Kadınlar Sitesi, Gebelik, hamilelik, doğum

Yazar: yonca

  • SABUNUN MİKROP ÖLDÜRME ETKİSİ

    Sabunun yoğun bir sübyeleştirme etkisi vardır. Suyla ve özellikle sıcak suyla birleşince yağlı sabunu eritir, çalkalanıp suyla beraber giderken deriyi tamamen temizlenmiş olarak bırakır. Sabunun aynı zamanda, piyasada bulunan bütün mikrop öldürücü ilâçlardan çok daha etkili bir mikrop öldürme yeteneği vardır, örneğin bir yarayı, gelişi güzel bir mikrop giderici ilâçla yıkamak yerine, sabunlu bir suyla yıkamak çok daha etkilidir. Sabun, cildin sağlığı için temel bir maddedir. Sadece yüz derisin­de çok sayıda ter ve yağ çıkaran bezler vardır. Bu çok sayıdaki küçücük delik­ler, vücuttan aldıkları teri ve yağı dışarı atarken, cildin nefes almasını sağlaya­cak olan oksijeni alırlar. İşte bu nedenle cildi her gün düzenli olarak temizleye­rek, korumak ve devamlı olarak oksijen almasını sağlamak gerekir.

  • SABUN NEDİR

    Sabun, sabunlaştırma denen kimyasal bir oluşumla elde edilir. Hayvansal veya bitkisel bir yağlı madde, soda veya potas gibi alkalinli bir bazla beraber kaynatıldığında, yağlı maddedeki yağlı asit bazla birleşir ve ayrıca bir de gliserin elde edilirArap sabunu veya yumuşak sabun diye adlandırdığımız sabun türü macun gibi­dir. Bu tür sabun karanfil veya kolza yağından elde edilir ve sabunlaştırma sırasında çıkan gliserinle, yağlarla bir-leşmemiş bir miktar serbest baz içerir. Bu sabun çok alkalinli olduğundan kaba temizlik işlerinde kullanılır. Marsilya sabunu denen sert sabunlar iki türe ayrılır. Yerfıstığı ve soda esas alınarak yapılan bildiğimiz beyaz sa­bunlar; bir de zeytinyağından yapılan yeşil sabunlar. Bu sabunlarda gliserin yoktur.Toz deterjanların rekabetine karşı koya­bilmek için, temizlik sabunlarını mükemmelleştirmek amacıyle teknik alan­da büyük çabalar sarfedilmektedir. Temizlik sabunları, artık eskiden olduğu gibi % 62 oranında değil de % 70 oranında yağlı asit içermektedirler. Yarı saydam- veya kehribar rengindeki bu sabunlara gitgide daha da çekici bir görünüm verilmektedir. Tuvalet sabunları, temizlik sabunlarıyle aynı temele dayanırlar. Ancak üretim sırasında daha ince işlemlerden geçer­ler. Tuvalet sabunu hamuru kurutulur, öğütülür, kalıplara dökülür. Bu hamur tekdüze olduğu gibf hiç denecek kadar az su içermesi nedeniyle oldukça ekonomiktir. Diğer sabunlara göre artıklardan daha fazla arınmışlardır ve yağlı asit oranları da % 78-80’i aşkındır. Tuvalet sabunlarını daha çekici bir hale getirmek için birçok maddeler eklenir. Bu maddeler parfüm, renk verici mad­deler ve sabunlaştırma sonunda meyda­na çıkacak kimyasal dönüşümleri önle­mek için yağ, süt, koldkrem, lanolin gibi yumuşatıcı ve besleyici maddeler­dir.Bir de “her işe yarayan sabunlar” vardır. Hem çamaşır yıkamaya hem de yıkan­maya yarayan bu sabunlar tuvalet sabunlarıyle temizlik sabunları arasında ortacfa bir yer alırlar

  • ZEHİR ATICI BİR REJİM

    Sağlığa hiç bir zarar verici etkis olmadan çok uzun bir süre uygulanabi­lecek olan bu rejim aşağıda gösterildiği gibi düzenlenebilir.
    * Sabah uyanınca hafif, ılık veya çevresel sıcaklıkta bir maden suyundan bir bardak için.

    * Kahvaltıda bir rafadan yumurta, tereyağlı bir dilim kızarmış ekmek yiyin, çok az şekerli bir bardak çay ya da kah­ve ve bir bardak meyve suyu için.

    * Öğle yemeğinde salam, ızgara balık veya et, yeşil salata veya yeşil sebze, yoğurt veya beyaz peynir, meyve yiyin.

    * İkindi kahvaltısında sidik söktürücü etkisi olan ıhlamur veya meyve suyu için.

    * Akşam yemeğinde yağsız et suyu veya sebze çorbası, yumurta, buharda pişmiş tereyağı gezdirilmiş taze sebze, peynir, meyve yiyebilirsiniz; meyve yerine meyve suyu da içebilirsiniz.

    * Yatmadan önce bir bardak süt, bir bardak meyve suyu veya ıhlamur için. Bu zehir atıcı rejim aynı zamanda kalori bakımından da zayıf rejimdir. Cildinize bir parlaklık vereceği gibi, birkaç kilo atmanızı ve yazı tam formda olarak karşılamanızı sağlayacaktır

  • ZEHİRLERİ ATMA

    Hareketsiz geçen uzun bir kış mevsimi­nin ardından yeniden güneşli günler geldiğinden zehirleri atma gereksinmesi kendini gösterir. Zehirleri atma kürleri, taze meyve ve taze sebzeler ne kadar bol olursa o kadar çok kişi tarafından kolayca uygulanabilir. Aslında zehirleri atma bir güzellik kürüdür. Bu kürün sonunda fiziksel görünüş daha iyileş­mekte, zihin daha canlı, cilt daha güzel, ten daha kırmızı bir hale gelmektedir. Bu kür için uygulanması mutlaka gereken kurallar şöyle sıralana­bilir.
    * Her gece en az sekiz saat uyuyun.
    * Mümkünse sigarayı bırakın ve alkollü içki içmeyin.
    * Ormanlarda, açık havada sık sık uzun yürüyüşler yapın.
    * Yemek aralarında bol miktarda su, meyve suyu, ıhlamur için.
    * Sade yemekler yiyin, aşırı yemekten kaçının

  • PERHİZ

    Bazı beslenme uzmanları bu rejimi önerirler. Ancak bu rejim mutla­ka doktor denetiminde uygulanmalıdır. Ayrıca bu rejimin uygulanmasına ta­hammül etmek için oldukça yürekli oimak gerekir. Bununla birlikte haftada bir gün su perhizi yapmak, bir ya da iki kilo vermek ve organizmayı zehirli artık ve pisliklerden arındırmak için en iyi yollardan biridir. Bu rejim uzun bir süre uygulanmak istenildiğinde doktor dene­timi ve kesin istirahat gerekir. Belirtilen bütün bu rejimlerden birini seçmek artık size düşmektedir. Her kadın kendi eğilimlerine en uygun olan rejimi tercih eder. Gerçekten de her kadının eğilimi ayrıdır. Örneğin bazıları yalnız pirinç veya sade ananas veya üzüm yemeği tercih ederler. Bazıları ise modaya ayak uydurarak çiğ maddeler ve tahıl grubundan yiyecekler yer ve yalnız çay içerler. Bu son rejimin dayandığı ilke çok yerinde olmakla birlikte bu rejimin, balık ve deniz ürünlerinin doğadan elde edildikleri gibi yendiği Japonya’da doğduğunu unutmamak gerekir.Hangi rejimi seçerseniz seçin biraz kilo kaybetmek amacıyle arada sırada bazı öğünleri yemek yemeden atlatmaya kalkmayın. Çünkü bu durumda organiz­ma gelecek öğünün bir kısmını yedeğe alır. Bu yöntem genellikle uygulamaya çalışan kişiyi şişmanlatmadan başka bir sonuç vermez.

  • RAHATLATICI BİR MADDE :DEODORAN

    RAHATLATICI BİR MADDE :DEODORAN

    Vücut kokularını giderici maddeler yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Bunun ilk nedeni sağlık bilgisinin ilerlemesidir. Artık günümüz kadınının temizlik takımı içinde, günlük temizlik yapılırken kullanılan sabun ve diş macunu gibi deodoran da bulunmakta­dır. Gün geçtikçe sayısı artan ve gitgide daha da kullanışlı bir hale gelen sağlık ye temizlik gereçleri arasında deodoran da sağlam bir yere sahiptir. Günümüzde spor yarışmaları, toplu yaşantıyı gerekli kılan büro çalışmaları, genel taşıtlara binme zorunluğu gitgide daha yaygın bir hal aldığından, bu maddenin kulla­nılması kaçınılmaz olmaktadır. Artık günümüzde deodoran kullanmak bir titizlik değildir. Tersine insan kendisineve çevredeki insanlara karşı duyduğu saygının bir belirtisidir. Ruh doktorları bu nedenlere daha da derin nedenler eklemektedirler. Ruh doktorlarına göre bu maddelerin yatıştı­rıcı bir etkisi de vardır. Nem duyumu her insanda tedirginlik yaratır; insanlar da deodoran kullanarak , bilerek ya da bilmeyerek doğal bir olaydan kaçınmış olurlar.Toplumsal ilişkiler alanında, çevre tara­fından reddedilme korkusunu deodoran yok eder. Heyecanlanan bir kimse terlemeye başlar, hele bir de elleri terden nemlenmişse çevresiyle bağlantı kurmaya cesaret edemez. Böyle durum­larda deodoran imdada yetişir ve kişinin çekingenliğini gereksiz kılar. Zamanımızın yaşantısı, kişisel açıdan bir hoşnutsuzluk nedeni, toplumsal açıdan ise çevreye karşı bir saygısızlık belirtisi olan vücut kokularıyle mutlaka ilgilenmemizi gerektirmektedir.

  • ÖZEL BANYOLAR

    Dr. Ziemsenn tarafından öne sürülen “soğutulmuş banyo” suyun sıcaklığı 34 veya 35 derece iken banyonun içine girip suyun, sıcaklığı 22 dereceyeilk titreme duyulur duyulmaz hemen sudan çıkmak gerekir. Bu tür bir banyo insanı hem serinletir hem de yatıştırır.Geçen yüzyılda çok yaygın olan soğuk banyonun günümüzde de taraftarları vardır. Eskilere göre, bu tür bir banyo zayıflayan organizmaları kuvvetlendi­rirdi. Zayıf, kansız, zayıf kalpli, hasta mideli, sıcaklık değişimlerine duyarlı insanların soğuk bir banyo ile iyileştirilebilecekleri öne sürülürdü. Bu tür bir banyo, sabahları, kahvaltıdan önce yapılmalı ve iki dakika kadar sürmelidir. Bu banyoyu çeşitli yollardan yapabilirsiniz. İsterseniz birden bütün vücudunuzla soğuk suyun içine atlaya­bilirsiniz; isterseniz banyo küvetinin içinde ayakta durarak bir süngerle soğuk suyu başınızdan aşağıya döke­bilirsiniz ya da ellerinizle vücudunu­zu azar azar ıslatmakla işe başladık­tan sonra bir kova suyu başınızdan aşağıya dökerek işi bitirebilirsiniz. An­cak, yorgun olduğunuz veya vücudu­nuzun soğuk olduğu zamanlarda asla böyle bir banyo yapmayınız. Eskiler bu tür bir banyodan sonra, baş, bilek ve ellerin dışında hiç bir bölgeyi kurulamazlardı. Bu bölgelerin kurulan­masının nedeni bir tepki meydana getirmek düşüncesiydi. Vücut deriye düşünceye kadar soğutulmasına dayanılıriyice yapışan kuru bir havluya sarılırdı. Ardından giysiler giyilir ve hareket etmeye, yürümeye ve jimnastik yapma­ya başlanır, böylece vücut kurulanmış olurdu.

  • İYİ VE KÖTÜ KOKULAR

    İYİ VE KÖTÜ KOKULAR

    Bol parfüm kullanarak vücut kokularını örtmeğe çalışmayın. Eğer terliyorsanız kolonya ile serinlemeye çalışmayın çünkü kolonyanın içinde bulunan alkol,ter bezlerini uyarır ve terlemeyi hızlan­dırır, öte yandan en iyi bir parfüm bile, ter ile temas ettiği anda özelliğini kaybeder ve pis kokuları örtecek yerde yoğun bir hale getirir. Aynı nedenle saçlarınıza da asla parfüm sürmeyin; çünkü tütün, kızartma koku­su gibi değişik kokularla temas eden saçınızdaki parfüm bütün işlevini kay­beder. Saçlarınıza aynı nedenle kokulu spreyler de sürmeyin. Genellikle sprey alırken, hafif kokulu bir sprey seçin ve saçınıza az miktarda sıkın. Her gece saçlarınızı bol bol fırçalayarak bu yapışkan maddeden temizlemeyi unut­mayın. Bu görülmez ağ, saçjarı hapset­tiği gibi, havanın içeriye girmesini önler ve kokuların içeride kalmasına yol açar

  • NASIL BESLENMELİYİZ

    Günümüz insanı yemekleri gitgide daha da kısa bir süre içinde yemeyi tercih etmekte, ayrıca az hacim içinde çok besleyici olan besinlere yönelmektedir. Bu nedenle de çağdaş beslenmede et çok büyük bir önem taşımaktadır. Oysa etle beslenme, deride kendine özgü bir koku oluşturur. Otçul hayvanlara göre etçil hayvanların daha fazla kokması, kısmen besinlerinin mayalaşmasından gelmektedir. Etçil hayvanların etinde kendilerine özgü bir koku vardır. Fazla et yiyen insanların etinin de, tabii çok daha az oranda kokacağı bir gerçektir. öte yanda bazı yemeklerin tatsızlığını gidermek veya iştahı açmak için yemek­lere bol miktarda baharat konulmasını. sık sık rastlanmaktadır. Soğan, sarmısak, hardal, biber gibi sülfürlü çeşni vericiler üç değişik yoldan vücuttan atılır, önce nefes üzerinde etki göstere­rek akciğer yoluyla, sonra da bağırsaklar ve deri yoluyla atılırlar. Bütün bu maddelerin kokusu terle karıştığında daha da yoğun bir hal alır. Kötü kokan nefese gelince, bu koku değişik nedenler dolayısıyle oluşmakta­dır. Ağır ya da güç sindirim, dişlerin kötü bir durumda oluşu, ya da nefes yollarındaki gizli bir enfeksiyon nefesin kokmasına yol açabilir. Kadınlar bazı devrelerinde, pek hoşa gitmeyen bir kokuyu gidermeğe çalış­mak zorunda kalırlar. İçten kullanılan tamponlar genellikle kokunun dışa vurmasının önüne geçe­bilmektedir. İnsanın zaman zaman bazı zahmetler çekmesi, bu zahmetlerin ilâcını bulması için çaba göstermesi sonucunu doğurur ve sonunda da çaresini bulur. Her uygar insan kokuları, bu kokuların varlığının farkına varır varmaz giderebilir.

  • DUŞ

    Duşun etkileri genellikle banyonunkilerle ters orantılıdır. Banyo insanıyatıştırır, duş ise aksine insanı kamçılar ve canlandırır denir. Aslında bu fikir tamamen doğru değildir. Banyo gibi duşun da etkisi yapış türüne göre değişir. Kasların, yorgunluk nedeniyle meydana gelen kasılmasını sıcak suv.a yapılan bir banyo giderebilir. Çok şiddetli olmayan bir duş ta, özellikle omurga üzerinde, banyonun yapamadı­ğı hafif bir masajın vereceği etkiyi yaratabilir. Cildin yüzeyinde bulunan binlerce küçük sinir uçları, duşa karşı duyarlıdır. Eğer duş şiddetli olursa, yaptığı masaj da daha güçlü olduğu gibi zehirleri atıcı bir etkiye de sahip olur. Ne sıcaklıkta bir suyla duş yapılmalıdır? Ne sıcaklıkta bir suyla banyo yapmak gerekiyorsa aynı sıcaklıkta bir suyla da duş yapılır. Bu sıcaklık 35 ya da 36 derecedir. Bu sıcaklıktaki bir suyla yapılan duş, özenli bir yıkanma için yeterli süreyi, yani beş ile on dakika arasında değişen bir süreyi aşmamalıdır Eğer su daha sıcaksa duş iki üç dakikay geçmemelidir. Demek ki suyun sıcaklığı ne kadar fazla olursa duş altında da o kadar az kalmak gerekir. Sıcak duş damarları gevşeterek kan dolaşımını kolaylaştırır ve bu nedenfp de ağrı kesme özelliği vardır. 15-23 derece arasındaki sıcaklıkta suyla yapı* lan soğuk duş insanı kamçılar; ancak şok yapma etkisi de olduğundan bu duş

  • DEODORAN

    DEODORAN

    Banyodan çıktıktan sonra tertemiz ol­manıza ve mis gibi kokmanıza rağmen, deodoran kullanmanın neye yarayaca­ğını belki sorarsınız. Sıkıştırıcı etkisi olan ve yağdan arınmış bir ciltte daha da çok etki yapan deodoran, banyodan sonra derinin açılan deliklerini sıkıştırır ve yeniden terlemeyi önler. Eğer az terliyorsanız, sadece kokuyu önleyen bir deodaran kullanmakla yetinebilirsiniz. Ama eğer çok terliyorsanız, terle­meyi önleyen bir ilâç kullanarak daha iyi sonuç elde edebilirsiniz. Banyo sırasında ayak tırnakları temiz­lenmeli, sonra da törpülenerek etleri alınmalı ve ojesi de çıkarılmalıdır. Ayaklar için özel olarak hazırlanmış ve ayağın kokmasını, terlemesini önleme etkisi olan kremler de çok olumlu sonuç verirler.

  • CİLDİN HAVALANDIRILMASI

    Cilt havalandırılmadıkça vücut kokuları daha da belirli olarak kendilerini duyu­rurlar. Eskiden kadınlar üstlerine bol kıvrımları olan giysiler içlerine de az çamaşır giyerlerdi. Daha sonraları ça­maşır giymeğe alıştılar. Eskiden çamaşır adı aldında giyilen şeyler bol dikilmiş gömlekler, geniş pantolonlardı. Günü­müzde ise, vücudu korumak için oldu­ğu kadar, vücudu desteklemek ya da sıkmak için giyilen çamaşırlar, vücuda iyice oturacak kadar dar olmaktadır. Aksi halde günün modasına uyarak bu çamaşırların üstüne giyilecek bele sıkı­ca oturan giysilerin altında çamaşırların bütün bolluklan belli olurdu. Erkeklerin giydikleri giysilere gelince, onlar da modaya uymak için gündüzleri giydikleri daracık giysiler içinde bir türlü rahat edemedikleri gibi, geceleri de dar pijamalar içinde aynı rahatsızlığı devam ettirmektedirler. Bütün bu du­rumlarda, cilt hem havasız kalmakta hem de kan tarafından yeterince beslenememektedir.Aynı engeller ayaklar için de söz konusudur. Daracık ayakkabılar, gitgide boyu yükselen çizmeler, bazen bütün bacağı sıkmaktadır. Çok seyrek olarak yıkanan ama her zaman çıplak olan çingenelerin ayaklan kokmaz. Çok daha iyi bakımlı olan bazı kentlilerin ayakları da, bu pis kokularını deniz kenarında geçirilen birkaç gün sonunda kaybeder. Ayağın çıplak olmasının koku üzerinde büyük bir etkisi olduğu böylece açıklan­maktadır.Devamlı bir sarıp sıkma, sadece derinin sağlığına zarar vermekle kalmayıp, aynı zamanda terin artmasını ve yerleşmesi­ni kolaylaştırmaktadır. İnsan vücudunda bulunan 2 300 000 ter bezi, günde en az yarım litre ter salgılar; tabii bu miktar sıcak havalarda, büyük bir güç sarfedildiğinde, yorulunduğunda veya sinirli olunduğunda daha da artar. Sinirlendikçe terlemenin fazla­laşması, sinir sisteminin doğrudan doğ­ruya ter bezlerini etkilemesindendir. Doğal olarak ter kokusuzdur. Bir kez salgılandıktan sonra, yağlı salgılarla karışır ve derinin yüzeyinde bulunan bakterilerin etkisiyle çözünür. Bu du­rumda koltuk altları, ayaklar v.b. yerlerde olduğu gibi, ter bezlerinin çok olduğu yerlerden farkedilebilir bir koku­nun yayıldığı görülür.