Kadınlar Sitesi, Gebelik, hamilelik, doğum

Yazar: kumtanesi

  • Tüp Bebek Yöntemi ile İlgili Merak Ettikleriniz

    Tüp Bebek Yöntemi ile İlgili Merak Ettikleriniz

    Transferden Sonra Ne Zaman Yolculuğa Çıkabilirim?

    Eğer eviniz işlemin yapıldığı merkezle aynı şehirde değilse, transfer gününü merkezin bulunduğu yerde geçirip bir gün sonra evinize dönebilirsiniz.

    Embriyo Transferinden Sonra Gebelik Testinin Yapılacağı Zamana Kadar Devamlı Yatmam Gerekiyor mu?

    Hayır. Herhangi bir ağrınız yoksa ve kendinizi iyi hissediyorsanız zamanınızı yatarak geçirmek zorunda değilsiniz, Transferden bir gün sonra günlük yaşam aktivitelerinize dönebilirsiniz.

    Tüp Bebek Tedavisiyle Doğan Bebekler Sağlıklı mıdır?

    Tüp bebek tedavisi ile doğan bebeklerin yapısal, doğumsal ve genetik anormallikler açısından doğal yolla oluşan bebeklerden önemli bir farklılık göstermediği biliniyor. Eğer tüp bebek mikroenjeksiyon tedavisi sperm sayısının ciddi derecede düşük olması veya menide hiç sperm bulunmaması nedeniyle yapılıyorsa, çiftin genetik danışmanlık almasında fayda var. Zira bu duruma sahip erkeklerde bazı genetik problemlere rastlanabiliyor ve bunların yeni jenerasyonlara aktarılma riski oldukça az da olsa mümkün.

    Tüp Bebek Gebeliklerinin Düşükle Sonuçlanma Riski Daha mı Fazla?

    Hayır. Doğal yolla oluşan gebelikler ne kadar düşük riski taşıyorsa tüp bebek gebeliklerindeki risk de aynıdır.

  • Tüp Bebek Yöntemleri ve Başarı Oranları

    Tüp Bebek Yöntemleri ve Başarı Oranları

    Tüp Bebekte Başarı Oranı Nedir?

    Prof. Mustafa Bahçeci: Öncelikle normalde gebe kalma olasılığımız ne, onu bilmemiz lazım. Meşhur bir söz vardır ‘ceketimi atıyorum, gebe kalıyor’ diye, bu söz çiftlerin yüzde 25’i için doğrudur. Her ay sağlıklı çiftlerin yüzde 25’i gebe kalıyor, l yıl sonra bu oran yüzde 85 olur. Kalan yüzde 15 için bir ceketten daha fazlasına, profesyonel desteğe ihtiyaç vardır. Demek ki doğada ay başına gebelik oranı yüzde 25. Tüp bebekte bu oran yüzde 50’dir. Ancak bunun önemli şartları var. Ne kadar gençseniz, yumurtalarınız ne kadar fazla ve sağlıklıysa, sperm yapınız, sayınız ve yapısı normalse, evet gebe kalma olasılığı tüp bebekle yüksektir. Başarı, kadının yaşına, yumurta sayısı ve kalitesine, kısırlık nedenine, daha önceki tedavilere göre değişir. Bize başvuran hastalara kliniğimizin laboratuvar sonuçlarına göre bireysel başarı oranları verilir.

    Hangi Tekniklerle Başarı Oranı Artırılabilir?

    Prof. Mustafa Bahçeci: ‘Hangi teknikleri kullanıyorsunuz?’, ‘Başarınızı arttırmak için şu tekniği uyguluyor musunuz?’ en sık karşılaştığımız sorulardan bazıları. Tabii ki uygulanan teknikler önemli, ancak bir tüp bebek
    merkezinin laboratuvarı rüştünü öncelikle temel yöntemleri düzgün olarak uygulayarak ispat etmeli. Tüp bebek merkezlerinin mutfağı laboratuvardır. Laboratuarınız ne kada iyiyse başarınız da o kadar yüksektir. Tüp bebek hastaları istismara en açık hasta gruplarından biridir. Bîr gazete haberinin veya internet sitesindeki duyurunun peşinden koşup, henüz bilimsel yetkinliği kanıtlanmamış yöntemlerle tedavi olan parasını ve en önemlisi ümidini kaybetmiş hasta bizim branşımızda maalesef çoktur. Hangi tekniği uygularsanız uygulayın doğayı ancak bir ölçüde geçebilirsiniz. Teknolojiyi takip edeceksiniz ama yaptığınız işi de düzgün yapacaksınız. Gazete haberleri de yanlış yorumlanabiliyor. Bunu en son ‘tüp bebeklerde anormallik yüzde 30 oranında’ haberiyle yaşadık. Tabii hemen uzman görüşleri alınarak doğru bilgilendirme yapıldı.

    tupbebek44Başarıyı Artırmak İçin Çiftlere Düşen Görevler Neler?

    Prof. Mustafa Bahçeci: Sigara ve alkol bırakılmalı, hemen sağlıklı beslenmeye başlanmalı. Hastalarnnızın bazılarında özellikle sigarayı bırakmaya karşı bir dirençle karşılaşıyoruz. Sperm parametreleri kötü olan hasta bu alışkanlıklarını bırakmak yerine bize bu sonuçları iyileştirebilecek ilaç ve besinleri soruyor. Tüp bebek merkezinin sorumlulukları nasıl varsa, hastanın da sorumlulukları var, bu tip alışkanlığı olanlarda bunlar gözardı edilmemeli.

    Blastokist Transferi Nedir?

    Prof. Mustafa Bahçeci: Blastokist embriyonun döllenmeden sonra 5’inci günde ulaştığı safhadır. Döllenme sonrası birinci günde 2 hücre safhasına ulaşan embriyo, ikinci günde 4 ve üçüncü günde 8 hücreye ulaşıyor. Blastokist safhasında hücrelerin sayısı artmış ve embriyo rahim duvarına tutunmaya hazır hale gelmiş demektir. Blastokist transferindeki birincil amaç 5’inci güne ulaşabilmiş ve sağlıklı embriyoları seçebilmektir. Ayrıca embriyonun endometriumla (embriyonun rahim içinde tutunacağı doku) uyumunu arttırmaktır. Böylece İmplantasyon (döllenen yumurtanın rahime yerleşimi) başarısının artırılması hedefleniyor. Bu şekilde başarılı tek embriyo transferi yapmak ve çoğul gebeliklerden korunabilmek mümkün.

    Genetik İncelemelere Ne Zaman İhtiyaç Duyulur?

    Prof. Mustafa Bahçeci: Tekrarlayan implantasyon başarısızlığında çiftlerden kromozom analizi isteniyor. Anne ve baba adayının genetik incelemeleri normal rapor edilmesine rağmen, tekrarlayan tüp bebek başarısızlığında, embriyonun rahime tutunma problemlerinde, tekrarlayan düşüklerde preimplantasyon genetik tarama yöntemine başvuruluyor. Bu yöntemde embriyolara genetik tarama uygulanıyor ve en sağlıklı olanları seçiliyor. Ailelerinde kalıtsal hastalığı olan ve bu hastalığı çocuklarına aktarma ihtimali olan hastalarda da preimplantasyon genetik tanı uygulanıyor. Böylece sağlıklı embriyolar seçilip ailenin çocuk özlemi gideriliyor.

  • Menopozdayım, Kahverengi Akıntım Oldu

    Menopozdayım, Kahverengi Akıntım Oldu

    56 Yaşında ve 62 kilodayım, 2 yıldır menopozdayım. En son geçen yıl adet gördüm. Bir yıl önce smear testi yaptırdım. 2 ay önce gaz şikayeti yüzünden iç organ ve yumurtalıklarıma ultrasonla baktılar. Hepsi temiz çıktı. 10 gün önce 2-3 gün süren kahverengimsi bulaşma şeklinde kanamam oldu. Bu menopozdaki hanımlar için normal mi yoksa doktora gitmem gerekir mi?

    Prof.Dr.Derin KÖSEBAY: Sevgili okuyucumuz, menopoz kadınlar için çok kritik bir dönem. Çünkü hem hormonların azalmasına bağlı vücudunda meydana gelmeye başlayan değişiklikleri göğüslemek hem de bu yaş grubuna özgü birçok genital organ hastalığından korunmaya çalışmak gerekiyor. Birçok defalar yazmıştım. Kadın vücudunda meydana gelen tüm urların, kanserlerin yarıdan fazlası hep bu yaşlarda ortaya çıkıyor. Bu kısa hatırlatmadan sonra adetten kesilen bir kadında daha sonraki aylar veya yıllarda bir kanamanın görülmesi son derecede ciddi karşılanmalı. Hastalığın adı konana kadar gerekli tüm testler yapılmalıdır. Buradan menopozda kanama olursa, mutlaka kanser anlamına gelir demek istemiyorum. Ama rahim veya yumurtalıklarda kötü bir şeyin olmadığı mutlaka kanıtlanmalıdır. Sizin için muayene şart. Ultrason muayenesi, kan analizleri yapılacak ve doktorunuz gerek görürse rahim içinden bir parça alıp tahlil ettirecek. Ancak bu işlemler sonucunda doktorunuz bir şey yok derse rahatlayabilirsiniz,

  • Prostatta Teşhis, Muayene ve Testler

    Prostatta Teşhis, Muayene ve Testler

    Prostat Büyümesi Nasıl Teşhis Edilir?

    Prof. Dr. Oktay Demirkesen: Alt idrar yolları yakınmaları bulunan ve iyi huylu prostat büyümesi düşünülen bir hastada yakınmaların dinlenmesi, öykü, fizik muayene, tam idrar tetkiki, kan muayeneleri, işeme günlüğü, idrar akım hızı ve idrar sonrası geride kalan miktarın belirlenmesi teşhiste kullanılan yöntemlerdir. Böbreklerin radyolojik değerlendirmesi, ileri ürodinamik testler ve bazı endoskopik yöntemler ise gerekli görüldüğünde veya bazı özel koşullarda istenebilir. Burada fizik muayeneden kısaca bahsetmek gerekir. Genel fizik muayene yanında parmakla rektal muayenede prostat büyüklüğü ve prostatın kıvamı mutlaka değerlendirilmelidir. Bu yapılmadan hastalara tedavi önerilmemelidir. Ayrıca kısıtlı bir nörolojik değerlendirme de yapılmalıdır.

    Muayene Sırasında Hastalara Hangi Sorular Sorulur?

    Prof. Dr. Oktay Demirkesen: Alt idrar yolları yakınmaları sorgulanır. Bu yaşlardaki erkek hastalarda alt idrar yolları yakınmalarının gelişmesi için tek sebep prostat büyümesi değildir. Bu nedenle sorgulama sırasında bu durumlar dışlanmalıdır. Örneğin Parkinson veya beynin damarsal hastalıkları gibi nörolojik, şeker hastalığı gibi metabolik hastalıklar bilinmelidir. Ayrıca kullanılan ilaçlar, özellikle bu bölge ile ilgili geçirilmiş ameliyatlar bu yakınmaların ortaya çıkışını veya yakınmaları artışını sağlayan durumlar olabilir.

    PSA Testi Nedir?

    Prof. Dr. Oktay Demirkesen: Prostattan salgılanan ve prostat spesifik antijen olarak adlandırılan bir maddedir. Kanda PSA düzeyinin tespiti prostat kanseri ayırıcı tanısında yardımcı olabilir. Ancak beraberinde mutlaka parmakla rektal muayene yapılmalıdır. Muayeneyle birlikte değerlendirilmediğinde tanısal gücü kısıtlıdır.

    Normal PSA Değerleri Nelerdir?

    Prof. Dr. Oktay Demirkesen: Bugün normal olarak kabul edilen 2,5 ng/ml altındaki değerlerdir. Ancak hasta yaşı bu değerlendirmede en önemli faktörlerdendir, îleri yaşlardaki hastalarda bu değerler daha yüksek olarak alınabilir. Ayrıca PSA yüksekliğine yol açabilecek prostat kanseri dışında başka durumlarda vardır. Prostat enfeksiyonu, yakın zamanda yapılmış prostat biyopsisi gibi girişimler ve ileri derece büyümüş iyi huylu prostat dokusunun varlığı bu durumlara örnektir.

  • İdrar Şikayetleri-Prostat

    İdrar Şikayetleri-Prostat

    Prostat bezi 40 yaşından sonra giderek büyümeye başlıyor. Eğer büyümeyle birlikte sık idrara çıkma, gece sık tuvalete kalkma, acil idrar yapma  gibi şikayetler ortaya çıkıyorsa tedavi şart. Çünkü prostat büyümesi böbrek yetmezliğine kadar varabilen ciddi sorunlara yol açabiliyor.

    Prostat Giderek Büyür mü?

    Prof. Dr. Oktay Demirkesen: Evet, prostat bezi ilerleyen yaşla birlikte büyür. Ancak her büyüme yakınma oluşturmaz. Yakınmalar, prostat büyümesi mesane çıkışındaki idrar çıkış borusunun ilk bölümünde tıkanıklık oluşturduğunda gerçekleşir. Dolayısıyla büyüklük derecesiyle yakınma şiddeti arasında da her zaman direkt bir ilişki söz konusu değildir.

    İyi Huylu Prostat Büyümesi Kansere Dönüşür mü?

    Prof. Dr. Oktay Demirkesen: Hayır. Hiçbir ilişki söz konusu değil. Ancak prostat büyümesine bağlı idrar yakınmaları bulunan hastalarda prostat kanseri kesinlikle dışlanmalıdır. Fizik muayene ve basit kan testleriyle bu ayırımı gerçekleştirmek çoğu zaman mümkün.

    Yaygın Bir Sorun mu?

    Prof. Dr. Oktay Demirkesen: Evet. Erkeklerde en sık görülen iyi huylu tümör prostat büyümesidir. Otopsiler üzerinde yapılan çalışmalarda 41-50 yaş arasında yüzde 20, 51-60 yaş arasında yüzde 50′ ve 80 yaş üzerinde yüzde 90’dan fazla büyüme saptanmış. Ancak tıkanıklığa bağlı idrar yakınmalarıyla birlikte ortaya çıkan iyi huylu prostat. büyümesi oranı daha önce belirttiğimiz gibi bu kadar yüksek değildir. Nitekim bu oran 55 yaş civarı erkekler için yüzde 25, 75 yaş civarı için ise yüzde 50 olarak saptanmış.

    Prostat Büyümesi Hangi Sorunlara Yol Açar?

    Prof. Dr. Oktay Demirkesen: Alt idrar yolları yakınmaları olarak adlandırdığımız sorunlara yol açar. Bunları idrarın depolanması, boşaltılması ve idrar bitiminden sonra gelişen yakınmalar olarak belirtebiliriz. Sık idrara gitme, geceleri idrara kalkma, ertelenemeyen sıkışmalar oluşması, idrar akımının azalması, idrar yaparken çatallanma olması, idrar bittikten sonra mesanenin doluluk hissinin devam etmesi ve idrar bittikten sonra damlama bu yakınmalardır. Hiç idrar yapamama durumu söz konusu olabilir. Bu durumda acil müdahaleyle idrar boşaltılmalıdır, idrarda kanama söz konusu olabilir. Bu durumda idrarda kanamaya yol açabilecek idrar yolları, mesane, böbrek kanserleri gibi diğer olasılıklar öncelikle dışlanmalıdır.

    Böbreklere de Zarar Verebilir mi?

    Prof. Dr. Oktay Demirkesen: Eğer prostat büyümesine bağlı tıkanıklık devam ederse, mesane daha fazla kasılarak bu engeli yenmeye çalışır. Ancak zamanla mesane kası yorulur ve kasılma gücü azalır. Bu aşamada idrarın bir kısmı sürekli mesanede kalır ve ancak bir bölüm idrar dışarı atılır, işte mesane üzerine oluşan bu yük zamanla böbreklere yansıyabilir. Böbreklerde ve üreter dediğimiz mesane böbrek arası idrar kanallarında genişlemeye yol açar. Ardından da böbreklerde idrar yapımını engelleyerek böbrek fonksiyonlarını bozar. Bu acil tedavi gerektiren bir durumdur. Böbreklerde kalıcı hasar oluşmadan gerekli tedaviler gerçekleştirilmelidir.

  • Bağırsak Kanseriyim, Karaciğerimde Kitle Var Tedavi Önerileriniz Nedir?

    Bağırsak Kanseriyim, Karaciğerimde Kitle Var Tedavi Önerileriniz Nedir?

    Soru: 47 yaşındayım. Bağırsak kanseri teşhisi konuldu. Karaciğerimde 2.5 santim kitle tespit edildi. Doktorlar kemoterapi önerdi. Karaciğerimdeki kitle için ameliyat olmam gerekir mi? MESUDE GÜLECEK

    Prof.Dr.Erkan TOPUZ: Ailesinde bağırsak kanseri olanlar, aşırı miktarda kırmızı ve tuzlu et yiyenler, uzun süre sigara içenler, aşırı şişmanlar bağırsak kanseri için riskli grupta. Tedaviye gelince… Tümör lenf bezlerine atlamadıysa, polip yoksa, tümör l santimin altındaysa ve belli bir bağırsak tabakasını geçmediyse (serozaya taşmadıysa) kemoterapi yapmayız. Ama serozaya taşmış ve lenf bezine atlamışsa muhakkak 6 kür kemoterapi veririz.

    Bağırsak kanseri tedavisinde çok büyük aşamalar kaydedildi. Eskiden yüzde 60 kür elde ettiğimiz hastalarda yeni ilaçlarla yüzde 80-85’lere varan oranlarda temelli kür elde ediliyor. Metastaz olan hastalarda bile iyi neticeler alınıyor. Karaciğerinizdeki kitle kemoterapiyle küçültülüp ameliyatla temelli çıkarılabilir. Bağışıklık sisteminizi güçlendirmeniz çok önemli. Bunun için milk thistle (deve dikeni sütü kapsülü), bromelain (ananas hapı), maitake mantarı hapı, boswellia bitkisi hapı, dandelion (karahindiba hapı), folik asit, kalsiyum alın. Bol bol yoğurt yiyin.

    Günde l çorba kaşığı keten tohumu yiyin. Soya yağı kullanın. Yemeklerinize zerdeçal katın. Posa bırakan bütün meyveler sizin için faydalıdır, bol miktarda tüketin. Katkı maddesi içeren gıdalardan kaçının. Tuzlu, şekerli ve beyaz undan yapılmış yiyeceklerden kaçının. Meyve suyu yerine meyveleri posasıyla tüketin.

    Karahindiba, kuzukulağı, tere, biberiye ve rezeneyi sofranızdan eksik etmeyin. Her gün l porsiyon beyaz et, 5-7 porsiyon da sebze ve meyve tüketin. Kırmızı eti diyetinizden çıkarın. Haftada 2 kez kurubaklagil yiyin. Önceliği kuru fasulye, bezelye ve barbunyaya verin. Daha sonra nohut ve mercimeği tercih edin.

    Her gün 2 bardak domates suyu ve l bardak havuç suyunu dönüşümlü olarak tüketin. Kabız kalmayın, normalde her gün 1-2 kez büyük abdeste çıkmanız gerekiyor. Kabızlık ortaya çıkarsa bol bol kuru kara erik ve kayısı tüketin. Her gün yarım kilo probiyotik yoğurt yiyin. Katkı maddesi içeren besinlerden uzak durun. Organik gıdaları tercih edin.

  • Meme Kanserine Karşı Havuç Kürü

    Meme Kanserine Karşı Havuç Kürü

    Son araştırmalar, havucun meme kanseri hastalarında diğer memede tümörün çıkışına engel olduğunu gösteriyor. Havuçta bulunan beta karoten mide, prostat, baş-boyun kanserleri riskini de azaltıyor.

    Soru: 57 yaşındayım. Yaklaşık l yıl önce ameliyatla sağ memem alındı. Tümör 2’nci evredeydi. 4 kür kemoterapi gördüm. Östrojen reseptörlerim pozitif. Her gün l tane Femera adlı ilacı kullanıyorum. Sol mememde kist var. Nasıl korunmalıyım? Beslenme önerileriniz nelerdir? FATMA BÜYÜKGÜN

    Prof.Dr.Erkan TOPUZ: Menopoza giren ve Östrojen reseptörleri kuvvetli pozitif olan hastalara aromataz inhibitörü grubundan ilaçlar tatbik edilir. Bu ilaçlar kemoterapi sonrasında başlanır ve 5 yıl kullanılır. Hastada 5 yıl sonunda nüks olmazsa kesilir. İlaçların en önemli özelliği kemik erimesine yol açması. Bu nedenle yılda l kez kemik dansimetresi yapılmalı. Kemik erimesi ya da kireçlenme başlamışsa uygun tedavi başlanmalı. Hastalar kemiklerini korumak için omega 3, kalsiyum ve D vitaminini birlikte kullanmalı. Diğer memeyi korumak için beta karoten en önemli gıdadır. 2009’da sonuçlanan bir çalışmada beta karoten içeren yiyecekleri muntazam tüketenlerde karşı memede kanser riskinin azaldığı görülmüş. Beta karoten almak için çok kilolu değilseniz günde l bardak havuç suyu, kiloluysanız l tabak havuç salatası yiyin. Koyu yeşil yapraklı, koyu kırmızı sebze meyvelerde de bol miktarda beta karoten bulunur.

    Size Diğer Önerilerini Şunlar:

    – Koruyucu olarak maitake mantarı hapı, zerdeçal hapı (turmeric) ve C vitamini alın.

    – Mandalina, portakal, turunç, limon gibi turunçgilleri kabuklarıyla birlikte yiyin.

    – Karnabahar, lahana, brokoli en önemli yemekleriniz olmalı. Bunlardan birini mevsimine göre se haftada en az 2 kez tüketin.

    – Haftada 2 kez mercimek, nohut, k fasulye gibi kurubaklagilleri tüketin

    – Normal kilonuzu ömür boyu muhafaza edin. Hem kemik erimesinden korunmak hem de kilo almamak için her gün yarım saat yürüyün. Kemiklerinizi korumak iç yazın sabah saat 11.00’a kadar ve 16.00’dan sonra güneşlenin ve yüzün.

    – Kabız kalmayın. Kabızlık, toksik maddelerin yeniden vücuda dönmesine neden olur. Kabızlığa mani olmak için sabah aç karna hurma, kuru kayısı yiyin.

    – Semizotunu sofranızdan eksik etmeyin. Semizotu Omega 3’ten zengin gıdalardan biridir.

    – Her gün yarım kilo evde yapılmış yoğurt yiyin. Günde 2-3 tane yumurta beyazı tüketin. Bunlar kemiklerinizi koruyacaktır.

    – Biberiye, kuzukulağı yiyin.

    – Reseptörleriniz pozitif olduğu için mutlaka günde 2 kupa yeşil çay için. Ayrıca böğürtlen yaprağı ve tarçın karışımı çayını tüketmeyi ihmal etmeyin.

    havuc

  • Limonlu Mevsim Salata

    Limonlu Mevsim Salata

    Özellikle selülit sorunu olduğunda bilinçli beslenmenin önemini hep vurguluyorum. Dizide hangi gıdaların ve içeceklerin sorun yarattığını, hangi gıdaların daha uygun olduğunu yazacağım. Tariflerle mönünüze yardımcı olmaya da çalışacağım. Bugünkü salatamız özellikle bol limonlu olacak, hatta limonları yiyeceksiniz, ilerleyen günlerde limon dışında yine sağlığa ve selülite karşı yararlı olan diğer narenciye çeşitlerini sizlere yazacağım.
    Ender SARAÇ

    MALZEMELER:

    • 1 tane sarı kabukları soyulmuş, beyazları duran taze limon
    • 5 yaprak roka
    • 5 yaprak tere
    • 2 tane taze soğan, yeşil bölümleri de doğranmalı
    • 5-6 tane saplarıyla beraber taze maydanoz
    • 3 tane dereotu
    • l avuç marul
    • Biraz sumak
    • 4-5 tane yeşil zeytin

    HAZIRLANIŞI:

    Tüm malzeme iri iri doğranır. Limonlar da suyu salata , kabında içinde kalacak şekilde, parmak büyüklüğünde doğranır. Üzerine biraz sumak ekilir ve salata malzemesi tahta bir kaşık ile karıştırılır. Salatanın üzerine çok çok az sızma zeytinyağı ve 4-5 tane fazla tuzu alınmış yeşil zeytin eklenir. Ana yemekten önce aç karnına yenir, isteyenler bu salatayı taze greyfurtla da yapabilir.

    limonlu1

  • Sürekli Masa Başında Oturuyorsanız, Öneriler

    Sürekli Masa Başında Oturuyorsanız, Öneriler

    Pek çok kişi masa başında oturur, alt bölgelerinin dolaşımı hep baskı altında kalp ve beden için sağlıksız bir durum ortaya çıkar. Böyle bir işte çalışan, uzun süre, sık sık uçak yolculuğu yapan, devamlı bilgisayar başında olan, çok uzun süre televizyon seyreden ve sınav öncesinde devamlı oturup ders çalışan biriyseniz, mutlaka sık sık ayağa kalkın.Poponuzu, bacak kaslarınızı, baldırlarınızı kısaca tek tek aşağıdan yukarıya doğru tüm alt kaslarınızı iyice sıkın. Uzun uçak yolculuklarında da bu egzersizi yapın. Bacak, baldır ve popo kaslarınızı kuvvetle ve birkaç kez sıktığınız masabasizaman, uzun süre oturmanın eksikliğini büyük ölçüde kapatabilirsiniz. Kasları iyice sıkmak ve bu durumu birkaç kez tekrarlamak, alt bölgede uzun süre oturmaya bağlı dolaşım tembelliğini gidermeye yardımcı olurken, lenf drenajını da destekler. Selülitin önemli nedenlerinden biri de lenf dolaşımı bozukluğu olduğuna göre mutlaka bu egzersizi yapın. Ne Sıklıkla Yapmalısınız? Oturmaya devam ettiğiniz her saat başı kalkıp biraz dolaşın. Hemen peşine önce alt sonra da gittikçe yukarı doğru kaslarınızı tüm gücünüzle sıkın. 5-10 saniye kadar tüm gücünüzle sıkmanız yeterli olur.

  • Bu Çayı Bol Bol İçin

    Bu Çayı Bol Bol İçin

    Elbette tek bir çayla selülit sorununu çözemezsiniz. Ama doğru içmeyi bilmek çok önemlidir. Bu doğal karışım çay tarifi selülit sorununa karşı size yardımcı olacak silahlardan biri ama…

    •  İçine asla şeker konmayacak önemle vurgularım.
    •  Uzun uzun kaynatılmayacak. Tarifte verdiğim süre kadar kaynatılacak, demlenecek.
    •  Bu çayı yaparken kullandığınız suyun kaliteli bir su olmasına özen gösterin.

    MALZEMELER:

    •  Yarım çay kaşığı funda yaprağı
    •  2-3 üç yaprak melissa
    •  2 tane avokado yaprağı
    •  l parmak ucu kadar zencefil
    •  Küçük bir tutam kekik
    •  Küçük bir tutam biberiye
    •  5-6 tane saplarıyla beraber maydanoz
    •  İnce bir dilim limon
    •  2 yaprak sinameki

    cay

    HAZIRLANIŞI:

    l su bardağı kadar suya limon hariç tüm bitki ve baharatları koyun, l dakika kaynatın, 3-4 dakika kadar demleyin, içme bir dilim limon koyun. Şekersiz ve sıcak olarak günde 2-3 kere yeniden yaparak için. Bu çayı ne çok aç ne de çok tok için. Asla günde 3 fincandan fazla içmeyin. Bu çayın dışında bol ılık sıcağımsı su içmeyi de unutmayın.

  • Selülitte Yağlar Arttıkça Görüntü Bozulur

    Selülitte Yağlar Arttıkça Görüntü Bozulur

    En sık görülen ve şikayet konusu olan, beden formu bozukluğu selülittir.

    Selülitin tanımını ve ne şekilde oluştuğunu  biraz açıklayalım:

    Beden  estetiğimizi, siluetimizi olumsuz etkileyen ve cildimizde belirli yerlerde gözle görülebilen portakal kabuğu görünümündeki şekil bozukluklarına selülit veya lipodistrofi adı verilir.

    Selülit özellikle  dokularımızdaki lenf dolaşımımızın herhangi bir sebepten dolayı yavaşlaması sonucunda, hücreler arasında lenf sıvısının birikmesiyle meydana gelir. Yavaşlamış veya bozulmuş lenf dolaşımı ile dokularda birikmiş lenf sıvısı selülit olarak adlandırdığımız cilt deformasyonlarının ortaya çıkmasına neden olur.

    Tipleri Tedavi edilebiliyor

    Lenfatik dolaşımın bozulmasıyla dokularda hücreler arası mesafelerde yağlar birikmeye başlar. Selülitin artması yağların birikimi artırır, yağların birikmesi selülitin artmasını sağlar. Tıpkı yuvarlanarak büyüyen kartopunun daha çok büyümesi şeklinde hızlı bir selülit ve yağ birikimi oluşur.

    Selülitler başlangıçlarında yumuşak bir doku özelliğine sahiptirler ki bu selülitlere yumuşak selülit denir. Zaman içerisinde selülitler daha da gelişerek yer yer sertlikler oluştururlar ki, el cildin üzerinde gezdirildiğinde el altında nodüler sertlikler hissedilir. Bu selülitlere de nodüler selülit adı verilir.

    Selülitlerin daha da ilerlemesi ile ciltte hissedilen nodüler sertlikler daha yaygın ve daha sert hale gelir. Buna da fibröz selülit adı verilir. Yumuşak selülitler daha çabuk tedavi edilirken, nodüler selülitler daha geç tedavi olur. Fibröz selülitler ise tedavilere daha yavaş ve geç cevap verir. Selülitin tam ve gerçekçi sınıflandırılması için artık özel aletler kullanılıyor. Selülit genellikle bölgesel ya da genel yağlanma sorunu ile birlikte görülür.

    Ender SARAÇ

  • Kılcal Varisler İğneyle Yok Ediliyor

    Kılcal Varisler İğneyle Yok Ediliyor

    İğne Tedavisi Nedir?

    Prof. Dr. Hasan Tüzün: Skleroterapi olarak da biliniyor. Orta ve büyük damarlarda başarı oranı, yüzeyel damarlara göre daha az. Genellikle kozmetik sorun yaratan, cildin üstünde gördüğümüz kılcal damar varislerinin tedavisinde kullanılır, işlem, varislerin içine çok ince iğnelerle ilaç verilmesinden ibarettir, ilaçlar damarları kurutarak incecik hale getirir, vücut daha sonra bunları yok eder. Böylece bacaklardaki kırmızımsı, morumsu renk kaybolur, daha doğrusu solar.

    Bir de Köpükle Yapılan İğne Tedavisi Var.

    Prof. Dr. Hasan Tüzün: Bu tedavide skleroterapide kullandığımız ilacı havayla karıştırıp köpürtüyoruz. Böylece ilaç daha güçlü, etkili oluyor. Geniş çaplı damarları daha rahat kapatıyor.

    İğneyle varis tedavisi

    Prof. Dr. Hasan Tüzün: Skleroterapi ve köpükle iğne tedavisi muayenehane veya poliklinik koşullarında yapılıyor. Seans sayısı hastadan hastaya değişiyor. Bazı hastalarda birkaç seans gerekebiliyor. Ama orta derecedeki varislerin tedavisi yaklaşık 3-6 seans sürüyor. Her seans 15-30 dakika alıyor. Tedavi 3-4 haftalık aralıklarla uygulanıyor. Seanslar arasında bacakların en az 2-3 gün boyunca bandajlanması gerekiyor. Hasta girişim sonrası yürüyerek evinde gidebilir, araba kullanabilir.

    İşlem ağrılı mı?

    Prof. Dr. Hasan Tüzün: Çok ince iğneler kullanıldığı için işlem fazla ağrı vermiyor.

    Yan Etkileri Var mı?

    Prof. Dr. Hasan Tüzün: iğne tedavisinde kullanılan ilaçlar bazen leke bırakabilir. Fakat bu lekeler zaman içinde solar. Uygun yapılmazsa, örneğin damar dışına ilaç kaçırılırsa orada doku ölümleri, yaralar oluşabilir. Ama bu yan etkileri artık görmüyoruz. Bu arada her ilacın olduğu gibi bu ilacın da alerjik etkileri olabilir.

    Tedavi Sonrasında Morluk Şişlik Olur mu?

    varisProf. Dr, Hasan Tüzün: iğneyle damar kapatma işlemi, vücutta yaklaşık 20 günlük hücresel seviyede bir aktiviteye neden oluyor. Bu nedenle ilk etapta birtakım morluklar olabiliyor. Bu durum hastaların büyük kısmında birkaç hafta içinde düzeliyor, iğneden sonra bacaklara elastik bir bandaj sarıyoruz. Büyük çaplı damarlarda bandajların sıkı sarılmasının önemi daha fazla. Çünkü bandajlar bazen kayabiliyor ve ilaçtan sonra damar iyi baskılanmıyor. Zaman içinde de bir mavi -mor renk oluşmasına yol açabiliyor. Hastaları tedaviden l hafta sonra mutlaka kontrole çağırıyoruz. Kan pıhtıları biraz fazlaysa o damarı çok ince iğnelerle delip, pıhtıyı boşaltıyoruz. Böylece mor renk oluşmasını engelliyoruz. Çok düşük bir hasta grubunda bu tür sorunlar oluşabiliyor. Morlukların geçmesi bazen l ayı alabiliyor.

    Peki İğne Tedavisinin Başarı Oranı Nedir?

    Prof. Dr. Hasan Tüzün: Bu yöntemi varisleri tamamen yok etmek mümkün değil. Fakat mevcut durum önemli oranda düzeliyor.

    Lazer Yöntemi Ne Zaman Uygulanıyor?

    Prof. Dr. Hasan Tüzün: Lazer hem cilt üzerindeki hem de damar içindeki üzerindeki uygulamadan bahsedelim… Cildin üzerinde kötü görüntü oluşturan varisler bazen çok ince olabilir, işte bu damarlara iğneyle girmek mümkün olmadığı için lazer devreye girer. Lazer ışınları varisleri damarları tıkar, vücut daha sonra kuruyan damarları yok eder. Bazen iğne tedavisi lazerle kombine olarak kullanılabiliyor. Bu arada büyük damarlar cilt dışından lazerle tedavi edilmez.

    İşlem Ne Kadar Sürüyor?

    Prof. Dr. Hasan Tüzün: Genellikle 3-4 seans uygulama gerektiriyor. İşlemden sonra hafif bir kızarıklık olabilir ama l hafta sonra sorun ortadan kalkar.

    Lazer Tedavisi Ciltte Yanıklara Yol Açabilir mi?

    Prof. Dr. Hasan Tüzün: Uygun yapılmadığı taktirde ciltte yanık, renk değişiklikleri ortaya çıkabilir.

    Lazer Yaptırmak İçin En Uygun Mevsim Nedir?

    Prof. Dr. Hasan Tüzün: Yazın yapılmamalı çünkü güneş ışığı ciltte kalıcı renk değişikliklerine yol açabilir.

    Lazer Ya da İğne Tedavisinden Sonra Varisler Tekrarlayabilir mi?

    Prof. Dr. Hasan Tüzün: Varisler yediveren gül gibidir. Kilo almak, destek çorap giymemek, hormon tedavisi görmek yeni kılcal varislerin oluşmasına yol açabilir. Zaten genetik yatkınlık varsa örneğin annede yaygın kılcal damarlar varsa varislerin tekrarlaması kaçınılmazdır. Tekrarladığı zaman mutlaka tedavi edilmeli. Ertelenirse daha geniş varis ağlarına yol açabilir, tedaviyi zorlaştırabilir.

    Hamilelere de Varis Tedavisi Yapılır mı?

    Prof. Dr. Hasan Tüzün: Hayır. Zaten gebelik döneminde oluşan varislerin büyük bir kısmı doğumdan sonra ortadan kalkar. Daha sonra kalan varisler için tedavi yapılabilir.

    Devlet veya Özel Sağlık Sigortaları Harcamaları Karşılıyor mu?

    Prof. Dr. Hasan Tüzün: iğne ve lazer tedavisi estetik amaçlı olarak değerlendirildiği için karşılanmıyor.

    Kılcal Varisler İleride Büyür mü?

    Prof. Dr. Hasan Tüzün: Evet, zamanla genişleyip büyük damarlara dönüşebilir.