Kadınlar Sitesi, Gebelik, hamilelik, doğum

Yazar: 13eta

  • ZÜHREVİ HASTALIKLAR

    ZÜHREVİ HASTALIKLAR

    Son gün­lerde bu tür hastalıkların fazlalaştığı id­dia edilmektedir. Başlıca zührevi hasta­lıklar; bel soğukluğu, frengi ve şankroid yumuşak şankrdır. Bunların her biri kendi başlığı altında anlatılmıştır. (Aynı anda, birden fazla zührevi hastalık bu­laşabilir). Bir hastalığın zührevi olma­sının (yani, cinsel birleşmeyle bulaşabilmesinin) nedeni, etken organizmaların, üreme organlarının ısı ve nemliliğinden uzakta yaşayamamasıdır. Frengi, vücu­dun her bölgesine yayılabilir. Diğer ta­raftan, belsoğukluğu, genellikle yerelleşir. Her ikisi de insanda kolaylıkla teş­his edilebilir. Hiç kimse, penisindeki sert yarayı ya da üretrasından gelen ko­yu, cerahatli akıntıyı görmemezlik ede­mez. Her iki hastalığın, kadında teşhisi çok zordur. Bundan ötürü, kadınlar, bil­meden diğer kişileri de enfekte edebilir. Bir zührevi hastalıklar hastanesine dört erkeğe karşılık, bir kadının başvurması, kadınların bu hastalıkları daha güç tanı­dığını ve kadınlarda bu hastalıkların ola­ğanlığının, gerçekte, sayıların gösterdi­ğinden fazla olduğunu gösterir. Belirtil­diği gibi, frenginin sonuçları, gerek kişi, gerekse gelecek nesil için çok önemlidir. Belsoğukluğunun vakaların çoğunda da­ha az önemli olmakla birlikte, yine de uzun etkili zararları olabilir. Bu hasta­lıkların, bardak, havlu ya da tuvalet tah­tasından bulaşması çok seyrektir. Bulaş­ma yolları; cinsel birleşme, ender olarak da, dudağında aktif yarası olan biriyle öpüşmektir. Frenginin erken evrelerinde, penisilin, vakaların çoğunda etkilidir ve bir tek penisilin zerki, genellikle gonore tedavisine yeter.

    zührevi hastalıklar
    Genel kanıya göre, zührevi hastalıkla­rın, son yıllardaki artışının nedenlerin­den biri, bu hastalıkların artık ayıp ka­bul edilmemesinden ötürü, başvurma sa­yısının artması ve hastalıklı sayısının bu yüzden fazlalaşmış gibi görünmesidir. İkinci neden ise, modern dünyada yer değiştirmelerin fazlalaşması sonucu, enfekte bir kişinin geniş alanlarda, başka­larına da hastalık bulaştırabilmesidir. En büyük nedene gelince, bu, gençler ara­sında cinsel birleşmenin artmasıdır. En uygun önleyici çare, anne-baba ve dok­torların, gençlere daha fazla ve doğru cinsel eğitim sağlamasıdır. Bu eğitim, vaiz verme niteliğinden çok, objektif ve karşılıklı tartışma şeklinde olmalıdır. Zührevi hastalıklı erişkinlerin bir kısmın­da, davranış bozukluğu olduğu halde, çoğu, aklı başında ve gerekli eğitimi edin­dikleri takdirde, bu tür bir illeti kapma­yacak gençlerdir. Gençlerdeki cinsel ser­bestliğin nedeni, yalnız cinsel istek de­ğildir. Birçok erişkinin, cinsel birleşme nedeni, sigara içmelerinin nedeniyle ay­nıdır: Erişkin olduklarını kanıtlamak, an­ne ve babalarına karşı gelmektir. Sigara içmenin yaygın olduğu bir okulda, mü­dür, öğrencileri toplayıp, arkadaşça, si­gara içmenin sakıncalarını belirtmiş ve çok sigara içmek isteyenlerin, belirli saat­lerde, ufak bir okul odasında bu işi ya­pabileceklerini bildirmiştir. Bu konuşma­dan sonra, sigara içenlerin sayısı belirli bir şekilde azalmıştır. Cinsel eğitimde de, psikolojik faktörler göz önüne alı­nırsa, daha olumlu sonuçlar alınabilir.

  • ZONA

    ZONA

    ZONA (Herpes zoster). Duyusal sinirle­rin ağrılı bir hastalığıdır. Hasta sinirin etkilediği deri bölgesinde de iltihap gö­rülür.
    Nedeni: Suçiçeği etkeni olan virüs­tür. İki hastalık arasındaki ilgi tam sap­tanamamıştır, çünkü zonalı bir erişkin­den, çocuklara suçiçeği bulaşabildiği hal­de, suçiçekli çocuklardan erişkinlere zo­na geçememekte ve bir erişkinden diğe­rine de zona bulaşamamaktadır. Çocuk­lukta geçirilmiş bir enfeksiyon sonrası, vücutta sessiz kalmış bir virüsün, eriş­kinde zonaya neden olduğu düşünülmek­tedir.

    zona2
    Belirtileri: Başlangıçta, hafif bir ateşle beraber, hasta sinirlerin sinirlen­dirdiği vücut bölümlerinde ağrı vardır. Hastalık, genellikle vücudun bir yarısı­nı, yarını kuşak şeklinde sarar ve tek yönlüdür. Birkaç gün sonra deri kızarır ve etkili alanda ufak kabarcıklar belirir. Kabarcıklar patlayıp, kuru kabukları bunların yerini alır ve kabukların dökül­mesi sonucu, beyaz bir iz kalır. Zona, beşinci kafa çifti sinirinin (baş ve yüzün duyu siniri) bir dalında görülebilir. Si­nirin ilk (oftalmik) bölümü etkilenmişse, gözde, körlüğe kadar ilerleyen bir durum belirebilir. Zona geçtikten sonra dahi, hastada devamlı ve engelleyici nöralji (sinir ağrısı) kalabilir. Ama, kalan izler­de ağrı yoktur.
    Tedavi: Özel tedavisi yoktur. Ağrı giderici ilaç kullanılır ve kabarcıklara kollodion (bkz.) ve steril toz uygulanır. Kabarcıkların mikroplanması önlenmeli­dir. Zonanın geçmesinden sonra devam eden ağrı, doktoru çok uğraştırır ve ba­zen tedavisi olanaksızdır.

  • ZERKLER

    ZERKLER

    ZERKLER. Zerkler, intradermal (deri içi), hipodermal veya sublitan (deri al­tı), tinramüsküler (kas içi) veya intra-venöz (damar içi) olabilir. Bir ilacı, ge­nel dolaşıma ve etkileyeceği organa en çabuk gönderme yolu, damar içi zerktir. Kas içi zerkler; acil bir vakada, zerk yapmasını bilmeyenlerin kullanacağı en güvenli yoldur. Bu durumda deri mümkünse su ve sabunla yıkanır veya üzerine bir antiseptik sürülür ve iğne, üst kolun dış tarafına, omuz çıkıntısının takriben 7,5 cm. altına ya da kaba etin üst dış kısmına 1-2 cm. sokulur. Şok halindeki bir hastanın üst koluna yapı­lan zerk, kaba etine yapılandan daha çabuk etki gösterir. Önce piston biraz geri çekilip, iğnenin yanlışlıkla bir kan damarına. girip girmediği kontrol edilir, sonra piston ileri doğru itilir.

  • Zencefil

    Zencefil

    ZENCEFİL. Doğu Hindistan ve Karayipler’de yetişen Zingiber officinale kö­künden hazırlanan ve sindirimi uyarıcı ya da bağırsak gazlarını giderici olarak kullanılan bir maddedir. Beyaz zencefil, üstü kazınmış köke verilen addır.

    ZENCEFİL VE KULLANIM ALANLARI

    Zencefil kökleri birbirine geçmiş yumrular gibi görünen ve toprağın 15-25 cm altında bulunan bir bitkidir.

    Zencefilin Faydaları

    1. Zencefil, insanın iştahını açar.
    2. Zencefil, antiseptik maddelerce zengin bir bitki olduğundan kanın temiz olmasında önemli rol oynar.
    3. Zencefil, hazmı kolaylaştırır, mideyi rahatlatır.
    4. Zencefil, mide bulantısına iyi gelir.
    5. Zencefil, mide ağrılarına iyi gelir, sindirim sistemini hızlandırır.
    6. Zencefil, gaz giderici özelliğe sahiptir.
    7. Zencefil, solunum sistemini korur ve güçlendirir.
    8. Zencefil dolaşım sistemine iyi gelir, dolayısıyla kalp sağlığı için önemli bir etkiye sahiptir.
    9. Zencefil insanı terletir ve zencefilvücut ısısının artmasını sağlar.
    10. Zencefil, toksinleri etkisiz hale getirir ve vücuttan uzaklaştırılmasını sağlar.
    11. Zencefil, kalbin çalışmasını düzenler.
    12. Zencefil, romatizma hastalığı için çok faydalı olan ve bu amaçla asırlardır kullanılan bir bitkidir.
    13. Zencefil, baş ağrılarınız için iyi bir ağrı kesicidir.
    14. Zencefil uyku düzenini sağlamada faydalıdır.
    15. Zencefil kolesterolün düşmanıdır, bu açıdan diğer bitkilere göre çok daha faydalıdır.

    Zencefilin bunun gibi sayısız faydasından söz edilebilir.

     

    Zencefili nasıl kullanmalısınız?

    · Eğer siz de yolculuk esnasında mide bulantıları yaşıyorsanız yolculuğunuzu kâbusa dönmekten kurtarabilirsiniz. Bunun için yolculuktan yarım saat önce ağzınıza 1 gr zencefil alın, faydasını göreceksiniz.

    · Ameliyat sonrasında yan etkileri bulunduğu için narkoz etkisi giderici ilaçlar almak istemiyorsanız çok daha etkili bir yöntemimiz var: Ameliyattan sonra 100 ml sıcak su ve 0,5 gr – 2 gr arası zencefil karışımını deneyin, iyi gelecektir.

    · Eğer hamileyseniz, bu durumun midenize olumsuz etkilerini 1 gr toz zencefil ile büyük ölçüde giderebilir hatta tamamen iyileşebilirsiniz.

    · Zencefilin bir başka önemli kullanım alanı ise soğuk algınlığı. İçtiğiniz çayın içine bal ve iki dilim taze zencefili ekleyip biraz bekledikten sonra için, böylece soğuk algınlığından kolaylıkla kurtulabilirsiniz.

    · Romatizmal hastalıklarınızın önüne geçmek istiyorsanız yemek ve tatlılarınıza bir miktar zencefil koyunuz, zencefilin romatizmal hastalıklara olan iyileştirici özelliğinden uzun süredir istifade edilmektedir.

    Bunlara dikkat

    · Zencefili 0-2 yaş arası çocuklara kullandırmayınız.
    · Günde 4 gr üstü kullanım zararlı olabilir.
    · Kullanmak istediğiniz zencefili tek seferde değil farklı zamanlarda birkaç defa şeklinde alınız.
    · Yetişkin bir kimsenin ortalama 70 kg olduğunu varsayalım. Eğer çocuğumuza vereceksek ağırlığa göre azalan oranda vermeliyiz. Örnek olarak eğer çocuğumuz 20 kg ise, yetişkin ağırlığına oranı yaklaşık 3’tür. (70/20=3) Bu durumda çocuğunuza yukarıda belirtilen ölçülerin üçte birini veriniz.

  • ZEKÂ GERİLİĞİ

    ZEKÂ GERİLİĞİ

    ZEKÂ GERİLİĞİ. Zihinsel gelişimin olamaması demektir. Başlangıçtan itiba­ren bu gelişimin eksik olması haline, amentia (amensia), önceleri bu yönden normal olup da bir hastalık sonrası bu yeteneğin kaybolması durumuna ise, de-mentia (demans) adı verilir. Zekâ geri­liğinin sınıflandırılması çeşitlidir. Örne­ğin, İngiltere’de hukukî yönden, idiosi, embesilite ve basit zekâ geriliği ya da moralite eksikliği diye ayrılmaktadır. A. B.D.’de uygulanan smıflandırmadaysa, kişinin bir adla damgalanmasını önlemek amacı güdülmüştür. İdio denenler, zekâ geriliğini en ağır şeklinde gösterenlerdir; moronlar ise, hafif zekâ geriliği belirtile­ri veren kişilerdir.

    zeka geriliğiPrimer amentia, doğuştan var olmak­la birlikte, bunun daima kalıtsal olduğu­na inanmak yanlıştır. Birçok vakada, ra­him içi gelişme sırasında, örneğin, gebe annenin kızamıkçık geçirmesi sonucu, ge­lişen cenin ya da bebekte zekâ geriliği belirmektedir. Diğer nedenler, anne ya da çocuktaki hormon ve enzim yetersiz­likleri, metabolik bozukluklar, çocuğun hastalanması, doğum kazaları vb.’dir. Çocuğun, erken bebeklik dönemlerinde kafa üstü düşürüldüğünden ötürü geri zekâlı olduğu inancı, geri zekâlılığı ta­mamen kalıtsal nedenlere bağlamamak bakımından, yarı yarıya doğrudur. De­nebilir ki, ağır zekâ geriliğine herhangi bir zeki ailede rastlanabilir. Zekâ gerili­ğinin hafif derecelerinin teşhisi, çocuğun gelişmesi sırasında belirli eksikliklerin görülmesiyle konur. Örneğin, normal ço­cuğun 6’ncı ayda oturabilmesi ve l’inci yaşında da yürüyebilmesi gerekir. Ağır zekâ geriliğiyse, bebekte, ilk aylarda sap­tanabilir: Genellikle, çevreyle ilgisizlik, huzursuzluk ve anlamsız, amaçsız hare­ketler göze çarpar. Çocukta idrar ve dış-kılama kontrolü belirmez ve dil devamlı dışarıdadır. Birinci yılın sonunda, an­lamlı heceleri söyleyemeyip, garip sesler çıkarmak, idiosi belirtisi olabileceği gi­bi, çocuğun sağır ve dilsiz olduğuna da işaret edebilir. Zekâ geriliğine genellik­le, epilepsi tipi nöbetler eşlik eder. Bu­nun nedeni, beynin zedelenmiş ya da yapıca bozuk olmasıdır.
    İngiltere’de zekâ geriliğinin hukukta sınıflandırılması şöyledir:
    1. Kendini basit tehlikelerden koruya­mayan kişi, idio’dur.
    2. İşlerini ve kendini idare edemeyen kişi, embesil’dir.
    3. Korunduğu takdirde, kendine baka-bilene, geri zekâlı denir. Böyle bir kişi, normal iş koşullarında ve yaşamda, nor- mal olan bir insanla rekabetten acizdir. 4. Eğitilebilmelerine rağmen, çevrelerin-dekilerin korunması için, başkaları tara­fından kontrol edilmeleri gerekenlere, di­ğer bir deyimle, anti-sosyal psikopatlara ki bunlar, yanlış eğitim sonucu da bu kişiliği edinebilmiş insanlar olabilir moral embesil adı verilmiştir, bkz. Mon-golizm, Guatr, Mikrosefali, Hidrosefali.

  • ZEHİRLİ BİTKİLER

    ZEHİRLİ BİTKİLER

    ZEHİRLİ BİTKİLER. Mantarlar: A manita cinsi çok zehirlidir ve bunun bazı türleri, yenebilen mantarlarla karış-tınlabilir. Amanita phalloides, hem yene­bilen mantarlara benzer, hem de çok güzel bir tadı vardır. Genellikle beyaz benekli tüm mantarlar zehirlidir. Belirtileri: Mantarın yenmesinden 6-36 saat sonra, şiddetli karın ağrısı, is- hal, kusma ve sarılık belirir. Karaciğer yetmezliği oluşup, ölümle sonuçlanır. Amanita cuscaria ve pantherina’da be­lirtiler çok daha çabuk ortaya çıkar. (Ye­mekten 1-2 saat sonra). Hasta terler, de-üriumla halüsinasyonlar belirebilir. Tedavi: Yenen mantarın zehirli ol­duğuna ilişkin şüphe varsa, hemen dok­tor çağrılmalıdır. Mide acilen yıkanır, kortikosteroidler ve kan verilirse, hasta kurtulabilir.

    Doğada bulunan zehirli otlar5Güzel avrat otu (A tropa belladonna): Bu bitkinin yemişleri bazen çocuklar ta­rafından yenir. Hasta, sıcaklık hisseder, kızarır, gözbebekleri, hastanın görmesini engelleyecek derecede büyür, konfüzyon-la eksitasyon belirir. Buna benzer zehir­lenmeye yol açan diğer bitkiler, Datura stramonium, Solanum migrum ve So-lanum dulcamara’dır. Bunların da ye­miş ve tohumlan yanlışlıkla yenebilir. Tedavi: Mide yıkanır ve 1.0 mg. neostigmin zerk edilir.
    Tohumları, yaprak ve kökleri yendiği zaman, zehirli olan daha birçok bitki vardır. Bunları çocuklar yiyebileceği gi­bi, bilgisi kıt, merakı fazla erişkinler de tadabilir. Bu tür bitkilerden zehirlenme belirtileri, karın ağrısı, ishal, kusma, konvülsiyonlar, kas felci, uyuklama, mi­de bozukluğu, kalp felci gibi çeşitlidir. Bu zehirlenmeler, acil doktor tedavisi gerektirir.

  • ZEHİRLER

    ZEHİRLER

    ZEHİRLER. Zehirlenme olayında, ilk alınacak önlem; doktora başvurmak ve zehirlenmenin türünü belirtebilecek ma-teryeli (kusmuk gibi) toplamaktır. Anti-dotlara fazla güvenmemek gerekir; çün­kü bunlar, sanıldığı kadar çok sayıda bulunmaz. Hastanın genel durumunu takviye etmek, onu ılık tutmak, bilincini kaybettiyse, solunum yollarını açık tut­mak daha önemlidir. Hasta, başı yana döndürülerek yatırılır. Bazı barbitürat zehirlenmelerinde, suni solunum gereke­bilir.
    Hastaneye gitmek ya da doktorun çağ­rılması için çok vakit geçecekse, hasta­nın boğazına parmak sokup, kusturma­ya çalışmak uygundur. Ama, yakıcı mad­delerle olan zehirlenmede, kusturmak za­rarlıdır; bu durumda, hastaya bol mik­tarda süt ya da su verilir.

    zehirZehirin tanımlanması tam yapılama­mıştır. Yaklaşık bir tanımlamayla, ufak miktarlarda, yaşamı ya da sağlığı teh­dit eden, etkisini, kan dolaşımına ge­çerek kimyasal yoldan gerçekleştiren (ör­neğin, cam parçacıkları, fizik yoldan za­rar verdiğinden, zehir değildir) madde­lerdir. Belirli miktarlarda, aşağı yukarı her madde bir zehir olabilir ve allerji vakalarında zararsız diye bilinen yiyecek­ler dahi, duyarlı kişiler için öldürücüdür. Zehirleri çeşitli şekillerde sınıflandırmak mümkündür. Bunlardan ikisi burada ele alınacaktır:
    1. Kaynağına göre: Hayvansal, bitkisel, mineral ve kimyasal tipe göre de, orga­nik, inorganik, asit, alkali.2. Etkisine göre: Narkotik, yakıcı, kon-vülsiyon yapıcı, tahriş edici. Narkotikler: Beyin ve omuriliğe doğru­dan etkiyle, başlangıçtaki eksitasyondan sonra, baş dönmesi ve ağrısı, uyku hali, kaslarda güçsüzlük görülür. Örnek mad­deler: Morfin ve türevleri, hyosin, klo-ral ve kloroform, barbitüratlar vb. Yakıcılar: Karbolik asit, lizol ve yakıcı süblime gibi kuvvetli asit ve alkalilerdir. Bunlar, ağız ve çevresinde yaralara yol açar, yemek borusuyla mide iç yüzeyini yıkar, yutma ve solunumu etkiler. Kus­ma, ishal, şiddetli kolik ve sonradan mi-de-barsaklarm delinme ve gangrenine ne­den olur.
    Tahriş ediciler: Oksalik asit, arsenik bi­leşikleri, bakır sülfat, fosfor, çinko ve kurşun tuzları, kroton yağı, kantaridler gibi maddelerdir. Bu maddeler, sürekli ufak dozlarda alındığında, zayıflama ve kronik barsak enfeksiyonuna yol açar. Bu hafif belirtilerden cesaretlenen ve ci­nayet amacıyla bunları kullanan kişi, ço­ğunun ölümden sonra ne kadar kolay anlaşılabileceğini bilemez.
    Konvülsiyon yapanlar: Striknin gibi ze­hirler, nöbetlere yol açar. Striknin zehir­lenmesi belirtileri, tetanozunkileri andı­rır. Ölüm, boğulma sonucu görülür, fakat genellikle bilinç etkilenmez. Yiyecek zehirlenmesi: Yiyecekteki m’ik-roplann, kişinin vücudunda çoğalmaya devam ederek, gastro-enterit (mide-bar-sak iltihabı) yapmasıyla belirir. Botu-lizm ve stafilokoksik yiyecek zehirlenme­sinde, zehirleyen madde, yiyecekte ço­ğalmış belirli bir mikrobun toksinleridir.

  • ZAFİYET

    ZAFİYET

    ZAFİYET. Halk dilinde ‘zafiyet” an­lamında kullanılan debilite, türlü has­talığın belirtisi olabildiği gibi, hiçbir semptomatik değeri de olmayabilen bir haldir. Tıp dilinde, zafiyetin önemli bir belirti olduğu hastalıklar, akciğer ve­reminin belli birkaç tipi, Addison has­talığı (bkz.) ve pernisyöz anemidir (bkz.) Böylelikle, “zafiyet” deyiminin, halk di­linde, ne kadar gereksiz ve fazla kullanıl­dığı anlaşılmış olur. Kendini halsiz his­seden kişi, ya a) Teşhisi ve tedavisi ge­rekli olan belirli bir hastalığa yakalanmış­tır veya, b) Herhangi bir organik hasta­lığı olmaksızın kendini böyle “hissetmek­tedir”. Bu ikinci durum, birçok nörotik halin tipik belirtisidir. Belirtilmesi gere­ken bir özellik de, önemli organik has­talığı olan kişilerin başlıca şikâyetlerinin “zafiyet” olmadığıdır. Belirli bir hasta­lığı olmaksızın kendini zayıf hisseden ki­şinin, tıbbi hiçbir değeri olmayan ve “to­nik” diye adlandırılan ilaçlara başvur­madan önce, genel bir muayeneden geç­mesi gereklidir, bkz. Tonikler. ZATÜLCENP. bkz. Plörezi.
    ZATÜRE (Pnömoni). Akciğer iltihabı­dır. Temel olarak iki tiptir: Lober pnö­moni ve bronkopnömoni. Bunlar birçok özelliği paylaşır ve tedavileri aynıdır. Nedeni: Bakteri, virüs ve benzeri or­ganizmalarla mantar enfeksiyonu, solu­canların, solunan yabancı maddenin, toz­ların, buharların tahrişidir. 1. Bakteriyel pnömoni: Bu vakaların bal­gamlarında bulunan bakteriler, pnömo-kok, Streptococcus penumoniae, Stahpy-lococcus pyogenes, Klebsiella penumo­niae ve Mycobacterium tuberculosis’div. Ayrıca, bazen Haemophilus influenzae ve Pasteurella pestris (veba etkeni), Ba-cilius anthracis de bulunur.

    zafiyetBelirtileri: Hasta aniden kendini kötü hisseder, ateşi yükselir, titreme ve kuru öksürük belirir. Zatürrenin erken devrinin en dikkati çeken belirtisi, be­lirtilerin ‘ akciğere ilişkin olmamasıdır. Hastada, akciğer ağrısından fazla, baş ağrısı vardır ve kendini çok kötü hisset­tiğinden söz etmekle beraber, tam ola­rak ne olduğunu fark edemez. Ama, bir­kaç saat içinde, öksürük artar ve solu­numda hissedilen tipik ağrısıyla plörezi de belirip, teşhisi kesinleştirir. Antibiyo­tiklerin bulunuşundan önce, hastalık, bir hafta süren ateş ve deliriumdan sonra, ateşin bir “kriz” halinde düşmesiyle, has­tanın aniden terlemesi ve rahat bir uy­kuya dalmasıyla sona ererdi.

    Tedavi: Teşhis konur konmaz, has­ta yatırılır ve zerk şeklinde penisilin, ya da ağızdan ampisilin veya tetrasiklin ve­rilir. Oksijen de vermek gerekebilir ve bazen, özellikle yaşlı hastalar çok hu­zursuz olurlar. Bunların bakımı güçtür. Bakteriyel zatüre hâlâ ağır ve bazen de tehlikeli olan bir hastalıktır, fakat va­kaların çoğunda tedavi başarılıdır. Bol sivili, hafif bir beslenme uygulanmalıdır. 2. Virütik pnömoni: Solunum yollarıyla akciğerleri enfekte edebilen birkaç virüs vardır. Bunlar, kızamık, influenza, çiçek virüsleri, adenovirus, ornithosis ve psit-tacosis virüsleri olan Bedsoniae’dir. (Bu son sayılanlar, tam anlamıyla virüs ol­mayıp, virüslerle birlikte bulunabilen mikro-organizma da, P.P.L.Ö. (pleuro -pneumonia like organismus – Plevro -pnömoni’ye benzer organizmalar) gru­buna ilişkin olan Mycoplasma penumo-niae’diT. Pleuropnömoni, büyükbaş hay­vanların iyi bilinen bir hastalığıdır. Mi-koplasma pnömonia, insanda, atipik pnö-moni denen hastalığın etkenidir. Belirtileri: Atipik pnömoni belir­tileri, bakteriyel pnömonininkine benze­mekle beraber, daha az korkutucudur. Ateş daha azdır, hastadaki huzursuzluk o kadar önemli değildir. Hastalık, orta­lama üç hafta sürer. Çiçek ve kızamık virüslerinin akciğerde pnömoni yapma­ları, ancak genelleşmiş bir enfeksiyon sırasında mümkündür. İnfluenza virüsü, sık olmamakla beraber, akciğerlerde öl­dürücü bir enfeksiyona yol açabilir. İn-fluenza’yı bazen izleyen pnömoni, genel­likle ikincil bir bakteri istilasına bağlıdır.
    Tedavi: Atipik pnömoni ve ornitho­sis vakalarında kullanılan antibiyotik, tet-rasiklindir.
    3. Mantar enfeksiyonları: Blastomikoz, aspergilloz, Candida albicans enfeksiyo­nu, aktinoumikoz, histoplazmoz ve toru-losis’dir.
    4. Solucan ve parazitler: Akciğerler, ak­ciğer sülüğü olan Paragonimus wester-mani, schistosoma, habis sıtma etkeni olan Plasmodium falciparum, amipli di­zanteri etkeni olan amiplerce istila edi­lebilir. Tedavi, asıl hastalığın tedavisidir.
    5. Solunan yabancı maddeler: Bu şekil­de ortaya çıkan pnömoni, aspirasyon pnömonisi adını alır ve öksürükle solu­num yollarındaki müküs ya da diğer maddeleri dışarı atamayan ‘hastalarda görülür. İhtiyarlarda, kronik bronşitte­ki müküs salgısı, akciğerlerde daha da ince solunum yollarına çekilebilir ve bu durumda, bronşit, bronko-pnömoniye dö­nüşür. Solunum yollarını öksürmeyle te-mizleyemeyenler arasında genel anestezi altında olanlarla yarı-boğulmuş kişiler de sayılabilir.
    6. Tahriş edici toz: Bronşit ve bronko -pnömoniye yol açabilir, Pnömono-konyoz.

  • YÜRÜYÜŞ ŞEKLİ

    YÜRÜYÜŞ ŞEKLİ

    YÜRÜYÜŞ ŞEKLİ. Kişide var olan iç ve cerrahî hastalıklar, yürüyüşünden an­laşılabilir. Tipik yürüyüş şekillerinden biri, şiddetli düztabanlıkta, başparmak­ların dışarı dönük ve tabanların dümdüz olduğu, Şarlovari yürüyüştür. Hemiple-ji, ya da felçte, bacak sürüklenir. Al­koliklerle diğer nörit vakalarında, ayağın bilekten düşük olmasından ötürü, ça­murda yürürcesine dizler normalden yu­karı kaldırılır. Paralysis agitansta, kısa, çabuk adımlar atılır. Diz eklemi hasta- lıklarında (artrit gibi), diz gergin tutu­lur. Kalça eklemi hastalığında da, hasta bacak, sağlam bacak çevresinde dönerce-sine ileri atılır ve pelvis’in tümü harekete katılır. Lokomotor ataksi gibi, bacağa giden duyusal sinirlerin yıkımında, yere topuklarla kuvvetle basılır ve gözler sü­rekli yere bakar; hasta, gözlerini kapa­dığında ya da dönmek istediğinde, yere düşebilir. Yürüyüş şekli, var olan hasta­lık hakkında yalnız bir fikir verir; teşhis değeri yoktur.

  • Yumuşak Şankr Hastalığı

    Yumuşak Şankr Hastalığı

    Yumuşak Şankr Hastalığı

    Yumuşak Şankr Hastalığının akut ve zührevi bir hastalık olduğu bilinmektedir.

    Epidemiyoloji:

    Bağışıklık bırakmayan, çoğunlukla tropik ve supropik bölgelerde karşılaşılan ve cinsel temas neticesinde bulaşan bir enfeksiyon hastalığıdır. 4-10 günlük bir kuluçka dönemi söz konusudur.

    Semptomları:

    Bu hastalık cinsel temastan hemen sonra değil ortalama 4-10 gün sonra başlamaktadır. Haemophilus’un deri ve mukozada herhangi bir rahatsızlık oluşturmadan birkaç ay yaşayabildiği ve sonrasında meydana gelen deri ve mukoza çatlaklarından içeri girmesiyle hastalığı ortaya çıkardığı bilinmektedir. Hastalar portör olarak bu bulaşıcı hastalığın yayılmasını sağlarlar. Basilin vücuda girdiği yerde oluşan püstül daha sonra ülserleşir. Bu hastalığı yaşayan kişilerde yüksek ateş, baş ağrıları, halsizlik gibi belirtiler gözlemlenebilir. Hastalığın şankr sifilizinden ayırt edilmesi önemlidir. Aralarındaki ark, yumuşak şankr’da lezyonun çevresindeki kırmızılık ve oluşan ödemdir, yumuşaktır, sertlik gözlenmez, bol kötü kokulu akıntı mevcuttur. Kadinlarsitesi.com

    sANKROiD

    Hastalıktan sakınmak için neler yapılmalı:

    Diğer cinsel yoldan bulaşıcılığı olan hastalıklar gibidir. Hasta ile cinsel temasın gerçekleşmesi ve dokunun açık olması durumlarının önüne geçilmelidir.

    Tedavi Yöntemleri:

    1. Etkili ilaçlar olarak bilinen tetracycline, sulfadiazin, streptomycin alınır.
    2. Antibiyogram durumuna göre antibiyotik seçilir.
    3. Burrovu ve tuzlu su karışımı ile lezyon pansumanı yapılır.
    4. Sifiliz kadar ağır seyretmez, eğer erkenden ortadan kaldırılması sağlanırsa vücutta iz bırakmaz.
    5. Hastanın kullandığı veya hasta için kullanılan materyallerin dezenfeksiyonu sağlanır.

  • Yumurtlama

    Yumurtlama

    YUMURTLAMA (Ovulasyon). Dişiler­de dönüşümlü olarak cereyan eden bir olay. Her yumurtlamada bir tek yumurta; karın boşluğuna salınır.

    Salgı İnceleme Yöntemi İle Yumurtlama Zamanını Anlama

    Adet döngüsünde salgılanmakta olan östrojen ve progesteron hormonları tesiriyle rahim ağzından salgılanan mukus (kaygan, yapışkan sıvı) döngünün günlerine göre farklılıklar gösterir. Eğer bu farklılıkları anlayabilir ve doğru bir şekilde gözlemleyebilirseniz yumurtlama gününüzü de doğru bir biçimde belirleyebilirisiniz.

    Rahimağzı salgınızın niteliklerini yapmış olduğunuz günlük kontrollerinizde işaret ve orta parmağınızı vajinanızın derinliklerine yerleştirerek belirleyebilirsiniz.

    Rahim ağzı salgınızın bir miktarını vajinanın dışına alabilirseniz salgının özelliklerini daha rahat belirleyebilirsiniz. Salgının kıvamı ve esnekliğine göre bir karara varabilirisiniz.

    Eğer rahim ağzı salgısı yapışkan bir özellik göstermekteyse östrojen hormonun kanda yükselmeye başladığını, başka bir deyişle adet döngüsünün ilk günlerinde olduğunuzu anlayabilirsiniz.

    Eğer salgı kaygan ve esnekse yani salgının çekildikçe uzadığını görüyorsanız, kanın östrojen seviyesinin yumurtlamanın hemen öncesinde en yüksek seviyeye eriştiğini söyleyebiliriz.

    Yumurtlama işlemi tamamlandıktan sonra rahim ağzı salgısı yine yapışkan ve uzamayan eski özelliklerine kavuşur.

    Yumurtlamanın kısa süre önce meydana geldiğini ya da yumurtlama zamanının yaklaştığını ise elinize gelen salgının yumurta akı kıvamında, beyaz-sarı renkte ve baş ve işaret parmaklarıyla çekildikçe (bu parmaklar birbirinden uzaklaştıkça) uzama eğilimli olduğundan ve vajinanızın ıslak olmasından hissedersiniz.

    Eğer mukus en bol ve kıvamı en yoğun günündeyse yumurtlama gününüzde olduğunuzu söyleyebiliriz. Yumurtlama sonrası salgınız giderek bahsedilen özelliklerini kaybetmektedir.

  • Yumurtalık İltihabı

    Yumurtalık İltihabı

    YUMURTALIK İLTİHABI (Ooforit). Dişi cinsiyet bezleri olan överlerin il­tihaplanması.

    YUMURTA KANALLARI İLTİHABI

    Hastalığın Nedenleri

    Eğer mikroplar rahim iltihabına sebep oluyorsa yumurta kanallarının da iltihaplanmasına yol açarlar. Rahim iltihabına yol açan mikroplar dışında verem mikropları da yumurta kanallarında bu tür bir hastalığa neden olabilirler. Eğer kadınlar çocukluk veya gençlik dönemlerinde verem hastalığı atlatmışsa en büyük tehlike yumurta kanallarının bu mikroplar vasıtasıyla iltihaplanması ve tıkanması, sonuç olarak kısırlığa neden olmalarıdır. Yumurta kanalları iltihaplanması hastalığının mutlaka zaman kaybetmeden önüne geçilmesi gerekmektedir, eğer gerekli önlemler alınmazsa ileride kısırlık yaşanabilir. Bu iltihabın zamanla eskidiğini ve oradan karın zarına ulaşarak peritonite yol açtığı da gözlenmektedir.

    yumurtalık iltihabıVücut içerisinde her zaman kanları iltihaplandıran mikroplara rastlamak mümkündür. Eğer vücudu ve kanı olumsuz etkileyen etkenler söz konusu ise ilgili organların koruma gücü zayıfladığı için en ufak bir durumda bu organlar hastalanır. Kadinlarsitesi.com

    Vücudun direncini zayıflatan diğer etkenler fazla sigara, alkol kullanımı, peklik, uykusuzluk ve uyku düzensizlikleri, olması gerekenden fazla çalışma, düzensiz ve dengesiz beslenme, çiğ sebze ve meyve tüketilmemesi, kansızlık olarak sayılabilir.

    Semptomlar:

    · Yumurta kanalı veya kanallarının iltihaplanması.
    · Kasıklarda ve alt karında oluşan şiddetli ağrılar, şişkinlik, bulantı hissi, kusma. Ateşin yükselmesi ve kalp artışında hızlanma. Bu ağrılar sürekli yaşanır, regl dönemleriyle alakası yoktur.
    · Cinsel temas esnasında hissedilen acı sebebiyle temas sırasında kadınlar zevk yerine acı duydukları için cinsel temas istenmemesi.
    · Röntgen yöntemiyle doktorlar tarafından hangi kanalın tıkalı olduğu belirlenmektedir.