Kadınlar Sitesi, Gebelik, hamilelik, doğum

Yazar: admin

  • Memelerimden Süt Geliyor, Ne Yapacağım?

    Memelerimden Süt Geliyor, Ne Yapacağım?

    26 yaşında, 1 çocuk annesiyim. Kızım 1 yaşına kadar meme emdi. Şu anda 2.5 yaşında. Son 1.5 yıldır memelerimden sürekli süt geliyor. Bu neden olabilir’

    CEVAP: Süt verme işlemi bittikten sonra da bir süre memelerden süte benzer bir sıvı gelmeye devam edebilir. Bu normal kabul edilir. Fakat bu süre uzarsa ayrıca adetlerde gecikmeler ve baş ağrısı gibi ilave şikayetler de görülürse o zaman birtakım incelemelere gerek olabilir. Beyinde hipofiz denen bir bez var. Buradan salgılanar hormonlar yumurtalıkların çalışmasını idare etmekte. Bu hormonlardan biri prolaktin. Eğer aşırı salgılanırsa memeden emzirme dönemi bitmesine rağmen süte benzer bir sıvı gelmeye başlar. Bu hormonun kandaki değerinin çok yükselmesi adetleri azaltır hatta tamamen durmasına neden olabiliir. Ayrıca gebelik zorlaşır. Eğer hipofiz bezi büyürse (Bazen içinde adenom dediğimiz iyi huylu urlar olabilir) baş ağrıları görülebilir. Sizin yapacağınız doktorunuzla görüşmek Doktorunuz gerekli görürse bu hormonun ölçülmesini ister ve sonuca göre gerekenleri yapar.

  • Adetlerim Çok Düzensiz

    Adetlerim Çok Düzensiz

    20 yaşındayım. Bundan 2 yıl önce doktora gittim. Adet düzensizliği için doktora gittim. Bana “Zayıflayacaksın” dedi. Ben zayıflayamadım (bkz zayıflama )ve adetlerim hâlâ düzensiz. Ne yapacağımı bilmiyorum. Bu durum bana ileride sorun yaratır mı?

    Yazınız çok aceleye gelmiş çünkü ne teşhis konulmuş onu bile yazmamışsınız. Sanırım size Polikistik över denmiştir. Bu hastalık hakkında birçok kereler bilgi vermeye çalışmıştım. Yumurtalıklarda hormon yapımındaki bozukluk sonucu erkeklik hormonu tipinde maddelerin salgılanması artar, yumurtalıklarda ovulasyon (yumurtlama) durur. Adet düzensizleşir ve daha çok arası açılır (2 ayda 3 ayda bir gibi).

    Şeker metabolizmasında bozukluk vardır. Hastanın kilosu artar ve kilo daha çok kalça ve bel bölgesinde toplanır, tüylerde artış vardır. İşte bu tablo tipik bir Polikistik över tablosudur. Hastanın hormonları incelenmeli, kilo vermesi için uğraşılmalı, şekerden uzak durmalı ve doktorun vereceği tedaviye kesinlikle uyulmalıdır. Eğer bunlar yapılmazsa, sizin tabirinizle ileride sorun yaratabilir. Bir kadın doğum uzmanına müracaat edin. Sevgiler.

    Şu Sayfalarımızı da İnceleyin:

    Adet Düzensizliği

    Adet Düzensizliği ve Polikistik Över

    Henüz Adet Görmedim

    Adet Söktürücü

    Ağrılı Adet Görme

  • Lida

    Lida

    Lida; Çin’ nin güneyinde yer alan Yunnan eyaletinde çok eski zamanlardan bu yana yetişen ve Çin’de yerel halk tarafından yüzyıllardır kullanılan mucizevi bitkilerin ekstrelenmesi sonucunda meydana getirilmiş natüral bir zayıflama üründür.

    Çinde çok eskiden bu yana daha çok yemeklerde olmak üzere dinç kalmak amacıyla farklı şekillerde işlenen bu doğa harikası bitkilerin, son derece güçlü bir etkisi vardır. Lida , şu an itibariyle doğu ülkelerinde ve Amerika’ da zayıflama ürünleri içinde en çok satan bitkisel besin ürünlerinden bir tanesidir.

    Yeri gelmişken hemen belirtelim ki Lida bir ilaç değildir. Turunç Çiçeği Ekstresi önde olmak üzere toplamda birbirinden farklı dokuz bitki ekstresi içeren yüzde yüz doğal bir besin takviyesidir diyebiliriz. Lida’nın en önemli özelliği, iştahı kesmesi ve tok tutmasıdır, hareketsizlik ve çok fazla gıda tüketimi neticesinde vücutta meydana gelen yağ birikiminin yakılmasına yardımcı olan son derece güvenli bir üründür. İçeriğinde kimyasal herhangi bir bileşim söz konusu değildir.

    Resmi üretici şirket bilgileri:

    Lida Yosun Kapsülünün üreticisi Çin’in Yunnan şehrinde faaliyetlerini sürdüren Kunming Dali Industry & Trade Co. Ltd. adlı bir firmadır.

    Lida Nasıl Kullanılır?

    Lida, hergün sabah iki su bardağı ılık su ile bir kapsül yutulur. Kapsül alındıktan yirmi otuz dak. sonra kahvaltı edilir. Lidayı kullandığınız sürece günlük en az 2 lt. su içmeniz gerekir.

    Not: Lida, rejim ve diyet desteği istemeden zayıflatabilen bir üründür. Lida kullanımı boyunca yeme düzeninin bilinçli olarak kontrol altında tutulması (rejim ve diyet programı ile kullanılmaz) sakıncalıdır.

    lidaLida mutlaka her sabah bir kapsül alınmalı ve yirmi – otuz dak. sonra yemede herhangi bir kısıtlama yapmadan ve doyana dek mutlaka kahvaltı yapılmalıdır. Ürünün kullanımı esnasında sabah kahvaltısının yapılmaması halinde halsizlik, mide bulantısı gibi yan etkiler görülmüştür.

    Lida’yı kullanmak isteyen kişilerin aşağıda maddeler halinde sıraladığımız uyarılara dikkat etmeleri gerekmektedir.

    * 19 yaşından küçük ya da altmış yaşını aşkın;
    * Üç Kg’ den az kilo fazlası bulunan;
    * Çok fazla sıvı tüketmesi sakıncalı olan;
    * Metabolizması çekirdekli ve kabuklu yemişler ya da içerikteki diğer bitkilere alerjik reaksiyon gösteren;
    * Gebelik yada emzirme döneminde olan; kimseler ile doktor kontrolünde ve tedavisi devam eden aşağıda saydığımız hastalıklara sahip kimseler;
    * Her çeşit kalp hastalığı;
    * Damar sistemindeki hastalıklar;
    * Hipertansiyon;
    * Migren;

    Lida nasıl bir etki gösterir ?

    Lida; içeriğindeki dokuz tür bitki ekstresiyle tok tutucu ve yeme alışkanlığını düzenleyebilen aynı zamanda su tüketimiyle biraber vücutta depolanmış yağların parçalanılarak yakılmasına yardımcı olan bir üründür.

    Ürünün etkisi, kullanıcıların kilo fazlası ve metabolizma hareketlerine göre farklılıklar gösterebilmektedir. Ürün, aylık dört on iki kilo arasında farklılık gösteren zayıflatıcı etkiye sahiptir. Kimi kullanıcılar ilk yedi günlük kullanımın akabinde fayda görebiliyor iken, bazı kullanıcılar otuz günlük dönemde ancak etki görebilmektedirler. Bu farklılığın nedeni elbette her kişinin metabolizmasının; sindirim, dolaşım ve boşaltım sisteminin aynı hızda çalışmaması ve herkesin bünyesinin farklı olmasıdır.

    Lida’ nın yan etkisi var mı ?

    Lida’yı daha önce kullanan kişilerde görülen ve çoğunlukla ilk beş – on günlük periyodda rahatsız edici olmamak şartıyla geçici ya da yanlış kullanım neticesinde ortaya çıkmış yan etkiler aşağıdaki gibidir.

    * Ağızda kuruluk
    * Baş dönmesi
    * Mide bulantısı
    * Hafif ve kısa süreli palpitasyon
    * Bağırsak tembelliği
    * Uykusuzluk

    Ağızda kuruluk dışında bu yan etkilerden herhangi birinin veya 1’den fazlasının rahatsız edici biçimde görülmesi halinde Lida’nın kullanımına ara veriniz.

    Orjinal Ambalajı Sahte Ambalajdan Nasıl Ayırırım?

    1. Paketin üzerinde bulunan filigranda kullanılan dalgalı desende küçük küçük karakterlerle sahteden korunma teknolojisi uygulanarak “KMDL” yazısı yalnızca sekiz büyütmeli büyüteçle okunabilir.
    2. Döndürüldüğünde renk değiştiren hologram vardır
    3. Işıksız mekanda renk mattır.
    4. Kutunun ön yüzünde, sağ üst köşesinde aslan figürü içeren bir hologram bulunur.
    5. Kutunun hologramı barındıran mat yüzünün soluna düşen yanakta, en üstte daire şekilli bir şekiller yumağının tam ortasında Kunming Dali logosu kabartmalı bir biçimde bulunur. Aynı yüz, üretim ve son kullanma tarihlerini ve ürün standartlık numarasını saklar.

    Orjinal İç Ambalajı Ayıran Nitelikler.

    1. Kapsüllerin içinde bulunduğu aleminyum folyo aydınlık mekanda öne ve arkaya eğildiğinde süper ince beyaz renkli çizgilerle yapılmış olan çiçek desenleri üzerine basılmış olan eflatun renkli, taramalı baskıların içindeki çince karakterler ile ihracatçı firmaya ait “KMDL” logosu bulunur.
    2. Kapsüller kapak kısmı koyu, gövde kısmıysa açık yeşil renktedir. İç ekstre rengi ise açık kahverengi bej renginde olmalıdır.
    3. Kapsül açılıp içeriğinin tadına bakılırsa, lezzeti son derece acıdır.
    4. Kapsül içeriği kahverengidir.

    Lida’ yı bırakınca tekrar kilo alır mıyım ?

    Her kullanıcıya ideal kilosuna kavuştuktan sonraki evre için bir kutu ekstra (30 günlük kür) kullanım tavsiye edilmektedir. Formunu yakalamış olan kişiler, Lidanın kullanımını aşağıdaki biçimde bırakmalıdır.

    Form sağlandıktan sonra ekstra 1 kutu;

    * İlk hafta günaşırı;
    * 2. hafta başından ürün bitene dek haftada 3 adet kapsül alınmalıdır.

    Ürün yukarıdaki şekilde bırakıldığında parçalanmış yağ stoklanmalarının tekrar oluşumunun önüne geçilmiş olur. Lida Yosun Kapsülü, resmi üretici tarafından belirlenen kullanma ve bırakma talimatlarına uygun olarak kullanan kullanıcılarda ilk bir sene yeniden kilo alma problemi yaşanmamıştır.

  • Ağrısız Doğum

    Ağrısız Doğum

    Her anne adayının en büyük korkusu doğum esnasında çok acı çekmektir. Ancak günümüzde tıp o kadar ilerlemiştir ki artık doğum son derece kolay ve ağrısız yapılabilmektedir. Bu yüzden 9 ay boyunca o anı düşünerek stres yapmanız sadece kendinize değil taşıdığınız bebeğe de zarar vermektedir. İşte kadinlarsitesi.com olarak siz değerli anne adayları için ağrısız doğumu araştırdık:

    Ağrısız doğum; doğum sancıların karında basınç, kasıklarda baskı biçiminde hissedildiği, tamamen normal bir doğumdur. Ağrısız doüumun normal doğumdan tek farkı doğum sancılarınızı karnınızda sadece kasılma (ve bebek çıkarken kasıklarınızda basınç) şeklinde hissetmenizdir. Ağrı acı vs yoktur. Bölgesel analjezi uygulamasından sonra doğuma kadar geçen sürede yürüyebilir, bulunduğunuz mekanda yürüyebiirsiniz.Sizi doğum evine alıp, pozisyon verdiklerinde karnınızda kasılma, kasıklarınızda baskı hissedince siz de aynı zamanda ıkınır, bebeğinizi aşağıya itersiniz. Her kasılmada bebek, doğum kanalında biraz daha ilerler ve nihayetinde önce başı daha sonra vücudu rahimden çıkar.

    İsterseniz ilk olarak normal doğum ve evrelerini inceleyelim, sancılar nasıl oluşur, bir görelim:

    Doğum ve Evreleri

    Doğum, rahim içindeki bebeğin, vakti gelince türlü kasılmalarla doğum kanalında ilerleyip dışarıya çıkması, dünyaya gözünü açmasıdır. Her kadının doğumu özeldir ve onun için ömrü boyunca unutamayacağı bir tecrübedir.

    Normal doğum 3 Aşamada Gerçekleşir:

    1-Açılma
    2-Bebeğin çıkışı
    3-Halas (Plesantanın-bebeğin eşinin çıkımı) ile doğum eylemi tamamlanır.

    Doğum süresi:

    Doğum süresi; ilk ya da ikinci, üçüncü doğum olması, bebeğin ve anne adayının boyu, kilosu, bebeğin pozisyonu, kanalın anatomik yapısı, annenin psikolojik durumu ve benzeri pek çok etkenlerle değişebilmekle birlikte; ilk doğumda ortalama 6-9 saat; daha sonraki doğumlarda 3-5 saattir.

    Doğum Ağrısı

    agrisiz-dogumDoğum ağrısı, kendine özgü nitelikleri olan çok boyutlu bir ağrıdır ve çoğunlukla çok şiddetlidir. Pek çok kadın için şu ana dek yaşadıkları en büyük ağrıdır. Doğumun 1. aşamasındaki ağrılar rahim kasılmaları ve rahim boynunun genişlemesi, doğum kanalı açılmasından kaynaklanır. Bu ritmik kasılmalar çeşitli biçimlerde hissedilir ve şiddetli menstruasyon (Aybaşı) sancısı gibidir.2. devrede ise bebeğin başının doğum kanalından aşağıya inip dışarı çıkarken kasık ve kalça tabanındaki yumuşak dokuların kasılıp germesinden kaynaklanır.
    Doğumun ilk safhasında hipnoz, akupunktur, Aromaterapi,Etonoks gazı,TENS uygulanması ve Petidin enjeksiyonu gibi bazı teknikler denenmektedir. Ancak bütün daha sonra yeterli olmayabilir. Doğumun sonraki evrelerinde yalnız Bölgesel Analjezi metadları etkilidir.

    Analjezi “ağrısızlık, acı, ağrı hissedilmemesi” demektir. Bölgesel analjezi kişiyi uyutmadan, (şuuru açıkken) sadece ağrının oluştuğu veya iletildiği bölgenin geçici olarak uyuşturulması, o bölgedeki ağrı ve/veya hissin bir süreliğine yok edilmesidir.

    Normal doğumda bölgesel analjezi 3 farklı teknikle uygulanabilir. En yaygın yöntem epidural analjezidir. 2. yöntem spinal analjezidir (Çoğunlukla doğumun ilerlemiş aşamalarındaki ağrı tedavisinde, çıkım öncesi şiddetli sancılarda, ıkınmayı engellemeyecek ilaçlarla uygulanır.) 3. metodda kombine spinal epidural analjezidir. Buradaki amaç her 2 yöntemin avantajlarından yararlanabilmektir.

    Normal doğumda altın standart: Epidural Analjezidir.

    Normal doğum için en çok tercih edilen, en etkili, en güvenli ve en sık kullanılan yöntemdir. Bel bölgesindeki duramater zarı etrafına (Epidural alana) ağrı kesici ilaçların enjeksiyonu ile gerçekleştirilir. Anne adayı baskıyı, dokunmayı hisseder, hatta kalkıp yürüyebilir ama ağrıyı hissetmez. Normal doğum için gerekli olan doğum sancısı, kasılmalar vardır ama rahatsız etmez.

    Ne zaman uygulanır ?

    Rahim kasılmaları düzenli hale geldikten (Doğum ağrıları oturduktan) sonra rahim ağzı yaklaşık % 60-70 incelip, açıklığı 4 cm’e ulaşınca yani sancılar anneyi ciddi olarak rahatsız etmeğe başlayınca uygulanır. Daha önce uygulanması, kasılmaları etkileyip doğumu geciktirir. Geç kalındığında ise hem anne gereksiz ağrı çekmiş olur hem de ağrılar daha sık geleceğinden anne adayı işlem süresince hareketsiz kalamaz ve epidural uygulanması zorlaşabilir.

    DOĞUMDA EPİDURAL ANALJEZİ

    * Günümüzde ayaklarda uyuşukluk ya da ağırlık hissi olmaksızın doğum sancısını yok etmek başka bir ifadeyle “Mobil ağrısız doğum” mevcuttur. Uygulamadan sonra yürüyebilirsiniz.
    * Epidural analjezi sizi sersemletmez, hasta hissettirmez, ayrıca bağırsak hareketlerini durdurmaz, gaz çıkarımını engellemez.
    * Hem psikolojik rahatlama, hem de kas spazmının çözülmesiyle normal doğum şansınızı artırır.
    * Doğum stresinizin çoğunu giderir, kaslarda gevşeme ve rahatlama sağlar.
    * Sancıları ağrı olarak değil, basınç ve kasılma olarak hissedersiniz. Çıkım esnasında kasılmalara eşzamanlı ıkınarak doğuma katılabilir, doğumunuzu çabuklaştırabilirsiniz.
    * Doğum sonrası yorgun, bitkin olmadığınız için bebeğinizi çok daha çabuk kucağınıza alır, hemen besleyebilirsiniz.
    * Tecrübeli uzmanların yaptığı epidural sonrası baş ağrısı çok nadirdir(% 1 civarı). Oluşsa bile tedavisi mümkündür. Tedavi edilmese bile 7-15 gün içinde kendiliğinden, iz bırakmadan geçer.
    * Normal doğumun ağrı gideriminde altın standart “epidural”dir.

  • Kısırlık ve Tüp Bebek

    Kısırlık ve Tüp Bebek

    Aşılama tedavisi :

    Tüp bebek öncesi, klasik tedavi içinde yer alan aşılama, rahim kanallarından en az bir tanesi açık olan (HSG filminde) ve sperm analizinde sperm özellikleri normal olan çiftlerde uygulanabilen bir yöntemdir. En fazla 6 kere yapılması önerilir. 3 veya 4 kere yapılmasına rağmen gebe kalınmazsa bu yöntemi devam ettirmenin pek faydası olmamaktadır. Genellikle başarı oranı % 8-15 arasında kabul edilir. Aşılama için kullanılan sperm örneğinin yıkanması önemlidir. Yıkanmamış sperm ile aşılama yapılmamalıdır.

    Tüp bebek ve mikroenjeksiyon aynı mıdır?

    Tüp bebek, uygulanan yöntemlerin Türkçe’de kullanılan genel adıdır. Mikroinjeksiyon bu yöntemlerin laboratuarda kullanılan teknik adıdır. Tüp bebek yapıldığı zaman zaten mikroenjeksiyonla yapılmaktadır.

    Tüp bebek ne zaman yapılır?

    Klasik kısırlık tedavisi ile (aşılama) sonuç alınamayan vakalar, rahim kanalları kapalı olanlar, sperm analizinde sorun olanlar, azospermi, kadın yaşının 37 ve üzeri olması gibi durumlarda uygulanır.

    Tüp bebek programı için ne zaman başvurmalı?

    Öngörüşme, muayene ve tetkikler yapılıp yönteme karar verildikten sonra adet kanamasının 2. günü başvurulmalı.

    Bir program süresi ne kadardır?

    Yumurta gelişmesi, toplanması, embryo oluşması, embryo transferi için uzun protokolda yaklaşık 1.5 ay, kısa protokolda 14-20 gün sürer.

    Program ücret paketi nelerden oluşur?

    Kullanılan ilaç ücreti dışında kalan, ultrasonla yumurta gelişmesi sırasında gerek duyulan kontrollar ve hormon tahlilleri, yumurta toplanması için hastaneye yatış, ameliyathane ve anestezi, laboratuar işlemleri, sperm alınıp hazırlanması, embryo transferi ve doktor ücreti (+ KDV) paket ücreti içindedir. Programa girmeden önce yapılan teşhis amaçlı hormon tetkikleri, rahim filmi (HSG), sperm tahlili, veya ilave tetkikler, yumurta gelişmesi amacıyla kullanılan ilaçlar ücrete dahil değildir. İlk ön görüşmeden ücret alınmaz.

    Erkeğin ilaç kullanarak sperm sayısı yükseltilebilir mi?

    İlaç tedavisinden fayda görebilecek erkek sayısı oldukça azdır. Genellikle ilaçların pek faydası olmamakta. Azospermide ilaç tedavisi denenmekle beraber sonuç faydalı olmamaktadır. En iyi yöntem tüp bebek tedavisinin kendisidir. Erkek için kullanılacak ilaç masrafı da oldukça yüksektir.

    Varikosel ameliyatı sperm eksiklikleri üzerine olumlu etki yapar mı?

    Varikosel ameliyatı olup olmama sorusu çok sık gündeme gelen bir konudur. Bu konuda tüp bebek uzmanları ve üroloji uzmanları arasında bazı görüş ayrılıkları mevcuttur. Varikosel ameliyatının faydalı olma ihtimali en fazla % 50 vakada mümkün olabilir. İleri derecede sayı azlığı, hareket azlığı veya şekil farklılığı olan sperm analizi sonuçlarında pek düzelme olmuyor. Yine en iyi tedavisi yöntemi tüp bebek tedavisinde seçilmiş kaliteli spermin yumurta içine enjeksiyonudur (icsi).

    Erken menopoz nedir ? tüp bebek yapılır mı?

    Erken menopoz kadının 35 yaş öncesi adet görmemesi durumudur. Bu durumu olan kadınlarda çocuk isteği olsun veya olmasın mutlaka jinekolojik takipler yapılmalıdır. Çocuk isteği olan kadınlarda ilaç denemeleri yapılıp yumurta geliştirmeye çalışılabilir. Bu kadınlarda ön tetkiklerden sonra durum değerlen dirilmesi ne göre yumurta gelişmesi için hiç olmazsa bir kere deneme yapılabilir. Genç yaşta adetten kesilenler de bazen yumurtalıklar cevap verebilir. Yalnız tüm olumsuz ihtimaller hastaya önceden anlatılıp ona göre karar vermesine yardımcı olmak gerekir. Sonuçların pek yüz güldürücü olmadığı çiftlere önceden söylenmelidir. Ayrıca, bu tip hastalarda ilerdeki yaşamında gelişebilecek durumlar ile ilgili bilgi verilmesi gerekmektedir.

    Daha önce 3 veya daha fazla başarısız tüp bebek denemesi olanlarda nasıl davranmalı?

    Bu gibi durumlarda tüp bebek uygulamasından önce daha önceki uygulamalara ait tedavi safhaları ve embriyoların laboratuar bulgularını incelemek uygun olur. Gerekirse çift yeniden değerlendirilir, bazen ilave testler istenebilir. Karı-koca‘dan genetik test istenebilir. Yeni değerlendirme sonucuna göre nasıl bir tedavi uygulanacağına karar verilir.

    Tüp bebek için kullanılan ilaçların kalıcı etkisi var mı?

    Hayır, bu ilaçlar kalıcı bir etki bırakmazlar. Zaten insandaki hormonların benzerleridir ve yeni üretim teknolojisi ile hemen hemen saf hormon elde etmek mümkün olmaktadır.

    Polikistik Over (PCO) ve Polikistik Over Sendromu (PCOS)’li kadınlar ne yapmalı?

    tupbebek44442222PCOS’li kadınlar hormonal yönden farklı oldukları için en çok ilaçla tedaviden fayda görürler. Zaten en çok kısırlık sebebi aylık yumurta gelişmesinin olmayışıdır. İlaçla yumurtalık uyarısı genellikle yumurta gelişmesi ve iyi bir gebelik şansı ile sonuçlanır. Fakat bu tip kadınlarda bazen yumurta gelişmesi için gereken doz ayarlamalarında zorluklar ortaya çıkar. Ya hiç yumurta gelişmez veya istenenden çok yumurta gelişerek tedavinin devamını imkansız kılar. Bu tip kadınlar ayrıca diyabet, hipertansiyon gibi diğer bazı rahatsızlıklara da aday oldukları için bu yönde de araştırılmaları ve gerekirse tedavileri yapılmalıdır. Hayat boyu takip gerekliliği konusunda uyarılmalıdırlar.

    İleri derecede endometriozis veya çikolata kisti olanlar ne yapmalı?

    Bu tip kadınlarda kısırlık tedavisi endometriozisin yerleşme alanlarına, ve yaygınlığına bağlı olarak farklılık gösterdiği için her kadını kendi durumuna göre değerlendirmek gerekir. Bazen kistlerin alınması gerekir, bazen kistler alınmadan tedaviye devam edilebilir. Endometriozisli kadınların hayat boyu takip edilmeleri gerektiği mutlaka hatırlatılmalıdır.

    Miyom (myom) kısırlık nedenimi? olan kadın ne yapmalı?

    Myomlar, rahimden kaynaklanan ve iyi huylu olan tümörlerdir, yani kanserle alakaları yoktur. Üreme çağındaki kadınların yaklaşık % 20-25’inde bulunurlar. Farkedilmeyecek kadar küçük olanlar yanında çok büyük olanlar da vardır. Senelerce büyümeden var olanların yanında çok hızlı büyüyen myomlar da mevcuttur. Myomların gebeliği engelleyip engellemediğine karar vermek bazen zor olmaktadır. Pek çok doktorun büyük bir myom mevcudiyetinde gebe kalıp doğum yapan hastası olmuştur. Benzer olarak senelerce çocuğu olmayıp da miyom ameliyatından sonra gebe kalan hastalar mevcuttur. Miyomlar rahimdeki yerleşme yerlerine, sayılarına, büyüklüklerine göre çok farklı belirtiler verirler, bazen de farkedilmezler ve tesadüfen muayene sırasında varlıkları saptanır. Bu nedenlerden dolayı her kadının kendi durumuna göre bir plan yapmak daha uygun olacaktır. Bir miyomun kısırlık nedeni olup olmadığına karar vermek için dikkatli bir jinekolojik muayene gerekir. Genellikle 5-6 cm boyutlarında olup ta sık kontrollarda büyüme gösteren Miyomlar operasyonla alınmalıdır. Myom olupta gebe kalan kadın sayısı az değildir.

    Adet düzeni ve önemi

    Üreme çağındaki kadınların çoğunun adet düzeni ortalama 28 günde bir ve 26-32 gün sınırları içinde normal kabul edilir. Adetlerini bu şekilde gören kadınların büyük kısmında doğal yolla veya dışarıdan verilen ilaçlarla yeterli sayıda yumurta gelişmesi beklenen bir sonuçtur. Adet düzeni 32 günden fazla aralıklarla olan kadınlarda, özellikle de 2-3 ay gibi aralıklarla adet görenlerde yumurta gelişmesi çok nadir hale gelebilir. Bazan bu duruma değişik derecelerde tüylenme ve kilo artışı eşlik ederse polikistik over sendromu (pcos) olarak adlandırılır. Bu gibi durumlarda mutlaka ileri araştırma yapılması gerekir. Polikistik overli kadınlarda yumurta gelişmesi için dışarıdan verilecek ilaçlara ihtiyaç olabilir.

    Bir de, adetlerini daha sık olarak gören kadınlar vardır; ör: 22-25 günde bir gibi. Bu durumda sık adetin durumu araştırılmalı, eğer herhangi bir neden bulunmuyorsa belirli aralıklarla kontrollar yeterli olacaktır. Bu gibi kadınlarda yumurta gelişmesini değerlendirmek için hormon testleri ve ultrasonografik takip yapılabilir. Eğer yumurta gelişmesi yeterli değilse dışarıdan ilaç tedavisi uygun olabilir.
    40 yaş ve üzeri kadınlarda kısırlık:

    Hangi nedenle olursa olsun bazı kadınların geç yaşta evlendiği bir gerçektir ve hepsinin çocuk isteği en doğal haklarıdır. 40 yaşından itibaren, hatta bazı çalışmalara göre 37 yaşından itibaren kadınlarda gebe kalma şansı azalmaya başlamaktadır. Bu durumda olan ve çocuk isteyen kadınlarda klasik tedavilerin fazla uzatılmaması daha akıllıca olacaktır. Tüp bebek yöntemleri ile bile gebelik oranları % 10-20 seviyelerindedir.

    Yüksek FSH nasıl değerlendirilir:

    Kadınlarda adet kanamasının 2-3 günü yapılan FSH ölçümü laboratuar normal üst sınırından fazla ise FSH yükselmesinden bahsedilir. FSH hormonu genellikle 37 yaşından sonra yükselme eğilimi gösterir. Kadınlarda menopoza girmeden yıllar önce (7-10 sene) FSH hormonunda seyrek olarak yükselmeler tesbit edilebilir. Zaman içinde bu yükselmeler daha sık olmaya başlar. FSH yüksekliğinin değeri arttıkça yumurtalıklardan yumurta geliştirme kapasitesinde azalma olabilir. Bu durum ancak ultrason takipleri ile tesbit edilebilir. Eğer yumurta gelişmesinde azalma söz konusu ise dışardan ilaç verilerek çocuk isteyen kadınlarda tedavi yapılabilir. FSH yükselmesi olan kadınlarda gebelik oranlarının biraz daha düşük olabileceği kendilerine anlatılmalıdır. Ayrıca klasik tedavilerle çok uzun süreler vakit kaybedilmemelidir. Bazen yeni evli ve 40 yaş üzeri kadınlarda her şeyin normal olduğu söylenip uzun süre tedavi yapılmadığına şahit oluyoruz.

    İnfertilite nedir, dünyada hangi sıklıkta görülür?

    Kısırlık, düzenli cinsel ilişkiye ve herhangi bir korunma yöntemi kullanmamaya rağmen 1 yıl içinde çocuk sahibi olamama durumudur. Dünyada çiftlerin yalaşık %10 – %15’i infertilite ile ilgili bir sorunla karşılaşırlar.

    İnfertiliteye en çok yol açan sebepler nedir?

    Kadında infertiliteye yol açan sebeplerin başında yumurtla ve tüplerler ilgili problemlerin yanı sıra endometriozis gibi nedenler; erkekte infertiliteye yol açan sebepler ise daha çok sperm bozuklukları ile ilgilidir.

    Kısırlık tedavisi içi ne zaman başvurmalı?

    Çiftler düzenli cinsel ilişkiye ve herhangi bir korunma yöntemi kullanmamaya rağmen 1 yıl içinde çocuk sahibi olamadıkları zaman kısırlık teşhisi ve tedavisi için merkezimize başvurabilirler. Eğer bayan yaşı 30’un üzerindeyse 5 – 6 aylık korunmama sonrası gebelik oluşmaz ise tetkiklerin yapılmasını önermekteyiz. Çünkü gebelik elde etmede bayan yaşı en önemli faktörlerden birisidir.

    İnfertilite tedavisi ne kadar başarılıdır?

    Kadın yaşı tedavi başarısında oldukça önemlidir. Diğer bir faktör yumurtalığın yumurta üretebilme kapasitesidir. Yaş ne kadar genç ise ve yumurtalık fonksiyonları ne kadar iyi ise, başarı oranı o kadar yüksektir. Genel başarı oranı yerine, bireyselleştirilmiş başarı oranı daha önemlidir.

    Başvurudan sonra uygulamaya geçiş süresi ne kadar?

    Kadın ve erkeğin ön değerlendirilmesi için kadının adetinin 2. – 3. günü, erkeğinse 3 – 5 günlük cinsel perhiz sonrası dönem idealdir. Bu dönemde gerekli hormon tetkikleri, muayene, ultrasonografi ve bulaşıcı hastalıklar ile tetkikler yapılır. Adet bitiminden sonraki ilk hafta içinde de gerekirse rahim içi değerlendirilir. Daha sonra çift için en uygun tedavi yöntemine karar verilir.

    İlk tüp bebek işleminde hamile kalamayan bir çift ne kadar sonra tekrar tüp bebek uygulaması deneyebilir?

    İki tüp bebek uygulaması arasında en az 3 aylık bir süre geçmelidir.

    Aşılama en fazla kaç kere yapılabilir?

    Aşılama ile ilgili kesin bir sınırlama yoktur fakat 5 – 6 uygulamadan sonra hamilelik elde edilmiyorsa daha ileri yöntemlerin denenmesinde fayda vardır.

    Tüp bebek en fazla kaç kere yapılabilir?

    Çiftin manevi ve maddi gücü elverdiği ölçüde tüp bebek uygulanabilir.

    Hamilelik ne zaman anlaşılır?

    Hamilelik embryo transferini takip eden 12. gün kanda yapılan gebelik testi sonucu anlaşılır .

    Çoğul gebelik olma ihtimali daha mı çoktur?

    Gebelik ihtimalini arttırmak amacıyla anne rahmine 3 embriyoya kadar transfer edilebildiği için, çoğul gebelik ihtimali daha çoktur.

    Dış gebelik nedir?

    Dış gebelik rahim dışında, genelde fallop tüplerinin birinde başlar. Dış gebelik ihtimali %1 gibi nadir bir ihtimaldir. Genellikle tüplerine zarar gelmiş kadınlarda görülür. Ağrıyla beraber vajinal kanama gibi belirtileri olabilir. Dış gebelik tüpün patlamasına ve karın içine kanamaya neden olabilir. Dış gebelik genellikle cerrahi müdahale ile alınır. Erken dönemde saptanırsa, tıbbi (ilaç) tedavi şansı denenebilir.

    Tüp bebek uygulaması ile anormal bebek doğma riski nedir?

    Normal yoldan bebek doğurmak ile arasında bir fark yoktur .

    Sperm örneği evden veya dışarıdan getirilirse risk oluşur mu?

    Normal şartlarda merkezimizde hazırlanmış olan özel bir odada sperm örneği verilmelidir. Çok zorunlu hallerde örnek evden getirilecek ise 20 dakikayı aşmayacak bir sürede merkeze ulaştırılmalıdır .

    Polikistik over sendromu nedir?

    Polikistik over sendromu en sık 30 yaş altı kadınlarda görülen bir çeşit yumurtlama bozukluğudur. Adet düzensizliği, aşırı kıllanma, şişmanlık, sivilce gelişmesi ve kısırlık gibi belirtileri vardır. Bazen kilo vermek bile hastalığın şiddetini azaltabilir. Polikistik over sendromu olan kadınlar gebe kalmak için genelde tedavi olurlar.

    Endometriozis nedir?

    Endometriozis rahim iç tabakasında bulunan ve her ay adet kanaması şeklinde dışarıya dökülen endometriumun vücutta rahim dışında bir yere yerleşmesi olarak tanımlanır. Genellikle yumurtalıklarda, tüplerde ve diğer pelvik organlarda bulunur. Rahim dışındaki bu endometriozis odakları ağrı ve kısırlık gibi problemlere neden olabilmektedir .

    Dondurulmuş embryo ile yeni embryo kullanma arasındaki fark ne?

    Dondurulmuş embryonun transferi hastaya ekonomik ve psikolojik avantajlar sağlar. Ancak dondurulmuş embryo transferi ile gebelik şansı taze embryoya göre daha azdır .

    Tüp bebek uygulaması ile bebeğin cinsiyetini seçmek mümkün mü?

    Embryo transferi öncesi uygulanan preimplantasyon genetik tanı (PGD) yöntemi ile embryonun cinsiyetini belirlemek ve istenen cinsiyetteki embryoları transfer etmek mümkündür ancak bu yönetmelikler ile yasaklanmıştır. Ancak cinsiyet gözeten hastalıklarda (örn; hemofili) uygulanabilir. (Tıbbi gereklilikler varsa)

    Tüp bebek uygulamasında yaş sınırı var mı?

    Tüp bebek uygulamasında yaş sınırı 45’tir. Unutulmamalıdır ki, yaş arttıkça tüp bebek uygulamasının başarısı ve bebek sahibi olma ihtimali düşmektedir.

    Tüp bebek tedavisi ne kadar sürer?

    Tüp bebek tedavisi yaklaşık 2 ila 3 hafta civarında sürer. Hastanın bu süre zarfında devamlı merkezimizde kalmasına gerek yoktur. Yumurtaların gelişimi sırasında hastanın gün aşırı merkezimize gelip kan tahlili yaptırması ve ultrasona girmesi gerekir.

    Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçların yan etkileri var mı?

    Genel sağlık üzerine önemli yan etkileri yoktur. Ancak, yumurtlama tedavisi esnasında, tedaviye aşırı cevap verilen durumlarda (OHSS; Ovaryen Hiperstimülasyon Sendromu) karın içinde sıvı birikimine ve yumurtalıkların aşırı büyümesine neden olabilir.

    Mikroenjeksiyonun tüp bebekten farkı ne?

    Mikroenjeksiyon ve tüp bebek yöntemlerinde çiftler üzerinde uygulananlar aynıdır, aralarındaki tek fark yumurtanın döllenme şeklindedir. Tüp bebek uygulamasında kadından alınan yumurtaların çevresine bir miktar sperm bırakılır ve döllenmenin olması beklenir. Mikroenjeksiyon uygulamasında spermler tek tek tutulur ve yumurtanın içine yerleştirilir. Mikroenjeksiyon yöntemi daha çok erkek kısırlığında tercih edilir .

    Transfer edilen embriyoların iyi kalitede olmasına rağmen tutunamama sebebi nedir?

    İyi kalitedeki embriyo, genetik olarak normal embriyo olabilme şansını arttırır. Ancak kesin kriter değildir. Embriyo dışında, rahim ile ilgili ve bugün birçoğunu net olarak bilemediğimiz faktörlerden olabilir.

    Gebelik öncesi genetik tanı (preimplantasyon genetik tanı pgt) nedir?

    Preimplantasyon genetik tanı embriyolardan bir veya iki hücre alınması ve bu hücrelerde özel genetik analizler uygulanarak seçilen genetik olarak sağlıklı embryoların ana rahmine transfer edilmesi işlemidir .

    Yumurtaların uyarılması tedavisi ile yumurtalık kanseri riski artar mı?

    Yapılmış olan hiçbir araştırmada yumurtaların uyarılmasını sağlayan ilaçlar ile yumurtalık kanseri arasında bir ilişkiye rastlanmamıştır. Ailesinde yumurtalık kanseri olan kadınlarda riskin daha fazla olduğu; gebelik, emzirme ve doğum kontrol hapı kullanımının riski azalttığı bilinmektedir .

    Tüp bebek tedavisi sonrası doğan bebeklerin sağlığı ile ilgili riskleri var mıdır?

    Normal gebelik sonrası doğan bir bebekle tüp bebek tedavisi sonrası doğan bir bebek arasında sağlık açısından bir fark yoktur .

    Aşılama her infertil çift için uygun mudur?

    Aşılama yöntemi her infertil çift için uygun bir yöntem değildir. Aşılama; erkeğin sperm üretme becerisi düşük olduğunda ya da spermlerin rahim ağzını geçemediği veya kadının bağışıklık sisteminin spermleri öldürdüğü durumlarda uygulanır. Kadın tüplerinden birinin açık olması gerekir .

  • Behlül Aşkı Neşe’yi İşinden Etti

    Behlül Aşkı Neşe’yi İşinden Etti

    “Aşk-ı Memnu” dizisiyle ün kazanan Behlül (Kıvanç Tatlıtuğ) ile adı aşk dedikodularına karışan “Uçuş Keyfi” programının sunucusu Neşe Sapmaz, bu aşk dedikoduları yüzünden işinden oldu.

    “Uçuş Keyfi”nin yeni sunucusu, daha önce TV8’de “Geniş Ekran” adlı sinema programı sunan Bilge Andaç Gülseren oldu. Kıvanç Tatlıtuğ’un 2 hafta önce sabaha karşı arabasıyla evine bıraktığı Neşe Sapmaz, hakkında çıkan haberler nedeniyle “Uçuş Keyfi”nin yapımcısıyla problem yaşamıştı. Bütün ikazlara rağmen basına demeç vermeyi sürdüren Sapmaz, en sonunda işinden oldu.

    Uçuş Keyfi’nin yapımcısı M. Gün, havacılık programı yaptıklarını fakat magazin ağırlıklı çıkan haberler sebebiyle ciddi sıkıntı yaşadıklarını dile getirdi. Sapmaz’ı, olayın unutulması için herhangi bir açıklama yapmaması hususunda iki üç kez uyardığını söyleyen Gün, “Neşe Sapmaz, ikazlarımıza rağmen açıklamalarını sürdürerek ‘Uçuş Keyfi’nin farklı biçimde anılmasına neden oldu. Daha çok yıpranmamak amacıyla yapım ekibi olarak bu şekilde bir karar aldık.” şeklinde konuştu.

    nese-sapmaz

  • Jennifer Lopez’e 25 Kilo Verdiren Diyet

    Jennifer Lopez’e 25 Kilo Verdiren Diyet

    Tam kırk yaşında olan Jennifer Lopez, güzelliği ve çekiciliği ile genç kızlara adeta meydan okuyor. Geçen sene doğum yapan seksi sanatçı, 1.5 senede tam 25 kilo verdi. Kadinlarsitesi.com diyet ekibi olarak Lopez’in bu çok konuşulan diyetini araştırdık ve işte o meşhur diyet:

    Şu andaki fiziki görünümünü çok beğendiğini belirten Jennifer Lopez, güzellik sırlarını In Touch’e anlattı. Bilindiği gibi lopez1.5 yıl önce ikiz bebek dünyaya getiren Lopez, doğumundan bugüne dek geçen 1.5 yılda çok zorlu bir süreç geçirdiğini söyledi: “Sağlıkbeslenme ve disiplinli bir spor programıyla isteyen bütün kadınlar ideal kilosuna ulaşabilir” dedi. Yeni filminin çekimleri için günde on sekiz saatini film setinde geçiren yıldız şarkıcı Lopez, “Disiplinimden asla taviz vermiyorum” şeklinde konuştu.

    jennifer_lopezJennifer Lopez’in Haftalık Spor Programı:

    Bir haftada ortalama 4 gün, 1 saat spor yapan ünlü şarkıcı, yaklaşık on dakika ısınma hareketleri yaptıktan sonra kol kasları için ağırlık kaldırma ve mekik çekiyor. Lopez, ip atlayarak kol, sırt ve bacaklarını güçlendirirerek güzel bir görünüm kazandırıyor. Lopez, ip hareketlerinde ipe tutunarak kendisini yukarıya çekiyor. Bu saydığımız sporlara ek olarak eliptik kondisyon bisikleti de kullanmayı ihmal etmiyor.

    Jennifer Lopez Nasıl Besleniyor?

    * Jennifer Lopez her gün 1400 kalorilik özel bir beslenme programı uyguluyor.

    Kahvaltı
    Tam tahıllı undan yapılmış pancake, yanında çilek ya da dilediğiniz kadar mevsim meyvesi.

    Öğlen
    Rezeneyle tatlandırılmış ızgara balık ve bunun yanında haşlanmış sebze.

    Akşam
    Tatlı patatesle servis edilen ızgara yağsız bonfile, yanında mantar ile.

    Ara öğün
    Diyet için hazırlanan tahıllı bar’lar.

    Sağlıklı ve güzel günler diliyoruz.

  • Gebelikte Beslenme

    Gebelikte Beslenme

    Annenin gebelik boyunca yeterli ve dengeli beslenmesi gereklidir. Tüm gebelik boyunca alınması gereken kilo 11-13 kg.dır. Bunun üzerinde alınacak kilolar doğum ve loğusalıktan sonra size gebeliğinizin hediyesi olarak kalacaktır. Gebelik sırasında gereksinim duyduğunuz kalori miktarında da bir miktar artış söz konusudur. Ancak bu artış hiçbir zaman aşırı yemenizi gerektirecek kadar değildir. Gebe olan ile olmayan kadınlar arasındaki kalori gereksinimi farkı sadece 300 kaloridir ve bu her öğünde 1-2 kaşık fazla yenilerek karşılanabilecek bir farktır. Gebelikte ilk üç ayda 0,5-1 kg, sonraki aylarda ise ortalama 1.5-2.0 kg, ağırlık kazanması uygundur. Eğer, dengeli ve yeterli beslenme alışkanlığı edinilirse zaten gebelikte alınması gereken kilolar düzenli olarak alınır.

    gebe-beslenmeGebelikte alınan kiloların kaynağı
    Bebek
    3.500 gr
    Plasenta
    700 gr
    Amniyon sıvısı
    800 gr
    Uterusun büyümesi
    900 gr
    Meme dokusu artışı
    400 gr
    Kan hacmindeki artış
    1.250 gr
    Dokulardaki su artışı
    1.250 gr
    Annedeki yağ dokusu artışı
    3.200 gr
    TOPLAM
    12.000 gr

    Gebelikte alınan kiloların ancak üçte biri yağ dokusundaki artışa bağlıdır. Tabloda ideal kilo alan bir gebede alınan kiloların yaklaşık dağılımı gözlenmektedir. Alınan kiloların yaklaşık 6 kilosu bebeğin doğumuyla birlikte kaybedilir. Su kaybı da buna eklendikten sonra ilk hafta sonunda yaklaşık 8 kilo kaybedilir.Gebelik boyunca 12,5 kg alan bir kadın doğumdan 2 hafta sonra gebelik öncesi kilosuna göre yaklaşık 4-4,5 kg daha fazladır. Daha sonra doğum sonrası 6. aya kadar 2,5 kg daha verilir. Gebelikte alınan kilo önerilenden ne kadar fazla ise gebeliğin hediyesi olan kilolar o kadar fazla alacaktır. Kalan kiloları egzersiz ve diyet ile verebilirsiniz. Egzersizin bir sakıncası yoktur ama diyet için emzirme dönemi sonrasını, en azından bebeğin ek gıdalara başladığı 6. aydan sonrasını bekleyebilirsiniz

    Eğer Hamileyseniz Sizin için Harika Bir Videomuz Var. Bu Videoyu Defalarca Sonuna Dek İzlemenizi Şiddetle Tavsiye Ediyoruz.

    Temel Beslenme Prensipleri

    Gebelikte beslenmenin önemli prensiplerinden birisi günlük öğün alışkanlığının yeniden düzenlenmesidir. Üç temel (nispeten daha az miktarlarda) ve 2 ve hatta gerekirse 3 ara öğün gebelikte önerilmektedir. Bu yaklaşım gebeliğin erken döneminde bulantı ve kusma şikayetlerinin daha az görülmesine yardımcı olur. Öğünlerin 3 öğünde tıka basa yemek yerine bu şekilde ara öğünlerle desteklenerek bölünmesi ilerleyen gebelik haftalarında ise mide yanması, regürjitasyon gibi şikayetleri azaltır.Gebelik öncesine göre ek olarak günlük 20 gr. protein, 15-20 mg. demir, 500 mg. kalsiyum ve ortalama 300 kalorilik enerji alınması gereklidir.

    Hamileliğinizin son döneminde vücudunuz normalden çok daha fazla yorulacaktır, ve ihtiyacınız olan enerjiyi size karbonhidratlar sağlayacaktır. Ekmek ve tahıllar karbonhidrat açısından zengin besinlerdir. Vücuda enerji vermenin yanısıra, B vitamini, demir ve folik asit açısından da zengindirler. Buğday ekmeği, bulgur ve kepekli yiyecekler de zengin lif kaynaklarıdır. Bu yüzden bu yiyecekleri masanızdan eksik etmemelisiniz. Örneğin eğer canınız tatlı istiyorsa kepekli undan yapılmış üzümlü bir kek veya sütle hazırlanmış mısır gevreği yiyebilirsiniz.

    Kalori ihtiyacınızı karşılamak için tabii ki karbonhidratlı ve yağlı yiyecekler tüketilmelidir. Ancak, yağlı ve tatlı yiyecekler günlük öğünün %7’sinden az olmalıdır. Hamur işi gıdaları da ancak düşük miktarlarda tüketmelisiniz. Buna karşın, aşırı kilo almayı önlemek için karbonhidratlı besinleri diyetten tamamen çıkarmak da yanlıştır. Eğer karbonhidratlar yetersiz alınırsa vücudunuz enerji sağlamak için proteinleri ve yağları yakmaya başlar. Böyle bir durumda 2 sonuç ortaya çıkabilir. Birincisi bebeğinizin beyin ve sinir sistemi gelişimini sağlayacak yeterli protein olmaz, ikincisi ise ketonlar ortaya çıkar.

    Ketonlar yağ metabolizmasının ürünü olan asitlerdir ve bebeğin asit baz dengesini bozarak beyin gelişimini olumsuz yönde etkileyebilirler. Bu nedenle hamilelikte karbonhidrattan fakir diyet önerilmez. Pirinç, un, bulgur biri kompleks karbonhidrat kaynakları anne için enerji kaynağı olmanın yanı sıra B grup vitaminleri ve çinko, selenyum, krom, magnezyum gibi eser elementleri bol miktarda ihtiva ederler.

    Karbonhidratlar fazla miktarda tüketildiğinde ise bebek açısından ekstra bir yarar sağlamadıkları gibi sadece anne adayının aşırı kilo almasına neden olurlar.Proteinler hücrelerin temel yapı taşlarıdırlar ve amino asit denilen yapılardan oluşurlar. Amino asitlerin bir kısmı vücutta diğer maddelerden üretilebilirken esansiyel amino asit adı verilen bazıları vücutta üretilemez ve mutlaka besinler yolu ile dışarıdan alınmaları gerekir. Hayvansal proteinler tüm esansiyel amino asitleri içerdiğinden komplet proteinler olarak adlandırılırlar ve beslenmede son derece önemlidirler.

    Proteinleri saç telinden tırnağa kadar vücutta bulunan tüm hücrelerin yapı taşı oldukları gibi beyin ve sinir sisteminin gelişimi içinde yaşamsal öneme sahiptirler. Bu nedenle hamile kadınların günde 60-80 gram protein almaları önemlidir. Mikroskobik bir embriyoyu sağlıklı bir bebeğe dönüştürebilmek için milyonlarca ufak hücre gerekir. Protein esas olarak bu görevi yerine getirecek maddelerin oluşumunu sağlar. Hamileliğin son üç ayında günde 150 ila 200 gram protein almanız gerekir. Her biri iskambil kağıdı büyüklüğünde 75 gram kemiksiz et, tavuk veya balık mükemmel protein kaynaklarıdır. Ayrıca sebze temelli proteinler sağlayabileceğiniz nohut, mercimek ve fasulye gibi tahılları da unutmamak gerek.

    Protein açısından zengin olan bir çok besin aynı zamanda iyi birer demir kaynağıdır da. Hamileliğin son aylarında bebek doğumdan sonraki ilk aylarında kullanmak üzere demir depolar. Bu dönemde kan hacminiz sürekli arttığı için sizin de demire ihtiyacınız vardır. Eğer yeterli demir almazsanız, bebek vücudunuzda depoladığınız demiri kullanmaya başlayacaktır. Bu nedenle demir eksikliği genelde yeni doğan bebeklerden çok hamile kadınlarda sıkça görülür.

    Proteinin ana kaynağı hayvansal gıdalardır. Et, kümes hayvanları ve balık komplet proteinler içerirler. Bunun yanı sıra süt ve süt ürünleri de hayvansal protein gereksiniminin karşılanması açısından yeterli olabilir. Bitkisel ve hayvansal proteinler eşit oranlarda tüketilmelidir. Protein gereksinimi her gün 1 yumurta, 2 bardak süt, süt ürünleri, baklagiller (fasulye, mercimek, barbunya vb) ve et ürünleri (haftada en az bir kez) ile karşılanabilir. Kırmızı etin yağlı olmamasına dikkat etmek gerekir.

    Günde içilen 2 bardak süt bebeğe gerekli kalsiyumu karşılamakta da yeterlidir. Laktoz intoleransı nedeniyle süt içemeyenler bunun yerine peynir ya da yoğurt yiyebilir.Doktorunuz size gebeliğinizin 4. ayından itibaren demir ilacı ve gerekli gördüğü taktirde vitamin önerecektir. Eğer, anemik (kansızlık) iseniz demir preparatları gebeliğin başından itibaren verilebilir. Siz de gebelikte artan demir gereksinimini karşılamak için pekmez, kuru üzüm, kırmızı et, yumurta, kuru baklagillerden zengin gıdaların tüketilmesine önem vermelisiniz.

    Erken gebelikte demir vermenin tek sakıncası mide şikayetlerinden dolayı bulantı-kusma yakınmalarını artırabilmesidir. Hasta tolere edebildiği sürece verilmesinde sakınca yoktur. Normal koşullarda dengeli beslendiğiniz taktirde dışarıdan vitamin verilmesi gerekli olmayabilir. Doktorunuz sizin için vitamin desteğinin gerekli olup olmadığına sizin beslenme alışkanlığınızı değerlendirdikten sonra karar verecektir.

    En önemli konulardan biri de gebelik boyunca bol bol sıvı almaktır. Yeterince sıvı almak, özellikle gebelikte sık görülen idrar yolu enfeksiyonu, erken doğum tehdidi, bebeğin içinde bulunduğu sıvının azalması (oligohidramniyoz) gibi durumlarda faydalıdır. Özellikle, yaz günlerinde fazladan sıvı kaybı olduğu için yazın sıvı alımını daha da arttırmalısınız. Bol sıvı yanında posalı (lifli) gıdaların da tüketilmesi gebelikte sık görülen kabızlık şikayetlerini azaltır. Lifli gıdalar kepekli ekmek, yulaf ezmesi, barbunya, kepekli makarnalar, kayısı, kuru üzüm, bezelye, pırasa, esmer pirinç, ahududu ve kuruyemişte bol miktarda vardır.

    Örnek bir günlük yemek listesi aşağıda verilmiştir:

    Sabah: 1 kibrit kutusu kadar peynir, 1 yumurta, 1 bardak süt,
    2 ince dilim ekmek, istenirse 1 bardak açık çay,
    Kuşluk: 1 pors. meyve
    Öğle: 3 köfte kadar et, 1 pors. sebze yemeği, 2 yemek kaşığı pirinç pilavı,
    1 kase yoğurt, 1 ince dilim ekmek
    İkindi: 2 porsiyon meyve
    Akşam: 3 köfte kadar et, 1 pors. sebze yemeği, 1 tabak çorba, salata
    Bu listeye sıkı sıkıya bağlanmak zorunda değilsiniz,hatta bazen, küçük kaçamaklar da yapabilirsiniz (alışkanlık haline getirmemek kaydıyla). Önemli olan ihtiyaçlarınızı mutlaka almak ve aşırı tüketimden de kaçınmaktır.

    Ayrıca aşağıdaki hususları da aklınızda bulundurun:

    • Günde 3 dilim ekmeği aşmayın. Pilav, makarna gibi gıdaları 2-3 kaşıktan fazla tüketmeyin.
    • Mutlaka 8-10 bardak su için. Kola, gazoz ve şekerli içeceklerden uzak durun. Fazla maden suyu içmeyin. Sıcak günlerde, aldığınız sıvı miktarını artırın.
    • Kızartmanın her türlüsünden kaçının.Son zamanlarda, özellikle patates kızartmasının ve cipsin,fetus üzerinde olumsuz etkileri olduğunu gösteren çalışmalar yayınlanmıştır.
    • Çikolata, dondurma, bisküvi, kek sizin için hiç uygun olmayan gıdalardır.
    • Alkol almayın. Mümkün olduğunca az ve açık çay için. Tercihen kahve içmeyin, ama canınız çok çekerse az miktarda içmenizde de sakınca yoktur.
    • Konserve, tatlandırıcı ve hazır gıdaları tercih etmeyin.
    • Kendi kendinize tuz kısıtlaması yapmayın. Ama turşu gibi aşırı tuzlu gıdalardan da kaçının.
    Gebelikte Oruç Tutmak: Oruç tutmak sağlıklı insanların yapabileceği bir ibadettir. Gebelik her ne kadar bir hastalık olmasa da, anne vücudunda oluşan değişiklikler, onu normal zamana göre farklı bir duruma getirmektedir. Bu konuda kesinlik kazanmış bir bilgi olmamakla birlikte,gebelikte esas olan, bir anda çok yemek değil, kısa aralıklarla sık sık yemektir. Burada amaç, gelişen bebeğiniz için sürekli bir besin akışını sağlamaktır. Yani, meselenin açlığa dayanıp, dayanamama olmadığını bilmelisiniz. Özellikle bebeğinizin hızlı gelişim dönemi olan son üç aylık dilimde uzun süre aç kalmanız doğru olmaz.  Eğer çok arzu ediyorsanız, aralıklı olarak birkaç kez oruç tutabilirsiniz , ama birkaç şartı da yerine getirmelisiniz:
    • Uzun yaz günlerinde oruç tutmayı denemeyin bile.
    • Gece mutlaka sahura kalkın (tok karna yatmak mide şikayetlerinizi artıracağından, yemekten sonra biraz oturun ve yüksek yastıkla yatın)
    • Sabah olabildiğince geç kalkın ve gündüz 1-2 saat uyuyun
    • İftardan sonra birkaç kez ara öğün yiyin.
    Ayrıca, İslam dininin gebelere ve lohusalara oruç tutmayı zorunlu kılmadığını da hatırınızdan çıkarmayın.
    Gebelik süresince anne yetersiz ve dengesiz beslendiğinde;
    – Anne ağırlık kazanamaz, hatta zayıflar. Anne vücudundaki besin öğeleri yedek depolarının
    dengesi bozulur. Anne ve çocuk sağlığı olumsuz etkilenir.
    – Anne kansız (anemi) kalabilir. Toprak ve kil yeme de kansızlığı oluşturur.
    – Bacakları ve göz kapakları şişer. Bu durum yeterince protein tüketilmediğinin belirtisidir.
    – Çabuk yorulur, çalışma gücü azalır.
    – Hastalıklara sık yakalanır ve iyileşme süresi uzar.
    – Kemik dokusu harabiyeti görülür. Yetersiz beslenmenin yanısıra D vitamini kaynağı olan
    güneş ışınlarından da yararlanamazsa anne kemiklerinden kalsiyum ve fosfor çekilir.
    Kemikler yumuşar osteomalasia’ya neden olur.
    – Gebelik zehirlenmesi ( preeklempsi, eklampsi, toksemia ) görülür.
    – Anne ölümleri görülür.
    – Ölü doğum, erken doğum (prematürelik) cılız-zayıf çocuk doğumu, bedensel ve zihinsel
    özürlü çocuk doğumları görülür.

    Şu Sayfalarımızı da Ziyaret Edin:

  • Evliliğimi Nasıl Kurtarabilirim?

    Evliliğimi Nasıl Kurtarabilirim?

    Zaman çok değişti, insanların yaşam biçimi de eskisi gibi değil artık. Gelişmiş toplumlarda erkeğin yanında kadının da çalışması evli kişilerin evliliklerinde ciddi sorunlar yaratıyor.

    Ülkemizde kaynana ve kayınbaba problemlerinin çok daha fazla görüldüğünü belirten evlilik uzmanları, Avrupa’daysa bunun tam zıddı bir durumun söz konusu olduğunu söylüyorlar.

    Sosyologlara göre ülkemizde örüntülü ilişkiler, nesiller arası sorunlar mevcut. Aileler, çocuklarının probelemlerine tarafsız yaklaşamıyor. Her biri kendi çocuğunun haklı olduğunu düşünüyor. Tarafsız bir aile terapistinin problemlerin çözümüne daha çok katkısı oluyor. Sosyologlar ise duruma farklı bakıyor evlilikte anne ve babaların mutluluğundan ziyade çiftlerin mutluluğuna odaklanıyor. Tüm sorunlara rağmen devam eden evlilik çifti değil, anne babaları mutlu ediyor.

    evlilikaileTavsiyelerimiz

    Çağımızda evlilikler işlerden arta kalan vakitlerde idare edildiği için problemler yaşanıyor. Bu sebeple evliliğinize de mesleğinize ayırdığınız kadar vakit ayırın.

    Evliliğinizi canlı tutmak için eşinizle baş başa vakit geçirin.

    Sağlıklı bir evlilikte önce evlilik, daha sonra çocuklar gelmelidir. Eşiniz ile “çocukların durumu ne olacak, çocuklar ne yapacak” tarzında sorular haricinde duygu ve düşüncelerinizi ona karşı sevginizi de dile getirmelisiniz. Sadece çocukların durumundan bahsederseniz onunla çocuklarınız için yaşadığınız anlamı çıkar. Bu yüzden ona karşı duyduğunuz sevgiyi, onsuz bir yaşamın sizi nasıl etkileyeceği üzerinde durun. Çocuklarınızı koz olarak asla kullanmayın.

    mutluEv ve aile ortamı haricinde hobilerinizi geliştirebileceğiniz veya gönüllü olarak görev alabileceğiniz alanlar ile ilgilenin. Bu yeni ilgi alanınızı da eşinizle mutlaka paylaşın. Yapılan incelemeler, ev aile haricinde farklı bir alana yönelen çiftlerin daha mutlu, sorunsuz bir evlilik sürdürdüğünü gösteriyor.

    Çiftler çok yorgun veya huzursuz olduklarında seks yaşamları negatif yönde etkilenir. Bu yüzden planladıkları program çok yorgun veya endişeli oldukları bir zaman için düşünülmemelidir.

  • Emzirme Teknikleri

    Emzirme Teknikleri

    EMZİRMEDE DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR VE EMZİRME TEKNİKLERİ:

    Bebeğe verilecek en iyi besin anne sütüdür. Anne sütü ilk altı ay boyunca bebeğin gelişiminde gerekli olan tüm besinleri karşılar. Emzirme bebeğin beslenmesi dışında, ruhsal yönleri de olan bir durumdur.

    BEBEK İLK OLARAK NE ZAMAN EMZİRİLMELİDİR?

    Bebek doğduktan sonra bir saat içinde uyanık bir haldedir. Bu yüzden bu süre içinde bebeğe anne memesinin verilmesi gereklidir. Yani bebek ilk yarım saat içinde emzirilmelidir. Bu şekilde hem bebeğimiz beslenecektir hem de annede yeni süt yapımı sağlanmış olacaktır. Bilindiğinin aksine anne sütünün yetmezliği söz konusu değildir. Fakat yapılan hatalardan sonra süt azalabilir. Her bebek emmeyi bilerek doğar. Anneler de doğru emzirme yöntemlerini uygularlarsa bebekleri için en değerli olan besin olan anne sütünden bebeklerini mahrum bırakmazlar. Peki emzirirken nelere dikkat etmeliyiz?

    emzirmeEMZİRMEDE DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR ŞUNLARDIR:

    Emzirme işleminden önce eller güzelce yıkanmalıdır.

    Anne rahat bir yerde ve pozisyonda oturmalıdır.

    Meme başı kaynamış ılık su ile silinmelidir.

    Bebeğin altı temiz olmalıdır.

    Bebeğe meme verildikten sonra meme başı hafifçe bastırılarak burun açık tutulmalıdır.

    Emme işlemi sırasında meme başı ve meme başı çevresindeki koyu bölgenin büyük bir kısmı bebeğin ağzında olmalıdır.

    Her emzirme işleminde her iki meme de boşaltılmalıdır. 10-15 dakikalık emzirme bir memeyi boşaltmaya yeterlidir. Ancak anne memesinde kalma süresi bebeğe bırakılmalıdır.

    Bebek erken doğmuşsa meme tutması ve emmesi iyi değilse kalan süt sağılarak boşaltılmalıdır. Memede kalan süt oluşacak olan sütü de engeller.

    Anne bu dönemde stresten uzak durmalıdır. Kendisini yoracak şeylerden kaçınmalıdır. Sulu gıdalar tüketmelidir.

    İlaç kullanımına dikkat etmelidir. Kullanılacak ilacın içinde bebeğe zararlı maddeler var ise ilaç kullanılmamalıdır.

    Bebek yeni doğduğunda ortalama olarak günde 8- 12 defa emzirilir. Daha sonra ise bu 6- 8 defa olabilir.

    Bebek her canı istediğinde sık olarak istediği sürece emzirilmelidir.

    Emzirme işlemi bittikten sonra bebek dik olarak annenin omzuna yatırılmalı ve sırtına hafif masaj yapılarak tüm gazı çıkarılmalıdır.

    BEBEK EMZİRİRKEN NASIL TUTULMALI?

    Emzirme işlemi sırasında bebeğinizi değişik şekillerde kucaklayabilirsiniz. Burada önemli olan nokta bebek memeye yakın olmalı ve memeye ulaşmak için fazla çaba göstermemelidir. Vücudu tamamen anneye dönük ve aynı düzlemde olmalıdır.

    kucakKUCAK POZİSYONU: Kucağınıza koyduğunuz yastık üzerine bebeğinizi yatırın. Başını kolunuzla kaldırarak poposunu elinizle destekleyin.
    Bebeğinizin vücudu tamamen size dönük olsun.

     

    TERS KUCAK POZİSYONU: Prematüre veya kavrama sorunu yaşayan bebekler için uygundur. Bu pozisyonla bebeğinizin başını kontrolünüz daha kolay olur. Bebek göğsünüze daha kolay yaklaşır. Bebeğin karnını karnınıza çevirin ve elinizle başını, ensesini ve omuzlarını kavrayın. Diğer elinizle göğsünüzü tutun.

    koltukaltiKOLTUK ALTI POZİSYONU: ikiz doğumlarda ve büyük göğüslü annelerde, düz çökük meme başı ve kavrama güçlüğü yaşayan bebekler için uygundur. Sezeryandan sonra da rahatlıkla kullanılabilecek bir yöntemdir. Bebeğinizin vücudunu koltuk altına yerleştirerek başını ve ensesini elinizle destekleyin. Ayakları ve poposu arkanıza bakmalıdır. Diğer elinizi de göğsünüzü desteklemek için kullanın. Bebeğinizi göğsünüze yaklaştırarak  göğüs ucunuzu kavramasını sağlayın.

    YATMA POZİSYONU: Bebeğin yüzü ve bedeni size dönük olmalıdır.

    Göğüs ucu yaraları için öneri:  Ayva çekirdeğini çıkarıp az suda jel haline getirdikten sonra yaralı göğüs uçlarına sürün. Bu işlemi birkaç kez tekrarladıktan sonra yaraların iyileştiğini göreceksiniz.

  • Kadınlar Erkeksiz de Hamile Kalabilecek

    Kadınlar Erkeksiz de Hamile Kalabilecek

    Çeşitli nedenlerle evlenemeyen kadınların en büyük özlemi anne olmak. İşte tıp kadınların bu ihtiyacına cevap vermek amacıyla yıllardır yapılan çalışmanın meyvesini aldı. Artık hamile kalmak için kadınların bir erkeğe ihtiyaç yok. Kadınlar erkek olmadan da gebe kalabilecek.

    Alman bilim adamları dişi yumurtadan elde edilen kök hücreler aracılığı ile erkek spermi üretmeyi başardı. Bu araştırma henüz sadece fareler üzerinde denendi ve olumlu sonuçlar alındı. Fareler üzerinde yapılan deneyde 65 fareye üretilen yapay sperm verildi, söz konusu 65 fareden tam 12 yavru elde edildi; ancak bu 12 yavrudan 7’si doğduktan kısa bir zaman sonra öldü. Geri kalan 5 fare ise yaşadı.

    gebelikYapılan bu araştırma sadece evlenemeyen kadınlar için değil kısır erkekler için de umut kaynağı oldu. Araştırma tamamlandığında kısır erkekler de bu yöntemle çocuk sahibi olabilecekler.

    Yapılan araştırmaları insanlar üzerinde denemeye Alman yasaları izin vermediği için uzman ekiplerden biri İngiltereye giderek araştırmasını insanlar üzerinde de deneyecek.

  • Bir Kadını Ağlatmak Zordur

    Bir Kadını Ağlatmak Zordur

    Bir kadını ağlatmak çok zor degildir aslında.

    Kadınlar her şeye ağlayabilir; bir filme bir şarkıya bir yazıya…

    En az erkekler kadar yani!

    Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur.

    Eger bir kadın yürekten ağlıyorsa

    ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir.

    Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki ağlatan

    gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe!

    Işte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının..

    Yutkunamaz nefes alamaz;

    çünkü o koca yumruk canını çok acıtır.

    kadınGözleri buğulanır kadının sonra..

    Ağlamayacağım.! der içinden..

    Ama engel olamaz işte.

    Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır..

    Bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki bir kadın.

    Ince ince süzülür yaşlar gözünden;

    önce birkaç damla sonra bir yağmur seli…

    Ve kadın ağlar; hem de çok!

    Sanmayın ki gidene ağlar kadın!

    Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan orada bıraktığı yaradır..

    O yaranın hiç kapanmayacağını

    kapansa bile izinin kalacağını bilir kadın; o yüzden ağlar..

    Ama bilir misiniz ağlamak kadınları olgunlaştırır.

    Her damla daha çok kadın yapar kadınları.

    Her damla bir derstir çünkü.

    Bazen kadınlar ağladığında çogu insan ağlama niye ağlıyorsun ki değmez onun için derler.

    Bilmediklerindendir böyle demeleri.

    Çünkü yürekleri acıyan kadınlar ağlamazlarsa ölürler.

    Içlerindeki zehirdir onlari öldüren!

    Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar o irini temizler yaralarındaki!

    Çünkü bilirler o irin temizlenmezse iltihaba dönüsür yaraları.

    Dönüşmemesi lazimdır oysa. O yüzden de bolca ağlarlar.

    Zaman geçer sonra…

    Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler. .

    Umarım öğrenirler yoksa ruhlar sapkın yollara çarpar kendini. Sapan ruhların doğru yolu bulması da yeni acılar demektir..

    Bunu bilir kadınlar o yüzden eninde sonunda öğrenirler kendilerine sarılmayı…

    Çok ağlayan kadınlar bir çok seyden vazgeçen kadınlardır aslında. .

    Her damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça o safça inandıkları aşk gerçeği onların gözünde küçülür..

    Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman kendilerine sarılıp yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden.

    Güçlü yenilmez mağrur ve aşka inanmayan..

    Insanlar soruyorlar çogu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye; hepsi kariyer derdinde olan. Çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar. Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki o kadar çok ağladılar ki!

    Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar o yüzden kendilerine sarılıyorlar.

    Çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları hak etmedi; hem de hiçbir zaman!

    Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların.

    Ee o zaman niye sarılsınlar ki!

    Niye sarılalım ki!

    Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa

    bilin ki olgunlaşıyordur

    Bilin ki gerçekleri kabul etmeye başlamıştır..

    Bilin ki artık aşkın olmadığına inanmıştır..

    Bilin ki sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır.. .

    O da kim ne diye sormayın artık…

    Çok ağlayan kadınlar eninde sonunda kendilerine sarılırlar çünkü..!!