BAŞ AĞRISI

11.05.2008
3.597
BAŞ AĞRISI

Tıpta en sık rastlanan belirtilerden olup, yaklaşık % 90’ında yapıya ait (anatomik) hiçbir neden yok­tur. Baş ağrısı, genellikle geçici ve si­nirsel nedenlere dayanır ve daha fazla, endişe, açıklanmayan hiddet ve öfke hal­lerinde duyulur. Bu durumlarda, ağrı­nın oluşumu, kaşlardan, boyun bölge­sindeki kaslara kadar uzanan ve kafa­tası derisi içinde ilerleyen kas tabaka­sının spazmı şeklinde açıklanır.

Bu ola­yın, evrimde, atalarımızdan kalma bir reaksiyon olduğu da söylenebilir, çünkü köpek veya maymun gibi hayvanlarda, kızgınlık anında, ensedeki tüylerin, alt tabakalardaki kasların kasılması sonucu dimdik olduğu görülür. Bazı tip baş ağ­rılarında esas neden, beyin atardamar­larının genişlemesi veya duvarlarındaki basıncın artmasıdır, çünkü, beyin doku­sunda ağrı duygusu yoktur ve hasta tam bilinçliyken dahi, beyin dokusu ağrı du­yurulmadan ellenebilir, hattâ ameliyat edilebilir.

Migren, beyin tümörü vaka­ları veya kafatası içinde yer tutan yeni oluşumların belirmesinde duyulan baş ağ­rıları bu temele dayanır. Sinüsler gibi, kafatası içi boşluklarda konjestion (kan hücumu) şiddetli baş ağrısı uyandırır ve burundaki en hafif bir kanlanma dahi,baş ağrısına neden olabilir. Bir olasılık­la, gözlerdeki görme kusurları da, kon-jestiondan ötürü baş ağrısına yol açabi­lir, fakat göz bozuklukları sanıldığı ka­dar sık ve çok baş ağrılarına neden ol­mazlar. Bununla birlikte, göz içi tansiyo­nu gibi ciddi göz hastalıklarının çok şid­detli baş ağrılarını uyardıkları da bir gerçektir.

Halk arasında, diş iltihaplarının, böb­rek hastalıklarının, romatizmanın ve. yük­sek kan basıncının da baş ağrısına neden olduğu kanısı yaygındır. Bunlar, doğru­dan etkiyle baş ağrısı uyandırmasalar da, kişinin bu rahatsızlıklarından ötürü aşırı derecede üzüntü duyması, bir baş ağrısı nedeni olabilir. Tansiyon yüksekli­ği de baş ağrısına yol açabilir, ama bir­çok yüksek tansiyon vakası belirtisiz ol­duğundan, rastlantıyla saptanmaktadır. Kan basıncının yükselmesine üzülen bir kişinin, bu üzüntüden dolayı başının ağ­rıması daha olağandır. Teşhiste önemli olan, baş ağrısının tanımıdır; sinirsel baş ağrıları, hastanın sinirsel durumunun, olayları acıklı duruma sokmasına neden olmasından ötürü “feci”, “kızgın iğneler batarcasına” vb. gibi deyimlerle anlatı­lır.

Burada baş ağrısının bütün başa yay­gın olması da, lokalize bir olayın olma­dığına işaret eder. Baş ağrısı, fizik bir nedene bağlı ise, ağrı lokalizedir, hasta­yı hareketsiz durmaya iter ve diğer baş­ka belirtiler de vardır. Kusmayla bera­ber seyreden, çok şiddetli, lokalize ağrı­lar, beyin içi basıncının arttığına işaret ettiğinden, acil önlem gerektirir. Mig­rende, ağrı öncesi genellikle kusma olup, ağrı göz belirtileriyle birlikte duyulur. Sinüzite bağlı baş ağrısı, iltihaplı sinü­sün bulunduğu yerin üzerine rastlayan bölgede duyulur. Sinüslere uyan bölge­lerdeki baş ağrıları genellikle, gözlerin hemen üstünde, gözlerin iç veya dış ke­narlarında, yanakların üstünde vb.’dır ve bu durumlarda, yakaların çoğunda, nez­le veya bir burun akıntısı da vardır. Baş ağrısının tedavisi, nedeninin tedavisidir.