Kadınlar Sitesi, Gebelik, hamilelik, doğum

Yazar: kumtanesi

  • İşlevsel Anorektal Hastalıklarda Erken Teşhis ve Tedavi

    İşlevsel Anorektal Hastalıkların Erken Teşhisi İçin Ne Yapılmalı?

    Prof. Dr. Kenan Demirkol: Çoğu zaman hastalar tarafından hemoroidal hastalık diye yorumlanan bu hastalıkların erken teşhisi için hastanın yakınmalarını çok iyi irdelenmesi gerekir. Otururken veya yürürken makatta dolgunluk hissi, yumuşak dışkı olmasına karşın ıkınmadan dışkılayamama, gaz çıkarmakta zorluk, normalde bir silindire benzeyen dışkının yüzeylerinin ezik olması gibi bulgular varsa hemen doktora başvurulmalı.

    Kadın hastalarda bu belirtilere ek olarak idrar kaçırma da doktora gitmeyi gerektirir. Doktora gelen bu hastaların kesin tanısını koymak için maalesef ülkemizde sadece bir-iki merkezde uygulanan bazı testler var. Normal bağırsak filmi, rektoskopi ya da kolonoskopi ile işlevsel anorektal hastalıklarının tanısını koymak mümkün değil. Sonuç olarak dışkılama zorluğu, makattan kanama ve benzeri makat bulguları ezbere hemoroidal hastalık olarak yorumlanmamalı. Mutlaka bir uzman tarafından titiz bir ayırıcı tanı yapılmalı. Kanser veya işlevsel anorektal hastalık gibi hastalıklar atlanmamalı.

    Peki İşlevsel Anorektal Hastalıklar Tedavi Edilebilir mi?

    Prof. Dr. Kenan Demirkol: Erken evrede dışkılama alışkanlığının değiştirilmesi, ıkınmadan vazgeçilmesi belli bir fayda sağlar. Ama hastalığın ileri aşamalarında ameliyat zorunlu. Maalesef altına kaçırma yakınması, hastaların yüzde 40’ında ameliyatla bile giderilemiyor.

  • İşlevsel Anorektal Hastalıklar

    İşlevsel Anorektal Hastalıklar Nasıl Gelişir?

    Prof. Dr. Kenan Demirkol: Kabızlık sonucu ıkınmak zorunda kalan hastalarda gelişir. Fakat normal doğum sırasındaki ıkınmalarla da ortaya çıkabilir. Özellikle çok sayıda doğum yapmak ve iri bebek dünyaya getirmek risk faktörüdür. Ikınma sırasında makat, idrar torbası, kadınlarda rahim ve döl yolunun bulunduğu konumu koruyan leğen bölgesinin kasları aşağıya doğru itilir. Bu kaslara gelen sinirler de bu nedenle gerilir. Sinir gerilimi sevmez. Bir sinir zorlanma sonucu belli bir düzeyde gerilirse zamanla işlevini yerine getiremez ve ilgili kaslarda gevşeme meydana gelir. Leğen bölgesi (pelvis) tabanını oluşturan kaslarda gevşeme olunca rahim düşüklüğü, idrar torbası düşüklüğü, bağırsak düşüklüğü, idrar torbasının döl yoluna doğru sarkması (sistosel), rektumun döl yoluna doğru sarkması (rektosel) gibi sorunlar gelişir.

    İşlevsel Anoraktal Hastalıklar Ne Gibi Yakınmalar Yaratır?

    Prof. Dr. Kenan Demirkol: Erken dönemde en önemli belirti kabızlıktır. Aslında bu hastalıklar hem kabızlığa bağlı ıkınma sonucunda ortaya çıkabilir, hem de bu hastalıklar geliştikten sonra kabızlık oluşabilir. Ancak iki kabızlık arasında fark var. Birincisinde, yani hastalığın oluşumuna katkıda bulunan kabızlıkta, sert bir dışkı kitlesi zorlanarak çıkartılmaya çalışılır.

    Hastalık oluştuktan sonraki kabızlıkta ise dışkı son derece yumuşak olsa bile hasta bunu çıkarmakta zorlanır. Bu nedenle hastalık oluştuktan sonraki kabızlığa ‘dışkı atım zorluğu tarzında kabızlık’ denmesi uygun olur. Örneğin bağırsağın radyo anteni gibi iç içe girdiği bir hastalık var. Internal prolapsus denilen bu rahatsızlıkta, hasta dışkısının geldiğini hisseder, tuvalete gider, tam dışkılayacağı sırada başarılı olamaz. Çünkü daha yukarıda yer alan bir bağırsak bölümü, makata yakın bağırsağın içine doğru adeta radyo anteni gibi girer. Bu da bağırsağı tıkadığı için dışkı çıkamaz.

    Hastanın çok uzun süre ıkınması sonucu bir miktar dışkılama oluşur. Bu bulgular uzun süre devam edince de ıkınmaya bağlı leğen bölgesi taban kasları ve makatın büzücü kasları daha da gevşer. Hasta belli bir süreden sonra artık büyük abdestini altına kaçırmaya başlar. İşlevsel anorektal hastalıklar tedavi edilmediklerinde, eninde sonunda olay dışkı kaçırmaya varır.

  • Hemoroid Nedenleri ve En Son Tedavi Yöntemleri

    Liften fakir beslenme ve kabızlık hemoroidin en önemli nedenleri. Ancak bu iki faktör bazen başka bağırsak hastalıklarına da sebep oluyor. Genellikle, hemoroid diye yorumlanan bu rahatsızlıklar tedavi edilmediğinde ciddi sonuçlara yol açabiliyor. istanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kenan DEMİRKOL sorularınızı cevaplıyor;

    Hemoroid Kansere Neden Olur mu?

    Prof. Dr. Kenan Demirkol: Hayır. Ancak hemoroid tanısı yanlış konduğu için veya hastalık hemoroid zannedildiği için birçok kişi yanlış tedavi görür ve kanser vakası gözden kaçar. Bu nedenle kanaması olanların mutlaka kolonoskopi veya rektoskopi yaptırması gerekir.

    Hemoroid Şüphesi Taşıyan Kişi Hastanelerin Hangi Servislerine, Hangi Uzman Doktorlara Gitmeli?

    Prof. Dr. Kenan Demirkol: Yurt dışında makat hastalıkları cerrahisi ayrı bir ihtisas alanıdır ve ‘proktoloji’ diye adlandırılır. Ülkemizde ise böyle bir ihtisas yok. Bu hastalığa genel cerrahlar bakıyor. Gastroentroloji uzmanları da hemoroid ile ilgileniyor ama onlar genellikle bağırsağın iltihabi durumları üzerinde çalışıyor. Oysa hemoroid, iltihabi bir durum değildir.

    Hemoroidal Hastalıkla Diğer Kalınbağırsak Hastalıkları Arasında Ne Gibi Bir Bağlantı Var?

    Prof. Dr. Kenan Demirkol: Hemoroidal hastalığın oluşmasına neden olan başlıca iki neden var. Birincisi liften fakir beslenme ve az sıvı almaya bağlı kabızlık, ikincisi ise ıkınmak. Bazı hastalarıma sorduğumda ısrarla tuvalette ne kadar oturuyorsunuz diye sorduğumda ise, “Genellikle 10-15 dakika” diye yanıt verirler. Tuvalette oturulduğu sürece istemsiz ıkınmalar olur. Bu da hemoroidal hastalığın oluşumuna katkıda bulunur. Hemoroidal hastalığa neden olabilen bu hatalar başka bağırsak hastalıklarına da yol açabilir. Bu hastalıklar genellikle işlevsel anorektal hastalıklar (anüs ve rektum hastalıkları) başlığı altında incelenir.

  • Varis Riskinizi Belirleyin

    1) Bacaklarınızda özellikle akşama doğru belirginleşen ağrı veya ağırlık hissi var mı?
    0-10 arasında derecelendirin.

    2) Ayakta uzun süre durmakla ayak bileklerinizde şişme oluyor mu?
    0-10 arasında derecelendirin.

    3) Dİnlenseniz bile bacaklarınızdaki ağrı sürüyor mu?

    0-10 arasında derecelendirin.

    4) Bacaklarınızda kırmızı renkli kılcal damar genişlemeleri var mı?
    Yoksa O varsa 5 puan verin.

    5) Çapı yaklaşık 3-4 mm boyutunda ve damar genişlemeleri var mı?
    Yoksa O varsa 10 puan verin.

    6) Çapı 4 mm üzerinde ve ciltten dışa doğru çıkmış varisleriniz var mı?
    Yoksa O varsa 20 puan verin.

    7) Ayak bileğinizde siyaha yakın renk değişikliği veya yara var mı?
    Yoksa O varsa 50 puan verin.

    8 ) Anne veya babanızda varis yakınması var mı?
    Yoksa O varsa 5 puan verin.

    9) Doğum kontrol hapı kullanıyor musunuz?
    Yoksa O varsa 5 puan verin.

    10) Kaç hamilelik geçirdiniz?
    1 doğum-5 puan verin 2 veya daha fazla-10 puan verin.

    11) Sürekli ayakta durmayı gerektiren bir iş yapıyor musunuz?
    (Öğretmenlik, tezgahtarlık, kuaförlük, garsonluk gibi) Yanıtınız evet ise 10 puan verin.

    12) Uzun süre oturarak çalışıyor musunuz? (Sekreterlik, bilgisayarcılık gibi)
    Yanıtınız evet ise 5 puan verin.

    Değerlendirme:

    0-25: Düşük risk. Varis sorununuz yok veya var olan sorun sağlığınız açısından önemli değil. Görüntü bozukluğu varsa doktora başvurun.

    25-50: Orta derece risk. Varis sorununuz var. Doktora görünmeniz gerekiyor.

    50 Üzeri: Sorununuz ciddi. Hemen doktora başvurun.

  • Varisin İlaçla Tedavi Şansı Yok

    Varisleri ilaçla tedavi etmek ya da oluşmasını engellemek mümkün değil. Tedavi için lazer, iğne, ameliyat gibi seçeneklerden birine başvuruluyor. Ancak varislerin yol açtığı ağrı şişlik gibi şikayetler bazı ilaçlarla giderilebiliyor. Varisle ilgili sorularınızı Prof.Dr.Kürşat BOZKURT cevaplıyor.

    Varis Tekrarlar mı?
    Prof. Dr. Kürşat Bozkurt: Toplumda varis ameliyatlarından istenilen sonucun alınamadığına ve ameliyatların sıklıkla tekrarladığına ilişkin yanlış bir kanı var. Bu yüzden pek çok hasta bacaklarındaki varisin yol açtığı görüntü bozukluğuna, ağrılara, şişliğe rağmen ameliyat olmaktan kaçınıyor. Eğer tedavi iyi planlanırsa varis tekrarlamaz.

    Bunun için bazı kurallara uyulması gerekiyor. Örneğin, ameliyat öncesinde klinik ve radyolojik değerlendirme yapılması şart. Sadece dış görünüşe bakarak tedaviye karar verirseniz sonuç başarısız olur. Kasık bölgesindeki yüzeysel toplardamar içindeki sorunun tam olarak düzeltilmemesi gibi teknik ayrıntılar da ameliyattan sonra varislerin tekrarlamasına yol açabilir. Bu arada ameliyattan sonra hastanın yaşam biçiminde bazı değişiklikler yapması lazım. Şişmanlık, hareketsizlik gibi risk faktörleri devam ederse varisler yine ortaya çıkabilir.

    Varisler Ölüme Yol Açar mı?

    Prof. Dr. Kürşat Bozkurt: Varis tek başına ölüme sebep olmaz. Varisli toplardamarlardan beyin veya kalbe pıhtı gitmesi de söz konusu değil. Böyle bir riskin ortaya çıkması için hastanın kalbinin içinde delik olması gerekir. Ama varisli hastalarda akciğerlere pıhtı atma olasılığı, sağlıklı bireylere oranla 2 kat daha fazla. Bu risk ciddi bir sorun oluşturabilir.

    Varis tedavisi yapılmazsa bacak kesilir mi?

    Prof. Dr. Kürşat Bozkurt: 22 yıllık hekimlik hayatımda varis nedeniyle bacağın kesildiğini hiç görmedim. Ancak ayak bileği etrafında varise bağlı açılan yaralar son derece sıkıntı yaratır. Bu yaralar güç kapanır, kapandıktan sonra tekrar yara açılma olasılığı yüksektir. Ayak yarası ve yaradan dolayı oluşan koku nedeniyle toplum içine çıkamayan, hatta boşanmaya kadar varan sorun yaşayan çok hasta var. Ayrıca bu tedavinin maliyeti çok yüksek. Yalnızca varise bağlı oluşan yaraların tedavisi için Amerika’da yılda l milyar dolar harcanıyor.

    Varis Yalnız Bacaklarda mı Olur?

    Prof. Dr. Kürşat Bozkurt: Hayır. Vücudun her yerindeki damarlar genişleyebilir. Örneğin erkeklerde üreme organının etrafındaki toplardamarlarda genişleme olabilir ve bu kısırlık dahil olmak üzere değişik sorunlar yaratabilir. Kadınlarda vajina etrafındaki damarların genişlemesi de bir çeşit varis. Çok sık görülen hemoroid (basur) hastalığı aslında bir varis türüdür.

    Varis İlaçla Tedavi Edilebilir mi?

    Prof. Dr. Kürşat Bozkurt: Hayır; oluşmuş varislerin düzelmesini veya varis oluşmasını engelleyecek bir ilaç yok. Değişik internet sitelerinde tanımlanan ilaçların hiç birinin etkisi bilimsel olarak kanıtlanmadı. Ancak varislerin yol açtığı ağrı, şişlik gibi yakınmaları gideren ilaçlar kullanılabilir.

    varisinilaclatedavisiHamilelerde Varis Tedavisi Yapılır mı?

    Prof. Dr. Kürşat Bozkurt: Kesinlikle hayır. Hamileler varis çorabı giymeli ve doğumu beklemeli. Doğumu izleyen birkaç ay içinde varislerin yüzde 60-70’i kaybolur. Kalanlar tedavi edilebilir. Bacakları çok şiş olan hamileler yan yatarsa toplardamarlar üzerindeki basınç azalacağından şikayetler azalabilir.

    Varis Kanamaya Yol Açar mı?

    Prof. Dr. Kürşat Bozkurt: Evet. Cilde çok yakın olan varisler küçük bir sürtünmeyle kanayabilir. Burada yapılması gereken tek şey, kanamanın üzerine baskı uygulamak ve hemen bir sağlık kuruluşuna başvurmak. Özellikle büyük varisler yırtılabilir ve ciddi kan kaybına yol açabilir. Bu riski önlemek için varis olan bölgelere çarpmalardan kaçınılmalı.

    Devlet veya Özel sağlık Sigortaları Harcamaları Karşılıyor mu?

    Prof. Dr. Kürşat Bozkurt: İğne tedavisi yalnızca estetik amaçlı olarak değerlendirildiği için karşılanmıyor. Devlet güvencesi altında olan hastalara cerrahi tedavi rahatça uygulanabiliyor. Özel sağlık sigortalı hastalarda ise her şey hastanın poliçesine bağlı. Lazer tedavisi ülkemizde henüz çok yeni olduğundan resmi kurumlarca karşılanmıyor. Ancak bu konuda çalışmalar sürüyor.

    Kaplıca ve Sülük Tedavisinin Varise Faydası Var mı?

    Prof. Dr. Kürşat Bozkurt: Her iki tedavi yönteminin varise katkısı olduğuna ilişkin bilimsel veri yok.

    Kılcal Varisler İleride Büyür mü?

    Prof. Dr. Kürşat Bozkurt: Çapı l milimetreye kadar olan varisler kılcal varislerdir. Bunlara tıp dilinde telenjiektazi denilir. En sık görülen varis tipidir. Kılcal varisler gittikçe genişleyip gerçek varis halini alabilir.

    Hangi Varis Tipinde Hangi Tedaviyi Uyguluyorsunuz?

    Prof. Dr. Kürşat Bozkurt: Her varis tipine göre en uygun tedavi yöntemi seçilmeli. Kılcal varislerin skleroterapi (iğne tedavisi) veya cilt dışından uygulanan lazerle tedavi edilmesini öneriyoruz. Çapı 3 milimetreye kadar olan varisler normal veya köpük skleroterapisi ile tedavi edilebilir. Ana yüzeyel vende yerleşen varislerde damar içi lazer tedavisi en uygun seçenek gibi görünüyor. Yan dal varislerinde ise mini kesilerle damarın çıkartılması uygundur.

  • Zayıflamanın Vazgeçilmezi: Mate

    Güney Amerika’da doğal olarak yetişen bir bitkidir. Mate çayları özellikle Güney Amerika’daki yerlilerce uzun süre yaşamanın sırrı olarak bilinirmiş. Bu bitki, çay, kahve gibi kafein içerir. Ancak içerdiği bu kafeinin emilim ve kana karışma hızı kahveninki kadar çabuk değildir. Bu nedenle daha yavaş olarak uyarıcı bir etki gösterir ve canlılık verir.

    Mate yaprakları doğal, yenileyici ve tazeleyicidir. Etkisini içeriğinde bulunan yüksek orandaki minerallerle sağlar, içindeki kafeini bol olmasına rağmen uyarıcı etkisi uzun süreli ve dengeleyicidir. İdrar söktürücüdür, aşırı iştahın dengelenmesine yardımcıdır. Aynı zamanda kısmen anti-oksidan etkisi vardır ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Mate çayını diyetlerde görülen halsizlik ve aşırı iştah sorunlarına karşı önerebilirim. Piyasada yerli üretim olarak da saf mate çayı olduğu gibi içinde yüksek oranda mate içeren karışım çaylar da mevcuttur.

  • Varis Teşhis ve Tedavisi

    Varis Nasıl Teşhis Edilir?

    Teşhiste en sık kullanılan yöntem doppler ultrasondur. Ultrason tedavi öncesinde tüm sorunları anlayabilmemizi sağlıyor. Bu yöntemle gözle görülemeyen derin toplardamarlar incelenebiliyor, kapak yetersizliği değerlendir ilebiliyor. Ultrason tamamen ağrısız bir işlem, iğne kullanılmıyor, ilaç verilmediği için alerjik yan etkisi de yok.

    Varis Mutlaka Tedavi Edilmeli mi?

    Tedavi gerekliliği ve tipi hastaya göre değişir. Görüntü bozukluğu yaratan, ağrı ve şişliğe yol açan varisler tedavi edilmeli.

    Ciltte renk değişikliği ve yaraya sebep olan, ileri derecede ilerlemiş varislerde tedavi şart. Cilt üzerindeki varislerin yanı sıra, dışarıdan görünmeyen damar içindeki varislerin de tedavi edilmesi lazım. Aksi taktirde ağrı, bacakta şişme gibi şikayetler düzelmez. En önemlisi cilt üzerindeki varisler kısa süre sonra tekrar ortaya çıkar.

  • Domuz Gribi Nedir?

    Dünyada çeşitli hastalıklar ve enfeksiyonlar görülüyor. Seyahatler çok arttı, ve dünyanın herhangi bir yerindeki enfeksiyon diğer yerleri de süratle etkiliyor. Bağışıklık sistemimizi iyi çalıştırmak belki de genel korunma açısından en etkili yöntem. Pek çok mikrop, mantar, virüs zaten ortamda var ama bağışıklık sistemi güçlü olunca o mikroorganizmalar bize zarar veremiyor.

    Domuz gribi nedir?

    Meksika’da ölümlere neden olan, binlerce kişiye bulaştığı tahmin edilen, Amerika’da da rastlanan domuz gribi dünyaya yayılıyor, Domuz gribinden ölenlerin büyük bolümü 20-45 arası yaş arasında. Hastalık, insan, domuz ve kuş gribi virüslerinin karışımından oluşuyor ve solunum yoluyla bulaşıyor. Bu virüs, domuzdan insana ve  insandan insana bulaşabiliyor. Domuz etinin yenmesiyle virüs bulaşmıyor. Virüs, insandan insana, hapşırık, öksürük ve hatta ele geçmesi halinde tokalaşma yoluyla bulaşabiliyor. Domuz gribi virüsüne karşı insanın doğal bağışıklığı yok. Zaten bizim bağışıklık sistemimiz de savaşta zayıf kalıyor. Dünya Sağlık Örgütü; bu hastalığın salgına dönüşeceğini söylüyor, . Domuz gribinin belirtileri gribe çok benziyor; Ateş, öksürük, boğaz, vücut, baş ağrısı, halsizlik, iştah kesilmesi, ishal ve kusma. Domuz gribi; domuz üzerinde de aynı belirtileri gösteriyor. İleri aşamalarda zatürre ve solunum yetmezliği de eklenebiliyor. Biliyorsunuz hastalık ölümcül olabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, domuz gribine karşı domuzlara yapılan aşı bulunuyor, ancak insan için henüz aşı yok.

  • Kist Kendi Kendine Kaybolur mu?

    Soru: 35 yaşında, 2 yıldır evli bir kadınım. 1 yıldır adet düzenim çok bozuldu, eşimle ilişkiye girerken çok ağrı çekiyorum. Doktorum yaptırdığım testlerden sonra yumurtalıklarımda kist olduğunu söyledi ve bazı ilaçlar verdi. Onları kullandım. Daha sonra muayeneye gittiğimde bu kistlerin kaybolduğunu söyledi. Bu, normal bir şey mi? Kist kendi kendine kaybolur mu? Yeniden oluşursa bu kistler anne olmamı engeller mi? Ne yapmam gerekiyor?

    Prof.Dr.Derin KÖSEBAY: Yumurtalıklarda her ay birkaç ufak kist oluşur ve bu kistlerden biri biraz daha büyüyüp yırtılır. İçindeki yumurta hücresi dışarı atılır. Bu olaya yumurtlama diyoruz. Bazen yumurtalıklardaki kist yırtılmaz ve büyümeye devam edebilir. Bunlara da fonksiyonel kistler diyoruz. Sizde olduğu gibi birçok kadında da görülen bu kistler birkaç ay içinde kendiliğinden geriler. Bunun için bazı meslektaşlarımız doğum kontrol hapını da kullanıyorlar. Sonuçta kullanılsa da, kullanılmasa da bu tip kistler geriler. Eğer kist küçülmüyor veya büyümeye devam ediyorsa önü ayrıca incelemek ve belki cerrahi olarak tedavi etmek gerekir.

  • Koyu Kahverengi Akıntım Oluyor

    Soru: 35 yaşında bir kadınım, 15 gündür koyu kahverengi bir akıntım olmaya başladı. Birkaç ay önce kist ve miyomlarım olduğunu öğrenmiştim, smear testi yaptırmıştım ama sonuçlar iyi çıkmıştı. Kistin çapı ise 4 santimdi. Bu akıntı, kist ve miyomlarımla alakalı olabilir mi?

    Prof Dr.Derin KÖSEBAY: Düzensiz bir kanamanın nedeni mutlaka araştırılmalı. Pek çok kişide zaman zaman olan düzensizlik genelde basit sebeplere bağlı olmasına rağmen genital organların ciddi hastalıklarında da ilk belirtilerden biridir. Ayrıca sizin yumurtalıklarınızda kist, rahminizde miyom var. Hiç şikayeti olmayan bir kadın bile güvenli yasamak istiyorsa imkanları oranında senede bir jinekolojik muayeneden geçmelidir, Yumurtalıklarında 4 santim bir kisti olan biri ise bu kisti çok daha sık aralarla takip ettirmeli. Gözünüzü korkutmak istemem ama yumurtalık kanseri kadın kanserleri içinde daima çok geç yakalanan ve bu nedenle en öldürücü olandır. En gelişmiş ülkelerde bile yakalanan yumurtalık kanserli hastaların yüzde 75’İnde hastalık karın içine yayıldıktan sonra teşhis konabiliyor. Umarım sizde önemli bir şey yoktur. Ancak sözlerimi de dikkate almanızı tavsiye ederim.

  • Annem Yemek Borusu Kanseri, Tedavi Önerileriniz Nelerdir?

    Soru: Annem 55 yaşında. 7 Ay önce yemek borusunda 2 ayrı yerde tümör tespit edildi. Radyoterapi ve 21 gün arayla 3 kez kemoterapi uygulandı. Tedavi ve beslenme konusunda önerileriniz nelerdir? EMRE İNANÇ

    Prof.Dr.Erkan TOPUZ: Tütsülenmiş gıdalar, tuzlu kırmızı et, çok sıcak içecekler yemek borusu kanseri riskini artırır. Çocukluğunda yanlışlıkla tuz ruhu, asit gibi kimyasal maddeleri yutanlarda yemek borusunda oluşan tahribat kansere dönüşebilir. Alkol ve sigara kullanımı riski artırır. Bazen sebepsiz ortaya çıkabilir, îlk belirtisi yutma zorluğudur, hasta gıdaların midesine inememesinden şikayetçi olur. Daha sonra hızlı kilo kaybı meydana gelir. Çok erken evrede ameliyatla tedavi edilir. Ancak hastalar çoğu zaman bu dönemi geçirmiş olarak karşımıza çıkar. Bu durumda tedavi kemoterapi artı radyoterapidir.

    Eğer yemek borusunda tıkanma sahaları olursa cerrah stentle darlığı açar. Böylece hastanın yutması rahatlar. Bu hastalarda kilo kaybına mani olmak gerekir. Genellikle sıvı gıda ağırlıklı beslenme planı uygulanır. Örneğin hastaya içine sebze, kurubaklagil, et katılmış çorbalar verilir. Bütün meyve-sebze suları belli aralıklarla hastaya verilebilir. Özellikle ananas, havuç, domates, elma tercih edilmeli. Bunlar bağışıklık sistemini güçlendirecek maddeler ihtiva eder. Yemeklere bol miktarda soğan ve sarımsak eklenmeli. Bu hastalığın en önemli düşmanı meyan köküdür. Tansiyon, şeker, kalp gibi hastalıkları yoksa ağabeyiniz çay ya da toz halinde meyan kökü tüketsin. Böğürtlen, ahududu ve çilek ellagic asit denen bir madde ihtiva ettiğinden çok faydalıdır. Anneniz anasonlu çay, adaçayı, nane çayı içsin. Yüksek miktarda C vitamini içerdiği için kuşburnu da tercih edebilir. Yemeklerine kimyon ve 1-2 çorba kaşığı zerdeçal koymayı ihmal etmesin. Sindirimi düzelttiği ve yutma zorluğunu azalttığı için bromelain (ananas hapı) kullansın, Maitake ya da shiitake hapı alsın. Mük thistle (devedikeni sütü kapsülü), burdock (dulavratotu tableti) kullanabilir. Kilo kaybı varsa omega 3 alsın. Bir de her gün yarım kilo yoğurt yemeyi ihmal etmesin.

  • Babamda Barsak Polipi Çıktı, Kırmızı Et Tüketebilir mi?

    Soru: Babam (57) 2 ay önce kabızlık şikayetiyle doktora gitti. Kolonoskopi yapıldı. Bağırsaklarında polip tespit edildi, işlem sırasında polipler temizlendi. Doktor l yıl sonra kolonoskopinin tekrar etmesi gerektiğini söyledi. Babam etsiz yemek yemiyor. Kırmızı eti ne kadar tüketmesi gerekir? ÇAĞLA ÜZÜLMEZ

    Prof.Dr.Erkan TOPUZ: Bağırsak kanseri bugün dünyada hızla artan bir sağlık sorun. En önemli nedeni bağırsak polipleri. Ailesinde bu hastalık olanlarda, kabızlık şikayeti çekenlerde ve kırmızı et tüketenlerde de sık rastlanıyor. 2005 yılında yaklaşık 150 bin kişi üzerinde yapılan bir araştırmaya göre yüksek oranda sucuk, salam, sosis ya da kırmızı et tüketenler, tüketmeyenlere oranla bağırsak kanserine yüzde 30-40 daha yatkın. Erkekler için günlük 85 gram ve üstünde kırmızı et (yaklaşık 3 köfte), kadınlar için ise 60 gram ve üzeri (yaklaşık 2 köfte) kırmızı et tüketimi riskli sınırlardır. Bu nedenle kırmızı eti kadınlar 90 gram (3 köfte büyüklüğünde), erkekler ise 120 gram (4 köfte büyüklüğünde) olmak üzere haftada en fazla 2 defa yemeli. Ette sıralama balık, hindi ve tavuk şeklinde olmalı. Sucuk, salam, sosis gibi işlenmiş kırmızı etten uzak durulmalı.

    Babanız bağırsak kanserinden korunmak için tavsiyelerim şunlar:
    – Bağırsak polipleri tespit edildiği için kırmızı etten uzak durun.
    – Aşırı tuzlu ve katkı maddesi içeren gıdaları tüketmeyin.
    – Diyetiniz meyve ve sebze ağırlıklı olsun. Her gün 5-7 porsiyon sebze meyve yemeye çalışın.
    – Protein almak için balık, tavuk ve hindi yiyin.
    – Kuru fasulye, nohut gibi bitkisel proteinler de çok faydalıdır. Mutlaka haftada 2 kez kurubaklagil tüketin.
    – Katı yağlardan uzak durun, zeytinyağı ve soya yağını tercih edin.
    – Şekerli ve beyaz undan yapılmış yiyeceklerden kesinlikle kaçının.
    – Özellikle kereviz, kereviz sapı, bezelye, yer elması, enginar, beyaz lahana, kırmızı lahana, karhabahar, kırmızı turp, karahindiba, kuzukulağı, tere, biberiye ve rezeneyi sofranızdan eksik etmeyin.
    – Semizotu ve probiyotik ev yoğurdunun bağırsak kanserinden koruyan en önemli gıdalar olduğunu unutmayın.
    – Her gün l gram kalsiyum, 400 ünite folik asit, l adet bebe aspirini alın.
    – Maitake ya da shiitake mantarı haplarından birine başlayın.