Kadınlar Sitesi, Gebelik, hamilelik, doğum

Yazar: yonca

  • SUSUZ REJİM

    Bu tür bir rejim sadece doktorun gerekli görmesi üzerine uygu­lanabilir. Bu durumda bütün sulu yiyecekler yasaklanır ve günde 100 gr. et, 100 gr. peynir ve iki katı yumurta yenir; ayrıca ek olarak ıhlamur suyu ve pırasa çorbası içilebilir. Sauna, buhar banyosu, çamur ve parafin uygulama-sıyle meydana getirilen terleme, insanı rahatsız etmiyorsa yararlı olabilir. An­cak terleme meydana getirilirken büyük bir dikkat göstermek gerekir. Çünkü terlemenin sert etkisi genellikle su toplanmasının sonucu olan kalp yeter­sizliği durumunda bazı sakıncalar doğurabilir.Masajlar da dokularda bulunan fazla suyun dışarı atılmasını ve bu suyun akması gereken kanallara akıtılmasını kolaylaştırır.Yorucu fiziksel hareketler yapmaktan kaçınmak gerekir. Bacaklar yukarıya doğru kaldırılmış olarak yatılması öğüt­lenir. Bununla beraber sırt üstü yatmış olarak, bisiklet pedalı çevirme hareket­leri, ayakların dairesel olarak çevirme hareketleri gibi bazı jimnastik alıştırma­ları yaparak bacaklardaki şişliklerin azalması sağlanabilir.

  • KIRK ELLİ YAŞ ARASI

    KIRK ELLİ YAŞ ARASI

    Kırk elli yaş arası kadının âdetten kesil­me (menopoz) çağıdır. Hormonsal den­ge artık yavaş yavaş değişmektedir. Bu değişiklik şişmanlamaya yol açar. Şiş­manlamanın aşırı olduğu hallerde bir kadın hastalıkları uzmanına danışmak doğru olur. Uzman gerekli tedbirleri zamanında alır.
    Kırk yaşındaki bir kadın otuz yaşındaki kilosunu koruyabilirse yaşıtlarından da-ha geç ihtiyarlayacak demektir. Böyle­likle daha uzun yıllar ince ve zarif kalabilecektir. Hafif bir rejim, bazı gerekli jimnastik hareketleri ve ayda bir kere perhiz yapmak, kadına şişmanlama ma olanağını sağlayacaktır. Bu çağda, dişler de sağlamlıklarını kaybederler. Bu nedenle yılda en az iki kere dişçiye gitmek doğru olur.
    Âdetten kesilme ihtiyarlığı simgeleyen bir olay değildir. Fakat belli bir süre için bünyede dengesizlik yaratabilir. Bu ola­yın öncesindeki yıllarda kadın güçlükler le karşılaşırsa bir uzmanın denetimine başvurulabilir. Hormonsal bir tedavi bu nazik dönemin rahat bir biçimde atlatıl­masına yardımcı olabilir. Bu döneme ka dar az göze çarpan kırışıklıklar artık ken dilerini daha görünür biçimde belli etmeğe başlarlar. Bu kırışıklıklar yüzü gerici ve dinlendirici maskeler kullana­rak azaltılabilir. Kadın bu çağda güzel­lik enstitülerine daha sık gitmelidir. Hayatla bağlarını da kuvvetlendirmeli-dir. Yaşamı eski hızını kaybedip onu dur’ gunlaşmaya davet eder; eskisine oranla daha çabuk yorulur. Fakat bütün bunlar onun dünyadan elini eteğini çekmesini gerektirmez. Tersine daha hareketli olmalıdır, örneğin yüzme, yürüyüş, ka­yak gibi sporlar yapmalıdır. Deri bu yaş­ta daha çabuk kuruduğundan korunma­sı daha büyük önem taşır. Bu da nemlen dirici kremlerin kullanılması ile müm­kündür. Bazı durumlarda uzmanlar belli bir kremin veya hormonsal yapılı bir sü­tün belirli aralıklarla kullanılması salık verebilirler. Nemlendin karışımların ve hücrelerin yenilenmesini sağlıyacak maddelerin de faydaları unutulmamalı­dır.

  • OTUZ KIRK YAŞ ARASI

    OTUZ KIRK YAŞ ARASI

    Geçen yüzyılda 30 yaş kadın için yaşlılı­ğın başlangıcı sayılırdı. Günümüzde ise kadının bu çağda güzelliğinin doruğuna eriştiği kanısı yerleşmiştir. Bu yaşta genç kızlık çağından beri elde edilen deneylerin tümünü kullanarak etrafında uyandırdığı ilgiyi arttırır. Bu süreyi uza­tabilmek kadının elindedir, özenle ve sürekli olarak uygulanacak bakım bu konudaki en büyük yardımcıdır. Ortaya çıkabilecek bazı kırışıklıkları olağan karşılamak gerekir. Bu konuda en iyi çare kremler kullanıp uyku saatlerini düzenlemektir. Kırk yaşındaki kadının derisi bir genç kızınki ile aynı ya pıda değildir. Kurumaya eğilimi daha fazla olduğundan nemlendirici kremle­re gereksinme gösterir. Gerici maddeler den ise artık sakınmak gerekir. Bu yaştaki bir kadının makyajdan sonra deriyi temizlemesi ve serinletmesi zo­runludur. Yaşlılık izleri henüz belirgin değildir, ama bakıma gereken özen gösterilmezse bu izler hemen meydana çı­karlar. Bu çağda deri esnekliğini kaybet­meye ve kendisini yenilemekte zorluk çekmeye başlar. Bundan en çok göz ke­narları, dudaklar, alın ve boyun etkile­nir. Ellerin üzerinde oluşacak koyu leke­ler ise özel bakım isterler. Bunları gide­recek özel beyaz kremler vardır. Boyun bakımında ise tonik losyonlar kullanılır. Kurumaya eğilimi artan vücut derisi de özel sıvılarla canlandırılır. Nihayet bir uzman denetiminde yapıla­cak derinlemesine bir temizlik (peeling) derinin canlanmasını sağlar.Bu yaşlardaki bir kadının bakımına özen göstermesi aynı zamanda hayata ve zamana karşı koyması demektir. Zaten gençliği koruyabilmenin en iyi yolu, mücadele gücünü kaybetmemektir.

  • GENÇ KADIN

    GENÇ KADIN

    Genç kızlar için söylenebilecek herşey 20-30 yaşlarındaki kadınlar için de geçe lidir. Fakat kişilikleri daha belirgin oldu­ğu için bu yaşta makyaj biraz arttırılabilir. Özellikle bu kural göz makyajı geçerlidir. Ancak aşırı göz makyajının bakışı donuklaştırdığı da unutulmamalı­dır.Bu yaştaki bir kadının vücudunun esnek ligini ve çevikliğini korumalı son derece de önemlidir. Hareketli ve yorucu bir ya samı olan bir kadın, spor, jimnastik veya yoganın yardımı ile canlılığını mu­hafaza eder. Her sabah 5-10 dakika jim­nastik yapmak, kuşkusuz korse taşımak­tan yeğdir. Bu jimnastik karın kaslarını güçlendirir. Korse ise vücudun görünü­şünü düzeltir ama kasları hareketsizliğe alıştırır. Korse çıkartıldığı zaman karın dışarı fırlar, özellikledeniz mevsiminde bu durum bir genç kadın için çok üzücü dür. Göğüs derisini beslemek ve bu böl­gedeki kasları çalıştırmak da önem taşır. Bir genç kadının yürüyüşündeki canlılık güzelliğine katkıda bulunur. Bu canlılığı ve esnekliği kazanabilmek için özel bir çalışma’gerekir. Günde birkaç kez ayaklarınızın ucunda yükselin, karnınızı içe­ri çekin ve kalçanızı oynatarak bir kaç adım atın. Sırtınızın düz, çenenizin kal­kık, bacaklarınızın kapalı olmasına dikkat edin. Bu hareketler, düzensiz yürü­me ve kötü oturma alışkanlıklarını kısa bir sürede etkisiz hale getirir. Genç kadının bütün hareketlerini kont­rol etmesi kolay değildir. Sigarasını tu­tuş şekli, oturuşu hep kontrol edilmesi gereken hareketlerdir. Bunları denetle­menin en etkili yolu gözlemedir. Tabii” kendisine sezdirilmeden filmi çekilecek olursa bunu seyreden kadın büyük ders­ler çıkarabilir. Aynaya veya bir vitrine bir göz atmak çoğunlukla önemsiz bir kusurun ortaya çıkmasını ve dolayısıyla kapanmasını sağlar. Ancak makyajda ve ya duruşta yapılan bir değişiklik hatta es tetik ameliyat bile bazı kusurların gide­rilmesini sağlayamaz. Yirmi otuz yaşlar kadının çekiciliğinin en fazla olduğu çağdır. Bu çağda en önemli öğe kadının kendisine güven duymasıdır. Güven duygusu ise küçük yaşlardan başlayarak edinilir. Düş gücü­nün yardımı ile bazı kusurlardan yarar­lanma yoluna gidilebilir, örneğin uzun boylu bir kadın, seçeceği elbise ile boyu nun güzelliğine katkıda bulunmasını sağlayabilir. Derideki hoşa gitmeyecek bir takım lekeler kolaylıkla çil görünü­münü kazanabilir.Bu yaşlarda her çeşit makyaj yapılabilir, önemli olan dış görünüşün kişiliği yansıtmasıdır. Bir başkasına benzemeye kalkmak büyük hata olur. Makyaj konu­sunu tek başına çözemeyen kadınların bir uzmana başvurmaları doğru olur.

  • GENÇ KIZ

    GENÇ KIZ

    Anne kızının vücuduna uyum kazandır­maya, doğuştan ileri gelen aksaklıkları­nı yok etmeye ve ona sağlıklı bir yaşam kazandırmaya çalışır. Bir süre sonra bü­tün bu sorumlulukları genç kızın yüklen mesi gerekir. Artık makyajını kendisi ya­pacak, giyimini kendisi seçecektir. Bir genç kızın en büyük silahı aşırılıktan ka­çınmak, doğanın verdiklerini ön plana çıkartmaktır. Ağır, göze çarpıcı makyaj­dan kesinlikle kaçınmalıdır. Bunun gibi çok kabarık saçlar da görünüşü bozar. Deri bakımında kullanılacak malzeme­nin seçiminde titiz davranmak gerekir. Sabun, makyaj temizleme malzemeleri, tonikler, fondötenler özenle seçilmeli­dir. Bol fakat kalitesi şüpheli malzeme yerine, az fakat iyi cins malzeme kullanılmalıdır. Kötü malzemeler yıpra­tıcı etkilerini çok yavaş gösterdiklerin­den bunlara vaktinde tedbir almak çok zordur. Sabahları genç kızın yüzüne ön­ce bir tonik sonra da bir krem uygulama sı salık verilir. Eğer ten aşırı beyaz ve ya­naklar renksizse yüze pembe bir pudra sürülerek canlılık kazandırılır. Fondöten deriye cazip bir parlaklık kazandırsa da büyük sakıncası vardır; derideki delikle­ri tıkayıp derinin nefes almasını zorlaştı­rır. Göz makyajı da hafif olmalıdır. Bu kurala dikkat edilmezse genç kız oldu­ğundan yaşlı gözükür. Gözkapaklarına ince bir far tabakası, kirpikler boyunca hafif bir çizgi ve kirpiklere biraz maska­ra yeterlidir. Gözlük kullanan genç kız­lar gözkapaklarına biraz beyaz pudra sü rebilirler.Uygulanan makyaj ne çeşit olursa oisun her akşam yatmadan önce yüzü temizlemek gerekir. Bu temizlik yapılmazsa de­ri havasız kalır ve kısa sürede kırışıklıkla ra sahip olur. Gece süresince yüzde ka­lan rimel göz etrafında mor halkalar oluşturur. Bunu önlemek için yatmadan önce rimeli de temizlemek gerekir. Güneş ve deniz suyu sağlık açısından çok yararlıdır.

    genckizAncak bunların aşırısı de­riyi olumsuz yönde etkileyebilir. Bunun için bu konuda da tedbir almak gerekir. Güneş ince derilere bronz rengi verir. Fakat aynı zamanda bu derileri kurutur ve çabuk kırışmalarına yol açar. Güneş ve deniz banyolarından sonra yapılacak ilk iş deriyi, kaybettiği suyu yeniden edin­mesini sağlayacak besleyici bir losyonla beslemektir. Ayrıca deriye oksijen alma fırsatı vermek için makyaj da mümkün olduğu kadar geç yapılmalıdır. Saç da deri gibi sağlığın aynasıdır. Kötü bakım saçlara hastalıklı bir görünüş ve­rir. Bu tür bir saç genç kızın neşeli ve ta­ze çehresi ile uyuşmaz. Geçerli olan moda akımlarına uyarak saç rengini ve biçimini değiştirmek ilk bakışta zararsız gözükebilir. Ancak bu konuda da dikkatli davranmak ve ucuz boyalardan kaçınmak doğru olur. Bu konuda iyi bir berbere danışmak sakın­calı bazı durumların ortaya çıkmasını engeller, örneğin berberiniz saç rengini değiştirdikten sonra perma yaptırmanı­za engel olacaktır.Saçları sık sık yıkamak ve hergün bigudi takmak doğru değildir. Saçlar beş altı günde bir yıkanabilir. Bigudi ise genel­likle saçı kırar, iyi’seçilmiş bir fırça ile saçları fırçalamak, onları temizler ve havalandırır. Eğer kötü bir fırça kullanır­sanız bu fırça saçları kırabilir. Aşırı saç dökülmesi halinde hemen bir doktora başvurmak yerinde olur. Tırnaklar da insanın sağlık durumu ile yakından ilgilidir. Tırnak kırılması özel bir yağ sayesinde engellenebilir. Eğer kı­rılma yine devam ediyorsa bir doktora başvurmak doğru olur. Tırnakları kesmektense törpülemek daha iyidir. Ayrı­ca tırnakları sık sık fırçalamak ve kenar­larını ponza taşı ile temizlemek şarttır. Böylelikle sigara içenler parmaklarının sararmasının önüne geçmiş olurlar. Cila çok düzgün sürülmelidir. Ojeli fakat çi­zik ve çatlak bir tırnak , öjesiz tırnaklardan daha kötü durur. Bütün bu dediklerimiz ayak parmakları için de ge­çerlidir. El ve ayak bakımını tamamla­mak için hergün ellere ve topuklara çok yağlı olmayan bir kremle masaj yapılma lıdır. Dirsekler de kuruma ve buruşma eğilimi gösterirler. Nemlendirici bir krem ve ponza taşıyla yapılacak masaj dirseklere tazeliklerini yeniden kazandı­rır.Genç kızın, gereksiz tüyleri alması ve deodoran kullanması da kaçınılmaz gereksinmeleridir.

  • Ergenlik Dönemi

    Ergenlik çağı bir bakıma nankör bir dönemdir. Bu çağda çocuk kendisini beceriksiz ve yeteneksiz sayar. Yüzü sivilce­lerle doludur. Aşırı şişmanlığa veya za­yıflığa yatkınlık gösterebilir. Giyim zevki ise henüz tam oluşmamıştır. Çocuğu bu bunalımlardan kurtarmak ve ; normal bir gelişim göstermesini sağlamak görevi anneye düşer. Çocuk zamanla bu dönemi atlatacak, kendini toparlayacak, durumuna ayak uyduracaktır.

    Gençlik Dönemi ve Kimlik Oluşumu

    a. Gençlik ve Ergenliğin Anlamı
    Birey, dünyaya gelişinden itibaren birtakım aşamalardan geçerek kimlik sahibi olur. İşte, bu aşamalar içinde, bireyin hayatını büyük ölçüde belirlemesi açısından önemli bir dönem vardır: Ergenlik dönemi
    Gençlik dönemi olarak da adlandırılan bu dönem, buluğ çağı ile yetişkinlik çağı arasındadır. Kız ve erkek çocuklarında farklı olmakla beraber, genellikle 12’den 22 yaşına kadar sürer.

    b. Gelişimsel ödevler
    Gençlik çağı, anlaşılabileceği gibi, yetişkinliğe hazırlanmak açısından önemlidir. Bu dönem, bir “değişme çağı” özelliği taşır.

    Bu dönemde, gencin başarılı olabilmesi için, yapması gereken işler, alması gereken kararlar, öğrenmesi gereken şeyler, edinilmesi gereken beceriler vb. şeyler vardır. İşte bunlara gelişimsel ödevler denir. (Aslında, bu tür ödevler hayatın her aşamasında söz konusudur.)

    Bu ödevleri başarıyla yerine getiren genç, artık akranları arasında yerini alır, sosyal ilişkilere girer, cinsel kimliğini ve rolünü bilir. Giderek topluma uyum sağlar ve bir dünya görüşüne sahip olur. O artık, kendine Özgü davranışları olan kimlik sahibi bir bireydir.

    c. Geçiş Dönemi Olarak Ergenlik
    Ergenlik dönemi, daha önce vurgulandığı gibi. çocukluktan yetişkinliğe geçişi hazırlayan bir ara dönemdir.
    Bu dönemde, genç, fizyolojik, ruhsal ve sosyal birtakım değişiklikler yaşar. Herbîriniz bu değişiklikleri kendi hayatınızda gözlemleyebilirsiniz. Kimileri, yaşanan sorunlar ve değişikliklerden ötürü, bu dönemi bir” fırtına ve gerginlik evresi”, “deli fişek bir çağ” olarak tanımlarlar. Oysa, yapılan araştırmalar göstermiştir ki bu dönem, sanıldığı gibi bir kriz dönemi değildir.

    d. Kimlik Kavramı ve Kimlik Oluşumu

    Çocukların önünde “ilk örnekler” anne – babalarıdır. Kız çocuk annesini, erkek çocuk babasını taklit eder, onun yargılarını ve davranışlarını benimser. Başka deyişle, çocuklar, bu dönemde anne – babayla özdeşim kurarlar.
    Ergenlik döneminde durum değişir. Genç, anne – babasında hoşlanmadığı bazı özellikler görür; dışa yönelir. Daha olumlu ve güçlü kişiler arar. Sporcu, sanatçı, yazar vb. tiplere İlgi duyar. Onlar içinden bir örnek seçer. Sonra onu da değiştirir, yeni bir örnekle özdeşim kurar. Yalnız, bir süre sonra, genç, bu tipte de aradığını bulamadığı bilincine varır. İşte, genç için kimlik oluşumu, bu durumda yani özdeşimin bittiği yerde başlar.

    Kimlik oluşumu, sadece ne bir taklit olayı, ne özdeşîmlerin birbirine eklen­mesiyle oluşan bir bütün, ne de bir dönemde başlayıp biten bir oluşumdur. Aksi­ne, “hayat boyu devam eden bir süreç”tir.
    Kimlik oluşumu sürecinde, genç, kim olduğunu, neye yönelmesi ge­rektiğini, bu yönelişin gerekliğinin sebebini kavramış durumdadır. Başka deyişle, kendi ruhsal durumunu, aile ve çevre şartlarını tanır. Potansiyelini bilir. Yeteneği, bilgi ve becerilerine göre neler yapması gerektiğine karar verir. Karar­larını doğru verip vermediğine emin olur. Bir meslek icra eder. Hayatına birtakım değer yargıları ve dünya görüşü egemen olur. O, artık kendine özgü bir bi­reydir.

    e. Kimlik ve Ruh Sağlığı

    İnsanda oluşan kimlik duygusu, onu denetler, yargılar, davranışlarına yön verir. Bu bakımdan, o, tam bir “içsel güç”tür. Bu duyguya sahip olmayan, istikrarsızdır, davranışlarında bir tutarlılık ve süreklilik yoktur. Genellikle bocalama içindedir. Deyim yerindeyse, “pusulasız bir gemi” gibidir.

    Doğal olarak, bu tür bir kişinin ruh sağlığı da bozuktur. Bir fiziksel ve sos­yal çevre içinde yaşamasına rağmen, başkalarıyla ilişkilerinde sorunludur. Tam bir “kimlik kargaşası” içindedir. Yalnızlık çeker. Taşkm hareketlerde bulunur. Uygun olmayan kişilerle ilişkiye girer. Aile ve toplumun beklentilerine ters düşen davranışlar sergiler. Potansiyeline uygun olmayan işlerde çalışır vb.

    “Kimlik kargaşası” içindeki tipler, genellikle iki olumsuz yola girerler: Ya topluma ilgisiz gruplara katılır, ya da çeteler şeklinde beliren başkaldırıcı örgütlere girerler.
    “Kimlik bunalımı”ise, gencin, kimlik duygusu kazanabilmek için yaşadığı bir mücadele sürecidir. Bu mücadele, genellikle ergenlik döneminde yaşanır. Görüldüğü gibi, gencin kimlik duygusu ile ruh sağlığı arasında doğrudan bir ilişki vardır.

  • ÇOCUKLUK

    ÇOCUKLUK

    Bir bebeğin veya çocuğun derisi çok du­yarlı olur. Deri gereken özeni görmezse bir daha düzelemeyecek kadar tahrip olabilir. Çocuğun yüzü hiç bir zaman adi sabun ile yıkanmamalıdır. Günlük bakım için özel çocuk sabunlarına baş­vurulmalıdır. Çocuk bu sabunla yıkan­dıktan daha sonra özel bir süt veya ba­dem yağı ile deri yumuşatılmalıdır. Bu dönemde saçlarda zayıftır. Haftada en az bir kere saçlar şampuanla yıkan­malıdır. Şampuanın cinsi de üstünde durulması gereken bir noktadır. Bebek­ler için hazırlanmış bebe şampuanları vardır.Küçük kızların uzun saçları da özel bir bakımı gerektirir. Domuz kılından bir fır çanın yardımı ile sabah akşam belli bir süre saçları fırçalama bakıma büyük kat kıda bulunur. Geceleri ise saçlar mutla­ka çözülmüş olarak yatılmalıdır. Bigudi, permanant ve renk açıcı madde­ler kesinlikle kaçınılması gereken yön­temlerdir. Ihlamur kürleri saça parlaklık verir. Limon suyu ise saçı yumuşatır. Saç uçlarının kırılması da önemlidir. Bu nu önlemek için saçlar zaman zaman bir santimetre kadar kesilmeli veya yakıl malıdır.Bir çocuk saçlarını fırçalayıp temizleme yi mümkün olduğu kadar erken öğren­melidir. Aynı zamanda el ve ayak temiz liginin gerekliliğini de kavramalıdır. Tır­nakları kesmektense törpülemeye alış­ması doğru olur. Tırnak dibi derilerini de dibe itmek gerekir. Düzenli tırnak ba kımına alışmış ergenlik çağında bir kız, tırnaklarına renksiz veya renkli bir cila sürmeyi muhakkak deneyecektir. Eğer çocuk ayak bakımının genel kural­larına uyuyorsa sandalet giyebilir. Düztabanlık eğilimi bir çok çocukta görülür. Başlangıçta bu kusur büyük ak­saklıklara ya da rahatsızlıklara yol aç­maz.
    Ancak düztabanlık giderek rahat yürü­meyi engeller; dizler birbirine çok yakla şır ve sırt kamburlaşır; böylelikle gövde uyumunu kaybeder ve çirkinleşir. Ayrı-ca belkemiği de bu durumdan etkilenir. Birkaç yıl süreyle ortopedik ayakkabıla­rın giyilmesi düztabanlığı hemen he­men tamamen giderebilir. Ayrıca sık sık ayakların ucuna basarak yürümek de düztabanlığın düzelmesi konusunda iyi sonuçlar verir.
    Gülmek kadının en önemli silahlarından biridir. Fakat rahatlıkla gülümseyebilmek için dişlerin güzelliğinden emin ol­mak gerekir. Dişlerin beyazlığı onları günde iki kere ve genellikle yemekler­den sonra fırçalamakla sağlanabilir. Diş ler çocukluk döneminde herhangi bir soruna yol açmasalar bile çok kolay çürüyebilirler. Bu yüzden ufak çocukla­rı’yılda en az iki kez diş doktoruna götürmek gerekir. Süt dişlerinin nasıl ol­sa değişecekleri gerekçesi ile bakıma ih­tiyaç göstermedikleri sanılır. Bu çok yan lış bir düşüncedir. Çürüyüp vaktinden önce düşen süt dişleri diş etlerini de bo­zar. Diş etlerindeki aksaklık çocuğun ye ni dişlerinin zor ve çarpık çıkmasına yol açar. Oldukça yaygın olan bu tür çarpık lıklar günümüzde kolayca giderilmekte­dir. Gerçekten de bu çocukların dişleri­ne bir iki yıl süreyle takılan özel bir alet, çarpıklığı gidermektedir. Göz kayması bazen üç yaşından önce de görülürse de, genellikle üç-dört yaş­lar arasında meydana çıkar. Çocuğun şaşılığa yatkınlığı derhal doktor müdaha leşini gerektirir. Çünkü şaşılık çirkinliğe yol açtıktan başka, bir görme bozuklu­ğunun da belirtisidir. Göz jimnastiği yapmak veya gözlük takmak başlangıç halindeki şaşılığı önleyebilir. Tedavide geç kalınırsa bakım daha uzun zaman is teyebilir. Çocuklar genellikle büyükle­rin aksine gözlük takmaktan hoşlanırlar. Göz jimnastiği de çekici bir hale getirile bilir. Göz bozukluklarının çocukların okulda başarısız olmalarına yol açtıkları hatırdan çıkarılmamalı ve bu nedenle hemen doktora başvurmalıdır. Bu çeşit rahatsızlıklar çocuğa okurken ve yazı yazarken biçimsiz bir şekilde oturma alışkanlığı kazandırır. Bu da ço­cuğun belkemiği yapısını düze!memek: üzere bozabilir

  • YAŞ VE GÜZELLİK

    YAŞ VE GÜZELLİK

    Güzel gözükmek için belli bir yaş yok­tur. Her yaşın kendisine göre bir çekiciliği vardır. Hatta, güzelleşmeye çalışmak için hiç bir yaşın geç sayılmadığını da ekleyelim.Güzel kalmak bir görev sayılabilir. Bu gereksinme hem kendimiz hem de çevremizdekiler açısından geçerlidir. Bu konuda yaşın hiç bir önemi yoktur, önem­li olan güzel olduğuna insanın önce ken dişinin inanmasıdır. Böylesine bir inan­cı gurura bağlamak yanlış bir değerlen­dirme olur. Güzellik duygusunun oluşu­mu kadın yaşantısının ilk döneminde başlar. İşte bu yüzden çocuğun aynada kendisini uzun uzun seyretmesine engel olmamak gerekir. Aynı şekilde ona vücu­dunun güzelliğine katkısı olmadığı kanı­sını da kazandırmamalıdır. Çocuğu mad­di güzelliğin gereksizliğine inandırmaya çalışmak hatalı bir davranıştır. Aksine ki­şiliklerini kazanmaları ve seçme zevkle­rinin gelişmesi için çocuklara bu konu­da yardım etmek gerekir. Saç biçimini değiştirmek veya yeni giysiler istemek özellikle bir kız çocuğunun en doğal hakkıdır. Ana babanın bu istekleri anlayışla karşılayıp, ölçülü bir biçimde yeri­ne getirmesi gerekir. Kişiliğin gelişiminde dış görünüşün öne­mi çocuğa anlatılmalıdır. Çocuk ancak o zaman vücudunun ve yüzünün bakı­mına gereken özeni gösterebilir. Gerçek ten de gençlik ve güzellik temizliğin ve sağlığın simgeleridir. Güzellik bazı du­rumlarda doğuştan kazanılmış bir ni­teliktir. Fakat sonradan elde edilebilme­si hiç de olanaksız değildir. Her iki hal­de de bakım çok büyük önem taşır.

  • HER YERDE GEÇERLİ MAKYAJ

    HER YERDE GEÇERLİ MAKYAJ

    Kullanacağınız farın rengine dikkat edin. Rastgele bir far seçmeyin. Makya­jınızın hem sabah güneşi ile hem öğle güneşi ile, hem de elektrik ışığı ile karşı­laşacağını unutmayın. Ne çok açık, ne de çok parlak yumujak tonları seçin. Çok koyu tonlar gündüz, çok açık tonlar ise gece kötü durur. Neonla yapılan ay­dınlatma makyajı donuklaştırır, açık sa­rıyı yeşile dönüştürür. Açık pembe veya altın renkli fondötenler pembe pudralar la her yerde geçerlidir. Gözkapaklarınıza ve kirpiklerinize çok az far sürün. Gün ışığı aşırı farlı gözlere donuk bir bakış verir. Farkında olmadan elinizi her gözünüze götürüşünüzde makyajınızı biraz dağıtmış olursunuz. Biraz vazelinle kirpiklerinizi parlatın. Düzgün durmaları için kaşlarınızı özen­le fırçalayın. Sabah kahvaltısından son-ra yanaklara ruju bir fırça ile dağıtın. Dudaklarınızı ruj sürmeden önce biraz pudralayın.

  • ÇALIŞMA ZAMANI

    ÇALIŞMA ZAMANI

    Çalışma hayatının kadının vücudunu ve sinir sistemini yormaması gerekir. İşini­zin başınızdan aşkın olduğu zamanlar­da da birkaç dakikalık bir dinlenmenin çalışmanızı kolaylaştıracağını unutma­yın, öğle tatilinde hemen kantine, veya lokantaya koşmayın; daha önce biraz dinlenin mümkünse kısa bir yürüyüş ya­pın. Bu dinlenme sakin yemek yemenizi ve kolay sindirmenizi sağlayacaktır. Mideye oturmayacak hafif bir şeyler yi­yin. Fakat sandviçle karnınızı doyurma­yın; çünkü hem besleyici değildir hem de ağırdır. Bunun yerine katı bir yumur­ta, biraz salam, bir parça peynir veya meyve tercih edilmelidir. Öğle tatiliniz uzunsa kalan zamanınızda berbere gi­debilirsiniz. Böylece hem dinlenmiş hem de görünüşünüzü düzeltmiş olursu nuz. İkindi vakti acıkırsanız bir meyve veya birkaç bisküit yiyin. Akşam eve dönmeden bir yere gitmek zorundaysanız makyajınızı silin ve biraz dolaşın. İş yeriniz kapanıyorsa makyajı­nızı bir pastanenin tuvaletinde veya ya­kında oturan bir arkadaşınızın evinde tazeleyebilirsiniz. Akşam için kocanızveya arkadaşlarınızla buluşmadan önce bol şekerli bir çay ya da bir kahve için. Bu size enerji kazandıracaktır, iş yerinizde aşırı makyaj iyi durmaz, bundan çevrenizdekiler rahatsız olabilir ler. Ayrıca kalın ve renkli bir makyaj ça­buk bozulur. Böylece güzelleşmeye ça­lışırken güzelliğinizi yitirme tehlikesiyle karşılaşırsınız.

  • ÇALIŞAN KADINLAR

    ÇALIŞAN KADINLAR

    Çalışan kadınların sayısı her geçen gün artmaktadır. Çalışmak bir kadının güzel görünmesine engel olmamalıdır. İş haya tının kadına kendi bakımı için çok az bir zaman bıraktığı doğrudur. Hatta çalışan kadınların bazen gece iş giysisi ve mak­yajı ile dışarı çıkmaları gerekebilir. İşte bu yüzden çalışan kadınların yorgunluk larını gizleyebilmeleri çok önemlidir. Bu nedenle seçecekleri makyajın ve giy­sinin günün her saatine ve her yere uya-bilmesi de zorunludur. Böylece sabah erkenden evden çıkıp, gece geç saatte dönmenin bir kadının dış görünüşünde meydana getirebileceği sakıncalar gide­rilmiş olur.

  • DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN BİR NOKTA

    Boynu uzun süre güneşte tutmak zarar­lıdır. Uzun bir güneş banyosu yapmak zorundaysanız boyun derisini güneşten koruyacak bir krem kullanmanız ve gere kirşe güneş banyosu boyunca bunu bir­kaç kez sürmeniz doğru olur.