İnsan vücudunu imalat yapan bir fabrikaya benzeÂtebiliriz. Bu fabrika, ya elektrik veya bir yakıtın yanÂması ile oluÅŸan enerji ile çalışır. Ancak, fabrikada yaÂpılacak veya üretilecek bir mal için de çeÅŸitli maddelere ihtiyaç vardır, insan vücudunda yer alan kanın, sıvılaÂrın, organların ve sistemlerin gerek düzenli çalışabilÂmeleri ve gerekse bunların yenilenebilmeleri için de enerji (kalori) saÄŸlayan maddelerin dışında kalori saÄŸÂlamayan daha birçok maddelere ihtiyaç vardır. Bu madÂdeler {ki yine yiyecek ve içeceklerden saÄŸlarız), yaÅŸam için zorunludur. Bu maddelerin yetersizliÄŸi saÄŸlıklı yaÂÅŸamı etkiler.
Gerek enerji (kalori) saÄŸlamaları ve gerekse vücuÂdumuzda yer alan tüm organ ve sistemlerin devamlılıkÂlarını ve yenilenmelerini saÄŸlayan tüm gıdalar beÅŸ ana gruba ayrılırlar. Her grubun da ayrı ayrı türleri ve ayÂrı ayrı yararları vardır. Bu gruplar ÅŸunlardır:
1 — Proteinler
2 — Karbonhidratlar
3 — Yemeklik yağlar
4 —Vitaminler
5 — Mineraller
 Proteinler :
Bunlara azotlu maddeler de denir. Proteinler besÂlenmenin temelini teÅŸkil ederler. BilindiÄŸi gibi insan vüÂcudunu oluÅŸturan kaslar (etler), kemikler, organlar, siÂnirler, iç salgı bezleri ve deri hep hücrelerden meydana gelmiÅŸlerdir. DiÄŸer taraftan, iç salgıbezlerince salgılaÂnan (ifraz olunan) hormonlar, cinsiyet hücreleri (sperm ve yumurtacıklar) de hücrelerden oluÅŸurlar. İnsan vücuÂdunda yer alan her cins ve ÅŸekilde hücrelerin tümünün deÄŸiÅŸik olmak ÅŸartıyla yaÅŸam süreleri vardır. Yani bu hücreler bir süre yaÅŸadıktan sonra ölürler ve yerlerine yeni hücreler oluÅŸur ve onların yerlerini alırlar. İşte, çok önemli olan tüm bu hücrelerin temelini ve yapılaÂrını proteinler saÄŸlar. Åžu halde, gerek devamlı yenilenen hücreler için ve gerekse yenilerinin büyüme ve geliÅŸmeÂleri için temel besin maddesi dediÄŸimiz protein zorunÂludur. Ayrıca, bir ameliyat veya kaza sonucu kesilen yerlerin yerine gerekli yeni hücrelerin oluÅŸmaları için de protein gereklidir. Bu nedenle protein insan vücuduÂnun yapıtaşıdır.
Demek oluyor ki, proteinlerin insan vücudunda yaÂpıcı ve geliÅŸtirici nitelikleri vardır. Ayrıca, vücudumuzÂda yer alan kan dahil tüm sıvıların özünü proteinler oluÅŸturur.
Proteinler, normal ve gereÄŸi kadar alındıklarında, ÅŸiÅŸmanlatıcı etkileri yoktur. İşte bu yapıcı niteliklerinden dolayı, proteinler, gerek ÅŸiÅŸmanlatıcı ve gerekse zayıflaÂtıcı tüm beslenme rejimlerinde yer alan bir besin türüÂdür.EÄŸer her gün gerekli miktarda protein alınmazsa, bu eksikliÄŸi karşılamak için vücut kendi kaslarından proÂtein söker alır. Böylece, kaslar yumuÅŸar ve sarkar, kanÂsızlık, tansiyon düşmesi, yorgunluk, bacaklar ile el ve gözkapaklarında ÅŸiÅŸmeler, hastalıklara karşı direnç azÂlığı kendini gösterir. İşte, bu nedenle geniÅŸ yanıklardan, ameliyatlardan, kemik kırılmalarından ve ateÅŸli hastaÂlıklardan sonra ve kansızlıklarda yüksek proteinli reÂjimler önerilir. Ancak, burada bir hususu belirtmemiz gerekir. Protein’lerle ilgili olarak, halkımız arasında çok yanlış bir bilgi ve kanı yerleÅŸmiÅŸtir. O da. ÅŸudur: «Et proteindir, ÅŸiÅŸmanlatmaz, onun için ne kadar yersen ye.» Bu çok yanlış ve gerçek dışıdır. Zira, gereÄŸinden fazla protein alınırsa, —örneÄŸin et yenirse— bunun saÄŸlaÂdığı enerji de sarfedilmezse, o zaman bu fazla enerji vücutta yaÄŸ olarak depolanır ve ÅŸiÅŸmanlığa götürür.
Proteinler, kaynak (köken) açısından iki gruba ayÂrılırlar: 1 — Hayvansal Proteinler, 2 — Bitkisel ProteÂinler.
Hayvansal proteinler arasında koyun, kuzu, sığır ve tavuk etlerini, balıkları, beyin, böbrek, karaciÄŸer, yuÂmurta, süt ve sütten yapılan yoÄŸurt ve çeÅŸitli peynirleri sayabiliriz. Ancak, bazı proteinli yiyeceklerde deÄŸiÅŸik oranlarda yaÄŸ da bulunmaktadır. ÖrneÄŸin, genel olarak kesim hayvan etlerinde, tavuk etlerinde ve deÄŸiÅŸik tür peynirlerde deÄŸiÅŸik oranlarda yaÄŸ bulunur. Etler, her ne kadar görünüşte yaÄŸsız da olsalar, liflerin arasında deÂÄŸiÅŸik oranlarda ve görülmeyen yaÄŸlar mevcuttur.
Bitkisel proteinler arasında kuru fasulyeyi, nohutu, mercimeği, mısırı, cevizi ye fındığı sayabiliriz.
Karbonhidratlar:
Karbonhidratların sindirimi nispeten daha kolaydır.
Bunlar kalori veren ve fakat yanıtladıkları takdirde yaÂÄŸa dönüşen ve vücutta yaÄŸ birikintilerini meydana geÂtiren besinlerdir. YediÄŸimiz tüm gıdaların hemen hemen büyük bölümünü karbonhidratlar oluÅŸturur. ÖrneÄŸin, kuru ve taze sebzeler, kuru ve taze meyveler, ÅŸekerli maddeler, tatlılar, çikolatalar, pirinç, ekmek, makarna ve patates ile hamurlular, ayrıca, alkollü ve alkolsüz içecekler karbonhidrat grubunda yer alırlar.
Ancak, burada bir hususu belirtmek gerekir. KitaÂbımızın 12′nci bölümünde «Bazı Yiyeceklerin ve İçeÂceklerin BileÅŸimleri ve Net Kalori DeÄŸerleri» tablolarınÂda da görüleceÄŸi gibi, hemen hemen tüm yiyeceklerde deÄŸiÅŸik oranlarda olmak üzere protein, yaÄŸ ve karbonÂhidrat bulunmaktadır. Bu nedenle bir yiyecek maddeÂsinde oran olarak bu üç gruptan hangisi daha fazla ise, yiyecek genel olarak o gruba dahil edilmiÅŸtir. Åžu halde, karbonhidrat diye kabul ettiÄŸimiz ve yukarıda saydığıÂmız yiyeceklerde aynı zamanda protein ve yaÄŸ da varÂdır, deÄŸiÅŸik oranda. ÖrneÄŸin mercimekte, kuru fasulya da, nohutta hem protein ve hem de karbonhidrat vardır. Bunlarda az miktarda yaÄŸ da bulunmaktadır.
Karbonhidratlar deyince, genel olarak kalorileri yüksek olan ve dolayısıyla ÅŸiÅŸmanlatan besinler akla gelÂmektedir. ÖrneÄŸin ÅŸeker, bal, reçel, çikolata, unlu yiyeÂcekler ve tatlılar ile alkollü içkiler hep karbonhidrat gruÂbunda yer alırlar.
Deneyler, yüksek kalorili bu tür karbonhidratlardan az yiyenlerin zayıfladıkları veya aynı kiloda kaldıklarıÂnı göstermiÅŸtir. Bu deneylerden sonra, bu tür karbonÂhidratlardan az olan bir rejim Amerika ve İngiltere’den sonra tüm dünya ülkelerine yayılmış ve uygulanmaya baÅŸlanmışsa da, eski yaygınlığını kaybetmiÅŸtir. Bu besÂlenme ÅŸekline «Karbonhidrat Rejimi» denmektedir. Bu .rejimde proteinler ile az miktarda yaÄŸ ve kalorileri çok az olan meyveler, sebzeler ve salatalar yer almaktadır. Ancak, hemen ÅŸu hususu belirtelim ki, bu rejimin yaÂrarları ve zararları hakkında leh ve aleyhinde bilimsel tartışmalar henüz sonuçlanmamıştır.
Yemeklik YaÄŸlar:
Bunlar da karbonhidratlar gibi, vücutta yanarak enerji (kalori) saÄŸlayan besinlerdir. YaÄŸların kaynakları proteinler gibi hayvansal ve bitkiseldir. Hayvansal olanÂlar, her türlü etlerin yaÄŸları, kuyrukyağı, sütteki yaÄŸ, çeÅŸitli tereyaÄŸları ve yaÄŸlı peynirlerdir. Bitkisel olanÂlar ise, zeytinyağı, mısırözüyağı, ayçiçeÄŸiyağı ve paÂmukyağı gibi yaÄŸlardır.
Yemeklik yaÄŸlar, ya sıvı veya katı ÅŸekildedir. GeÂrek hayvansal ve gerekse bitkisel tüm yaÄŸlarda, deÄŸiÅŸik oranlarda ve cinslerde vitaminler bulunur. Ayrıca, kaloÂri bakımından, aynı ağırlıktaki tüm yaÄŸlar aynı kaloriyi verirler. YaÄŸlar hangi ÅŸekilde yenirse yenilsin, saÄŸlaÂdıkları kalori miktarı aynı miktarda proteinlerden ve karbonhidratlardan iki kat fazladır. Şöyle ki:
1 gram protein — 4 kalori verir
1 gram karbonhidrat — 4 kalori verir
1 gram yağ — 9 kalori verir
Yağlar sağladıkları bu fazla kalorilerden dolayı kış aylarında ve soğuk iklimlerde daha fazla yenmektedir. Yemeklik yağlar da karbonhidratlar gibi sağladıkları kaloriler harcanmazlarsa, vücudun muhtelif yerlerinde yağ olarak depolanırlar.
YaÄŸların vücutta ÅŸekere dönmeleri karbonhidratÂlardan ve proteinlerden azdır ve şöyledir:
Besinler Şekere dönme oram Eşittir
 100 gram karbonhidrat 100 gram protein 100 gram yağ
Vitaminler : 100 gram ÅŸekere 58 gram ÅŸekere 10 gram ÅŸekere
 SaÄŸlıklı yaÅŸam için ana besin türleri olan proteinÂler, karbonhidratlar ve yemeklik yaÄŸların yanı sıra vüÂcudun vitaminlere de ihtiyacı vardır. Vücudumuzda yer alan organların ve sistemlerin normal ve düzenli çalışaÂbilmeleri için vitaminler yaÅŸamsal önem taşırlar.
Vitaminlerin kesinlikle kalorileri yoktur ve ÅŸiÅŸmanÂlatmazlar. Fakat, maalesef bizde ve özellikle hanımlarıÂmızda yanlış bir kanı yerleÅŸmiÅŸtir. O da, «vitaminler ÅŸiÅŸmanlatır» kanışıdır. Ne zaman bir hastamız vereceÄŸiÂmiz reçetede vitamin yazıldığını görürse, «Aman dokÂtor, beni ÅŸiÅŸmanlatmasın?» sorusu ile karşılaşırız. Bunun kesinlikle doÄŸru olmadığı tıbben ispatlanmıştır.
Vitaminler gerek fiziksel ve gerekse kimyasal özelÂlikleri yönünden 2 grupta toplanırlar:
1 — YaÄŸda eriyen vitaminler: Mesela, A, D, E, ve K vitaminleri gibi…
2 — Suda eriyen vitaminler: Mesela, b grubu vitaÂminleri ve C vitamini gibi…
Daha önce de söylediÄŸimiz gibi, vitaminler saÄŸlıklı yaÅŸam için çok önemlidir ve vitamin yetersizlikleri bazı hastalıklara neden olmaktadır. Her ne kadar tıpta harfÂlerle veya diÄŸer adlarla bilinen ve kullanılan birçok viÂtamin mevcutsa da, saÄŸlıklı bir yaÅŸam ve düzenli bir ÅŸekilde zayıflamak için, bunlardan bazıları diÄŸerlerine göre, çok daha önemlidir. Åžimdi bu önemli vitaminlere deÄŸinmek yararlı olur.
A — vitamini, vücuttaki tüm hücrelerin yapımını ve korunmasını destekler. Gece körlüğünü önler. HastaÂlıklara ve mikroplara karşı vücudun direncini artırır. Güzel bir ten ve cildin ihtiyarlamamasını saÄŸlar. A viÂtamini ÅŸu besinlerde bulunur: BalıkyaÄŸmda, karaciÄŸerde, yumurtada, beyinde, marulda, radikada, rokada, semiz-otunda, maydanozda, yeÅŸil salatada, ıspanakta, domatesÂte, havuçta, soya fasulyesinde, sütte, tereyağında, kayısıÂda ve hurmada.
D — vitamini, kemikler ve diÅŸler için çok önemliÂdir. D vitamininin kalsiyum ve fosforun kemiklere yerÂleÅŸmesinde önemli rolü vardır. D vitamini kanda kalsiÂyum ve fosforu normal bir düzeyde tutar. Åžu halde, D vitamini kemiklerin erimelerine mani olur. EksikliÄŸinde, özellikle çocuklarda, kemikleÅŸmede bozukluklar ve keÂmik hastalıkları görülür. D vitamini diÅŸler için de yaÂrarlı ve gereklidir. Ayrıca, sinirlerin saÄŸlam ve normal geliÅŸmelerine yardımcı olur. D vitamini de A vitamini gibi yaÄŸda erir ve suda erimez.
D vitamini güneÅŸ ışınları ile de vücutta oluÅŸabilir. Bu nedenle D vitaminine güneÅŸ vitamini de denir. YaÂzın güneÅŸ banyolarının bir yararı da vücutta D vitamiÂninin oluÅŸmasıdır. Bu yüzden güneÅŸ ışığından yoksun yerlerde, izbe yerlerde yaÅŸayan insanların çocuklarında raÅŸitizm hastalığı (kemik hastalığı) daha çok görülür. Bu hastalığa kış aylarında daha çok rastlanır. KuÅŸkusuz bu gibi kemik hastalıkları güneÅŸin dışında beslenmede yeteri kadar D vitamini yer almazsa kendini gösterir. D vitamini ihtiyacı yaÅŸa, diyete ve iklime göre deÄŸiÅŸir.
D vitamini, yiyeceklerde sınırlıdır. Bitkisel yaÄŸlarÂda yoktur. D vitamini için en zengin kaynak balıkyaÄŸlarıdır. Balıklardan özellikle ton balığında, pisi balığında, sardalya balığında boldur. D vitamini ateÅŸte, piÅŸirilirken ve konservede harap olmaz. Bu bakımdan balık konserÂvelerinin iyi vitamin kaynağı olduÄŸu bildirilmektedir. D vitamini ayrıca, kakao yağında, yumurta sarısında, teÂreyağında bulunur. Åžu halde, çok önemli olan D vitaÂmini iki kaynaktan saÄŸlanır: 1) D vitamini bulunan beÂsinlerin yenmeleri ile, yani sindirim kanalı ile, 2) Deri yolu ile. GüneÅŸ ve ultraviyole ışınları deride bulunan provitamini vitamine çevirir ve kana geçer. Alınan D viÂtamininin fazlası da karaciÄŸerde depo edilir.
E vitamini, özellikle hücrelerin olgunlaÅŸmalarına ve çoÄŸalmalarına ayrıca sinir ve adale sistemlerinin iyi çaÂlışmalarına yardımcı olur. E vitamini erkeklerde husyeÂleri, kadınlarda yumurtalıkları ve bunların çalışmalarıÂnı yararlı bir ÅŸekilde etkiler. Bu nedenle kısırlık ve düÂşük tedavilerinde E vitamini verilir. Gebelerin ve süt verenlerin E vitamini ihtiyaçları normal kiÅŸilere nazaÂran daha fazladır, E vitamini de A ve D vitaminleri giÂbi yaÄŸda erir ve suda erimez.
E vitamini, A ve D vitaminlerinden çok zengin olan balıkyaÄŸlarında ve bira mayasında bulunmaz. MeyÂvelerde genellikle çok azdır, en çok muzda bulunur. AyÂrıca, buÄŸday tanesinde, mısırda, çavdarda, fıstık, fınÂdıkta mevcuttur. Bunların dışında E vitamini, marul, yeÅŸil salata gibi yeÅŸil yapraklı bitkilerde, pamuk, soya, mısır, fıstık ve zeytinyağı gibi bitkisel yaÄŸlarda ayrıca, bu bitkisel yaÄŸlardan elde edilen margarinlerde bol buÂlunur.
K vitamini A, D ve E vitaminleri gibi K vitamini de yaÄŸda eriyen dördüncü vitamindir. YetersizliÄŸi kanamaÂlara ve kanın pıhtılaÅŸmamasma neden olur. Böylece, küÂçük ezikler ve kesilmeler sonucu deri altında ve deride kanamalar görülür ve pıhtılaÅŸma olmayınca da kanama devam eder. jtÅŸte, bu nedenle K vitaminine «antihemo-rajik vitamin», (Koagülasyon vitamini) ve «protrombin faktörü» gibi adlar da. verilmiÅŸtir.
Genel olarak insanlarda K vitamini yetersizliÄŸine pek raslanmaz. Ancak, aşırı kanamalarda (ameliyat, doÂÄŸum ve kaza gibi hallerde) K vitamini ilaç olarak kulÂlanılır. Ayrıca, ameliyatlardan ve doÄŸumlardan önce kaÂnın pıhtılaÅŸma derecesine bakılmalı ve pıhtılaÅŸma zayıf ise, bu müdahalelerden önce K vitamini verilmelidir.
Kaynakları: K vitamini, yiyeceklerde yaygın olaÂrak bulunur. Özellikle yeÅŸil yapraklı bitkilerde bulunur, örneÄŸin, ıspanak, domates, soya fasulyesi gibi…
Åžimdi de suda eriyen vitaminlere deÄŸineceÄŸiz.
Bl vitamini, tiroid bezinin çalışmasına yardımcı olur. Bitkinlik ve yorgunluÄŸu Önler, insanın daha enerÂjik olmasını saÄŸlar. Onun için buna canlılık vitamini de derler. B 1 vitamini ÅŸu besinlerde bulunur: Bira mayaÂsı, soya fasulyesi, kuru ve taze fasulyelerde, mercimek, marul, bakla, böbrek, yumurta sarısı, nohut ile saf buÄŸÂday ununda. Beyaz ekmekte az, siyah ekmekte daha çoktur.
B 2 vitamini, derinin saÄŸlıklı görünmesini ve gözleÂrin parlaklığını saÄŸlar. EksikliÄŸinde dudak kenarlarında çatlamalar ve iltihaplar meydana gelir. DoÄŸada B 1 ve B 2 vitaminleri hemen daima beraber bulunurlar. Åžu halde B 1 vitamini bulunan besinlerde B 2 vitamini de vardır. Yalnız yumurta akında çok B 2 bulunur ve hiç B 1 yoktur. Sarısında ise B 1 çoktur.
B 6 vitamini, sinirlerin dingin kalmalarına yardımÂcı olur. EksikliÄŸinde, bazı adale kramplarına, bazı tür kansızlıklara neden olur. B 6 vitamini özellikle proteince zengin yiyeceklerde bulunur, örneÄŸin, et, balık ve benzeri gıdalar, karaciÄŸer, tahıllar, kuru baklagillerde. Süt ve sebzelerde azdır.
B12 vitamininin, böbrek kanamaları ve karaciÄŸer hastalıklarını önleyici etkisi vardır. EksikliÄŸi, bazı kan hastalıklarına ve kansızlığa ayrıca sinir iltihaplarına neÂden olur. B 12 vitamini daha çok et, balık, yumurta, süt ve yoÄŸurt ile peynir gibi süt ürünlerinde, yani hayÂvansal yiyeceklerde bulunur.
C vitamini, ilk bulunan vitaminlerdendir. EksikliÄŸi, derialtı damarlarında ve diÅŸ etlerinde kanamalara, kanÂsızlığa, halsizliÄŸe, yorgunluÄŸa, özellikle enfeksiyonlarda vücut direncinin azalmasına neden olur. Çok yararlı olan C vitamini, nezle, grip ve tüm ateÅŸli ve ateÅŸsiz enÂfeksiyonlarda ve ayrıca, zayıflama rejimlerinde özellikÂle tavsiye edilir.
C vitamini taze sebzelerde ve taze meyvelerde özelÂlikle portakal, greyfurt, limon, domates, aÄŸaççileÄŸi, yeÂÅŸil biber, karnabahar, maydanoz ve ıspanakta bulunur. Ancak, vitaminler arasında ilk bulunanlardan, dolayıÂsıyla en eski bilinen vitamin olması nedeniyle halkımız arasında en çok sözü edilen ve bilinen bu vitaminin baÂzı özelliklerini aydınlığa çıkarmak gerekir.
Her ne kadar birçok yiyeceklerde bulunmasına ve birçok yararları görülmesine raÄŸmen, C vitamini tüm viÂtaminler içinde en çabuk harap ve yararsız duruma geÂlen vitamindir. Kısaca bunlara deÄŸinmekte yarar görÂmekteyiz. C vitamini bu niteliÄŸi dolayısıyla limon, porÂtakal, gibi meyveler ayıklanıp veya suları sıkılmış olaÂrak oda içerisinde bırakılacak olurlarsa, birkaç saat içinÂde vitaminin yüzde ellisi kaybolur. DiÄŸer kabuklu meyÂveler için de bu sonuç aynıdır. Lahana, havuç, turp renÂdelenip oda ısı derecesinde bırakıldığı zaman büyük miktar vitamin kaybolur. Kuru sebzeler de uzun zaman durdukça kayıpları çoÄŸalır. Bunlar soÄŸukta ve karanlıkÂta saklanırlarsa, kayıp azalır. Portakal, greyfurt ve liÂmon suları buzdolabında daha uzun zaman vitaminleriÂni muhafaza ederler. Buna karşılık açıkta veya oda ısıÂsında bir gün bırakılırlarsa, yarıdan fazla vitamin yok olur. Sebzelerin fırında veya ateÅŸte uzun süre piÅŸirilmeÂleri halinde vitamin yitimi çoktur.
Böylece, C vitamini sıcaklığa karşı dayanıklı deÄŸilÂdir. Ayrıca, meyve ve sebzelerden yapılan turÅŸularda, tuzlama ve salamuralarda vitamin kalmaz.
Vitaminler Hakkında Genel Bilgiler:
Åžu noktayı Öncelikle belirtmek gerekir ki, yiyecekÂlerde bulunan doÄŸal vitaminler ile, ilaç olarak alınanÂlar arasında etki bakımından bir fark mevcut deÄŸildir. Bu nedenle, yaÅŸam için çok zorunlu olan bu vitaminleÂri, özellikle bizim gibi meyveleri ve sebzeleri bol bir ülÂkede, mümkün olduÄŸu kadar ilaç yerine doÄŸadan almalıÂyız. Ne var ki, zayıflama için kiÅŸinin yaÅŸantısına, ÅŸiÅŸÂmanlık durumuna uygun hangi rejim seçilirse seçilsin, gerekli bazı vitaminlerden kısmetlerini daha az alabiÂlirler. Yani onların belirli vitaminlerde açıkları olabiÂlir. Bu gibi durumlarda sözünü ettiÄŸimiz vitaminleri kapÂsayan haplardan günde bir tane almanın yararlı ve zoÂrunlu olduÄŸu gösterilmiÅŸtir.
Mineraller (Madenler) :
Mineraller de vitaminler gibi, proteinler, karbonÂhidratlar ve yemeklik yaÄŸlar dışında vücut için gerekli ve düzenli yaÅŸam için de zorunlu maddelerdir. BunlaÂrın da kalori’ deÄŸerleri, vitaminler gibi yoktur. Ancak, araÅŸtırmalar göstermiÅŸtir ki, düzenli bir beslenme için 14 çeÅŸit minerale ihtiyaç vardır. Genel olarak bunlar, deÄŸiÅŸik oranlarda olmak üzere, aldığımız gıdalarda buÂlunurlar. Ne var ki, zayıflama rejimlerinde, yiyecekleÂrin sınırlandırılmaları sonucu, vitaminler gibi bunlara da ihtiyaç duyulduÄŸu görülmüştür.
Bu mineraller arasında bazıları, diÄŸerlerine göre daÂha önemlidirler. Bunlar ise, kalsiyum, fosfor, demir ve iyottur.
Kalsiyum ve fosfor, D vitamini ile birlikte vücut iskeletini oluÅŸturan kemikler ve diÅŸler için önemli ve gereklidir. Kalsiyum yetersizliÄŸi ayrıca, aÄŸrılı adale spazmlarına neden olur. Her iki mineral de yani kalsiÂyum ve fosfor en çok süt ve sütten yapılmış peynir gibi besinlerden saÄŸlanır.
Kanımızda dolaÅŸan, tüm doku ve organlara oksijen ve besin maddelerini taşıyan alyuvarların içindeki heÂmoglobinin yapımı için demir, Önemli ve gereklidir. DeÂmir noksanlığı, hemoglobin noksanlığı doÄŸurur. Bu ise, beslenmeyi etkiler ve kansızlığa neden olur. Deneyler göstermiÅŸtir ki, âdet gören kadınların ve gebelerin, «C vitaminine» diÄŸer kadınlara göre, daha fazla demire ihÂtiyaçları vardır. Demir madeni ise, karaciÄŸer, havuç, keÂreviz, soÄŸan gibi sebzelerde, yumurtada, pekmezde ve ayrıca, muz, kayısı, ÅŸeftali ve kiraz gibi meyvelerde buÂlunur, önemi bakımından demir, yeteri kadar gıdalarÂdan alınamazsa, hekimler tarafından vitaminler ile birÂlikte yapılmış demir ilaçları ağızdan verilmektedir. KanÂsızlık tedavisinde olduÄŸu gibi…
Tiroit bezinin normal çalışabilmesi ve hormonlaÂrını salgılayabilmesi için iyot zorunlu bir madendir. İyot yetersizliÄŸi, guatr hastalığı denilen tiroid bezinin anormal olarak büyümesine ve tiroid hormonunun yeÂtersiz salgılanmasına neden olur. Son açıklanan istatisÂtiklere göre, maalesef, Türkiye’de üç milyonun üzerinde guatrlı hastanın bulunduÄŸu ve bunlardan yüzde 80′ inin de kadın olduÄŸu anlaşılmıştır.
Böylece, saÄŸlıklı yaÅŸam için iyot gereklidir ve gebe kadınların iyota daha da çok ihtiyacı vardır, iyot genelÂlikle içilen sulardan alınır. Ancak, her bölgenin içilen sularında aynı miktarda iyot bulunmayabilir. DiÄŸer taÂraftan, balık ve istiridye gibi, deniz üıünlerinde, alabaÂlıklarda iyot zenginliÄŸi vardır. Ayrıca, sebzelerde, süt ve yumurtada iyot mevcuttur. Bu nedenle, içilen sularında ve beslenmelerinde iyot yetersizliÄŸi olan ülkeler ve ülÂkelerin bazı bölgelerinde guatr hastalığı daha sık görülÂmektedir. Bu gibiler için ilaç firmaları tarafından iyotlu tuzlar ve iyot tabletleri yapılmıştır. Bunlar bizim memÂleketimizde de bulunmaktadır. Ancak, bu tür ilaçlar keÂsinlikle hekim tavsiyesine göre alınmalıdır.
YaÅŸam için gerekli olan maddelerin beÅŸ gruba ayÂrıldığını belirttik ve bu gruplara kısaca deÄŸindik. Åžimdi de dengeli beslenme nedir ve nasıl saÄŸlanır sorularını yanıtlamaya çalışalım.

