Kadınlar Sitesi, Gebelik, hamilelik, doğum

Yazar: admin

  • Stresin Vücuda Verdiği Zararlar Nelerdir?

    Stresin Vücuda Verdiği Zararlar Nelerdir?

    Stresle midede asit salgısının artması işlevsel bir bozukluk, uzun süren stresin midede yapranmaya bağlı gastrit ve ülser oluşturması organik bir bozuk­luktur. Stres sonucu ortaya çıkan hastalıkların kendileri de artık bir stres kaynağı durumundadır. Bazı mide, kalp, solunum organlarına bağlı hastalıklar bu türdendir.

    Diğer taraftan stresin bağışıktık sistemini zayıflattığı araştırmalarla belirlen­miştir. Bağışıklık sisteminin zayıflaması vücudun direncini kırar, mikroplara, soğuk havaya bağlı olarak ortaya çıkan hastalıklar kolayca organizmayı etkiler.

    Bu konuda yapılan bir araştırmayı örnek olarak verelim. Avusluralya’da 1977″de bir tren kazası olmuştur. Bu kazada yakınlarını, eşlerini kaybedenler üzerinde çeşitli tetkikler yapılmıştır 5 hafta sonra tekrarlananan tetkikler lenf sis­temi ile ilgili işlevlerin normal koşullarda yaşayan insanlara göre 10 misli düştüğünü göstermiştir. Bu sonuç, organizmanın savaş­ma gücünün zayıflaması demektir.
    Lenf Sistemi: Bu sistem, kandaki akyuvarları üreten sis­temdir. Akyuvarların görevi mik­roplarla savaşmaktır.

    Çevresel etkentere bağlı stresin, organizma üzerindeki etkilerini araştırmak üzere iki grup fare üzerinde deney yapılmıştır. Bu farelere, kanser yapıcı özelliği olan bir virüs aşılanmıştır.
    1. Grup fareler; sakin, düzenli bir ortamda
    2. Grup fareler, gürültülü, düzensiz ve kirli bir ortama bırakılmıştır.

    Deneyin sonucunda;
    1. Grup farelerin; % 7’si
    2, Grup farelerin; % 92’si kansere yakalanmışlardır.
    Vücut direncinin, savaşma gücünün zayıflaması, mikrobik olan ve olmayan çeşitli hastalıklara zemin hazırlamaktadır. Bu zeminde stresin payı büyüktür.

  • Eşimden Siğil Geçti, Çocuğum olur mu?

    Eşimden Siğil Geçti, Çocuğum olur mu?

    Soru: Eşimden kondilom adlı bir virüs geçti, tedavi gördüm. Rahim ağzında bulunan et benlerini yaktırdım.  Smear testimde herhangi bir problem görülmedi. Yaşadığım bu rahatsızlık bebeğimin olmasına engel olur mu?

    Cevap: Kondilom denen oluşumlara ki halk arasında bunlara siğil denir, papilloma virüsü sebep olmaktadır.  Genellikle cinsel ilişkiyle geçer. Dış genital organlarda ortaya çıkar ve tedavi edilmezse çoğalır, dış kısımları hatta vajinayı dahi kaplayabilir.  Kadinlarsitesi.com olarak tedavisi ve tavsiyemiz şu şekildedir:  Tedavi edilmesine gelince ilaç ile ya da siğillerin elektrokoter adı verilen cihazla ya da lazer aracılığı ile yok edilmesi biçiminde olur. Tedavi olduktan sonra belli aralıklarla yeniden bu siğiller çıkabilir. Siğilleirn yeniden çıkmasının önüne geçmek amacıyla kocanızla veya sevgilinizle 1 seneye yakın prezervatifsiz cinsel ilişkiye girmemelisiniz. Virüsü yeniden bulaştırır, aynı sorunları tekrar yaşayabilirsiniz.  Tedavi olduğunuza göre hamile kalmanızda bir sakınca yoktur. Yaptırdığınız tedaviler, yani yakılan siğiller vs  hamile  kalmaya mani değildir.

  • Zeka Nedir

    Zeka Nedir

    Zekâ insanın bellek, dikkat, imgelem, algılama, öğrenme, akıl yürütme özelliklerinin rol oynadığı genel bir zihinsel güçtür. Bu özelliklerin oluşturduğu bir bütünlüktür. Zekâ tek bir yetenek olarak görülmemelidir. Çeşitli özelliklerin oluşturduğu ve insanı çevresine uyum yapması için gerekli tüm kapasitesidir.

    Zekânın yapısıyla ilgili kuramlar; tek etmen kuramı, çift etmen kuramı, çok etmen kuramı olarak sıralanabilir. Zekâyı tek bir yetenek olarak alan ku­ramlar tek etmenle, bir genel yetenekle çeşitli özel yeteneklerden oluştuğunu benimseyenler çift etmenle; birçok özel yeteneğin oluşturduğu bütünlük olarak görenler çok etmenle açıklamaktadırlar.

    Bilgi işlemleme kuramında; zekâda bilginin nasıl işlendiği ve geliştiği açıklanır. Piaget’nin kuramına göre, çocukluktan yetişkinliğe, gelişme basa­maklarından geçerek gelinir ve olgunlaşıiır. Zekâyı belirleyen iki temel etken vardır: Kalıtım ve çevre. Yapılan araştırmalar kalıtımın etkisinin çevreye oranla daha güçlü olduğunu göstermektedir.

    Psikolojide ölçme, diğer alanlardan daha zordur. Bu güçlük psikolojik özelliklerin karmaşıklığından ve her özellik için ayrı ölçekler geliştirmeden kay­naklanır. Zekâyı ölçmek için testler kullanılır. Testler özel çalışmalarla geliştirilen, standardize edilen, güvenilirliği, geçerliliği hesaplanmış ve yönergesine göre uygulanan ölçme araçlarıdır. Zekâ testleri, araştırma aracı olarak kul­lanılabilirler.

    Zekâ yönünden özel gruplara zekâ genliği ve üstün zekâlılık girmektedir. Zekâca geri olanları hayata kazandırmak, üstün zekâların kapasitelerinin geliştirilmesi amacıyla eğitim yapılmalıdır.

    Özel yetenekler, bireyin; resim, müzik, beceri gibi konulardaki doğal ka­pasitesidir. Her insanın belirli konularda diğerlerinden daha fazla başarma gücü vardır. Bunlar testlerle ölçülebilirler.

    Yaratıcılık ve zekânın her zaman aynı bireyde bulunması zorunlu değildir. Ama ideal olan yaratıcılık ve üstün zekânın aynı bireyde toplanmasıdır. Bu iki özelliğe birlikte sahip olanlar hem toplumlarına hem mede­niyet tarihine önemli katkıları olan bireylerdir.

    Kişilik, insanı diğerlerinden ayıran düşünüş, davranış ve çevreye uyum biçimleridir. Mizaç kişiliğin biyolojik yanını karakter kişiliğin sosyal ve ahlâki yanını oluşturur. Kişilik bu kavramları içine alan, daha geniş bir yapıya sahip­tir.

    Kişiliğin temel etkenleri de kalıtım ve çevredir. Çevre kalıtımdan daha et­kilidir. Kişiliği açıklayan kuramlar başlangıçta onu beden yapısı veya fizyolojik etkenlere dayandırmışlardır. Zamanla çevrenin, bilinçaltının, ve çeşitli etken­lerin rollerine dikkati çekmişlerdir. Tek nedene indirgenerek açıklamanın imkânsızlığı kavranmıştır.
    Zekânın ölçülmesi, kişiliğin de ölçülmesinin mümkün olduğunu ortaya koymuştur. Kişiliği ölçme çalışmaları, bu konulardaki kuramlara dayanır. Ölçme araçları olarak; anketler, görüşme, değerlendirme ölçüleri ve projektif testler geliştirilmiştir.

    Ayrıca Şu sayfalarımıza da bakınız:

  • Kişilik Nasıl Ölçülür

    Kişilik Nasıl Ölçülür

    Kişiliği değerlendirmek için kullanılan ölçme araçlarına kişilik ölçekleri denir.

    Kişilik ölçekleri;

    • Gözlenebilen kişilik özelliklerini saptamak,
    • Bu özelliklerin oluşturduğu örüntüleri bulmak,
    • Çeşitli özelliklerin analizini yapmak,
    • Kişiliğin sübjektif yansımalarını yorumlamak amacıyla hazırlanmıştır.
    • Kişilik ölçüleri, kişilik kavramlarına bağlı olarak geliştirilmiştir.
    • Kişiliği insanın duyuş, düşünüş, davranış alışkanlıkları olarak alanlar, onu en iyi kendisinin bileceğini kabul ederler, ölçekler, bu amacı gerçekleştirecek şekilde geliştirilmiştir. Otobiyografi, anket, kişilik en­vanterleri gibi.
    • Kişiliğin sosyal uyarıcıları alma yönüne ağırlık verenler, bireyin diğer in­sanlar üzerinde bıraktığı izlenimleri ölçecek araçlar geliştirmişlerdir. Gözlem, görüşme, derecelendirme cetvelleri gibi.
    • Kişiliği bireyin iç dünyasının dinamik örüntüsü olarak görenler, bireyin iç dünyasını yansıtıcı ölçekler geliştirmişlerdir. Projektif testler gibi.

    Bu ölçeklerin bazılarını açıklayalım.

    (1) Anketler ve kişilik envanerleri
    Anketler: Kişilikle ilgili olarak hazırlanan soruların yazılı veya sözlü olarak cevaplandırılmasına dayanır. Verilen cevapların samimi olması gerekir. Değerlendirmesi kolaydır. Kazanılmış alışkanlıklarla ilgili bilgi verir.

    Kişilik envanterleri: Bunda, çeşitli kişilik özellikleri, ilgiler, ihtiyaçlar ve çeşitli problemlerle ilgili bilgiler, kısa kısa ve çok sayıda maddelenîr. Deneklerden kendisi ile ilgili maddeleri işaretlemesi istenir. İşaretlenen maddeler ve işaret sayısına göre sonuç değerlendirilir.

    Her iki ölçek de bireyin zayıf ve güçlü yanlarını saptamada önemli rol oynar. Zayıf yönlerini öğrenen birey, kendini bu yönde geliştirebilir. Bu ölçekler, bireyi bütün yönleriyle veya çok yönlü değerlendiremez.

    (2) Görüşme (mülakat):

    Kişilik özelliklerini saptamak amacıyla yapılan görüşmedir. Serbest görüşme veya soru listelerine dayanan görüşme olarak yapılabilir. Görüşmenin doğal bir ortamda yapılması gerektiği için not tutulmaz. Görüşme bittikten sonra not alınır ve değerlendirilir. Bu nedenle görüşmecinin, alanında uzman olması ve objektif değerlendirmesi gerekir

    (3) Değerlendirme ölçekleri

    Kişilik özelliklerinin, iki uçta derecelendirilmiş bir boyutta gösterilmesine dayanır. Sık kullanılan bir ölçektir. Özellikler, örneğin sorumlu – sorumsuz, iyim­ser – kötümser, düzenli – düzensiz gibi uç noktalara göre alınır. Hiç bir insanda bu uçlardan biri tam olarak bulunmaz, birey iki uç nokta arasında bir yerdedir. Bütün kişilik özellikleri bu tarzda derecelendirilebilir. Belli bir toplumda, bir örneklem üzerinde uygulanırsa, millî karakter hakkında bilgi oluşturur.

    (4) Projektif testler (yansıtıcı testler):

    Bireylerin iç dünyasını dışa yansıtmak amacıyla hazırlanmıştır. İnsan eksik kalan noktaları tamamlarken, yapılanmamış şekilleri yorumlarken kendi iç dünyasındaki malzemeleri kullanır. Bu prensibe dayanan ve standart hale getiril­miş testler hazırlanmıştır. Bunlar; cümle ve hikâye tamamlama testleri, resim yo­rumlama (TAT), (SAT) testleri, mürekkep lekesi testleri olarak sıralanır.

    Projektif testlerin en kolay uygulanan ve yorumlananı cümle veya hikâye tamamlama testleridir. Denek, cümleyi veya hikâyeyi tamamlarken bilinçli veya bilinçsiz olarak kendi kavramlarını kullanır, arzu ve ihtiyaçlarını, bek­lentilerini dile getirir.

    Resim yorumlama testleri : Morgan ve Murray tarafından geliştirilmiştir. TAT testi olarak bilinir. Testte 31 tane resim vardır. Bunlardan uygun görülen 20 tanesi uygulanır. Her kart verilirken resme uygun bir hikâye anlatılması veya resimdeki kişinin ne düşündüğünü, ne yaptığını anlatması iste­nir. Denek resimlerde gördüğü kişiler hakkında hikâyeler tasarlarken gerçekte kendi duygu, düşünce, ilgi, istek, ihtiyaç ve problemlerini açığa vurmaktadır. TAT testinin çocuklar için hazırlanmış olan SAT testi, hayvan ve insan re­simlerinden oluşur.

    Mürekkep lekesi testi : Herman Rorschach tarafından hazırlanmıştır. Mürekkep lekeli 10 karttan oluşur.5 tanesi siyah beyaz, 5 tanesi renklidir. Kartlar sırasıyla deneğe verilir “Neye benziyor?” , “ne görüyorsun?” gibi sorulara cevap istenir.

    Denek kartları çeşitli yönde çevirerek parça veya bütün olarak yorumlar. Rorschach(Rorşah) testi standardize edilmiş bir testtir. Yorumların değerlen­dirilmesindeki güçlük ve sübjektiflik, uygulayıcının bu test grubunda uzman ol­masını gerektirir.

    Türlerini kısaca açıkladığımız kişilik testleri kişiliği ne ölçüde ölçebilir, bu sonuçlara ne kadar güvenilir?
    Bir kişilik testi, bireyi bütün yönleriyle ölçemez. Hatta bütün testler uygulansa yine de insan tam olarak ölçülemez. Bu bakımdan test­ler, yararlı ama yetersiz araçlardır.

    Testler genellikle bireyin o an­daki durumunu ölçer. Test, bireyin karamsar olduğu bir zamada uygulanmışsa, karamsarlık bir kişilik özelliği olarak belirginleşebilir. Kullanılan testin ölçme gücünün iyi bilinmesi gerekir. Zekâ testleri açıklanırken de belirtildiği gibi, testin normları saptanmış, güvenilirlik ve geçerliliği belli, farklı
    kültüre dayanıyorsa standardizasyonu yapılmış olmalıdır. Kişilik testleri daha düşük güvenilirlik ve geçerlilik gösterir.
    En mükemmel kişilik testi bile, kişilik hakkında sınırlı ve genel bilgi verir. Ancak bazı ipuçları sağlar. Bunlara dayanarak birey hakkında kesin yargılara varmak oldukça zordur. Bu sonuçlarla bazı kanaatlere ulaşılır. Ama elde edilen sonuç hiç ölçmemek, hiç bilmemekten daima daha iyi bir sonuçtur.

  • Karakter Nedir?

    Karakter Nedir?

    Karakter, küçük yaşlardan itibaren içinde yaşanan toplumun değer yargılarının benimsenmesi ile şekillenir. İnsan, değer yargılarını aynen alıp belli durumlarda taklit etmez. Benimsediği, kendisi ile bütünleştirdiği değerleri ilgili durumlarla karşılaştıkça kendine özgü biçimde uygular. Bu tür davranışlarda ve karakter özellikleri arasında tutarlılık vardır. Örneğin insan, hem dürüst, hem ya­lancı olamaz.

    Benimsenen değerlerle davranışlar arasında uygunluk varsa kişi karak­ter sahibidir. Halk arasında “özü sözü bir”, “sözü sazına uygun”, “sözünün eri” gibi deyimler, karakter sahibi insanın özellikleridir. Benimsenen değerlerle davranışlar arasında uyumsuzluğun olması, karaktersizliğinin göstergesidir. Bu tür insanların davranışlarında tutarlılık yoktur. Halk arasında da “bir sözü bir sözünü tutmaz”, “ipiyle kuyuya inilmez” gibi deyimler, “yalancı” , “sahtekâr” , “iki yüzlü” gibi terimler, bu tür insanlara duyulan güvensizliği belirtir.
    Dürüstlük, hoşgörü, sabırlılık gibi özellikler karakter özelliğidir. Zeki, yete­nekli, coşkulu, içe dönük, otoriter, kavgacı, girişken gibi özellikler kişilik özelliğidir.

    O halde kişilik nedir?
    Kişilik, latince personality karşılığıdır Aktörlerin kullandığı maske, persona’dan gelir. Kişilik, insanın bütün ilgilerinin, yeteneklerinin, konuşma biçiminin, tavırlarının, görünüşünün ve çevresine uyum biçiminin özelliklerini kapsar. Bu bakımdan bir insanı diğer insanlardan ayıran, onu farklı yapan, insanı kendisi kılan bütün özellikleri içerir. O halde kişilik (şahsiyet) bir insanın kendine özgü özelliklerinin ortaya koyduğu hâl, hareket, tavır olarak tanımlanabilir.

    İnsanın kişiliğinin parçası olan bazı et­kinlikleri, tutum, davranış, görünüş vb baş­kalarınca gözlenip değerlendirilebilir. Kişiliğin dışa yansıyan bu yanı, objektif (nesnel) yanını oluşturur. Kişiliğin duyuş, düşünüş gibi İçsel etkinlikleri de vardır. Bunlar kişinin kendini tanıdığı, değerlerdirdiği, benlik bilincinin oluştuğu sübjektif (özel) yanını oluşturur. Kişiliğin objektif ve sübjektif görünüşleri birbirinden ayrı düşünülemez. Duyuş, düşünüş, ilgi, yetenek ve tutumlar davranış, görünüş, mimik, jest ve çevreye uyum biçi­miyle dışa yansır. Yani kişilik sübjektif ve objektif görünüşlerinin bütünlüğüdür.

  • Kişilik Nedir?

    Kişilik Nedir?

    Kişilik nedir?
    İnsanlar, bir bakıma ortak özelliklere, bir bakıma farklı özelliklere sahiptir­ler. Ortak özellikleriyle “insan” kategorisine girerler. Farklı özellikleri de onları “kişi” yapar. İnsanlar arasındaki bu farklılıklar fizik, fizyolojik, psikolojik yapılarında ve davranışlarında görülür. Örneğin; insanlar öğrenme, algılama, düşünme, zekâ gibi psikolojik özelliklere sahiptir. Ama herkeste bu özellikler, aynı derece ve düzeyde değildir. Her insanın yaşadığı çevre farklıdır, farklı etkiler onlara farklı yapılar kazandırır. Aynı çevrede yaşayanlar bile, birlikte yaşadıkları olaylardan farklı etkilenirler. İşte bütün bunların sonucu olarak her insan, kendi­ne özgü bir varlık haline gelir. Kalıtımla getirdiklerini çevre etkileriyle bütünleştirerek “kendisi” olur. Kişiliğini kazanır.

    Kişilik kavramı, içeriği çok geniş bir kavramdır. İnsanın bütün yeteneklerini, ilgilerini, konuşma tarzını, tavırlarını, çevresine uyum biçimini, yorumlarını ve bütün bunların oluşturduğu uyumlu bütünlüğü temsil eder. Bu bakımdan kişiliği tanımlamak, kuşatıcı bir tanım vermek oldukça güçtür.

    Kişiliği tanımlamaya geçmeden önce kişilikle ilgili iki kavramı, “mizaç” ve “karakter” i bilmek gerekir.
    Mizaç (huy) insanın yaradılışına bağlı olan, doğuştan getirdiği fizyolojik kaynaklı tutumlarıdır. İnsanın duygusal özelliklerinin butununu oluşturur. Değişmeleri algılayabilme canlılık, soğukkanlılık, ağırcanlılık, coşkunluk duyarlılığı gibi. Kişiliğin kalıtsal biyolojik yanıdır.

    İnsanın, mizacının temel dayanağı beden kimyasıdır. İç salgı bezlerinin salgıladıkları hormonların, insanın duygusal duyarlılık derecesi ile ilgili olduğu görülmüştür.

  • Zekâ ve yaratıcı düşünme

    Zekâ ve yaratıcı düşünme

    Yaratıcı düşünme: Düşünenin, üreten, yeni durumları araştıran, eski so­runlara yeni çözüm yolları bulan, düşünene göre yeni olma özelliği gösteren düşünme biçimidir.

    Yaratıcı hayal gücü, zihinde yer alan tasarımların çözümlenmesi veya soyutlanmasıyla yeni bireşimlere ulaşılmasıdır. Örneğin, melek tasarımı, bir sanatçının eserin­deki yeni imgeler gibi. Yaratıcı hayal gücü

    Yaratıcı hayal gücü: Zi­hindeki tasarımların çözümlenerek yeni bireşimlerin elde edilmesi. Yeni tasarımlarda kullandığı öğeleri bellekte depolanan tasarımlardan alır.

    Yaratıcılık, bazı yeteneklerin, tavırların, alışkanlıkların bireye özgü biçimde örgütlenmesiyle oluşur. İnsanın içinden gelen ve kendiliğinden oluşan orjinal tepkilerine dayanır. Herhangi bir alanda kendini gösterebilir. Bilim adamlarının icatlarında görülebileceği gibi, ev hanımının örgüde çıkardığı yeni bir modelde de vardır.

    Zekâ, yaratıcı düşünmenin dile getirilmesi, onun ortaya çıkmasını sağlayan bir araçtır. Yaratıcı kişinin mutlaka üstün zekâlı olması gerekmeyebilir. Ama en azından normalin üstünde bir zekâ düzeyinde olmalıdır. İdeal olan yaratıcılık özelliği ile üstün zekânın aynı insanda bulunmasıdır.

    Bilim ve mede­niyet alanındaki dev adımlar bu Özeflikleklere sahip insanlar tarafından atıtmıştır. Örneğin mikroskobun ve mikrobun bulunması, mikro – biyoloji alanının doğmasında, gelişmesinde ve sağlık açısından öneminin belirlenmesinde önemli rol oynamıştır.

    Yaratıcılık özelliği kendini çocuk yaşlardan itibaren çeşitli şekillerde ortaya koyar. Bu özellik küçük yaştan tespit edilip geliştirilmelidir. Çocukların oyun oy­nama biçimlerinde, alışılmış yollara gösterdikleri tepkilerde, araştırmaya, yap­maya, bozmaya, üretmeye yönelik davranışlarda yaratıcı hayal gücünün izlerine rastlanır.

    Eğitimde yaratıcılık geliştirilebileceği gibi engellenebilir de. Yaratıcı bir bi­reyin ortaya koyduğu eserler alışılmışın dışında olacaktır. Alışılmış olana yö­nelmek, yeteneği köreltebilir. Örneğin yeşil damlar, sarı dağlar yapan bir çocuğa, damlar kırmızı olur, dağlar kahverengi olur gibi bir ketleme, çocuğun yaratıcılığını engelleyebilir.

  • Üstün Zeka

    Üstün Zeka

    Üstün zekâ Hayatta başarılı olmuş kişilerin çoğu üstün zekâlılar arasından çıkar. Üstün zekâlı çocuklar, küçük yaşta bu özelliklerini çeşitli etkinliklerle ortaya koyarlar. Örneğin çabuk konuşur, çabuk yürür, öğrenir ve yaşıtlarından önce bazı dav­ranışları yaparlar. İngiliz filozof John Stuart Mili, 3 yaşında Yunanca öğrenmeye başlamış, 7 yaşında Platon’un dialoglarını okumuştur, Ibn-i Sina, 5 yaşında hafız olmuş, 16 yaşında da çağının tüm bilgilerine sahip olmuştur. Goethe 8 yaşında üniversiteye hazırlanmıştır. Bu gibi örnekler daha da artırılabilir.

    Bazılarında deha, çocuklukta ortaya çıkmayabilir. Einstein da olduğu gibi. Üstün zekâlı çocukların kapasitelerini geliştirebilmek için özel eğitim gerek­lidir. Bunlar çabuk kavrayan, öğrenen, yenilik arayan çocuklardır. Tekrarlardan sıkılırlar. Normal okullarda üstün vasıfları olan çocuklar engellenirler. Sınıf atlama yeterli bir çözüm yolu değildir. Çocuklar kendilerinden büyükler arasında yalnızlık hissederler.
    İyi yetişmiş üstün zekâlılar, toplumun dinamik gücünü oluştururlar. Eğitim görmemiş olanlar, kapasitelerini geliştirme şansı bulamayanlar, toplumsal açıdan da sorun yaratabilirler.

    Özel Yetenekler

    Yetenek, bireyin zihinsel ve devimsel alanlardaki iş başarma gücüdür. Bir insanın herhangi bir alanda ne ölçüde yetenekli olduğu, başardığı işle anlaşılır. Örneğin, öğrenme yeteneği; öğrenmedeki hızla, elbecerilerindeki yetenek; par­makları ve eli kullanmadaki maharetle anlaşılır. Bir alanda yetenekli olan, yete­nekli olmayana göre daha başarılı olur. Başarının derecesini doğal kapasite be­lirler. Bireyde gizilgüç olarak bulunan eğilimler, uygun çevre koşullarında gelişebilir. Ama bu koşullar yoksa yeteneği bilinemez. Örneğin, bakırın tel halinde çekilmeye eğilimi vardır. Ancak, fabrikada, belli işlemlerden geçtikten sonra telin çekilme yeteneği ortaya zihinsel ve devimsel alanda doğal iş başarma kapasitesidir.

    Tıpkı bunun gibi resme eğilimi olan bi­reyin bu eğilimi ilk bakışta bilinemez. Resimle ilgili çalışmalarını gördükten sonra yetenekli olduğunu anlayabiliriz. Ama bu, her yeteneği olanın Leonardo, Picasso, Goya vb olacağı anlamına gelmez. Bu konuda ne ölçüde yetenekli ise, o ölçüde başarılı olur.

    İnsanlar arasında yetenekler bakımından farklılıklar vardır. Her insan, farklı alanlarda diğerlerinden daha yetenekli olabilir. Yeteneklerde de genelde ortala­ma değerlerde toplanma görülür. Uç değerlere gidildikçe hiç yeteneği olmayan veya çok yetenekli insanların sayıları azalır. A gibi bir konuda yeteneği olan birey, B gibi bir konuda çok yetenekli olmayabilir. Hiçbir şeye yeteneği olmayan insan yoktur.
    Psikolojide özel yeteneklerin ölçülmesi için çalışmalar yapılmıştır. Yetenek­leri ölçme çalışmaları iki amaçla yapılır:

    • Bireylerin en yetenekli oldukları alanlarla hiç yetenekli olmadıkları alan­ları saptayarak; başarılı olacağı alanlarda meslek sahibi olmaları, yani mesleğe yöneltme amacıyla,

    • Özel yetenek gereken işlerde o işe en çok yeteneği olanı seçerek, kişiyi mesleğe seçme amacıyla.
    Bu amaçla kullanılan pek çok test vardır. Resim, müzik, mekanik beceri, çabukluk gibi alanlarda çocuğun yetenekli olup olmadığını ölçerler.

  • 3 Aylık Bebek Beslenmesi, Bakımı ve Gelişimi

    3 Aylık Bebek Beslenmesi, Bakımı ve Gelişimi

    Bebeğinizle birlikte geçirdiğiniz üçüncü ayınızdasınız. Artık bebeğiniz mimikler yapmaya,gülücükler atmaya başlar, daha az ağlar,daha az huysuzluk eder. Etrafında olup bitene karşı merakı ilgisi artar. Yalnız bırakırsanız ağlayarak tüm ilgiyi üstüne çekmeye çalışır.Yüzüstü yatırdığınızda dirseklerinden kuvvet alarak başını kaldırır. Yavaş ilerleyen bir cisimi gözleriyle ve başını çevirerek takip eder.

    El ve parmakları ilisini çeker uzun süre elleriyle ayaklarıyla oynar. Uyku saati ve besin saati düzene girmeye başlar. Herhangi bir nesneye gücünü toplayarak vurabilir. Desdek alırsa kucağınızda oturmaya çalışır. Elinie verdiğiniz nesneleri önce sıkıca tutar sonra dikkatlice bakar ve ağzına götürerek emmeye çalışır. Bu noktada etrafda artık bebeğinizin ağzına götürmesiyle kendisine zarar verebilecek nesneleri ortadan kaldırmaya başlamanız gerekecektir.

    Renkli,sesli objelerle oynamasını sağlayın. Ancak bu objelerin yutma riski olmayacak kadar büyük şeyler olmasına dikkat edin.Gösterdiğiniz objeleri onu uzatıp ekerek yakalamasını sağlamaya çalışın. Yakaladığı obje onun kendisini cesaretli hissetmesine neden olacaktır. Salladığı zaman ses çıkaran yada konuşan oyuncaklar daha çok hoşuna gidecektir. Gülümseyerek ismini sık sık telaffuz edin. Ellerinizi çırpmanız, şarkılar söylemeniz, dans etmeniz onun eğlenmesine ve belli belirsiz seslerle size karşılık vermesine ortam hazırlar

    Anne sütü ile beslemeye veya hazır mama ile beslemeye devam edin.Sütünüzü zorunlu hallerde kullanmak üzere buzdolabında 1 gün süreyle saklayabilirsiniz.Eğer derin dondurucu kullanıyorsanız 8 hafta kadar muhafaza edebilirsiniz.

    Bebeğinizi rutin kontrolleri ve BCG aşısı için doktora götürmeyi ihmal etmeyin

  • 4. Ayda Bebek Beslenmesi ve Gelişimi

    4. Ayda Bebek Beslenmesi ve Gelişimi

    Bebeğinizle 4.ayınıza girdiniz. Sizi neler bekliyor bu .4 ayda ?

    Bebeğiniz artık yattığı yerde sizin yardımınızın olmadan kendi kendine dönebilir.Boyun kasları kuvvetlendiği için artık başını dik tutabilir. Mimikleri kuvvetlenir.Dudaklarını büzerek,sarkıtarak somurtma ifadeleri takınır,Sinirlendiği zaman ağlamaya başlamadan önce kaşlarını çatmaya başlayabilir. Evdeki herkesi artık tanımaya başlamıştır.Kişilere olan ilgisine bağlı olarak farklı tepkiler gösterir.Gece boyu deliksiz uykulara dalmaya başlar. Görme ve duyma hisleri tamamlanır. Her sesi ayırt edebilir duruma gelir kendi sesini dinlemeye başlar.

    Anne sütünün yanında doktorunuzunda izniyle katı yiyeceklere başlayabilirsiniz.Ancak her katı yiyeceği verdikten sonra hemen ertesi gün farklı bir katı yiyecek vermeyin. Katı yiyeceklere yabancı olduğu için ona alışma süresi tanıyın. Hiç besini yemesi için onu zorlamayın damak tadına dikkat edin gözlemleyin. İlk dişini çıkarmaya hazırlanıyor olabilir. Bu yüzden diş kaşıyıcılar aldığınızda buzdolabına koyarsanız soguk olan diş kaşıyıcılar onu rahatlatacakdır. Emzik kullanıyorsa kesinlikle boynuna asmayın çünkü elini kolunu artık çok rahat kullandığı ve sağa sola dönmesi,uzanması artık onun için çok kolay olduğu için emziğin zinciri boğulma tehlikesi yaratabilir.

    Rutin kontrolü ve 2.karma aşısını yaptırmak için doktorunuzu ziyaret etmeyi unutmayın.

  • 5 Aylık Bebek Beslenmesi ve Gelişimi

    5 Aylık Bebek Beslenmesi ve Gelişimi

    Bebeğinizle artık 5.ayınızdasınız ve birbirinize iyice alıştınız. Bebeğiniz artık sizin varlığınızdan güven duyduğunu ağlarken sizin sesinizi duyduğu anda ağlamayı kestiğini görebiliyorsunuz.

    Sürekli ilgi bekleyen, beklediği ilgiyi göremeyince hırçınlaşı ağlayan bir bebeğiniz var artık. Gülümseyen,sesli şekilde gülücükler atan, konuşmak için kelimeleri kaydetmeye çalışan, ne dediği anlaşılmasıda konuşur gibi sesler çıkaran taklitçi sevimli bir bebekle 5.ayınız. Gördüğü hareketleri sesleri tekrar etmeye çalışan bunu farkeden insanların ona sevgi göstermesiyle iyi bir şey yaptığının bilincine vararak taklitlerinde ısrar etmeye çalışan bebeğiniz artık birçok davranışada artık tepki vermeye başlar. Örneğin oynamayı çok sevdiği bir oyuncağı elinden aldığınız anda en büyük silahını kullanır yani çığlıklar atarak ağlamaya başlar.Bu davranışının sonunda oyuncağını geri alacağını bilir.

    Emeklemeye çalışır,  sürünerek ilerlemeye çalışır.Ev halkının tamamının yüzünü ve sesini tanımıştır artık ve eve gelen yabancı herkezi ayırt edebilir ve bu onu rahatsız edebilir, şaşırtabilir, korkutabilir değişik şekillerde duygularını hissettirir. Ağlar, hırçınlaşır, hiç tepkisiz uzun uzun bakar.

    Hareketlenmenin başlamasıyla kilo alımınıda yavaşlamaya başlar.5.ayında bebek doğduğu andaki kilosunun iki katı civarıdır.Bebeğinizi aynı aylarda olan bebeklerle karşılaştırın iletişimini seyredin.Başka bir bebeği görmesi incelemesi,kendisi gibi sesler çıkaran hareketle yapan bir başka bebeğin varlığı onu mutlu edecektir.

    Anne sütüne ve mamaya devam edin. Doktorunuzun izin verdiği katı besinleri tek tek ve sadece 1-2 kaşık verin. İnek sütüne 1 yaşından önce başlamayın.

    Emeklemeye çalışması yüzünden sivri uçlu masa,sehpa, koltuk kenarlarını güvenli hale getiren veya ortadan kaldırın.

  • Bebeklerde Ek Gıdalara Başlama ve Çocuk Beslenmesi

    Bebeklerde Ek Gıdalara Başlama ve Çocuk Beslenmesi

    Bebeğin baş boyun kontrolünü tamamlaması, el ve göz koordinasyonunun gelişmesi, oturmaya başlaması, çiğneme ve yutma fonksiyonunun gelişmesi ek gıdalara başlanması için zorunlu basamaklardır. Ek gıdalarla beraber emzirmeye devam edilmelidir. Bebeğin artan enerji gereksinimlerinin karşılanmasında yalnızca anne sütünün artık yeterli olmaması, çocuğu farklı tat ve kıvamlardaki besinlere alıştırma gereği ve çocuğun ısırma, çiğneme becerilerinin gelişmesine yardımcı olmak için 6. ayda ek gıdalara başlanması gerekir. Ek gıdaların hazırlanması sırasında temizlik kurallarına uyulmalıdır. Eller bol su ve sabunla yıkanmalıdır. Çiğ sebze ve meyveler iyice yıkanarak hazırlanmalıdır.

    Tüm ek gıdalar biberonla değil kaşık ya da bardakla verilmelidir. Ek gıdalar günlük ve evde hazırlanmalıdır. Doğal olmayan, market ürünü ek gıdaları bir yaşından önce bebeğinize vermeyiniz. (yoğurt, meyve suyu, çorba v.b. kendiniz evde günlük olarak hazırlayınız.) Ek besinlere geçerken, özellikle katı besinlerin verilmeye başlandığı dönemde bebekler dilleri ile besinleri itebilirler.

    Bebeklerin istem dışı yaptıkları bu hareket genellikle 7.ayda düzelir. Çocuğun gıdayı almak istemediği şeklinde yorumlanmamalıdır. Ek besinler önce püre kıvamında verilirken, daha sonra ezilmiş, ardından ufak parçalara bölünmüş şekilde verilerek bebeğin farklı yapılardaki besinleri alması sağlanmalıdır. Uzun süre püre kıvammda besinler alan bebeklerde, katı besinlere geçerken zorluklar yaşanır. Bebekler 9-10 aylık olduklarında kendi kendilerine beslemeye özendirilmeli, kısa süre için de olsa diğer aile bireyleri ile sofraya oturtulmalı ve ev yapımı besinlere alıştırılmaya başlanmalıdır.

    Ek Gıda Verirken Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar:

    Besinler kasıkla veya fincanla, başlangıçta az miktarda verilerek zamanla arttırılmalıdır.Yeni besinler bebek aç iken ve öğle öğününde denenir. Farklı besinler en az 3,tercihen 7 gün arayla denenir. Verilen her ek gıda tek başına başlamalı ve alerjik belirtilere neden olup olmadığı takip edilmelidir. Besinler temiz ve taze pişmiş olmalidır. Bebekler bazı yeni gıdaları almayabilir. Bu durumda ısrar edilmemeli ve 2-3 hafta sonra tekrar denenmelidir. Tuzlu, baharatlı, aIerji yapma olasılığı yüksek olan besinler bebeklere verilmez. Aşırı lifli besinler ilk 12 ayda önerilmez. Elma ve şeftali püresi,pirinç unu ile muhallebi.yoğurt ve sebze püresi iîk başlanacak ek besinlerdir. Alerji yapma riski yüksek oian turunçgiller,yumurta,ekmek,balık ve et ilk verilecek besinler arasında yer almaz.

    Hangi Ek Gıdaları Verebiliriz?

    Başlanan ek gıdalar besleyici değeri yüksek,yumuşak kıvamda sindirimi kolay ve düşük alerjenik özellikte olmalıdır.Bu dönemde verilecek ek gıdalar sırasıyla meyve suyu veya püresi,yoğurt,sebze püresi, çorbalar, muhallebi, reçel, pekmez ve bebek bisküvisidir. Bir yaşına kadar olan dönemde bebeklerde sindirim problemlerine, kansızlığa ve alerjik reaksiyonlara yol açması nedeni ile inek sütü ve bal kullanılmamalıdır.

    Meyve Suyu Ve Püresi: Bebeğe verilecek ilk meyve mevsimine göre elma veya şeftalidir. Kayısı, üzüm, muz, mandalina, portakal, karpuz, kavun, havuç gibi meyvelerin önce suları bir tatlı kaşığı olarak başlanır, daha sonra kıvamı yavaş yavaş koyulaştırılarak püre şeklinde 1-2 öğün olarak verilir. Meyve suyunu almakta zorlanıyorsa, tatlandırmak için içine reçel veya pekmez katılabilir,bebek bisküvisi ile kıvamı koyulaştırılabilr.Meyve püreleri de aynı şekilde karıştırılarak 1 öğün olarak verilebilir.Meyveler iyice yıkanır,kabukları soyulur,cam rendede rendelenerek temiz bir tülbentle suyu çıkartılarak hazırlanır.

    Yoğurt: Bebeklerin kolay hazmedebildiği en güvenilir ek gıdalardandır. Genellikle 1-2 tatlı kaşığı olarak başlanır, verilen miktar her gün yavaşça arttırılarak bir öğün olarak verilir. Her gün evde taze olarak mayalanmalıdır.

    Muhallebinin HazırIanması:Üç tatlı kaşığı pirinç unu, bir su bardağı soğuk sütün bir kısmı ile iyice ezilir.Kalan süt bu karışıma ilave edilir. Kısık ateşte boza kıvamına gelinceye kadar pişirilir,ateşten almaya yakın iki tatlı kaşığı şeker ilave edilir.Eğer muhallebi hazır mamalarla yapılacaksa sütün yerine aynı miktarda su ve şekerin yerine 6 ölçek mama kullanılarak aynı şekilde pişirilir.

    Sebzeler:Yoğurt,meyve suyu ve püresinden sonra mevsimine göre sebzeler başlanabilir. Patates, havuç, kabak, ıspanak, karnabahar gibi sebzeler püre kıvamına getirilerekir. İçine kıyma veya tereyağı katıIabilir. Evde kendimiz için hazırladığımız yemekler 9 aydan sonra püre haline getirilerek verilebilir.

    Tahıllı Çorbalar:Yoğurt,meyve/sebze püresinden sonra mercimek,yayla veya tarhana çorbaları verilebilir. Çorbalara bir tatlı kaşığı sıvı yağ 8.aydan sonra da kıyma katılabilir.Önce tek başına sonra içine ekmek doğranarak çorbalar verilir. Bu şekilde yavaşça katı gıdalara başlanır.

    Sebze Püresinin Hazırlanması:Yarım küçük patates yarım küçük havuç,ve bir tatlı
    kaşığı pirinç yıkanır. Sebzelerin kabukları soyulur, küçük parçalar halinde doğranır.Küçük bir tencere içine su konur ve diğer tüm malzemeler ilave edilir.Ayrıea bir tatlı kaşığı sıvı yağ veya zeytinyağı ilave edilir. Tencerenin ağzı kapatılıp sebzeler yumuşayıncaya kadar pişirilir. Piştikten sonra çatalla ezilerek bebeğe yedirilir.

    Kahvaltı :7.avda bebek meyve-sebze püresine alıştıktan sonra kahvaltıya başlanır. Bir kibrit
    kutusu kadar tuzu alınmış beyaz peynir,iyi pişmiş yumurta sansı,bir tatlı kaşığı reçel ya da pekmez, bir çay kaşığı tereyağı ,2-3 bebek bisküvisi,su veya ıhlamur ile ezilerek karıştınlır,bebeğin alabileceği kıvama getirilerek bebeğe verilir.Bazen içine 2-3 ölçek mama katılarak kalori ve protein içeriği zenginleştirilebilir.

    Yumurta: Katı pişmiş yumurta sarısı bir çay kaşığı olarak kahvaltıya eklenir,yavaş yavaş
    miktarı arttırılır.Birinci haftanın sonunda bebek tam bir yumurta sarısı yiyebilir.bir yaşına kadar tam pişmiş yumurta verilmeli,allerjenik olduğundan yumurtanın beyazı bir yaşma kadar verilmemelidir.

    Pilav,Makarna,Dolma: 8. aydan sonra yoğurt ile karıştırılarak bir öğünde verilebilir.
    Et Ürünleri ( kırmızı et,tavuk veya balık eti):7.aydan itibaren çorbalarına veya sebze
    yemeklerinin içine kıyma parçaları katılabilir,tavuk veya balık eti ezilerek püre halinde tek başına veya yemeklerin içinde verilebilir. Çorbalar veya sebze yemekleri et veya tavuk suyu hazırlanabilir. 9.aydan sonra çifte çekilmiş kıymadan baharatsız olarak hazırlanmış köfte bebeğin eline verilebilir.Kansızlığın önlenmesi için et ürünlerinin bebeğin beslenmesinde mutlaka yer alması gerekir.

    Kuru BakIagiller:7. aydan sonra zarları çıkartılıp ezilerek,püre kıvamında az miktarda
    başlanarak verilebilir. içine kıyma katılarak içeriği zenginleştirilebilir. Besinlerin hazırlanmasında baharat kullanılmamalıdır.az tuz ve salçah hazırlanmalıdır.