Kadınlar Sitesi, Gebelik, hamilelik, doğum

Yazar: admin

  • Rahim Ağzı Kanseri İçin Aşı

    SORU: 13 yaşında bir kızım var. Son günlerde çok duymaya başladığımız rahim kanseri ve rahim ağzı aşısı için ne düşünüyorsunuz? Kızımın çocuk doktoru ‘Henüz erken” diyor. Benim kadın doğum doktorum “isterseniz yaptırın” diyor. Ben kesin bir cevap bekliyorum. Kızıma bu aşıyı yaptırayım mı, sakıncası var mı?

    rahim1
    CEVAP

    Rahim ağzı kanseri gelişmekte olan ülkelerde en sık görülen hastalıklardan biri… HPV denen virüs rahim kanseri olan hastaların yüzde 98’inde bulunmuş yani bu kansere neden olan en önemli etkenlerden biri. İki firma 8-9 senedir üzerinde çalışmalar yapılan ve son 3 yıldır dünyada kullanılan iki aşı geliştirdi. Bugüne kadar 50 milyondan fazla kişiye bu aşılar uygulandı. Son bilgilerimize göre, bu aşılara bağlı ciddi bir yan etki yok. Aşının koruyucu etkisi de çok yüksek. Bence 11-13 yaşlarından itibaren kız çocuklarının aşılanmasında yarar var. Yapılan çalışmalar 35 hatta 45 yaşına kadar da bu aşıların yapılabileceğini gösteriyor. Ne kadar erken yaşta yapılırsa etkinliği o kadar fazla oluyor. Bunun da bilinmesinde yarar var.

  • Adet Döneminde Ağrım Çok Oluyor

    17 yaşındayım. Adet dönemlerim çok sancılı geçiyor. Midem bulanıyor, 10 gün Önce ağrı başlıyor. Adet dönemi boyunca da devam ediyor. Ağrılar kalçamın üst kısmından başlıyor, boynuma kadar devam ediyor. Acaba vajinal bir enfeksiyonun belirtisi olabilir mi? Adet döneminin dışında da bel ağrılarım oluyor. Bunun sebebi nedir? RUMUZ: İREM

    agrili1
    Cevap:

    Adetlerin ağrılı olması (özellikle genç kızlarda) sık görülen bir durum. Bunun pek çok nedeni olabilir; geçirilen enfeksiyonlar ağrı yapabilir. Endometriozis denen hastalık da (Rahmin iç tabakasının yani endometriumun gereken yer dışında olması ve adet zamanı oralarda yani rahim adalesi, yumurtalık gibi) ufak kanamaların olması… Ya da rahmin normalden biraz ufak veya şekil bozukluklarının olması, ufak miyomları bulunması da sık rastlanılan durumlardır. Sizin yapmanız gereken bir kadın doğum uzmanına muayene olup ağrının nedenini araştırmanızdır. Çoğu kere basit ilaçlarla şikayetleriniz geçirilebilir.

  • Alkol Meme Kanseri Riskini Artırıyor

    Türü ne olursa olsun alkol, meme kanseri riskini artırıyor. Günlük alkol tüketimi 1 ya da 2 kadeh olan kadınların meme kanserine yakalanma riski yüzde 10, günde 3 kadehten fazla içenlerin ise riski yüzde 30’dan fazla.

    Bu gerçekten de çok önemli bir oran. Yine 2007’de yayınlanan bir Avrupa çalışması da alkolün riski artırdığını açıkça gözler önüne seriyor. Bu araştırmayla Norveç, îsveç, Danimarka, ingiltere, Almanya, Fransa, İspanya ve Yunanistan’da yasayan 274 bin kadın yaklaşık 6 yıl takip edilmiş. 4 bin 285 kadın meme kanserine yakalanmış. Alkol tüketiminin meme kanserinde önemli rol oynadığı gösterilmiş.

    kanser1
    Yunanlı kadınlarda meme kanseri riski biraz daha düşük bulunmuş. Bunun da nedeni beslenme alışkanlıkları ve daha az alkol tüketimine bağlanmış. Meme kanserine en sık Danimarkalı kadınlarda rastlanmış. Bu da daha fazla alkol tüketimiyle açıklanmış. 2008’in nisan ayında Amerika’nın Kaliforniya eyaletine bağlı San Diego şehrinde sunulan bir çalışma da oldukça ilginç.

    Bu araştırmada 184 bin hasta 7 yıl boyunca takip edilmiş. Özellikle östrojen ve progesteron reseptörleri pozitif olan meme kanserli kadınların geçmişinde aşırı alkol tüketiminin olduğu görülmüş. Alkolün kanseri artırdığına dair binlerce araştırma var, ben sadece son 3 çalışmayı size aktardım. Alkol, vücuttaki östrojen hormonu miktarını artırarak kansere zemin hazırlıyor. Yine vücutta yağlanmaya sebep oluyor, yağ da östrojene daha hızlı dönüşüyor. Ayrıca alkolün yapısında bulunan ‘acetaldhyde’ denen bir madde hücrenin yapısını değiştirerek, DNA sentezini bozarak, DNA’nın tamir edilmesini önleyerek tümör gelişimini hızlandırıyor. Bu nedenle alkolden uzak durmakta yarar var.

    Bu arada ingiltere’deki Oxford Üniversitesi’nin l milyon 300 bin ingiliz orta yaşlı kadında 7 yü yürüttüğü bir araştırma, alkolün kadınlarda meme, kalınbağırsak ve karaciğer kanserine yakalanma riskini artırdığını gösterdi. Ulusal Kanser Enstitüsü’nden yapılan açıklamaya göre, kullanılan.alkol tipi kanser riskinde fark yaratmıyor. Şarap, bira ve likör eşit derecede risk taşıyor.

  • Tüp Bebekle İlgili Merak Ettiğiniz Her Şey

    Tüp Bebekle ilgili olarak Prof. Dr. Faruk Buyru merak ettiğiniz her şeyi tek tek cevapladı. İşte o sorular ve cevapları:

    Tüp Bebek ve Düşük Yapma Arasında Nasıl Bir Bağlantı Var?

    Düşük, her gebelikte rastlanabilecek bir sorun. Kendi kendine hamile kalanlarda düşük olasılığı yüzde 15’tir. Tüp bebekle gebe kalanlarda bu oran yüzde 20 civannda. Aslında düşük bir bakıma doğal bîr seçim yöntemi. Sağlıklı olmayan embriyoların çoğu bu yolla atılıyor ve gebelik sona eriyor. Ama anormal embriyolann bir kısmı hamilelik ilerlediğinde fark ediliyor. Bir kısmı da doğumda bebekte anormallik olarak karşımıza çıkıyor.

    tup1
    tüp bebek

    Neden Tüp Bebek Yönteminde Düşük Oranı Biraz Daha Fazla?

    Prof. Dr. Faruk Buyru: En önemli neden şu: Düşüğe yol açan nedenler zaten gebe kalmayı da güçleştiriyor. Dolayısıyla kısırlık sorunu olan kadınlarda daha fazla düşüğe rastlıyoruz.

    Peki Tüp Bebek Yönteminin Düşükle Sonuçlanmasının Sebebi Nedir?

    Prof. Dr. Faruk Buyru: Sebepler çeşitli. Düşük bir defa olursa detaylı araştırma yapmaya gerek yok. Ancak birden fazla düşük yaşayanlarda sorunun sebebini araştırıyoruz. Örneğin kromozom bozuklukları tekrarlayan düşüklere neden olabiliyor. Bazen tiroid ve prolaktin gibi hormonal problemler düşük sebebi olarak karşımıza çıkıyor. Şeker hastalığı, bağışıklık sistemi sorunları ve kan pıhtılaşma problemleri gebeliğin tutmamasına yol açabiliyor. Rahim ağzında ya da içindeki sorunlar da düşük nedeni. Ama bazen detaylı araştırmalarımıza rağmen hastaların yarısında açıklayıcı bir neden bulamıyoruz.

    Tekrarlayan Düşük Hikayesi Olan Kadınlarda Ne Tür Tetkikler Yapıyorsunuz?

    Prof. Dr. Faruk Buyru: İki kez tüp bebek uygulamasından sonra hamilelik elde edemeyenlere yaptığımız tetkikleri öneriyoruz. Örneğin kadında kanda pıhtılaşma sorunu olup olmadığını araştırıyoruz. Bağışıklık sistemi problemi var mı yok mu, diye incelemeler yapıyoruz. Gerekirse histeroskopi, kromozom tetkikleri ve genetik araştırmalar Öneriyoruz.

    Kadının Yaşı Düşük Nedeni Olabilir mi?

    Prof. Dr. Faruk Buyru: Kesinlikle! Özellikle 35 yaşından sonra gebe kalma şansı azalıyor. Buna karşın düşük olasılığı artıyor. Çünkü ileri yaşlarda yumurta kalitesi bozuluyor, embriyolarda kromozom sayıda sağlıklı yumurtaya ihtiyaç var. Maalesef kadınlar adetleri düzensizieşmeye başladığında ‘Bari tüp bebek yapayım” diyor. Ama iş işten çoktan geçmiş oluyor ne yazık ki. Bu durumda çözüm, genç kadınlardan alınan yumurtalarla tüp bebek yöntemi denemesi yapmaktır.

    Tekrarlayan Düşük Yaşayan Bir Çift, Ne Kadar Daha Deneme Yapmalıdır?

    Prof. Dr. Faruk Buyru: Öncelikle daha önce bahsettiğim tetkikler yapılmalı. Önceki tedavilerinde embriyo kalitesi iyi olanlar bu tetkiklerden sonra tedaviye devam edebilir. Embriyo kalitesi kötü olanlar ise değişik tedavi protokolleri deneyebilir. Buna rağmen yine iyi embriyolar elde edilmezse başkasından yumurta alınarak tüp bebek denemesi çözüm olabilir. Yumurta nakli ülkemizde uygulanmıyor ama hastalar yurtdışındaki bazı merkezlere yönlendirilebiliyor.

    Son 10 Yılda Tüp Bebek Tedavi Yöntemleri Çok Gelişti:

    Tüp bebek tedavisinde basarı oranları giderek artıyor. Artık çoğul gebelikler başarısızlık olarak kabul ediliyor. Çünkü çoğul gebelik, düşük, erken doğum, bebekte gelişme geriliği gibi sorunlara yol açarak eve sağlıklı bebek

    götürme şansını azaltıyor. Çoğul gebelikleri önlemek için daha az sayıda embriyo transfer ediliyor. Embriyo dondurma işlemi çok önemli. Transfer işleminden sonra elde kalan kaliteli embriyolar dondurulabîliyor. Bu sayede o uygulamada gebe kalmayan kadın bir sonraki uygulamada ilaç almadan, masraf yapmadan çözdürülmüş embriyolarla hamilelik şansı elde ediyor. Bugün üzerinde çalışılan bir diğer önemli konu yumurta ve yumurtalık dondurma.

    Sperm ve embriyo dondurmasındaki başarı, ne yazık ki yumurta dondurma için geçerli değil. Bu yöntem geliştirilirse doğumu ertelemeyi düşünen ya da sosyal nedenlerle gebe kalamayan kadınlara anne olma şansı tanınacak. 10 yıl öncesine göre ilaçlann doz ve uygulaması daha rahat. Ama her gün belirli saatte iğne yapma zorunluluğu var.

    Bu Konuyla İlgili Olarak Aşağıdaki Bağlantılarımız da İnceleyin:

    TÜP BEBEK NEDİR ?

    TÜP BEBEK

    TÜP BEBEK UYGULAMASINDA BAŞARI ORANI NEDİR ?

    TÜP BEBEK İŞLEMLERİ VE FİYATI

    KISIRLIK VE TÜP BEBEK TEDAVİSİNİN YAN ETKİLERİ

    TÜP BEBEK UYGULAMASI NEDİR?

    TÜP BEBEK TEDAVİSİ NASIL YAPILIR ?

    TÜP BEBEK UYGULAMASI NASIL GERÇEKLEŞİYOR?

    MODERN ÇAĞIN HASTALIKLARI TÜP BEBEK

    tüp bebek

    KISIRLIK VE TÜP BEBEKLE İLGİLİ SIK SORULAN SORULAR

  • Menopozla Birlikte Rahim Ağzı Daraldı, Çok Acı Çekiyorum

    53 yaşında, 2 çocuk sahibi kadınım, 33 yıllık evliyim. 1997 yılında miyom ve kistler nedeniyle ameliyat oldum, ameliyat sırasında doktorum benim iznimi almadan tüplerimi bağlayıp, rahim içi estetiği yapmış. Rahim ağzı menopozla birlikte iyice daraldı, çektiğim acılar dayanılmaz oldu. Muayene eden bütün doktorlar rahim ağzının çok dar olduğu görüşünde birleşti. Rahim ağzının eski haline getirilebilmesi içi genel anestezi şart mı? Ameliyat nasıl olacak?

    aci1
    Cevap: Menopozda hormonların azalmasına bağlı genital organlarda bahsettiğiniz değişikliğe benzer birçok şikayet ortaya çıkıyor. 12 yıl önce ameliyat olduğunuza ve bugüne kadar şikayetlerinizi dile getirmek için sabır edebilebilmişsiniz. Menopoza girdikten sonra şikayetler  dayanılmaz olmuş. Menopozda cilt bozuluyor (Vajina, rahim, mesane duvarını döşeyen epitel inceliyor ve buna bağlı olan özellikle vajina daralıyor ve kısalıyor). Sizin de asıl şikayetiniz de sanırım burada. Ameliyatla genital organların deformasyonu düzeltmek mümkün ama menopoza bağlı değişiklikler için muayene etmeden bir şey söylemek doğru değil. Bazen lokal hormon tedavileri ile başarılı olunabiliyor. Doktorunuzla yeniden görüşmenizde yarar var.

  • Biyopsi Yapılacakmış, Korkuyorum

    50 yaşındayım, miyomlarla ilgili sorunum var. Birkaç gün önce son kan tahlilimi aldım. Tamamen menopoza girdiğimi söylediler. Bir yıldır adet görmüyordum. Ama ocak ve şubat aylarında sanki adet görüyormuşum gibi sancı çektim, iltihapla karışık, damla damla kanamam oldu. Bugün doktoruma söyledim. “Mart’ın 24’ünde biyopsi yapmamız gerekiyor” dedi. Biraz endişelendim. Ne olur beni aydınlatın.

    rahimkanseri1
    Cevap: Sevgili ziyaretçimiz, menopoza yaklaşırken olan düzensiz kanamalar ve menopoz dönemi başladıktan sonra meydana gelen kanamalar pek çok kadında görülmesine rağmen üzerinde önemle durulmalıdır. Rahim ve yumurtalık kanserlerinin bir ön belirtisi olabilir. Bu nedenle bu yaş grubunun biraz daha sık doktor kontrolü yaptırmaları (6 ayda bir) smearve ultrason muayeneleri ile takip edilmeleri gerekir. Gerekli görülen şüpheli durumlarda (Özellikle menopozdan sonra) mutlaka rahim iç tabakasından biyopsi
    yapılarak durum kesin olarak aydınlatılmaya çalışılmalıdır. Dolayısıyla doktorunuzun
    tavsiyesine uymanız gerekiyor.

  • Selülitten Kurtaran Mucize Diyet

    Selülitten Kurtaran Mucize Diyet

    Ah selülit, kadınların güzelliklerine çekiciliklerine gölge düşüren selülit.. Yok mu bir çaresi? Pürüzsüz, kaymak gibi bacaklara sahip olmak, rahat rahat mini etek giymek mümkün değil mi? Özellikle belli bir yaştan sonra kadınların baş belası olan selülitten ağrısız, sızısız bıçak altına yatmadan hiçbir ilaç kullanmadan kurtulmanın mükemmel bir yolu var. Aşağıda sizin için hazırlanan diyeti 28 gün boyunca uygulayın. Kola, cips, kahve, kek, çikolata gibi yiyecek içeceklerden uzak durun. Bol bol su için ve egzersiz yapın. Bu tedbirlerin üzerine aşağıda verdiğimiz diyet programına da sıkı sıkıya bağlı kaldığınız takdirde 28 gün sonra gözlerinize inanamayacaksınız. İşte mucize diyet:

    selulit2
    1. GÜN:

    Sabah: Bir parça tuzsuz peynir, 2 dilim kepek ekmeği, sınırsız domates, salatalık, şekersiz açık çay.
    Ara: 1 portakal. Öğle: 1 tabak etsiz kabak, 4 kaşık yoğurt, bol limonlu, yağsız yeşil salata(sınırsız).
    Ara: 2 kuru kayısı.
    Akşam: 1 porsiyon derişiz tavuk, yağsız yeşil salata (sınırsız), 1 dilim ekmek.
    Gece: 1 kivi.

    2.GÜN:

    Sabah:1 dilim kepek ekmeği, 3 kaşık lor peyniri, sınırsız domates, salatalık, şekersiz açık çay.
    Ara: 1 greyfurt, 10 fındık.
    Öğle: Lightton balıklı salata, 1 dilim kepek ekmeği.
    Ara: 1 kivi.
    Akşam: 1 tabak taze fasulye, 1 bardak ayran, 1 dilim kepek ekmeği, yağsız yeşil
    salata (sınırsız).
    Gece: 1 kivi.

    3. GÜN

    Sabah: 1 bardak az yağlı sütle hazırlanmış sade müsli, içine 2 kuru kayısı.
    Ara: 1 greyfurt.
    Ara: 1 kase mercimek çorba, 1 dilim kepek ekmeği, yağsız yeşil salata (sınırsız).
    Ara: 1 kivi.
    Akşam: 1 tabak ıspanak, 4 kaşık yoğurt, bol limonlu yağsız yeşil salata (sınırsız). Gece: 1 portakal.

    4.GÜN

    Sabah: 2 dilim kepek, 1 ekmeğinden yağsız beyaz peynirle
    tost, şekersiz açık çay.
    Ara: 1 kivi.
    Öğle: 1 tabak taze fasulye, 1 kase yoğurt, 1 dilim kepek ekmeği
    Ara: 4 kuru erik.
    Akşam: 1 porsiyon ızgara balık, 1 dilim kepek ekmeği, yağsız yeşil j salata (sınırsız). Gece: 1 Fındık, 2 kayısı

    5.GÜN:

    Sabah: Bir parça tuzsuz peynir, 2 dilim kepek ekmeği, sınırsız domates, salatalık, şekersiz açık çay.
    Ara: 2 kuru kayısı.
    Öğle: 1 simit, l bardak az yağlı yoğurttan ayran.
    Ara: 2Kuru erik
    Akşam: 1 Parça derisiz ızgara tavuk, yağsız yeşil salata (sınırsız)

    6.GÜN:

    Sabah: 1 bardak az yağlı sütle hazırlanmış sade müsli, içine 2 kuru kayısı koyabilirsiniz.
    Ara: 1 greyfurt.
    Öğle: 1 kase mercimek çorba, 2 dilim kepek ekmeği, yağsız yeşil salata (sınırsız). Ara: 10 badem, 2 kuru kayısı. Akşam: 1 porsiyon ızgara balık, yağsız yeşil salata (sınırsız).
    Gece: 1 kivi.

    7. GÜN

    Sabah: 1 dilim kepek ekmeği, 3 kaşık lor peyniri, sınırsız domates, salatalık, şekersiz açık çay.
    Ara: 1 portakal.
    Öğle: 1 tabak kabak, 1 kase yoğurt, 1 dilim kepek ekmeği, yağsız yeşil salata (sınırsız)
    Ara: 2 kuru kayısı, 1 bardak yeşil çay. Akşam: 1 kase sebze çorbası, light ton balıklı salata, 1 dilim kepek ekmeği.
    Gece: 1 kivi

  • Rahim Ağzı Kanseri

    Annem 57 yaşında. Yapılan biyopsi sonucu konan teşhisi size yazıyorum. Nasıl bir tedavi uygulanması gerekiyor? Radyoterapi veya kemoterapi alma ihtimali var mı?

    Annenizin biyopsi sonucuna göre tümörün rahim ağzına yayılıp yayılmadığı kesin olarak anlaşılamıyor. Bunun için muayene, vajinal smear, kolposkopi ve gerekirse tekrar biyopsi yapılarak karar verilmeli. Tümör rahim ağzına yayılmışsa (Evre II) basit olarak rahmi almak yetmeyebilir. Rahim ve etrafındaki dokuları da (Parametrium) almak gerekir. Ayrıca her iki halde de yumurtalıklar, lenfler, omentum (Karnı döşeyen yağlı gözeli doku) da alınmalı. Ameliyat sonrası kemoterapi veya radyoterapinin gerekli olup olmadığı patoloji raporuna göre değerlendirilecektir. Bu işlemler ancak jinekolojik onkoloji eğitimi almış biri tarafından veya jinekolojik onkoloji bölümü olan bir merkezde yapılabilir.

  • Doğum Sonrası Gebelikten Korunma Yolları

    Son 20 yılda doğum kontrol yöntemlerinde, yüksek dozda hormon içeren ilk haplardan, günümüzde denenmekte olan ve derialtına uygulanan “mini hap”lara uzanan bir gelişme görülmektedir. Bugün bile bu yöntemler kullanılırken özel öklemler almak gerektiği unutulmamalıdır.

    Kişisel seçimlerde doğum kontrol yöntemlerinin özelliklerinin yanı sıra psikolojik, biyolojik (örneğin, boşal­mayla ilgili sorunlar) ve toplumsal (ör­neğin, eğitim, kullanım kolaylığı) et­kenler de rol oynar.

    Seçim, özellikle bazı özel sorunlar yaratan biyolojik koşullarda hiç de ko­lay olmayabilir. Kadının doğurgan ya­şamındaki üç döneme (ergenlik; doğum ya da kürtaj sonrası; menopozdan önce) ı ilişkin bazı açıklamalar gerekmektedir .

    LOĞUSALIK (DOĞUM SONRASI) DOĞUM KONTROLÜ:

    Loğusalıkta ya da doğumu izleyen ay­larda doğum kontrolünde sorun yaratan etkenler şunlardır:

    Gebelikten sonra döîyatağmda olu­şabilecek anatomik değişimler;
    – doğum sonrasında âdet çevriminin ne zaman başlayacağının kestirileme­mesi;
    – emzirme.
    dogumsonrasi• Doğal yöntemler: Âdet çevrimi yeni­den başladıktan sonra uygulanabilir.
    • Hap. Süt miktarını azaltabilir, ayrıca bebeğin karaciğeri süte geçen hormon­ları zararsız hale getirecek kadar geliş­miş olmadığından toksik etki görülebi­lir. Yalnızca progesteron içeren haplar kullanılabilir.
    • Spiral. Doğumdan hemen sonra spiral takıhrsa hemen her zaman dışarı itilir. Spiralin daha geç (4-7 gün sonra) takıl­ması bu olasılığı azaltırsa da dölyatağının yırtılma tehlikesini artırır. Spiralin doğumdan sekiz hafta sonra yerleştiril­mesi; önemli bir komplikasyona yol açmaz. Doğumdan sonra itilme olasılığını azaltmak için, üstünde lastik düğümler ya da hayvan bağırsağından elde edilen ve vücutta 1 hafta içinde eriyen iplikler bulunan spiraller önerilir. Bu düğümler dölyatağı dokusuna yerleşip itilme riski­ni azaltır. Ne var ki, bunların nasıl etki gösterdiğine ilişkin kesin veriler yoktur.

    DÜŞÜK YA DA KÜRTAJDAN SONRA

    Hap, gebeliğin 12. haftasından önce gerçekleşen bir düşük ya da kürtajdan hemen sonra rahatça kullanılabilir. Dü­şük bu tarihten sonra gerçekleşirse, tromboflebit (toplardamarda pıhtı ve il­tihap) tehlikesi yüksek olduğundan hap kullanımı en az iki hafta ertelenmelidir.

    Spiral de gebeliğin ilk üç âyı içinde gerçekleşen bir düşük ya da kürtajdan hemen sonraki âdet kanamasının ardın­dan yerleştirilebilir. Bu durumda enfek­siyon, dölyatağı yırtılması, spiralin ken­diliğinden dışarı itilmesi ya da istenme­yen gebelik riski yoktur. Aradaki 10-15 günlük sürede cinsel ilişkiye izin veril­mez.

    Spiral, gebeliğin ikinci üç ayında gerçekleşen bir düşükten sonra takıldı­ğında itilme ya da aşağı kayma riski yaklaşık 5-10 kat artar.
    Gebelik, ilk üç ayda kürtaj ya da dü­şük sonucu sona erdiğinde, özel sorun­lar yoksa öteki yöntemlerin kullanılma­sında bir sakınca yoktur.

  • Ertesi Gün Hapı

    Birkaç yıl öncesine değin, korunmadan cinsel ilişki kuran birinin, gebe kalma­mak için dua etmekten başka çaresi yoktu; döllenmiş yumurtayı “sökecek” bir yöntem bulunmuyordu.
    Günümüzde östrojen ve progesteron türevlerinin birleşmeden sonra birlikte kullanıldığında gebeliği önleyici, daha doğrusu gebeliği bozucu etkilerinin ol­dukça yüksek olduğu bilinmektedir. Bu yöntemlerde döllenmenin önlenmesi değil, döllenmiş yumurtanın dölyatağına yerleşip gelişmesinin önlenmesi söz konusudur.

    İlk kez Fransa’da satışa sunulan ve iki hormondan (östrojen ve progeste-ron) oluşan bir hap olguların hemen tü­münde (yüzde 98) döllenmiş yumurta­nın dışan atılmasını sağlamaktadır.

    ertesigunhapiBu hap cinsel ilişkiden sonraki 24 saat için­de ve bundan 12 saat sonra ikişer adet alınır. İlaca karşın gebelik oluşursa, bu­nun dölyatağı dışında olma tehlikesi çok yüksektir. Ayrıca, hapın dölütte ne­den olduğu oluşum bozukluğu tehlike­leri de ortadan kaldırılamamıştır.

    Döllenmiş yumurtanın dolyatağına yerleşmesi, cinsel ilişkiden sonraki bir­kaç gün (en fazla 7 gün) içinde uygula­nan bir spiralle de önlenebilir.

    Spiralin üstünlüğü, hormonların yol açtığı baş dönmesi ve kusma gibi yan etkilerinin olmamasıdır. Öte yandan, spiral de cin­sel organlarda enfeksiyonlara neden olabilir.

    Sonuç olarak bu yöntem, tehlikeleri göz önüne alınırsa, ancak acil durum­larda kullanılabilecek bir doğum kont­rol yöntemidir.

  • Spiral Kullanmanın Yan Etkileri

    Kanama: Uzun süren ve aşırı âdet ka­naması, âdet çevriminin ortasında ya da cinsel ilişkiden sonra ortaya çıkan ka­namalar görülebilir. Aşırı kanama durdurulamıyorsa spiral çıkarılmalıdır. Ço­ğu zaman daha küçük boyda bir spiral takmak gerekir.
    Karın ağrısı: Daha önce de belirtildiği gibi spiral takılması hafif ve geçici bir ağrıya yol açar; bunu 5-10 dakika süren kramplar izler. Takılma sırasındaki şid­detli ağrı dölyatağımn delinmesinden kaynaklanabilir. Bu ağrı bazen daha uzun (birkaç saat) sürebilir ya da hafif­leyip âdet kanamaları sırasında şiddet­lenerek sürebilir.

    Gebelik: Spiral kullanan kadınlarda dölyatağının içindeki gebeliklerin yüz­de 50’si düşükle sonuçlanır. Gebelik spirale karşın sürerse erken doğum ris­ki artar. Kadın gebeliği sürdürmek is­terse, spiral bir an önce çıkarılmalıdır. Spiralin ipi dölyatağının içine kaçtıysa ve çıkarmak mümkün değilse, dölyata­ğı içi enfeksiyonun ilk belirtilerim fark edebilmek amacıyla, kadının sıkı göze­tim altında tutulması gerekir.

    spiral44

    Dış gebelik: Spiral dölyatağının içinde gebelik oluşmasını önlerse de, dış ge­beliğe karşı etkisizdir. Spiral kullanan kadınlarda dış gebeliğe daha sık rast­lanmaktadır. Bu yüzden spiral kullanan ve âdetten kesilen ya da ağrılı âdet dü­zensizlikleri görülen bütün kadınlarda dış gebelikten kuşkulanılmalıdır.

    Cinsel organlarda enfeksiyon: Enfek­siyon tehlikesi uygulamanın ilk haftala­rında daha yüksek olsa da, spiral takılı olduğu sürece vardır. 38°C üzeri ateş ve dölyatağından gelen irinli akıntı durumunda enfeksiyon düşünülmeli­dir.

    Dölyatağı delinmesi: Spiralin dölyata­ğının dibine yerleştirildiği durumlarda ortaya çıkabilir. Çok ender de olsa spi­ral aşağı doğru kayarak dölyatağı duva­rını zedeleyebilir.

    Tümör: Spiralin herhangi bir tümör oluşumuna neden olmadığı artık kesin olarak belirlenmiştir.

  • Spiral

    Doğum kontrolünde spiral günümüzde en çok kullanılan yöntemlerden biridir. Spiral, dikkatli bir jinekolojik incelemeden sonra, ileride periyodik kontrolleri yapacak olan hekim tarafından takılmalıdır.

    Spiral, uzun bir süre için dolyatağının içine yerleştirilen ve varlığıyla ge­beliği önleyen, çeşitli boyut, yapı ve bi­çimdeki mekanik araçlara verilen addır. Günümüzde 200 milyon kadın tarafın­dan kullanılmaktadır.
    SPİRAL TÜRLERİ

    Spiraller ilaçsız ve ilaçlı olmak üzere iki türdür. İkisinde de merkez çekirdek plastik maddeden (polietilen ya da baş­ka bir polimer) yapılmıştır. İlaçlı spiral­ler dölyatağının içinde sabit miktarda madde (örneğin progesteron türü hor­monlar) salgılar. Her iki türde de plas­tik X ışınlarıyla görülebilmesi için bar­yum sülfatla kaplanmıştır.
    İlaçsız spiraller genellikle değişik boylarda üretilir. Bunların gebeliği ön­leyici özelliği daha fazla, dışarı çıkma olasılığı ise daha azdır; bununla birlikte genellikle şiddetli kanamalara ve ağrıya neden olduğundan çıkarılması gereke­bilir.

    Gebeliği önleyici etkinin artırılması ve yan etkilerin azaltılması amacıyla geliştirilmiş ilâçlı spiraller daha küçük­tür; salgıladıkları madde gebeliği önle­yici etkiyi artırır. Oysa ilaçsız spiralle­rin etkisi dölyatağı mukozasıyla temas eden yüzeyle orantılıdır, İlaçlı spiraller­de ise etki merkezdeki plastiği çevreleyen bakır halkaların yüzeyiyle orantılı­dır.

    Spiralin dölyatağımn içinde yerleş­tirildiği bölge de gebeliği önleyici etki açısından önemlidir; spiral ne kadar yu­karıda ve dölyatağının kubbesine ya­kınsa o kadar etkilidir.
    Spirallerin bir ucunda, takıldıktan sonra dölyolunda kalan ve çıkarılması­na yarayan bir ip bulunur.

    • Etki mekanizması: Dölyatağının içinde bulunan bir yabancı cisim, yapı­sı ne olursa olsun, döllenmeyi engeller: Mukozanın altındaki fibromlar ve iyi huylu polipler bu yapılara örnek olabi­lir. Bu yapıların varlığı, dölyatağında içindekini dışarı atmaya yönelik hare­ketlerin artmasına yol açar.

    spiralSpiralin do­ğum kontrolünü sağlayan mekanizması biraz daha karmaşıktır. Spiralin varlığı, dölyatağı mukozasında bol miktarda akyuvarın birikmesiyle ortaya çıkan bir tepkiye yol açar.
    Akyuvarlar dölyatağındaki ortamı bozarak yumurtanın yerleşmesini engel­ler. Ayrıca bakır İçeren spirallerin, döl­yatağı enzimlerini doğrudan etkileyerek döllenmiş yumurtanın yerleşmesini ön­lediği düşünülmektedir. Bunların yanısıra, spiral dölyatağı hareketleriyle bir­likte Fallop borusunun hareketlerini de etkiler. Bu durumda spermalar tüpten ve dölyatağından çok hızlı geçer, yumurta­yı dolleyemip dışarı itilir. Sonuçta, etki mekanizması birçok etkenin birleş­mesiyle oluşur. Bu etkenlerden en önemlisi, dölyatağı mukozasının biçimi ve işlevinin, yumurtanın yerleşmesini önleyecek biçimde değişmesidir.

    • Etki süresi: Bakirli spiral 3 yıl etkili olsa da, 2 yılda bir değiştirilmelidir. Progesteron salgılayan spiral ise her yıl değiştirilmelidir.
    • Nasıl uygulanır? Spiralin doğru yerleştirilmesi, doğum kontrolünün ba­şarılı olması ve yan etkiler açısından Çok önemlidir. Amaç, spirali dölyatağının dibine yerleştirmektir; yeterince yukarıya yerleştirilemezse gebelikten koruyamaz.
    Spirallerin uygulama teknikleri bir­birine benzer. Genellikle, en kolayı en küçük spiralin takılmasıdır.

    Kullanılan teknik ne olursa olsun, uyulması gereken önemli kurallar vardır:

    • Dölyatağının hacmini, konumunu ve esnekliğini belirlemek için, jinekolojik muayene yapılmalıdır.
    • Spiral yerleştirilmeden önce dölyolu ve dölyatağı boynu dezenfekte edilme­lidir.
    • Daha sonra dölyatağının içi ölçülür; 6 cm’den küçükse spiral takılmasına uygun değildir.
    Spiral, gebelik kuşkusunu ortadan kaldırmak için âdet kanaması sırasında ya da hemen sonra takılmalıdır. Do­ğumdan, düşükten ya da kürtajdan son­ra da uygulanabilir.

    • Nasıl çıkarılır? : Spirali çıkarmak için dölyolunda kalan ipin çekilmesi yeterlidir. îp dölyatağının içine kaçtıysa, bu girişim ağrılı olabilir.

    • Gerekli kontroller: İlk kontrol ge­nellikle spiralin yerleştirilmesinden 3 ay sonra yapılır. Bundan sonra yıllık kontrol önerilir. Kontrol, aşağıdaki amaçlarla yapılan özenli bir jinekolojik muayeneden oluşur:

    • Ortaya çıkabilecek rahatsızlıkları de­ğerlendirmek;
    • Spiralin farkına varılmayan yer de­ğiştirmelerini saptamak;
    • Ortaya çıkabilecek enfeksiyonları be­lirlemek.

    Ne zaman kullanılmamalıdır?

    – Spi­ral şu durumlarda kesinlikle kullanıl­mamalıdır:

    • Dölyatağı tümörü ya da kökeni belir­siz dölyatağı kanamalarında;
    • Gebelik kuşkusu varsa;
    • Aktif evredeki cinsel organ enfeksi­yonlarında;
    • Geçmişte dış gebelik öyküsü varsa;
    • Dölyatağı çok küçükse.

    Kadının yaşı, kendi başına bir sa­kınca oluşturmaz. Çok genç kızlarda cinsel organ enfeksiyonları çok sık ol­duğundan spiral en son akla gelen yön­temlerden olmalıdır. Ayrıca, spiralin takılması da zor ve ağrılı olabilir. Bu yaşta, spiralin kendiliğinden yer değiş­tirmesine, kanama ve ağrılara daha sık rastlanır.
    Menopoz Öncesinde spiral çok ge­çerli bir yöntemdir. Gebeliği önleyici etkisi çok yüksektir (yüzde 99) ve ken­diliğinden yer değiştirmesi olasılığı ol­dukça düşüktür.
    Bununla birlikte, iki sorun vardır:

    • Bu yaştaki kadınlarda sıkça görülen dölyatağı fibromû spiral kullanımını önler;
    • Tümör olasılığı yaşla arttığından, spi­ral kullananlarda âdet kanamaları ara­sında ya da cinsel ilişki sonrasında sık rastlanan kanama dikkatle değerlendi­rilmelidir; tümörlerde tik belirti yalnız­ca kanama olabilir.