Kadınlar Sitesi, Gebelik, hamilelik, doğum

Yazar: admin

  • Mobilyalardaki Sıcaktan Oluşan Lekeler Nasıl Geçer Videolu Anlatım

    Mobilyalardaki Sıcaktan Oluşan Lekeler Nasıl Geçer Videolu Anlatım

    Kadınlar Sitesi editörlerinden Figen Hanım, sizler için harika bir videolu pratik yöntem paylaştı. Özellikle sıcak havalarda verniklenmiş mobilyalara lekelenmeler hepimizin derdi. Yepyeni mobilyalar sıcaktan adeta eski gibi görünüyor. İşte bunun için ihtiyacımız olan 3 şey var:

    1. Kolonya
    2. Çakmak
    3. Hindistan cevizi yağı

    Lekeli yere kolonyayı dökün ve çakmakla yakın ardından Hindistan cevizi yağı iyice silin. Lekeden eser kalmadığını göreceksiniz.  Daha fazla video için Youtube kanalımıza abone olun

    İşte o video:

  • Avrupalılar GDO’lu Domatesle Organik Domatesi Bu Basit 2 Yöntemle Anında Belirliyor

    Avrupalılar GDO’lu Domatesle Organik Domatesi Bu Basit 2 Yöntemle Anında Belirliyor

    Sağlıklı beslenmenin temel unsurlarından olan vitaminleri almanın temel yolu taze sebze meyve tüketmektir.Ancak günümüzün asıl meselesi bu gıdaların ne kadar sağlıklı olduğudur. Artan nüfusa hızlı tüketime yetecek ürünü yetiştirme ve ticari kaygılarla ortaya çıkan bu ürünler -Frankenfood – adıyla da tanımlanmıştır. Dünya pazarlarına giriş yapan bu GDO lu ürünleri organik ve sağlıklı olanlardan ayırt etmek çok zordur. Burada vereceğimiz bir kaç ipucu doğru olanı yapmamıza yardım edecektir..

     Etiketleme ve kodlama:

    -Organik yetiştirilen sebze ve meyveler daima 9 ile başlayan beş basamaklı bir sayıyla kodlanarak etiketlendirilir.

    -GDO lu ürünler ise her zaman 8 ile başlayan dört basamaklı saylarla numaralandırılır.

    Bugün Almanya Fransa  Yunanistan  İngiltere  başta olmak üzere pek çok Avrupa ülkesinde Frankenfood tipi yiyecekler  kesinlikle yasaklanmıştır.

    ABD de işlenmiş tüm gıdaların % 80 inden fazlasının genetiğinin değiştirildiğini düşününce  bu ürünlerden uzak durmanın önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır.

  • Kadınlar Sitesi’nde Çalışmak İster misiniz? (Evinizden ve Sabit Bir Ücretle)

    Kadınlar Sitesi’nde Çalışmak İster misiniz? (Evinizden ve Sabit Bir Ücretle)

    Bu İş Kimler İçin Uygundur:
    1. Günlük en az 5-6 saatini İnternet başında geçirenler
    2. İnternet’te gezip yeni şeyler keşfetmekten büyük mutluluk duyanlar
    3. Bilgisayara yabancı olmayanlar, Facebook’ta çokça zaman geçirenler
    4. Ev ekonomisine katkıda bulunarak evinde kendi bilgisayarında ek iş yapmak isteyenler
    5. Ev ortamı çalışmak bilgisayar başında çalışmak için müsait olanlar
    6. Kadın olmak

    Yapılacak İş Nedir?
    Facebook sayfalarımızı yönetmek, Facebook sayfalarımızdan web sitelerimizdeki kaliteli içeriklere link vermek

    Kazanç ve Ödeme:
    Sabit bir miktar ücret her ayın 1’inde banka hesabınıza gönderilir.

    Daha detaylı bilgi için: edebiyat01@hotmail.com ‘a kendinizi tanıtacak bir mail atınız. Bu mailde bu işi neden yapmak istediğinizi, sitelerimize, Facebook sayfalarımıza başka neler katabileceğinizi, gerçekten de bu işe ihtiyacınız olup olmadığını, daha önceden ne gibi işlerde çalıştığınızı, hobilerinizi, eğitim durumunuzu,yaşınızı, 1 adet fotoğrafınızı ve telefon numaranızı gönderin.

  • Çocuğum Şu An 4 Yaşında Doğduğunda 4 Kiloydu Şu An 11 Kilo Kilo Alması İçin Ne Yapmalıyım

    Çocuğum Şu An 4 Yaşında Doğduğunda 4 Kiloydu Şu An 11 Kilo Kilo Alması İçin Ne Yapmalıyım

    KadinlarSitesi.Com üyelerinden Ayşe Hanım aşağıdaki soruyu üyelerimize sormamızı istemiş. Bakalım üyelerimiz ne cevap verecek:

    Soru: Arkadaşlar oğlum 2013 doğumlu doğduğunda 4 kiloydu şimdi 11 kilo. Kilo alması için, yemek yemesi için ne yapmam lazım?

    KadinlarSitesi.Com Üyelerinin Cevabı:

    Neriman: Kilo almıyorsa yapacak bir şey yok az verip sık beslemelisiniz öğününü artırabilirsiniz.


    Özge: Kansızlık iştahsızlık yapıyor kesin, balık yağı al


    Makbule: Hastaneye götür canım gelişimi için süt veriyorlar


    Arzu: Tahin pekmez yedir, gerçi bünyeye de bağlı. Benim oğlan 1.5 yaşında 14.5 kg oldu çok yiyor ama çok da hareketli


    Hatice: Yemek yedirirken biraz oyun yaparak yedirirseniz yemeği daha iştahla yer. Benim oğlum da 2012’li 13 kilo


    Aksel: Benim oğlum 2014’lü 11.5 kilo,1 kilo doğdu hamd olsun sağlığı yerinde ,iştahı da normal kendi de miniminnak hareketli bir çocuk,bazı şeyler yaşayınca insan şükretmeyi öğreniyor ,az şikayet çok şükür (bence)


    Özlem: Biraz az geldi bana nutrogen vitamin üzümlü aldım iştah açıyor çok vitamin dolu birde balık yağını da önerdiler onu da alacağım yinede tahlil yaptır kan değerleri düşük olunca çocuk iştahsız ve zayıf oluyor


    Hanife: Ben de aynı dertten muzdaribim valla yemiyor bunlar


    Hasret:Bence hiçbir şey yapma zaten acıkırsa o yer yani çocukları zorlamanın gereği yok


    Ümmü: Oğlum 04 Temmuz 2013 doğumlu 16 kilo..Çok az yer her şey yemez ama abur cubur da yemez..1 yaşından beri keçiboynuzu pekmezi veriyorum, balık yağı verdim.Bunları vitamin alsın diye verdim.Kilo aldırsın diye değil. Bir çocuğun sağlıklı büyümesi için en önemlisi uyku ve yemek saati düzeni..  Çocuğun sağlığıyla ilgili bir problem yoksa ve yaşına göre gelişmesi normalse az az da olsa sevdiği şeyler ve onun için gerekli gıdaları beslemeye alıştırmaya çalışmalıyız.. Çocuğunuzu bir doktora gösterin..Ona göre hareket edin..Allah yardımcınız olsun..


    Filiz: 2013 eylülü 24 doğumlu oğlum 20 kilo 110 cm boy.doktorum ideal dedi yemiyorsa kan tahlili yaptırın sonuçta en iyi bilen onlar doktorlar

    • İlknur: Kızım da eylül 28 doğumlu boy 99.5 kilo 14 sizin boy süper ama kilo fazla değil ki dr unuz ne diyor ?
    • Filiz: Normal yani fazla değil

    Neslihan: Bu balla turp kuru çok iyi iştah açıyor ben denedim benim oğlumda iştahı yoktu şimdi biraz açıldı çok şükür

    • Nurgül: Ne anlayamadım açık yazar mısınız benim çocuklar da iştahsız

    Salih: Doğal beslenemiyorsunuz yediğiniz içtiğiniz bir çok şeyin süt dahil vücudunuza hiçbir faydası yok biz doğal besleniyoruz. Allah’a çok şükür doktor yüzü görmedik gavur planı çiziyor baronlar ticaretini yapar garibanda mecburiyetten yer gerçekten ben halkımızı anlayamıyorum hastaneler en büyük ticaret kapısı olmuş gümrük gibi eczanelerle para basıyorlar bunları hiç mi görmüyorsunuz bütün halkımızdan ricam özünüze dönün


    Gökçen: Karabiberli bal yedirin iştahı çok açıyor.


    Yasemin: Benim oğlum da 9 yaşını bitirdi 21 kilo bütün tahlil sonuçları iyi ama zayıf olduğu için özel bir süt varmış kilo aldırıcı başladık bakalım inşallah iyi sonuç alırız

    • Zeliha: Sütünüzün fotosunu atabilir misiniz bana rica etsem
    • Kader: Benim oğlum da aynı ne sütü foto yollar mısınız?
    • Yasemin: Eczanelerde satılıyor dr tavsiyesi ile aldım ben 3 gündür kullanmaya başladık ins etki eder


    Zehra: Benim kızım da Ekim 24 .. 2013 doğumlu.. 13 kg . zayıf …ve kemikleri sayılıyor. Ne yapıyorsam yemek yediremiyorum.. Dışarı çıktığımızda . Fırının önünde geçerken sıcak ekmek aldım. Ve o ekmeğin çeyreğini yedi.. 3 gün devam ettik ekmek aldım yiyordu… Tekrar yememeye başladı….Dr götürmüştüm…boğaz enfeksiyonu için. Avil surup verdi…Boğaz Allarjisi için birde dedi iştahını açar. Ama sise yarım oldumu at dedi daha verme günde yarim ölçek. Ve verdim kızım hep 11 kg di şurubun üzerine 13 kg oldu….şurubu kesince 1 yıldır ayni kg hep 13 kg ne alıyor ne kilo veriyor.

     

  • Kızım 2,5 Yaşında Hep İştahsız Kendi Haline Bıraktığım Zaman Yemek Yemiyor Bana Akıl Verin

    Kızım 2,5 Yaşında Hep İştahsız Kendi Haline Bıraktığım Zaman Yemek Yemiyor Bana Akıl Verin

    Merhaba ben Azra Kadinlarsitesi.com, annelere sorar mısınız benim kızım tam iki buçuk yaşında doğduğundan beri iştahsız Yeni doğduğunda pek emmezdi beni hep ayakta uyurken emzirdim ek gıdaya geçiş yaptım yine kesinlikle kaşığa ağzını açmadı mama saati gelince resmen psikolojim bozulurdu şimdi büyüdükçe düzelir diye umut ettim olmadı yemeğini önüne koyarım kendi yesin yine yemiyor aklıma gelen her şeyi yaptım olmadı gerçekten psikolojik olarak çöktüm son iki aydır bıraktım artık yemeyince tamam diyorum kalkıyor ve artık hiç yememeye başladı farkındayım zayıflardı şimdi demem o ki böyle onu kendi haline bırakmam iyi mi oldu yoksa kötümü yapıyorum lütfen bana akıl verin biraz uzun oldu hakkınızı helal edin lütfen.

    KadinlarSitesi.Com Üyeleri Cevapladı:


    Peki doktora götürdünüz mü? Kilosu normal aralıkta ilerliyorsa yaptığınız doğru olur ama zayıfsa bu durumun önüne geçmek için bir ilaç veya yöntem önerir.


    Azra’nın Cevabı: Evet çoğu defa gittim bunun bir çaresi YÖK dediler bana vitamin yazıyorlar İnan’ın bana hiç faydasını görmedim kilosu 11kilo boyunu unuttum bir ara doktor çocuk gelişimine götür araştır dedi götürmedim boğazında doğuştan lefanjiyom vardı hızla büyüyordu geçen sene ameliyat oldu aldılar ondan olabilirmi dedim doktor yok zannetmem dedi.


    Sağlıktan yana sorunu yoksa çokta üstüne düşmeyin siz ustekedikce o yemek istemez


    Azra’nın Cevabı: Evet bende artık öyle yapmaya başladım ama iyimi kötümü yapıyorum bide şu var kilosundan dahada düşerim yoksa ne olursa olsun kendi halinemi bıraksam


    Biraz kendi haline bırakmayı dene bakalım ne olacak, benim oğlum ısrar ettikçe yemez öğrendim artık huyunu dün bişey yemedi,gün boyu aç gezdi,öğleden servis getiriyor bizimki yemek yemicem diye gelmiyordu bugün cuma servis yok yarım saatlik yolu koşarak eve gelmiş acıktım diye ben çok şaşırdım arada böyle kendi haline bırakırım ve çok ise yarar,kızım 8 aydan sonra durdu kg alımı 1 buçuk yaşına kadar kg almadı dra götürdük vitamin eksikliği varmış tedavi oldu, şuan bazen çok yer bazen hiç yemez kilosu değişmiyor. Doktora yaptır gerekli tahlilleri başka bi rahatsızlığı var mı baksınlar sağlıklıysa hiçbir şekilde zayıf diye endişelenme


    Kilosu iyi bence. Sizin kilonuzla da karşılaştırın. Siz çok iştahlı değilseniz çocuğunuzun da çok iştahlı olması beklenmez aslında. Sıkmayın canınızı. Benim yeğenler zorla yerlerdi. Simdi de diyet yapmazlarsa kilolari aninda firlıyor. Hasta olmasın, bagisiklik sistemi güçlü olsun.


    Benimde 3 buçuk yaşında oğlum var çok iştahsız hiç bişey yemiyor uyku yok boyu uzamıyor fazla. psikolojim bozuldu ne yapabilirim doktora götürmeyi düşünüyorum


    Kilosu dediğiniz gibi az değil normal bir kilo. en alt sınır 9 sanırım kilo olarak.anneler bazen bende dahil abartıyor olabiliriz.evet yemeyince vicdan azabı oluyor ama yapacak birşey Yok iştahsız bir çoçuksa ne yapsanız da değişmeyecektir.bağışıklığı nasıl sık hastalanır mı?


    Azra’nın Cevabı: Yok çok şükür kış boyu hasa olmadı yemez etmez ama elimden geldiğince besliyorum ama işte isteyerek değil zorla


    Benim oğlum yedi yaşında sofra yemek aklına bile gelmiyordu zorla doyuruyordum ama abur cubur çok yiyordu her yekte ayni stres ama artık önce yemek sonra abur cubur günde bir tane artık her şey yiyor yedi sene çektim cok zor .

  • Al Karısı (Albastı) Doğum Yapan Kadınlara ve Atlara Musallat Olur Deniyor Siz Ne Düşünüyorsunuz

    Al Karısı (Albastı) Doğum Yapan Kadınlara ve Atlara Musallat Olur Deniyor Siz Ne Düşünüyorsunuz

    “AL KARISI “Anadolu da, doğum yapan kadınlara ve atlara musallat olduğuna inanılır.  Kısrak atlara biner saçlarını örer.

    Benim memleketimde doğum yapan kadını bir hafta gece gündüz beklerler. Doğum yapan kadının yastığına bir iğne tutuşturulur. Alkarısı geldiğinde iğne batırılırsa tılsımlı bozulur ve bedenli olarak kendisini ele verir.
    Bizim köyde bir bayan doğum yapmıştı. Yanında bekleyen kişi kadını yalniz bırakıp dışarı çıkıyor. Geri geldiğinde kadının ağzının kanadıgını görüyor

    “Ne oldu “sorusuna dişimi temizledim diyor. Ama insanlar kadına al karısı musallat olmuş. Kadın inkar ediyor sözleri yayıldı. Bir sene sonra aynı gün ve aynı saatte kadın öldü. “Kadına al karısı bir sene ömür biçtiği konuşuluyordu. Bu kadının oğlu İstanbul’da oturuyor. Haydar abi, torunları var.

    Bizim köyde ahırın duvarıyla yattığımız salonun duvarı birdi. Duvar kaskas dan olduğu için Ahırdaki hayvanların her türlü hareketlerinden çıkardıkları sesleri net duyuyorduk. Birde atımız vardı. Bazen atın ayak sesleriyle uyanırdık sanki kendisini parçalayacak gibi. Gaz yağıyla yanan adı idare olan aydınlatıcıyı yakar. Veya hemen bir çıra yakıp ahıra koşardık. At nefes nefese kalmış ve ter içinde, saçları örük örük ince ince örülmüş.

    Kadınlar Sitesi Üyeleri Ne Diyor:


    Doğu-Fars kültüründe de Meyrema derler! Uhrevi bir olay veya inanış veya etkili bir mit veya gerçek bilinmez… Ama var, çeşitli kültürlerde adı farklı olsa da geçer!…


    Ben doğum yaptığımda yanımda hiç kimse yoktu bunlar efsane yanliz şöyle birdurum var daha önce bu hikayeyi duyan bir kadın korkup hormonlarının da değişmesiyle halusilasyon görebilir hatta kendisine zarar vermesi bile söz konusu olabilir


    Korku filmi gibi yazınızı soluksuz okudum .
    Bu konuyla ilgili duyduğum bir olay yok.
    Atların koku duyularının en az köpekler kadar gelişmiş olduğunu biliyorum. Diğer duyularınında bu boyuttaki canlılarla iletişime gecilebilecek kadar yüksek hassas olması mümkün olabir mi aceba.???
    Katılımları merakla bekliyorum :-))


    Yeni doğum yapan bir kadında bir anda sebepsiz oluşan morluk şişlik ağız yaraları anı kramplar gece yada gündüz uykularından görülen kabuslar ve ağlama nöbetleri hormonlarını değişim ve kanın kendisini tazeleme döneminde yaygın görünen vakalardir kırsal kesimlerde tip bilimi olmadığı için bunların dışında güçler tarafından inanılması ülkemizde yüzyıllar öncesine dayanmaktadır


    Yazın trt deki belgeseldede bir kadın anlatmıştı hamile kadının ciğer lerini mi ne yada baska biseydi yiyorlarmis hatta bunlardan biri bir erkekle evlenmis erkek bunun böyle olduğunu bilmiyomus ve annesiyle konuşurken annesine köylerinde bir kadının hamile olduğunu ve canının çok ciğer çektiğini ve uzun zamandır yiyemedigini annesinin git o kişinin ciğercini ye dediğini duymuş sonra bu olay gerçekleşince adamda karisinin onlardan biri olduğunu anlamış bizlerde de bu konuda söylentiler var hatta kadin ve bebeğin başınin altına demir kaşık koyarlar bebeği ve annesini korkutmasinlar diye fakat bence kadın doğum yaptığı için bunyesi zayıf oluyo bu yüzden hersey onu çok cabuk etkiliyo bebekte aynı şekilde gerçi ne kadar bu soylenenler doğru gerçek bilinmez


    Pospartum pisikozu yanlış değilsem. Elif Şafak siyah süt adlı eserinden bi şeyler hatırlattı. Anneler her şeyin üstesinden gelir.


    Iki çocugumda da yaşadım. En son elimde iğneyle uyumaya başlamıştım.kime ve neye göre nasıl tanımlanır bilemem ama başımdan geçti.


    Tokatlı olarak bizdede geçiyor al karısı inanışı var eskidendi şimdi çok konusulmuyo olarak biliyorummm


    BiZde doğum yapan kadının başının yanına bıçak ve Kuran konur. Ben doğum yaptığımda inanmadığımdan koymamıştım, ancak uyuyamadım devamlı irkilerek korkarak uyandım. Koyunca rahatladım. Nasıl açıklanır bilmem ama yaşadım .. Çok ilginçti..


    Al basmak kesinlikle var olan bisidir cok.uzerine yorum kabul etmez bilginize


    Kuranı biz duvara astik. Çocuklarımıza elleme, çarpılırsın günahtır dedik.  Baş ucumuza koyduk.
    Ama allahin ilk emri olan “oku “yu hiç dikkate almadık. Arapçayı okuyamiyoruz. Öğrenmeye kalksak zaten alfabeyi 5 senede zor öğrendik. Türkçe okunmasını istemiyorlar. Kuranın anlamı değişiyor diye.
    Biz daha uzun bir zaman kuranı baş ucumuza koyup uyuyarak şeylerin muritlerin, fetolarin dümen suyuna kapılıp sürükleyip gideceğiz.


    Allah a sığırsan yarattığı her şeyin şerinden hiç bir şey olmaz allah izin vermediği sürece


    eskiden boyle olaylar olurmuş amcamlar halen anlatir dedemler yakalamiş igne batirmişlar işlerinde caliştirmişlar bir kac sene sonra birine igneyi cikarttirip beddua edip kaybolmuş allahtan iş yaptirdiklari icin zibilinize bereket demiş bi başka komşuda aynini yaşamiş onlar mutfak işi vermişler o da kacarken ekmeginize bereket demiş uydurma degil gercek olmuş


    Başa gelen hiçbir musibet Allah’ın izni olmaksızın olamaz; Allah’a kim inanırsa onun gönlünü doğruya yöneltir. Allah herşeyi bilendir (Teğabun, 64/11).


    Bende yaşadığım için inanıyorum benim de kolumda tuttu bir yaşlı dede çekti öyle bir baskı varki kolumda göğsümde uyanamıyorum bizde erkek ismini çağırırsan gider diye duymuştum çocukluğumda ben abla abla diye sesleniyorum ama hiç beni bırakmadı en son eşimin adını sayıklayınca bıraktı ve uyandığımda kolumun ağrısında duramıyordum abla dedim benim üstüme bismillah diyeyim al bastı neredeyse kolumu koparacaktı yok öyle birşey o eskidendi şimdi o kadar temiz kalpli kimse yok diyerek beni sanırım korkmıyayım diye teselli etti ama ben yaşadığımı bilirim bizdede bıçak küçük kuran ve ekmek konur ama ona rağmen bastı korkunçtu

     

  • Suni Böbrek

    Suni Böbrek

    SUNİ BÖBREK.
    Böbreğin görevi, kan­daki metabolizma ürünlerini filtre etmek ve kanın kimyasal dengesini normal sı­nırlar dahilinde korumaktır. Ağır böb­rek hastalıklarında, böbrek bu görevi yerine getiremez ve hastanın durumu ağırlaşır, hatta zararlı artık ürünlerin kanda birikmesi ve kan kimyasının bo­zulması sonucu, hasta ölebilir. Bugün, kanı vücut dışına çıkartıp, artık ürün­lerden arıtmak ve temizlenmiş kanı vü­cuda geri vermek mümkündür ki, bu da suni böbrek ile olabilir. Burada ilke, bir yanında özel olarak hazırlanmış eriyik bulunan bir zardan kanın geçirilmesidir. Artık ürünler bu zarı geçer ve kanın kimyası gittikçe normale döner. Bu olay sık tekrarlanmalıdır, fakat bu sayede, ölüme mahkûm hastalar, normal yaşam sürelerini tamamlayabilirler.

  • Bronzlaşmak İsteyenlerin Dikkatine

    Bronzlaşmak İsteyenlerin Dikkatine

    Yaz aylarına girdik ve tatil sezonu açıldı. Herkes güneşlenmek ve bronz bir tene sahip olmak istiyor. Yaz aylarında nedense kimse beyaz tenli olarak kalmak istemez. Özellikle de kadınların hayalinde hep çikolata görünümlü bir ten ile yaza merhaba demek vardır.

    Güneşin vücudumuza olan faydası elbette çok fazladır ancak çok fazla güneşe maruz kalmak bize faydanın yanında bazı tehlikelerde getirebilir. Bu tehlikelere maruz kalmamak ve tatilde hoş vakit geçirmek için güneşte kaldığımız saatlere oldukça dikkat etmemiz gerekiyor.

    Tatile gidecek olanlar bu önerilerimi mutlaka dikkate alın;

    Güneşlenmenizi 20 dakikadan uzun tutmayın.

    Demir vitamini almamız için vücudumuzun 15-20 dakika kadar güneş alması yeterli olacaktır. Bu sürenin dışında çok fazla güneş ışığına maruz kalmamız özellikle de güneş ışınlarının çok dik geldiği öğlen 11.00-15.00 saatleri arasında güneşte olmamız cildimizde bazı hasarlar meydana getirir ve bu hasarlar tedavi edilemez düzeye geldiğinde cilt kanserine enden olur.

    Bronzlaşırken dikkat!

    Bronzlaşmanın bir savunma mekanizması olduğunu biliyor muydunuz? Evet bronzlaşmak sağlıklı bir cildin güneş nedeniyle renk değiştirmesi değildir tam aksine cildin kendini güneş ışınlarından korumak için geliştirdiği bir savunma mekanizmasbronz2ıdır. 

    Güneş ışınlarına çok fazla maruz kalmak cilt yanıklarına, lekelenmelere, çillenme gibi cilt sorunlarına neden oluyor. Ayrıca hassas ciltlere sahip olan kişilerde alerjik reaksiyonlara, deri kanserlerine bile sebep olabiliyor. Bu nedenle bronzlaşırken güneşten aldığınız miktara dikkat edin.

    Beyaz tenliyseniz

    Beyaz tenliler için güneşte kalmak daha tehlikelidir. Çünkü açık tenli kişiler esmerlere oranla güneş ışınlarından daha çabuk etkilenirler ve açık tenlilerin ciltleri biraz daha hassas olur bu nedenle güneşe çıkmadan önce 50 veya 50+ olan yüksek korumalı güneş koruyuculardan kullanmayı unutmayın.

    Güneş yağı seçimine dikkat.

    Bronzlaşmayı kolaylaştıracağını düşündüğünüz kakao, havuç gibi yağları kullanmanız durumunda cildiniz güneşin zararlı ışınlarından daha çok etkilenecektir. Bu tür yağlar cildinizin lekelenmesine yol açacağından kullanılması pek önerilmez.

    Güneş koruyucunuzu unutmayın.

    Güneşe çıkmadan yarım saat önce güneş koruyucunuzu mutlaka kullanın. Yalnız kullanacağınız güneş koruyucuyu mutlaka doktorunuzun tavsiyesi ile alın. Çünkü güneş koruyucular da yanlış kullanıldığında tehlikeli olabiliyorlar. Plajda şemsiyenin altında otururken dahi koruyucu kullanın çünkü kumsal ve denizden gelen güneş sizi yine etkileyecektir.

    Bu küçük önerileri dikkate alarak keyifli bir tatil geçirebilirsiniz. Dikkat edeceğiniz en önemli nokta güneşte kalma sürenizi ayarlamak olacaktır. Huzurlu ve sağlıklı bir tatili bronz bir ten için güneşe çıktığınız saatlere dikkat edin.

    Hoşça kalın, Sağlıkla kalın…

  • Grip ve Soğuk Algınlığını Birbirine Karıştırmayın

    Grip ve Soğuk Algınlığını Birbirine Karıştırmayın

    Kış aylarında sıkça karşılaştığımız burun akıntısı, öksürük, hapşırma gibi bulgular kimimiz tarafından grip, kimimiz tarafından soğuk algınlığı olarak nitelendirilir. Ancak halk arasında girip ve soğuk algınlığı hep birbirine karıştırılır ve hastalığın tam adı bilinmediği için gereksiz yere antibiyotikler kullanılmaya başlanır. Çünkü genellikle bu iki  hastalık sürecinde doktora gitmek aklımıza gelmez bunun yerine evde ki ilaçları kullanmayı tercih ederiz.

    Peki grip ve soğuk algınlığını birbirinden nasıl ayıracağız, hangi durumda grip olduk hangi durumda soğuk algınlığına yakalandık diyeceğiz bunların cevabı için soğuk algınlığı ve grip arasında ki farkları sizlere anlatacağım.

    Şimdi hem grip hemde soğuk algınlığı hastalığında birlikte görülen durumları inceleyip arasındaki farklara bakalım. Böylelikle grip mi yoksa soğuk algınlığı mı geçirdiğimizi anlamış oluruz.

    grip_ve_soguk_alginligi_nasil_ayirt_edilir_h24791

    -Ateş

    Soğuk algınlığında ateş oldukça nadir görülür, görülse dahi çok yüksek bir ateşe rastlanmaz.

    Gripte ateş mutlaka olur ve bu ateş 38-40 dereceye kadar çıkabilen yüksek bir ateştir.

    -Boğaz ağrısı

    Soğuk algınlığında boğaz ağrısı nadir oluşan bir durumdur.

    Gripte boğaz ağrısı mutlaka görülür.

    -Baş ağrısı

    Soğuk algınlığında nadir görülür.

    Gripte baş ağrısı oldukça şiddetlidir.

    -Kas, eklem ağrıları

    Soğuk algınlığında nadir görülür, görülse dahi hafif ağrılardır.

    Gripte kas ve eklem ağrısı sıklıkla görülür ve şiddetli ağrılardır.

    -Yorgunluk

    Soğuk algınlığında pek görülmez.

    Gripte kişi kendini oldukça yorgun ve bitkin hisseder.

    -Burun tıkanıklığı

    Soğuk algınlığında çok sık görülen bir durumdur.

    Gripte ise burun tıkanıklığına pek rastlanmaz.

    -Hapşırma

    Soğuk algınlığında sıklıkla yaşanır.

    Gripte hapşırma pek görülmez.

    -Öksürük

    Soğuk algınlığında öksürük nadir görülür.

    Gripte öksürük oldukça sık yaşanır.

    -Burun akıntısı

    Soğuk algınlığında sık ve uzun sürelidir.

    Gripte burun akıntısı pek görülmez.

    -Diğer komplikasyonlar

    Soğuk algınlığında, kulak ağrısı görülür.

    Gripte ise, sinüzit, orta kulak iltihabı, bronşit, zatürre görülür.

    -İstirahat

    Soğuk algınlığında pek gerekmez.

    Gripte ise mutlaka dinlemeye gerek vardır.

    Görüldüğü gibi bilinenin tam aksine grip soğuk algınlığından çok daha tehlikeli ve uzun aşamalı bir hastalıktır. Oysa halk arasında grip pek önemsenmez, evdeki ilaçlar kullanılır ya da eczacıdan alına spreylerle idare edilir. Bu çok yanlış bir uygulamadır. İster grip olun ister soğuk algınlığı yaşayın mutlaka doktora gitmeniz gerekir.

    Üstelik bu iki hastalıkta bulaşıcıdır. Etrafınızda insanlara çok çabuk bulaştırabilirsiniz. Bunun için mutlaka doktora gitmeli ve hemen tedavi olmalısınız. Grip aşısı zamanlarında aşı olarak grip olma riskinizi en aza indirmiş olursunuz.

    Hoşça kalın, Sağlıkla kalın…

  • Wegener Granülomatozu ve Tedavi Yöntemleri

    Wegener Granülomatozu ve Tedavi Yöntemleri

    WEGENER GRANÜLOMATOZU

    Periarteritis nodoza gibi Wegener granülomatozu da nekrotizan vaskülitlerden biridir. Bu gruptaki diğer vaskülitler şunlardır: Dev hücreli vaskülit, romatoid vaskülit, aşırı duyarlılık vasküliti, tromboangitis obliterans, Morbus Takayashu, arteritis temporalis, polimiyalji, Churg-Strauss granülomatozu. Bütün bu vaskülit formlarında klinik tabloda benzerlikler vardır. Çeşitli organlardaki vasküler değişiklikler klinik tabloyu oluşturur.

    Wegener granülomatozunda üst solunum yolları ile böbrek bozuklukları bir arada bulunur. Rinofarinksin ülseröz-nekrotizan lezyonları trakea kıkırdaklarına kadar uzanır, akciğerlerde odaklar halinde infaltrasyonlar meydana getirir. Ayni zamanda nekrotizan glomerülit ve böbrek yetmezliği tabloya egemen olur. Kalp, periferik damarlar, eklemler, kemikler, parotis ve testisler de hastalığa katılabilirler.

    Wegener Granülomatozu ve Tedavi YöntemleriLaboratuar bulguları: Sedimantasyon daima hızlıdır. Anemi, lökositoz ve eozinofıli sıktır.
    Radyolojik bulgular: Akciğer alanlarında kaviteler ve nodüller görülür. Diğer klinik bulgularla birlikte değerlendirildiğinde radyolojik bulgular teşhis koydurucudur.

    Prognoz: Kötü olmakla birlikte uygun bir tedaviyle yıllar süren remisyonlar sağlanabilmektedir.

    Tedavi

    İmmünosüpressifler (tmuran, Endoxan, Sandimmun): Kortikosteroidlerle birlikte kullanılır. Yan etkisi en az olanı Endoxan’âxr. Uzun süre kullanıma elverişlidir.

    Dozaj: Endoxan tabletlerinden günde 3 defa 1 adet (3×50 mg) verilir. Düzelme başladıktan sonra idâme dozuna geçilir. Bu da günde 2×1 draje, sonraları 1×1 drajedir. En az 1 yıl devam edilmelidir.

     

    POLİMİYALGİA ROMATİKA
    60 yaşın üstündekilerde görülür. Omuzlarda, kolların ve bacakların üst kısımlarında, bel ve kalçalarda, daha ziyade sabahları kendini belli eden şiddetli ağrılarla karakterizedir. Bu bölgelerdeki kaslar basmakla hassastır. Ağrılara bağlı kas zayıflığı da olur. Yorgunluk, halsizlik, eklem ağrıları da bunlara eklenebilir. Kas ağrıları sürekli ve çok sıkıntı vericidir. Hareket etmekle ağrıların azalmaması dikkati çeker. Hafif bir ateş yükselmesi de saptanabilir.

    Laboratuar bulguları: Sedimantasyon daima hızlıdır. Bazan aşırı derecede hızlı bulunur. Hafif bir anemi vardır. Elektroforezde alfa-2 artması saptanır. Kas harabiyetini gösteren enzimlerde artma bulunmaz.

    Fibrozitis sendromu ile Polymyalgia rheumatica’yı birbirine karıştırmamalıdır. Birincisinde ateş ve sedimantasyon hızlanması olmaz.

    Tedavi

    Kortikosteroidler (Kenacort tablet, Deltacortril, Dekort v.s.): Kısa süreli küçük dozda steroid tedavisi yeterlidir.

    Dozaj: Günde 30-40 mg prednizolon ile başlanır. Hemen 2 gün sonra doz 20 mg a indirilir ve birkaç gün devam-edildikten sonra günde 10 mg ile idâme edilir. Hastaların yakınmaları birkaç günde kaybolur ve steroid medikasyonu da en geç 1 hafta içinde sonlandırılabilir, “bakınmalar tamamen geçmezse ve sedimantasyon hızı artma gösterirse kortikosteroidlere idâme dozunda (10 mg) aylarca devam olunabilir. Bilindiği üzere günde 7,5 – 10 mg lık kortikosteroid dozu uzun süre alınabilir, osteoporoza yol açmaz.

    Diğer antiromatizmal ilâçların hiçbir etkisi olmaz.

    ARTERİİTİS TEMPORALİS

    Sinonimleri: Dev hücreli arterit, Horton hastalığı.
    Bu bir panarterittir ve dev hücreler içerir. Temporal arteri tutar, göz arterlerini de ilgilendirebilir.

    Klinik tablo: Tek veya iki taraflı şakak ağrısı dikkati çeker. Basmakla ağrılı, kalınlaşmış, sertleşmiş, kıvrıntılı bir temporal arter palpe edilir. Genel semptomlar olarak ateş yükselmesi, iştahsızlık, kilo kaybı sayılabilir. Göz arterlerinin tutulması amoroza neden olabilir.

    Laboratuar bulgusu: Sedimantasyon çok hızlanır.

    Temporal arterit polimiyalgia romatika tablosu içinde yer alabilir.

    Tedavi

    Kortikosteroidler (Kenacort tablet, Codelton, Onadron v.s.): Zamanında başlanan bir kortikosteroid tedavisiyle hem zonklayıcı başağrıları geçer, hem de göz arterlerinin hastalığı çabuk düzelir ve amoroz tehlikesi önlenmiş olur.

    Dozaj: Prednizolon dozu günde 20-30 mg dır. Kısa süre sonra düzelme başlar ve 1 haftalık medikasyon yeter. Gerekirse idâme dozu (10 mg) daha uzun bir süre verilebilir.

    SJÖGREN SENDROMU

    Gözyaşı ve tükrük bezlerinin fibröz atrofisidir. Kronik seyirlidir.

    Klinik tablo: Kerato-konjonktivitis sikka veya keratitis flementoza ağızda, burun ve yutakta, larinkste anormal kuruluk hissi, gastrik asili, nadir olarak da genital bölgede kuruluk bulunur. Sık olarak bu hastalarda romatoid artrit benzeri artraljiler olur. Hastaların % 90 ı kadındır. Vak’aların % 30 unda parotis şişliği dikkati çeker. Gözlerde kuruluktan başka yanma, kaşınma, ağrı ve fotofobi de olur. Tat ve koku alma hissi azalmıştır. Disfaji görülür. Hastalık diğer organları (pankreas, plevra, akciğerler) da tutabilir. İnterstisyel nefrit oluşabilir ve renal yetmezliğe neden olur.

    Laboratuar bulguları: Romatoid faktör pozitif bulunur. Tükrük bezine, gözyaşı bezine ve tiroide karşı antikorlar bulunabilir. Başka bir kollajen hastalıkla birlikte bulunursa ona ait laboratuar bulguları elde edilir. Hafif bir anemi, lökopeni, lenfositoz, eonizofili her zaman vardır.

    Tedavi

    Kortikosteroidler: Etkisiz bulunmaktadır.

    Lokal tedavi: Gözde iltihabî bir lezvon oluşmuşsa antibiotikli göz damlası, kornea lezyonu varsa kortikosteroidli göz pomatları (Kenacort-A oftalmik pomat) veya göz damlası (Dexa-Sine) kullanılır. Sun’i gözyaşı olarak günde 5-10 defa % 1 lik karboksimetil sellüloz veya klorbutanol ve sodyum klorürlü polivinil alkol (Liquifilm Tears) damlatılır.

  • 12 Yıldır Çocuğu Olmayan Dilsiz Adamın Çocuğunun Olacağını Öğrendiği An Görülmeye Değer

    12 Yıldır Çocuğu Olmayan Dilsiz Adamın Çocuğunun Olacağını Öğrendiği An Görülmeye Değer

    Birazdan videoda izleyeceğiniz dilsiz adamın tam 12 yıldır hiçbir tıbbi sorunu olmamasına karşın bir türlü bebekleri olmuyordu. Belli bir zaman sonra bebek isteği David’de arzunun ötesine geçmiş adeta bir takıntı haline gelmişti. İşte tam 12 yıl sonra eşi gebelik belirtileri yaşıyor ve eşine haber vermeden eczaneden test yaptırıyor, test bebeğinin olacağını söylüyor… Kadın sevinç krizlerine giriyor, emin olmak için doktora gidiyor doktor da bebeğinin olacağını yani hamile olduğunu doğruluyor. Artık David’e bu muhteşem gebelik haberini vermenin zamanı gelmiştir. Tabi bu haberin de çok özel verilmesi gerekiyor ve bu anın da ölümsüzleştirilmesi için kameraya çekilmesi gerekiyordu. Her şey böyle de oluyor. Haydi bu yüreğimizi ısıtan videoyu izleyelim.

     

     

  • Bambu Kumaş Pamuğun Tahtını Sallıyor

    Bambu Kumaş Pamuğun Tahtını Sallıyor

    Dünyada hızla yayılan sağlıklı yaşam trendine elbette Ev Tekstili üreticileri de duyarsız kalmadı. Ev Tekstili deyince ilk akla gelen kuşkusuz Nevresim Takımları olacaktır. Bu yazımızda birbirinden şık ve modern çizgileriyle yatak odalarımıza modayı getirennevresim takımlarının, yani yatak odasının olmazsa olmaz ürünlerinin üzerinde duracağız.

    Her yaşam tarzına ve yaş grubuna uygun zengin seçenekleriyle beğeninize sunulan nevresim takımlarını seçerken dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. Öncelikle iplik ve boya kalitesi açısından çok dikkatli olunması gerekiyor çünkü üretimde kullanılan malzeme sağlığımızı tehdit edebilir.

    Dünya üzerinde en çok yararlanılan bitki türü olan Pamuk, Tekstil sektörünün en önemli ham maddesi olmasına rağmen son yıllarda Bambu antibakteriyel özelliği ile öne geçmiştir. Yapılan testler bambu kumaşın, pamuk kumaşa göre daha dayanıklı olduğunu ortaya koymuştur. Genel olarak bambu ipliğinin pamuk ipliğine göre avantajlarından bahsedecek olursak;
    * Bambunun doğal antibakteriyel özelliğe sahip olması, bir çok kez yıkamadan sonra bile bu özelliğinği koruyabilmesi, ciltte alerjik reaksiyonlara yol açmaması en önemli özelliklerindendir.

    * Kaşmir ve ipek tuşesine en yakın yumuşaklık hissini sunması,
    * Serinlik hissi vermesi ve hafif oluşu,
    * Vucutta oluşan nemi anında emmesi ve terletmemesi,
    * İçeriğindeki kun maddesi sayesinde deride alerji yapmaması,
    * Pamuğa göre çok çok yumuşak bir kumaş olması,
    * Boyayı çok güzel emme özelliğine sahip olması,

    * Hava geçirgenliği sayesinde bedenin nefes alması,
    * Çok ince olmasına rağmen yıpranmaya dayanıklı olması,
    * Parlak görünümü nedeniyle merserizasyon gerektirmemesi.

    %100 Bambu ipliği ile üretilen Nevresim Takımlarına en hızlı ve kolay şekilde ulaşabilmeniz için aşağıdaki bağlantıya tıklayarak Evleremoda.com‘u ziyaret edebilirsiniz.

    8db PURPLE BUTTERFLY RIBBON FLOWER RTIM GRI VIOLET