HEMOTORAKS. Göğüs duvarıyla akciğerler arasındaki boşluk olan plevra boşluğunda kan bulunmasıdır.
Nedeni: Delici yaralar, habis tümörler, ender olarak kan kanseridir. Göğüs duvarını kaplayan plevra zarıyla, akciğeri örten plevra zarı arasında oluşmuş yapışıklıkların yırtılması sonucu, kendiliğinden de ortaya çıkabilir. Belirtileri: Hemotoraks, bir yaralanma sonucu oluşmuşsa, ağrı, şok, solunum darlığı, göğüs duvarındaki yaranın büyüklüğü ve ağırlığından beklenmeyecek kadar fazladır. Kanamanın şiddetine göre, belirtilerin ortaya çıkması, yavaş ya da süratli olur ve yavaş oluşan bir hemotoraks’ta, hastada, artan ağrı ve solunum darlığı ile birlikte, ateş ve hızlanan nabız da görülür. Kanın diyaframı tahriş etmesi halinde, karnın üst bölümünde ağrı olabilir.
Tedavi: Fazla kan kaybında, kan nakli gerekir ve göğüsteki kan, geniş delikli bir iğneyle, yerel anestezi yardımıyla çekilir. Kanamanın durmadığı hallerde, bir göğüs cerrahının, göğsü açıp, kanayan noktaları bularak kanamayı durdurması gerekir.
Yazar: 13eta
-
HEMOTORAKS
-
HEMOGLOBİNÜRİ
HEMOGLOBİNÜRİ. Serbest hemoglobin, böbreklerden süzülüp, idrara karışarak, idrar rengini koyu kırmızı yapar. Kan dolaşımında bu renk maddesinin serbest olarak bulunma nedeni, kırmızı kürelerin yıkılmış olmasıdır (hemoliz). Hemoliz, arsin, potasyum klorat, kinin gibi kimyasal maddelerden, san humma, sıtma (karasu humması) gibi bazı enfeksiyonlardan, ya da ileri derece yanıklar ve ezilme gibi travmalar sonucu oluşabilir. Bazen, normal kişilerde, soğuktan ya da şiddetli kas faaliyetlerinden sonra, hemoglobinüri krizleri görülebilir. Ayrıca, “paroksismal gece hemoglobinü-risi” denen ve geceleri oluşan hemoliz olayı sonucu, sabahlan koyu renk idrar çıkmasıyla beliren bir durum da vardır. Bu seyrek görülen hastalığın nedeni, dolaşımdaki kırmızı kürelerin bir bozukluğu olup, bu gibi kişilerde kansızlık görülür.
-
HEMOFİLİ
HEMOFİLİ. Kan pıhtılaşma mekanizmasının bozuk olduğu bir kan hastalığıdır. Hemofili, kalıtsal olup, kadınlarca taşınır, hastalık ise sadece erkeklerde belirir. Geçmişte, kral ailelerinde görüldüğünden, “asil hastalık” diye de adlandırılmıştır. Kraliçe Viktorya bir taşıyıcıydı ve bu niteliği, Rus Çariçesi olan kızma aktardığından, Rus veliahtında hastalık belirdi ve bu olayın yankıları, Rusya sınırlarını aştı. Habsburg sülâlesinde de hemofili görülmüştür. Nedeni: Plazma trdmboplastisinin yapımıyla ilgili faktörlerden biri {bkz. Kan Pıhtılaşması) eksik olduğundan, protrom-binin trombine dönüşmesi gecikmekte ve fibrin yapımı yetersiz olmaktadır. Belirtileri: Hastaların çoğunda hastalık şiddetli değildir ve durum ancak, diş çekilmesinde ya da cerrahî bir müdahalede, kanın yavaş pıhtılaştığımn ve kanamanın aşırı olduğunun görülmesiyle anlaşılır. Ağır vakalarda, özellikle büyük eklemlerin içine, nedensiz kanamalar olur ve zamanla eklem şekilsizle-şip, görevini yapamaz hale gelir, çevresindeki kaslarda atrofi (bkz.) görülür.
Buna benzer kanamalar, böbrek gibi yumuşak dokuların içine de olabilir ve burada, idrara pıhtıların geçmesiyle kolik tipi ağrılar belirir. Yaş ilerledikçe, kanama azalır. Kanama, ilk olarak çocuğun emeklemeye ve yürümeye başladığı zaman görülür ve tamamen normal dönem arasında beliren krizler halindedir.
Tedavi: Hafif vakalarda, kazalardan sakınma önlemleri dışında, tedavi gerekmez. Cerrahî bir müdahale ya da diş çekilmesi öncesi, dikkatli bir kan muayenesi gereklidir. Ağır vakalarda ise, tekrarlayan kanamalar çocuğun eğitimini, sosyal hayatını ve çalışmasını engelleyici niteliktedir. Teşhis konduğunda, en uygun davranış, hastanın özel hemofili araştırma ve tedavisinin yapıldığı merkezlere yollanmasıdır. Ağır bir hasta, büyük bir dikkatle, normale yakın bir yaşam sürdürebilir. -

HEMİPLEJİ
Hemipleji (Yarı Felç)
Felç, beyin damarlarının bir nedenle beyne giden kanı kesmesi veya azaltması durumudur. Halk arasında ‘beyin damar tıkanması’ olarak da bilinen bu durum, bir beyin damarı rahatsızlığıdır. Ancak tüm vücut beyin tarafından kontrol edildiği için beyinde meydana gelebilecek bu türlü bir rahatsızlık, vücudun da işlevlerini geçici olarak veya kalıcı olarak durdurmasına sebep olur. Bu durdurma eğer lokal ise, yani vücudun bir bölgesini kapsıyor ise, buna hemipleji, yani yarı felç denir. Örneğin vücudun ortadan itibaren sağ kısmı veya sol kısmı idare edilemez hale gelebilir.
Peki, felç ne denli ciddi bir rahatsızlıktır?
Öncelikle beyni ilgilendiren her türlü rahatsızlığın oldukça ciddi olduğu unutulmamalıdır. Felç de beyin damarının tıkanması sonucu oluştuğuna göre elbette tüm vücudun kontrolünü ilgilendirmektedir. Basit bir şekilde atlatılabilecek felç sorunları dahi doktor yardımına
başvurulmazsa büyük sorunlar doğurur. Dünyada felç geçiren hastaların neredeyse ¼’ünün hayatını kaybettiği, hayatta kalanların ise yarısının kalıcı sorunlar yaşadığı düşünülecek olursa, felcin ne denli riskli olduğu anlaşılabilir. Kalıcı hasarların sıkça görüldüğü hemipleji (yarı felç) durumunda da fizyoterapistlerle çeşitli tedavi yöntemleri uygulamak, hastaların vücutlarının felç olan kısmını kullanmaya başlayabilmesi için iyi olacaktır.Dikkat Edilmesi Gerekenler
Özellikle damar tıkanıklığına sebep olan her türlü etkenden uzak durmak iyi olacaktır. Ayrıca sigara kullanmamak, aşırı alkol tüketmemek ve uyuşturucuyla katiyen mesafeli olmak şarttır. Doğal yaşamaya çalışmak da felcin bedenden uzak durması için etkili bir yöntemdir.
-
HEMAKROMATOZ
HEMAKROMATOZ. Bronz diyabet de denen bu durum, demir metabolizması bozukluğuna bağlı bir kalıtsal hastalıktır: Demir pigmenti (renk maddesi) olan hemosiderin, deride ve vücudun diğer bölgelerinde birikir ve derinin rengi koyulaşır. Bu, erkekte görülen bir hastalıktır. Nedeni: Kanda artmış olan demir, kahverengi hemosiderin tanecikleri halinde, karaciğer, dalak, kalp, erbezi ve deride birikir. Bu organlarda pigmentin varlığı, fibrozis’e (bkz.) yol açar. Belirtileri: En belirli değişiklik, deri renginin koyulaşmasıdır, fakat hasta ayrıca, yorgunluk, bitkinlik duyar. Er-bezleri büzülebilir ve memeler büyüyebilir. Hastalık ilerledikçe, pankreas’ta olan yıkım, diabetes mellitus’a (şekerli diyabete, bkz.) yol açar. Kalp kasının yıkımı, kalp yetmezliği belirtilerini doğurabilir. Tedavi: Diyabet ve kalp yetmezliği görüldüğü takdirde, gereken tedavi uygulanır. Kandaki anormal demir düzeyi- ni düşürmek amacıyla, hastadan, belirli aralarla, yarım litre kadar kan alınabilir.
-

Hazımsızlık
HAZIMSIZLIK (Dispepsi):
Bu kelime, sindirim olayı sırasında duyulan rahatsızlık anlamına gelir. Bu rahatsızlığın nedenleri çeşitlidir:
- a) Başka bir olayla ilgili olmaksızın sindirim güçlüğü (fonksiyonel hazımsızlık)-,
- b) Mide ya da duo-denumdaki organik değişiklikler (yara gibi),
- c) Barsak hastalığı,
- d) Sinirsel şikâyetler,
- e) Geçici şikâyetler.
Sık sık sindirim rahatsızlığı geçirenle, bir gece önce fazla yemiş içmiş olan veya hafif bir enfeksiyonu olanları ayırt etmek önemlidir. Fazla yemek içmekten ötürü olan rahatsızlıkta, yalnız biraz alkali almak, durumu geçiştirebilir. Sık tekrarlayan sindirim güçlüklerinde ise, daha etraflı araştırma yapmak gerekir. Rahatsızlık bölgesinin tam saptanması da önemlidir, çünkü sindirim zorluğu vakalarının önemli bir bölümü de barsak hastalıklarına bağlıdır. (Fazla müshil kullanmak, sübakut apandisit, kolit gibi). Bu gibi barsak hastalıklarını, alkali ile gidermek olanaksızdır, çünkü burada, fazla asidite söz konusu değildir. Mide ya da duodenum hastalıklarında, günün belirli bir saatinde (genellikle yemeklerden 1,5-2 saat sonra) ve aynı yerde, genellikle karın üst sağ yarısında ağrının duyulması tipiktir. Bu ağrı, biraz daha yemek yemek veya alkali almakla giderilebilir. Sinirsel dispepsi’de, gazlı mide, geğirme zorunluğu gibi, sinirsel şikâyetler vardır (ve genellikle, hastanın şikâyetlerini abarttığı oranda durumu hafiftir).
Karın ağrısının nedenini araştırmak önemlidir. Bunun için, bu ağrının önce, olup olmadığı, düzgün aralıklarla gelip gelmediği, basit ilaçlarla geçip geçmediği, “gaz” veya “garip bazı rahatsızlıkla” birlikte bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Belirtiler özel oldukları oranda, gerçek hastalığın varlığı anlaşılır. Örneğin, bir hasta, tam göbeğinin üzerinde bir ağrı duyduğundan; bu ağrının akşam üstleri saat beşte geldiğinden söz ederse, gerçek bir hastalığın olduğuna inanılabilir. Buna karşılık, bir hastada, “bütün karın bölgesinde”, ‘dayanılmaz bir ağrı’ varsa ve bu ağrı ‘devamlı‘ ise, burada abartma faktörü vardır, denebilir.
Organik hastalığı olan kişiler, belirtilerini anlatırken sakindirler, belirtileri özgüldür, yalnız “garip bazı duygular” değildir ve bu belirtilerin “gaz” gibi nörotik diğer semptomlarla ilgisi yoktur. Duodenum ülserine daha fazla 30-40 yaşlarındaki erkeklerde rastlanır. Bu ülser, genellikle sağlıklı ve belirli bir tipi olan kişilerde daha çok görülür. Bu kişiler, ince yapılı, açlık duyan, çok çalışan kişilerdir. Mide ülseri olanlar ise, zayıf, daha yaşlı, bronşitli, iştahı az, mide asidi çok eksik (fazla değil!) kişilerdir. Gerçek şudur ki, bazı kişiler, çiğnese de, çiğnemese de her şeyi sindirebilir, diğerleri de ne yerlerse yesinler, sindirim güçlüğü çekerler, bkz. Mide Hastalıkları, Sindirim Sistemi, Ülseratif Kolit.
-
Hava Yutma
Hava Yutma Nedir? (Aerofaji).
Nörotik (asabî) bünyelilerde, genellikle farkına varılmadan, hava yutulmasına verilen addır. Bu durum, mide şişkinliğine yol açar. Dişler arasına bir mantar sıkıştır- manın durumu düzeltmekte etkili olduğu iddia edilir
Hava yutma havanın mideye aşırı olarak gitmesi durumudur ve hemen hemen herkesin günlük yaşamda karşılaştığı bir durumdur. Rahatsızlığa neden olan hava yutulması genelde besin alınırken karşılaşılan bir durum olmakla birlikte besin alımı dışında da soluk alıp verirken mide ağzının fazla açılmasından da kaynaklanabilmektedir. Bu gibi durumlar karşısında insanlar geğirme yoluyla fazla olan havayı atmaya çalışırlar. Hava yutma diğer hastalık türlerinin yanında daha hafif bir hastalık türü olmakla birlikte insan yaşamını aşırı derecede çok olumsuz yönde etkilemez.
Hava Yutmanın Nedenleri Nelerdir?
Hava yutmanın birçok nedeni vardır. Tedavi yöntemleri ise ancak doktorun vereceği tavsiye üzerine sağlık koruma perhizi uygulamaktır. Bu konu hakkında gerekli olan ayrıntılı bilgi yazının devamında da verilmiştir.
Hava yutmanın nedenlerini daha belirgin bir şekilde sıralayacak olursak;
-Kötü beslenme alışkanlığı ( Büyük lokma yutmak, yeteri kadar çiğnememek vb.)
-Çok ve hızlı bir şekilde yemek yemek
– Stres ve sinir halleri
Tedavisi
Hava yutmanın çok belirgin bir tedavisi olmamakla birlikte insanlar çareyi geğirmekte bulmaktadırlar. Bunun dışında doktorun yazacağı gaz giderici hap kullanmak, yiyecek ve içecekleri yavaş bir şekilde tüketmek, lokmaları büyük yutmayıp bol çiğnemek, yemekler arasında sakız çiğnememek, tütün ve benzeri maddeleri kullanmamak, yemek aralarında sıvı tüketimi yapmamak ve özellikle gazlı içeceklerden sakınmanın yanında sinir ve stres yapıcı şeylerden uzak durmak da tedavi yöntemlerinden biridir.
-
HAVA YOLCULUĞU
HAVA YOLCULUĞU. Hava yolculuğuna çıkacak kişi, direncinden şüphe et-mekteyse, doktor kontroluna başvurmalıdır. Uçakla yolculuk yapmaması gerekenlerin sayısı çok azdır: Aktif verem, yakında geçirilmiş enfarktüs, ağır anemi dışındaki hallerde, uçak yolculuğunu önleyen bir durum pek düşünülemez. Bununla birlikte, bir karın ameliyatını izleyen iki hafta içinde yolculuk etmek, veya göz küresini ilgilendiren herhangi bir ameliyattan hemen sonra uçağa binmek, bulaşıcı mikroplu hastalık sırasında yolculuk yapılması salık verilmez. Ayrıca, saralı ve şeker hastalıklı kişilerin durumlarının, yolculuktan önce kontrol altına alınmış olması gerekir. Şiddetli soğuk algınlığı geçirmekte olanlar ise, yanlarına etkili burun damlası almalıdırlar, çünkü uçakta hissedilebilecek az bir basınç değişikliği dahi kulak veya sinüslerin ağrılı tıkanıklıklarına yol açabilir.
-
HASTANE
HASTANE. Hastaların kabul ve tedavi edildikleri yerdir. Kelimenin kökü, Latince hospitalis’tir ki, ev sahibi ile konuğa ilişkin bir anlamı vardır ve günümüzde, anlamı değiştiği halde, otel kelimesi de aynı kökten türemiştir. M.Ö. 4000 yıllarında, Mısır’da, tapmaklara bağlı bir tür hastaneler vardı ve burada hastalar, tanrılardan yardım beklemek için yatarlardı. “Tıbbın babası” kabul edilen Hipokrat’la (M.Ö. 370’te ölmüştür) ilgili olan, İstanköy’deki Aesculapius (Eskülap) tapınağı ise, aynı ilkeye dayandığı halde, Hipokrat’ın tıbba getirdiği yeni anlayıştan ötürü, değişik nitelikteydi. Doğu’da, Hint hükümdarı Asoka, Su-rat’ta bir hastane kurmuş ve Abbasi Halifesi Harun-el-Reşit de (ölümü 809) Bağdat’ta birkaç hastane açmıştır. Selçuklular ve Osmanlılar da çeşitli hastaneler kurmuşlar, bunlar ortaçağ ve rönesans Avrupasmı etkilemiştir. XIX. yüzyıldan itibaren hastane anlayışı çok değişmiştir. Günümüzün anlayışına uygun hastanecili-ğin gerçekleşmesine yol açan olaylar şunlardır: a) Anestezik maddelerin bulunması (bkz.): Bu sayede, kanlı, ıstıraplı ve doğal olarak kısa olması gereken, son çare diye başvurulan ameliyatların yerini, modern cerrahi aldı. b) Sepsis tehlikesini azaltan ve Lister tarafından, 1865’te ortaya atılan, antisepsi tekniği, c) Hemşirelik ve yardımcı tıbbi personelin yetişmesi, d) Gelişmiş hasta bakım teknolojisi.
-
HARDAL
HARDAL. Brassica nigra ve Brassica alba’mn uçucu yağlar kapsayan tohumlarından elde edilen bir maddedir. Özel tadı ve uyarıcılığından, deri ve dilde, karşı tahriş olayında yararlanılır.
HARDAL GAZI. I. Dünya Savaşı’nda, kükürtlü hardal, zehirli bir gaz olarak kullanılmaktaydı. 20 yıl sonra, hardalın azotlu türevlerinin kanser tedavisinde kullanılabileceği anlaşıldı. Bu maddenin hücrelere etkisi, iyonlaştırıcı ışınlardakini (bkz.) andırır ve kromozomlara (bkz.) etki yaparak kanserin en önemli özelliği olan düzensiz hücresel büyümeyi durdurur. Günümüzde, hardal türevleri ışın tedavisi (bkz.) ve cerrahî ile bir arada, çeşitli habis hastalıkların tedavisinde kullanılan sitotoksik ilaçlardandır. HARMİN. Hallüsinasyonlar meydana getirme özelliği taşıyan ve Güney Amerika’da yetişen bazı bitkilerden elde olunan bir alkaloid. -
HALÜSİNASYON
(Sanrı). Halüsinas-yonlar, illüzyon ya da delüzyon’lavla karıştırılmamalıdır. İllüzyon, algılama duyusu bozukluğudur: Kişi, gerçekte olan bir şeyi yanlış yorumlar (örneğin, kapıya asılı bir bez parçasını hortlak sanır). Delüzyonda ise, kişiye özgü, başkalarınca kabul edilmeyen bir inanç vardır: Örneğin, kişi kendini Napolyon sanır. Halüsinasyon, yanlış duyu varlığıdır: Kişi, başkalarının ortada bulunmadığını iddia ettiği bir şeyi algılar, illüzyonda olduğu gibi, var olan bir şeyi yanlış yo-rumlamaz. Halüsinasyon, genellikle de-lüzyonlarla desteklenir ve aslında, bir delüzyonun, bir halüsinasyonu doğurduğu, yani kişinin hissetmek istediği şeyi duyduğu söylenebilir. Görme, işitme, koku, ya da dokunma halüsinasyonları vardır: İşitme veya koku ile ilgili olanların genellikle tamamen psikolojik olduğu; görme, dokunma ile ilgili olanların ise, organik bir temele dayanabileceği söylenebilir. Genellikle, halüsinasyonlar, akıl hastalığının belirtisi olarak kabul edilir. Oysa, isterideki trans durumları, bazı ilaçlar, alkol (özellikle delirium tremens’ teki görme halüsinasyonları), beyin hastalığı, medyum ve büyücülerin transları ve dinsel nedenle kendinden geçmede de halüsinasyonlar ortaya çıkabilir. Şizofreni, işitme halüsinasyonlarmın görüldüğü klasik nedendir, ama herhangi bir psikolojik ya da organik hastalık olmaksızın, buna benzer hallere, dine çok bağlı kişilerde de rastlanabilir. Bununla birlikte, bu son iddia, günümüzün maddeye dayanan rasyonalist kültüründe, kabul edilmemektedir. Halüsinasyonlann de- ğerlendirilmesinde göz önünde tutulacak noktalar: a) Kişinin normal inançlarının niteliği ve kültür düzeyi; b) Kişinin tüm davranış şeklidir, bkz. Akıl Hastalığı.
-
Hafıza Kaybı
HAFIZA KAYBI. Belleğin kısmen veya tamamen kaybolması. (Belleğin tamamen kaybolması pek düşünülemez, çünkü bellek olmadan hiçbir zihinsel fonksiyon görülemez). En sık rastlanan biçimi, kelime veya adların unutulması olan, verbal amnezidir. İhtiyarlıkta ve beyin hücrelerini yıkan direkt hastalıklar veya dolaylı olarak (örneğin, arterioskleroza bağlı olarak) beyin hücrelerinin kanlanmasının azaldığı hallerde, amnezinin değişik tip ve derecelerine rastlanır. Buna rağmen, bellek bozuklukları veya yitimlerinin çoğunluğunun nedeni, psikolojik olup, örnek olarak, anksiete nörozunda, kişinin kendi sorunlarıyla aşırı ilgilenmesi sonucu dikkat ve bunun sonucu bellek bozukluğu göstermesi veya histerideki dayanılmaz durumdan kaçma mekanizması olan gerçek amnezi gösterilebilir, bkz. Nöroz, Arter Hastalıkları.
Kaygının yoğun olduğu durumlarda kişilik çözülmeleri görülebilir. Kendi aralarında birlik oluşturabilen ruhsal etkinlikler, kişilik bütünlüğünden kopabilir veya böyle bir bütünlük oluşamazsa yokmuş gibi görünebilir. Bu durumda, kişilikte bir çözülme ortaya çıkar. Kişilik bütünlüğünün ve düzeninin bozulmasıyla hafıza kaybı (bellek yitimi – amnezi) veya çoklu kişilik görülebilir.
Bellek yitimi (hafıza kaybı – amnezi) çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilir. Yaşantının bir bölümünün veya tümünün unutulmasıdır. Unutulan bölüm yoğun kaygının, üzüntünün yaşandığı bir dönemdir. Yoğun suçluluk duygusu ve şok etkisi yaratan olaylara karşı savunma mekanizması olarak geliştirilmiştir. Birey adını, kimliğini, her şeyini unutmuş olabilir. Ama Kazandığı becerilerini unutmaz
Bazı durumlarda kaçışla birlikte görülür. Aşırı zorlanma içinde olan birey bulunduğu yerden de uzaklaşır. Tamamen bir boşluk içinde kalabilir. Bellek yitimi ile yaşanan olaylar tamamen unutulmaz, bilinçaltına itilmiştir. Hipnozla veya narkoz etkisiyle bilinç düzeyine çıkabilir.

Hava yutmanın birçok nedeni vardır. Tedavi yöntemleri ise ancak doktorun vereceği tavsiye üzerine sağlık koruma perhizi uygulamaktır. Bu konu hakkında gerekli olan ayrıntılı bilgi yazının devamında da verilmiştir.