Kadınlar Sitesi, Gebelik, hamilelik, doğum

Yazar: yonca

  • TÜYLERİ TEMİZLEME ZAMANI

    TÜYLERİ TEMİZLEME ZAMANI

    Tüyleri, cildi tahriş etmeden temizle­mek gerekir. Bu nedenle bu iş banyodan çıkar çıkmaz yapılırsa en uygun zaman seçilmiş olur. Erkekler de banyodansonra sakalları iyice yumuşamış oldu­ğundan, daha kolay traş olmak için, hep banyodan sonra traş olurlar. Su tüyleri şişirir, sabun köpüğü de dikleştirir bu nedenle banyodan sonra traş makinesi görevini daha kolay yapabilir. Koltuk altlarının derisi ince ve çok naziktir. Üstelik bu bölgede bol miktar­da bez bulunur. Bu nedenle koltuk altlarının tüyleri elektrikli traş makine­siyle traş edilirse, kesilme ve tahriş olma tehlikesi önlendiği gibi temizleme işi de çabucak biter. Tüylerinizi temizlemek için kocanızın traş makinesini kullan­mamanızı öğütleriz. Bunun yerine, kesim yüzeyinin eğimi koltuk altı ve bacaklar için özel olarak düzenlenmiş olan özel traş makineleriyle tüylerinizi temizleyin.Koltuk altlarınızı tüyleri yok edici bir krem kullanarak da temizleyebilirsiniz. Koltuk altlarınızı traş eder etmez talk pudrası ekin veya yumuşatıcı bir krem sürün. Böylece cildinizin tahriş olması­nı önleyebilirsiniz. Traştan sonra, ara­dan yirmi dört saat geçmeden deodoran kullanmayın. En kısa bir tüyün bile bir pasaklılık işareti sayıldığı Amerika Birle­şik Devletlerinde kadınların % 85’i haftada en az iki kez düzenli olarak traş makinesiyle tüylerini alırlar. Traşın deriyi incittiği ve tüylerin daha çabuk çıkmasına yol açtığı söylenirse de bunun doğruluk derecesi tartışmalıdır. Çünkü erkekler her gün bir kez hatta önemli bir olay olduğunda günde iki kez traş oldukları halde, ciltleri yumu­şacıktır. Tüy yeniden uzamaya başlar­ken, ilk başta daha sertmiş gibi gözükür ama biraz uzayınca, tekrar incelir ve ipek gibi yumuşak olur. Bacaklardakı tüyler traş makinesiyle alınıyorsa, üç ya da dört günde bir bu işi tekrarlamak gerekir. Tüyleri yok edici kremlerin etkisi daha uzun sürer ve tüy o kadar çabuk çıkmaz. Üstelik bu maddeler çok az insan üzerinde yan etki yapar. Banyodan sonra cildin yağı kalmadığından, tüy alıcı kremler banyo­dan sonra kullanıldıklarında daha iyi sonuç verirler. Tüylerin temizlenme işi bitince, tüyleri alınan bölgeyi sirkeli ılık bir suyla çalkalayarak biraz talk pudrası ekin veya yumuşatıcı bir krem sürün. Bu arada çok nazik bir yer olan boynunuza da banyodan sonra özen göstermeyi unutmayın. Kolaylıkla gev­şeyip, sarkan ve her an hareket halinde bulunan boynu, yüz için çok sert gelecek olan besleyici ve sıkıştırma etkisi kuvvetli kremlerle beslemek gere­kir. Ayrıca iki elinizin avuç içiyle, çenenizin altına ve boynunuzun ön kısmına, hafif hafif darbelerle vurun, sonra da önce yukarıdan aşağıya sonrada aşağıdan yukarıya doğru avuçlarınızı yumuşak hareketlerle bu bölgelerde gezdirin. Böylece boyun jimnastiği yapmış olursunuz

  • FRİKSİYON

    FRİKSİYON

    Banyodan sonra yapılan friksiyon deriyi dirileştirir, canlandırır, parlaklık verir, ölü derileri ve pislikleri yok ederek yumuşatır, sinirleri gevşetir ve tüm organizma üzerinde uyarıcı bir etki yapar. Banyodan önce de friksiyon yapmak faydalıdır. Kaslarda biriken artıklar friksiyon sonucunda kan tarafın­dan yok edilir, sıcaklık ve terleme ile bu olay daha hızlandırılır. Pekiyi neyle friksiyon yapmalı? Su ve sabun kiri temizleyip cildi arındırdığın­dan banyodan sonra kolonya ile friksi­yon yapmanın hiç bir anlamı yoktur. Normal ciltlere kuvvetlendirici etkisi olan bir losyon veya bir tuvalet suyu ile friksiyon yapmak doğru olur. Kuru ciltli iseniz friksiyon için yumuşa­tıcı bir tuvalet suyu, zeytinyağı, friksi­yon için özel olarak hazırlanmış bir eriyik veya bir krem parfüm, alkolsüz çiçek suları kullanmanız öğütlenebilir. Yağlı ciltlere sahip olanlar kokulu tuvalet suyu, saf veya sulandırılmış ya da gliserin eklenmiş gül suyu ile friksiyon yapabilirler. Nemli ciltlere iki litre suya bir desilitre oranında katılmış asitli ve delikleri sıkıştırma etkisi olan sirkeli suyla friksi­yon yapılabilir. Yaşlanmaya eğilimli ciltler için, canlandırıcı, dirileştirici, hormonlu, hayvan serumlu veya kap­lumbağa yağlı özel krem ve sütler vardır.

  • Diş Köprüleri

    Diş Köprüleri

    Günümüzde çok bağlı köprüler yapıl­maktadır. Böylece hem daha dayanıklı bir sonuç alınmakta hem de sonradan köprü üzerindeki dişlerde meydana gelebilecek bozukluklar daha kolaylıkla tamir edilmektedir.

    Dişin Önemi

    Dişler, hem estetik açıdan hem de sindirim sisteminin ilk basamağı olması bakımından hayati öneme sahip şeylerdir. Bundan dolayı diş eksikliği hem kişiyi toplum içerisinde mahcup duruma düşürür, hem de yemek yerken rahatsızlık verir.

    Günümüzde diş teknolojisinin muazzam bir ilerleme içerisinde olduğu aşikârdır. Her türlü diş sorunu, modern diş hastanelerinde kolayca çözülebilmektedir. Bunlardan biri de diş köprüleri olarak karşımıza çıkar.

    Çürük, ağrıyan veya kırık dişler bir şekilde temizlenerek dolgu yapılabilmekte ve üzeri kaplanarak yeni bir diş gibi kullanılabilmektedir. Ancak bazı durumlarda dişin kaybedilmesi can sıkıcı neticeler doğurmaktadır. Aşırı çürüyen dişin çekilmek zorunda kalması, dişin dişkırılması vb. sorunlar nedeniyle bazen dişimizi tamamen kaybedebiliriz. Bu durumda yerine yenisi konmazsa yemek yemede zorluklar yaşarız. Ayrıca bu eksiklik önlerde ise estetik olarak da kötü bir görüntü ortaya çıkar. İşte bu durumda imdadımıza diş köprüleri yetişir.

    Diş Köprüsü Nasıl Yapılır?

    Diş köprüsü, eksik dişin yanındaki dişler kullanılarak bir bağlantı yapılması ve boş yere bir diş yerleştirilmesi işlemidir. İşlem esnasında boşluğun kenarındaki dişler çarklanarak istenen hale getirilir. Eğer boşluk tek diş ise kenardaki iki dişle beraber, yapışık durumda üçlü bir diş grubu getirilir ve boşluğun olduğu yere monte edilir. Montaj esnasında kenardaki iki protez diş, ana dişlerin üzerine oturtulur. Ortadaki protez diş ise boşluğu doldurur. Böylece üçlü kombine diş grubu, boşluğu da doldurmuş olur. Aradaki boşluk bir dişten fazla ise yine aynı işlem yapılabilir.

  • DİŞLER BEYAZLAŞTIRABİLİNİRMİ ?

    Dişlerin de deri gibi doğuştan gelen bir rengi vardır ve daha fazla beyazlanamazlar. Sarımsı kalın dişler, ince ve yarı saydam dişlere göre daha sağlamdırlar. Dişler her zaman temizlenebilir, renkle­rini donuklaştıran yüzeysel kiri kaldıra­rak daha parlak olmaları sağlanabilir. Bununla beraber kullanılan maddeler­den sakınmalı ve oldukça seyrek olarak bu yol tutulmalıdır.
    Bikarbonat dö sud (karbonat) dişleri geçici olarak beyazlatır. Ancak bu madde parmakla tutulamayacak kadar ince bir toz haline gelmiş olduğundan, taneler diş minesini çizebilir. Limon suyuyla da dişlerin beyazlatılması öğüt­lenirse de aslında bu zararlıdır. Diş etini kuvvetlendirme etkisi olan C vitamini­nin limonda var olmasına karşılık, aynı meyvede asit laktik kadar zararlı olan asit sitrik de bulunmaktadır. Aynı gözlemleri oksijenli su için de yaparak bu sıvıyı kullanmaktan kaçınmak gerek­tiğini söyleyeceğiz. Tütüne karşı koru­yucu etkisi olan diş macunları, dişi de korur ve dişleri sarartan ziftli sıvıyı kısmen eritir. Bu tabakanın oluşmasının önüne geçmek aslında çok kolaydır. Gerçekten de filtreli sigara içerek bu sonuca ulaşılabilir

  • BANYO YAPARKEN DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR

    Banyonun içinde yıkanırken biraz jim­nastik yaparsanız kısa zamanda bunun yararını görür ve yararlı bir alışkanlık edinmiş olursunuz. Suyun verdiği rahat­lıkla eklem yerleri yumuşadığından, Vücut büyük bir esneklik içinde bulu­nur. Her ekleminizi tam olarak hareket ettirin, önce sırt üstü, sonra yan ve nihayet karın üstüne dönerek iyice gerinin. Nefes alıp verirken bacakları­nızla çırpma hareketleri yapmanız çok iyi bir alıştırma olur. Bu hareketleri yaparken herhangi bir düşme rarak ayaklarınızın kaymasını önleyebi­lirsiniz. y Herkes aksini sanır ama, gerçekte banyo vücudun suyunu alır. Deriniz suya batırıldıkça suyu çeken bir çamaşır gibi değildir. Deri, içinde yıkanılan suyu emmediği gibi üstelik sabunla yıkanır­ken vücudun yağı da gider; bu yağ derinin suyunu tuttuğuna göre artık suyun uçmasının önüne geçecek hiç bir engel kalmamış olur. Sıcakta derinin delikleri de genişlediğinden, su kaybı daha da hızlandırılmış olur. Banyoda uzun uzun kalarak yıkanılırsa derinin diriliği ve tazeliği bazen kaybolur. Banyodan çıktığınızda deriniz çok kuru veya kırmızıysa ve kaşınıyorsa, bu durum suyun çok klorlu veya kireçli olduğunu gösterir. Kireçli su deriyi duyarlı kılar, kurutur, sertleştirir, yüzey­de de tahriş edici maddeler bırakır. Kireçli suyla yıkandıktan sonra sertleşen deriye boraks sürülürse yumuşar ama bu maddenin de alkali ve su alıcı olduğunu unutmamak gerekir. Günümüzde “tutu­cu” denilen bazı özel maddeler kireçli tuzları tutarak etkilerini giderirler. Banyo yaparken çeşitli özel maddeler kullanarak herbirinin değişik etkisinden de faydalanabilirsiniz. Suyu akıtmaya başlamadan önce bu maddelerden tuz biçiminde olanlardan iki avuç dolusu, sıvı halinde olanlarda da şişenin kapağı kadar bir miktarı küvetin içine boşalt­tıktan sonra musluğu açarak maddenin su içinde dağılmasını sağlayın. Kompri­me ya da toz biçimindeki efervesan meddeleri ise suyun içine girdikten sonra atın. Bu son maddeler erirken ozon çıkarırlar.
    Kokulu ve renkli parçacıklar biçiminde satılan tuzlar, göze hoş göründükleri gibi güzel koku da çıkarırlar. Tuzlarda hem vücudun yorgunluğunu alma hem de canlılık verme etkisi vardır. Yağ alma etkisi çok olan bu maddeler, özellikle yağlı ve normal ciltli insanlar tarafından kullanılmalıdırolasılığına karşı korunmak için, banyo küvetinin taban kısmına plâstik halılardan yapıştı

  • YIKANILACAK SUYUN SICAKLIĞI NE OLMALIDIR

    Su. ne çok sıcak, ne de çok soğuk olmalıdır. Sıcak suyla yık’anmanın bü­yük yararları olduğu söylenemez. An­cak yıkanır yıkanmaz hemen yatağa girip yatılacaksa banyonun verdiği sı­caklık korunabilir, ikincil tepkiler, ani tepkilerin karşıtı olarak meydana çıkar­lar. Sıcak su damarları gevşetir, bu da sıcaklık verir; ama kalori kaybetme sonucunda kan deriye hücum eder ve bu sıraklık aniden yok olur. Üstelik 50insan bir yandan da terlediğinden üşümeğe başlar.
    Çok sıcak su kanın yüze doğru hücum etmesine neden olur ve ana merkezler görevlerini daha güç yaparlar. Sıcak su bazı dolaşım bozuklukları doğurabilir, baygınlığa yol açabilir hatta kalbi zayıf olanlar üzerinde daha da kötü etkiler yapabilir, öte yandan sıcak su deriyi yumuşattığı için varislerin daha da meydana çıkmasına neden olur. Yüz buruşturtacak kadar soğuk su ile de yıkanmak doğru değildir. Yazın genel­likle serinlemek için soğuk su ile banyo yapılır; oysa soğuk su insanı serinlete­cek yerde aksine terletir. Soğuk suyun temasıyle edinilen soğuk duygusu ile kan damarları ilk başta daralır ama hemen sonra genişler, cilt kızarır ve vücut sıcaklığı da aynı kalır. Sonuç olarak, ideal banyo suyunun sıcaklığı 33 ile 37 derece arasında değişebilir. Suyun sıcaklığını ölçmek için yapılmış termometreler vardır. Bunlar eczanelerde satılmaktadır. Böyle bir termometre edinerek kötü sonuçla­rın doğmasını önleyebilirsiniz. İdeal sıcaklıkta bir suyla yapılan banyoda tam gevşeme elde edebilmek için suda 10 ile 15 dakika kadar kalmak gerekir. Banyo­ya girerken suyun içine kendinizi hemen atmayın, yavaşça girin; oturup, birkaç dakika bekleyin sonra yıkanmağa başlayın. Bazı ters hareketlerin doğura­bileceği burkulmaları önlemek için yapılmış ve dükkânlarda satılan uzun saplı fırçalarla sırtınızı kolaylıkla fırça­layabilirsiniz. Yıkanırken topuklarınızı ve dirseklerinizi bir ponza taşıyle ovun, suyla yumuşamış olan tırnaklarınızı ve özellikle ayak tırnaklarınızı bu işe özgü küçük çubuklarla güzelce temizleyin artık tertemiz olarak ve vücudunuza göstermeniz gereken tüm özeni göster­diğinizden emin olabilirsiniz.

  • TEHLİKELİ BİR YAŞ

    Bütün bunlara karşın erkek elli yaşına doğru bir bunalımın eşiğindedir. Hayat­ta başarı kazanmış olsa bile birden bire küskünleşir. Eski neşesi hüzne dönüşür. Kendini yorgun hissetmeye başlar. İlk beyaz saçların farkına varır; acı acı “yaş lanıyorum” der,
    Erkekte yaş dönümü aslında sanıldığı ka dar tehlikeli bir olay değildir. Erkeğin kadınları eskisi kadar çekici bulmaması, kendi çekiciliğini kaybetmesini gerektir­mez. Kadının aksine erkek bu dönemde gerçek bir fiziksel değişimin etkisinde değildir. Sadece şeker, yüksek tansiyon, prostat gibi hastalıklara bu yaşlardaki er keklerde daha sık rastlandığını söyleye­biliriz.
    Erkek bazı düşünsel yeteneklerinin azal­maya başladığını bu çağda farkeder. Ar­tık belleği eskisi kadar güçlü değildir. Artık kolay kolay heyecanlanamayacağı kanısına kapılmaya başlar. En ufak bir çabada yorulur ve kolay kolay kendine gelemez. Yaşamı boyunca çok az güçlükle karşılaşmış erkekler bile, ken­dilerine bazı sorular sormaya, hayatlarının bilançosunu yapmaya koyulurlar. En önemli nokta muhakkak ki bu dö­nemdeki toplumsal durumdur. Mesle­ğinde yeterince başarılı olamamış erkek artık yeniden başlamak için çok geç ol­duğunu düşünür; hataları, beceriksizlik­leri, ihmalleri için kendi kendini suçlar. Hayatı başarısız geçmemiş olsa bile ye­ni hamleler yapmaktan korkar. Her iki durumda da erkeği rahatlatmanın, üzün tülerini azaltmanın tek yolu, onu haya­tının başarısız geçmediğine inandırmak­tır.
    Yaşamı boyunca ümit ettiği kadar, hatta daha da fazla başarı kazanmış bir erkek bile bir takım şeylere esef eder. Acaba yeterince başarılı olmuş mudur? Memur larına karşı çok mu sert davranmıştır? Birdenbire, örneğin doktorluk gibi daha yararlı bir meslek seçmemiş olduğu için kendini suçlayabilir. Elli yaşındaki erkek çevresine yaşamı boyunca yararlı oldu­ğunu ve olabileceğini bilmek ister. Ço­cuklarının evden ayrılışları onda can sı­kıntısı veya üzüntü duygusu uyandırır. Tavsiye vereceği kimseler veya yerine getireceği bir görev kalmamıştır. Büro­sunda veya atelyesinde yaşlılar grubuna girmeye başladığını hisseder. Cesur gö­rünmeye çalışarak gençlere yer vermek gerektiğini söyler.
    Çocuklarını da düşününce bu sözün doğ ruluğuna iyice inanır. Bütün bunlara kar şın,. kendisini genç görmekten geri kal­maz. Bunu kanıtlayabilmek için yaşlı ar kadaşlarından uzaklaşır. Yeni kuşak ile ilişki kurar. Birisi onun tecrübesinden yararlanmak isterse, güven duyduğu ve sevildiğini bildiği bir çevrede yaşıyorsa hayattan yeniden zevk almaya başlar.

  • KADININ DİKKAT ETMESİ GEREKEN NOKTALAR

    Karı koca arasındaki anlaşmazlıkların büyük bir bölümü sabahları banyoda başlar. Halbuki bu tartışmaların çoğu biraz iyi niyetle geçiştirilebilir. Örneğin ailede herkesin belli bir banyo saati olur sa, banyo tartışma konusu olmaktan çı­kar.
    Kadının herşeyden önce kocasına her yere su sıçrattığını veya havluları dağıt­tığını tekrarlamaktan vazgeçmesi gere­kir. Erkekler yıkanırken suyun etrafa sıç­rayıp sıçramadığına dikkat etmekten hiç hoşlanmazlar. Bu yüzden kadının, bu konuda fedakarlık yapması gerektiğine kendisini inandırması gerekir. Erkeğin günlük bakımı için banyoya ka-pandığını’ve bu süre boyunca rahatsız edilmek istemediğini kadının unutma­ması gerekir. Aksi halde karısına ters ce­vaplar verecektir.
    Erkek evde rastladığı bakım malzemesin den rahatlıkla yararlanır fakat yenilikle re karşı şüpheci bir tutum takınır. Örne­ğin yeni bir diş macunu alırsanız size es­ki kullandığınız diş macununun iyi taraf larından sık sık söz eder. Erkek bu konu­larda tutucudur

  • ERKEKTE İNCELİK

    ERKEKTE İNCELİK

    Erkekler giyim konusunda kendilerine öneride bulunulmasından hoşlanmaz gibi gözükürlerse de, aslında kadınlardan bu alanda yardım beklerler. Ayrıca er­kekler iltifata karşı çok zayıftırlar. Örne­ğin saçsız bir erkeğe alnı geniş olduğu ya da elleri düzgün olduğu içirt çok yakı şıklı olduğunu söylerseniz alacağınız ce vap “Ya, öyle mi dersiniz?” olacaktır. Erkekler kabul etmese de bir erkek mo­dası vardır ve erkekler ister istemez bu modaya uymaktadırlar. Bu yüzden de gi yiniş şekillerine bakarak erkeklerin kişi­likleri hakkında bir kanı edinmek olduk­ça güçtür. Örneğin yelek. Eskiden elbi­senin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilirdi. Sonra uzun süre kullanılmadı. Günümüzde ise ipek, kadife veya deri yelekler XIX. yüzyıldaki gibi bir zerafet belirtisi olmuştur.
    Takım elbisenin düz veya desenli olma­sı ise gövdenin biçimi ile yakından ilgili­dir.
    Zayıflara kruvaze takımlar iyi gider, düz takımları daha çok yapılı vücutlara sa­hip olanlar giymelidir. Spor kostümler gençliğe duyulan özlemi simgelerler. Az rastlanan takımlar ise düş gücünün kuvvetinden veya seçkinlikten çok avun ma gereksinmesini belirlerler. Erkeklere ilişkin olarak moda dışında bir takım şeylerden de söz edebiliriz. Erkek lerin ufak tefek hareketlerinden çeşitli anlamlar çıkartmak yaygın bir alıskanlıktır. Kravatı veya kemeri düzeltmek, çorapları çekmek, elleri cebe sokmak gi bi çeşitli yorumlara yol açan hareketler aslında üzerlerinde hiç bir genelleme ya pılamıyacak kadar kişiseldirler

  • KASLARI GELİŞTİRMENİN YOLLARI

    Zayıflayabilmek için sadece yağsız et ve ya balık, sebze ve bazı meyveleri yemek gerekir. Bu iş için gerekli iradeye veya olanaklara sahip olmayanlar ise spor ya­pabilirler. Jimnastik klüpleri veya beden eğitimine ayrılmış salonlardaki çeşitli aletler gövdenin inceliğini korumaya, kasların sarkmasını önlemeye, durgun bir yaşamın veya yaşın sonucu olan yağ oluşumunu engellemeye yardımcı olur­lar. Bu eğitim merkezleri kilo vermeye gereksinme duymayan fakat kaslarını ge liştirmek isteyenlere de yararlıdır. Saunalar ve hamamlar da yararlıdır. Ay­rıca eritici maddeler ve bitkisel yağlarla yapılacak masajları da önemsemek doğ­ru olur. Bu yöntem sadece yağları eritmekle kalmaz, kas dokusunu kuvvet lendirir, kan dolaşımını canlandırır ve salgılamayı hareketlendirir

  • Fazla Kilo Erkeklerin En Büyük Düşmanı

    Fazla kilo almamak büyük önem taşır. Göbek bir erkeğin başlıca düşmanıdır. Dar elbiseler, gövdeye yapışan kazaklar mayolar yağ fazlalıklarını merhametsiz­ce ortaya çıkarırlar. Kalbi zayıf olanla­rın ve damar tıkanıklığından şikâyetçi olanların sağlıklarına özel bir özen gös­termeleri gerek. Bu kişiler ağır yemekler den kaçınıp, basit perhiz kurallarına uy­malıdırlar. Enerji kaybı ile günlük kalori gereksinmesi arasındaki dengeye daya­nan bu kurallar şöyle özetlenebilirler: Az enerji harcayanlar günde 2000 kalori almalıdırlar.
    Normal enerji harcayanlar günde 2500 kalori almalıdırlar.
    Çok enerji harcayanlan günde 3500 ka­lori almalıdırlar.
    Zayıflamak için en iyi çare bu rakamlar­dan 1000 kalori kadar çıkartmaktır. Bu da şeker, tatlılar, hamurlu yiyecekler ve yağlı yemekler gibi lipit yönünden zen­gin maddelerden az yemekle gerçekle şebilir.

  • GENÇ KALMAK İÇİN UYGULANACAK YÖNTEMLER

    GENÇ KALMAK İÇİN UYGULANACAK YÖNTEMLER

    Erkek de kadın gibi fiziksel yönden yor­gunluğun ve yaşlılığın etkisinde kalır, öyleyse erkek de cildinin gençliğini ve tazeliğini korumaya çalışmak zorunda­dır.
    Erkekler için yapılmış besleyici kremler, kırışıklık giderici ampuller, dinlendirici maskeler vardır. Uzun araştırmalar scunda bulunmuş dinlenme ve bakım yöntemleri gittikçe yayılmaktadır. Bu yöntemlerin en önemlileri, deriyi derin­lemesine temizlemek ve deliklerini ge­nişletmek için ozon püskürtme, meka­nik olarak veya elle yapılan masajlar, ya pay bronzlaşma, antiseptik ve kanama­yı durdurucu kremler, deriyi yumuşat­mak, dinlendirmek, canlandırmak veya kırışıkları azaltmak için hazırlanmış mas keler ve canlandırıcı friksiyonlardır. Kırk yaşlarına yaklaşan erkek çevrenin de etkisiyle çoğunlukla yaşlılık korkusu­na kapılır. Bu korku onu yaşının izlerini saklayabilecek yollara başvurmaya yö­neltir.
    Delikanlılık çağındaki ergenlik sivilcele­ri genç erkeklerde komplekslere yol aça bilir. Bunlara karşı kozmetik sanayii maddelerinin kullanılmaları, en azın­dan psikolojik olarak büyük etki göste­rir.Sabır ve özenle uygulandıkları takdir de bu maddelerin deriye gerçekten büyük yararları vardır. Erkeğin de bir bakım çantasına sahip ol­ması gerektiğini ileri sürmek yanlış ol­maz. Bu çantada erkeğe, fiziğine uygun bir kişilik kazandıracak birçok madde­nin (örneğin egzotik ve çekici kokulu sa bunlar, traş öncesi ve sonrası losyonları, kolonyalar) bulunması gerekir. Hatta ba zı erkekler deriye net bir görünüş kazandıran renkli ve pelte şeklinde maddeler bile kullanırlar. Bu maddeler günümüz­de erkek güzelliğinin temelini oluşturur­lar. Bu maddeleri kullanan erkeklerin sa yısı çoğalmakla birlikte kullandıklarını açıkça söylemeye cesaret^ edenlerin sa­yısı azdır.