun, yönetmeliklerde belirlenmiş R 9 üzen şiddete bile dayanıklı bir binada oturuyorsa­nız, belki de yapmanız gereken tek şey, kafa­nıza düşebilecek objelerden korunmaktır Bu yazıda, depremden korunma ile ilgili veri­len bilgiler, Adana ve Marmara depremleri on-cesı, tatbikat amacıyla yıktırılan binalarda ne­relerin güvenli olduğunu gösteren manken de­nekleri ve yine söz konusu depremlerle Yuna­nistan ve Tayvan depremlerinde sağ kurtulan, kurtarılan insanların bulundukları pozisyon­lardan derlenmiştir Nasıl ki, birey ve kurum bazında yaşamımızın buyuk bolumunu geçir­diğimiz ev ve iş yerlerimizde yangına karşı ey­lem plânımız varsa veya olmalıysa, depreme karşı da olmalıdır.

    Deprem Rehberi
    Deprem Rehberi
  • EĞER ENKAZ ALTINDAYSANIZ

    EĞER ENKAZ ALTINDAYSANIZ

    EĞER ENKAZ ALTINDAYSANIZ
    Kıpırdayacak durumunuz varsa ve kesin bir çı­kış yolu görebiliyorsanız hareketlenin. Aksi takdirde pozisyonunuzu koruyun ve sakin olun. Fazladan her çaba, size, gelecekte gerek­li olacak enerjiyi ve suyu tüketecektir. Dışarıdan bir müdahale sesi duyana kadar bağırmaya çalış­mayın Bu, enerjinizi zamansız tüketmenize yol açacaktır Bir ses duyduğunuzda cevap ve­rin ve pozisyonunuzu anlatmaya çalışın ilerleyen saatlerde dışarıya ses verebilecek bir ses kaynağı yaratma yolunu bulun Tencere benzen bir metale vurulacak bıçak sapı, sert bir yüzeye vurabileceğiniz diğer sert bir cis­min olup olmadığını kontrol edin Çunku sa­atler geçtikten sonra böyle bir şey edinme gu-cunu kaybetmiş olabilirsiniz Kurtarma ekiplerinin olay yerme ulaştıkların­da bakacakları ilk yer, enkaz uzermde kabar­mış bölgelerdir. Kabaran bu bölgeler, muhte­mel yaşam üçgenlerinin olduğu noktalardır (buzdolabı, bulaşık ve çamaşır makinesi, çelik para kasası, demir dolap vb ) Böyle bir pozis­yona sahipseniz, ilk ulaşılacak kurtarma bölgesindesiniz demektir.

    EĞER ENKAZ ALTINDAYSANIZ
    EĞER ENKAZ ALTINDAYSANIZ
  • DEPREMDEN SONRA

    DEPREMDEN SONRA

    DEPREMDEN SONRA
    Deprem sonrasında nasıl davranacağınz önemlidir.Paniğe kapılmamak, fısıltılara kulak asmamak, kurtarma çalışmalarına katılmak gerekiyor. Deprem öncesi önlemlerinizi aldınız ve depre­mi az ya da çok hasarla atlattınız. Bu kez, baş­ka sorumluluklar sizi bekliyor. Ön koşul, pani­ğe kapılmamak, uyanık ve hızlı davranmak. Eviniz, hayatınıza zarar vermeyecek ölçüde hasar görüp sızın dışarı çıkmanıza izin veri­yorsa, binayı terk etmeden önce çevrenizdeki seslere kulak verin. Bu sesler, sizden çok daha zor durumda olan insanlara ait olabilir. Sese olan yakınlığınız sayesinde binanın dışından yapılacak bir yardımdan çok daha hızlı bir şe­kilde göçük altındakileri hayata kavuşturabilirsiniz.

    DEPREMDEN SONRA
    DEPREMDEN SONRA

    Kalabalık mekânları boşaltırken sakin olmak, hasarı en az ölçüde atlatmak açısından önem taşır.Toplu ve düzenli hareket, bu safhada çok önemlidir. Binaların dışına çıktığınız andan iti­baren de kurtarma çalışmalarına katılmak ge­rekir. Verebileceğiniz küçücük bir destek, bir insan hayatı: daha büyük yardımlar, birden çok insanın hayatı demektir. Felâket sonrası olası karmaşa ortamı için dik­katli olunmalı. Özellikle de söylentilere, dil­den dile dolaşan deprem fısıltılarına yenileri eklememek’ ve kulak asmamalıyız. Bu tür söy­lentilerle. Marmara Depreminin ardından da yaşandığı gibi halkta daha büyük panik oluş­turduğunu ve normal yaşamın bir türlü kazanamadığını gördük. Sükûnetinizi koruyun.Durumunuzu değerlendirin. Yaralı olup olma­dığınızı belirleyin.

    Bulunduğunuz yapı yıkılmamışsa, kontrollü, hızlı ve dikkatli bir şekilde binayı terk edin. Hemen ardından gelebilecek bir artçı şok, o ana kadar yıkılmamış, ancak taşıyıcı elemanla­rına zarar vermiş olan binayı yıkabilir. Sarsıntı anında merdivenler, bağlantı yerlerin­den ayrılmış, tavandan dökülebilecek sıva, be­ton parçası olabilir. Binadan ayrılırken kapıları dikkatli bir şekilde açın, bu gibi tehlikelerden sakının ve başınızı koruyun.

  • DEPREM ANINDA

    DEPREM ANINDA

    DEPREM ANINDA

    Deprem anında 10-15 saniye içinde bulundu­ğunuz binayı terk edebiliyorsanız derhal ka­çın, yoksa güvenli bir yer bulun. İlk sarsıntıyı hissettiğiniz anda sakin olun. Pa­niğe kapılmayın.
    Panik, sağlıklı düşünmenizi engelleyecek, ha­talı, bilinç dışı hareket etmenize yol açacaktır. Bilinçli düşünebilmek, hazırlıklarınızı felâket anında değil, daha önce yapmanıza ve plânla­manıza bağlıdır.
    10-15 saniye içinde bulunduğunuz yerden bi­na dışına güvenli bir açık alana çıkma olanağı­nız ve plânınız varsa, bunu derhal önceki bö­lümde anılan önlemleri alarak uygulamaya ko­yunuz.
    Eğer binayı terk edemiyorsanız, daha önce be­lirlediğiniz yaşam üçgeni alanına gidin ve yan yatarak cenin pozisyonunu alın. Kesinlikle oradan oraya koşmayın ve ayakta durmayın Yan yatarak cenin pozisyonu almanız, elleri­nizle başınızı korurken çevreyi görme ve göz­lemleme şansı da verecektir. Kolon, kiriş veya duvarlar bir anda düşmeyecek, bu hareket bel­li bir sallantının ardından gerçekleşecektir. Bu da size son dakikada da olsa vücudunuzu ko­ruma şansı verecektir.
    Herhangi bir şekilde enkaz altında ezilme du­rumu olduğunda vücudunuz, bu şekilde azamî korunma olanağına sahiptir. İç organlarınızın büyük bir bölümünü ve böbreklerinizden biri­ni çalışır durumda tutabilmek için en ideal şe­kildir.

    Deprem anında
    Deprem anında

    Enkaz altında öncelikle böbreklerin iflâs ettiği bilinmelidir. Depremzedelerin kurtarılması hâlinde bile, vücudunda onanamaz hasarların oluştuğu ve bu nedenle ölüm olaylarının mey­dana geldiği saptanmıştır. Cenin pozisyonunun bir diğer özelliği ise, kur­tarma ekiplerinin kazazedenin bulunduğu bö­lüme en küçük bir gedikten de olsa ulaşması hâlinde, onu bulunduğu yerden çıkartamazsa bile, elini tutmasına izin vermesidir. Saatler sonra bir dış yardımın eline dokunması saye­sinde, kazazedenin beyni hızla adrenalin pompalamaya başlayacak ve onu yeniden ha­yata bağlayacak çok önemli bir köprü kurul­muş olacaktır.
    Balkona çıkmaktan, merdivenden inmekten, asansöre binmekten kaçının. Kolon ve kirişler­den de uzak durun. Bu arada, camlar kırılabi­lir, kitaplıklar devrilebilir, mutfak dolapların-daki tabak çanaklar dökülebilir. Bunları göz ardı etmeyin.
    Hazırladığınız deprem çantasına ulaşmak için zaman harcamayın.
    UNUTMAYIN_______________________
    Eğer o an elinizin altında değilse pilli radyo, fe­ner, konserve yiyecek ve içeceklerin bulunduğu çantaya ulaşmaya çalışmak, sakınmak ve ko­runmak için size gerekli olan süreyi çalabilir.

  • DEPREMDEN ÖNCE PLANLAMALAR

    DEPREMDEN ÖNCE PLANLAMALAR

    DEPREMDEN ÖNCE PLANLAMALAR
    Yaşadığınız / bulunduğunuz mekânı incele­yin. Korunma için bulunacağınız yeri ve muh­temel kaçış yolunu belirleyin. Eğer bulunduğunuz noktadan kendinizi 10-15 saniye içinde bina dışına çıkartacak ve güven­li bir açık alana ulaştıracak pozisyonunuz var­sa, bu yolu saptayın (Bu yöntem, sadece giriş altı. giriş ve 1. katta olanlar için geçerlidir). Deprem sırasında ilk 10-15 saniye, binayı terk edebilmek açısından çok önemlidir. Daha ön­ce yaşanan depremlerden elde edilen istatistikî verilere göre, binalarda yıkıma yol açan açan unsur, hissettiğiniz ilk sarsıntı değil, bi­nanın rezonansa girmesidir. Bu da size, anılan sureyi kazandırmaktadır. Bu sure içinde kaçma eylemini gerçekleştirebi­lecek bir yöntem bulduğunuz takdirde, tatbik ederek zamanı saptayın. Böylelikle hem kesin kaçış sürenizi öğrenebilir hem de bu süreyi da­ha da kısaltacak yöntemler geliştirebilirsiniz. dışarı çıkmak gibi ani bir acil çıkış olanağı da yaratabilirsiniz. Bu cam, kalın ya da sekurit (sağlamlaştırılmış) olabilir. Bunu kırmak için bir yangın söndürme tüpünü kaçış yolu üze­rinde bulundurabilirsiniz. Unutmayın, vücu­dunuzda kesiklere ve yırtılmalara yol açmayı engellemek için önce camı kendinize zarar vermeden kırmalısınız.
    Binayı terk ederken mutlaka başınızı, yüksek­ten veya tavandan düşen nesnelerden (tuğla, kiremit, avize vb.) korumalısınız. Bu aşamada yastık bir işe yaramayacak, aksine çevrenizi görmenize ve sesleri duymanıza engel olacak­tır. Bir kask veya baret, bulamazsanız bir san­dalye, bir tahta parçası, büyük ve kalın bir ki­tap işinize yarayabilir.
    Eğer binayı 10-15 saniye içinde terk edemiyor­sanız, kesinlikle merdivenlerden, merdiven boşluklarından uzak durunuz. Asansör bir tu­zaktır. Kullanmayınız. Yıkılan binalarda en yüksek oranda ölüm, bu noktalarda meydana gelmektedir. Birinci kattan daha yüksekteyse-niz, atlamayı denemeyiniz. Yaşanan deprem­lerde ölümle ve ciddî yaralanmalarla sonuçla­nan olayların büyük bir bölümü, yüksekten at­lamayla ilişkilidir. Bunun yerine yüksek bina­larda yapılması zorunla olan haricî yangın merdivenlerini kullanınız. Demir konstrüksi-yondan inşa edilen bu merdivenler, binadan bağımsız olduğu için yıkım darbesinden daha zor etkilenecek ve bağlı olduğu yerden kop­ması hâlinde, çeperlerindeki kuşaklar nede­niyle düşme anında bir koruma alanı oluştura­caktır. Dahilî yangın merdivenleri, koruyucu bir alan yaratmayacaktır. Eğer bulunduğunuz bina, depreme dayanıklı ve bulunduğunuz mekândaki masa, çelik veya kaim masif ahşap malzemeye sahipse başınıza düşebilecek eşyalardan sizi koruyabilir. Ama tavanın çökmesi hâlinde hiçbir koruyucu özel­liği olmayacaktır.
    Örnek: Japonya’da öğrencilerin sığındığı masa altları.

    DEPREMDEN ÖNCE PLANLAMALAR
    DEPREMDEN ÖNCE PLANLAMALAR

    Bu masalar, aslında boğazları birleştirilmiş bi­rer çelik kafestir. Bu özelliği nedeniyle sıralar hâlinde masa bir arada düşünüldüğünde çöken tavanı karşılayıcı ciddî bir direnç noktası oluş­turmaktadır. Oysa Türkiye’de kullanılan basit Kişisel kaçış zamanı ile birilerine yardım ede­rek (eşiniz, çocuğunuz, iş arkadaşınız ya da bir ozurlu) kaybedeceğiniz zaman çok fark­lıdır. Farklı senaryolar geliştirme­nizde ve süre tutarak dene­menizde yarar vardır.
    Kapı veya cam kenarında ya da bulunduğunuz yeri 10-15 saniye içinde terk edebi­lecek bir mesafede iseniz, herhangi bir acil çıkış anında kul­lanacağınız güzergâh üzerinde size engel olabilecek saksı, ma­sa, sandalye, koltuk, sandık ve benzeri unsurları ortadan kaldırınız. Bazı durumlar­da, giriş katın­daki camı kırarak
    tahta veya zayıf sıraların, böyle bir ağırlığı ta­şıyamayacağı kesindir.
    Bir Yaşam Üçgen Alanı yaratın. Masa, yatak altı gibi yerler yerine, ağırlık merkezi yere ya­kın çelik dolaplar (boyu uzunsa ve yapabili-yorsanız yana devirin), para kasaları, çamaşır ve bulaşık makineleri gibi nesnelerin yanma yatınız ve cenin pozisyonunu alın. Mutfak, iyi bir saklanma ve Yaşam Üçgeni yaratılabilecek uygun bir ortamdır. Tezgâh al­tında ve yanında yer alan fırın, bulaşık maki­nesi ve buzdolabı, bu bölümün ezilme oranını en aza indirger. Ancak, set üstü dolaplardan dökülecek tabak, çanak ve bardak gibi cisimle­re karşı bir önlem alınması, rafların düşmesine engel olmak için de duvarla olan bağlantıları­nın sabitleştirilmesinde yarar vardır. Yaşanan depremlerden elde edilen veriler, mutfak ve banyoların en uygun yerler olduğu­nu göstermektedir. Çünkü enkaz altında ka­lındığı tadirde, bu bölümlerde hem yaşam üç­geni yaratabileceğiniz unsurlar vardır hem de patlayan borulardan sızan suyu içerek vücu­dunuzu crash sendromundan koruyabilme olanağı mevcuttur. Enkaz altında kalan kişile­ri bekleyen en ciddî tehlike, böbrek yetmezli­ği nedeniyle ortaya çıkan sendromlardır. Bulunmamanız gereken bir yer de kapı per­vazlarıdır. Kapı pervazlarının taşıyıcı hiçbir özelliği yoktur. Çelik kapılara da güvenmeyin. Bunların da taşıyıcı özelliği olmadığı gibi, hem tehlike anında kırılması mümkün değildir hem de üzerinize devrilme riski bulunmaktadır Depreme uykuda yakalandığınız takdirde, kullanmanız gereken 10-15 saniyelik süre, bir hayli azalacaktır. Bunun için yatağınızın yanı­na 1 m°’lük tahta sandıklar yaptırmanız ve iç­lerini kitaplarla doldurduktan sonra, kaim bir iple çevresini sarmanız yararlı olabilir. Kitaplar da büyük bir ağırlık altında ezilmeyecek, sar­dığınız kaim ip ise sandığın patlamasına engel olacaktır. Böyle bir hazırlığınız yoksa, yatağın hemen kenarına ve yanma yan yatarak cenin pozisyonunu alın.

  • KARBON MONOKSİT ZEHİRLENMESİ

    KARBON MONOKSİT ZEHİRLENMESİ

    KARBON MONOKSİT ZEHİRLENMESİ
    Karbon monoksit zehirlenmesi, esneme, baş ağrısı, mide bulantısı, baş dönmesi, sersemlik, kulak çınlaması ve karın ağrısı gibi erken belir­tiler verir Bu belirtileri izleyen surede, solu num yavaşlar ve bilinç kaybolur Zehirlenmiş kişi derhal açık havaya çıkartıl­malı ve sıcak bir yere yatırılmalıdır. En kısa sü­rede bir doktor çağrılmak, mümkünse hastaya saf oksijen veya oksijen karbondioksit karışı­mı koklatılmalıdır. Hastanın solunumu yavaş­lamış veya durmuş ise derhal yapay solunuma geçilmelidir.
    Ağır bir zehirlenme söz konusu ise, hemen hastaneye kaldırılmalı ve kan verilmelidir. Ze­hirlenme sinir hücrelerini etkileyecek derece­de ise, beyinde işitme, görme, konuşma, bel­lek bozukluklarına neden olan geçici veya ka­lıcı sekeller ortaya çıkar.Karbon monoksit, renk ve koku vermediğin­den, zehirlenme genellikle sinsi olur. Bu ne­denle çok dikkat edilmeli, kapalı yerde, kar­bon monoksit çıkaran maddeler yakılmamalı, garajlarda araba çalıştırılmamalıdır.

  • CIVA VE CIVATA ZEHİRLENMESİ

    CIVA VE CIVATA ZEHİRLENMESİ

    CIVA VE CIVATA ZEHİRLENMESİ
    Cıva, Lâtmcedekı adıyla Hydrargyrum (Hg) sı­vı şeklinde bulunan ancak -40° de katılaşan bir metaldir Hekimlikte cıvanın bir değerli bile­şiklerinden Kalomel (HgCI) mushıl ve idrar sokturucu olarak, ıkı değerli bileşiklerinden Sublıme (HgCI2 ) solüsyonu % 0,1 oranında aletlerin dezenfeksıyonunda kullanılır Sarı cı­va oksit, %1 oranında pomatlarda bulunur Eskiden frengi tedavisinde cıva bileşikleri çok kullanılırdı.

    CIVA VE CIVATA ZEHİRLENMESİ
    CIVA VE CIVATA ZEHİRLENMESİ

    Metal hâlindeki cıva vücutta emılmedığmden zehirli değildir Ancak cıvanın suda eriyebilen tuzlan özellikle sublıme çok tehlikeli zehirler dendir.Yanlışlıkla veya intihar maksadıyla alındığın­da ağız ve boğazda şiddetli yakıcı bir ağrı, kus­ma, ishal, karın ağrısı ve kollaps gorulur Tedavi için hemen mide yıkanır, sut içinde dövülmüş çığ yumurta verilir Bu suretle cıva tuzlarının çökertilmesi sağlanabilir Ayrıca BAL (Dımercaprol) denilen şeleytmg ajanlar enjekte edilir.

    Endüstride kullanılan organik ve inorganik cı va bıleşıklerıyle uğraşanlarda kronik cıva ze­hirlenmesi meydana gelebilir Kronik zehirlenmeye uğrayanlarda kilo kaybı, hâlsizlik, titreklik, böbrek yetmezliği belirtile rı gorulur Dış etlerinde iltihaplanma, tukuruk artışı ve ağız kokusu vardır Organik cıva bıle­şıklerıyle olan zehirlenmelerde sınır sistemi belirtilen on plândadır Görme bozukluğu, denge kaybı, hareket ve konuşma bozukluğu başlar.Kronik zehirlenmeye neden olan sebeplerin bulunup ortadan kaldırılması gereklidir Ayrı­ca şeleytmg ajanlar (BAL, pemcıllamme vb ) demlen panzehirler zerkedılmek suretiyle te­daviye başlanmalıdır.

  • STRİKNİN ZEHİRLENMESİ

    STRİKNİN ZEHİRLENMESİ

    STRİKNİN ZEHİRLENMESİ
    Striknin, Hindistan’da yetişen kargabuken (strychnos nux vomıca) ağacının tohumların­dan elde edilen bir alkaloıddır Striknin, sinirlen uyararak adalelerin tonusunu artırdığı ıçm eskiden iştah ve tonik ilâçlarında ekstre ve tentur şeklinde çok kullanılırdı Günümüzde fare zehiri olarak kullanılmaktadır Striknin zehirlenmesinde tetanosta olduğu gi­bi adale krampları, solunum guçluğu, morar­ma, boğulma hissi vardır, bilinç yerindedir Yanlışlıkla 50 mg dan fazla striknin alınacak olursa kasılma ve konvulsıyonlar artarak olum meydana gelir.
    Hastaya oksijen koklatılır, ancak kusturmak ıçm apomorfm yapılmaz Zamanında fark edilirse (15 dakika içinde) mi­denin yıkanması faydalı olabilir Striknin zehirlenmesinin panzehiri (antıdotu) uyku ilâçları (barbıturatlar) ve adale gevşetıcı ilâçlardır (mephanesın) Teskin edici ilâçlardan bin (dıyazem) hemen damardan yapılmalıdır.