Kadınlar Sitesi, Gebelik, hamilelik, doğum

Yazar: admin

  • Akdeniz Anemisi

    Akdeniz Anemisi

    Diğer adıyla Akdeniz anemisi, belirgin kansızlık ile seyreder. Ailesel yolla geçe­bilen bu hastalık, yapılan kan sayımları ile anlaşılabilir. Bu hastalıkta kan hücrelerindeki hemoglobin, dokulara yeterli oksijeni taşıyamaz. Yeterli oksijeni ala­mayan vücutta yorgunluk, bitkinlik, gelişim bozukluğu ve kalp çarpıntısı orta­ya çıkar. Hastalığının seyri boyunca ağır kansızlığın yanı sıra dalak büyümesi, sarılık, enfeksiyonlara kolay yakalanma görülebilir.

    Genetik yolla geçtiğini belirttiğimiz Talasemi taşıyıcılığının erken belirlenmesi önemlidir. Eğer taşıyıcı iseniz sizde sadece bir gen var demektir ve sizde bu has­talık ortaya çıkmaz. Sadece kan tetkiklerinde hafif kansızlık görülür. Hatta bu kansızlık çoğu zaman demir eksikliği anemisi ile karıştırılır. Taşıyıcılığınız kan sayımı ve hemoglobin elektroforezi ile kesinleştirilebilir. Talasemi hastası iseniz hem anne hem babanızdan birer adet gen almışsınız an­lamına gelir. Talasemi tümüyle tedavi edilemese de kansızlık kan transfüzyonları ile gideril­meye, dokularda biriken demir ilaçla uzaklaştırılmaya çalışılır.

    Düzenli tedavi gören Talasemili bir anne adayının sağlıklı bir bebek dünyaya ge­tirmesi mümkündür. Eğer gebe kalmayı düşünüyorsanız doktorunuz hamilelik­ten önce genetik danışmanlık hizmetinden yararlanmanızı önerecektir. Doğacak çocuğunuzun taşıyacağı genler açısından bu önemli… Talaseminiz varsa ve eşi­niz sağlıklı ise çocuğunuz taşıyıcı olur. Ancak eşiniz taşıyıcı ise çocuğunuz dört­te bir ihtimalle Talasemi hastası olur.

  • Astım Hastası Kadın Doğum ve Sonrasında Neler Yaşar

    Astım Hastası Kadın Doğum ve Sonrasında Neler Yaşar

    Doğum ve Sonrası
    Doktorunuz doğum esnasında sizi ve bebeğinizi monitörize ederek her şeyin yo­lunda olduğundan emin olmak isteyecektir. Bu esnada da astım ilaçlarınıza de­vam etmeniz gerekecektir. Eğer sezaryen planlanmışsa, doktorunuz genel anes­tezinin sizin için uygun olup olmadığını tekrar gözden geçirecektir. Gerekirse epidural-spinal anestezi ile ağrı kontrolü sağlanabilir. Aynı şekilde, vajinal do­ğum planlanmışsa, ağrısız olması için size önerilerde bulunulacaktır.

    Bebeğinizi dünyaya getirdikten sonra, astım ilaçlarınızı veya dozlarını değiştir­meniz gerekebilir. Kimi hamile kadınlar, hamilelikleri süresince astımlarında değişiklik veya düzelme gözlemledikleri için bu tedavi disiplininden hemen kopuverir. Ancak unutmayın ki, var olan bir hastalık için önlem almazsanız, daha sonra kötüleşebilir. Dolayısıyla doktor ziyaretlerini doğum sonrasında da aksat­mayın.

    Astımı olan anneler, doğumdan hemen sonra bebeklerini anne sütü ile emzirme­ye geçebilir. Teofilin kullanıyorsanız, süte geçip çocuğunuzu huzursuz edebile­ceğini bilmelisiniz. Aynı durum antihistaminik ilaçlar için de söz konusu.. Ay­rıca bu ilaçlar süt üretimini azaltabilir. Elbette ki sigara içmemeniz, hatta içilen ortamlarda bile bulunmamanız gerektiğini tekrar hatırlatmamıza gerek yok sa­nırız!

  • Gebelikte Astım

    Gebelikte Astım

    Hamile kadınların iki kişilik nefes aldıklarını düşünürsek, hamilelik sırasında görülen astım hastalığının önemini yeterince ifade etmiş olur muyuz, sizce? Üs­telik karnın büyümesi ile akciğerde oluşan bası, astımı da olan bir gebede soluk alıp vermeyi iyice güç hale getirmektedir. Astımın tabiatında zaten dış ortamlar­da bulunan alerjenler, sigara dumanı, duygusal nedenler, soğuk havaya maruz kalma, egzersiz gibi tetikleyenlerle havayollarm daralması yatar.

    Durum böyle olunca bedeninizin gebelik boyunca oksijensiz kalmaması, dolayısıyla bebeğini­ze yeterince oksijen ulaşması için çok tedbirli davranmanız gerektiğini belirte­rek başlayalım… Ama eğer astım hastalığı kontrollü bir şekilde seyrederse, ha­milelik sırasında bir komplikasyonla karşılaşmayabilirsiniz. Kontrol altına alın­mayan astım ise, anne adayında ve fetusta oksijen yetersizliğine bağlı ciddi so­runlara yol açabilir. Eğer astımınız varsa ve hamile kalmayı planlıyorsanız veya hamileyseniz, bu konuyu mutlaka doktorunuzla konuşun.

    Gebelikteki Seyri
    Astımlı gebeleri üç gruba ayırabiliriz: Astımlı hamile kadınların üçte birinde, be­lirtiler geriler. Diğer üçte birlik bölümde, zaten var olan astım belirtileri devam eder. Ve son üçte birlik kesimde bu belirtiler daha da kötüleşir. :
    Eğer astımınız yeterince kontrol altına alınmazsa ve ciddi seyirli olursa, annenin ve bebeğin karşılaşabileceği birçok risk bulunmaktadır:

    Bebekteki riskler:
    • Erken doğum, prematürite
    • Bebekte gelişme geriliği
    • Düşük doğum ağırlığı
    • Bebeğin kaybı
    Annedeki riskler:
    • Preeklampsi ?
    • Aşırı kusma
    • Vajinal kanamalar
    • Annenin kaybı

    Ortalama gebeliklerde bebek kaybı riski % 1 oranında iken astımı olan gebeler­de bu risk % 1,5’a çıkabilmektedir. Ancak tüm bu riskleri iyi bir doğum öncesi takibi ve astım kontrolü ile en aza indirmeniz zor değil… www.kadinlarsitesi.com

    Gebelik Takibi
    “Astımım ne kadar kontrol altında?” Bu soruyu kendinize daha gebe kalmadan evvel sormalısınız. Çok keskin çizgilerle çizmeyelim ama, astımınıza bağlı haf­tada 1-2’den fazla şikayetinizin olmaması gerekir. Gece uykunuzu ayda 1-2 ke­reden fazla rahatsız etmemelidir. Uzun zamandır sizi acile götürecek kadar cid­di bir atağınızın olmamış olması gerekir. Astımınızın ne kadar kontrol altında olduğunu, özellikle hastalığınızı takip eden göğüs hastalıkları doktorunuz ile detaylı bir şekilde görüşmeniz gerekir. Doktorunuz sizi gebe kalmadan evvel de­ğerlendirerek ve gerekirse solunum fonksiyon testleri uygulayarak en uygun planı oluşturacaktır.

    Gene de biz bir hatırlatalım:
    • Astımınızı tetikleyenlerden uzak durun
    • İlaçlarınızı aksatmayın
    • Sigara içmeyin, pasif içici olmayın
    • Egzersizi doktorunuza danışarak yapın

    Doktorunuz gebeliğiniz boyunca sık sık ultrason ve non-stres test uygulamaları ile bebeğiniz için her şeyin yolunda olup olmadığını kontrol edecektir. Sizden gün içindeki bebek hareketlerini kontrol etmenizi isteyecektir.

    Gebelikte Tedavi
    Astım ilaçlarının büyük çoğunluğu hamilelikte kullanmak için güvenlidir. Hat­ta rahatlıkla emzirebilirsiniz de… Kontrol altına alınmayan astımın vereceği za­rar, ilaçların bebeğe vereceği zarardan kat kat fazladır. Bu süre boyunca dokto­runuz tedaviniz kapsamında ilaçlarınızı değiştirebilir veya durumunuza göre ye­ni dozlar önerebilir. Bu noktada hemen altını çizelim, gebe kaldığınız için, dok­torunuza danışmadan, aniden ilaçlarınızı kesmeyin ya da dozları ile oynamayın! Gebelikten önce aşı tedavisine başlanmışsa, doktorunuz ile görüşerek devam edip edemeyeceğinizi belirleyin.

  • Saralı Kadınlar Doğumda Neler Yaşar?

    Saralı Kadınlar Doğumda Neler Yaşar?

    Epilepsisi olan gebe, birçok kadın gibi, bebeğini normal vajinal doğumla dünya­ya getirebilir. Sizin durumunuzu da en iyi doktorunuz belirleyecektir. Gerekli görürse size sezaryen önerecektir.

    Eğer doğum anında nöbet geçirirseniz, damardan verilecek ilaçla bu önlenebilir ve doğumunuzu gerçekleştirebilirsiniz. Yani, en olumsuz durumlara karşı bile alınacak önlemler ve çözümler var, gördüğünüz gibi. Önemli olan, en olumsuz durumları bile soğukkanlılıkla karşılamanız.

    Doğum Sonrası Bakım
    Doğum sonrasında ilaçlarınız tekrar gözden geçirilmeli ve gerekirse yeni bir doz ayarlamasına gidilmeli. Bazı antiepileptikler doğum kontrol ilaçlarının etkisini azaltabilir. Bu durumda, doğum kontrol yönteminizi değiştirmeniz gerekebilir. Hormonal yöntemlerin yerine bazı kadınlar diyafram, sperm öldürücü veya pre­zervatif kullanmayı tercih eder, siz de bu yöntemlerden birini düşünebilirsiniz.

    Doğumdan hemen sonra, potansiyel sorunlarla karşılaşmaması için bebeğe K vi­tamini enjeksiyonla verilecektir. Bunun nedeni, antiepileptik ilaçların, vücutta­ki doğal K vitamini seviyesini düşürüyor olmasıdır. K vitamini, kanın pıhtılaş­masına katkıda bulunan bir vitamindir.

    “Ben epilepsi hastası bir kadın olarak bebeğimi nasıl emzireceğim” diye kaygıla­nabilirsiniz. Hiç kaygılanmayın! Çünkü epilepsisi olan birçok kadın, bebekleri­ni gönül rahatlığıyla emzirebilmektedir. Antiepileptik ilaçlar anne sütüne az bir oranda geçer, ama genelde bu miktar, bebeği olumsuz etkileyecek kadar değil­dir. İçiniz rahat olsun…

    Sonuç olarak epilepsisi olan kadınların, hamilelik ve bebeklerini dünyaya getir­me süreçleri sorunsuz bir şekilde yaşanabilir. Burada dikkat etmeniz gereken te­mel şey, hamilelikten önce başlayan bir özenle, hamilelik süresince de kendini­ze dikkat etmeniz. Pozitif bir bakış açısıyla sizin de bebeğinizi sağlıklı bir şekil­de dünyaya getireceğinizden emin olabilirsiniz. Yeter ki inanın ve moralinizi yüksek tutun.

    Ciddi de olsa hafif de olsa, eğer herhangi bir kalp sorununuz varsa ve hamilelik süreci içerisinde iseniz, özen ve özel tedavi gerektiren bir durumunuz var de­mektir. Kalp hastalığı, başlı başına, normal bir hamilelik sürecinde anneye, be­beğe veya her ikisine birden ekstra risk getiren bir durumdur. Hele 30’lu 40’lı yaşlardaki bir anne adayı iseniz, yaşınızın da etkisi ile, var olan kalp hastalığını­zın seyrinde birtakım güçlüklerle karşılaşabilirsiniz.

    Tahmin edersiniz ki, hamile olmak, kalbinizi ve dolaşım sisteminizi doğrudan etkileyen ve stres altına sokan bir durumdur. Hamilelik süresince, kan miktarı­nız bebeğinizin büyümesini desteklemek için yüzde 40 ila 50 oranında artış gös­terir. Kalbinizin dakika başına pompaladığı kan miktarı ise yüzde 30 ila 50 ora­nında artmıştır. Kalp hızınız da aynı şekilde artış gösterir. İşte bu değişikliklerin tümü, kalbinizin çok daha fazla çalışmasına neden olur.

    Doğal olarak doğumun kendisi de kalbin aşırı yüklenmesine neden olur. Doğum sırasında ıkındığınızda ve bebeğinizi tüm gücünüzle dışarı itmeye çalıştığınızda da kan basıncınızda önemli ölçüde değişiklikler olur. Bebeğiniz dünyaya geldi­ği zaman, rahminizdeki kan akımının azalmasıyla birlikte kalbinizin üzerine bi­nen yük ve stres azalır.

  • Epilepsili Gebe Kadınlar Nelere Dikkat Etmeli

    Epilepsili Gebe Kadınlar Nelere Dikkat Etmeli

    Gebe Üzerindeki Riskler
    Eğer epilepsiniz varsa, henüz hamile kalmadan önce doktorunuzla mutlaka gö­rüşmeli ve önlemleri en baştan almaya başlamalısınız. Çünkü biliyoruz ki, gebe­lik döneminde, epilepsisi olan kadınların % 25’inde nöbetler azalır ya da kaybo­lur. Ne var ki kadınların % 25’inde de nöbetler özellikle ilk trimesterde sıklaşabilir.

    Bu süreçte karşılaşabileceğiniz komplikasyonları, vajinal kanama ve plasentanın rahimden erken ayrılması olarak sıralayabiliriz. Suyunuzun erken gelmesi ve ha­milelikle bağlantılı olarak yüksek tansiyonla karşılaşmanız da olası durumlar arasındadır.

    Hamilelik sırasında gideceğiniz rutin doktor kontrollerinde kilonuzun ve tansi­yonunuzun ölçülmesinin yanı sıra, kan testi ile ilaç kan düzeyiniz takip edile­cektir.

    Epilepsisi olan bir hamile olarak nöbet geçirebilirsiniz; sakın gereksiz yere kor­kuya kapılmayın. Nöbetler zararlı ve tehlikeli olabilir ama bu durumdaki birçok kadının buna rağmen sağlıklı bebekler doğurduğunu da bilimsel verilerden bili­yoruz, o nedenle lütfen paniğe kapılmayın. Nöbetlerinizi mutlaka doktorunuza bildirin, tedavi önerileri de buna göre değişiklik gösterebilir. Eğer hamileliğini­zin son aylarında nöbet geçiriyorsanız, doktorunuz ultrason ile bebeğinizin du­rumunu kontrol etmek isteyebilir.

    Epilepsisi olan gebe, kendine iyi bakmalı

    • Epiiepsi ilaçlarını aksatmadan kullanın
    • İlaçlarınızı aniden kesmeyin ve hekiminize danışmadan dozları ile oynamayın
    Sağlıklı beslenin ve vitaminlerinizi düzenli alın
    • Düzenli egzersiz yapın ve stresinizi kontrol altında tutun
    • Yeterli miktarda uyuyun
    • Sigara, alkol kullanmayın

    Sevgili Anne Adayları Şu Sayfalarımızı da Mutlaka Okuyun:

    Sara İlaçları ve Gebelik

    Hamilelikte Sara Hastalığı

  • Sakızlı Ballı Sütlaç

    Sakızlı Ballı Sütlaç

    Malzemeler:
    * 6 su bardağı süt
    * 1 su bardağı pirinç
    * 3 su bardağı su
    * Yarım çay kaşığı tuz
    * 1/2 su bardağı soğuk su
    * 2 tepeleme yemek kaşığı buğday nişastası
    * 1 su bardağı süzme bal
    * Nohut büyüklüğünde 3 adet damla sakızı

    Sakızlı Ballı Sütlaç

    Hazırlanışı:
    1 Damla sakızı ve sütü kaynatıp ocaktan alın ve bir kenarda bekletin. Ayıklanmış pirinci yıkayıp süzün. Bir tencereye aktarıp üzerine 3 su bardağı suyu aktarıp tuzu da ekleyin. Hafifçe yumuşamaya başlayıncaya kadar, en az 10 dakika haşlayın. Üzerine sıcak sütü ilave edip orta ısılı ateşte sık sık karıştırarak pişirmeye devam edin.Kaynayıp üzeri kaymak tutmaya başlayınca balı aktarın. Sık sık karıştırmaya devam edin.
    2 Diğer taraftan, yarım su bardağı soğuksu ve nişastayı bir kaseye koyup çatalla iyice ezin.
    3 Kaynayan sütten bir kepçe kadar alarak bu karışıma ilave edin ve karışımı ılık hale getirin.
    4 Ilık hale gelen karışımı, sütlacı sürekli karıştırmaya devam ederek tencereye aktarın. Ocağın altını kısıp sütlacı, kısı kateşte, sık sık karıştırarak 10 dakika daha pişirin ve ocaktan alın.
    5 Sıcakken kaselere paylaştırıp soğumasını bekleyin. Servise sunarken üzerine tarçın, badem serpiştirebilirsiniz. Bu tatlıyı Osmanlı sarayında bazen yapıldığı gibi hakiki kara kovan balıyla da sunabilirsiniz.

  • Keşkül

    Keşkül

    Malzemeler:
    • 1 Litre süt
    • 200 gr toz şeker
    • 100 gr buğday nişastası (pirinç unu da kullanabilirsiniz)
    • 2 su bardağı su
    • 2 adet yumurta sarısı
    • 1 su bardağı ince çekilmiş badem (file badem de kullanabilirsiniz)


    Keşkül

    Hazırlanışı:
    1 Süt ve toz şekeri bir tencereye koyun. Orta ısılı ateşte, sık sıkkarıştırarak süt kaynayıncaya kadar pişirin. Süt kaynayınca ocaktan alın.
    2 Üzerine bademi ilave edip karıştırınve ocağın üzerine tekrar koyun. Bu sefer kısık ateşte kaynamaya bırakın.
    3 Diğer taraftan, nişasta (pirinç unu da kullanabilirsiniz) ve suyu derin bir kaseye koyup çatalla çırparak ezin.Yumurta sarılarını da katıp tekrar çırpın.
    4 Bu nişastalı yumurtalı karışımı kaynamakta olan süte yavaş yavaş ve bir taraftan karıştırarak ilave edin Arada sırada karıştırarak 5 dakika daha pişirin ve ocaktan alın.
    5 Kaselere paylaştırıp soğumaya bırakın. Üzerini hindistan cevizi ve çekilmiş şam fıstığı ile süsleyip se sunun.

  • Kelle Tatlısı Kesme Kadayıf

    Kelle Tatlısı Kesme Kadayıf

    Malzemeler
    Kadayıf hamuru için;
    • 2 su bardağı un
    • 1 adet yumurta
    • 1/2 su bardağı su
    * 1/2 çay kaşığı tuz
    • 250 gr tereyağı (veya bitkisel margarin) İçi için;
    •2 su bardağı iri çekilmiş ceviz içi
    Hamuru açmak için;
    • 1 su bardağı buğday nişastası
    Şurup için;
    • 3 su bardağı toz şeker
    • 3 su bardağı su


    Kelle Tatlısı Kesme Kadayıf

    Hazırlanışı:
    1 Hamur için derin bir kabın içine un ve tuzu koyun. İçine yumurtayı kırıp suyu ekledikten sonra yoğurmaya başlayın. Kulakmemesinden daha sert olan ama ele yapışmayan kıvamdaki hamuru hafif unlanmış tezgâhın üzerine alarak 4-5 dakika sıkıca yoğurun. Hamurun üzerini nemli bir bezle örterek oda sıcaklığında 30 dakika bekletin.
    2 Bu arada şurup için su ve şekeri orta boy bir tencereye koyup, kısık ateşin üzerinde ara sıra karıştırarak kaynatın. Kaynayan şurubu 5 dakika daha, hafif koyulaşıncaya kadar kaynatıp ocaktan alın. Ilınmaya bırakın.
    3 Dinlenen hamuru kabukla ceviz büyüklüğünde parçalara bezelere
    ayırın.
    4 Tezgâhın üzerine nişasta serpiştirip bezeleri açabildiğiniz kadar ince yufkalar halinde açın. Sonra da sofra bezleri üzerine alıp 2-3 saat hafifçe kurutun.Kuruyan yufkaları 2 santim kalınlığındaki uzun şeritler halindekesin. Sonra da 2 ya da 3 şeridi üstüste koyup keskin bir bıçakla incecik(tel kadayıf şeklinde!) keserek yinesofra bezi üzerine yayın ve en az 1gece kurutun.Son olarak, 35-40 cm çapındaki fırıntepsisinin altına 3 su bardağı dolusukuru hamur serin. Üzerine ceviz serpiştirin. Tekrar 3 bardak dolusu hamur yerleştirin. En üste eritip kızdırdığınız ama sonra da biraz ılıttığınız yağı gezdirin. Fırını 180 dereceye ve alt üst konuma ayarlayıp 5 dakika önceden ısıtın. Sıcak fırında, üzerleri iyice sararıncaya kadar pişirip çıkarın. Sıcakken üzerine ılık haldeki şerbeti gezdirin. Soğuyunca servise sunun.
    NOT: Hazır dökme tel kadayıfın olmadığı zamanlarda, çook eskilerde yapılan bir tatlı.

  • Cevizli Divan Çöreği

    Cevizli Divan Çöreği

    MALZEMELER:
    1 su bardağı eritilip ılıtılmış tereyağı
    1 su bardağı yoğurt
    1 adet yumurta (oda sıcaklığında beklemiş olmalı)
    2 çay kaşığı tuz
    Yaklaşık 4 su bardağı un
    İç malzemesi için;
    4 yemek kaşığı tahin
    4 yemek kaşığı pekmez
    6 yemek kaşığı toz şeker (3 yemek kaşığı bal da kullanabilirsiniz)
    1,5 su bardağı çekilmiş ceviz içi

    Cevizli Divan Çöreği


    HAZIRLANIŞI:

    1 Eritilip ılıtılmış tereyağı, yoğurt ve yumurtayı derin bir kaba aktarıp elinizle karıştırın. Un ve tuzu ekleyip iyice yoğurun. Kulak memesi yumuşaklığında olan ve ele yapışmayan hamuru toplayıp iki eşit parçaya ayırın. Üzerine bir peçete örterek 30 dakika dinlendirin.
    2 Tezgahın üzerine 2 tatlı kaşığı kadar un serpiştirip hamur parçalarından birini 28-32 santim çapında tek bi yufka halinde açın. Greyfurt büyüklüğündeki diğer hamuru da aynı şekilde açın.
    3 Tahin ve pekmezi geniş bir kasede çatalla çırpın. Açtığınız hamurlara fırçayla bu karışımdan sürün.Toz şekeri serpiştirip ince çekilmiş cevizi dağıtın.
    4 Yuvarlak hamurları uçlarından başlayarak rulo şeklinde sarın. Keskin bir bıçakla, fazla bastırmadan 2
    santim kalınlığında halkalar oluşacak şekilde dilimleyin.
    5 Fırın tepsisine fırın kağıdı yayın. Ya da tepsiyi hafifçe yağlayın.
    6 Hazırladığınız yuvarlak çörekleri yan yatırarak tepsiye dizin. Fırını 10 dakika önceden ısıtıp 175 dereceye ve alt¬üst konuma ayarlayın. Çörekleri sıcak fırında hafif kahverengileşinceye kadar, 35-40 dakika pişirip çıkarın. Ilınınca servise sunun.

  • Ayvalı Dilruba Tatlısı

    Ayvalı Dilruba Tatlısı

    Malzemeler
    1 kg ayva
    3 su bardağı toz şeker
    2 adet limonun suyu

    Hazırlanışı

    1 Ayvaları soyup dörde bölün. Keskin bir bıçakla çekirdek yuvalarını çıkarıp kuşbaşı et formunda doğrayın.
    2 Ayvaları orta boy bir tencereye koyup üzerine 5 santim çıkacak kadar su ekleyin. Ayvanın çekirdeklerini de bir tülbente sarıp bağlayarak renk vermesi için tencereye koyun. Orta ısılı ateşte, ayvalar iyice yumuşayıncaya kadar haşlayın.
    3. Suyunu süzüp çatal yardımıyla püre haline gelinceye kadar ezin. Yaklaşık 3 su bardağı dolusu ayva püresi elde edeceksiniz.
    4 Ayva püresini küçük bir tencereye aktarın. Üzerine toz şekeri ekleyip çok kısık ateşte, sürekli karıştırarak şeker eriyip ayvalara karışıncaya kadar pişirin ve ocaktan alın.
    5 Diğer taraftan, 15-20 santim çaplı bir tepsinin her tarafına fırça yardımıyla bolca limon suyu sürün. Şekerli ayva püresini tepsiye bastırarak yayın. Üzerini kapatmadan soğuk bir yerde (buzdolabı uygundur) bir gece bekletin. 6 Ertesi gün dilimleyip üzerine fıstık ve badem serperek servise sunun.

  • Hipertiroidizm

    Hipertiroidizm

    T3 ve T4 hormonlarının tiroid bezinden fazla salgılanması durumudur. Hipertiroidizmin altında yatan sebeplerin çok sayıda olmasına karşın, en sık Graves hastalığına rastlanır. Bu hastalıkta vücut TSH reseptörü antikorları üretir. Bu an­tikorlar bezi uyararak, hormonların aşırı bir şekilde salınmasına neden olur. Bu kişilerde tiroid bezinin büyümesi (tıbbi adıyla guatr) ve gözlerin öne doğru bü­yümesi (egzoftalmi) görülür.

    Hipertiroidizmi bulunan kadınların, mümkünse gebe kalmadan evvel uygun te­davi programına alınması gerekir. Hastalığın neden olduğu düşük, erken do­ğum, düşük doğum ağırlığı, ölü doğum, preeklampsi gibi riskleri aza indirmek için, bu gereklidir.

    Tiroid beziniz fazla çalışıyorsa, doktorunuz size, büyük olasılıkla, kanınızda yüksek miktarda bulunan tiroid hormonlarını azaltmak için ilaç önerecektir. Bu ilaçlar plasentadan geçebilir. Bu nedenle yakın takip altında olmanız istenir. İlaçların etkisi ile bebeğin tiroid hormonlarının fazla düşmesi önlenmeye çalışı­lır. Bebeğin kalp atımı, büyüme ve gelişmesi normal gidiyorsa, her şey yolunda demektir.,.

    Doktorunuz kanınıza bulunan TSH reseptör antikorlarının miktarını da yakın­dan takip etmek isteyecektir. Çünkü bu antikorlar da plasentadan geçebilir ve bebeğinizin tiroid bezinin fazla uyarılmasına neden olabilir. Bebeğiniz doğduk­tan sonra da çocuk hastalıkları hekimi tarafından olası bir tiroid hastalığı açısın­dan yakından takip edilecektir.

  • Bellona Köşe Takımları

    Bellona Köşe Takımları

    Daha önceden Alfemo mobilyanın köşe takımlarını eklemiştim sitemize ve o zaman demiştim diğer markaların da köşe takımlarını sitemize ekleyeceğim diye, işte sözümü tuttum ve Bellona köşe takımlarını da siz değerli www.kadinlarsitesi.com takipçileri için sitemize ekledim. 2011 sezonu için piyasaya sürülen bellona köşe takımı modelleri benim şahsen çok hoşuma gitti, Bellona bu köşe takımları ile adeta kendini aşmış. O kadar zarif ve şık modeller ki bakmaya doyamadım ben. İşte en güzel bellona mobilya trend köşe takımları…

    köşe takımları

    Bellona Real L Köşe Takımı Fiyatı:1300$
    Dikkat ederseniz duvar rengi ile köşe takımı uyum içinde. Bu uyum odayı çok güzel göstermiş.

    bellona köşe takımları
    bellona köşe takımları

    Real V Köşe Takımı Fiyatı:1350$

    Kırmızı ve beyaz bu köşe takımında buluşmuş, iyi ki de buluşmuş. Ne kadar zarif ve göz alıcı değil mi?

    yeni trend köşe takımları
    yeni trend köşe takımları

    Luna Köşe Takımı Fiyatı:1200$

    2011 köşe takımları
    2011 köşe takımları

    Vento Köşe Takımı Fiyatı:1320$

    Çok modern ve asil görünüyor. Siyah ve beyazın valsi adeta.

    modern köşe takımları
    modern köşe takımları

    Real Uzanmalı Köşe Takımı Fiyatı:900$

    en güzel köşe takımları
    en güzel köşe takımları

    Vento Köşe Takımı Fiyatı:1350$

    farklı köşe takımları
    farklı köşe takımları

    Moon Köşe Takımı 1200$

    Eveet Bellona’nın en beğendiğim köşe takımları bunlar. Bu arada hemen unutmadan söyleyim  İstikbal Köşe Takımları ve Alfemo Köşe Takımları sayfalarımıza mutlaka bakın. Çok daha güzel örnekler sizleri bekliyor. Bu arada aşağıdaki yorum bölümüne görüşlerinizi yazmayı unutmayın. Sevgiler…