Kadınlar Sitesi, Gebelik, hamilelik, doğum

Yazar: kumtanesi

  • Diyet Yaparken Kabızlığa Karşı Süper Öneriler

    Diyet Yaparken Kabızlığa Karşı Süper Öneriler

    Diyetin ilerleyen günlerinde en çok can sıkan konulardan biridir bağırsak tembelliği. Aşırı inatçı ve doğal önlemlere yanıt vermeyen kabızlık sorunu mutlaka bir hekime hatta tercihen bir gastroenterologa başvurmayı gerektirir.

    Bir türlü çözümlenemeyen bağırsak tembelliği kronikleştiyse bazen de altından kanser, tiroid hastalıkları, tıkanıklıklar çıkabiliyor. Bazılarında da bu sorun psikolojik nedenlere dayanıyor. Buradaki öneriler basit kabızlık sorunu olan ve diyet yapanlar içindir. Ciddi-inatçı kabızlıkta ise hekime başvurun.

    Dikkat! Merkür astrolojik olarak bugün geri hareketine başlıyor ve 31 Mayıs’a kadar geri gidişine devam edecek, ikizler burcunda başlayıp 14 Mayıs’tan itibaren Boğa burcunda geri gideceği için, iştah patlaması, tatlı krizleri, içe dönme, harekette azalma, spora başlamayı erteleme görülebilir. Bu durum sağlıklı zayıflamanıza enge oluşturabilecek enerji değişiklikleri yaşatabilir. Kendinizi motive etmeye çalışın. Özellikle ağır yağlı, şekerli gıdalardan uzak durun.

  • Hamile Kalıp da Adet Gören Kadın Var mı?

    Hamile Kalıp da Adet Gören Kadın Var mı?

    Soru: Normal kadınların hamile kaldıklarında ilk belirti adet görmemeleridir. Adet düzensizliği için ilaç kullanan kadınlar da hamile kalınca adetten kesilir mi? Yoksa ilacın etkisi ile hamile kalsalar da adet görürler mi? Hamile kaldıklarını nasıl anlarlar? Her ay test mi yaptırmak zorundalar? Cevap verirseniz sevinirim.

    Prof.Dr.Derin KÖSEBAY: Hamileliğin ilk belirtilerinden biri söylediğiniz gibi adet görmemektir. Ama bunun aksine gebe olup her ay adet gören hastalar da vardır (nadiren). Adet düzensizliği için kullanılan ilaçlar, yeterli düzenlemeyi sağladığı zaman gebelik oluşur. Bu nedenle hormon kullanan kadınların hem gebe olup hem de kanamalarının olması gerekmez. Hamileliğin adet olmama dışında da bilinen belirtileri vardır. Halsizlik, uyku hali, sindirim sistemi ile ilgili değişiklikler (İştahsızlık bulantı vb.) gibi. Ama eğer gebelik şüphesi varsa en doğrusu test yaptırıp doktora danışmaktır.

  • Kırk Yaşından Sonra Prostat’dan Kaçış Yok

    Kırk Yaşından Sonra Prostat’dan Kaçış Yok

    Prostatın İyi Huylu Büyümesi Nedir?

    Prof. Dr. Levent Türkeri: 40 yaşını geçmiş erkeklerde ortaya çıkan, yaş ilerledikçe de görülme sıklığı artan bir hastalık. Prostatı portakala benzetebiliriz. Prostatın iç yapısı portakalın dilimlerini, dışı da kabuğunu andırır, iç bölümünde meydana gelen ve kanserle alakası olmayan büyümeye prostatın iyi huylu büyümesi diyoruz.

    Prostat neden büyür?

    Prof. Dr. Levent Türkeri: Nedenleri tam olarak net olmasa da yaşlanma ve erkeklik hormonunun varlığının prostat büyümesinde etkili olduğunu biliyoruz.

    Prostat Büyüyünce Ne Tür Şikayetlere Yol Açar?

    Prof. Dr. Levent Türkeri: Prostat idrar torbasının hemen altında yer alır ve idrar kanalını çepeçevre sarar. Kestane büyüklüğündeki bu organın tam ortasından idrar kanalı geçer. Erkekler belli bir yaşa geldiklerinde prostat artık o kadar büyümüş olur ki, arasından geçen idrar kanalını sıkıştırır. Bunun sonucunda da birtakım şikayetlere neden olur. Bunların başında sık idrara çıkma, gece idrara kalkma ihtiyacı, tuvalete gidene kadar idrarı tutamama gelir. Ya da kişi tuvalete gidince idrarını yapmak için biraz bekleyebilir. Hatta tıkanıklık yüzünden idrarını yapması için ıkınması gerekebilir. Bazı hastalarda tuvaletini yapıp bitirdikten sonra hâlâ idrar torbasında idrar kalmış gibi hissederler. Yani tam boşaltamamış gibidir. Bir kısım hasta çatallaşmadan şikayet eder, idrar sağa sola serpintili gelir. Hastalarımızın önemli bir bölümü idrarının eskisi gibi uzağa fırlamadığını, ayaklarının dibine düştüğünü söyler. Eskisi gibi kalın gelmediğini anlatır.

    Bu Şikayetleri Kendinde Görenlerin Hangi Uzmana Başvurması Gerekir?

    Prof. Dr. Levent Türkeri: İdrar şikayeti olanların başvurması gereken adres ürologlardır. Hiç şikayeti olmasa da 40 yaşını geçmiş bütün erkeklerin prostat kanseri riskine karşı bir ürologa başvurması gerekir. Ürologun olmadığı yerde bir pratisyen hekim veya dahiliyeciye gidilebilir.

    Prostat 40 Yaşından Sonra Her Erkekte Mutlaka Görülür mü?

    Prof. Dr. Levent Türkeri: İstisnasız her erkekte prostatın içindeki dilimler 40 yaşından sonra büyümeye başlar. Ancak erkeklerin hepsi bu büyümeden aynı biçimde etkilenmezler. Üç erkekten bir tanesinde sorun o kadar ciddi boyutlarda oluyor ki, o erkeklerde ilaçla tedavilerde de çok istediğimiz sonucu alamıyoruz. Bu gruptaki hastalara ameliyatla müdahale gerekiyor. Ama kalan hasta grubunu ilaçlarla, bazen de hiç ilaç kullanmadan tedavi edebiliyoruz.

    Prostatın Büyüklüğü Hastalığın Derecesini Etkiliyor mu?

    menepozz2Prof. Dr. Levent Türkeri: Aslında prostatın büyüklüğü doğrudan doğruya idrar kanalı tıkanıklığının derecesiyle alakalı olmuyor. Sebebi de şu: Prostatın içinden geçen idrar kanalı çok geniş bir yapıya sahip değil, bir tükenmez kalemden biraz daha genişçe. Prostat geriye doğru büyürse kanala baskı yapmadığı için ortaya sorun çıkmaz. Bu yüzden de çok büyük prostatlarda bile hasta hiç sıkıntı çekmeden idrar yapabilir. Ama prostat kanalının üzerine doğru nohut kadar büyürse bu kez ciddi şikayetler ortaya çıkar. Yani prostatın idrar kanalını ne kadar sıkıştırdığı, ne kadar bastırdığı önemli, ille de büyük prostatlar çok bastıracak, küçük prostatlar az bastıracak diye bir kural yok. Ama fizik kurallarına göre büyük prostatların daha çok tıkanıklık yapma riski var.

    Prostat Büyümesinin Kansere Dönüşme İhtimali Var mı?

    Prof. Dr. Levent Türkeri: Hayır yok. Ancak ciddi bir tıkanıklık doğru düzgün tedavi edilmezse hayatı tehdit eden bir durumdan bahsedebiliriz. Eğer tıkanıklık tehlikeli boyutlardaysa idrar torbasının yapısında bozulmalara sebep olur. idrar torbası önündeki bir engele karşı çalışmaktan bir süre sonra yorulmaya başlar, yapısında hasar oluşur. Bu haliyle idrar torbası günün birinde kendisini tümüyle bırakır ve idrar yapamaz hale gelir. O zaman hastalara sonda koymak zorunda kalırız. Bazen bu bozulmalar o kadar ileri boyutlarda olur ki, biz bu hastaları ameliyat etsek bile idrar yapma problemleri, idrar yapmadaki güçlükleri devam eder.

    Böbreklerde Hasara Yol Açabilir mi?

    Prof. Dr. Levent Türkeri: Evet, prostatın idrar torbasında yaptığı tıkanıklık böbrekleri de etkiler. Böbreklerde genişleme, böbrek fonksiyonlarında bozulma, çok ileri dönemlerde böbrek yetmezliği gibi problemleri beraberinde getirebilir. Bu saydığım sorunlar eskiden daha sık görülürdü. Artık teşhis ve tedavideki ilerlemeler yüzünden böyle ciddi problemlere daha az rastlıyoruz. Ancak halk arasında hâlâ prostat konusunda yanlış bir inanış var. insanlar prostat büyümesiyle gelen sorunların normal bir şey olduğunu, prostatın yaşlanmanın doğal sonucu olduğunu, herhangi bir önlem almak gerekmediğini sanıyor. Oysa erkeklerin belli bir yaştan sonra ortaya çıkan idrar problemleri için mutlaka bir hekime görünmeleri, mutlaka kontrolden geçmeleri ve gerekiyorsa tedavi olmaları lazım.

    Prostat nasıl teşhis ediliyor?

    Prof. Dr. Levent Türkeri: Teşhis için önce hastanın şikayetlerini dinliyoruz. Ardından fiziki muayenesini yapıyoruz ve bazı testler kullanıyoruz. Bunlara bakarak tedaviye karar veriyoruz.

  • Kemik Kanseriyim. Hastalıktan Kurtulma Şansım Yüksek mi?

    Kemik Kanseriyim. Hastalıktan Kurtulma Şansım Yüksek mi?

    18 yaşındayım. 2 ay önce kemik kanseri (osteosarkom) olduğumu öğrendim. Şu anda kemoterapi görüyorum. Bu hastalıktan kurtulma şansım nedir? Nasıl beslenmeliyim? OKTAY ONAR

    Prof.Dr.Erkan TOPUZ: Osteosarkom genellikle 18-20 yaş arasında görülen bir kemik tümörüdür. En önemli belirtisi tutulumun olduğu yerde ağırı ve şişliktir. Yeni kemoterapi ilaçları, radyoterapi ve ameliyat kombinasyonuyla hastalar artık büyük oranda kurtarılıyor. Moralinizi yüksek tutun. Tedaviniz bittikten sonra ilk 3 sene nüks ve metastaz riskine karşı dikkatti olun. Özellikle akciğerinizi sıkı kontrol ettirin.

    Kemiklerinizi ve immün sisteminizi güçlendirin. Kemik sağlığınız için probiyotik yoğurt, beyaz 3 peynir, keçi peyniri, çökelek gibi kalsiyumdan zengin gıdaları bol tüketin. Kırmızı, siyah, koyu yeşil sebze ve meyveleri tercih edin. Kansızlığı önlemek için haftada 1-2 kez. kırmızı et tüketin, kara üzüm, kara erik, kara kayısı gibi kan yapıcı gıdaları takviye olarak alın. l’e 5 kuralını uygulayın; her gün l porsiyon et 5 porsiyon da sebze meyve yiyin. Et tercihleriniz sırasıyla balık, hindi ve tavuk olsun. Esmer ekmek kabuğu, esmer pirinç, bulgur, arpa ve tam tahılları bol tüketin.

    Sofranızda karahindiba, semizotu, kırmızı turp gibi gıdalara yer açın. Protein ihtiyacını karşılamaya yardımcı olması için günde 2-3 tane katı yumurta beyazı yiyin. Isırgan yaprağı, böğürtlen yaprağı ve kökü, civanperçemi, mercanköşk gibi bitki çayları için. Yeşil çay, adaçayı, kuşburnu da çok şifalıdır. Kilo kaybınız varsa 2-3 gram, yoksa l gram omega 3 alın. Adalelerinizi rahatlatmak, immün sisteminizi güçlendirmek için bromelain (ananas hapı) tüketmenizde yarar var. Yine günde 2-3 grama kadar

    C vitamini de bağışıklık sisteminizin güçlenmesine yardımcı olacaktır, immün sistemini güçlendirecek beta glukan ihtiva eden reishi, cordyceps, coriolus versicolor gibi mantar haplarını kullanabilirsiniz. Bu arada stresten, alkolden, sigaradan uzak durun.

  • Kan Testi ile Kanser Tanısı konulabilir mi?

    Kan Testi ile Kanser Tanısı konulabilir mi?

    Kanser tanısı kan testiyle ortaya çıkar mı? Bunun için kanda hangi değerlere bakılması gerekir? GÜLHAN ÖZER

    Prof.Dr.Erkan TOPUZ: Kan testleri bazı tümörlerde tanı koyma, evreleme, hastalığın gidişatını belirleme, tedaviyi planlama, nüksleri saptamada bize yardımcı olur. En önemli tümör markerları şunlar:

    NSE: Küçük hücreli akciğer kanserinde ve noroendrokrin tipi akciğer kanserinde yükselebilir.

    Cea 15 3: Meme kanserinde genellikle metastazların ortaya çıktığı dönemde yükselir. Tedavi takibi bakımından önemli bir tümör testidir.

    Ca72 4: Özelikle mide kanserlerinde, bazen kolon kanserlerinde artabilir. İleri evrelerde takip yönünden önemi vardır.

    Cal9 9: Pankreas kanserlerinde hem teşhis hem takip kriteri olarak değerli bir tümör testidir. Aynı zamanda karaciğer metastazlarında, karaciğer sirozlarında yükselebilir.

    H Cea: Kolon kanserlerinde 1970 yılından beri takip ve teşhis aracı olarak kullanılır. Aynı zamanda bazı tipte akciğer ve jinekolojik kanserlerde, bazen de karaciğer metastazlarında yükselebilir.

    Cal2 5: Kadınlardaki epitelyal yumurtalık (över) kanserlerinin en önemli göstergesidir. Tedavi ve takipte faydalıdır.

    Alfa Feto Proetin (AFP): Hepatoselüler karaciğer kanserinde, non seminom testis kanserinde yükselebilir.

    Beta hcg: Non seminom testis tümörlerinde, koriyokarsinom’da (jinekolojik kanserlerden biri) yükselir. Tümörü takip bakımından önemlidir.

    PSA: Prostat kanserinin teşhis ve tedavinde önemli bir testtir.

    LDH: Seminom testis tümörlerinde, lenf bezi kanserlerinde yükselir.

    Not: Tümör markerları aşırı sigara içmek, karaciğer yağlanması, kolit, enfeksiyon gibi kanser dışı sebeplerle de yükselebilir.

  • Diyette Olanlar İçin Günün Mönüsü

    Diyette Olanlar İçin Günün Mönüsü

    KAHVALTI:

    – 4 tane kepekli diyet bisküvi

    – 6-7 tane tuzu ve fazla yağı akıtılmış zeytin

    – 2 tane sivri biber

    ARA:

    – 1 kırmızı elma. Buz gibi soğuk olmasın ve kabuklarını soymadan yiyin.

    ÖĞLE:

    – 1 porsiyon tarifini verdiğim kabak mücveri. Yalnız sîze iki farklı mücver tarifi vermeme rağmen bugün lorlu olanı yemelisiniz.

    – 1 kase light yoğurttan cacık, içine sadece salatalık değil, taze nane de ekleyin.

    monu

    ARA:

    – 2 ince dilim kepekti ekmekten yapılmış bol taze kaşarlı, çok az yağlı tost yanında 2 salatalık. Dikkat! Bugün öğleden sonra sadece 1 ara öğün var.

    AKŞAM:

    – 1 kase domates çorbası

    – Bol light ton balıklı salata. İçinde biraz nar eksisi, bol limon, taze soğan, roka, tere, biber, maydanoz marul konulacak.

    GECE:

    – 1 kase çilek ve yeşil erik karışımı

    – 3 tane ceviz içi.

  • Yeşil Erik Diyetin Dostu

    Yeşil Erik Diyetin Dostu

    Şu an tam da yeşil kütür can eriğin zamanı. Midesi sağlam olanlara diyette eriği özellikle ara öğünlerde veriyoruz. Büyük ölçüde su içeren eriğin şeker oranı düşüktür. Canlandırıcı, susuzluğu giderici özellikleri vardır.

    Ancak diyetlerde erik yerken yapılan bir hata var. O da bol miktarda tuza banmak. Bizim sizlere önerdiğimiz, sararıp tatlanıp şeker içeriği yükselmiş olan erik değil. Taze kütür kütür mevsimin diri can eriğidir.

    Eriğin içinde bol miktarda B vitamini vardır. Eriğin bağırsakları yumuşatıcı bir etkisi de bulunur. Bizce en önemli etkisi içindeki potasyum ve magnezyum. Egzersiz yapanlara, kas yorgunluğuna ve kramplara karşı içindeki potasyum birebirdir. Erik ne kadar ekşi ise içindeki C vitamini oranı da o kadar yüksektir. Erik aynı zamanda iyi bir C vitamini kaynağıdır. Bu meyvenin içinde az miktarda da olsa A vitamini vardır. Eriği yerken iyice çiğnemenizi öneririz.

  • Belinizi İnceltmek İçin İşte Altın Kurallar

    1) Yemek mutlu, huzurlu, sakin bir ortamda sadece yemeğe konsantre olarak, rahatsız edici başka herhangi bir faaliyette bulunmadan yenmelidir. Zihni berraklaştırıp rahatlattıktan sonra yemeğe başlanmalıdır.

    Ağzımızdan içeriye bir şeyler sokmak için değil, bizim yeni yapı taşlarımızı oluşturacak önemli ham maddeleri en sağlıklı biçimde bedeninize alıp işlemek ve metabolize etmek için sofraya oturmalıyız. İyi bir sindirimin ilk adımı ağızda başlar. Bu nedenle yemekler oturarak, , yavaşça ve iyi çiğnenerek yenmelidir.

    2) Yapısal farklar fizyolojinin ihtiyaçları da göz önünde bulundurularak her gün 6 tat (tatlı, ekşi, tuzlu, buruk, acı, kekremsi) alınmalıdır. Genellikle istek ve arzularımıza dayanarak  beslenmeliyiz. Canı çekmek, iştah ve heves fizyolojinin kendini yenmeli ve hemen uykuya geçilmemeli. Dolu mideyle yatağa girilmemelidir. Gece yoğurt ve peynir yenmemelidir. Şayet açlık varsa yatmadan önce 1 bardak sıcak kakuleli veya zencefilli süt içilebilir.

    3) Sofradan çok dolu mideyle kalkmamak gerekir. Midenin 3/4 kadarını doldurmak yeterlidir. Bu ölçü herkesin kendi avucuyla 2 avuç dolusu kadardır,

    bel44

    4) Yemekte su veya meyve suyu yudum yudum alınabilir. Asla soğuk olmamalıdır yoksa her santim geleceğe yapacağınız en büyük yatırımlardan biridir. Kadınlar için ideal bel ölçüsü 80-85 santim, erkekler içinse 85-90 santim civarıdır, eğer bel ölçüsü kadınlarda 93-94 santimin, erkeklerde 101-102 santimin üstünde ise tehlike çanları çalmaya başlıyor demektir. Sadece verilen kilo değil, özellikle bel civarının ne kadar inceldiği de çok önemlidir. Gerçeklerden kaçmak yok!

    5) Yemekten hemen sonra aktiviteye geçilmemeli. Birkaç dakika sakin oturulmalı ve yenilen yiyeceklerin sindirim sistemine yerleşmesine izin verilmelidir.

    6) Öğlen ana öğün olmalıdır. Sindirim ateşinin en yüksek olduğu saatler 12.00-13.00 arası yemeğe özen gösterilmelidir. Öğünler arası en az 3 saat olmalıdır. Açlık hissi yoksa zorla yenmemelidir veya bir önceki öğünde yenen yemekler sindirilmeden tekrar yemek yenmemelidir.

    7) Kahvaltı ve akşam yemeği miktar olarak az ve hafif olmalıdır. Akşam yemeği erken sindirimi yavaşlatır. En ideali yemek süresince içine biraz zencefil atılmış sıcak su almaktır.

    8 ) Çok fazla miktarda çiğ ve ham gıdalar alınması önerilmez. Meyve ve salatalar bu kuralın dışındadır. Yemekler iyi pişmiş ve sıcak olmalıdır. Tekrar tekrar ısıtılmamalıdır. Gıdalar katkısız olarak sadece bir kez dondurulup defalarca çözülüp yeniden dondurulmadan tüketilmelidir.

    9) Bedeninize ve mevsimine uygun olarak düzenli bir şekilde sade yağ, bal ve süt tüketmek doğru bir beslenme için iyidir. Her gün diyette aksatmadan az miktarda da olsa yoğurt, tahin, üzüm suyu, taze meyve suyu, çeperli tahıllar alınması yararlıdır. Ayrıca büyükbaş hayvanların kırmızı etinin çok fazla tüketilmemesi önerilir.

  • Radyoterapiden Sonra Annemin Karın Ağrısı Başladı, Ne Yapmalıyız?

    Annem 55 yaşında. Rahim ağzı kanseri teşhisiyle eş zamanlı radyoterapi ve kemoterapi gördü. Tedavi sonuç verdi ve tamamen iyileşti. Ama rahim içi ışından sonra annemin karın bölgesinde ağrı ve kabızlık şikayetleri başladı. Bu şikayetleri nasıl geçirebiliriz? Rahim ağzı kanseri tekrarlayabilir mi? Korunmak için ne yapmalıyız? GÜLESİN YILMAZ

    Prof.Dr.Erkan TOPUZ: Anneniz 3 sene süreyle sıkı kontrol altında tutulmalı. 3 ayda bir radyolojik tetkikler, jinekolojik muayeneler ve tümör markerları yapılmalı. Hastalığın 3 yıl sonra nüks riski azalır, 5 yıl sonra ise risk çok düşüktür. Rahim ağzı kanseri hastalarında radyoterapiye bağlı olarak bağırsakta fıbrozis (dokunun sertleşmesi) sorunu meydana gelebilir. Bu da karın ağrısı, kabızlık, ishal, büyük abdeste kan, idrarda yanma gibi bazı şikayetlere sebep olur. Bağırsak florasını dengeli tutmak yakınmaları azaltır.

    Annenize önerilerim şunlar:

    – Bol bol ananas yiyin. Ananası komposto şeklinde de tüketebilirsiniz.
    – Haftada 3 kez kurubaklagil tüketin. Özellikle bakla ve bezelye sizin için çok faydalıdır.
    – Bütün sebzeleri buharda pişmiş tüketin.
    – Sindiriminizi rahatlatmak için rezene, anason, tarçın gibi çayları dönüşümlü için.
    – Zencefil, papatya ve adaçayı bağırsak florasını toparlar.
    – B kompleks vitaminleri alın. Ömega 3 kullanın. Doktorunuza danışarak 400 ünite E vitamini, günde 3 kez birer tane bromelain (ananas hapı) kullanın.
    – Beta karoten bu hastalığın nüksünü önleyen en Önemli antioksidandır. Havuç beta karoten deposudur. Bu nedenle her gün l tabak havuç salatası ya da l bardak havuç suyu için. Domates de beta karotenden zengindir. Yararlı etkisini artırmak için domatesi hafif pişmiş tüketin.
    – Her gün yarım kilo evde yapılmış probiyotik yoğurt yiyin,
    – Düzenli aralıklarla kontrolden geçmeyi ihmal etmeyin.

  • Annem Meme Kanseri, Ne Tavsiye Edersiniz?

    Annemin sol memesinde ve sol kolunun altındaki lenf bezi üstünde tümör tespit edildi. Ameliyat edildi, patoloji sonuca “invaziv ductal carsinoma” şeklinde geldi. Ardından 6 kür kemoterapi ve radyoterapiye karar verildi. Her kemoterapide 6 ilaç veriliyor. İlk kürden sonraki 5’inci günde şiddetli eklem ağrıları ve ateş şikayetiyle hastaneye gitti. Kan değerlerinin çok düşük olduğu görüldü. Kan değerlerinin düşmesi, beklenen bir durum mu, yükselmesi için ne tavsiye edersiniz? Bu arada annem her kemoterapi sonrasında ‘Granocyte34’ adlı bir iğne kullanıyor. YİĞİT ÖCAL

    Prof.Dr.Erkan TOPUZ: Kemoterapi sırasında kan tablosunda değişiklikler meydana gelir. Özellikle ilk 15’inci günden sonra gerek trombositlerde gerekse beyaz ve kırmızı kürelerde azalma olur. Bu durumda kemoterapiden sonra her hafta kan sayımı yapılmalı. Eğer bunlarda düşme varsa kemoterapinin dozu yüzde 10 oranında düşürülmeli. Aynı zamanda kemoterapinin bitiminden itibaren 5 gün süreyle beyaz kan hücrelerini yükseltici ilaçlar verilmeli. Böylece hasta kemoterapiye sağlıklı bir şekilde hazırlanmış olur.

    Hastanın beslenmesi de çok önemli. Annenize önerilerim şunlar:

    – Kemoterapi gördüğünüz sürece haftada 2 kez yağsız kırmızı et yiyin. Haftada l kez karaciğer ızgara da kan tablonuzun yükselmesine yardımcı olur. Kara üzüm ve karadut pekmezi de faydalı olabilir.

    – Kan yapımına yardımcı olduğu  için bol miktarda pazı, ıspanak ve maydanoz tüketin. Trombositlerde düşme olursa shark liver oil (köpek balığı karaciğer yağı kapsülü), omega 3, cordyceps mantarı hapı, folik asit, netle (ısırgan tableti) kullanabilirsiniz.

    – Besinler dışında bazı hormonlar da kan tablosunu yükseltebilir. Doktorunuza danışarak bu ilaçları da alabilirsiniz.

    memekanseri1– Kan tablonuzu yükseltmek için haftada en az 2 kez yeşil mercimek tüketin.

    – Bağışıklık sisteminizi güçlendirmek için bol bol karahindiba ve kuzukulağı yiyin. Her gün l bardak domates, l bardak havuç suyu ve kabuğuyla sıkılmış organik elma suyu için.

    – Portakal, turunç, mandalina, limon gibi turunçgillerden birini seçerek kabuğu ile birlikte rondodan geçirin. Her gün 4-5 kaşık yiyin.

    – Kemoterapi sırasında direncinizi artırmak için haftada 3-4 avuç arpa tüketmeye çalışın. Arpayı güveç, bulgur pilavı ya da çorba içinde tüketebilirsiniz.

    – Esmer pirinç, bulgur pilavı sizin için çok faydalıdır, bu besinler: sık sık sofranızda bulundurun.

    – Yoğurt, yağsız beyaz peynir ve çökeleği bol tüketin.

    Kan değerlerinin düştüğü dönemde hastalar enfeksiyona yatkın hale gelir. Bu nedenle kalabalık ortamlardan uzak durun. Sebze ve meyvelerinizi çok iyi yıkadıktan sonra mutlaka sirkeli suda bekletin.

  • Neden Düşük Yapıyorum?

    22 yaşındayım, 1 yıllık evliyim. Şubat ayında kese gelişemediği için 3 aylık bebeğimi kürtajla aldılar. Yaşadığım gebeliğin adı bozulmuş gebelikmiş. Şu an doktor kontrolünde hap kullanıyorum. 3 ay bu hapları kullandıktan sonra tekrar kontrolüm var. Doktorum kürtajdan sonra smear testi yaptı, sorun yokmuş. Bir daha aynı şeyi yaşamaktan korkuyorum. Bozulmuş gebeliğin nedenleri nelerdir ve tekrarlayan bir durum mudur? Tekrar hamile kalabilmek için ne kadar beklemek gereklidir?

    Cevap: Düşüklerin pek çok nedeni olabilir. Genel olarak meydana gelen gebeliklerin yaklaşık yüzde 15-20’si düşükle sonuçlanır. Anne-babada bulunan genetik bozukluklar yüzde 5 civarında düşük nedeni olabilir. İlk 8 haftada meydana gelen düşüklerin çoğunda neden kromozom anomalileridir. Tekiz bir gebeliğe oranla çoğul gebelikler de düşük oranı daha yüksektir. Çocuk sayısı arttıkça bu oran artar. Ayrıca dış faktörler, kullanılan ilaçlar, zararlı ışınlar, annenin bazı hormonal bozuklukları, metabolizma hastalıkları, kronik hastalıklar (Kontrolsüz şeker hastalığı, tiroid, yüksek tansiyon), annedeki yapısal bozukluklar (rahimde şekil bozuklukları) myomlar, rahim ağzında yetersizlik olması, annenin aşırı alkol ve sigara kullanması gibi. Anne yaşının ilerlemesi de düşük olasılığını artıran bir başka faktördür. İleri yaşlarda üretilen yumurtaların kalitesinde azalma görülür ve oluşan gebelik ürününde kromozom bozukluğu görülme olasılığı artar. 20 yaşında bir kadına oranla 40 yaşındaki bir kadının gebeliğinde düşük olasılığı neredeyse 5 kat fazladır. Bu konuda daha çok söylenecek şey var. En iyisi sizin doktorunuza danışmanız. Onunla konuşup sorunları beraberce aşmanız gerekiyor.

  • Spirallerin 5 Yılda Bir Değiştirilmesi İyi Olur

    Kadınları gebelikten koruyan spiralin rahimde kalma süresi değişir; Ancak yine de 5 yılda bir değiştirilmesi sağlılıklı olur. Uzun süre kalan spiral nedeniyle kokulu akıntı, ara kanama görülürse de bir an önce tedaviye başlanmalı.

    Soru: 8 yıldır spiralim var. Acaba kaç yılda bir değişmesi gerekiyor. Bir de spiral kokulu akıntıya neden olur mu?

    Cevap: Spiral uzun süre kalırsa akıntı ve özellikle kokulu akıntı hatta düzensiz ara kanamalar ortaya çıkarsa, bence spirali çıkarıp şikayetlerin geçip geçmediği kontrol edilmeli. Gerekirse tedavi verilmeli. Kanama anomalileri devam ederse gereken vakalarda rahim içinden parça da alınmalı. Bunları doktorunuz size anlatacak ve gereken tedaviyi yapacaktır. Yeter ki siz kontrollerinizi aksatmayın.