Kadınlar Sitesi, Gebelik, hamilelik, doğum

Yazar: hulya

  • Bebeğinizin Uyku Sorunlarının Üstesinden Gelin

    Bebeğinizin Uyku Sorunlarının Üstesinden Gelin

    Bebeğinizin Uyku Sorunlarının Üstesinden Gelin; Yeni doğan bebeğiniz uzun süre uykusuz duramaz, bir kez de uykuya daldı mı, uykusunu tam olarak alana dek onu hiç bir şey uyandıramaz.

    Gece Beslenmeleri: bebeğiniz altıncı ayına  doğru  gece  beslenmesini bıraktırabilirsiniz. Ancak bebeğinizin uyku sistemi gece uyanacak düzendedir ilk zamanlar bu onun beslenme alışkanlığıdır. Bebeğinizin gece beslenmelerini kesmek istiyorsanız; bunu önce yavaş yavaş sütünü azaltarak yapmalısınız. Gece öğününü tümüyle kestikten sonra ağladığı zaman yatağına gidip onu rahatlatmalısınız.

    Bebeğinizi gece beslerken biberon veya meme üzerinde uyumaya devam etmesine izin vermeyin, Sizi emerken gözlerini kapattığı an memeyi ağzından çekin.  Emerek değil de kendi kendine uyumayı öğrenmesi gerekiyor ve buda size ilerde büyük kolaylık ve rahatlık sağlayacaktır. Gece beslenmesinden sonra onun yanında uyuyarak uykuya dalmasını beklemeyin, beslenmesi bittikten sonra onu biraz öpüp kokladıktan sonra  yatağına yatırın ve yalnız bırakın. Emzirerek besliyorsanız kokunuza alışmıştır ve sizi isteyecektir, bu devre de ise eşiniz yardımınıza koşacaktır. Emzirdikten sonra bir kaç gece eşiniz ile yatmasını sağlayın.

    gece uykuları

    Gece Uyanmaları; Bebeğiniz geceleri uyanıyor ve ağlıyor ise ilk günler onu takip ederek ağlamasının geçmesini ve uykuya dalmasını bekleyin; ancak ağlaması kesilmiyor ve uyuyamıyor ise; bebeğinizi kucağınıza alın ve onu sevgi ile okşayın, sırtını sıvazlayın ve ağlamasının geçmesi ile onu yatağa bırakarak sırtını sıvazlamaya devam edin belli bir düre daha.

    Yatağınıza gittiğinizde tekrar ağlamaya başlar ise bu kez de onu kendi sesiniz ile rahatlatmaya çalışın ve odanızdan çıkmadan onunla konuşun.  Onunla sabaha kadar yatmayı düşünmeyin bile yaklaşık bir hafta kadar bu düzende geceleri onunla ilgilenin bir hafta sonunda bebeğinizin uyku düzeni bir rahatsızlığı olmadığı sürece düzene girecektir.

    Düzensiz Yatma Saati; Dokuz aylık olduğunda bebeğiniz belirli bir yatma saati belirleyin ve bu saate mutlaka uyun bebeğinizin de uymasını sağlayın. Bebeğiniz için eğlenceli olduğu kadar sevgi dolu ve yatıştırıcı bir uyku düzenini ona sağlayın, tek başına uyuması gerektiğine bebeğinizi inandırın ve sabırlı olun, ancak onunla yatmayı denemeyin; bu onda alışkanlık yapacak ve sürekli sizinle uyumak isteyecektir.

    Unutmayın bebeğinizi belirli bir düzene alıştırmak istiyorsanız sabırlı ve sevgi dolu olmanız gerekmektedir, siz ne kadar sabırlı ve kararlı davranırsanız bebeğinizin de bu düzene alışması o kadar kolay olacaktır.

  • Beyaz Çay – Ada Çayı !

    Beyaz Çay – Ada Çayı !

    Şifa Bitkiler de mi, Bitkiler mi Şifalı: Beyaz Çay – Ada Çayı !

    Siyah çay alışkanlığını biraz da olsa azaltarak hayatımıza Beyaz çay ve ada çayını da almalı ve onların vücudumuza olan faydalarından yararlanmalıyız.  Her bitki de olduğu gibi Beyaz ve Ada çayının da bizlere sunduğu şifalar mutlaka tüketilmesi gerektiğini gösteriyor. Bitkilerde ki mucizeye ve şifaya mutlaka inanın ve onların vücudumuza hizmet ve yarar sağlamak için toprağa kök saldığını unutmayın. Doğa da yetişen her bitkinin bir görevi ve faydası mutlaka vardır; kaldı ki yüzyıllardır ilaç yapımında kullanılan bitkiler onlarca aşamadan geçerek ilaç olarak eczaneler de satılıyor ve hastalıklar için çözüm oluyor, peki neden onlarca aşamadan ve kimyasal yollardan geçmeden bu bitkileri biz tüketmeyelim.

    Çay Türk milleti için vaz geçilemeyecek bir içecektir. Bizim topraklarımız da yetişir ve her öğün soframız da bulunur. Misafirimiz geldiğinde ilk akla gelen ‘Ocağa Çay Koymak’ tır. Sabah kahvaltılarında baş köşede, öğle yemeğinden sonra 5 çayların da ve akşam yemekten sonra ayaklarınızı uzatarak zevkle yudumladığımız çay…..

    Çay diyoruz ama ilk akla gelen de siyah çaydır. Halbuki Beyaz ve Ada Çayı gibi bir çok çay çeşidi de mevcut. Gelin Beyaz Çay ve Ada Çayının da damak zevkine varalım, ruhumuz ve bedenimiz için faydalarına göz atalım;)

    çay

    Şifa Bitkiler de mi, Bitkiler mi Şifalı! yazımızın ikincisi olarak Beyaz Çay ve Ada Çayının bilinmeyen özelliklerini ve hangi hastalıklara şifa olduğunu sizler ile paylaşmak istiyoruz.

    BEYAZ ÇAY:

    En büyük faydası, kuvvetli bir bağışıklık sistemi kazanmanızı sağlar. Kanser tedavilerinde tıbbi yöntemlerin yanın da uygulanacak doğal tedaviler arasında uzmanlar tarafından öneriliyor. Yüksek derece de içeriğinde bulunan antioksidan özelliği kanser gibi tehlikeli hastalıklar ile savaşmada çok etkili bir yöntem, özellikle hastalığın başlangıç seviyesinde  mutlaka Beyaz Çayın şifasından faydalanın.

    – Cildi güzelleştirme etkisi,

    – Zayıflamaya olan etkisi

    – Dişlerde çürük oluşumu ile savaşma,

    – Hücre yenileme özelliği,

    – C  ve K vitaminlerini içerisinde barındırması ….. gibi bir çok etkisi de göz ardı edilmemelidir.

    ADA ÇAYI:

    Uzmanların ‘Azı karar, Çoğu zarar’ uyarısı ada çayı için de geçerli bir uyarıdır. Günde 3 fincandan fazla içilmemelidir.

    Peki Günde 3 Fincan İçilmesi Durumunda Vücudumuza Olan Faydaları Nelerdir?

    – Sindirim sisteminin düzenli çalışması

    – Vücut direncinin artması

    – Antiseptik özelliği

    – Hazmı kolaylaştırması

    – Astım hastaları için nefes açıcı özelliği

    – Mide ve bağırsaklarda oluşan gazın giderilmesi

    – Ter sökücü etkisi …..

    Saydığımız etkileri sadece 3 fincan Ada Çayında bulabilirsiniz, fazlasına gerek yok !

  • İlk Aydan İtibaren Çocuğukların Aşı Karnesi

    İlk Aydan İtibaren Çocuğukların Aşı Karnesi

    İlk Aydan İtibaren Çocuğunuzun Aşı Karnesi: Bebeğinizin ilk ayından 16-18 yaş aralığına kadar belirli ay ve ya yaşlar da aşı olması gerekmektedir bunun nedeni; bebeğiniz yaklaşık üç aylık olduğunda onu tehlikeli ve bulaşıcı hastalıklara karşı koruyacak olan aşılardır. Aşı, hastalık oluşturan mikrobun zayıflatılmış ve zararsız halidir. Hastalığı vücutta oluşturamayacak kadar zayıftır ancak; ileri de bebeğinizi o hastalıktan koruyacak olan antikor denen özel maddelerin yapımını sağlar. Çocuğunuzun aşı takvimini ve gününü kaçırmamanız bebeğinizin sağlığı açısından çok önemlidir.

    Bebeğinizi Neden Aşılatmanız Gerekir:

    Ebeveynlerin bir kısmı çocuklarını aşılatmak istemeyebilirler; bunun nedeni aşısı yapılan hastalığın veya virüsün çok nadir görülmesi veya olası risklerinin daha az görülmesi nedeni ile aşılatmaktan yana olmayabilirler.

    aşı

    Ancak unutmayın ki aşı çocuklarınızı, hastalıklardan, ölümden ve gelişim bozukluğu gibi hastalıklardan korumakla kalmıyor, çevremizde çok nadir görülen ve riski de çok az olan hastalıklar yapılan aşılar sayesinde bu kadar azalmıştır. Çocuğunuzu aşılatmak ile sadece çocuğunuzu korumayacak hastalığı da ortadan kalkmasına yardımcı olacaksınız.

    Yapılan Aşıların Riskleri Var Mıdır?

    Bebeğiniz aşıdan sonra bir süre küçük bir kırıklık gösterebilir, huysuzlanabilir, aşı yeri kızarabilir veya hafif şişkinlik belirtisi gösterebilir. Bunların dışında aşıların hiçbir riski yoktur. Ancak özel durumlar da mesela çocuğunuz önceden havale geçirmiş ise veya ailede sara hastalığı olan varsa, boğmaca aşısına karşı ağır tepki gösterme tehlikesi yüksektir.

    Aşı Sonrası Etkileri Nelerdir?

    Gözle görülen tek etkisi yüksek ateştir. Bu nedenle aşı yapılan çocuğunuzu 24 saat boyunca ateşini takip ederek koruyabilirsiniz.  Aşı yerinde ise küçük bir sertlik veya şişlik oluşabilir ancak bu durum yaklaşık bir hafta içinde kaybolacaktır.  Kızamık aşısından sonraki günlerde bebeğinizde ateş ve deri de döküntüler oluşabilir.  Kabakulak aşısından sonra ise yüzde hafif bir şişlik ile karşılaşabilirsiniz. Bunlar olası durumlardır ancak bunların dışında farklı bir belirti ile karşılaşırsanız örneğin çocuğunuzun ağlaması değişir veya ateşi 38 derecenin üzerine çıkarsa doktorunuza mutlaka başvurun.

    Aşı Yaptırırken Bebeğinizin Yanında Olun!

    Bebeğinize aşı yaptırmadan önce onu kucağınıza alın ona sarılmanız hem güven duygusunu artıracak hemde aşı olurken kıpırdamamasına yardımcı olursunuz.  Özellikle elinden tutmanız ona büyük destek olacaktır.

    Resmin büyük hali için üzerine tıklayınız

    aşı takvimi

  • Üç Yaşındaki Çocuğunuzun İç Dünyası

    Üç Yaşındaki Çocuğunuzun İç Dünyası

    Üç Yaşındaki Çocuğunuzun İç Dünyası : Bu yaşlardaki çocuğunuz her konudan bir oyun üreten sınırsız düş gücü ile sizi hayretler içinde bırakacak bir gelişim içindedir. Bu nedenle pahalı oyuncaklara da boşa para harcamayın! Bu pahalı oyuncaklar düş gücünün bu kadar yaratıcı ve kuvvetli olduğu dönem de çocuğunuzun yaratıcılığını da sınırlayıp köreltebilir. Bir mukavva kutudan ev, uçak, vapur veya uzay gemisi yapabilir….. Bu yılın sonlarına doğru bir arkadaş grubu edinip diğer çocuklar ile oyunlar oynayabilir. Ayrıca çocuğunuzdan bir şey yapmasını istediğiniz de artık o size görüş bildirmeye bile başlayacaktır.

    Farklı Şekiller!

    Yap boz oyunu yoğunlaşma, el becerisi ve görsel kavrama gerektiren bir oyundur. Yap boz yapmaktan sıkılmaması ve başarısını size ve kendine göstermesi için çocuğunuza onun yaşına uygun bir yap boz verin.

    çocuklarda oyun ile gelişim

    Çocuğunuzun Renk Dünyası:

    Resim yapmak bir çocuğun renk ve dokuları öğrenmesi için en iyi yoldur. Kalın fırçalar verin çocuğunuza ve bir çalışma önlüğü ile kıyafetlerini korumasını öğretin… Çocuğunuz resim yaparken renk seçimlerinde ona karışmayın. Ağaç yeşil olacak diye bir şart yok, çocuğunuz o ağacı kendi hayal dünyasında kırmızı da yapabilir  ya da  çocuğunuzun güneşi neden pembe olmasın ki !

    Düşsel Arkadaşlar:

    Oyuncak bebekler hem kız hem de erkek çocukların oyuncağıdır; eğer çocuğunuz erkek ise oyuncak bebek ile oynamasına müdahale etmeyin. Ve unutmayın oyuncak ayılar, oyuncak bebekler de çocuğunuzun çocuğudur ve sizi taklit eder; sizin sevginizi, sizin anlayışınızı, sizin sabrınızı, sizin şiddetinizi, sizin konuşmalarınızı….. Siz bir model siniz çocuğunuz için.

    Bırakın Ellerini Kullansın:

    Çocuğunuzun el becerilerinin gelişmesinde ona yardım edin, birlikte kurabiye yapın, çamurdan oyuncaklar yapın… Bırakın istediği yere elini sürsün, istediği şekli de versin. Çocuğunuzun yapacağı şeyler onun iç dünyasının resmi ve tarifidir. Çocuğunuzu tanımanız için ilk önce iç dünyasında olanlara tanıklık etmelisiniz.

    Kılık Değiştirme, Kıyafet Değiştirme:

    Taklit etmek, aslında bu yaşlarda bir çocuğun en çok yapacağı, yaptığı ve sevdiği iştir. Annesinin veya babasının kıyafetlerini giymesi, rujlar, ojeler sürmesi, topuklu ayakkabıların giyilmesi ….. Kullanmadığınız kıyafetlerini, şapkalarınız, çantalarınızı hatta ayakkabılarınızı bile çocuğunuza oynaması için verebilirsiniz. Bu ona bir çok oyuncaktan daha iyi yarar sağlayacaktır. Geleceğin aynasında kendini görmesini sağlayacaksınız.

  • Soru Cevaplandı: Anne Sütü Mü, Mama Mı?

    Soru Cevaplandı: Anne Sütü Mü, Mama Mı?

    Anne Sütü Mü, Mama Mı? Bebeğiniz ile ilgili vermeniz gereken en önemli kararlar arasında onu anne sütü ile mi yoksa mama ile mi besleyeceğinizdir. Anne sütü bebeğinizin ihtiyaçlarını daha iyi karşılar hem de kolay olarak sindirebilir. Fakat bazı sebepler bebeğinizin mamayla beslenmesini zorunlu kılabilir. Bebeğinizi beslemek bir vazife değil keyif olmalıdır. Bebeğinizi bir zorunluluk hissiyatı ile emziriyor veya  mamayla beslediğiniz için suçluluk hissediyorsanız, bu iş keyif olmaktan çıkar.

    Mamayla karnını doyurmanın daha iyi olacağını düşünüyorsanız , karar vermek için doğuma dek bekleyebilirsiniz. Doğumun ilk haftalarında bebeğin emdiği anne sütü yerini asla başka hiçbir besin dolduramaz. Bebeğinize vereceğiniz en değerli hazine ilk sütünüz olacaktır, ilk sütünüz bebeğinizi beslemek ile kalmaz onu hastalık etkenlerine karşı da korumuş olursunuz.

    anne sütü mü mama mı

    Bebeğinizi Mamaya alıştırdıktan sonra anne sütüne yeniden dönmeniz çok zordur. Çünkü sütün gelmesi için bebeğinizi emzirmeniz ve böylece de uyarılması gerekmektedir ki süt gelmeye devam etsin. Bebeğinizi nası beslerseniz besleyin fakat şunu daima göz önünde bulundurun: Bebeğe vereceğiniz ilgi, şefkat ve sevgi de en az vereceğiniz süt kadar kıymetlidir.

    Anne Sütü mü, Mama Mı?

    – Anne sütünün içerdiği maddeleri laboratuvar ortamında inceleyen bilim insanları bebeğin bağışıklık sistemi gelişene dek ihtiyacı olan direnci verdiğini ve tüm hastalıklara karşı savunucu maddeleri içerdiğini keşfetmişlerdir; ancak mamalarda bu özelliklerin hiçbiri yoktur, mamalar sadece karın doyurur ve birtakım besinler içerir.

    – Bebeğiniz her istediğinde sütünüzün hijyenik ve uygun ısıda hazır olması sizin için büyük bir kolaylıktır ki geceleri bu kolaylık sizin için daha çok kendini gösterecektir.

    – Bebeğinizi emzirirken duyacağınız haz, bebeğinizle bu kadar yakın olmak, küçücük elleriyle size dokunması ve minik yüzünü göğsünüze yasladığında duyacağınız haz sadece size özel bir duygudur.

    – Bebeğinizi emzirmek ilk haftalar da daha çok zamanınızı alacaktır, çünkü bebeğiniz çok çabuk acıkır, çok az emebilir ve sık aralıklarla da emmek isteyecektir. Buna nazaran sürekli biberon temizlemek, mama ısıtmak ve bebeği beslemek sizi daha çok yoracaktır.

    – Yolculuklarınız da bile biberon yıkamak ve mamayı ısıtmak sizi yoracak belki de buna imkan bile bulamayacaksınız ancak; emzirmek her yerde her zaman büyük bir kolaylıktır.

  • Çocuklara Tuvalet Alışkanlığı Nasıl Kazandırılır?

    Çocuklara Tuvalet Alışkanlığı Nasıl Kazandırılır?

    Çocuklar Da Tuvalet Alışkanlığı Kabus Olmasın: Gece ve gündüz çocuklar da tuvalet alışkanlığının kazandırılması için en önemli nokta çocuğunuzun yaşıdır; çocuğunuz hem yaş olarak hem de gelişimi açısından hazır olana dek bekleyin. kız çocukları için 2 – 2,5 yaş bu yaş erkek çocuklar da 3 yaşına da uzayabilir; çocuğunuz tuvalet eğitimi için uygun yaşta ise bu eğitime başlayın.

    Çocuğunuzun Tuvalet Eğitimine Hazır Olduğunu Gösteren Belirtiler Nelerdir?

    – Çocuğunuz altını ıslattığında bunu bağırarak ya da huzursuzlanarak size söylüyor ise,

    – Altının ıslandığında bundan huzursuzluk duyuyor ve bunu belli ediyor ise,

    – Öğle uykularından altı kuru şekil de kalkıyor ise; ya da tam tersi öğle uykusundan altını ıslatmış ancak bundan duyduğu rahatsızlığı da dile getiriyor veya ifade etmeye çalışıyor ise, çocuğunuz tuvalet eğitimine hazırdır demek.

    çocuklarda tuvalet eğitimi

    Çocuğunuz Tuvalet Eğitimine Hazır Olduğun da Sizin Yapmanız Gerekenler Nelerdir?

    – Çocuğunuza tuvaleti tanıtın; veya lazımlığın ne olduğunu nasıl kullanılacağını ya da klozetin ne olduğunu ve nasıl kullanması gerektiğini ki eğer lazımlık değil de klozet kullanacaksa klozeti çocuğunuz için özel hale getirin ve onun boyutlarına uygun hale getirerek klozet küçültücüler kullanın, Klozet küçültücüler artık o kadar yaygın ki çocukların dikkatini çekecek renk ve desenler de bir çok ürün bulmanız mümkün.

    – Tuvalet eğitimi için uygun zaman ve mevsimi kullanın ki en uygun mevsim yaz aylarıdır. Ve en az çocuğunuz ile tuvalet eğitimi için iki hafta zaman geçireceğinizi de unutmayın. tuvalet eğitimini de tatil de ya da başka bir evde değil kendi eviniz de olduğunuz zamanda başlayarak bu eğitimi verin. Sizin ve çocuğunuzun en rahat olduğu yer kendi evinizdir.

    – Sabırlı olmanız ve çocuğunuza kesinlikle bu konuda sert davranmamanız gerekmektedir. Altına kaçırdığı zamanlar ki ilk haftalar da bu fazlası ile olacaktır; sabrınızı ve sevginizi koruyun.

    – İç çamaşırı giydirmeye tuvalet eğitimi ile başlayabilirsiniz. Lazımlık kullanıyor iseniz lazımlığı çocuğunuzun kullanabileceği, ulaşabileceği ve göz önünde olacağı bir yerde tutun ki çocuğunuz lazımlığı gördüğünde çişini yapması gerektiğini de hatırlayacaktır. Özellikle yemekler den sonra yada bir şeyler içtiğinde ilk haftalar da çocuğunuza çişinin gelip gelmediğini veya lazımlığa gitmek isteyip istemediğini sıklıkla sorun. Bu hareket çocuğunuzda hangi durumlardan sonra aklına tuvaletin geleceği konusunda bilgi verecektir.

  • Evinizdeki Yaşamın İlk Belirtileri

    Evinizdeki Yaşamın İlk Belirtileri

    Evinizdeki Yaşamın İlk Belirtileri; belki de daha dün doğum sancıları çekiyordunuz ama artık evinizdesiniz ve bebeğiniz ile birliktesiniz; size sunulan bir mucize sizin aracılığınız ile dünya ya geldi ve o sizin bebeğiniz şuan geçirdiğiniz o on ayın sorunlarından hiç biri aklınızda değil ve onlar sadece tatlı bir anı olarak hayatınız da kalacak.

    Şu bir gerçek ki hiçbir şey sizi anne olma gerçeğine önceden hazırlayamaz. Hani deriz ya anlatılmaz, yaşanır diye işte bu söz tam da annelik için… İlk haftalarınız büyük bir karmaşa için de geçebilir. Yaşamınıza giren bebeğiniz size ne denli heyecanlı ve farklı deneyimler kazandıracağını önceden tahmin etmek sezinlemek bile çok güçtür.

    anne ve baba

    Bebeğiniz ile ilgili öğreneceğiniz o kadar çok şey var ki; bebeğinizi nasıl kucağınıza alacağınız, nasıl tutacağınız, nasıl besleyeceksiniz, nasıl temizleyeceksiniz, neleri nasıl giydireceksiniz, nelerden hoşlanır ve nelerden rahatsız olur….. gibi bir çok sorunun cevabını aslında birlikte öğreneceksiniz.

    Bu sorulardan gözünüz korkmasın çünkü bebeğinizin bakımını sevgi, sıcaklık ve sorumlulukla altından kalkabileceğiniz güzel anılar şekline çevirebilirsiniz. Unutmamanız gereken tek şey bebeğinizin size ihtiyacı var ve tamamen sizin bakımınız ve sevginiz ile hayatını sürdürecek.

    Bebeğiniz ile başlayan bu yeni yaşam düzeni sizde şaşırtıcı duygular yaratacaktır. Onun çok narin oluşu, her şeyi için size gereksinim duyması sizde güçlü heyecanlar oluşturur. Bu nedenle aşırı duygusal olabilirsiniz.

    Bebeğiniz anne karnında olduğu gibi kıvrılarak yatar, Ellerini sıkıca yumar, Sırt üstü yattığında başını bir yanına doğru devrilmesini henüz etkileyemez.Eli ağzına değdiğinde onu emmeye başlar; bu da bebeğinizi rahatlatır. 

    Bebeğiniz günde ortalama 16 saat uyuyacaktır, bir rahatsızlığı olmadığı sürece. Bebeğinizin uyku düzeni yaklaşık 5-8 hafta içinde düzene girecektir. Gece uykusunun düzensiz olması sizi yoracaktır, hatta sinirlerinizi yıpratmak için bile yeterlidir. Ancak unutmayın bebeğiniz de rahatsız olmadığı zamanlarda geceleri ne sizi yoracak ne de kendisi yorulacaktır.

    Artık aileniz üç kişi ve ailenizde her şey değişti. Önünüzdeki bu heyecanlı süreçte eşiniz yalnızca kocanız değil aynı zaman da bebeğiniz ile birlikte büyüteceğiniz bir babadır. İşler ne kadar karmaşık görünürse görünsün, eşinize de bu aşamada anlayış göstermeli ve destek olmalısınız. Çünkü o da bu değişimin şokunu yaşıyor ve sizin kadar desteğe ihtiyacı var. Bebeğinizin bakımını onunla paylaşın, başlangıçta bebeğinizi kucağına almaya bile korkacak ve buna cesaret edemeyecektir. Ama kısa süre içerisinde eşiniz de kendine güvenecek ve babalık duyguları ile bunu başaracaktır.

  • Bebeğiniz Egzamaya mı Yakalandı?

    Bebeğiniz Egzamaya mı Yakalandı?

    Bebeğiniz Egzamaya Mı Yakalandı? Egzama Nedir? Egzama Tedavisi Nasıl Yapılır? Hangi Durumlarda Doktorunuza Başvurmanız Gerekir? Egzamanın Belirtileri Nelerdir? Gibi onlarca sorunun cevabını Bebeğiniz Egzamaya mı Yakalandı?  yazımızda bulabileceksiniz.

    Egzama Nedir?

    Egzama deri de kızarıklık, kaşıntı ve soyulmaya neden olan alerjik bir duyumdur. Vücudun her yerine yayılabilmesine karşın en çok yüz bölgesinde ve dirsek içi, diz arkası gibi deri kıvrımlarında ortaya çıkar. Genellikle çocuğun üç aylık ile iki yaş arasında olduğu dönemde ortaya çıkar, çocuk büyüdükçe gelişir. Egzamalı çocukların yaklaşık yarısı altı yaşına geldiklerinde hastalık iyileşmiş olur. Kalan yarısı ise hastalığı ergenliğe ulaşana dek çekebilirler. Ailenizde saman nezlesi, egzama ve astım gibi alerjik hastalığı olanlar varsa çocuğunuzda egzama görülme olasılığı yüksektir.

    Egzamanın Belirtileri Nelerdir?

    Genellikle yüzde ve deri kıvrımlarında kaşıntılı, kızarık, soyulan, kuru bölgeler ve bu bölgelerden duru bir sıvının sızması.

    egzema

    Egzamaya Karşı Evde Yapacağınız Tedavi Yöntemi Nedir?

    – Çocuğunuzu yıkarken egzamalı yerleri sabun yerine bebek yağı ile yıkayın. Daha sonra yağı bol su ile durulayıp akıtın.

    –  Banyodan sonra kurumasını önlemek için deriye nemlendirici krem sürün. Eczanelerde bebekler için özel nemlendirici satın alabilirsiniz.

    – Çocuğunuzu giydirirken pamuklu giysileri tercih edin. Soğuk havalar da kalın giysilerin altına pamuklu iç çamaşırları giydirin.

    – Egzamalı yerleri kaşımasını önlemek için geceleri çocuğunuza torba eldiven giydirin ve tırnaklarının çok uzamamasına dikkat edin.

    – Alerjinin nedenini bulmaya çalışın. En çok görülen nedenler arasında yiyecekler, hayvan tüyleri, yünlü giysiler ve deterjanlar bulunur. Üzüntü egzamayı azdırır; çocuğu kaygılandıran bir şey olup olmadığını araştırın.

    – Çocuğunuz ağır bir egzama geçiriyor ise su çiçeği çıkaran ya da uçukları olanlardan uzak tutun.

    Hangi Durumlar da Doktorunuza Başvurmanız Gerekecektir?

    Egzama çok yaygın ve kaşıntılı ise, egzamalı yerlerde akıntı oluyorsa; en kısa zamanda doktorunuza danışın. Egzamadan kuşkulanmanız durumlarında da doktorunuza başvurun.

    Peki Egzamaya Karşı Doktorunuzun Tedavi Yöntemi Ne Olacaktır?

    Doktor bir krem verir, kaşınan bölgeler enfeksiyon kapmışsa antibiyotik de yazabilir. Çocuğunuz da belirli bir yiyeceğe karşı alerji varsa bu besine yer vermeyen dengeli bir beslenme düzeni için doktorunuza danışın.

  • Boğmaca Belirtileri ve Alınacak Önlemler

    Boğmaca Belirtileri ve Alınacak Önlemler

    Boğmaca ve Bebeğiniz; Bebek hastalıkları içinde en tehlikelilerinden bir olan boğmaca şiddetli öksürük ile kendini gösterir. Oldukça bulaşıcı olduğundan boğmacaya yakalanan çocuğunuzu aşılanmamış diğer çocuklardan mümkün olduğunca uzak tutmalısınız. Boğmacalı çocukların bir kısmın da bronşit ya da zatürre gibi ikinci enfeksiyonlar görülebilir. İlk enfeksiyonu atamayan çocuğunuz üstüne ikinci bir enfeksiyona yakalanması durumunda çok fazla zarar göreceği, büyük bir kilo kaybı ile karşılaşacağı aşikardır. Bu gibi sonuçlar ile karşılaşmamak ve belirtilerini hissettiğiniz an erken teşhisin önemini de göz önünde bulundurarak mutlaka doktorunuza başvurun.

    Boğmacanın Belirtileri:

    Hafif ateş ile birlikte öksürük ve soğuk algınlığı belirtileri ki bu yaklaşık bir hafta kendini gösterir.

    Öksürüğün şiddetli şekilde artması ve nöbet şeklinde yaklaşık bir dakikayı bulacak şekilde kendini göstermesi. Solunum güçlüğü çekilmesi. Öksürük nöbetinden sonra muhtemelen kusma ile ikinci hafta da kendini gösterir.

    boğmaca

    Öksürük günden güne düzelir, ancak burada dikkat edilmesi gereken en önemli unsur çocuğun veya bebeğin tekrar üşütmemesi ve bunun için önlem alınmasıdır. Üçüncü haftadan sonra hastalığın bulaşma riski oldukça azdır.

    Boğmacaya Karşı Yapılacaklar:

    Öksürük nöbetlerinde bebeğinizi yalnız bırakmayın, kucağınıza alarak hafif öne doğru başını eğin. Nöbet sonrasındaki olabilecek kusmaya karşın hazırlıklı olun.

    Çocuğunuz yemeklerden sonra öksürüyor veya öksürme nöbetleri geçiriyor ise çocuğunuzun beslenmesini azar azar ve sık aralıklarla gerçekleşmesini sağlayın. Öksürük nöbetinden sonra beslemeniz daha faydalı ve kolay olacaktır.

    Çocuğunuz oyun oynarken heyecanlanmasını ve yorulmasını engelleyin, bu öksürük nöbetlerini de engelleyecektir.

    Gece gelebilecek öksürük nöbetlerine müdahale edebilmek için çocuğunuz ile aynı odada yatın.

    Çocuğunuzun yanında kesinlikle sigara içilmesine müsaade etmeyin ve çocuğunuza öksürük kesici ilaçlar vermeyin.

    Çocuğunuz öksürük nöbeti sırasında morarıyor ise kesinlikle ve ACİLEN doktorunuza götürün.

    Boğmacaya Karşı Doktorunuzun Tedavisi Nasıl Olacaktır?

    Doktorunuz öksürüğü bastırıcı ilaç veya antibiyotik verebilir. Antibiyotik öksürüğü çok da azaltmasa da öksürüğün şiddetini azaltır aynı zaman da çocuğunuzun hastalığı bulaştırma tehlikesini de azaltır. Bu durum özellikle daha küçük çocuğunuz var ise çok önemlidir. Erken tedavinin faydasını sadece antibiyotik tedavisi ile de görebilirsiniz. Ancak ilerleyen hastalıkta bu mümkün olmaya da bilir. Bu belirtileri gösteren çocuğunuzu erken teşhis için mutlaka doktorunuza götürün.

  • Sarımsak ve Çilek Sofranızdaysa Hastalık Yok

    Sarımsak ve Çilek Sofranızdaysa Hastalık Yok

    Sarımsak ve Çilek!

    Karşımızda doğal bir antibiyotik ve antioksidan özelliklerine sahip iki muhteşem bitki var; sarımsak ve çilek…. Sarımsak yemekleri lezzetlendiren doğal bir antibiyotik. Çilek ise yemekten sonra tüketilmesi önerilen antioksidan özellikli muhteşem bir meyve! Bu iki bitkinin de uzmanlar özellikle gelişim çağındaki çocuklar ve yaşlılar için tüketilmesini zorunlu olarak belirtiyorlar. Doğa da var olan bu muhteşem bitkileri isterseniz kendi bahçe veya balkonunuzda da rahatlıkla ve hormonsuz olarak  üretebilirsiniz.

    Gelin bu muhteşem iki bitkinin bilinmeyen faydalarını da öğrenelim ve tüketimine özellikle dikkat edelim! 

    SARIMSAK:

    Doğal antibiyotik olan sarımsağı sofralardan ve yemeklerden eksik etmeyin! Bağırsak kurtlarını ve ateş düşürücü özelliği ile dikkatleri çeken sarımsak; boğmaca öksürüğüne, astım, nezle, ciğer ve iltihaplarına karşı kullanılan iyi bir iltihap sökücüdür. Çiğ olarak yenilebileceği gibi pişmiş olarak da tüketebilirsiniz.  Özellikle çiğ olarak tüketemeyenler için her yemeğin içinde kullanılabilir olması lezzetini artırması ve  pişmiş olarak da tüketilmesi daha kolay olacaktır.

    BİTKİLER

    Özellikle gelişim dönemindeki çocuklar ve bağışıklık sistemi zayıf olan çocuklar için faydası büyük bir bitkidir. Mevsim geçişlerinde sürekli hastalanan çocuklar ve yaşlılar için etkili bir antibiyotik görevi görecektir.

    Bitki ve baharatları mutfağınızdan sofranızdan eksik etmeyin; hem yemekleriniz tatlanacak hem de vücudunuzu hastalıklara karşı koruyacak ve hastalıklarla savaşında direncini artırmış olacaksınız.

    ÇİLEK:

    Özellikle çocuklar ve yaşlılar için tüketilmesi önerilmektedir. Çünkü antioksidan özelliği sayesinde bağışıklık sistemini kuvvetlendirerek hastalıkların kolay atlatılmasını ve hastalıklara yakalanma riskini azaltacaktır.

    Damar tıkanıklığını önleyici özelliği ve kolestrolü düşüren etkisi nedeni ile mevsiminde doğal olarak yetişen hormonsuz üretilen çileklerin tüketilmesi sağlığınızı korumada en büyük yardımcınız olacaktır.

    – Ağız kokusunu giderici etkisi

    – diş etlerini güçlendirme etkisi

    – cildi nemlendirmesi ve doğal bir nemlendirici olmasının yanında güzellik verici özelliği ile de tüketilmesini uzmanlar tavsiye etmektedir.

    Şifalı meyvelere geçmişken PORTAKALa da değinmek istiyorum:

    PORTAKAL:

    Portakal denildiğinde ilk akla gelen içerisinde bol bol C vitaminini barındırmasıdır.

    Peki Bunun Dışında Portakalın Vücudumuza ne Gibi Faydaları Vardır?

    İşte Portakalın Bilinmeyen Yanları!

    – Sarkmalara ve kırışıklıklara karşı etkisi

    – Böbrek taşı oluşumunu engellemesinin yanında, böbrek taşını dökme özelliği

    – Kan dolaşımını hızlandırarak damar tıkanıklığını engellemesi

    – UV ışınlarına karşı bir kalkan olması…

  • Gebeliğinizin 40. Haftası ve Anneliğe İlk Adım

    Gebeliğinizin 40. Haftası ve Anneliğe İlk Adım

    Gebeliğinizin 40. Haftası ve Anneliğe İlk Adım; Doğumunuzun yaklaştığı bu haftalar da artık yerinizden bile kalkmak istemeyeceksiniz, kalkamayacaksınız da. Heyecanınız da hantallığınıza paralel olarak iyice artacaktır. Doğumun bir an önce gerçekleşip bitmesi tek isteğiniz olabilir. Bu haftalar da bacaklarınızda uyuşma ve iğne batması gibi hisler kendini daha çok gösterecektir. Karnınızın derisi iyice gerginleşmiş ve rahatsız edici bir kaşıntı ile kendini belli edecektir. Bu haftalar da yaptığınız her hareket size ağır gelecek, hatta oturmak ve kalkmak da dahi zorlanacaksınız.

    En önemli unsurlardan birisi de bebeğinizin günde 10 defadan az hareket etmesidir, bu gibi bir durumla karşılaşırsanız doktorunuza başvurun ve bebeğinizin kalbini dinlemesini isteyin. Yalancı doğum ağrıları ile bu haftalar da çok sık karşılaşacaksınız, telaşlanmayın ve soluk alıp verme egzersizlerini yapın. Bebeğinizin doğum haftası tam vaktinde olmaya bilir, bu sıkça rastlanan bir durumdur; doğum haftaları iki hafta önce iki hafta sonra olarak da değişiklik gösterebilir.

    yeni doğan bebek ve bakımı

    Bebeğinizin Son Durumu Nasıl?

    – Vücudundaki tüylerin büyük kısmı dökülmüş olmakla beraber omuz, kol ve bacaklarda hafif hafif kalmış olabilir.

    – Vücut gelişimini bitirmiş, sağlıklı bir bebeğe sahipsiniz artık.

    Tombul ve tırnakları artık kendi kendini bile tırmalayacak şekilde gelişmiş olan bebeğinize kavuştunuz. 🙂

    Siz Artık Bir ANNESİNİZ!

    Hazırlık ve beklemeyle geçen onca haftadan sonra artık bebeğiniz kucağınızda ve bu duyguyu başka hiç bir kimse de ve hiç bir yerde hiç bir durum da hissetmeyeceksiniz. Çünkü siz artık bir annesiniz. 🙂 Her ihtiyacı için size bağımlı olan bu küçücük meleğe karşı fazlası ile kendinizi koruryucu hissedeceksiniz.  Kısacası gözünüzden bile sakınacaksınız.

    Doğumdan Sonraki İlk Haftalar:

    İlk haftalar da gününüzün tamamını bebeğinize ayırmak ile geçecektir ki bu sizin de heyecan ile beklediğiniz zamanlardır. Birbirinize alıştıkça ve tanıdıkça birbirinizi daha iyi anlayacaksınız. Bebeğinizin kokusu, sizi emmesi o kadar güzel duygular ki, bebeğiniz ile geçirdiğiniz her anın tadını çıkarın ve bu lutüf için şükredin.

    Eğer fazla kilo aldıysanız bunun için fazla endişelenmeyin emzirme döneminde veya çalışma hayatına tekrar döndüğünüzde geri vermeniz zor olmayacaktır; Aldığınız kiloların dağılımı ise; % 9 plasenta, % 11 amniyotik sıvı, %38 bebeğin kendisi, % 20 rahim, memeler, kalça ve bacaklar, % 22 kan ve fazladan tutulan sıvıdan oluşmaktadır.

  • Aylara Göre Bebeğinizin Yiyecekleri

    Aylara Göre Bebeğinizin Yiyecekleri

    Aylara Göre Bebeğinizin Yiyecekleri;  bebeğinize verebileceğiniz en iyi yiyecekler, kendinizin hazırlayıp pişirdiği taze yiyeceklerdir. Hazırladığınız yemeklerin kuru olmamasına , kolay yutulur olmasına dikkat etmelisiniz. Püre yaptığınız doğradığınız ya da rendelediğiniz yiyecekleri birazcık kaynamış su, anne sütü, hazır süt meyve suyu ya da ( altı aydan sonra biraz yoğurt ile) yumuşatarak ılık bir sıcaklıkta verebilirsiniz. Her yeni besini tek başına verin ve yeniden vermeden önce 24 saat bekleyin; ishal, kusma  ve ciltte kızarıklık gibi belirtileri ortaya çıkarsa alerji testleri yaptırabilirsiniz doktorunuz uygun görür ise.

    Bebeğiniz Belli Bir Yaşa Gelene Kadar Bu Yiyeceklerden Kaçının;

    Yiyeceklerinde baharat kullanmayın, dört yaşına gelene kadar tuzlu yağ açısından zengin baharatlı yiyecekler bebeğiniz için uygun değildir. En azından bir yaşına gelene kadar bal da vermeyin.

    4 – 6. Aylarda Bebeğiniz Ne Yemeli ?

    Bebeğinize altı aylık olana kadar yumuşak ve topaksız yarı sıvı püreler verin. Pürenin Hazırlanışı: Özenle soyun, sap ve çekirdeklerinden temizleyin ve düdüklü de haşlayın, püre ya da rende yapın. Kabak, Karnıbahar, bezelye, iyi pişmiş taze fasülyeyi de püre olarak hazırlayabilirsiniz. Bunların yanında; pirinç unu, havuç püresi, meyve püresi ve patates püresi de bebeğiniz için uygun, protein değeri yüksek ve sağlıklı besinlerdir.

    6 – 8. Aylarda Bebeğiniz Ne Yemeli?

    Besinler ince ince kıyılır ya da rendelenir. Bir sıvı ya da yoğurt ile sulandırılır. Bu aylardan sonra bebeğinizin eline geveleyebileceği, çubuk biçimindeki çiğ sebzeleri verebilirsiniz.  Bebeğinize; kıyılmış tavuk içine birazda pişmiş domates katarak yedirebilirsiniz, kıyılmış kılçıkları temizlenmiş balık etini, haşlanmış yumurtayı da yedirebilirsiniz. Yoğurt yemeye başlayabilir. Bunun yanında muz, elma ve peyniri de değişik şekillerde hazırlayıp eline verebilirsiniz.

    8 – 12. Aylarda Bebeğiniz Ne Yemeli?aylara göre bebek beslenmesi

    Artık yemek taneleri biraz daha büyük olabilir. Rende yerine doğranmış yiyecekler hazırlayabilirsiniz. Yağsız kuzu dana kıymalı yiyecekler, makarna, mercimek ezmesi veya çorbası, pirinç, çubuk biçiminde kesilmiş; kereviz, havuç, avokado, elma, şeftali ve kayısı da yiyebilecek yaştadır. 10. aydan sonra ise evde yenen hemen hemen her şeyi bebeğiniz de yiyebilir. Pişirirken yemeklerin tuzsuz olmasına dikkat edin. Haşlanmış brokoli, piliç, taze fasulye, ton balığı ve yeni meyvelere geçebilir artık; çilek, kavun portakal ve ananas bebeğiniz için en uygun meyvelerdir bu aylarda.

    Okul çağına gelene kadar çocuğunuza fındık, fıstık gibi taneli yemişler vermeyin; Solunum yollarına kaçan taneli yemişler boğulmaya yol açabilir ve en çok görülen kazalar arasındadır. Bunun dışında kaçan küçük parçalar akciğerlere de zarar verebilir.