Kadınlar Sitesi, Gebelik, hamilelik, doğum

Kategori: Sağlık Sözlüğü-L

Sağlık Sözlüğü-L

  • LEĞEN KEMİĞİ KIRIĞINDA İLK YARDIM VE TEDAVİ

    LEĞEN KEMİĞİ KIRIĞINDA İLK YARDIM VE TEDAVİ

    LEĞEN KEMİĞİ KIRIĞINDA İLK YARDIM VE TEDAVİ

    LEĞEN KEMİĞİ KIRIĞINDA İLK YARDIM VE TEDAVİ
    LEĞEN KEMİĞİ KIRIĞINDA İLK YARDIM VE TEDAVİ

    • Kazazedeyi rahatlatınız.
    • Kazazedeyi, bacakları uzatılmış ya da onun için daha rahat olacaksa, dizleri hafif kıvrıl­mış ve altına katlanmış bir battaniye koya­rak sırtüstü yatırınız.
    • Eğer kazazede idrar çıkarma arzusu göste­rirse yapmamasını tavsiye ediniz; idrar, do­kular arasına kaçabilir.
    • Eğer hastaneye nakil hemen mümkün ola­caksa kazazedeyi bir battaniye ile örterek ambulansın gelmesini bekleyiniz.
    • Eğer ambulans gecikecek ya da yolculuk uzun sürecek (30 dakikadan fazla) veya sar­sıntı olacaksa leğen kemiği çevresine, önce alta olmak üzere iki geniş sargı koyunuz. Bunların ortalan, yaralı tarafın kalça ekle-miyle çakışacak şekilde, yarı yarıya üst üste getiriniz. Sağlam taraftan bağlayınız (eğer leğen kemiğinin iki tarafı da kırıksa, ortada bağlayınız).
    • Dizler ve bilekler arasına yeterli yumuşak tamponlar koyunuz.
    • Ayak bilekleriyle ayakların çevresine sekiz biçiminde bir sargı, dizlerin çevresine de geniş bir sargı sarınız. Düğümleri kırık tara­fa atınız.
    • Şoku azaltmak için antişok tedavisi uygula­yınız.
    • Hastaneye kaldırınız. Tedavi konumunda sedye ile taşıyınız.

  • KANAMANIN DURDURULMASINDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLER

    KANAMANIN DURDURULMASINDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLER

    KANAMANIN DURDURULMASINDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLER
    Yaraya asla düğüm atmayın Bu, çok zor, ıstı­rap verici ve zor bir yöntemdir. Ayrıca tehlike­lidir Örneğin, çok ıyı yerleştirildiği takdirde, konulduğu yerin altındaki kan dolaşımını ta­mamen durdurup, tam anlamıyla oksijensiz kalan hücrelerin ölmesine sebep olabilirsiniz Boğulan uzvu, bir saat sonra belki de kesmek gerekebilir
    Ayrıca boğulan uzvun altındaki butun toplar­damarlar da sıkışacağından, toksık maddeler dışarı atılamaz ve burada birikir Ancak kurta­rıcıların düğüm atmaları yasak olmakla birlik­te, bir yaralıya böyle bir duğum atılmışsa, bul­dukları zaman çıkarmaları da yasaktır. Çünkü bu durumda toksık maddeler birden kan dolaşımına karışıp, şoka, hatta kalp sektesine se­bep olabilir.
    Ancak yarayı boğma yasağının geçerli olmadı­ğı iki durum vardır:
    • Eğer yaralının bir uzvu tamamen kopmuş-sa;
    • Başka yaralılar varsa ve onların yardımına koşacak başka kurtarıcı yoksa.

  • LEĞEN KEMİĞİ KIRIKLARI İLKYARDIM VE TEDAVİSİ

    Kazazedeyi rahatlatınız.
    ■ Kazazedeyi, bacaklan uzatılmış ya da onun için daha rahat olacaksa, dizleri hafif kıvrılmış ve altına katlanmış bir battaniye koyarak sırtüstü yatınnız.Eğer kazazede idrar çıkarma arzusu gösterirse yapmamasını tavsiye ediniz; idrar, dokular arasına kaçabilir.
    ■ Eğer hastaneye nakil hemen mümkün olacaksa kazazedeyi bir battaniye ile örterek ambulansın gelmesini bekleyiniz.
    ■ Eğer ambulans gecikecek ya da yolculuk uzun sürecek (30 dakikadan fazla) veya sarsıntı olacaksa leğen kemiği çevresine, önce alta olmak üzere iki geniş sargı koyunuz. Bunlann ortalan yaralı tarafın kalça eklemiyle çakışacak şekilde, yan yanya üst üste getiriniz. Sağlam taraftan bağlayınız (eğer leğen kemiğinin iki tarafı da kınksa, ortada bağlayınız) •
    ■ Dizler ve bilekler arasına yeterli yumuşak tamponlar koyunuz.
    ■ Ayak bilekleriyle ayakların çevresine sekiz biçiminde bir sargı, dizlerin çevresine de geniş bir sargı
    sannız. Düğümleri kınk tarafa atınız.
    ■ Şoku azaltmak için antişok tedavisi uygulayınız.

  • LUPUS

    LUPUS. Lupus vulgaris: Derinin bir tü­berküloz enfeksiyonudur.
    Belirtileri: Deride, lupoma adını alan ufak bir kabartı belirir. Bu oluşum, yüzeyden biraz daha çıkıntılıdır ve gö­rünümü, elma peltesini andırır. Genel­likle yüzde belirmesine rağmen, vücudun herhangi bir yerinde de görülebilir. Sık­lıkla, genç kadınlarda rastlanır. İyileşme oluştukça, kabuk dokusu, yüzde şekil bozukluklarına yol açar. Tedavi: İzoniazid, para-amino salisi-lik asit ve streptomisin kullanılır. Has­talığın iyileştiğinden ve aktivitesinin ta­mamen kaybolmasından emin olununca, yüzdeki şekil bozukluğunu plastik cerra­hî girişimle düzeltme yoluna gidilir.
    Eritemli lupus: Genel ve, deri belirtileri olan bir hastalıktır. En fazla orta yaşlı kadınlarda görülür ve yüzeyden acne ro-sacea’yı (akne rozase’yi) andırır. Belirtileri: Genellikle, şiddetli gü­neş ışınlarına maruz kaldıktan sonra, derinin açıkta kalan bölgelerinde, kırmı­zı, kabuklanan lekeler belirir. En sık görüldüğü yerler, burun kemeri, yanak­lar, kulaklar ve ellerin üstüdür. Kırmızı lekeler birbirleriyle birleşebilir, üst üste gelebilir ve merkezleri iyileştikçe, çevre­den yayılabilirler. Hastalık kronik ve şe­kil bozucudur.
    Tedavi: Başarılı tedavi yolu henüz bilinmemektedir. Sıtma ilaçlan kullanıl­dığı gibi, yerel olarak triamsinolon uy­gulanır. Yüzeye, betametason valerat (Betnovate) ya da fluosinolon asetonid (Synalar) sürülmesi bazen yararlı olmuş­tur. Deri, kuvvetli güneş ışınları ve rüz­gârdan korunmalıdır. Eritemli sistemik lupus: Hastalığın, de­ride görülen şekliyle birlikte ya da tek başına belirebilir.
    Nedeni: Hastanın, bağışıklık reaksi­yonu anormal olup, kendi hücre çekir- deklerine karşı antikorlar oluşturur. He-molitik anemi, böbrek, akciğer, kalp ve kapaklarının bozukluğuna, dalak ve lenf bezleri hastalıklarına rastlanır. Hastalık, tüm vücuda yayılır.
    Belirtileri: Yaygın ve belirsizdir. Herhangi bir organ etkilenebilir ve has­talığın deri belirtilerinin olmadığı hal­lerde, doğru teşhisin konması zorlaşır.
    Tedavi: Sıtma ilaçları, kortikosteroid-ler ve bağışıklık reaksiyonlarını bastırıcı ilaçlardan yararlanılır. Hastalık ciddi olup, tedavisi güçtür ve sonuçları başa­rısız olabilir.

  • L.S.D.

    L.S.D. (Lysergic Acid Diethylamide). Er-got türevi olan bir ilaçtır. Çok ufak dozlarda, beyni etkiler: 1 mikrogram/kg. kavrama bulanıklığı ve otonom sinir sistemi bozuklukları (anormal soğukluk veya sıcaklık duygusu gibi) ile başlayan ve görme hallüsinasyonları, endişe, per-seküsyon, depresyon ve hostolite hisleri ile konfüzyona varan belirtilere yol açar. Bu zehirlenme belirtileri, ilacın alınma­sından yaklaşık 30 dakika sonra ortaya çıkar ve birkaç saat sürer, ama ilacın etkisinin tamamen yok olması için, bir günün geçmesi gerekir. Antidotu, klor-promazin (Largactil veya Thorazine) ve­ya diğer bir fenotiazin bileşimi olan tran-kilizandır, fakat L.S.D. etkilerini bu ilaç­larla her zaman kontrol altına almak mümkün olmayabilir. L.S.D. etkisindeki kişilerin kriminal eylemlere yönelmeleri mümkündür. Objektif bir gözlemci, L.S. D. kullanan kişinin anormal hallerini rahatça görebilir, fakat L.S.D. etkisi ile hislerinin kamçılandığını hisseden kişi için bu ilacın değeri büyüktür; ondan vazgeçmesi kolay değildir. L.S.D. alış­kanlık oluşturmayan bir ilaç olmakla beraber, yukarda sözü edilen, zevk veren özelliğinden ve ayrıca düşünce sistemin­de uzun süren bozukluk ve devamlı psi­koza varan değişikliklere yol açtığından (özellikle, L.S.D. kullanan kişi, aslında biraz anormal ise) kesinlikle salık veril­mez.

  • LÖKOTOMİ

    LÖKOTOMİ. Beyin kabuğunun ön bö­lümüyle diğer beyin bölgeleri arasındaki bağlantıyı sağlayan liflerin yarı ya da tam olarak kesilmesi ameliyatıdır. İlk olarak, 1930 yıllarında, Portekizli Mo-niz tarafından, başka türlü iyileştirileme-yen akıl hastalıklarının tedavisi için or­taya atılmış bir yöntemdir. Çeşitli şekil­lerde uygulanabildiği gibi, liflerin kesil­me derecesi ve bölgesine göre de değişir.Bu ameliyatın başarılı olduğunu iddia edenlerin sayısı kadar, aleyhinde olanlar da vardır. Genellikle, zihinsel çalışma­lara devamlı zararı olacağından, ancak başka şekilde tedavi olunmayacak ve kendiliğinden iyileşme umudunun yitiril-diği vakalarda uygulanmaktadır. Ameli­yatı geçirmiş hastanın, hisleri azalıp dav­ranış şekli belirsizleşeceğinden, demans halindeki bir hastadan, çevresi ve bakı­cıları için, daha kolay idare edilebilir bir vaka haline gelir, fakat kendisi bir daha düzelmeyecek şekilde, bazı zihinsel olay­lardan yöksunlaşmıştır. Son yıllarda, akıl hastalıklarının gittikçe artan oranda ilaç­larla başarılı tedavisinin gerçekleştiril­mesi sonucu, bu ameliyata çok seyrek başvurulur, bkz. Lobotomi.

  • LOHUSALIK HUMMASI

    LOHUSALIK HUMMASI (Puerperal humma – ateş). Geçen yüzyılın ortasına kadar, öldürücü bir septisemiydi. Boston­lu Oliver Wendell Holmes, hastalığın bulaşıcı olduğunu gözlemiş ve tanımla­mıştı. Viyanalı Semmelweiss da, doğum-haneye, çoğu zaman disseksiyon salon larından ya da herhangi bir diğer mik­roplu yerden, ellerini yıkamayıp, yardım etmeye gelenlerce hastalığın bulaştığını kanıtladı. Gerçekten, plasenta’nm rahim­den ayrıldığı kanayan yüzeyin ve doğum kanalındaki sıyrık ve ufak yırtıkların mikroplanmasından oluşan bu hastalığın görülmesi; ellerin yıkanması adet olalı ve antiseptikler kullanılalı beri, çok sey-rekleşmiştir. Doğum sonrası enfeksiyon­larına rastlanmakla beraber, bunun sal­gını pek görülmemektedir. Bu duruma, günümüzde, genellikle doğum sonrası ba­kımının olmadığı hallerde ya da cinaî düşük sonrası rastlanmaktadır. Tedavi, antibiyotiklerledir.

  • LİTOTRİSİ

    LİTOTRİSİ. Üretra’dan bir alet soka­rak, idrar torbasmdaki bir taşı parçala­yıp, kırıkların idrarla akıtılmasını sağla­ma ameliyatıdır. Bu işleme, litolapaksi adı da verilir. Taşların düşmesine yar­dımcı olduğu sanılan ilaçlara litagog de­nir. Taş erittiği iddia edilen ilaçlar ise litotriptik diye adlandırılır. Bu çeşit gö­revlerin yakıştırılmasma rağmen, sayılan ilaçların hiçbir etkisi yoktur.
    Ameliyatlarda alman litotomi pozis­yonu ise, hastanın sırt üstü yatıp, ba­caklarını kaldırarak ve dizlerini büke­rek aldığı durumdur; bu sayede, doktor perine’ye daha iyi yaklaşabilir. Burada sayılan isimler, XVIII. yüzyıla ilişkindir. O zamanların doktorlarının başarıyla yapabildikleri ameliyatlar ancak ampü-tasyon (bkz.) ve taş kesme işlemleriydi. Hatta, taş ameliyatları uzmanları, lito-tomist diye adlandırılırdı. Bu gerçeklere göre, ya o devirlerde taş vakaları fazla­lıktaydı, veya taş kesme adı altında, as­lında söylenen yapılmamaktaydı.

  • LİNİMENT

    LİNİMENT. Kas ve eklem ağrılarım gi­dermek amacıyla vücut yüzeyine sürülen yağlı ya da alkollü losyonlardır. Geçmiş­te, linimentlerin içinde, akonit, bella­dona, kâfuru, metil salisilat da bulunur­du. En sonuncusu dışında, diğer mad­deler zehirli olduklarından, günümüzde kullanılmaz. Piyasadaki bu tür losyonla­rın çoğunda, ağızdan alındığı zaman ro­matizmaya iyi geldiğinden, salisilatlar bulunur, fakat liniment’in asıl görevi, uygulandığı yerde kan akımını artırmak, sağladığı ısı ile rahatlık sağlamak ve karşıt tahriş etkisi uyandırmaktır. “Kuv­vetli” olanlarının, “zayıflara” üstünlüğü olmadığı gibi, deride aşırı tahriş ve kıza­rıklığa da yol açabilirler. Bazı liniment-lerin deriye işleyip, deri altı dokularını da etkiledikleri iddia edilmekteyse de, bu özellik şüpheli olduğu gibi, işledikleri takdirde yararlı olup olmadıkları da bi­linmemektedir. Metil salisilat linimenti, herhalde en etkili ve zararsız olanıdır. Diğer bazı şekilleri de eşit derecede et­kili ve aynı zamanda daha temiz olabi­lirler. Krem şeklinde olanları, yanlışlıkla ağızdan alınamadığından, daha tehlike­sizdir.

  • LETARJİK ANSEFALİT

    1915-1925 yıllan arasında salgılarına sık rastlanmış olan bir ansefalittir. O yıllardan beri an­cak tek tük vakalar halinde belirmiştir. Nedeni: Tam olarak bilinmemekle beraber, virüs olduğu tahmin edilmek­tedir.
    Belirtileri: Ateş, baş ağrısı, aşın duyarlık ve sinirlilik, diğer ansefalitlerde görüldüğü gibi felci andırır durumlar ve bazı vakalarda komaya varan uyuklama halidir. İyileşen vakalarda, çok yavaş düzelebilen bozukluklar ve bazen de dü-zelemeyecek şekilde aklî ve sinirsel deği­şiklikler kalabilir. Erişkin kişinin akıl çalışması çok yavaşlar ve hasta çocukta ise idare edilemeyecek kadar zekâ geri­liği görülebilir. Bu hastalığı izleyen yıl­larda, kol ve bacakların, hareket sırasın­da çok sert ve buna karşılık dinlenme­de sarsak olmasıyla özellikle Parkinso-nizm belirtileri ortaya çıkabilir, bkz. Par-kinson Hastalığı.
    Tedavi: Özel tedavisi yoktur, belir­tiler tedavi edilir. Akıl ve zekâ bozuklukları, hastanın bir akıl hastanesine gön­derilmesini gerektirebilir. Parkinsonizm, ilaç veya ameliyatla tedavi edilir.