Depresyona sebep olan durumları açıkladıktan sonra şimdi de depresyonun hangi şekillerde ortaya çıktığına bakalım. 1. MELANKOLİ
KiÅŸide neredeyse bütün etkinliklere karşı ilgisizlik, hoÅŸnutluk verici uyaranlara karşı tepkisizlik söz konusuysa ve aÅŸağıda sırala­yacağımız belirtilerden en az üçü varsa bu kiÅŸiye “melankoli” ta­nısı konabilir.
1. Farklı kalitede çökkün duygulanım
2. Düzenli olarak sabahları kötüleşme
3. Sabah erken uyanma
4. Hareketlerde yavaşlama veya taşkınlık
5. Önemli iştahsızlık veya kilo kaybı
6. Yoğun ya da uygunsuz suçluluk hissetme
Göründüğü kadarıyla melankoli, depresyonun şiddetli biçimidir. Melankoli şiddetindeki depresyonların acımasız ve aralıksız seyret­meleri ve biyolojik tedavi gerektirmeleri, bu bozuklukların tanınma­sının önemini arttırmaktadır. Melankolide başlıca özellikler, daha az stres, daha büyük belirti şiddeti, intihar girişimlerinin ciddiyeti, aile­de antisosyal kişilik ve madde kullanımı öyküsü.
2. ENDOJEN DEPRESYON
Terim olarak hastalığı baÅŸlatan çevresel-dış etkenlerin bulunma­yışını ve nörokimyasal deÄŸiÅŸikliklerle iliÅŸkili olduÄŸunu ifade eder. Baş­ka bir deyiÅŸle “biyolojik” bir depresyonu anlatır. Bu depresyon türün­deki en önemli özellikler nörofizyolojik deÄŸiÅŸiklikler, sabah erken uyanma, kilo kaybı, tepkisizlik ve ilgi kaybı, suçluluk, kendini kötüle­me, gün içinde deÄŸiÅŸme ve hareketsizliktir.
3. AJİTE DEPRESYON
Ajitasyon, yoğun huzursuzluk, sıkıntı ve yerinde duramama gibi belirtilerin olduğu bir rahatsızlıktır. Anksiyete bozuklukları ile depres­yon arasındaki çoğu belirtinin çakışıyor olması zaman zaman ayırıcı tanı sorunu doğurabilir. Ancak depresyonda tablonun dramatikliği, intihar düşüncelerinin, çoğu zaman da hezeyanların yoğunluğu, sa­baha karşı uyanma ve sabahları kendini kötü hissetme gibi durum­lar, ayırıcı tanıda yardımcı olacaktır. Ajite depresyon daha çok yaşlı­lık döneminde görülür.
4. PSİKOTİK (HEZEYÜNLI) DEPRESYON
Hastaneye yatırılmış, ÅŸiddetli depresyon hastalarının % 15-25′i psikotik depresyon kategorisindedirler. En belirgin özellikleri hezeyan, halüsinasyon (gerçekte var olmayan ÅŸeyleri görme veya duyma), dü­şünce bozukluÄŸu ve ciddi ölçüde uygunsuz davranışlar göstermeleridir
Psikotik depresyondaki hezeyanlar, bedende aslında var olma­yan hastalıklar, suçluluk, günahkârlık ve değersizlikle ilişkili abartılı fikirler; halüsinasyonlarsa, adlarının çağırıldığını, kendilerini çeşitli kötülüklerle suçlayan, ölüme mahkûm eden sesler işitme veya ölmüş; olan Hasta gözlendiğine, izlendiğine, kendisine eziyet edildiğine, varını yoğunu kaybettiğine, bu yüzden yakınlarının açlıktan öleceğine, kan­ser, AİDS gibi tedavisi imkânsız ya da utanç verici hastalıklara yaka­landığına, bu hastalığın başkalarına da bulaşacağına inanabilir. Hastalar, bazı sesler duyduklarını ancak bunları ayırt edemediklerini, sanki kayalar düşüyormuş gibi, ezan sesi varmış gibi hissettiklerini; geceleri tuhaf yüzler, dehşet dolu sahneler gördüklerini, vücutlarının kirli koku yaydığını, zincir şakırtısı ve işkence görenlerin bağrışmala­rını işittiklerini söyleyebilirler.
Psikotik depresyonlu hastalardaki intihar riski psikotik olmayan­lara göre daha fazladır. Psikotik düşünce biçimi, özellikle daha öldü­rücü metotların kullanımına yol açar. Ancak, psikotik depresyonlu bi­reylerin iyi fakat daha yavaş düzeldikleri bildirilmektedir. Bu hastala­rın, şizofreni sanılarak yalnız antipsikotikle tedavi edilmeleri yetersiz düzelmeye yol açacaktır. Yine bu hastaların, psikotik olmayan dep­resyon sanılarak yalnızca antidepresanla tedavileri de hastalığın sey­rini olumsuz etkileyecektir. Bu hastalarda en doğru tedavi, antidep-resan ilaçla birlikte antipsikotik uygulanması şeklindedir.
5. REAKTİF DEPRESYON
Reaktif depresyondaki kişi duygu durumu, davranış ve hayata bakışta çeşitli bozukluklar yaşar. Kederli, ağlamaklıdır ve daha önce hoşlandığı etkinlikleri hevessiz, tat almadan yerine getirir. Ancak bu duygulanımlar değişkendir. Birkaç saat süreyle kendini depresif hissederken kişi daha sonra kendini daha iyi hissedebilir. Gerçek bir hatayla orantısız bir şekilde hastalar kendilerini suçla­yabilir ve kınayabilirler. Kendilerini sürekli yorgun hissederler, iş yerlerinde ve evde etkinlikleri azalır, bilinçli ve bilinçdışı zihinsel uğraşlarına bağlı olarak konsantrasyon güçlüğü yaşarlar. Kararlar vermek ve yerine getirmek daha zor olur. Sabırsız, tedirgin ve ge­nellikle kaygılıdırlar. Problemlerinin sebepleri olarak daha çok başkalarını suçlama eğilimindedirler.
6. BIPOLÂR (IKI UÇLU) DUYGUDURUM BOZUKLUĞU
Bazı depresif hastalar yineleyen depresyon atakları ve mani atakları geçirirler. Bu daha önce manik-depresif bozukluk olarak da bilinen bir hastalıktır. Depresyonun tersi olarak manik dönemde kişi enerji dolu ve durdurulamaz olur. Düşüncesizce para harcar, anlamsız kararlar verir. Benlik saygısında abartılı bir artış olur ve kişi bununla birlikte çok önemli işlerin üstesinden gelebileceğine inanır. Bazı kişiler­de üretkenlik ve yaratıcılık artar gibi olur. Iki-üç saatlik uyku yeter. Aşı­rı bir cinsel istek söz konusu olur. Fikir uçuşmaları vardır, artmış konuş­ma, yargılamada bozulma olur. Ailevi yatkınlık vardır.
Bipolar bozukluktaki belirti ve bulgular zaman içinde daha ciddi olmaya başlar. Depresyon, mani ya da karışık olarak başlayan bul­gular arada normal dönemlerle sürer.