Kadınlar Sitesi, Gebelik, hamilelik, doğum

Yazar: admin

  • Doğum Anında Bebeğin Geliş Şekli Pozisyon ve Şekli Nasıl Olacak?

    Doğum Anında Bebeğin Geliş Şekli Pozisyon ve Şekli Nasıl Olacak?

    Gebeliğinizin sonuna yaklaşırken doktorunuz size tıbbi terimler kullanarak geliş şekli, pozisyon ve yerleşim gibi konulardan söz edebilir.

    Geliş şekli, ceninin leğen kemiğine giriş yaptığı kısmıdır (örneğin, baş veya ayak). Gebeliğiniz boyunca bebeğiniz rahmin içinde dolaşır ve rahatlıkla pozisyon değiştirir. Ama genellikle gebeliğin 32-36. haftaları arasında bebek baş aşağı pozisyona geçer ki bu da doğum süreci ve doğum için ideal olan pozisyondur. Ama bazen bebekler ters ya da yan yatma (transvers) pozisyonunda da inebilirler.

    Pozisyon, ceninin gelişiyle annenin leğen kemiği arasındaki ilişkiyi ifade etmek için kullanılır. Bebek yukarıya mı, aşağıya mı, sola mı, sağa mı bakıyor? Doğum için tercih edilen pozisyon bebeğin kafatasındaki çıkıntının annenin ön tarafında ve normal dogumyüzünün annenin sırtına dönük olmasıdır (sol oksiput anterior pozisyonu). Yerleşim, bebeğinizin başının doğuma hazırlık sırasında leğen kemiği boşluğuna doğru ne kadar ilerlediğini ifade etmek için kullanılır. Yerleşim santimetrelerle ifade edilir. Her yerleşim 1 cm’dir. Leğen kemiği boşluğunun yukarısında olan bir bebeğin -5 yerleşiminde olduğu söylenir. 0 yerleşimde olan bir bebek leğen kemiğinin ortasında demektir.

    Doğum süreci tam olarak başladığında bebeğin başı +1, +2, +3 şeklinde leğen kemiğinin içindeki hareketini sürdürür. +5 yerleşimine geldiğinde leğen kemiği boşluğu içindeki geçişini tamamlamış olarak vajinadan dışarı çıkar, ilk kez doğum yapan kadınların çoğunda doğum sürecinin başında bebek 0 yerleşimde olur. Üçüncü ya da dördüncü kez doğum yapan kadınlarda, bu, doğum sancılarının başlamasından birkaç saat sonra olur.

  • Doğumu Beklerken Hangi Hazırlıklar Yapılmalı

    Doğumu Beklerken Hangi Hazırlıklar Yapılmalı

    Gebeliğin son haftaları bitip tükenmeyen bir bekleme sürecidir. Hele bir de doğum gecikmişse. Doğum sürecinin başlamasını beklerken zaman âdeta durmuş gibidir.

    Doğumu Beklerken Neler Yapmalısınız?

    Peki, o minik varlığı beklerken neler yapacaksınız? Hazırlanın, işte size yapılacaklar listesi.

    Doğum planınızı gözden geçirin:
    Doğum süreci, kararlar alınacak bir zamandan çok, bir uğraşma zamanıdır. Doktorunuzla onun tercihlerini ve olağan uygulamalarını önceden konuşun. Örneğin, doğumu hızlandırmak için ne zaman ilaç verilir? Doktorunuz geleneksel sırtüstü doğum pozisyonlarının dışındaki pozisyonlarda da rahat hareket edebiliyor mu? Hangi koşullarda vajinal açıklığı genişletmek için kesi atılır (epizyotomi)?
    Ayrıca, doğum sancılarınız başladığında doktorunuza ne zaman haber vermeniz gerektiğini öğrenin. Doğrudan hastaneye mi gitmelisiniz, hastaneye telefon mu etmelisiniz, yoksa önce doktorunuzu mu aramalısınız? Doktorunuzun, almanızı istediği başka önlemler var mı? Ve unutmayın ki her şey planlandığı gibi gitmeyebilir. İlk kez doğum yapan kadınların çoğu doğumun nasıl bir şey olduğu hakkında doğru bilgilere sahip değildir ve doğum süreciyle gerçekte yapabileceklerinden daha iyi baş edebileceklerini sanabilirler. Aynca, hiç kimsenin beklemediği sorunlar ortaya çıkabilir. Kontrolü elden bırakmamaya çalışın ama kontrolünüz dışındaki şeyleri de kendi haline bırakmaya hazır olun.

    doğum ahzırlıklarıHastaneye ön kayıt yaptırın: Doğum yapmayı planladığınız hastane ya da doğum evinin ön kayıt koşullarını öğrenin. Önceden gerekli formları doldurmak ve sigorta meselelerini halletmek, büyük gün geldiğinde sizi bir sürü işle uğraşmaktan kurtarır. Kabul edin ki kasılmalar arasında kırtasiye işleriyle uğraşmak pek de hoş bir şey olmasa gerek.

    Çantanızı hazırlayın: Ne zaman doğum yapacağınız tam olarak belli olmadığı için çantanızı önceden hazırlayıp hastaneye gitmek için hazır vaziyette olmak doğru olur. Elinizin altında doğum çantasında bulundurmak isteyeceğiniz şeylerden bazıları şunlardır;

    • Kasılmaların zamanını ölçmek için saniyeleri gösteren bir kol saati ya da telefon aplikasyonu.
    • Soket çorap veya terlik doğum odaları genelde serin tutulur.
    • Gözlük, lenslerini çıkarmanız gerekebilir.
    • Kuruyan dudaklar için dudak merhemi.
    • Fotoğraf makinesi ya da video kamera.
    • Emzirmeyi kolaylaştırmak için önden açılan bir pijama ya da gecelik.
    • Sabahlık.
    • Emzirme sutyeni ya da biberonla beslemeyi düşünüyorsanız dolgulu sutyen.
    • İç çamaşırı.
    • Tuvalet ve makyaj malzemeleri, saç kurutma makinesi.
    • Eve dönüş için bol giysiler, gebeliğinizin ortalarında giydiklerinizden olabilir.
    • Başlık da dahil bebek giysileri.
    • Bebek battaniyesi.

    Her şeyi, örneğin makyaj malzemelerinizi, daha şimdiden çantaya koymak istemiyorsanız, evden ayrılırken kolaylıkla alabilesiniz diye bir liste yapın. Normalde acele etmeniz gerekmeyebilir, hatta duş alacak zamanınız bile olabilir ama organize olmakta da yarar var. Aynca elinizin altında bir de araba koltuğu bulunsun ki bebeği eve getirirken sorun olmasın.

    doguma hazirlikRahatlamaya çalışın; Çoğu kadın gebeliğinin sonunu beklenti ve tedirginlik karışımı duygular içinde karşılar. Kaygılarınızdan kurtulmaya çalışın. Kadınların bedeni, doğum sancılarıyla baş etmeye ve çocuk doğurmaya programlanmıştır. Doğum süreci çaba göstermeyi gerektirir. Ama gerginlikten kurtulmaya çalışarak bu deneyimi sorunsuz atlatabilirsiniz.

    Çoğu kadın gebeliğinin son günlerinde bir tür enerji patlaması yaşar ki bu davranışa yuva yapma adı verilir. Kendinizi çılgın gibi temizlik yaparken ya da ertelediğiniz birtakım projelere başlamak için sabırsızlanırken bulabilirsiniz. Evet, doğumdan sonra temiz bir eve gelme fikri cazip olabilir ama kendinizi de fazla yormayın. Bebeğiniz gelmeden önceki bu size ait zamanın tadını çıkarın. Kendinize güzel bir akşam yemeği ısmarlayın ya da eğlenceli gezmelere katılın. En sevdiğiniz hobinizle uğraşın. İyi bir kitap okuyun. Partnerinizle birbirinize sarılıp oturun. Gerginlikten uzak durarak bir şeylerle meşgul olmak, zamanın akıp gitmesine yardımcı olur.

    Siz bebeğinizin gelişi için son hazırlıklarınızı yaparken, vücudunuz da doğum süreci ve doğum için hazırlanıyor. Doğum yaklaştıkça, vücudunuz bebeğin gelmesinin yakın olduğunu gösteren bazı değişimlerden geçiyor.

  • Gebeliğin 2. Ayında Anne Karnında Bebek Ne Durumdadır

    Gebeliğin 2. Ayında Anne Karnında Bebek Ne Durumdadır

    Şimdiden hazırlıklı olun çünkü bu ay işler biraz değişecek. Kısa zamanda gebe olduğunuzu “hissetmeye” başlayacaksınız. İkinci ay çoğu kadının aşırı yorgunluk ve bitkinlik hissettiği aydır.Yine bu ay tuvaleti günde yüzlerce kez ziyaret eder, bütün gün mideniz bulana bulana ortalıkta gezersiniz.

    BEBEĞİN BÜYÜMESİ:

    Beş ile sekiz hafta arası bebeğinizin hücreleri hızla çoğalır ve belli işlevler kazanır. Bu uzmanlaşma sürecine farklılaşma denir. Bir insanı oluşturan tüm farklı hücreleri üretmek gereklidir. Farklılaşmanın sonucu olarak bebeğinizin dış ana organları şekil almaya başlar.
    Hafta 5 Artık embriyo adını alan bebeğiniz bir hücre kümesi olmaktan çıkmış, belli bir şekil almaya başlamıştır. Embriyo üç katmana bölünmüştür. Üst katmanda bir oyuk oluşur ve kapanarak nöral tüpü oluşturur. Bu tüp zamanla bebeğinizin beynine, omuriliğine, omurilik sinirlerine ve omurgasına dönüşecektir. Bu oyuk embriyonun yukarısından aşağıya doğru, bedenin ortasından geçer. Nöral tüpün kapanması embriyonun orta bölümünde başlar. Âdeta bir duble fermuar gibi ortadan yukarıya ve aşağıya doğru hareket eder. Üst bölüm, beyni oluşturmak üzere kalınlaşır.

    Hamileliğin-2.-ayında-bebekEmbriyonun orta hücre katmanında kalp ve dolaşım sistemi şekil alır. Embriyonun merkezindeki bir çıkıntı bebeğinizin kalbine dönüşecektir. Hafta bittiğinde hem embriyoda hem de oluşan plasentada ilk kan elementleri ve damarlar oluşmuştur. Bebeğinizin ilk kalp atışları ana rahmine düştükten sonraki 21 ila 22. günlerde duyulur. Siz ve doktorunuz duyamaz ama ultrasonda vurma hareketini görmek mümkündür. Bu değişimlerle birlikte dolaşım başlar. Dolaşım sistemi işleyen ilk organ sistemidir.

    Bebeğinizin bir de iç hücre katmanı vardır ki burada ciğerler, bağırsaklar ve idrar torbası oluşur. 5. haftada bu kat-manda pek hareket yoktur. Buraların şekil almasına biraz daha zaman vardır. Bebeğiniz ana rahmine düştüğü anda mikroskobik boyutlarda tek hücreli bir zigottan ibaretti. Ana rahmine düştükten üç hafta sonra, yani gebeliğin beşinci haftasında 0.15 cm boyuna ulaşır ki bu da aşağı yukarı bir kalemin ucu kadardır.

    Altıncı haftada büyüme hızlanır ve bebeğin büyüklüğü üç katma çıkar. Bebeğin yüz hatlannm oluşumu henüz ilk aşamasındadır. Sonradan gözlere dönüşecek olan optik kabarcıklar oluşmaya başlamıştır. İç kulağı oluşturacak olan geçitler de oluşmaya başlamıştır. Ağız deliğini yüzün yukarısından ve yanlarından etin içine doğru büyüyen bir doku oluşturur. Ağzın altında sonradan alt çene ve boynu oluşturacak küçük kıvrımlar belirmiştir. Gebeliğin altıncı haftasına gelindiğinde bebeğinizin sırtındaki nöral tüp kapanmıştır. Beyin artık oluşmuş olan ve genişleyen başın içini doldurmak için hızla büyümektedir. Bebeğinizin beyni aynı zamanda farklı bölümler de oluşturmaktadır. Göğsün ön bölümündeki bebeğin kalbi, ana kan damarlara kan pompalamakta ve düzenli bir şekilde atmaktadır. Sindirim ve solunum sistemlerinin temelleri de atılmaktadır. Ayrıca bebeğin orta hattında 40 tane küçük doku bloğu oluşmaktadır. Bu dokular, bebeğin sırt ve yanlarındaki bağ dokularını, kaburgaları ve kasları oluşturacaktır. Kollarını ve bacaklarını oluşturacak olan tomurcuklar da gözle görülür hale gelmiştir. Ana rahmine düştükten dört hafta sonra, yani gebeliğin altıncı haftasında bebeğiniz 0.32 cm boyuna ulaşmıştır.

    Hafta 7 Bu haftada bebekle plasenta arasında hayati bir bağ olan göbek kordonu bebeğin rahme tutunduğu bölgede açık ve net olarak görülür. Göbek kordonunda iki atardamar ve bir büyük damar vardır. Besinler ve oksijen açısından zengin kan, plasentadan bebeğe bu tek damar kanalıyla ulaşıp plasentaya iki atardamar yoluyla geri döner. Bir kan hücresi için bu yolculuğun tamamı 30 saniye sürer. Bu arada bebeğin beyni de daha karmaşık bir yapıya dönüşmektedir. Omurilik sıvısının dolaşımını sağlayacak oyuklar ve geçiş yolları oluşmuştur. Bebeğin oluşmakta olan kafatası hâlâ şeffaftır. Gebeliğinizin yedinci haftasında bebeğin boyu 0.85 santimetreye ulaşmış yani bir kurşun kalemin ucundaki silgiden biraz daha büyük hale gelmiştir.

    Hafta 8 Bebeğin el ve ayak parmaklan bu haftada oluşur ama henüz perdelidir. Minik kollan ve bacakları uzar ve belirginleşir. Küreğe benzeyen el ve ayak bölgeleri belirgindir. El ve ayak bilekleri ve dirsekler net olarak görülür. Dirsek ve bileklerini bükebilir bile.
    Göz kapakları da oluşmaktadır. Gözleri tam olarak büyüdüğü zaman açık olacaktır. Kulakları, üst dudağı ve burun ucu da bu haftada belirgin bir şekil almaya başlamıştır. Sindirim borusu ve özellikle de bağırsaklar büyümeye devam eder. Kalp fonksiyonu ve dolaşım daha da gelişmiştir. Kalbi, bir yetişkininkinin iki katı kadar yani dakikada 150 vuruş yapar.
    Gebeliğin sekizinci haftasında bebeğinizin boyu 1.25 cm civarına ulaşmıştır.

  • Gebelikte Stres Düşüğe Neden Olur mu?

    Gebelikte Stres Düşüğe Neden Olur mu?

    Uzun zamandır stresin erken düşüklerin olası nedenlerinden biri olduğu hususunda tahminler vardır ancak henüz bu olasılığı kanıtlayacak ciddi ve bilimsel  bir delil bulunamamıştır. Bilinen hamileliklerin tahmini olarak % 10’u ila 20’si arası düşükle neticelenmektedir. Genelde erken düşüklerin nedeni fetal kromozom anormalliği veya  embriyo gelişimiyle alakalı diğer problemler olabilir.

    Tekrareden erken düşüklerin sebepleri arasında şunlar da vardır:

    • Anne – babadan herhangi birinde kromozom anormalliği.
    • Kan pıhtılaşması problemleri.
    • Rahim ve rahim ağzı anomalileri.
    • Hormonal dengesizlik.
    • Çocuğun tutunmasını engelleyen bağışıklık tepkisi.
    • Erken düşükle ilgili endişeleriniz varsa, kendinize ve bebeğinize iyi bakın, sigara ve alkol alımı gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durun.

    Şu Sayfalarımızı da mutlaka İnceleyin:

  • Doğum Sonrası Kan Pıhtılaşması Çok Tehlikeli

    Doğum Sonrası Kan Pıhtılaşması Çok Tehlikeli

    Kan pıhtıları: Derin damar trombozu adı verilen toplardamarlarda meydana gelen kan pıhtısı, doğumdan sonra ortaya çıkabilecek en ağır komplikasyonlardan biridir. Pıhtı genellikle bacakta meydana gelir ve tedavi edilmezse, pıhtının bir kısmı kopup kalbe veya ciğerlere gidebilir ve orada kan akışını engelleyerek göğüs ağrısı, nefes darlığı ve hatta ölüme bile neden olabilir.

    Gebelikteki hormonal değişiklikler, gebelikte ve sonrasında anne adayında derin damar trombozu oluşma riskini artırır. Bununla birlikte, ender görülen bir hastalıktır. Ancak, sezaryenden sonra derin damar trombozu oluşma riski, vajinal doğumdan sonra oluşma riskinden üç ila beş kat daha fazladır. Sigara içiyorsanız, vücut kitle endeksiniz 30 veya üzerindeyse, 35 yaşından büyükseniz ve ameliyattan sonra önerildiği kadar yürüyememişseniz, bu risk daha da artar. Araştırmalar, derin damar trombozu olan insanların çoğunluğunun olmasa bile birçoğunun bu hastalığa genetik yatkınlığı olduğunu göstermiştir.

    normal-doğum2Pıhtılaşma daha çok bacaklarda olur ama leğen kemiği damarlarında da görülebilir. Derin damar trombozunun işaret ve belirtileri bacakta, özellikle de baldırların etrafında hassasiyet, ağrı ve şişmedir. Derin damar trombozu genellikle doğumdan sonraki ilk birkaç gün içinde ortaya çıkar ve çoğunlukla hastanedeyken fark edilir. Ama taburcu olduktan birkaç hafta sonra da meydana gelebilir. Pek sık olarak görülmemekle birlikte, kan pıhtılannm gebelik sırasında meydana geldiği de olur.

    Tedavi Eğer vücudunuzda kan pıhtısı varsa, başka pıhtıların oluşmasını önlemek için kan pıhtılaşmasını önleyen (kan sulandırıcı) ilaçlar verilecektir. Bu da durumunuzun takip edilmesi için hastaneye yatmanızı gerektirebilir. Derin damar trombozunun doğumdan önce ya da sonra olup olmadığına bağlı olarak kendinize kan sulandırıcı iğneler yapmanız ya da ağızdan kan sulandırıcı tabletler almanız gerekebilir.

  • Anne – Baba Bebeğin Cinsiyetini Seçebilir mi?

    Anne – Baba Bebeğin Cinsiyetini Seçebilir mi?

    BEBEĞİN CİNSİYETİ: BUNU ANNE BABALAR SEÇEBİLİR Mİ?

    Sorunun iki cevap var: Tıbben soruluyorsa evet, yani bir tüp bebek merkezine giderseniz ve o ülkede yasak değilse teknik olarak cinsiyet seçmek mümkün. Örneğin Türkiye’de yasak ama KKTC’de serbest. Konuyla ilgili şu sayfamızı mutlaka okuyun. >>> Cinsiyet Belirleme

    Eğer soruda kastedilen anne ve babanın kendi başlarına uyguladıkları koca karı yöntemleri ise cevabımız hayır. Bu anlamda tıbbı bir yardım almadan bebeğin cinsiyetini etkilemek ya da erkek veya kız olma olasılığını artırmak mümkün değildir.
    Ortalama bir çiftin bebeklerinin cinsiyetini etkilemek için yapabilecekleri fazla bir şey yoktur. Kadının yediklerinden, gebe kaldığı ilişkideki cinsellik pozisyonuna kadar bir sürü şeyin bebeğin cinsiyetini etkilediğine dair sayısız kocakarı hikayesi vardır ama hiçbiri kanıtlanmış değildir.

    bebek isimleriAraştırmacılar, cinsel birleşmeyi yumurtlamaya göre zamanlamanın da (yumurtlamadan günlerce önce seks yapmanın erkek, yumurtlamaya daha yakın günlerde birleşmenin kız bebek getireceği) işe yaramadığını görmüşlerdir. Ender olarak da olsa, çiftler bazen belli bir genetik özelliği bebeklerine (cinsiyetine göre ama genellikle erkek çocuklarına) aktaracaklarını bilmenin acısını yaşarlar. Bu özel koşullardan dolayı kız çocuğuna sahip olmak için maliyeti yüksek ve yüksek teknoloji gerektiren uygulamalara başvurabilirler:

    İmplantasyon (yerleşme) öncesi genetik tanı. Tüp bebek döllenmesi ile birlikte kullanılan bu teknikle, embriyolar, kadının rahmine yerleştirilmeden önce, belli genetik özellikler ve cinsiyet tespiti için testlere tabi tutulur.

    Sperm ayıklama. Yapay döllenme ve tüp bebek döllenmesi gerektiren çeşitli sperm ayıklama teknikleri de genetik bir hastalığı bebeğe geçirme ve cinsiyeti belirleme ihtimalini azaltmak için kullanılabilir.
    Bu teknikler, uygulanabilir yöntemler olmakla birlikte, cinsiyeti belirlemenin sadece kişisel tercih olduğu durumlarda ender olarak kullanılır.

    Ayrıca bkz  Cinsiyet Tahmini Bebeğinizin Cinsiyeti Ne Olacak ve  Çin Takvimi sayfalarımızı da ziyaret edin.

  • Gebelik Takvimi – Gebelikte Belirti ve Septomlar

    Gebelik Takvimi – Gebelikte Belirti ve Septomlar

    Siz gebeliği dokuz ay olarak bilirsiniz. Öyleyse biz neden hep 10 ay olarak söz ediyoruz? Dokuz ay gebeliğin bilinen süresidir ama gebelik eşit olarak aylara bölünmez. Doğum yapacağınız tarihi hesaplarken ve gebeliğinizi izlerken doktorunuz 40 haftalık bir takvim üzerinden hesaplamalar yapar. Birçok ayın 4 haftadan oluştuğunu düşünecek olursak, 40/4’ün 10 aya tekabül ettiğini görürüz. Ama bazı aylarda beş hafta vardır. Gebeliğinizi takvim ayları üzerinden hesaplarsanız, dokuz ay civarında olduğunu görürsünüz.

    Ama doktorunuz, aya göre hesaplama net ve kesin olmadığı için, daha çok gebeliğinizin hangi haftasında olduğunuzla ilgilidir. Üç aylık gebeyim dediğiniz zaman gebeliğinizin 9,10,11 veya 12. haftalarından birinde olabilirsiniz. Doktorunuzun, bebeğinizin gelişiminin normal olup olmadığını belirlemek için aşağı yukarı hangi haftada olduğunuzu bilmesi gerekir. Üstelik, bazı testlerin kısa bir zaman aralığında (11-14 hafta arası gibi) uygulanması gerekir.

    GEBELİK TAKVİMİ:

    gebelik takvimi
    * Renklendirmeler test veya etkinliğin büyük olasılıkla gerçekleşeceği zaman dilimini gösterir.

    NE ZAMAN HAREKETE GEÇMELİ?

    İşte size, gebeliğiniz süresince karşılaşma olasılığınız bulunan can sıkıcı belirtiler ve semptomlar ve bunlarla ilgili doktorunuzu ne zaman haberdar etmeniz gerektiğine ilişkin bir rehber. Unutmayın ki kendinizi güvenceye almak, daha sonra pişman olmaktan iyidir.
    GEBELİKTE BELİRTİ VE SEPTOMLARHAMİLELİKTE BELİRTİLER

  • Doğum Sancıları ve Erkeğin Yapması Gerekenler

    Doğum Sancıları ve Erkeğin Yapması Gerekenler

    Doğum zamanı yaklaştıkça heyecan ve gerginlik artar. Bebeğin gelmesine az kalmıştır ama önce doğum süreci vardır önünüzde. Doğum koçu, moral destek ve genel lojistik koordinatörü olarak önemli bir rol oynamak durumundasınız.

    Hazır olmak için:

    Doğumla ilgili bilgiler edinin: Doğum sancılarının belirti ve işaretlerini, kasılmalar başladığında olacakları bilmek hastaneye zamanında yetişmenizi sağlar. Doğumhanede olacaklara hazırlıklı olmak sürprizleri önler ve gerektiğinde hızlı değişimlere uyum sağlamanıza yardımcı olur. Örneğin, birçok erkek, doğum sırasında acilen sezaryene ihtiyaç duyulduğunda ve doğumhaneye aniden sağlık personeli doluştuğunda şaşkına döndüklerini ve kendilerini dışlanmış hissettiklerini belirtmişlerdir. Acil bir sezaryen ameliyatına hazırlıklı olmak bu tür duyguları önleyebilir.

    doğum sancılarıHastaneye ulaşacağınız yolun haritasını çıkarın: Evinizden veya partnerinizin iş yerinden hastaneye en kısa ve en güvenli yoldan nasıl ulaşabileceğinizi öğrenin. Trafik sıkışıklığı veya kötü hava koşulları ihtimaline karşı bir B planınız olsun. Aynı zamanda hastanenin park durumunu da öğrenin (bazı hastanelerin gebe hastalar için vale servisi var). Hastanenin içindeki rotanızı da önceden belirleyin. Son olarak, doğuma yakın günlerde benzin deponuzun her zaman dolu olduğundan emin olun.

    Arabanıza bebek koltuğu monte edin: Bebeği evinize getirmek için arabada bir bebek koltuğuna ihtiyacınız olacak. En iyi şekilde korunma sağlamak için koltuğun önü arkaya dönük olmalı ve arka koltuğun ortasında yer almalıdır. Koltuğu monte ederken zamana ihtiyacınız olacak. Bu koltuklar, insanın kafasını kanştıracak kadar karmaşık olabilirler. Bu yüzden monte ederken üreticinin kullanma talimatına uymaya ve montajın doğru yapılmış olmasına dikkat edin.

    Doğum planının bir kopyasını yanınızda bulundurun: Partnerinizle birlikte doğum sırasındaki ortak tercihlerinizle ilgili bir plan oluşturduysanız (doğum sancılarıyla ilgili yapılmasını istedikleriniz gibi), ne olur ne olmaz diye, bir kopyasını yanınızda bulundurun ama gerekirse değiştirmek için de hazırlıklı olun. Örneğin, partneriniz, sancılar başladıktan sonra, doğum planında aksini belirtmiş olsa da, ağrı için ilaç istemeye karar verebilir.

    Çantalarınız hazır olsun: İçinde eşinizin en sevdiği tuvalet malzemeleri, yeni bir pijama takımı ve en sevdiği müzik parçalarının CD’leri olan bir çanta hazırlayın. Eğer geceyi onun ve bebeğinizin yanında geçirecekseniz, sizin de küçük bir çantanız hazır dursun.

    İletişimi sağlayın: Hastaneye vaktinde yetişebilmek için, telefon ve e-posta ile mesajlaşma yoluyla, partnerinizle birbirinize her dakika ulaşabileceğinizden emin olun. Aynca doğumu müjdeleyeceğiniz eş, dost ve akrabanın listesini oluşturmayı da deneyebilirsiniz. Doğum sırasında asli göreviniz eş, dost, akrabaya en son haberleri iletip fotoğraf yollamaktır.

  • Gebelik, Baba Adaylarının Hormanlarını da Değiştiriyor

    Gebelik, Baba Adaylarının Hormanlarını da Değiştiriyor

    Araştırmacılara göre, insanlar da dahil olmak üzere bazı türlerin erkeklerinde, gebe bir partnerle yakın temasta olmak babalık içgüdülerini harekete geçiren ve arttıran hormonal değişimlere neden olmaktadır. Örneğin, bazı erkeklerde; Yeni doğum yapmış annelerin süt yapmasına yardımcı olan ve erkeklerde de bulunan prolaktin hormonu seviyesi bebeğin doğumundan hemen önce artar. Vücudun strese karşı ürettiği kortisol hormonu seviyesi de doğumdan önce ve daha da fazla olarak doğum sancıları sırasında artar. Bu artan stres tepkisi babaların bebeklerine odaklanmalarına ve onlarla bağ kurmalarına yardımcı olabilir. Erkeklik hormonu olan testosteron seviyeleri bebeğin doğumundan hemen sonra düşer ki bu da odak noktasının rekabet değil, bebeği besleyip büyütme olduğunu gösterir.

    baba adaylarıGebeliğe bağlı hormonal düzen genelde erkeklerde de kadınlarınkine benzer şekilde seyreder. Ama kadınların hormonal düzeni doğuma kadar kalan gün sayısıyla yakından bağlantılıyken, erkeklerin hormonal değişimi, eşlerinin hormonal değişimiyle yakından ilintilidir. Bu da eşler arasındaki yakın bağın, erkeklerin yaşadığı fizyolojik değişiklikleri etkilediğini göstermektedir.

    Bazı erkekler ise partnerlerinin gebeliği sırasında kilo alma, bulantı, yorgunluk ve duygusal değişimler gibi duygudaşlık belirtileri (gebelik belirtileri) gösterirler. Eğer duygularınız ve fiziksel duyumlarınız eşinizinkileri yansıtıyorsa, bu sizi şaşırtmasın.

  • Gebelik Sırasında Röntgen Çektirmek Zararlı mıdır?

    Gebelik Sırasında Röntgen Çektirmek Zararlı mıdır?

    Gebelik sırasında röntgen çektirmek güvenli midir?

    Size şaşırtıcı gelebilir ama gebelikte röntgen çektirmek genel olarak güvenli kabul edilir. Birçok durumda röntgenin faydaları, taşıdığı risklerden ağır basar. Gebelikte karın ve mide röntgeni çektirirseniz, bebeğiniz radyasyona maruz kalır. Radyasyon bebeğinizin gelişmekte olan hücrelerinde değişikliklere neden olursa, doğum kusurları ve ileriki yaşamında lösemiye yakalanma riski artar.

    Bununla birlikte, genelde gebelikte röntgen çektirmenin bebeğinize zarar verme ihtimali çok düşüktür. Kollarınıza, bacaklarınıza, başınıza, dişlerinize ve göğsünüze uygulananlar gibi birçok röntgen incelemesi, üreme organlarınızı ya da bebeğinizi radyasyona maruz bırakmayacaktır.

    Kurşun kaplı bir önlük ya da yaka takmak dağılan radyasyonu engeller.

    gebelikte röntgen çektirmekRöntgen çektirmeniz gerekirse, doktorunuza gebe olduğunuzu ya da olma ihtimaliniz olduğunu bildirin. Doktorunuz röntgen yerine ultrason incelemesi yapmaya karar verebilir. Aynca, röntgen çektirmesi gerektiren bir çocuğunuz varsa ve gebeyseniz ya da olma ihtimaliniz varsa, çekim sırasında çocuğu siz tutmayın, başkasından bu işi yapmasını rica edin.

    Gebe olduğunuzu öğrenmeden önce röntgen çektirdiyseniz, paniğe kapılmayın. Riskin çok düşük olduğunu unutmayın. Sorun yaratacak kadar radyasyon almış olma ihtimaliniz çok zayıftır. Ancak, kanser gibi bir hastalıktan ötürü radyoterapi gördüyseniz, risk daha fazladır. Radyasyonla ilgili kaygılarınızı doktorunuzla paylaşın.

  • Laktoz İntoleransım Var Yeterince Kalsiyum Nasıl Alabilirim?

    Laktoz İntoleransım Var Yeterince Kalsiyum Nasıl Alabilirim?

    Laktoz İntoleransım Var Yeterince Kalsiyum Nasıl Alabilirim?

    Birçok kadının laktoz sindirme kapasitesi gebelik sırasında, özellikle de son aylarda, artar. Normalde laktoz intoleransı olan kadınlar gebeyken süt ve süt ürünlerini hiçbir rahatsızlık hissetmeden tüketirler.
    Tıp otoriteleri gebeler de dahil 19 yaş ve üstü kadınlann günde 1000 miligram, 19 yaş altı gebelerin ise 1300 mg kalsiyum almalarını öneriyor. En iyi kalsiyum kaynakları olan süt ve süt ürünlerini tüketmiyorsanız, bu miktardaki kalsiyum ihtiyacını karşılamanız bir hayli zor olabilir.

    Eğer laktoz intoleransınız varsa, ya da süt ve süt ürünlerini sevmiyorsanız, aşağıdaki önerileri dikkate alın;

    • kalsiyum hangi besinlerde varLaktoz intoleransı olan kişilerin çoğu, yemekle birlikte bir fincan sütü tolere edebiliyorlar. Bu miktar size rahatsızlık veriyorsa, günde iki kez yarım fincan için.
    • Süt, peynir ve yoğurt dahil laktoz içermeyen ya da laktozu azaltılmış ürünleri deneyin.
    • Peynir gibi fermente edilmiş ürünler ve yoğurt, sütten daha kolay tolere edilir. Yoğurttaki laktoz içindeki aktif bakteri kültürleri tarafından kısmen parçalanır.
    • Laktoz sindirimine yardımcı olan Lactaid ve Lactrase gibi laktaz enzim tabletleri almayı deneyin.
    • Kalsiyum takviye hapları alın.
    • Sardalye, somon, tofu, brokoli, ıspanak ve kalsiyum takviyeli meyve suları ve yiyecekler gibi kalsiyum açısından zengin diğer ürünleri tüketin.
  • Hamileyim Ayağım Kaydı ve Düştüm Doktora gitmeli miyim?

    Hamileyim Ayağım Kaydı ve Düştüm Doktora gitmeli miyim?

    Ayağım kaydı ve düştüm. Doktora gitmeli miyim?

    Gebelik sırasında düşmek paniğe neden olur ama unutmayalım ki bedeniniz büyümekte olan bebeğinizi korumak üzere tasarlanmıştır. Başınıza gelen bir kaza sizde ciddi bir hasar bırakacak kadar kötü değilse bebeğinize zarar veremez.
    Rahmin güçlü kaslardan oluşan duvarı bebeğinizi güvenle muhafaza edecek kadar kalındır. Amniyotik sıvı da âdeta bir yastık işlevi görür. Ayrıca, gebeliğin ilk haftalarında rahim leğen kemiğinin arkasına saklanır ki bu da bebeğinizin daha da korunaklı olduğu anlamına gelir. Oldu da düşerseniz, bebeğinize bir zarar gelmediğinden emin olabilirsiniz.

    Yaklaşık 24 haftadan sonra karın boşluğuna gelen bir darbe komplikasyona neden olabilir ve değerlendirmeye alınmalıdır. Bir düşmeden sonra bebeğinizin sağlığıyla ilgili kaygılarınız olursa, rahatlamak için doktorunuza başvurun.

    gebelikte düşmeAşağıdakiler olduğu takdirde derhal bir sağlık kuruluşuna başvurun:

    • Düşme sonucu ağrı ve kanama olursa ya da doğrudan karnınıza darbe alırsanız,
    • Vajinal kanama ya da amniyotik sıvı sızması varsa,
    • Karnınızda, rahminizde ya da leğen kemiğinizde şiddetli ağrı ya da hassasiyet varsa,
    • Rahim kasılmaları oluyorsa,
    • Ceninin hareketlerinde azalma hissederseniz.
    • Genelde bebeğinizde bir sorun çıkmaz ama doktorunuz her şeyin yolunda gittiğini garantiye almak için bir takım tahliller isteyebilir.