Archive for Haziran 2008
You are browsing the archives of 2008 Haziran.
You are browsing the archives of 2008 Haziran.
ÜRTİKER. (Kurdeşen). Ciddi bir deri hastalığıdır. Günümüzde oldukça sık rastlanır. Bu yazımızda bu hastalığı enine boyuna inceledik, belirtileri, tedavisi, teşhisi ie ilgili ayrıntılı bilgiler verdik. Öyle ki hiç sağlam deri aralıkları bırakmaksızın tüm deriye yayılan bir kırmızılıkla beraber düzensiz geniş soyulma alanlarının bulunduğu deri kızarıklığı. Ürtikerin nedenleri Ürtikerin en ilgi çekici yanı, sebepleridir. Kurdeşenin pekçok [...]
ÜROBİLİN. Ürobilinogen’in oksitlen-mesiyle meydana gelen ve idrara, dışkıya çıkarılan bir boya maddesi.
ÜRİK ASİT. Üratlar. Kanda ürik asit miktarının belirlenmesinde, nükleik asitlerin ve hücre metabolizmasının incelenmesinde yararlı bir laboratuvar testidir. Vücutta ürik asit yapımı, bazı nükleik asit bileşenlerinin, özellikle de pü-rinlerin metabolizmasıyla bağlantılıdır. Ürik asit, pürinlerin parçalanmasıyla oluşan son üründür. Kanda ürik asit, ürat monosodyum tuzu biçiminde ya da bazı proteinlere bağlı olarak bulunur. En çok böbreklerden, [...]
ÜRETRİT. Üretra, Reiter Hastalığı. bkz ÜRETRA
ÜRETRA. İdrar torbasından vücut dışına açılan ve idrarın dışarı atılmasını sağlayan tüp. Bu bölgenin birkaç hastalığı sayılabilir. Üretra iltihabı, üretrit adını alır ve bunun en sik rastlanan nedeni, belsoğukluğudur. Diğer üretrit nedenleri, üretradan alet sevk edilmesi, ya da idrar akıtmak için, burada bir süre sondanın bırakılmış olmasıdır. İltihap sonucu, üretra’da yozlaşma ve bundan ötürü, daralmayla, [...]
ÜRATLAR. Ürik asit tuzlarıdır. Normalde, kan ve idrarda bulunurlar. Gut hastalığında, kulak derisinde, eklemler ve böbreklerde birikirler, Gut, To-fus.
ÜLTRAVİYOLE (Mor ötesi). Spektru-mun mor ucunun ötesinde X-ışınlarına kadar olan bölge (1,800 – 3,900 Angs-tröm dalga boyları), ültraviyole ışınlarının doğal bir kaynağıdır ve güneşin bu ışınları, deri rengini koyulaştırır. Fakat, ültraviyole ışınları, aynı zamanda yakabilir ve ameliyat odalarıyla, steril labo- ratuvarlarm havalarını sterilize etmekte kullanılır, bkz. Enfraruj (Kızılaltı).
ÜLTRASES. Değişik akustik değerleri olan vücut yüzeylerinin birbirlerine göre sınırları, ültrasesle belirlenir. Bir ültraso-nik ışın, iki değişik yüzeyin birleştiği yerden geriye yansır ve bu ışının kaynağıyla, saptırıldığı yüzey arasındaki uzaklığı bir alet kaydeder. Bu teknik, özellikle, sağlam kafatası içindeki beynin incelenmesinde yararlıdır, çünkü, içinde beyin-omurilik sıvısı bulunan beyin ven-triküllerinin duvarları saptanabilir ve bunların normal konumları [...]
ÜLSERATİF KOLİT. Kolon (bkz.) ve rektumun kronik ütihap ve ülserasyonu-dur (yaralanmasıdır). Nedeni: Bilinmemektedir. Belirtileri: Genellikle genç erişkin olan hastada, ishal ve barsaktan kanamayla birlikte bazen görülen kabızlık belirir. Zamanla, ishal başlıca belirti haline gelir, karında ağrı ve duyarlık vardır ve durumun ağır olduğu hallerde su kaybı, damardan sıvı verilmesini gerektirecek niteliktedir. Hastalık, zayıflatıcı, çalışmayı önleyicidir; [...]
ÜLSER. Bir epitel yüzeyindeki, deri ya da mukoza altı dokuları açıkta bırakan kronik yaradır. Ülser, çeşitli faktörlerin bir araya gelmesiyle oluşur. Bunlar, dolaşım ya da boşaltım yetersizliği, enfeksiyon, ısı, soğuk, kimyasal maddeler, basınç, ışınlanmanın neden olduğu yıkım, habis tümörler ve sinir sistemi hastalıklarıdır. Son sayılan neden, ağrı duyusunun yok olmasıyla etkisini gösterir, çünkü, bu duyunun [...]
UYUZ. Bir deri hastalığıdır. Nedeni: Sarcoptes scabiei enfestas-yonudur. Belirtileri: Hastalığın en tanıtıcı özelliği, çok rahatsız eden kaşıntıdır. Hastalık etkeni, doğrudan dokunmayla bulaşır (bazı vakalarda, uyuz, bir zührevi hastalıktır). Sarcoptes scabiei, deride 1/2 cm. boyunda tüneller açar ve bunların deri ucunda ufak bir sivilceyle birlikte, küçük bir nokta şeklinde, böceğin kendi bulunur. Bu tünellere, parmak kenarlarında, [...]
UYUYAMAMAK. İnsomnia. Yatar yatmaz uyuyamamak, çok erken uyanmak, kişiyi dinlendirmeyen rahatsız uyku, korkunç rüyalı, kâbuslu uyku şeklinde belirebilir. Vakaların çoğunda, nedeni psikolojiktir. Bazen, zihin çalışması üzerindeki kontrolün kalkması korkusu, neden olabilir, bazen de, endişe ya da üzüntü, uykuya engel olur. Özellikle kafasıyla çalışanlarda, beyin bütün gün boyunca o kadar fazla işler ki, gece, düşüncelerin pek [...]
UYLUK KEMİĞİ (Femur). Üst bacak kemiğidir. Vücuttaki en büyük ve en kuvvetli kemiktir. Üst ucunda, pelvis’in acetabulum adı verilen girintisi içinde eklem yapar. Alt ucu, alt bacağın büyük kemiği olan tibya ile, dizde eklem-leşir. Diz ekleminin ön yüzünde dizka-pağı kemiği vardır. Diz eklemi, tek eksenli bir eklemdir. Gövdenin ayak üzerindeki dönme hareketi ise, kalçada olur. [...]
Uyku İlaçları Asıl hedefi beyne etki ederek normal özelliklerde bir uykunun sağlanması ve sağlanan bu uykunun kişinin yeteri kadar dinlenmesini sağlayacak nitelikte devam ettirilmesi olan tıpta hipnotik adı verilen uyku ilaçlarından beklenen daha uzun süre, derin ve kesintiler yaşanmadan uyunması, kişinin erken uyanma sorunu varsa bu sorunun ortadan kaldırılması ve bu uykunun daha kaliteli ve [...]
UYKU HASTALIĞI (Trypanosomiasis). Protozoonlann, trypanosoma cinsinin etken olduğu bir tropikal hastalıktır. Bu organizmayı, çeçe sinekleri yayar ve an-sephalit letarji’yle (bkz.) karıştırılmamalıdır. Nedeni: Trypanosomiasis’e, Doğu ve Batı Afrika, Kongo, Rodezya’da rastlanır. Trypanosoma gambiense’yi yayan, Glossina palpalis sineği, Trypanosoma rhodesiense’yi yayansa, Glossina morsi-tans’trc. Belirtileri: Hastalığın en tipik yönü, uzun gizli dönemidir. Erken dönem (vücut ısısının periyodik yükselmeleri, [...]
UYKU. 24 saatin 8′inde, bilinç dünyasından çekilip, uykuya yatıyoruz. Uyku, bir çeşit bilinç kaybı değildir, çünkü uyandırılabilmek çok kolaydır. Uyku süresince, zihin çalışmaktadır, çünkü uyandırıcı işaretleri seçici bir şekilde algılayabilmekteyiz. Örneğin, uyuyan bir anne, ağlayan çocuğunun sesinin, diğer gürültü arasında, kolayca tanır. Uyku eksikliği, öldürücü değildir, fakat uyanıklık süresi uzadıkça, kişi daha asabi-leşir ve düşünme [...]
UVEİT. Uvea (göz küresinin koroid tabakası, kirpiksi cismi ve iris’i) iltihabıdır, bkz. Göz.
UVEA. Gözün boya maddesi (pigment) içeren bölümleri; yani iris, kirpiksi cisim ve koroid.
UNDESİLENİK ASİT. Yüzeysel mantar enfeksiyonu tedavisinde kullanılan bir madde.
ULTRAMİKROSKOPİK. Işık mikroskobuyla görülemeyecek kadar küçük olan ve ancak elektron mikroskobuyla görülebilen mikro-organizmaları kasden kullanılan bir deyim.
ULNA. Önkolun iki kemiğinden içte bulunanıdır. Üst bölümü, alt bölümünden kalın olup, humerus’un alt ucuyla ek-lemleşerek, dirsek eklemini yapar. Dirsek çıkıntısı, ulna’nın olecranon çıkm-tısıdır. Gergin kol üstüne düşüldüğü zaman, alt uçta, radiyus kırılır (bkz. Colles Kırığı). Dirsek çıkıntısına gelen doğrudan darbelerde de, olecranon kırılabilir.
UÇUK (Herpes simplex). Soğuk ya da diğer bir enfeksiyonla ilgili olarak, ağız kenarlarında, cinsel organ yakınlarında, ya da ender olarak parmakta, ufak kabarcıklar belirir. Nedeni: Zona’nmkinden farklı olan, hücrelerde kalıp, zaman zaman çalışmasını yenileyen bir virüstür. Tedavi: Neomycin (neomisin) ile birlikte kullanılan kortikosteroid merhemdir. Zona, ömür boyu bağışıklık sağladığı halde, uçuk, tekrarlar. Uçuk çoğunlukla ağız [...]
TÜKÜRÜK BEZİ., Parotis Bezi. Tükürük Bezlerimiz Nerelerdedir? Ağzımızda ve boğazımızın çevresinde yerleşen tükürük bezlerimiz parotis (kulak önü), submandibüler (çene altı) ve sublingual (dil altı) bezlerimizdir. Bütün tükürük bezlerimiz sadece ağız içerisinde tükürük salgılamaktadırlar. Ağız içerisinde parotis bezi üst azı dişleri yanından, submandibüler bez dilin alt ve ön kısmından, sublingual bez ağzın taban kısmından olmak üzere [...]
TÜKÜRÜK. Parotis, çene altı, dil altı tükürük bezleriyle ağızdaki daha birçok ufak bezin salgısıdır. Tükürüğün içinde, nişastayı şeker ve suya yıkan ptyalin ve ağız içi yemek borusunun iç yüzeylerini kayganlaştınp yutmayı kolaylaştıran müküs vardır. Ağızdaki yiyecek ya da sinirsel bir refleksle, yemek yemeyi düşünmek, tükürük salgısını uyarır.
TÜBERKÜLİN. Verem mikrobunun proteinlerini içeren saflaştırılmış bir hulasa. Kişinin önceden verem mikrobuyla karşı karşıya kalıp, ona bağışık duruma geçip geçmediğinin araştırılmasında kullanılır.
TROMBOZ. Kan damarlarında bir pıhtının (thrombus) oluşmasıdır. Trombo-za, özelilke, aterom (bkz. Koroner Trom-boz) sonucu duvarları bozulmuş ve kay-’ ganlığını kaybetmiş atardamarlar, ya da toplardamarlarında pıhtı oluşmasının tehlikesi, bu pıhtının parçalanıp, dola-
TROMBOSİTOPENİK PURPURA. Kılcal damarların, deri içine kanamaları (purpura), kandaki trombosit eksikliğine (trombositopeni) bağlı olabilir, çünkü, damar sisteminin devamlılığı ve kanın normal pıhtılaşması için, trombositlerin varlığı gereklidir. Dolaşım kanındaki trombositlerin azalmasıyla seyreden birkaç hastalık vardır. Bunlar; lösemi, aplastik anemi, böbrek hastalığı, kalp yetmezliği, kemik iliğinde kanser metastazları, çok ağır seyreden bakteri enfeksiyonları, kollagen hastalıklar, sıtma, bilharzia, [...]
TROMBOSİT. Kanda bulunan, çekirdeksiz, ufak, yuvarlak, renksiz hücreler. Alyuvarlardan ufak olup, kan pıhtı-laşmasıyla ilgilidirler. Sayıları, normalde, milimetreküpte 300.000 kadardır ve 10 gün yaşarlar. Kemik iliğindeki mega-karyosit adlı hücreler tarafından yapı- lırlar. Bir kan damarı zedelendiğinde, trombositler, zedelenmiş bölgeye yapışır ve delik ufaksa, açılan deliği tıkar. Bundan sonra, trombositlerden, fibrinojen-le, pıhtı oluşumu için gerekli reaksiyonları mümkün [...]
TROMBOFLEBİT. Bir toplardamar iltihabı sonucu, o toplardamarda, trom-boz oluşmasıdır. Bu olaya, özelrjkle bacağın yüzeysel, varisli toplardamarlarında sık rastlanır. Belirtileri: Toplardamarlar, ağrılıdır, kızarır ve genellikle, çevrelerindeki doku da iltihaba katılır. Durum, yürümeyi güçleştirecek kadar ağrılı olabilir. Tedavi: Normalde, iltihap, kendiliğinden 1-2 haftada iyileşir. Tedavide, sadece ağrı giderici ilaçlar ve sıkıca bir bandaj kullanılır.
TROMBICULA. Bir kene cinsidir. Trombicula akamustri, Japon nehir humması hastalığıyla, tifüsün bir çeşidini taşır; Trombicula deliensis ise, Çuçugamu-şi hastalığının taşıyıcısıdır.
TROKAR. Bir vücut boşluğu duvarını delmeye yarayan, sivri bir alettir. Genellikle, sivri bir kanülle birlikte kullanılır. Kanül, trokarın üstünden geçen, trokardan kısa, içi boş bir tüptür ve trokarın sivri ucu, kanülün dışında kalır. Örneğin, trokarla kanül, skrotum derisini delerek, bir hidrosel (bkz.) içine sokulduğunda, trokar geri çekilir ve hidrosel sıvısının kanül içine girmesi sağlanır.
TRİSOMİ. Bölünme sırasında kromozomun iki yerine üçe bölünerek yavruda bir tane fazladan kromozom meydana getirmesi.
TRİPSİN. Pankreas salgısında bulunan ve proteinleri eritme özelliğine sahip olan bir enzim.
TRİPARSAMİD. Yıllar boyunca, trypa-nosomiasis tedavisinde kullanılmış olan bir ilaçtır. Fakat, optik sinirle, karaciğerde yıkıma yol açabildiğinden, bugün, yerini melarsoprol (Mel B) almıştır.
TRİMESTER. Üç aylık dönem anlamında kullanılan bir deyim; özellikle gebeliğin üçer aylık dönemleri için kullanılır.
TRİLL. Bir iç organda titreşim olduğu zaman, vücut yüzeyine konan elin duyduğudur. Böylece, ileri derecede kapak hastalığı olan bir kalpte, hasta kapaktan kan geçerken oluşan titreşim, göğüs duvarı üzerine konan bir el tarafmdan trill olarak duyulur.
TRİKLORETİLEN (Trilen). Genel anestezik olarak kullanılan bir uçucu sıvıdır. Buharı solunulduğunda, hafif bir anesteziyle, belirli analjezi sağlanır. Bu ilaç genellikle kalp atımını yavaşlatıp, solunumu hızlandırır ve uygun vakalarda, azot protoksitle birlikte kullanılır. Doğum süresince, doğuracak kadın, kendi kendine trilen maskesini uygular ve sancı sırasında, birkaç derin soluk alıp, maskeyi yüzünden uzaklaştırır.
TRİKOMONAS. Bazı hayvanlar ve insanda bulunan bir parazit protozoondur. Trichomonas vaginalis, kadında, vaginada ve erkek üretrasmda iltihaba yol açan bir türüdür. Bu organizma, genellikle cinsel birleşmeyle bulaşır, fakat aynı zamanda, tuvalet tahtasından da geçebilen tek üreme-idrar yolları mikrobudur. Metronidazol’la tedavi edilir.
TRIGEMINUS SİNİRİ. Beşinci kafa çifti olup, yüzün duyu siniridir. Oftalmik (göze ilişkin), maksiller (üstçeneye ilişkin) ve mandibüler (altçeneye ilişkin) olmak üzere üç dalı vardır.
TRICHOBEZOAR. Yıllar boyu saç-kıl yutulduğu takdirde, bunlar midede birikip, bir saç-kıl yumağı ya da bilimsel adıyla, trichobezoar yapabilir. Bu oluşumlara, mide ülseriyle bir arada rastlanabilir.
TRICHINELLA (Trişinella). Trichinel-la spiralis pişmemiş domuz etinde bulunan ve insanda enfestasyon yapabilen bir parazittir. Hastalığın adı, tricfıinosis’dk ve parazitler, kaslarda bulunur.
TREPANASYON. Kafatasında delik delme. Trepanasyon aleti (kafatasmdan bir ufak kemik diski çıkartır), günümüzde pek kullanılmaz, fakat çok ufak, bü tür bir delici aletle göz cerrahisinde, skle-ra ya da kornea’dan ufak bir doku diski çıkartılabilir.
TREMATODLAR (Sülükler). Tıpta önemli olanları, Schistosoma (bilharzia), Paragonimus ve Clonorchis’tir. Vantuzlu, yaprak şekilli asalak kurtlardır; bar-saklar, kan, akciğerler ve karaciğeri en-fekte ederler. Yaşam evrimlerinde, en az iki konakları vardır: Erişkin devirlerini,omurgalılarda, gençliklerini; omurgasız hayvanlarda, genellikle bir sümüklüböcek türünde geçirirler. Erişkin trematod, barsakta yaşadığı zaman, yumurtaları, dışkıyla çıkar. Bunlar, ancak nemli ortamda yaşayabilir ve suya düşecek [...]
TRAVMA. Bir yara ya da zedelenme. Canlılar üzerinde fiziksel ve ruhsal açıdan yaralanma izleri bırakan olay, doku veya vücudumuzdaki uzuvların yapı ve şeklini değiştiren / bozan mekanik bir etki ile ortaya çıkan yaradır. İnsanların istediği gibi tepkisini gösteremediği, uğraştığı halde çözümleyemediği ve de bu nedenlerle bilincinin dışına ittiği gelişmelerdir. Travmalar kişinin bilinçaltı vasıtasıyla var olduğunu [...]
TRANSVESTİZM. Kişinin, karşı cinsin kılığına bürünmeyi sevmesi şeklindeki bir cinsel sapıklık.
TRANSUDA. Hücreler tarafından bir vücut boşluğuna (periton boşluğuna salgılanan asit sıvısı) veya vücut yüzeyine (yamklarda deriden dışarıya sızan serum) salgılanan sıvı.
TRANSFÜZYON. Dolaşıma sıvı verilmesidir. Genellikle, toplardamarlara kan verilmesi anlamında kullanılır, bkz. Kan Grupları, Çapraz-Karşılaştırma.
TRANS. Bilincin kısmen ortadan kalktığı, uykuyu andıran bir durum.
TRAKEOTOMİ. Orta çizgi üzerinde, boyun alt bölümünde, trakea’nın (soluk borusunun) delinmesi ameliyatıdır. Genellikle, larinks tıkandığında, yapay solunum yolu sağlamak amacıyla bu delik açılır ve bu durumda, trakeostomi adını alır. Genellikle, lokal anestezi yardımıyla, soluk borusu meydana çıkarıldıktan sonra, üç ve dördüncü kıkırdak halkalar düzeyinde bir oval delik açılır ve bu trakeostomi deliğinden içeri uzatılan tüp, [...]
TRAHOM. Kornea ve konjunktiva’yı etkileyen ve Bedsoniae’nin (bkz. Orni-toz) neden olduğu bir göz hastalığıdır. Gözkapaklarmın şekil bozukluğuna, ül-serleşme ve körlüğe yol açar. Pislik ve fakirliğin yaygın olduğu bölgelerde görüldüğünden, tropikal ülkelerde sık rastlanır. Hastalığı, sinekler bulaştırır.
TORASİK GİRİŞ SENDROMU. Kolun sinirleri, omurilikten çıktıktan sonra ve kan damarları da, göğüs büyük damarlarından ayrılıp, koltuk altından, üst kola geçerlerken, birinci kaburgayı çap-razladıklarmda, basınca uğradıkları takdirde, ortaya çıkan durumdur. Bu olayla ilgili birkaç yerel durum ortaya çıkar: 1) Ön skalen kas (omurgayla birinci kaburga arasında, bir halat gibi durmaktadır) ve birinci kaburga arasındaki açıda, [...]
TOPLARDAMAR TAŞI (Flebolit). Özellikle pelvis toplardamarlarında taşlara rastlanabilir ve bunlar, röntgen filmlerinde, dikkat edilmezse, üreter taşlarıyla karıştırılabilir.
TOPLARDAMAR İLTİHABI. Genellikle, yüzeysel toplardamarlardaki trom-boza (kan pıhtılaşmasına) bu ad verilir. En sık görüldüğü yer, bacaklardaki varislerdir; yaralanma veya enfeksiyonu izleyerek ortaya çıkabilir. Varisleri tedavi etmenin de bir yoludur, çünkü flebit ya da pıhtılaşma sonucu, toplardamar fibröz bir kordon halini alır. Varislere tahriş edici bir madde zerk etmekle, aseptik bir flebit ortaya çıkar. bkz. Varis. [...]
TOPLARDAMARLAR. Dokulardan kalbe kan taşıyan damarlardır. Pis kan, kullanılmış kan olduğundan, rengi koyudur. Bunun tek ayrıcalığı, akciğer top-lardamarlarındaki kandır, çünkü bu damarlar, akciğerlerdeki oksijenlenmiş kanı, kalbe getirmektedir. Toplardamar duvarları, atardamarlannki gibi, üç tabakadan oluşmuştur, fakat buradaki esnek dokuyla kas dokusu çok az olup, her bir tabaka da çok ince olduğundan, toplardamar duvarları çok kolaylıkla birbirine [...]
TOPALLAMA (Claudication). Claudi-cation Latinceden gelme bir addır (İmparator Claudius bir topaldı). Topallama deyimi genellikle, bacaklardaki kan dolaşımının kötü olmasından ötürü hastanın belirli bir uzaklığı yürüdüğü zaman (bu uzaklık hastadan hastaya değişir), topallamasına ve durmasına neden olan, bacaklarında duyduğu kramplı ağrılardan doğan durum için kullanılır. Dinlenme sırasında bu ağrıların kaybolmasından ötürü Claudication’a aralıklı (entermitan) adı da [...]
TONSİLLEKTOMİ. Bademciklerin (ton-silla palatina) cerrahî olarak çıkarılması; bademcik ameliyatı.
TOMOGRAM. Vücudun belirli bir keskindeki yapıları gösterebilmek için çekilen, özel bir röntgen filmidir. Burada, istenen kesitten değişik derinliklerde bulunan yapılar belirlenmez. İstenen kesit bellendikten sonra, X-ışmları tüpüyle plaka, vücudun bir optik kesitini alabilmek için, bu kesit çevresinde döndürülür.
TOKSOPLASMOZ. Bir parazit proto-zoon olan Toxoplasma gondii enfeksiyonudur. Nedeni: Ev köpek ve kedilerinin çoğu, Toksoplasma taşıyıcılarıdır. Etken organizma, bu konaktan Toxacara mystex adlı solucanın yumurtalarına geçer. Bu yumurtaların yiyeceklere bulaşması olağandır. İnsana enfeksiyon bu yolla geçer. Ayrıca, bu asalak; birçok memeli hayvanla kuşlarda bulunabildiğinden, az pişmiş et yemek de enfeksiyonu bulaştırabilir. Bütün bu verilere göre, [...]
TOKSOİD. Değişikliğe uğrayıp, zehirli özelliğini kaybetmiş, fakat antikor yapımını uyaracak antijen niteliğini hâlâ taşıyan bir toksindir. Örneğin, tetanoz toksoidi, zerk edildiğinde, tetanoza karşı aktif bağışıklık verir, fakat belirtiler ortaya çıkmaz.
TOKSİN. Zehirdir. Genellikle, bakterinin yaptığı zehire bu ad verilir. Toksinler suda erirler. Bu nedenle bulundukları ortamda çabucak yayılırlar. Bakteriler haricinde bazı hayvanlar da ekzotoksin yapar. Toksinler son derece kuvvetli zehirlerdir. Sıvı halde ve beklemekle etkinliklerini kısmen kaybederler. Clostridium botulinum toksini dünyada bilinen en güçlü toksindir. Toksinler çoğunlukla polipeptid yapısında maddelerdir. Molekül ağırlıkları 10-90.000 arasında farklılık [...]
TOKSEMİ. Kanda toksinlerin bulunmasıdır. Gebelik toksemisi, pre-eklampsi ve eklampsi durumlarını içine alır.
TOFUS. Damla hastalığı vakalarında, kulak kepçesi ya da parmaklarda görülen, sodyum biürat birikimidir.
TİTRASYON. Nitelikleri kesin olarak bilinen Standard çözeltilerden yararlanılarak yapılan hacim analizi.
TİROİD. Boyun bölgesinde, gırtlağın hemen altında bulunan bir iç salgı bezidir. Trakea’nın her iki yanında bulunan iki lobunu, trakea önünden geçen bir bölüm birleştirir. Her bir lobun içinde, iki paratiroid bezi bulunur. Tiroidin görevi, metabolizmayı (yaşamak ve vücut çalışması için gerekli, kimyasal ve fiziksel olaylar) ayarlamaktır. İyod ve tirozin’den, Tiroksin (T4) ve Triodotironin (T3) yaparak, [...]
TİOTEPA (Trietilen tifofosforamid). Meme ve över kanseri tedavisinde kullanılan bir sitotoksik ilaçtır.
TİOPENTON (Pentothal). Damar içi anestezik olarak kullanılan, bir kısa etkili barbitürik asit türevidir.
TİNNİTUS. Hastalık sonucu ortaya çıkan kulak çınlamasıdır. Tinnitus başlı başına bir hastalıktan ziyade bir hastalığın belirtisidir.Tinnitus, uzmanlarr tarafından, mekanoakustik ve elektrik sinyallerin aynı anda oluşturduğu ses duyamsaması olarak açıklanır. Tinnitus, önceleri hastalara eksternal bir ses kaynağından geliyormuş gibi gelebilir. Bu açıklama tıbbi olarak tinnitus olarak prezente olan kimi halleri teşhis dışı bırakmaktadır. Mesela fizyolojik tinnitus, [...]
TİNEA. Derinin çeşitli mantar enfeksiyonlarına verilen ad. Örneğin, tinea pe-dis (atlet ayağı), tinea capitis (kellik), tinea corporis (gövdedeki mantar enfeksiyonu), tinea cruris (bacak mantar enfeksiyonu) dur. bkz. Mantar Dermatoz-ları.
TİMUS. Boynun alt ve göğüs boşluğunun üst bölgesinde bulunan bir bezdir. Fonksiyonu, son yıllara kadar pek bilinmemekteydi. Günümüzde, bunun vücudun lenfoid sisteminin en önemli organı olduğu ve gelişen hayvanda, lenfosit yapımını etkileyen bir hormon salgıladığı anlaşılmıştır. Buluğdan sonra, normalde bu bez, ufalıp, hemen hemen kaybolur. İnsanda, timus’un en büyük olduğu zaman, 9 yaşıdır. Erişkinde de [...]
TİMOL. Bir antiseptik maddedir. Gargaralarda kullanılır.
TİK. Süratli bir spazmodik harekettir. Belirli bazı hareketlerin tekrarlanması da tik adını alır ve bazen akıl hastalıklarında görülür. Tic douloureux (ağrılı tik), trigeminal nevraljideki çok şiddetli ağrı sonucu, yüz kaslarında görülen spazma verilen addır. bkz. Nöralji.
TİFÜS. Bitle taşman ve bundan ötürü, savaş zamanlarında ve çok kalabalık toplumlarda sık görülen bir hastalıktır. Nedeni: Ricketssia prowazeki enfeksiyonudur. Hastalık, özellikle Doğu’da, Akdeniz kıyılarında, Kuzey Afrika’da ve ayrıca dünyanın her bölgesinde görülebilir. Belirtileri: Kuluçka devri 5-21 gündür. Baş- sırt, kol, bacak ağrıları ve titremeyle ani başlar. Hastalığın dördüncü günü, “dut döküntüsü” denen deri döküntüsü [...]
TİFO. Bir barsak hastalığıdır. Nedeni: Salmonella typhi (bir gram -negatif bakteri) enfeksiyonudur. Hastalık, su ve yiyeceklerin lağımla bulaşması sonucu yayılır, geçtikten sonra (çok hafif şeklinde dahi) bakteri, yıllarca safra kesesinde yaşayabildiğinden, böyle bir kişi taşıyıcı olur ve yiyecek dağıtımı gibi bir işle ilgilendiği takdirde de, sağlık şartlarına uyulmayan yerlerde, enfeksiyon yayılır. Belirtileri: Kuluçka devresi 1-2 [...]
TİFLİT. Çekum iltihabıdır. Nedenleri, aktinomikoz, bir divertikül, çekum içi ülseri, habis tümörü ya da apandisit olabilir. Duruma, genellikle, apandisit teşhisi konur (eskiden apandisit, peritiflit diye adlandırılırdı) ve gerçek hastalık ameliyatta anlaşılır.
Yüzün bir parçası olmamakla birlikte el tırnaklarının renklendirilmesi de aslında yüz makyajının belirleyiciliği altındadır. Zira özellikle ruj rengi ile oje renginin birbirini tutması, hatta bir olması güzelllik kurallarından biri olarak kabul edilmektedir. Ancak bu genel kuralı da yine özgürlüğü içinde değerlendirip, uygulamak gerekir. Zira dudaklar gibi tırnaklar da çeşit çeşit biçimlidirler. Dolayısıyla her renk, her [...]
TİBYA. Alt bacağın büyük kemiğidir. Tibya, Latince, çubuk anlamına gelir.
TIAMIN. Bx vitaminidir. Eksikliğinde, beriberi hastalığı görülür.
TIKANMA (Barsaklarda). Nedeni: Tümör, iltihap, barsağın kendi çevresinde düğümlenmesi (volvu-lus) ya da yapışıklıklar çevresinde düğümlenmesi veya bir fıtık kesesine girip çıkamamasıdır.Belirtileri: Birdenbire gelişen tıkanmada, karında kolik şeklinde sancı, kusma, kabızlık, karın gerginliği ve bayılmadır. Tedavi: Devamlı kusmayla su ve tuz kaybedildiğinden, hastanın durumu, midedeki maddelerin tüple boşaltılması ve damardan sıvı ve tuz verilmesiyle düzeltilip, karın [...]