Kadınlar Sitesi, Gebelik, hamilelik, doğum

Kategori: Estetik

  • Göğüs Estetiği Ameliyatı

    Göğüs Estetiği Ameliyatı

    Her kadın güzel ve çekici olmak ister. Kadında güzelliğin, dişiliğin ve çekiciliğin en önemli göstergesi göğüslerdir diyebiliriz. Estetik ameliyatlar içinde sık sık başvurulanlardan biri de küçük göğüslerin büyültülmesi ya da tersine iri göğüslerin küçültülmesidir. Büyültme işlemi “mastop-lasti” denilen bir ameliyatla oluyor. Bu ameliyatla genellikle silikondan yapılmış bir protez göğüs kemiğiyle doku arasına yerleştiriliyor. Doğrudan silikon şırıngalanması ise olmadık yerlerde şişkinlikler yaptığı için bundan kaçınmak gerekir.

    Ameliyattan sonra bir ay boyunca gece gündüz özel bir sutyen giymek gerekir.
    Çok iri göğüslerin küçültülmesi ise üç saatlik bir bayıltmayı gerektirmektedir. Bu ameliyatla göğüs dokuları ve bezleri azaltılır. Bu işlem süt vermeyi engellemez ancak ameliyat sırasında göğüs ucu çıkartılıp, yeniden dikildiği için duyarlılığı azalır. Bu ameliyatın izleri göğsün dört bir yanından belli olur. Şu noktayı da ekleyelim ki göğüslerin büyüklüğünün hormonal bir nedeni varsa bu ameliyat hiçbir işe yaramaz; çünkü aynı bozuk hormon yapısı yine aynı sonucu doğurur. Dolayısıyla ilkin göğüslerdeki iriliğin neden ileri geldiğinin doğru olarak saptan­ması çok önemlidir.

    Sarkmış, porsumuş göğüslerin düzel­tilmesi “mastopeksi” denilen bir ameliyatla olur. Bu ameliyatta da göğüs derisi kesilir, fazlalık çıkarılır, kalan göğüs parçası gerilip biçim verilerek yeniden dikilir. Yara izi bir süre geçmez. Hatta bazı ciltlerde’ ömür boyu beyaz bir iz kalabilir.

  • Ciltteki Lekerin ve Benlerin Estetik Ameliyatla Alınması

    Ciltteki Lekerin ve Benlerin Estetik Ameliyatla Alınması

    Lekelerin cildin güzelliğini bozduğunu belirtmeye sanırız gerek yoktur. Ben ise kimi devirlerde bir güzellik unsuru olarak görülmüş, hatta bu nedenle kadınlar boyanırlarken yapay benler kondurmuş­lardır yüzlerine. Ancak bazı benlerin çirkin durabildikleri yine bir gerçek. İşte bu tür benler ve lekeler estetik cerrahiyle yok edilebiliyorlar.

    Bu, iki yoldan yapılıyor. Biri, derinin soyulması. Yerel uyuşturma ile deri duyarsızlaştırıldıktan sonra deri spreyle donduruluyor. Bu sayede hem kanama önlenebiliyor, hem de acı duyma olasılığı iyice azaltılmış oluyor. Daha sonra cerrah deriyi soyuyor! lekeli parçayı çıkartıyor, küçük bir fırçayla gerekli düzeltmeleri yapıyor. Beş-altı saat süren bu işlemden sonra yeni derinin oluşması için on gün kadar beklemek gerekiyor. Yeni deri tabiî lekesiz, doğal renginde oluyor. Daha az kullanılan ikinci yöntem ise kimyasal olarak derinin kazınması. Fakat bu daha zor ve tehlikeli. Zira cilt kimyasal maddeye tepki gösterebiliyor, allerji meydana geli­yor.

  • Göz Altı Torbaları

    Göz Altı Torbaları

    Göz altındaki Torbaların Nedeni Ne Olabilir?

    Göz altı torbalarının nedeni uykusuzluk ve ödem olabilir. Yaşlanmaya bağlı olması en büyük nedenlerden biridir. Göz çukurunun içinde yer alan torbacıklar zamanla esner ve sarkar.

    Peki Göz Altı Torbaları Ameliyatla Alınabiliyor mu?

    Evet, pek zor olmayan bir işlemle göz altlarında oluşmuş torbacıklar birkaç saat içinde alınabiliyor.
    Peki Göz Altı Torbaları Ameliyatı Nasıl Yapılıyor?

    İşlem gözaltı torbasındaki derinin kesilip fazlalığın alınması ve derinin yeniden dikilmesinden ibaret. Ameliyat izleri belli olmuyor. Ancak üç hafta kadar bir sürenin geçmesini bekle­mek gerekiyor.

    Peki Tek Çözüm Ameliyat mı Başka Bir Çözümü Var mı?

    Ameliyat olmadan da aşağıdaki uygulamayı kendiniz evde yaparak göz altındaki torbalara çözüm bulabilirsiniz.

    -Bir demet maydanozu öğüttükten sonra içine 300 gram. süt ekleyin ve pişirin, süt yarıya geldiğinde onu süzerek balla tatlandırın. Bu karışımdan günde beş defa bir çorba kaşığı için.

    -Bir patatesi rendeleyerek patatesin suyunu iyice çıkartın. İçine badem yağı ve 1 tatlı kaşığı kahve ekleyerek tülbente sarıp bir süre bekletin. Bu tülbenti çaya batırarak göz torbalarının olduğu bölgelere kompres yapın.

  • Yüz Germe Ameliyatı

    Yüz Germe Ameliyatı

    Yüz Gerdirme Ameliyatı Nedir?

    Yüz estetiği başka bir deyişle yüz germe ameliyatı, kişinin gevşeyen ya da sarkmış yüz derisinin sarkan kesimlerinin alınıp, daha genç bir yüz yüz haline getirilmesi anlamına gelir. Yapılacak ameliyat, Yüz Gerdirme Ameliyatı yaşlanmayı durdurmaz, fakat hayatı saate benzetecek olursak saati geri çevirir diyebiliriz, hastanın yüzünde gençleşme sağlar. Yaşlanma saati geri döndürülür, fakat çalışmayı sürdürür.

    Yaşlandıkça buruşan ve gevşeyen yüz derisi yanakların sarkmasına, gerdanın kat kat olmasına, boyunda çizgiler belirmesine yol açmaktadır. Yüz gerdirme ameliyatıyla bütün bu sorunların bir seferde giderilmesi mümkündür. Zor fakat çok tehlikeli olmayan bu işlemde lokal uyuşturma uygulanıyor ve üç saat içinde cerrah deriyi kulakların önünden, arkasından ve çene altından kesiyor, gevşemiş deri fazlasını alıyor, yağ birikintilerini gideriyor, deriyi yeniden dikiyor. Dikiş izleri çene altında ve kulak arkasında saç kıvrımları altında kalıyor. Bu işlem sırasında ve sonrasında çok az acı duyuluyor. 10 gün ile bir ay arasında ameliyatın etkileri geçiyor. Ne var ki altı yedi yıl sonra aynı sorunlar yeniden kendini gösteriyor.
    Bu tür ameliyatın erkekler açısından getirdiği bir sorun daha var. Çene üzerindeki deri gerilmek üzere kulak arkasına çekilince bu kez sakallar kulak arkasında çıkmaya başlıyor! Erkeklerin kulak arkalarını da traş etmek durumunda kalacaklarını bilmeleri gerekir.

    Yüz Gerdirme Operasyonu Sonrasında 2. Bir Ameliyat Gerekir mi?

    Kimi hastalar ameliyattan 7 ila 15 sene sonra yeniden ameliyata ihtiyaç duyarken, pek çok kişide 2. bir yüz germe ameliyatı gerekmez.
    Ameliyat İzleri Belli Oluyor mu?

    Hayır izler belli olmaz, fakat çok yakından dikkatlice bakılırsa bu ameliyat izleri fark edilebilir bu izleri ortadan kaldırmak için hafif bir makyaj yapılabilir.

    Yüz Gerdirme Ameliyatı Nasıl Yapılıyor?

    Derinin yaşlanması ile beraber deri yapısındaki elastik lifler gittikçe azalır, derinin altındaki yağ dokusu iyice incelir. Böylece zamanla çoğalan ve derinleşen yüzdeki kırışıklar ve çizgiler ortaya çıkar. Buna yüzün yaşlanması adını veriyoruz. Yüz germe ameliyatı yaşlanma neticesinde bollaşan yüz derisinin uygun bölgelerden kesilip yüzün yan taraflarından arkaya ve yukarı doğru çekilerek gerilmesi ve fazla kısımlarının kesilerek yeniden dikilmesi durumudur.

    yuzgermeAmeliyat Esnasında En Çok Neye Dikkat Ediyorsunuz?

    Bilindiği gibi bütün ameliyatların kendine has püf noktaları vardır, yüz germenin de çok önemli püf noktaları söz konusu. En mühim noktalardan biri, yüz mimik kaslarını hareket ettiren yüz sinirinin korunması ve zarar görmemesidir. Sözünü ettiğimiz bu sinir her iki yanakta çok ince dallara ayrılmakta ve derinin altında uzanmaktadır.

    Yüz Gerdirme Ameliyatını En Çok Kimler Yaptırıyor?

    Estetik ameliyat yaptıranlarla ilgili araştırmalar gerek dünyada, gerekse yur­dumuzda bu alanda doktor ve hasta sayısının hızla arttığını, kadınların erkek­lerden fazla olduğunu, ama erkeklerin sayısının da hiç azımsanmayacak bir düzeye eriştiğini göstermektedir. Örneğin, Fransa’da, estetik müdahale geçiren her on kişiden biri, ABD’nin Los Angeles kentin­de ise üçü erkektir. Türkiye’de bu konuda henüz sağlıklı bir araştırma yapılmış değil. Ancak Hacettepe Üniversitesi’ne estetik müdahale geçirmek üzere başvuranların % 30’unun erkek olduğu saptanmıştır. En çok ameliyatla düzelttirilen organların da kadınlarda burun ve göğüsler, erkeklerde burun olduğu anlaşılmış. Her iki cinsin çabasının da öncelikle güzel, çekici görün­mek olduğu çok açık.

    Anladım, Peki Bu Ameliyat Ne Kadar Sürüyor?

    Fazla değil, eğer sadece yüz germe ameliyatı yaptıracaksanız 1-2 saat içinde opersyonu bitiriyoruz.

    Peki Bu Ameliyat Tehlikeli midir? Yani Kalıcı Bir Hasar Görebilir miyim?

    Ameliyatı olmadan önce çok iyi bir araştırma yapın. Alanında uzman, deneyimi, tecrübesi olan uzmanlar tarafından yapıldığında çok fazla bir riski yoktur. Ancak hemen söyleyelim ki her ameliyatta bir risk vardır. Bu riski göze almalısınız. Deri altında kan toplanması, (doktor tarafından alınmalıdır), yüz kaslarının sinirlerine hasar (bu geçici bir hasardır), enfeksiyon, ve anestetik reaksiyonlar, görülebilecek ameliyat sonrası sıkıntılardır.

  • Alın Kırışıklıklarının Düzeltilmesi Ameliyatı

    Alın Kırışıklıklarının Düzeltilmesi Ameliyatı

    Çoğunlukla erkeklerin başvurduğu bir işlem olup, alın kırışıklıklarının düzeltil­mesi çok pahalıya malolmaktadır. Zira saç sınırı içinde deri bir kulaktan öbürüne dek kesiliyor ve gevşemiş, kırışmış alın derisi geriye çekiliyor.

    Tabiî bu durumda saç sınırı da geri çekilmiş olduğu için sınırın ön bölümünü saç ekmek gerekiyor. Bu ameliyatın sakıncası, kaşların sürekli çatıl­mış gibi durması olasılığıdır.

    Kaş düşüklüğü ve alın kırışıklıkları, çatık kaşlar yaşlık, yorgunluk, kızgınlık işaretlerdir. Yüksek kaş, çatık olmayan kaş ve gergin bir alın gençlik, güleryüz ve güzellik ifadesidir. Alında oluşan dikey ve yatay mimik çizgileri zamanla derinleşip yüzünüzü yaşlı gösteriyor ve yorgun bir ifade veriyor, bakışlarımıza melankoli katıyor.

    Alında oluşan çizgiler, yaşlanmanın yüzümüze yerleştirdiği estetik kusurlardan bir tanesidir. Mimik çizgilerden sayılan alın çizgileri, sadece yaşımızı göstermekle kalmaz, aynı zamanda yüzümüze yorgun bir ifade verir .

    Alın Kırışıklıklarının Düzeltilmesi Ameliyatı Nasıl Yapılıyor?

    Öncelikle plastik cerrah, siz türlü mimikler yaparken her adalenin hareketine dikkat ederek alnınızı ve üst gözkapağı bölgenizi inceler. Sonra kaşlarınızın düşük olup olmaması, üst gözkapağınızdaki fazla deri miktarı ve saçlarınızın alnın neresinden başladığını da göz önünde tutarak sizin için en uygun tekniğine karar verir.

    Hastaların istekleri de dikkate alınarak bazı durumlarda genel anestezi kimilerinde ise bölgesel anestezi tercih edilir. Bu iki ameliyat birlikte, tek tek ya da göz kapaklarında sarkmalar olan hastalarda Göz Kapağı Estetiği ameliyatı ya da Endoskopik Yüz Germe ameliyatı ile kombine olarak da uygulanabilir.

  • Estetik Ameliyatlar

    Estetik Ameliyatlar

    Gelişen tıp bilimi ve teknolojisi yirminci yüzyılın özellikle ikinci yarısında insanların güzelleşme­sinde sözcüğün tam anlamıyla bir “dev­rim” yapmışlardır. İnsanların, doğal halle­riyle yetinmeyip kendilerini daha güzel göstermek ya da ufak tefek kusurlarını az çok örtmek, gizlemek gibi son derece insanca bir kaygıdan kaynaklanan mak­yaj, bu yolda bir yana bırakılmadan, aşılmıştır. Zira günümüzde maddî olanak­ları elverdiği takdirde kadınlar, artık büyük burunlarını makyajla küçük göster­meye ya da kırışıklıklarını birtakım kremler altında gizlemeyi, sarkık göğüsle­rini askılar, ve sutyenlerle kaldırmaya gerek duymadan, bir başka deyimle yüzlerinde ve vücutlarında yüzeysel bir iki düzeltimden öteye gitmeyen önlemlerle yetinmeden sorunu kökünden çözmenin yolunu tutmaktadırlar: bir estetik müda­hale ile kemerli bir burnu kalkık bir burna dönüştürmek, deriyi gerdirerek kırışıklık­ları yok etmek, ameliyatla göğüsleri dikleştirmek, vs. artık bedelini ödedikten ve cesaret ettikten sonra kolayca gerçekleş­tirilecek işler arasına girmiştir.

    İnsanlar çirkinliğe katlanmak istememekte, fiziksel kusurlarıyla barış içinde birarada yaşa­maktansa elerinde olanak olduğu takdirde güzelleşmek üzere plastik cerrahî ya da estetik cerrahi doktorlarının bıçağı altına yatmakta pek duraksamamaktadırlar.

    Öyle ki sonunda birden fazla ameliyat geçire­rek kendilerini birçok kez ve değişik yerlerinden kesip, biçtirenlerin orjinalinden çok değişik yeni bir biçim kazandıkları gözlenmektedir. Örneğin kalçalarını fazla büyük, buna karşılık göğüslerini küçük, burnunu biçimsiz, kulak memelerini çir­kin, gözkapaklarını torbalı, gerdanını iki kat vs. bulan biri bütün bu noktalarda bıçağın altına yatarak kendine tepeden tırnağa yeni bir biçim, yeni bir görünüm kazandırabilmektedir.
    Estetik cerrahinin bu derece yaygınlık kazanması kuşkusuz zamanımıza özgü bir durumdur. Ancak insanlar çok eski zaman­lardan beri vücutlarının belli organlarını yaygın güzellik anlayışına göre yeniden biçimlendirmek istemişlerdir. Afrika’da kadınların kulaklarına ağırlık takarak kulak memelerini büyültüp sarkıtmaları, Çin’de kadınların ayaklarının küçük kal­ması için belli bir yaştan başlayarak yani henüz büyüme çağında iken kızların özel ayakkabılar giymeye zorlanmaları ilk “estetik müdahaleler”e örnek gösterilebi­lir. Tam anlamıyla “cerrahi estetik müda­hale” ya da “plastik cerrahi müdahale” de yine oldukça uzun bir geçmişe dayanır.

    estetikBu alanda bilinen ilk uygulama Antik Çağ’da Hindistan’daki Susrutalara aittir. O devir­de esirlerin burnu kesilirdi. Susrutalar ise bu kesik burunları onararak tarihin bilmen ilk plastik cerrahi uygulamasını başlatmış oldular. Bu tür ameliyatlar sonradan Hindistan’dan Mısır’a geçti. Fakat tıp tarihi uzmanları bilimsel anlamda ilk plastik carrahi uygulamasının 16. yüzyılda italya’da Gaspare Taeliacozzi tarafından başlatıldığını ve koldan buruna doku aktarılarak gerçekleştirildiğini öne sürü­yorlar.

    Çok uzun bir aradan sonra plastik cerrahi yine Avrupa’da I. Dünya Savaşı yıllarında önemli bir aşama yapmıştır. Özellikle Fransız Hyppolyte Morestin, yüz yaralarını onarmada gösterdiği başarıyla büyük bir ün kazanıyor. Amerika’dan S. Kazancıyan, İngiltere’den H. Gillies gibi doktorlar Morestin’in yanında bir süre staj yaptıktan sonra ülkelerine dönerek plastik cerrahi uygulamasının yaygınlık kazan­masına hizmet ediyorlar. II. Dünya Savaşı da bu cerrahinin gelişmesi için kuşkusuz çok uygun bir ortam oluşturuyor. 1950 yıllarından sonra ise plastik cerrahi yara-bereyi onarmaktaki daha ileri bir aşamaya sıçrayarak kusurlu ya da kusurlu sayılan organları güzelleştirmeye yönelik bir uygu­lama içine giriyor ve bugünkü anlamıyla “estetik cerrahi” doğmuş oluyor.

    Plastik cerrahi doğuştan ya da bir kaza sonucu olmuş kırık, yara, bere, yanık ya da gelişme bozukluklarının onarımında etkili olmaktadır. Bu alanlar şöyle özetlenebilir:

    1. Yüzde: çene, burun, elmacık kemiği kırıkları ve yumuşak doku yaralanmaları, urların çıkarılmasından ileri gelen biçim bozuklukları. Doğuştan gelen biçim bo­zuklukları.
    2. El ve ayaklarda: doğuştan gelen biçim bozuklukları (bitişik parmaklar, altı parmaklılık, vs) kaza sonucu kopmalar.
    3. Cinsel organlar: doğuştan gelen bozukluklar (vajina kusurlarının düzeltil­mesi, peniste idrar deliklerinin düzeltilme­si) kızlık zarının dikilmesi.
    4. Yanıklar: çok ağır olmayan durum­larda kaybolan derinin yerine yeni deri aşılanması.

    Estetik cerrahi alanı da çok geniştir. Günümüzde estetik müdahale ile: göz kapaklarındaki kırışıklıklar, torbalar, yüz­deki kırışıklıklar, yağ fıtıkları, boyundaki yağlar, kulakların kepçe şekli, burun şekli bozuklukları, kaşlar, dudaklar, memelerin büyük olması (küçültülür), küçük olması (protez konarak .büyültülür), sarkık olması (dikleştirilir), baldır ve kalçalarda fazla yağlar (alınır) vb. pek çok kusur düzeltile­bilmektedir.

    Estetik cerrahi müdahale on, onbeş yıl önceleri ancak meslekî nedenlerle çok güzel olmak ya da güzelliklerini korumak gereğini duyan kadınların ve az sayıda eşcinsellerin başvurduğu bir şeydi. Ancak geçen zaman içinde değer yargılarında kendini gösteren ve bir anlamda bir “kültür devrimi”nden bile sözettirebilecek denli büyük dönüşümlerin gerçekleştiği ileri batı ülkelerinde güzelleşmek uğruna bıçak altına yatmayı göze alanların sayısı arttı, kimlikleri çeşitlendi. Artık yalnızca aktrisler, ses sanatçıları mankenler, vb. değildir estetik ameliyat geçirenler. Parası olan hemen her kadın, bir küçük ameliyat­la düzeltiliverecek bir kusuruna katlan­mayı artık pek istememektedir. Hele parasıyla birlikte biraz da cesareti varsa.

    Gerçekten de estetik ameliyat geçirmek “göze alınması” gereken bir işlemdir ve biraz cesaret gerektirir. Zira ameliyat edilecek organın çeşidine göre bir tehlike olasılığı azalıp, artıyorsa da en basit, en küçük bir ameliyatta bile sıfır tehlikeden sözetmek mümkün değildir. Öte yandan “azgın” denilen türden, yani çabuk iyileşmeyen bir cilde sahip olanlar için bu tür ameliyatlar pek salık verilemez. Özellikle cilt altı kanamaları erkeklerde oldukça yaygındır. Bu durumda eğer sağlık açısından bu tür ameliyat geçirmeye bir engel yoksa ve ameliyatla düzeltilmesi istenen kusur gerçekten “büyük” sayılabi­lecek ve kişide birezikliğe neden olan bir kusur ise estetik ameliyatı göze almak yararlı olabilir.

    Bilinmesi gereken bir nokta da sonu­cun hiç de umulan, arzulanan, beklenen gibi olmayabileceğidir. Bunun nedeni doktorun yeteneksizliği, ya da teknik yetersizlikler olmayıp doğrudan doğruya kişinin kendi psikolojisinden de kaynakla­nabilir.

    Özellikle yüze uygulanan estetik müdahalelerde bu olasılık yüksek’tir. Zira örneğin bir burun tek başına alındığında günün geçerli değer yargilarına göre “çirkin” sayılabilir. Ancak burun yüzün öteki yerlerinden ayrı, bağımsız değildir; tersine yüzün bütünlüğü içinde bir görü­nüme sahiptir, yüzün öteki organlarıyla bir uyum oluşturmuştur. Ayrıca bu görünüm ta çocukluktan beri kişinin beğense de beğenmese de alıştığı bir görünümdür.

    Ameliyat sonrasında ise burnun aldığı yeni biçim kaçınılmaz olarak yüzün öteki organlarıyla ortak görünümünde hiç de öngörüldüğü kadar güzel durmayabilir. Dolayısıyla düzeltilmesi istenen organı tek başına değil öteki organlarla bir bütünlük içinde, onlarla yaptığı uyum açısından düşünmek, ve yeni biçiminin bu bütünlük, bu genel uyum içinde nasıl duracağını, ortaya çıkacak yeni tablonun ne olabilece­ğini olabildiğince isabetli olarak öngör­mek, önceden gözünün önünde Öte yandan estetik cerrahiden imkân­sızı da beklememek gerekir kuşkusuz.

    Kimi kimseler ameliyatla bir anda örneğin yirmi yaş birden gençleşebileceklerini, yahut falan ya da filan kimseye benzeyebi-leceklerini düşlemektedirler. Belirtelim ki tekniğin bugünkü düzeyinde en yetenekli cerrahlar bile böylesi mucizeler gerçekleşti­rebilecek durumda değildirler. Kuşkusuz yine de büyük başarılar elde edilebilir, birtakım kusurlar önemli ölçüde düzeltile­bilir ama nihayet bunlar da belli bir sınırın ötesine geçemezler, bir süre sonra yine benzeri sorunlar boy gösterir. Konunun daha iyi kavranması açısından belli başlı estetik müdahaleler üzerinde tek tek durmak yerinde olacaktır.

  • Botoks ( Botox) Nedir?

    Botoks ( Botox) Nedir?

    · Botoxun açılımı, Botulinum toksin tip A’ dır.
    · Botox yüzdeki, boyundaki çizgileri ve kırışıklıkları yok etmek amacıyla uygulanan bir tedavi metodudur.
    · Botoks kasların çok fazla çalışması neticesinde meydana gelen kırışıklıkların tedavisinde olumlu sonuçlar veren bir tedavi yöntemidir.

    · Mimik dediğimiz, gülme, kaş çatma, alın kırıştırma gibi hareketler, sürekli yinelenerek , yüzdeki çizgilerin oluşumuna neden olur ve bu çizgiler ilerleyen dönemlerde derinleşir.
    · Botox, daha çok yüzün üst bölümündeki kırışıklıkların yani iki kaş arasında kalan kırışıklıkların, alındaki yatay çizgilerin ve göz kenarındaki kırışıklıkların giderilmesinde kullanılan bir tedavi yöntemidir. Botoks avuç içi, ayak tabanı ve koltuk altında oluşan fazla miktarda terlemenin yok edilmesinde de kullanılır. Söz konusu bu bölgelere yapılan botox uygulamaları 6-8 ay boyunca terlemeyi engeller.

    · Botoxun son zamanlarda, kadınların tercih ettiği bir başka kullanım alanı da kaş kaldırmadır.

    · Botox injeksiyonu aracılığıyla mimik çizgileri gözle görülür bir biçimde giderilebilmekte, hatta tümden bu çizgiler yok edilebilmektedir.
    · Bu tedavideki asıl amaç kırışıklığın oluşmasına neden olan kasın tam bloke edilmesi ya da zayıflatılmasıdır diyebiliriz.
    · Botox uygulaması esnasında, kimi kadınların böcek ısırması biçiminde izah ettiği çok hafif bir ağrı duyulabilir. Ek uyuşturucu gerektirmez ve botox tedavisinin hemen akabinde hasta günlük yaşamını devam ettirebilir.

    · Söz konusu bu tedavisinin tek yan etkisi enjeksiyon bölgelerinde küçük kızarıklıkların meydana gelmesidir.
    · Yüz bölgesinde botox on beş dak. uygulanır ve altı ay süresince etkisini sürdürür.
    · Sonuç olarak botox alanında uzman hekimlerce doğru bir şekilde uygulandığında çok basit ve oldukça güvenli bir güzellik yöntemidir.

  • KARIN

    KARIN

    Karın ameliyatları yeni yeni gelişmektedir. Ameliyat yapılarak düzeltile­cek olan karın yağlıysa, deri fazlalığını almak için uzunlamasına yatay bir yarık yapılır ve yapılan dikiş deriyi dikey ola­rak gererek, belin de incelmesini sağlar. Porsumuş bir karın düzeltilince, dikiş izi yatay ve çok aşağıda olduğundan bi­kini giyilse bile gözükmez. Ameliyattan sonra altı ilâ on gün kadar hastanede yatılır.Kaba etler, baldırlar, kalçalar, kollar ve bilekler de çeşitli ameliyatlar yapılarak inceltilebilir. Ama dikiş izi oldukça uzun olduğundan, tamamen yok edile­mez ve dikkati çeker. Kuramsal olarak vücudun her bölgesi ameliyat edilebilir. Ayrık kulaklar bitişti rilebilır, kulak kepçesinin kenarları kü-çültülebilir veya düzeltilebilir. Eller ger­me yöntemleriyle, elektrikli rendeyle, çatlaklar, sivilce izleri deri yüzeyi aşındırılarak düzeltilebilir. Enseden alınan saç tutamları, kirpik ve kaşlara aşılanabilir. Saçsızlara saç eklenebilir. Çekik gözler büyütülebilir. Ağıza daha büyük veya daha küçük, daha dolgun ve daha öne çıkık bir biçim verilebilir. Doğuştan ol­ma lekeler giderilebilir. Koltuk altların­daki ter bezlerinden bazıları çıkartılarak fazla terlemenin önüne geçilebilir. Cer­rahlar, insanı güzellleştiren benler bileyaparlar. Son yıllarda yapılmaya başlanışan estetik ameliyatlardan biri de, “kıvrımlı germe” ameliyatıdır. Bu ameli­yatla genç kadınların sadece kırışıklıkla­rı gideriImemekte, yüz hatları yeniden düzenlenmekte örneğin kaşlar kaldırılabilmektedir. Bunun için ince ve uzun bir iğne aracılığıyle, üst derinin altında­ki dokuya yarı esnek bir kıl sokulur, sonra bu kıl ilgili kasa bağlanır. Bu tür ameliyatlar, başarıyla uygulanmakta ve sonuçları da oldukça uzun etkili olmak­tadır.Cerrahlar sizi tamamen değiştirecek si­hirli bir bıçağa sahip değildirler. Ama kendinizi daha rahat hissetmeniz, kendinizi beğenmeniz konusunda büyük yar­dımları dokunmaktadır.

  • GÖĞÜSLER

    GÖĞÜSLER

    Büyük göğüsleri küçültmek için yapılan ameliyat, bir ilâ üç saat ka­dar sürer. Bu küçültme işlemi operatör için de oldukça zor bir ameliyattır. Göğ­sün yağlı dokusundan, bazen her meme den bir kiloya kadar parça çıkartılarak memenin hacmi küçültülür ve göğseyeniden biçim verilerek yukarı doğru kaldırılır.

    Ameliyat sırasında göğsün uç kısmına da yeni bir biçim verilebilir. Göğse iyi bir biçim verilmişse ameliyat başarılı olmuş demektin. Ameliyat kesiğj çeşitli biçimlerde açılır; bazen ters dön­müş T biçiminde, bazen de halelerdeh koltuk altına doğru dikey olarak gelen bir biçimde kesilir.

    Meme ucunun çevresine de daire biçiminde bir kesik yapıla­rak, dikilir ve bu bölgeye de biçim veri­lir. Dört ilâ sekiz gün kadar hastanede kalmak gerekir. Sonuç genellikle başarı­lı olur; göğüsler genellikle yeni biçimle­rini korurlar. Bununla beraber, göğsün yarısından fazlası alınamayacağından, çok iri göğüsleri çok fazla küçültme olanağı yoktur.

    Sarkık göğüsleri kaldırmak için, meme­ye tekrar biçim vermek veya göğüs deri­sini daha yukarı doğru çekerek yukarı­dan dikmek gerekir.Çok küçük göğüsleri irileştirmek için çe­şitli yollar denenmiştir.

    Karından veya kaba etlerden alınan deri parçaları ekleyerek, silikon ve parafin kullanarak göğüsler büyütülmeye çalışılmıştı. Da­ha sonra, daha değişik bir ameliyat türü bulunmuş, memenin altına yarı akışkan silikon dolu kesecikler veya hiçbir özelli ği olmayan bir sıvıyla dolu baloncuklaı yerleştirilerek göğüsler irileştirilmeye başlanmıştır. Ameliyattan sonra kalan yara izinin boyu beş santimetre kadar ol duğundan bu iz kolay kolay göze çarp­maz.

    goguslerBu keseciklere karşı vücut tepki göstermez, üstelik göğüslerin görünüşü de oldukça doğaldır. Yusyuvarlak olan göğüsler, biçimlerini, çok az da olsa, zamanla değiştirirler. Ameliyattan sonra vücudun tepki göstermesi halinde (yüz­de beş oranında) içeriye konan kesecik­ler kolaylıkla çıkartılabilir.

    Düz göğüs çatılı, ince derili, kaburgaları gözükecek kadar zayıf kadınlara konu­lan kesecikler, elbise altında pek farkedilemezlerse de, çıplak olduklarında veya göğse elle dokunulduğunda keseciklerin kenar kısımlarının farkına varılır.

    İşte bu nedenle, günümüzde yapılan göğüs bü­yütme ameliyatlarında kesecikler meme nfn altına değil, bütün göğsün arkasına yerleştirilmekte ve çok daha doğal bir görünüş elde edilmektedir. Bu ameliyatların tamamen sakıncasız ol dukları söylenemez.

    Bazı kocalar, bir yabancı cismin varlığını ve ne kadar ufak olursa olsun, bir yara izini görmeyi hoş karşılamamaktadırlar. Nitekim bu konuda, bir iç salgı bezleri uzmanı “eğer amaç sadece vücudun gö­rünüşünü güzelleştirmek ise ameliyat yerine, iyi bir sutyen takılması çok daha doğru olur” demektedir.

  • BURUN

    BURUN

    Burun ameliyatı dıştan görünür bir iz bırakmadan içten yapılır. Yanlız burun deliklerini küçültmek için yapılan ameliyatlarda, dıştan dikiş yapılır. Çok geniş olan burun deliğini düzeltmek için kulaktan, kalçadan veya kaburgalar dan alınmış bir kemik parçası veya plas­tik bir kemik kullanılır. Buruna biçim ve rirken, yeni biçimin yüz yapısına uyma­sına dikkat edilmelidir. Ameliyattan son ra iki gün pansuman yapılır, sekiz ilâ on gün kadar şişlik görülebilir. Burnun ke­sin biçimini alması aylar sürer. Çene : Geriye doğru kaçık çeneli insanların genellikle burnu da iri olur; böyle­ce dengesiz bir profil ortaya çıkar. Bu durumda hem burnu hem çeneyi birden ameliyat ettirmek doğru olur. Çeneyi da ha çıkık yapmak için çene bölgesine bir kemik veya kıkırdak aşılanır, böylece yüz biçimi tamamen değişir. Çok sivri çeneler ve çene kemiklerinin biçimleri de ameliyatla düzeltilebilir. İnsanı çift çeneli gibi gösteren çene altındaki yağ birikimi de ameliyatla alınarak giderile­bilir ama yerinde belirsiz de olsa bir di­kiş izi kalır.

  • ESTETİK CERRAHİ ELLİ YAŞINDA

    ESTETİK CERRAHİ ELLİ YAŞINDA

    Estetik cerrahinin uygulama yönünden elli yıllık bir geçmişi vardır. Birinci Dün­ya Savaşı yıllarında, yüz yaralarını iyileştirme ve izlerini ortadan kaldırma amacıyla başvurulan bu tür cerrahi, daha sonraları geliştirilerek doğuştan olan ba­zı vücut kusurlarını düzeltmek için de uygulanmağa başlanmıştır. Burnu görünür bir iz bırakmadan içer­den düzeltme fikrini ilk olarak Berlin’li cerrah Dr. Joseph ileri sürmüştür. Deri kırışıklarını ortadan kaldırma amacını güden ameliyat ise 1918’de Fransız Passot tarafından gerçekleştirilmiştir. O yıllarda, estetik ameliyatlar yaşlı ka­dınların kırışıklarını bir dereceye kadar ortadan kaldırmakla ve burunda çok ba­sit düzeltmeler yapmakla yetinmektey­di.Bir süre sonra, Marsilya’lı Dr. Aubert ameliyatla kadın göğüslerini dikleştirme yi ve canlı bir görünüm kazandırmayı başardı. Estetik cerrahinin uygulanışı ancak İkinci Dünya Savaşından sonra yaygınlaştı. Dr. Claoue “burun kaldır­ma” ameliyatlarıyla ün kazandı. Ancak, ameliyat ettiği burunların çok dik ve kal kik oluşu bir sakınca meydana getiriyor­du.Bugün, estetik cerrahi yetkinlik derece­sine ulaşmıştır. Buna paralel olarak, giz­li ve yasa dışı olma niteliğinden de sıyrılmıştır. Artık hiç kimse burnunu düzelt tirmiş olduğunu açıklamaktan çekinme­mektedir. Estetik ameliyatlar. Batı ülke­lerinde, gittikçe daha genç yaşlarda uy­gulanmağa başlamıştır. Bununla birlikte bu alanda henüz bilinmeyen daha çok şey vardır, Bu konuda sık sık akla gelen dokuz soruya cevap verelim.

  • TEMEL BAKIM

    TEMEL BAKIM

    Vücuda yapışan elbiselerin ve şeffaf kumaşların moda oluşu, iri göğüslerin uzun süre tutulmamasına neden oldu. Düzgün bir göğsün, iri bir göğse tercih edilmesi gerektiği yolundaki sağduyu yaygınlık kazandı. Artık kadınlar genç kızlık ölçülerini korumağa çalışırken, göğüslerinin dikliğini korumayı amaçla­maktadırlar. En kusursuz göğüslere bile ergenlik çağının başından beri özel biryerleri daha iyi açıklığa çıkarırlar. Bu işi uzun süre ancak estetik uzmanları büyük bir sanat ve ustalıkla başarmışlar­dır. Günümüzde koyu ve açık tuvalet gereçleri sayesinde köşeli bir çene ve, sivri bir burna koyu bir renk vererek daha biçimli bir hale sokmak, açık renk boyalarla da yanakları çukurlaştırmak ve dar bir alna ya da kısa bir burna daha uzun bir görünüş vermek çok kolay bir hale gelmiştir.