Kadınlar Sitesi, Gebelik, hamilelik, doğum

Yazar: admin

  • Çil Tedavisi Nasıl Yapılır?

    Çil Tedavisi Nasıl Yapılır?

    Cildinizde bulunan çiller, kış mevsiminde renkleri açılıp, genişlikleri küçülüp daha az görülür hal alırken, yaz mevsimi geldiğinde güneşin etkisiyle renkleri koyulaşıp, ebatları büyüyüp daha belirgin hale gelirler. Çilleri özellikle yüz bölgesi, dekolte bölgesi ve sırt bölgesinde yer alır.

    Çil tedavisi için uygulanabilecek bazı yöntemler, doğru şekilde yapılırsa başarılı sonuçlar verebiliyor. Çilli yok etmek için uzmanlar kimyasal pelling yöntemi ile çilleri yok etme ve lazer tedavisi ile çilleri yok etmeyi tavsiye ediyorlar.

    Çillerin yok olmasında kullanılan kimyasal peeling yöntemi, uzun bir süreç olup sabır isteyen bir tedavi yöntemidir. Kimyasal peelingler ile çil tedavisinde görülen sonuç genelde çillerin renginin açılarak, ebatları küçültülerek daha az görülür hale getirmek oluyor. Kimyasal peeling yöntemi ile çillerinizin durumunda göre 5 ila 10 seans ardından, çillerinize veda edebilirsiniz.

    Kimyasal peeling yöntemi ile çil tedavisinden istediğiniz sonucu alamazsanız diğer bir çiil tedavi yöntemi olan lazer ile çil tedavi yöntemini deneyebilirsiniz. Lazer ile çil tedavisi yönteminde çillerinizin rengi daha kısa sürede açılıyor ve çillerinizin ebatları daha kıza zamanda küçültülerek zamanla yok ediliyor. Lazer ile çilleri yok etmek tedavisinde başarılı sonuca ulaşma süreniz çillerinizin çokluğu, derinliği, renginin koyuluğu gibi etmenler son derece önemli.

    Çilleri geçirmek için şayet kimyasal peelingler veya lazer tedavisi uygulama şansınız yoksa evde kendiniz de çil yok edici kürler yapabilirsiniz.

    Bir çay bardağı suyu bir cezvenin içine koyun ve içine bir yemek kaşığı keten tohumu ilave edip kaynamasını bekleyin. Kaynamaya başladıktan 5 dakika sonra ocaktan alın ve 10 dakika bekletin. Ardından bu karışımı çillerin üzerine sürüp 20 dakika bekleyip, ılık su ile yıkayın.

    Mutfak robotunun içine bir tutam maydanozu sapları ile birlikte atın. Üzerine yarım çay kaşığı tuz serpin ve yarım limonun suyunu sıkın. Ardından 2 çay kaşığı bal ile 2 yemek kaşığı sütü ilave edip mutfak robotunu çalıştırıp püre halini getirin. Elde ettiğiniz bu maskeyi çillerin üzerine sürüp 20 dakika beleyin ve ılık su ile yıkayın.

  • Acıbadem Kurabiyesi Tarifi

    Acıbadem Kurabiyesi Tarifi

    Malzemeler:
    *250 Gr. badem içi
    *10 Tane acı badem veya esansı
    *250 Gr. un şeker
    *4 Tane taze yumurta akı
    *1 Adet ambalaj kâğıdı

    acıbadem-kurabiyesi

     

    Hazırlanması
    Bademi 1 gün önceden soyarak iyice kurutunuz. Sonra badem makinesinden çekerek porselen bir kâseye veya tencereye alınız. İçine şeker ve yumurta aklarını koyup ağaç bir spatülle uzunca bir müddet (25-30 akika) karıştırınız. (Kıvamı, yayılmayacak bir koyulukta olmalıdır. Fazla katı olursa, gevşetmek için hafif ateşte biraz ısıtınız.)
    Karışımı, tepsiye yayılmış kâğıt üzerine bir kaşıkla 1,5 ceviz büyüklüğünde parmak ara ile muntazam olarak koyunuz. Çok hafif sıcaklıktaki fırında ve kapağını sık sık açmadan, (kabarmasına engel olmamak için) koyu pembe renkte ve kuruyuncaya kadar pişiriniz.
    Not : İsterseniz badem yerine fındık içi kullanabileceğiniz gibi, hazırladığınız karışıma 1-2 çorba kaşığı ufalanmış bayat ekmek içi de ilâve edebilirsiniz.

  • Çocuğum Yemek Yemiyor

    Çocuğum Yemek Yemiyor

    Hemen hemen hepimiz çocukluğumuzda “hiçbir şey yemediğimizden” şikâyet eden, bu yüzden, iştah açıcı, metabolizma yapılandırıcı, destekleyici ilaç, vitamin vs. reçeteleri yazdırmak için bizi doktora götüren anne babalara sahip olmuşuzdur ve çoğumuz da, bugün, forma girmek için diyet yapması gereken birer yetişkin olduk.

    Maalesef neticede birçoklarımız arzu edilen kilonun çok üstüne çıktı. Böyle olmakla beraber hâlâ ebeveynler için “ufak tefek” kalma riski altındaydık. Bu “gıda paniği” ebeveynler için hep sabit bir endişe konusu olarak kalmayı sürdürdüğü gibi, refah içindeki toplumlarda, çocuğun beslenme ihtiyaçlarının bu yanlış algılanışı öyle şiddetli bir hal aldı ki, artık bu durumu düzeltmek şart oldu.

    Her ne kadar doktor muayenesinde yetersiz beslendiği için düşük kilolu olan ya da boyu fazla uzamayan çocuklarla kronik hastalık ya da aşırı yoksulluk durumları haricinde, pek ender karşılaşılsa da hastanelerde en yaygın rastlanan şikâyet çocuğun yemek yemiyor” oluşudur. Demek ki; çoğunlukla, kendi enerji gereksinimlerine kıyasla yeterli, ancak anne babalarının uygun gördüğü miktarda ve istediği şeyleri yemeyen çocuklarla karşı karşıyayız.

    Birde, belli dönemlerde gerçekten beslenme miktarlarını düşüren çocuklar vardır. Bu durum çeşitli sebeplerden ileri geliyor olabilir; süregelen bir rahatsızlık, hastalığın iyileşme dönemi, ailevi sorunlar, kardeşler arası kıskançlıklar, okulda sorunlar vs. Genellikle müdahale gerektirmeyen geçiş dönemleri söz konusudur ve bu yüzden çocuğun iştahını uyarıcı ilaçlarla açmaya çalışmak, hatta çocuğa metabolik destekleyiciler yüklemek anlamsızdır. Bu tarz durumlarda, iştahsızlığa yol açan sebeplerle ilgilenmek daha doğru (ve tabi daha verimli) olur. Yetişkinin değerlendirmelerini yaparken kendini yatıştırmasını sağlayabilecek bazı bilgiler ve kabuller vardır:

    • Enerji yani protein, lipid ve sıvı alma ihtiyacı 1 yaşından itibaren yavaş yavaş azalır;
    • Gerekli beslenme miktarı kişiden kişiye değişkenlik gösterebileceği gibi, çocukta da tamamen normal, dönemsel beslenme değişimleri gözlemlemek mümkündür.
    • Çocuğun az yediği yargısına varabilmek için kesin bir takım tanımlar mevcut değildir. Gıda alımıyla ilgili verilerdense yetişkinin çocuğun gerçek ihtiyaçlarıyla ilgili izlenimi söz konusudur. Bunlar da genellikle ağırlık ve boydaki artışla pozitif ilişkili olan verilerle çatışma içindedirler.

    Bir yaşına kadar fazla beslenmiş olan çocuk (nadir olmayan bir durumdur), bunun sonucu olarak iki yaşında daha az yeme eğilimi içine girer. Heyecanlı ve kaygılı geçiş dönemleri geçici olarak yemeği reddetme biçimine dönüşme eğilimindedir. Sütten kesme sürecinde bebekler üzerinde yapılan çalışmalar açıkça gösteriyor ki, çeşitli gıdalarla karşılaşan çocuk, birkaç gün içinde kendi damak zevkine göre, neticede yine de dengeli ve ihtiyaçlarına uygun bir beslenme biçimi seçiyor. Bu, bebeğin doğal olarak kendi metabolizmasını düzenleyebilme kapasitesine güvenmesinin önemini vurgulamak açısından bir diğer doğrulayıcı göstergedir.

  • Emzirme Pozisyonları – Nasıl Emzirmeli?

    Emzirme Pozisyonları – Nasıl Emzirmeli?

    Emzirme için tek bir ideal pozisyon yoktur yani anne aynı zamanda farklı seferlerde pozisyon değiştirerek o anda en rahat pozisyonu kullanmalıdır. En yaygın pozisyon annenin otururken çocuğu kollarının arasına aldığı pozisyondur. Sırtı dayamanın sırt kaslarını dinlendirme avantajı vardır. Bu kasların kasılması zamanla ağrılara yol açabilir. Ayakların altına konulan bir tabure karın kaslarının serbest kalması olanağını verir. Doğumdan sonraki günlerde ve gece emzirmelerinde, genel olarak anneler çocuğu yatakta yatarken yanlarına koyarak emzirmeyi tercih ederler.

    Emzirme sırasında pozisyon değiştirmek veya her emzirmede farklı pozisyon kullanmak, areolanın farklı bölümlerinde uygulanan emme basıncını değiştirerek diğer bölümlerin dinlenmesini sağlar. Seçilen herhangi bir pozisyonda önemli olan (çocuğun göğüsle temasının iyi sağlanabilmesi için) çocuğun göğse götürülmesidir.

    Tam tersi doğru değildir; göğsü çocuğa doğru eğmek veya hareket ettirmek değil de kol hareketiyle çocuğu destekleyecek şekilde göğse doğru götürmek gerekir. Yani çocuğun alt dudağı meme ucunun altına gelecek şekilde ve böylelikle çenesi göğse değerek, kafası göğse dönük olacak şekilde pozisyon alınmalıdır. Anne ile çocuğun bedeni iyi bir şekilde desteklenmiş halde birbirine temas ediyor olmalıdır ve vücut hizası, kulak ve omuz aynı seviyede tutularak iyice desteklenmelidir.

  • Tulumba Tatlısı Tarifi – Oktay Usta

    Tulumba Tatlısı Tarifi – Oktay Usta

    Tulumba Tatlısı Ölçüleri:
    Su: 400 g
    Un: 250 g
    Tereyağı veya margarin 100 g
    İrmik (incesi) 50 g
    Buğday nişastası veya pirinç unu: 50 g
    Tuz: 1/2 çay kaşığı
    Şeker : 2 çay kaşığı
    Yumurta: 5 adet
    Kızartma yağı Şurup için:
    Şeker: 750 g
    Su: 600g
    Limon suyu:1 yemek kaşığı

    Yapılışı:
    1. Önce şurup hazırlanır. Şeker su ile ocağa konur kaynayınca ve tamamen eriyince içine limon suyu ilâve edilir. Kıvamına bakılır. Ocaktan alınıp soğutulur.
    2. Su, tereyağı veya margarin, tuz, şeker uygun bir tencerede ocağa konur. Kaynaymca, elenmiş un, irmik ve pirinç unu hep birden içine atılır ve tahta ıspatula ile hızla karıştırılarak hamur hâline getirilir 6-7 dakika kadar devamlı karıştırılarak pişirilir.
    3. Ateşten alınır, el dayanacak kadar soğuyunca yumurtalar birer birer kırılıp el yardımı ile hızla yoğrulur. Hazırlanan şuruptan bir yemek kaşığı ilâve edilip tekrar yoğrulur. Soğutulur.
    4. Kızartma yağı çapı genişçe bir tava veya uygun bir kaba 3-4 parmak derinliğinde konur.
    Hazırlanan hamur tulumba tatlısı kalıbına veya ona benzer çok tırtıllı duy takılmış krema torbasına doldurulur. 3-5 cm (arzuya göre) uzunluğunda sıkılıp yağlanmış bıçakla kesilerek soğuk yağın içine fazla üst üste olmayacak, seyrek kalacak şekilde sıkılır.
    5. Önce orta ısıda, tava hafif sarsılarak, hamurlar üste çıkınca ve tabanında ısı çok az azaltılarak ve devamlı zarar vermeyecek şekilde karıştırılarak istenilen koyuluğa gelinceye kadar kızartılır.
    6. Önce bir kaba, oradan da hemen soğuk şuruba çıkarılır. 5-6 dakika şurupta bekler. Şurubunu çekince servis tabağına alınır.
    Not:
    1. Yağı tekrar kullanmak, tatlıya devam etmek gerekirse, yağın mutlaka soğutulması gerekir. Sıcak yağa sıkılırsa, dışı hemen pişer, kabarmaz içi hamur kalır.
    2. irmik ve nişasta hamura sertlik kazandırmak için kullanılır. Hanım göbeği tatlısına göre daha sert bir tatlıdır.

  • Meme Büyütme Ameliyatı Yaptırmadan Okuyun

    Meme Büyütme Ameliyatı Yaptırmadan Okuyun

    Meme büyütme için mutlaka silikon protez kullanılması zorunlu mudur?

    Op. Dr. Aylin Kurt Karanlık : Silikon protezle meme büyütme uzun vadede kalıcı, ucuz ve diğer seçeneklere göre sorunsuz bir yöntemdir. Bunun dışında dolgu, yağ enjeksiyonu, kök hücre tedavisi, bel yanındaki yağ kitlesinin mikrocerrahi yöntemle taşınması gibi seçenekler vardır. Aslında plastik cerrahide ilk seçenek her zaman kişinin kendi vücudundan alınan dokuların kullanılmasıdır. Dolgu geçici ve pahalı bir yöntem olduğundan, yağ enjeksiyonu birinci yılın sonunda %30’unun kalması ve meme bezinin içine yaygın olarak verildiği için özellikle radyolojik tetkiklerde karışıklık yaratması açısından, kök hücre tedavisi henüz ülkemizde yerini bulamadığından ve mikrocerrahi ameliyat uzun süreli, pahalı ve doku beslenmeme riski olduğundan şu anda meme büyütme için en etkili seçenek protezdir. Sonuçta vücudumuza yabancı bir madde giriyor.

    Zararlı değil midir?

    Op. Dr. Aylin Kurt Karanlık : Silikon çok uzun yıllardır plastik cerrahlar tarafından vücudun çeşitli bölgelerinde kullanılmaktadır, vücutla uyumu iyi bir maddedir. Silikonun kanser yaptığı, vücutta birikme ve zehirleme yaptığı yolunda bilimsel bulgular yok. Yalnız sıvı silikon hariç. Sıvı silikon uygulaması vücutta ciddi reaksiyonlara yol açtığı için uzun yıllardır kullanılmamaktadır.

    Araştırdığımızda pek çok silikon çeşidi var hangisi bize uygun nasıl anlayacağız?

    Op. Dr. Aylin Kurt Karanlık : Evet son birkaç yıldır protez çeşitliliği artmış durumda. Her doktorun en fazla alışık olduğu protez tipi değişiktir. Mesela yüzey olarak düz ve pütürlü, içerik olarak serum ve kohesiv jel dolgulu, şekil olarak da anatomik(damla) ve yuvarlak protez tipleri vardır. Ben pütürlü yüzey ve kohesiv jel dolgu protezleri tercih ederken, bir başka doktor arkadaşım tam tersini tercih ediyor olabilir. Doktoru kişinin beklentisine (dekolte, doğal??), meme yapısına göre tercihini hastayla paylaşacaktır.

    Kişiye hangi boyutta protez kullanacağınızı nasıl seçiyorsunuz?  Yada ben şu boyutta protez istiyorum diyen hastalarınız var mı?

    Op. Dr. Aylin Kurt Karanlık : Kişinin boyu, kilosu, göğüs çapı bizim için önemli kriterlerdir. Zaten hastayı ilk gördüğümüzde ne boyutta bir protez koyacağımızı deneyimlerimizle biliyoruz. Hastanın ölçülerini aldığımızda büyük oranda emin oluyoruz. Buna rağmen ameliyathaneye birkaç değişik boy protez getirtip deneyerek uygulama yapıyoruz. Hastalardan ben şu cup meme, şu kadar cc protez istiyorum diye gelenler oluyor tabii ki. Hastanın isteği uygulanabilir düzeyde ve vücut ölçülerine uygunsa neden olmasın?

    İz nerede oluyor?

    Op. Dr. Aylin Kurt Karanlık : İz meme başı, meme katlantı çizgisi ve koltuk altında olabilir. Koltuk altı uygulaması serum dolgu protezler için uygundur. Jel dolgu protezi koltuk altından koymak için izin çok uzatılması gerekmektedir. Meme ucu kesi için de meme ucunun uygun büyüklükte olması gerekir. Meme katlantı bölgesindeki izi görünür azlığı bakımından daha fazla öneriyorum. Ayrıca meme dikleştirme gerekiyorsa izler farklı olacaktır.

    Kadınlar genelde nasıl bir meme hayal ediyorlar?

    Op. Dr. Aylin Kurt Karanlık : Gelen hastaların istedikleri ve istemedikleri genelde örtüşüyor. Büyük bir çoğunluk dik duran doğal, yani karşıdan bakıldığında ben protezim diye bağırmayan, arasında açıklık olmayan, üst sınırı belli olmayan ve yarım top yapıştırılmış gibi durmayan meme hayal ediyorlar. Nadiren protez konduğu belli olsun, yaptırmışken büyük olsun diyen de çıkıyor. En büyük korku memenin çok büyük olması. Ancak ülkemizde çok büyük protezler zaten kullanılmıyor.

    Protezi nereye yerleştiriyorsunuz? Kas altı, kas üstü nasıl seçiyorsunuz?

    Op. Dr. Aylin Kurt Karanlık : Meme protezi 3 bölgeye yerleştirilebilir. Kas altı, kas üstü ve dual plan. Kas zarı altı diye başka bir yöntem var ki bence teknik olarak uygulanabilirliği mümkün değil. Hastada yeterli meme dokusu mevcutsa kas üstü yapılabilir, yoksa kas altı. Dual plan son yıllarda çıkmış, protezin yarı kas altı ve yarı kas üstü konduğu bir yöntemdir. Bu yöntem kas altı ve kas üstü yöntemlerinin avantajlarını birleştirdiği için çok doğal meme elde etme imkanı verir.

    Peki protezler sert mi yumuşak mıdır?

    Op. Dr. Aylin Kurt Karanlık : Protez memeyi taklit ettiğinden meme yumuşaklığındadır. Ayrıca yumuşaklıkları protez tipine göre değişir yuvarlak protez kohesiv I jel içerir, anatomik olan kohesiv III. Yuvarlak protez, anatomik (damla) olana göre daha yumuşaktır, çünkü anatomik protez şeklini korumak zorundadır. Son dönemlerde çevresi yumuşak orta kısmı daha sert olan dual kohesiv dediğimiz protezler de kullanılmaktadır.

    Ameliyat sonrası başımıza gelebilecek en kötü şey nedir?

    Op. Dr. Aylin Kurt Karanlık : Ameliyat genelde problemsiz sonuçlanır. Ancak ameliyat sonrası erken dönemde nadir olarak ameliyat bölgesinde kan birikmesi (hematom), geç dönemde silikon etrafında bağ dokusunun aşırı artıp protezi sabitlemesi ve sıkıştırması gözlenebilir.

    Op. Dr. Aylin Karanlık
    www.esplace.net
    0212 351 7033

  • Anne Karnında Bebeğin Hafta Hafta Gelişimi

    Anne Karnında Bebeğin Hafta Hafta Gelişimi

    4. HAFTA: Boy: 4-6 mm.
    1. ayın sonunda embriyonun kalbi (ilk atışlar kendini gösterir), karaciğeri, böbrekleri, beyni, gözleri oluşmaya başlar. Embriyo içe doğru eğrilmiş pozisyondadır; rahim içindeki bütün yaşamı boyunca bu şekilde durur. İlkel kollan çıkıntı şeklinde belirmiştir. Baş bölgesi kuyruk bölgesinden daha gelişmiştir. En baştan beri gelişim baştan kuyruğa doğru devam eder, ilk önce organizmanın üst tarafı tamamlanır. Sırt bölgesinde ilk omurlar seçilebilir.

    5. HAFTA: Boy: 8-12 mm.
    Boy iki katma çıkar. Kollar taslak halinde belirmiştir; ilk olarak kollar farklılaşır. Yüz hatları belli olmaz, fakat kafanın karma doğru eğildiği görülebilir. Ensefalon (beyin, beyincik vs) üç kabarcıktan oluşmuştur. Gözlerin taslağı ve 16. haftaya doğru kaybolacak olan bir kuyruk ortaya çıkar. Embriyonun boyu günde 1 mm.’lik bir hızla artar. Göbek kordonu tamamen oluşmuştur.

    6. HAFTA: Boy: 15-20 mm., ağırlık: 1 gr.
    Kalp çok hızlı çarpar. Ensefalon şimdi beş kabarcıktan oluşmaktadır. Dış ve iç kulak gelişmeye başlamıştır. Burun şekillenir. Ellerde parmaklann ilk taslağı görülür. Kalbin içinde kanncıklar arası bölmenin oluşumu başlar. Bu oluşum daha sonra dört odacığm (2 kulakçık, 2 kanncık) meydana gelmesini sağlayacaktır. Saydam olan karında karaciğer koyu bir kabarcık gibi görünür. Hemopoetik fonksiyonu (kan yapma) üretimi şimdiden başlamıştır.

    7. HAFTA: 3 cm., ağırlık: 2.5-3 gr.
    Yüzde gözleri, burnu, dudakları ve dili fark etmek mümkündür. Kollar ve bacaklar oldukça belirgindir. El ve ayak parmakları taslaklarının arasındaki yarıkları görmek mümkündür. Beyin yarım küreleri yapılanmaktadır. İlk kaslar ve kemiklerin kıkırdaktan modelleri ortaya çıkar.

    8. HAFTA: Boy: 4 cm., ağırlık: 4-5 gr.
    Çeşitli organların ve sistemlerin oluşumu tamamlanmaktadır. Kas yapısı ilk hareketleri doğurur. Dokunma duyusu vardır. Derinin aldığı uyanlar refleks hareketleri oluşturur. 8. haftanın sonunda embriyonun bütün temel yapılanması tamamlanmış gibi görünmektedir. Büyüme ve detayların gelişmesi safhası başlar. Bazılarına göre fetüs devresi başlamıştır, bazılarına göre ise yapılanma evresi 12. haftaya kadar sürer. Bebek şimdi günde 1 mm.’lik hızla büyümektedir.

    12. HAFTA: Boy: 8 cm. ağırlık: 40 gr.
    Cinsiyete göre cinsel organlar gelişir. Gözkapakları kapanır, 7. aya kadar kapalı kalırlar. Kollar ve bacaklar gebelik boyunca duracakları pozisyonu alır; dirsekler geriye, dizler ileriye doğrudur. Geçici dişlerin oluşumu tamamlanır. Kalıcı dişler taslak olarak belirir. Fetüs yerinde serbestçe hareket edebilir; bunda göbek kordonunun boyunun uzamasının da payı vardır. Annenin rahmi büyümüştür ve karnına dokunulunca rahim hissedilebilir.

    16. HAFTA: Boy: 14-16 cm., ağırlık: 200 gr.
    Sinirlerin miyelin kaplandığı miyelinizasyon süreci başlar. Miyelin izole edici bir maddedir. Bu süreç doğumdan sonra da birkaç yıl devam eder. Bağırsaklarda çocuğun doğumdan sonra dışarı atacağı ilk dışkı üretilir. Kız bebekte rahim ve vaj inanın oluşumu tamamlanır. Erkek bebekte testislerin karından, kalıcı yerleri olan testis torbasına göçü başlar. Kalp dakika 120-160 kere atar. Ellerde tırnaklar ve parmak izleri oluşur. Fetüsün hareketleri belirginleşir. Ayrıca ilk defa yutma eyleminde bulunur.

    20. HAFTA: Boy: 20-25 cm., ağırlık: 500 gr.
    Fetüs ince tüylerle kaplanır. Kaşlar ve saçlar çıkar. Solunum sistemi gelişmektedir. Fetüsün hareketleri annenin hareketleri ile ilişkilidir, özellikle anne dinlenirken fetüs hareket eder. Çünkü annenin dinlenmesi sırasında daha az basınçla karşılaşır. Fetüs başparmağını ağzına götürüp emme hareketleri yapabilir. Çoğu zaman kulak annenin karnına dayandırıldığında fetüsün kalp atışım duymak mümkündür.

    28. HAFTA: Boy: 30-35 cm., ağırlık: 1300-1400 gr.
    Beyinde ilk yarıklar ve kıvrımlar oluşur. Retinanın tabakaları oluştuğunda gözkapakları açılır. Fetüs gözlerini açmıştır. Erkek bebekte testisler gelişmeye devam etmektedir. Kasık kanalında bulunan deri kazeöz bir salgı ile kaplıdır (glandula sebase’nin/ yağ salgılayan bir bezin ürettiği salgı). Akciğer alveollerin şişik kalmasını ve bebeğin kendi başına nefes alabilmesini sağlayan tensioaktif faktör üretimine başlar. 180 gün sonunda fetüs canlı kabul edilir. Başka bir deyişle gebelik bu süreden önce sona ererse düşük olduğu söylenirken, bu süreden sonra erken doğumdan söz edilir. Ve uygulanabilen bakım ve terapiye göre yaşam şansına sahiptir. www.kadinlarsitesi.com

    36. HAFTA: Boy: 40-45 cm., ağırlık: 2200-2900 gr
    Fetüsün artık ışık ve ses uyaranlarını algılayabilmesi olasıdır. Doğumdan önce fetüsün dokunma, görme, işitme gibi duyusal uyaranları algıladığı söylenebilir. Bu algı ilk öğrenme deneyimleri için temel oluşturur. Fetüsün gelişimi doğrusal ve devamlıdır fakat ritmi sabit değildir. 24 ve 36. haftalar arasında çok yoğun olup sonra göreceli olarak yavaşlar. Deri artık kırışık değil düz ve pembemsidir. Tüylerin çoğu yok olmuştur. Akciğerlerdeki alveoller henüz tamamlanmamıştır ama bol miktardaki tensioaktif faktör, erken doğum durumundaki solunum aktivitesinin normal zamandaki doğuma yakın seviyede gerçekleşmesini
    mümkün kılar. Annenin rahmi en gelişmiş durumundadır ve amniyotik sıvı azalmaktadır. Doğacak bebeğin yeri daralmaktadır.

    38. HAFTA: Boy: 48-52 cm., ağırlık: 2800-4000 gr.
    Rahim içindeki yaşam sonlanmak üzeredir. Hamileliğin ortalama süresi 280 gündür. Yani son menstruasyondan itibaren 40 haftadır. 38 ve 42. haftalar arasında gerçekleşen doğum normal süresini tamamlamış sayılır. Tek bir hücreden yola çıkarak yaklaşık 200 milyon hücreli bir canlıya ulaşılmıştır. Ağırlığı ise başlangıçtakinin 1 milyar katıdır. Hamileliğin son döneminde bebeklerin yüzde 95’i rahimde baş aşağı pozisyonda durur. İlk dışarı çıkacak olan vücudun bu bölümüdür.

  • Anne Karnında Bebeğin Farklılaşma Dönemi

    Anne Karnında Bebeğin Farklılaşma Dönemi

    Blastosist denilen hücre öbeğinin içinde, bir uçta bulunan hücre grubu (embriyoblast) aşamalı olarak 3 hücresel tabakaya dönüşmeye başlar. Bunlar sırayla ektoderm, mezoderm, endoderm adlarını alır. Yeni canlının bütün organları, dokuları ve sistemleri bu üç ilkel yapıdan türer.

    Ektoderm, sinir sistemine ve deri tabakasına (epiderm/üstderi, dermiş, vs) dönüşür. Endoderm, sindirim sistemi ve ilgili organlara (karaciğer, pankreas vs.) ve ayrıca solunum sistemine dönüşür. Başlangıçta embriyonun hücreleri bölünerek başka hücreleri meydana getirir. Bunlar ilk hücrelerin iki katı sayıdadır ve birbirleriyle aynıdır. Bu hücrelerin her birinin çekirdeğinde yeni bir canlının oluşması için gerekli bilgi taşınır; ilk hücrenin oluşmasını sağlayan çekirdekle aynı bilgidir (totipotent hücreler). Bir süre sonra bölünme sürerken hücrelerin farklılaşması da başlar. Hücreler belli görevlere göre şekillenir yani özelleşirler. Daha sonra hücreler yeni kazandıkları görevi kendilerinden türeyen hücrelere aktararak çoğalırlar.

    İnsan hücre çekirdeğinde (DNA sarmalında, yani kromozomları oluşturan deoksiribonükleik asit yapı dahilinde) en az 100 bin farklı protein üretebilecek bilgi bulunur. Hücreler özelleştikçe bu genetik potansiyel büyük ölçüde baskılanır. Başlangıçta totipotent olan bir hücre bir görev için özelleştiğinde diğer yeteneklerini kaybeder. Bu özelleşmenin başlangıç evresini hazırlayan ve düzenleyen bölgenin embriyonun sırt tarafında bulunan birincil organizasyon merkezi olduğu düşünülüyor.

    Bu merkez vücudun sistemlerini oluşturacak primitif çizgilerini ve organların tüp biçi-mindeki ilk taslaklarını (sırt kordonu, nöral/sinirsel tüp, bağırsak borusu vs.) belirler. Daha sonra bu merkez bir zincirleme reak-siyon başlatır ve bu bölgelerde belli yapılar oluşur. Bu yapılar (ikincil organizatör) meydana gelirken çevresindeki bölgeyi etkiler. Yani embriyonun gelişiminde, bütün genetik talimatların uygulanmasını sağlamak için zincirleme biçimde işleyen organizatörlere tanık oluruz.

    Büyük olasılıkla organizatörün harekete geçme sebebi, organize edilecek bir dokunun var olmasıdır. Daha sonra retroaktif (geriye etkiyen) bir devre meydana gelmiş olan indüklemeyi bir şekilde kaydeder ve bunun sonucunda da organizatörün işlemesini durdurur. Organizatör dokular ya yayılabilir maddeler aracılığıyla (örneğin cinsiyet organlarının organizatörleri büyük oranda steroid hormonlardır), ya hücreler arası maddeler aracılığıyla, ya da hücrelerin doğrudan temas etmesiyle çalışırlar.

  • Evde Cilt Maskenizi Kendiniz Yapın

    Evde Cilt Maskenizi Kendiniz Yapın

    Cilt bakımınız için, kullanmanız gereken birçok faydalı cilt bakım ürünlerini kozmetik ürünler satan noktalardan satın alabilirsiniz. Cilt tipinize uygun cilt bakım maskeleri ile daha sağlıklı, daha parlak, daha canlı bir cilde kavuşabilirsiniz. Cilt tipinize uygun cilt maskelerini düzenli kullandığınızda sivilce, akne, güneş lekesi, cilt kırışıklıkları gibi sorunları yok edebilirsiniz. Lakin kozmetik sanayinin ürettiği cilt bakım ürünleri fiyatları size çok yüksek geliyorsa veya alabilme, bulabilme imkânınız yoksa evde kendinizde çok faydalı cilt bakım maskeleri yapabilirsiniz. Evdeki bazı malzemeleri kullanarak yapacağınız cilt bakım maskeleri, birçok cilt sorununu düzenli kullanım sonucunda yok etmeye yetecektir.

    Salatalık maskesi:
    Salatalık maskesi ile cildinizin daha canlı ve daha sağlıklı görünmesini sağlayabilirsiniz. Salatalık maskesi hazırlamak için, bir kâsenin içine kabuklarını soyduğunuz yarım salatalığı püre haline gelecek şekilde mutfak robotundan çekip koyun. Üzerine bir yemek kaşığı pirinç unu, bir çay kaşığı elma sirkesi koyun ve karıştırın. Bu cilt maskesini yüzünüze ve boynunuza sürüp, yarım saat bekleyin ve ılık su ile yıkayın. Haftada bir kez yapmanızın yeterli olacağı bu salatalık maskesinin kısa sürede faydasını göreceksiniz.

    Bal maskesi:
    Bal maskesi ile yüzünüzde kırışıklıkları yok edebilirsiniz. Bir kâsenin içine bir yemek kaşığı yulaf unu, bir tatlı kaşığı bal, bir tatlı kaşığı limon suyu koyun ve karıştırın. Elde ettiğiniz ballı karışımı yüzünüze ve boynunuza sürüp 20 dakika bekleyin ve ılık su ile yıkayın. Bu karışımın içine dilerseniz bir çay kaşığı zeytin yağ koyarak cildinizin nemlenmesine de katkıda bulunabilirsiniz. Ancak zeytinyağının kıl köklerini beslediğini düşünürsek, yüzünüze bu ballı maskeyi uyguladığınızda zeytinyağının yüzünüzdeki görünmeyen ince tüycüklerin köklerini kuvvetlendirme riski olacaktır. Bu sebeple zeytinyağını ya çok az ya da hiç koymayabilir, maske sonrası yağ oranı düşük bir nemlendirici krem sürebilirsiniz.

    Yumurta maskesi:
    Yumurta maskesi ile cilt lekelerinin, güneşin zararlı ışınlarına maruz kalmakla oluşan güneş lekelerinin, sivilce ve aknelerin yok olmasını sağlayabilirsiniz. Bir kâsenin içine 2 adet yumurtanın sadece akını kırın. Üzerine maske koyuluğunu alacak şekilde pirinç unu dökün ve karıştırın. Ardından bu yumurtalı maskeyi yüzünüze ve dilerseniz ellerinizin üzerine sürerek, kuruyana kadar tutun. Kuruyan yumurtalı maskeyi ılık su ile yıkayıp, yüzünüze ve ellerinize gül suyu sürerek bırakın.

    Yoğurt maskesi
    Yoğurt maskesi özellikle karma cilt tipine sahip kişilerde çok başarılı sonuçlar vermektedir. Bir kâsenin içine bir yemek kaşığı yulaf unu, 1 yemek kaşığı yoğurt, bir çay kaşığı zeytin yağ dökün ve karıştırıp bu yoğurtlu maskeyi, yüzünüze, boynunuza, dekoltenize sürüp kurumasınız bekleyin. Maske kuruduktan sonra ılık su ile yıkayarak çıkarın. Yoğurtlu maske özellikle güneş lekelerini geçirmek için çok etkili bir cilt maskesidir. www.kadinlarsitesi.com

    Havuç maskesi
    Havucun suyundan yapacağınız cilt maskesi, gün içinde yorulmuş olan cildinizi tekrar canlandırmak ve daha sağlıklı görünmesini sağlamak için çok etkilidir. Bir kâsenin içine mutfak robotundan geçirerek suyunu çıkardığınız bir havucun suyunu, bir yemek kaşığı limon suyunu ve bir çay kaşığı susam yağını, bir yemek kaşığı yulaf ununu koyup karıştırın. Ardından bu maskeyi yüzünüze sürün ve yarım saat bekleyip yıkayın. Cildinizdeki bütün yorgunluk izlerinin yok olduğunu göreceksiniz.

  • Domatesli Pirinç Pilavı Tarifi Yapılışı

    Domatesli Pirinç Pilavı Tarifi Yapılışı

    Domatesli Pilâv Ölçüler: (6-7 porsiyon için)
    -Pirinç: 500 g
    -Domates, orta boy: 3-4 adet (kabukları soyulmuş, fındık büyüklüğünde doğranmış (concasse)
    -Tereyağı 125 g
    -Tuz 1/2 yemek kaşığı
    -Karabiber 1/2 çay kaşığı

    Domatesli Pirinç Pilavı Tarifi Yapılışı

     

    Yapılışı:
    1. Domatesler tencereye konur. Ezilinceye kadar kaynatılır. Tuz, karabiber konur. 2.5 su bardağı (1/2 litre) su ilâve edilerek kaynatılıp ocaktan alınır.
    2. Uygun tencerede yağ eritilir. 15 dakika tuzlu ılık suda ıslatılmış pirinçler yıkanır, süzülür ve ilâve edilir. Tane tane oluncaya kadar kavrulur.
    3. Hazırlanan ölçülü domatesli su ilâve edilir. Kaymasından itibaren 5 dakika harlı, 5 dakika orta ve 5 dakika hafif ateşte pişirilip 15-20 dakika dinlendirilerek servis yapılır.
    Not:
    a. Domates yerine kaliteli 1-1.5 yemek kaşığı domates salçası kullanılabilir.
    b. Su yerine et suyu kullanılabilir.
    c. Pilâv, hazırlanan domatesli suya, salma usulünde de pişirilebilir.

  • Neden Emzirmek Gereklidir?

    Neden Emzirmek Gereklidir?

    Gün geçmiyor ki, emzirmenin gerek anne gerekse çocuk için sağladığı yeni avantajları ortaya konmasın. Temel olarak optimum bir büyümeye, basitleştirilmiş bir duygusal iletişime ve pek çok hastalığa karşı korunmaya dönüşecek gerek eş zamanlı gerekse gelecek yaşlara yönelik biyolojik kökenli avantajlar gibi. Örneğin bugün biliyoruz ki, emzirme ateroskleroza karşı koruyucu bir etkiye sahiptir. Emzirmenin kayda değer bir ekonomik kazanım ve emme anının tamamen basitleştirilmesi gibi kesinlikle yadsınamayacak bazı pratik avantajları vardır. Her şey hazır ve mükemmel sıcaklıkta; zararlı mikroplar barındırmayan, her nerede olursanız olun herhangi bir ölçü, seyreltme, ısıtma, yıkama ve sterilizasyon gerektirmeksizin olduğu gibi kullanılabilir.

    İMMUNİTER KORUMALAR: insan kolostrumunda bakteri ve virüslere karşı antikor olan çeşitli immunoglobulinler açığa çıkarılmıştır. Bu koruyucular sütle anneden bebeğe geçerler ve mukus düzeyinde önemli bir antienfeksiyonel etkileri vardır. Sütte özellikle mikropların (veya diğer maddelerin) mukus yoluyla girişine bariyer olma fonksiyonuna sahip antikorlar yani A immunoglobülinleri (IgA) vardır. Emzirme sırasında anne normal olarak mikroplar, virüsler ve patojenik ajanlarla temas halindedir.

    Vücudun zorunlu enerji ihtiyacını karşılamak için emmeye başlayan yenidoğan, emzirme süreciyle bir yandan beslenirken bir yandan da hemen insanlar arası ilk ilişkileri kurmaya başlar ve bunların üstüne dünya hakkındaki bilgilerinin temelini atar. Bebek beslenme olayındaki gıda sunumu ve tensel temas ile kendisinin sevilmiş ve kabul edilmiş olduğunu algılar. Yiyecek; bunu kabul eden bebek için de, sunan anne için de bir sevgi eylemi değeri kazanır. Yiyecek değişiminin büyük ritüel değeri anne-bebek arasındaki ilk iletişim deneyimlerine sıkı sıkıya bağlıdır. Yiyecek gerçekten de bebeğin anneden aldığı ilk “armağan”dır. Bu nedenle de besleyici değerinin ötesinde bir değer edinir. Böylece yemek çevresinde, onun reddi veya kabulünde, nasıl olup da bu kadar sık rastlanan aile içi alışverişler döndüğü iyice anlaşılmaktadır. Sunulan yemeği geri çevirmek bir bağ kurma isteğini geri çevirmeye eşittir: “Sunan” kişi tarafından agresif davranış olarak algılanır. www.kadinlarsitesi.com

    Yenidoğan oral mukusun uyarılmasından hoşlanır ve emme eyleminden duyduğu memnuniyet açıktır, bu nedenle çok eski zamanlardan beri bebeğe emzik vererek “sakinleştirmek” tüm dünyada yaygındır. Besleyici fonksiyonun çevresinde dış gerçeklikle yenidoğan arasındaki en önemli temaslardan biri organize olur.

    Ağız, tanıma aleti olarak gözler ve ellerden önce gelir. Gelişimin ilk aşamalarında ağız dış ortam karşısında büyük bir ayırt edici yeteneğe sahiptir, çocuk objelerin niteliklerini her şeyden önce onları ağzına sokarak tahlil eder (Bu hareket anne-babalar tarafından genellikle yanlış olarak; açlık veya diş kaşınması olarak nitelendirilir). kadın

    Gerçekliğin ilkel sınıflandırılması oral düzeyde yapılanır. Hoşa giden niteliklere sahip ve yenebilen şey “iyi”; hoşa gitmeyen, tolere edilemeyen ve tükürülen şey “kötü”dür. Bu ayrım, gerçekliğin temel olarak ikiye bölünmesi, bizim dış dünyaya
    ulaşmamızı duyularımızın sağladığı konusundaki verilerle ilgili kararın temelidir ve bireylerin kabul edilmesi gereken şeyle
    geri çevrilmesi gereken şey arasında ayrım yapmasını mümkün kılar.

  • Beyaz Dantel Fincan Altlığı

    Beyaz Dantel Fincan Altlığı

    Bu dantel fincan altlığını 6 adımda kolayca siz de yapabilirsiniz… İşte tarifi
    1782089_667262246671236_1176077355_n

    Beyaz Dantel Fincan Altlığı Tarifi

    1. Öncelikle 10 zincir çekip bir yuva oluşturalım. İçine 24 tane 3’lü trabzan yapalım.
    2. Üzerine 6 zincir çekerek 2 trabzan atlayın ve bir kere de batıp çıkın Böylece 12 yuva oluşturun.
    3. Bir üst sırada her yuvaya 3 tane trabzan yapıp bir karede toplayın. Arasına 6 zincir çekin ve sıra sonuna kadar devam edin.
    4. Sonra ki sırada alttan gelen her zincirin içine 10 zincir çekip 3’te  çıkarak trabzan ve sıra sonuna kadar devam edin.
    5. Bir üst sırada alttan gelen yuvanın birine 10 tane trabzan yapıp 3 zincir ile yandaki yuvanın içine bir kere de batıp çıkın. Böylece 6 tane çiçek oluşur.
    6. Bir sonra ki sırada pipirik yapıp arasına bir zincir çekelim.
    7. Sonra 3 zincir ile pipirik yapalım. Sıra sonuna kadar devam edip modeli bitirelim.